Gazzeli doktorlardan çağrı: İsrail'in iade ettiği Filistinlilerin naaşlarından hayati organların çalındığını tespit ettik

Gazzeli doktorlar, İsrail'in iade ettiği naaşların organlarının tam olmadığını fark etti ve Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Gözlemevi uluslararası bir soruşturma komitesi kurulması çağrısında bulundu

İsrail ordusunun Şifa ve Endonezya hastanesinde bazı ölülerin naaşlarını alıkoyduğu yönünde suçlamalar yöneltiliyor / Fotoğraf: Meryem Ebu Dakka- Independent Arapça
İsrail ordusunun Şifa ve Endonezya hastanesinde bazı ölülerin naaşlarını alıkoyduğu yönünde suçlamalar yöneltiliyor / Fotoğraf: Meryem Ebu Dakka- Independent Arapça
TT

Gazzeli doktorlardan çağrı: İsrail'in iade ettiği Filistinlilerin naaşlarından hayati organların çalındığını tespit ettik

İsrail ordusunun Şifa ve Endonezya hastanesinde bazı ölülerin naaşlarını alıkoyduğu yönünde suçlamalar yöneltiliyor / Fotoğraf: Meryem Ebu Dakka- Independent Arapça
İsrail ordusunun Şifa ve Endonezya hastanesinde bazı ölülerin naaşlarını alıkoyduğu yönünde suçlamalar yöneltiliyor / Fotoğraf: Meryem Ebu Dakka- Independent Arapça

İsrail ordusu, hiçbir gerekçe göstermeden Gazze Şeridi'nde bulunan Şifa Hastanesi'nin avlusuna gömülen yüzlerce naaşı ve morgların içindeki naaşları alıkoyup, bilinmeyen bir yere nakletti.

Bu durum, Filistinlilerin organlarının çalınmasıyla ilgili İsrail'e yönelik iddiaları araştıran bir dizi insan hakları kurum ve kuruluşunun konuyla ilgili endişelerini artırdı.

Söz konusu kuruluşlar arasında, Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Gözlemevi de yer alıyor.

Gözlemevi, birkaç gün önce İsrail ordusunun Şifa ve Endonezya hastanelerindeki bazı ölülerin naaşlarını alıkoyması ve göç koridoru civarında Selahaddin ana yolu üzerinde ordu tarafından tahsis edilen bölgenin merkezine ve güneyine kadar olan bölgede bulunan naaşların alıkonulduğu diğer vakalar hakkında karara varacak bağımsız bir uluslararası soruşturma komitesi kurulması çağrısında bulundu.

Bu iddialar, İsrail ordusunun yakın zamanda iade ettiği ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi'ne teslim ettiği bazı naaşları inceleyen ve muayene eden Gazzeli doktorların, naaşların göz korneası, koklea, karaciğer, böbrekler ve kalp gibi diğer hayati organların çalındığını fark etmesinin ardından ortaya çıktı.

Gazze Şeridi'ndeki hükümetin yayımladığı rakamlara göre, İsrail tarafından alıkoyduğu bilinen onlarca kişi dahil olmak üzere, yaklaşık 7 bin kayıp kişi olduğu tahmin ediliyor.

Kalıntılar ve naaşları

2019'da İsrail Yüksek Mahkemesi, askeri görevlilerin naaşlara geçici olarak alıkoymasına ve onları sayı mezarlıkları (naaşların veya kalıntıların üzerine iliştirilmiş metal plakalara numaraların kazındığı, anonim olarak gömüldüğü kapalı askeri alanlar) olarak bilinen yerlere gömmesine izin veren bir karar çıkardı.

2021'in sonunda Knesset, polise ve orduya ölü Filistinlilerin kalıntılarını saklama yetkisi veren bir yasayı çıkararak bu kararı güçlendirdi.

Uluslararası hukuk, silahlı çatışmalar sırasında öldürülenlerin bedenlerine saygı gösterilmesinin ve naaşların korunmasının gerekliliğini vurguluyor.

4. Cenevre Sözleşmesi, bir çatışmanın taraflarının, ölülerin organların çalınmasının ve bedenlerinin parçalanmasını önlemek için mümkün olan tüm önlemleri almalarını şart koşuyor.

Birleşmiş Milletler insan organı ticaretini 'suç' olarak sınıflandırırken, Mayıs 2014'te Birleşmiş Milletler Suçun Önlenmesi ve Ceza Adaleti Kurultayı, organ ve insan ticaretini yasaklayan ve bununla mücadeleyi tavsiye eden bir karar yayımladı.

İsrail'in araştırma ve incelemelerine göre İsrail'in 'insan derisi' rezervi 170 metrekareye ulaşıyor.

Bu deriler 1985 yılında kurulan İsrail Deri Bankası'nda muhafaza ediliyor ve ana tedarikçisi Kudüs'teki İsrail Adli Tıp Enstitüsü olarak biliniyor.

Yanık tedavisinde uzmanlaşmış İsrailli tıbbi kaynaklarına göre banka, 2000 yılındaki İkinci İntifada sırasında, o dönemde Filistinliler tarafından gerçekleştirilen bombardımanlar sonucunda ciddi yanıklara maruz kalan birçok İsraillinin hayatını kurtararak etkinliğini kanıtladı.

Avrupa Birliği Transplantasyon Komitesi'nin raporuna göre, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile yapılan iş birliği sonucunda Tel Aviv'in, nüfusa göre organ naklinde 55 Avrupa ülkesi arasında 33'üncü, organ bağışını reddetmede ise bu ülkeler arasında üçüncü sırada yer aldığı ortaya çıktı.

"İsrail, ölü Filistinlilerin naaşlarını alıkoyma konusunda uzun bir geçmişe sahip"

Birçok hastanede çalışan doktorlar, Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Gözlemevi'ne, adli tıbbi muayenenin, naaşlara daha önce yapılan cerrahi müdahaleler nedeniyle, organ hırsızlığını kanıtlamak veya reddetmek için yeterli olmadığını belirtti.

Zira yoğun hava ve topçu saldırıları ve devam eden yaralı akını altında, ordunun alıkoyduğu naaşlar hakkında doğru bir analitik inceleme yapılmasının imkansız olduğu vurgulandı.

Merkezi Cenevre'de bulunan Gözlemevi, "İsrail'in ölü Filistinlilerin naaşlarını alıkoyma konusunda uzun bir geçmişi olduğunu" belirtti.

Gözlemevi, İsrail'in 'onları belirli bölgelerdeki gizli toplu mezarlarda alıkoyduğunu' söyledi.

Daha önce yaptığı açıklamada "İsrail yetkilileri, ölen kişilerin naaşlarını bir süre alıkoyduktan sonra otopsi yapılmaması şartıyla ailelerine yani Batı Şeria sakinlerine veriyor, bu şart bazı organların çalınması durumunu gizleyebilir" ifadelerine yer verdi.

Bunu yasaklayan uluslararası sözleşme ve anlaşmaların göz ardı edilmesi ve naaşların onurlu bir şekilde ve dini inançlarına uygun olarak defnedilmesi için ailelerine teslim edilmesinin reddedilmesinin, Lahey Sözleşmesi'nin 50'nci maddesi ve 4. Cenevre Sözleşmesi'nin 33'üncü maddesinde yasaklanan 'toplu cezalandırma' anlamına gelebileceğini vurguladı. 

Meşru şüpheler

"Şehitlerin Cenazelerini Kurtarmaya Yönelik Ulusal Kampanya", mevcut durum göz önüne alındığında, İsrail yetkililerinin Filistinlilerin, özellikle de Kudüs'ün içinden gelenlerin naaşlarını teslim ederken, gece gömülmesini ve otopsi yapılmamasını şart koşması sebebiyle, Gözlemevi'nin İsrail'in Filistinlilerin organlarını çaldığına yönelik öne sürdüğü şüphelerin meşru ve göz ardı edilemez olduğunu düşünüyor.

Kurbanın ailesinin herhangi bir eylemde bulunmasını engellemek için ordu, naaşları donmuş halde teslim ediyor.

Uzmanlara göre bu, Filistinlilerin donma durumu sona erene kadar meşru tıbbi prosedürleri yerine getirmesini engelliyor.

Naaşın çözülmesi en az 24 ila 48 saat gerektiriyor ancak çoğu aile buzların erimesini beklemeye dayanamıyor ve otopsi yerine CT taraması yaptırıyor. 

Şehitlerin Cenazelerini Kurtarmaya Yönelik Ulusal Kampanya'ya göre, İsrail, 2015'ten bu yana Batı Şeria ve Kudüs'ten yaklaşık 177 Filistinlinin naaşını, sıfırın altında 40 dereceye ulaşabilen özel dondurucularda tutuyor.

Ayrıca, sayısız mezarlıkta 255'e yakın naaşın tutulduğu ve 75 kayıp kişinin naaşlarının alındığı da kabul edilmiyor.

Kampanya koordinatörü Hüseyin Şucaiye'ye göre, Kampanya'nın 2008'den bu yana İsrail mahkemeleri önündeki takibi ve hukuki savunmalarının, İsrail'in naaşları teslim etmeme ve bu hassas insani dosyayı, müzakerelerde ve takas anlaşmalarında kullanmak üzere siyasi bir dosyaya haline getirme konusundaki inatçılığıyla çatıştığını belirtti. 

Şucaiye "Alıkonulan cenazelerin isimleri ve mezar numaralarının yer aldığı eksiksiz bir dosyayı Kızılhaç'a sunmak üzere hazırladık. Eğer İsrail onları gelecekteki takas anlaşmalarına dahil etmeyi reddederse, alıkoyma gerekçesini kaybedecek" dedi.

Ayrıca Kampanya'nın elinde, İsrail'in Filistinlilerin naaşlarından organ veya deri çaldığına dair kesin bir kanıt bulunmadığını da belirtti. 

Ciddi endişeler

İsrail'deki İnsan Hakları İçin Doktorlar adlı sivil toplum kuruluşu, İsrail ordusunun Gazze'deki Şifa Hastanesi'ne baskın yaptıktan sonra çok sayıda naaşı alıkoymasının ordunun bu naaşlardan organ çalma ve ticaretini yapma yaklaşımının devam ettiği yönündeki korkuları güçlendirdiğini belirtti.

Kuruluşun araştırma ve proje direktörü Asil Ebu Ras, "Ordunun hayatını kaybetmiş Filistinlilerin naaşlarından organ çalmaya devam ettiği ve naaşları takas anlaşmalarıyla ilgili devam eden müzakerelerde kullandığı konusunda ciddi endişeler var" dedi.

Ayrıca Ras, "Yıllar geçtikçe, deri dahil olmak üzere Filistinli ölülerin organlarının çalındığına dair güvenilir kaynaklardan çok sayıda rapor yayınlandı ve artık söz konusu naaşların bu nedenle alıkonulduğuna yönelik korkular var" ifadelerini kullandı. 

İsrail Ulusal Organ Nakli Merkezi, 2017 yılı içerisinde durumu kritik olan hastalara 520 organ nakli operasyonu gerçekleştirdiğini, bunların arasında 222 böbrek nakli ve deri bağışı ile ciddi yanıklara yönelik onlarca operasyon da yer aldığını açıkladı.

Merkez, 2016 yılında görme engelliler için 839 kornea nakli, 155 kemik ve ses teli nakli, 55 kalp kapağı nakli gerçekleştirdiğini belirtti.

Filistinlilerin suçlamaları

Yahudi cemaatinin organ bağışı fikrini pratikte kabul etmediği bir dönemde İsrail'in dünyanın en büyük deri bankasına sahip olması, bu konuda kendisine yöneltilen suçlamaları güçlendiriyor.

2015 yılı sonunda, Filistin'in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Riyad Mansur, BM Güvenlik Konseyi'ne gönderdiği bir mektupta, İsrail'i, İsrail ordusu tarafından öldürülen Filistinlilerin naaşlarından organ çalmakla suçladı.

Mansur, o dönemde yazdığı mektubunda "Ekim 2015'te işgal güçleri tarafından öldürülen Filistinlilerin alıkonulan naaşlarının iade edilmesinin ardından yapılan tıbbi muayene sonrasında, naaşların kornea ve diğer organları olmadan iade edildiği tespit edildi" ifadelerine yer verdi. 

Geçen yılın temmuz ayında, Filistin hükümeti, İsrail'i üniversitelerin tıbbi laboratuvarlarında, alıkonulan Filistinlilerin naaşlarını kullanmakla suçladı ve bunu insan haklarının, bilimsel değerlerin, ilkelerin ve ahlakın açık bir ihlali olarak değerlendirdi.

O dönemde Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, uluslararası üniversitelere, naaşları alıkoyan İsrail üniversitelerini boykot etme çağrısında bulundu.

2017 yılı Nisan ayında İsrail yetkililerinin 1990'lardan bu yana alıkoydukları 123 Filistinliden 121'inin naaşını kaybettiklerini açıklamasının ardından, İnsan Hakları Örgütü HaMoked ve Kudüs İnsan Hakları Merkezi dahil olmak üzere insan hakları merkezleri İsrail'i "organ hırsızlığı ve ticaretinin tespit edilmesini önlemek" amacıyla, hayatını kaybeden Filistinlilerin naaşlarını planlı olarak ihmal etmek ve bu naaşları yok etmeye çalışmakla suçladı.

Naaş dosyalarının Filistinliler açısından taşıdığı önem, 2008'de Filistin hükümetini 27 Ağustos tarihini, İsrail tarafından alıkonulan naaşların kurtarılması için ulusal bir gün olarak kabul etmeye ve naaşların serbest bırakılmasının gerekliliğini hatırlatan etkinlikler düzenlemeye yönlendirdi. 

İsrail hukuku, naaşların alıkonulmasının bir pazarlık kozu olarak kullanılmasına ve Gazze Şeridi'nde Hamas tarafından tutulan İsrailli mahkumlarla takas edilmesine olanak sağlıyor.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Husiler: ABD ile İngiltere'nin düzenlediği saldırıda 2 balıkçı öldü

Fotoğraf: AA_Arşiv
Fotoğraf: AA_Arşiv
TT

Husiler: ABD ile İngiltere'nin düzenlediği saldırıda 2 balıkçı öldü

Fotoğraf: AA_Arşiv
Fotoğraf: AA_Arşiv

Yemen'de İran destekli Husiler, ABD ile İngiltere'nin, ülkenin batısındaki El-Meha kenti açıklarında düzenlediği saldırıda 2 balıkçının öldüğünü duyurdu.

Husilere bağlı Kızıldeniz Balıkçılık Genel Kurumundan yapılan yazılı açıklamada, ABD ile İngiltere'nin 1 Mart'ta Meha sahilleri açıklarında balıkçıları hedef aldığı bildirildi.

Saldırıda 2 balıkçının hayatını kaybettiği, bazılarının kaybolduğu belirtildi ancak sayı verilmedi.

Açıklamada, ABD ile İngiltere'nin, Kızıldeniz'deki varlığının binlerce Yemenli balıkçının hayatını tehdit ettiği kaydedildi.

ABD ile İngiltere'den konuya ilişkin henüz açıklama yapılmadı.

- Kızıldeniz'deki durum

Yemen'deki İran destekli Husiler, İsrail'in Gazze'deki saldırılarına tepki gerekçesiyle 31 Ekim 2023'te Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu belirttikleri ticari gemilere el koymaya, bazılarına da insansız hava araçları ve füzelerle saldırılar düzenlemeye başladı.

ABD güçleri, bu süreçte birçok kez Yemen'den atılan füze ve kamikaze dronları düşürdüğünü duyurdu.

Husilerin eylemlerinin ardından çok sayıda gemicilik şirketi, Kızıldeniz'deki seferlerini durdurma kararı aldı.

ABD, küresel deniz ticareti güvenliğinin tehlikeye girdiği gerekçesiyle 18 Aralık 2023'te bir grup ülkenin katılımıyla Husi güçlerine karşı "Refah Muhafızı Operasyonu" adında çok uluslu "deniz görev gücü" oluşturulduğunu açıkladı.

Kızıldeniz'de 31 Aralık 2023'te İsrail ile bağlantılı gemiyi ele geçirmeye çalışan Husilere ait 3 sürat teknesi, ABD helikopterlerince ateş altına alındı.

Husiler, 10 Ocak'ta da İsrail'e destek olduğu gerekçesiyle Kızıldeniz'de ABD'ye ait bir geminin füze ve kamikaze dronlarla hedef alındığını duyurdu.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 11 Ocak'ta ABD ve Japonya tarafından sunulan, Husilerin Kızıldeniz'deki saldırılarının acilen sonlandırılmasının istendiği kararı kabul etti.

Küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12'si, Akdeniz'i Kızıldeniz'e bağlayarak Avrupa ile Asya arasındaki en kısa rotayı sunan Süveyş Kanalı üzerinden yapılıyor.


İsrail, tüm uyarılara rağmen Refah'a yönelik saldırılarını sürdürüyor

Fotoğraf: Jehad Alshrafi/AA
Fotoğraf: Jehad Alshrafi/AA
TT

İsrail, tüm uyarılara rağmen Refah'a yönelik saldırılarını sürdürüyor

Fotoğraf: Jehad Alshrafi/AA
Fotoğraf: Jehad Alshrafi/AA

İsrail, "güvenli olduğu" iddiasıyla Filistinlileri sürdüğü Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'a saldırmaya devam ediyor.

Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, İsrail ordusu, Refah'ta Mısır sınırı yakınlarında boş arazilere bir dizi hava saldırısı düzenledi.

Saldırılarda yerinden edilen Filistinlilerden yaralananlar oldu.

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi Genel Müdürü İsmail es-Sevabite, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail'in, uluslararası toplumdan gelen tüm uyarılara rağmen Refah'ı yoğun şekilde bombalamayı sürdürdüğünü belirtti.

İsrail ordusunun, Refah'taki BAE Doğum Hastanesi yakınlarında yerinden edilmiş Filistinlilerin kaldığı çadırlara düzenlediği saldırıyı hatırlatan Sevabite, "İsrail, kasıtlı olarak yerinden edilenleri hedef alıyor ve Gazze halkını tehcir etmek istiyor. Bu suç cezasız kalamaz. İsrail, işlediği suçlarla '(Gazze'de) güvenli bir yer olmadığı ve Refah'ın ateş altında olduğu' mesajını veriyor." diye konuştu.

Sevabite, dünya ülkelerini, Filistin halkına karşı yürütülen soykırım ve saldırıların durması için İsrail'e baskı yapmaya çağırdı.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, Refah'taki BAE Doğum Hastanesi yakınlarına düzenlenen saldırıda 2'si sağlık personeli 11 kişinin hayatını kaybettiği, 50 kişinin yaralandığı belirtilmişti.


İsrail ordusu Gazze'nin Han Yunus kentine hava saldırılarını sürdürdü

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

İsrail ordusu Gazze'nin Han Yunus kentine hava saldırılarını sürdürdü

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus şehrine hava saldırılarına devam ederken, kente karadan da baskınlar düzenledi.

Görgü tanıklarının AA'ya verdiği bilgilere göre, İsrail askerlerinin şehre karadan saldırılarında patlama ve ağır makineli tüfek sesleri duyuldu.

Hava bombardımanının yanı sıra İsrail askeri araçları Han Yunus'un kuzey ve batısından şehrin içine doğru ilerleyişini sürdürdü.

Saldırılar sonucunda meydana gelen can ve mal kaybına ilişkin henüz bilgi edinilemedi.

Bu saldırılar, İsrail ordusunun dün akşam Han Yunus kentindeki bir binada patlamalar meydana gelmesi sonucu 3 askerin öldüğünü ve 5'i ağır olmak üzere 14 askerin yaralandığını duyurmasından saatler sonra gerçekleştirildi.

- İsrail'in Gazze'yi işgalinde 7 Ekim sonrası

Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, "Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme" gerekçesiyle İsrail'e 7 Ekim 2023'te kapsamlı saldırı düzenledi.

İsrail, 7 Ekim'deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda en az 13 bin 230'u çocuk, 8 bin 860'ı kadın olmak üzere 30 bin 320 Filistinli öldürüldü, 71 bin 533 kişi yaralandı.

Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'ne saldırılarının başladığı 7 Ekim'den bu yana 245'i karadan işgal sürecinde olmak üzere 585 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.

Çatışmalara 24 Kasım 2023'te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan "insani ara"da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeyi sürdürdü.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail güçleri ile yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 419 Filistinli hayatını kaybetti.

İsrail ordusu ve Hizbullah arasında 8 Ekim'den bu yana sınırda yaşanan çatışmalarda 219 Hizbullah mensubu, 45 Lübnanlı sivil, 11 Emel Hareketi, 12 Hamas ve 12 İslami Cihad mensubu ile 6 İsrailli sivil ve 11 asker öldü.


Hamas: İsrail’in taleplerimize yanıt vermesi halinde 24 veya 48 saat içinde ateşkes anlaşması mümkün

İsrail askerleri Gazze Şeridi sınırında (Reuters)
İsrail askerleri Gazze Şeridi sınırında (Reuters)
TT

Hamas: İsrail’in taleplerimize yanıt vermesi halinde 24 veya 48 saat içinde ateşkes anlaşması mümkün

İsrail askerleri Gazze Şeridi sınırında (Reuters)
İsrail askerleri Gazze Şeridi sınırında (Reuters)

Hamas hareketinden üst düzey bir kaynak, İsrail’in devam eden görüşmelerde hareketin taleplerini kabul etmesi halinde, Gazze Şeridi’nde ateşkesin ‘24 ila 48 saat içinde’ sağlanabileceğini söyledi. 

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre, isminin gizli kalmasını isteyen kaynak, “Bugün Kahire’de bir müzakere turu başlayacak. İsrail, yerinden edilmiş Filistinlilerin Gazze’nin kuzeyine dönmesi ve insani yardımın arttırılmasını içeren Hamas’ın taleplerini kabul ederse, önümüzdeki 24 veya 48 saat içinde bir ateşkes anlaşmasının yolu açılacaktır” diye ekledi.

Öte yandan ABD’li bir yetkili, İsrail’in ateşkes anlaşmasının genel hatlarını büyük ölçüde kabul etmesinin ardından, Gazze’de önerilen ateşkesin kaderinin, Hamas’ın ‘belirli bir kategorideki rehineleri’ serbest bırakmayı kabul etmesine bağlı olduğunu söyledi.

İsminin gizli kalmasını isteyen yetkili dün AFP’ye yaptığı açıklamada, “İsrailliler prensipte anlaşmanın şartlarını kabul etti. Top artık Hamas’ın sahasında. Hamas’ın risk altındaki belirli bir grup rehineyi serbest bırakmayı kabul etmesi halinde Gazze’de altı haftalık ateşkes bugün başlayabilir” dedi.

Savaş, Hamas’ın 7 Ekim’de başlattığı, çoğu sivil en az bin 160 kişinin ölümüne neden olan saldırının ardından başladı.

İsrail, Hamas’ı ‘ortadan kaldırma’ amacıyla Gazze’ye yoğun saldırılar düzenledi ve 27 Ekim’de karadan askeri operasyonlar başlattı.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail’in saldırıları sonucu şu ana kadar çoğu çocuk ve kadın 30 bin 320 kişi hayatını kaybetti.


İsrail ordusu Refah'ta bir ailenin evini bombaladı, 6'sı çocuk 14 kişi öldü

İsrail ordusu Refah'ta bir ailenin evini bombaladı, 6'sı çocuk 14 kişi öldü
TT

İsrail ordusu Refah'ta bir ailenin evini bombaladı, 6'sı çocuk 14 kişi öldü

İsrail ordusu Refah'ta bir ailenin evini bombaladı, 6'sı çocuk 14 kişi öldü

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinde bir eve düzenlediği bombalı saldırıda aynı aileden 6'sı çocuk 14 kişi öldürüldü.Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberine göre, İsrail savaş uçakları Refah kentinin doğusundaki Es-Selam Mahallesi'nde Ebu Anze ailesine ait üç katlı evi bombaladı.Sağlık kaynakları, saldırıda aynı aileden 6'sı çocuk 14 kişinin yaşamını yitirdiğini aktardı.

Enkaz altında hâlen ölü ve yaralılar olduğu ifade edildi.
İsrail ordusu Gazze'nin Han Yunus kentine hava saldırılarını sürdürdü
İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus şehrine hava saldırılarına devam ederken, kente karadan da baskınlar düzenledi.

gvrftbg
Fotoğraf: AA

Görgü tanıklarının AA'ya verdiği bilgilere göre, İsrail askerlerinin şehre karadan saldırılarında patlama ve ağır makineli tüfek sesleri duyuldu.

Hava bombardımanının yanı sıra İsrail askeri araçları Han Yunus'un kuzey ve batısından şehrin içine doğru ilerleyişini sürdürdü.

Saldırılar sonucunda meydana gelen can ve mal kaybına ilişkin henüz bilgi edinilemedi.

Bu saldırılar, İsrail ordusunun dün akşam Han Yunus kentindeki bir binada patlamalar meydana gelmesi sonucu 3 askerin öldüğünü ve 5'i ağır olmak üzere 14 askerin yaralandığını duyurmasından saatler sonra gerçekleştirildi.

İsrail'in 149 gündür saldırılarını sürdürdüğü Gazze'de can kaybı 30 bin 410'a çıktı
İsrail ordusunun, halkı zorla aç ve susuz bıraktığı abluka altındaki Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda can kaybı son 24 saatte 90 artarak 30 bin 410'a yükseldi.

Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi'ne 149 gündür sürdürdüğü saldırılara ilişkin bilgi verildi.

İsrail güçlerinin son 24 saatte Gazze Şeridi'nde 90 Filistinliyi daha öldürdüğü ve toplam can kaybının 30 bin 410'a yükseldiği aktarıldı.

Son saldırılarda İsrail güçlerinin 177 Filistinliyi daha yaraladığı ve Gazze Şeridi'nde toplam yaralı sayısının 71 bin 700'e ulaştığı bildirildi.

Açıklamada ayrıca İsrail'in son 24 saatte "9 katliam" gerçekleştirdiği, enkaz altında ve yol kenarlarında hâlâ ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı vurgulandı.


Haşdi Şabi liderinin Anbar ziyareti ‘Sünni bölge ilan etme’ konusunda tartışmalara yol açtı

Halbusi Anbar’ın batısında destekçileriyle birlikte (Arşiv - X)
Halbusi Anbar’ın batısında destekçileriyle birlikte (Arşiv - X)
TT

Haşdi Şabi liderinin Anbar ziyareti ‘Sünni bölge ilan etme’ konusunda tartışmalara yol açtı

Halbusi Anbar’ın batısında destekçileriyle birlikte (Arşiv - X)
Halbusi Anbar’ın batısında destekçileriyle birlikte (Arşiv - X)

Irak’ta Haşdi Şabi (Halk Seferberlik Güçleri) grubu lideri Falih el Feyyad ile ülkedeki en güçlü Sünni aşiret liderlerinden Ali Hatem Süleyman arasında Cuma günü Anbar’da yapılan toplantı ülkede tartışmalara yol açtı.

Feyyad, yıllardır görevde kalmasına itiraz eden siyasi partilerin sert eleştirilerine maruz kaldı.

Haşdi Şabi liderine yöneltilen eleştirilerin çoğu, DEAŞ’ın 2014’ün başlarında Anbar’a girmesiyle ilgili önceki tutumları göz önüne alındığında, yakın zamana kadar ‘terör’ suçlamasıyla aranan Süleyman’la görüşmesine neden olan ‘yeni gelişmeye’ odaklandı.

Süleyman, Haşdi Şabi güçlerinin DEAŞ’a saldırı amacıyla bu şehre girmesine de ilk başta açıkça karşı çıkmıştı.

dcbgrf
Feyyad Cuma günü Anbar’da yaptıkları toplantıda Süleyman’la el sıkışırken (X)

Haşdi Şabi Medya Ofisi tarafından yapılan açıklamada, Ali Hatem Süleyman ile yapılan görüşmenin önceden planlandığı ve bu ziyaretin doğrudan Başbakan Muhammed Şiya Es Sudani’nin direktifi altında gerçekleştiğini vurgulandı.

Açıklamada, “Anbar’a ziyaretin amacı, kurtarılmış bölgelerdeki güvenlik gelişmelerini takip etmek ve Irak’ın birliğini, bölünmesini öngören projelerden korumaya yönelik kararlılığı teyit etmekti” denildi.

Sünni bölge planını baltalamak

Söz konusu açıklamada, “Anbar’daki taraflar, devletin egemenliğine ve birliğine meydan okuyan ‘Sünni bir bölge ilan etme’ isteklerini dile getirirken, Feyyad ve Haşdi Şabi Güçleri ulusal birlik ve egemenliği korumaya çalışıyor” ifadelerine yer verildi.

Bu bağlamda, ‘Sünni bölge ilan etme planını baltalamayı’ amaçlayan ziyaretin amacının açıkça ifade edildiği belirtildi.

Süleyman ise, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada şunları yazdı;

Kapılarımız açık. Ülkenin istikrarı ve Anbar halkının çıkarları adına siyasi, sosyal ve hükümet yetkililerinden herkesi kabul ediyoruz.

Sünni bölge meselesi, Anbar’da haftalardır tartışmalara yol açıyor ve Bağdat’taki siyasi ve hatta yargı salonlarında geniş yankı uyandırıyor.

Şii güçlerin çoğu projeye karşı çıkıyor.

Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan iki hafta önce yaptığı açıklamada, her ne kadar ülkenin anayasası belirli ve karmaşık olmayan koşullar altında bölgeler oluşturma yetkisini veriyorsa da, Irak’ın ‘birliğinin parçalandığı’ bahanesiyle Sünni bir bölgenin kurulmasına şiddetle karşı çıktığını söyledi.

Söz konusu anayasaya göre herhangi bir bölgenin meclis üyelerinin üçte birinin veya seçmen sayısının yüzde 10’unun oyu bölgenin kurulması için yeterli.

Şii kaygısı

Görevden alınan Meclis Başkanı Muhammed el Halbusi’nin liderliğindeki Tekaddum Partisi’nin Aralık ayında yapılan yerel seçimlerde Anbar Konseyi’ni kazanmasıyla, Şiilerin Anbar’da Sünni bölgesinin kurulacağına yönelik korkusu arttı.

Partinin, vali ve il meclisi başkanı pozisyonundaki kontrolü, söz konusu bölgeyi oluşturma adımlarına başlamasının önünü açabilir.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Halbusi’ye yönelik Sünni-Şii rekabeti nedeniyle ‘ülkeyi bölmek’ istediği yönündeki kışkırtma ve suçlamalara rağmen, kendisine yakın çevreler bunu reddediyor.

Ayrıca, Sunni bölgelerin kurulması meselesinin yasal olduğunu ve ülkenin daimi anayasası hükümlerine aykırı olmadığını belirtiyorlar.

Gözlemciler, Feyyad’ın ziyaretinin ve Süleyman’ın yanı sıra Anbar’daki diğer aşiretlerin liderleriyle görüşmesinin, ‘Halbusi’nin partisinin etkisine karşı koymak için yeni siyasi partiler yaratma’ amacı taşıdığını öne sürdü.

Yazar Falah el-Mishaal, ziyaretin normal bir bağlamda gerçekleştiğine inandığını söyleyerek, “Çünkü siyasette kalıcı bir düşmanlık yoktur, kalıcı çıkarlar vardır” dedi.

Mishaal, açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü;

İktidardaki çerçeve partilerinin yönelimi, Süleyman da dahil olmak üzere Anbar şeyhleri ​​başta olmak üzere pek çok Sünni şahsın üzerinde çalıştığı bölge projesine karşı hale geldi. Bu eğilimin ortadan kaldırılması ve şeyhlerin maddi ve manevi olarak kazanılması için talimatlar verildi. Feyyad’ın yaptığı da bu çerçeveye giriyor.

Sadr hareketine bağlı bir analist olan Issam Hüseyin, sosyal medya platformunda Feyyad ve Süleyman’ın görüşmesine değindi.

Hüseyin,” Feyyad’a gelen öfkeli tepkiler, Koordinasyon çerçevesi liderlerinin ABD Büyükelçisi ile toplantılarının varlığı nedeniyle abartılıyor. Herhangi bir ihanet ya da gizli anlaşma suçlaması görmedik” dedi.


İsrail, Gazze Şeridi’ndeki aşiretlerin sivil yönetimi devralma planını test ediyor

ABD’nin Gazze’ye havadan yardım sürecinden bir kesit (ABD Savunma Bakanlığı-AFP)
ABD’nin Gazze’ye havadan yardım sürecinden bir kesit (ABD Savunma Bakanlığı-AFP)
TT

İsrail, Gazze Şeridi’ndeki aşiretlerin sivil yönetimi devralma planını test ediyor

ABD’nin Gazze’ye havadan yardım sürecinden bir kesit (ABD Savunma Bakanlığı-AFP)
ABD’nin Gazze’ye havadan yardım sürecinden bir kesit (ABD Savunma Bakanlığı-AFP)

ABD dün Gazze’ye havadan yardım yapan ülkeler listesine katılırken, İsrail, Hamas hükümetine alternatif bir yönetim kurmak amacıyla Gazze Şeridi’ndeki aşiretlerin sivil yönetimi devralma planını test etmek üzere sahada adımlar atmaya başladı.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre, Arapçayı akıcı bir şekilde konuşabilen Dürzi İsrailli subay Ghassan Alyan’ın başkanlık ettiği İsrail Hükümeti’nin (işgal altındaki) Filistin Topraklarındaki Faaliyetleri Koordinatörlüğü Ofisi, Gazze Şeridi’nde Hamas ile anlaşmazlık içerisinde olan aşiretlerden bazı kişilerle iletişim kurdu.

Kaynaklar konuya ilişkin açıklamalarında şunları söyledi;

Birçok aşiret, güvenliği sağlama, durumu kontrol etme ve hatta Hamas unsurlarının geri kalan kesimleriyle yüzleşme bahanesi altında, belirli bölgeleri korumak için İsrail’in silahlı gruplar oluşturma önerisini reddetti. Ancak büyük bir aşiret kabul etti ve bir diğer aşiret de hala müzakerelerde bulunuyor.

Westobserver sitesine göre, Şarku’l Avsat’a konuşan bu kaynaklar ayrıca şunları ekledi;

“İletişim artık Gazze’nin güneybatısı ve doğusunda yoğunlaşan büyük bir aşiret üzerinde yoğunlaşıyor. Silahlı bir aşiret olan bu aşiret, savaş sırasında Hamas hareketinin silahlı kanadı olan İzzeddin El Kassam Tugayları’nın birçok üyesinin El Sabra mahallesinde öldürülmesi de dahil olmak üzere ciddi olaylara neden oldu. Bu aşiretin üyeleri, Hamas’ın ortadan kaldırılması halinde, bu işbirliğinin devam etmesi ve aşiretin bulunduğu bölgedeki Gazzelilere hizmet sağlanması koşuluyla işbirliğine hazır olduklarını İsrail’e bildirdi.”

İsrail Kamu Yayın Kuruluşu, İsrail’deki güvenlik yetkililerinin, Gazze Şeridi’ne giren insani yardım tırlarına yönelik yağma ve soygunu önlemek amacıyla Gazze’de yerel halk ve Hamas dışındaki aşiretlerde silahlı grupların olması fikrini dayatmaya çalıştığını bildirdi.

Hamas’taki kaynaklar ise Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hareketin aşiretlerle gerçekleşen temaslar hakkında yeterli bilgiye sahip olduğunu, aynı zamanda silahlı kişiler tarafından kaos ve sabotaj amacıyla gerçekleştirilen tüm ihlalleri dikkatle izlediğini açıkladı.

Kaynaklar, Hamas liderliğinin bu olaylardan söz konusu aşiretleri sorumlu tutma kararı aldığını ve eylemlerinin bedelini daha sonra ödeyeceklerini dile getirdi.

Hamas’tan kaynaklar ayrıca, “İşgalcilerle iş birliği yapanlar ve direnişçilerin öldürülmesine sebep olanlar hesap vermekten kurtulamayacaklardır” diye konuştu.

Hamas’ın Gazze Şeridi’ni kontrol altına aldıktan sonra bazı aşiretlere saldırıp silahlarına el koyduğu büyük bir operasyon başlatmasının ardından, Hamas ile bazı aşiretler arasında bir ‘intikam’ olarak tanımlanabilecek bir durum söz konusu.

Öte yandan ABD, Gazze Şeridi’ne havadan insani yardım gönderen ülkelere katıldı ve Ürdün Hava Kuvvetleri ile koordineli olarak üç askeri nakliye uçağı ile Gazze’ye 38 bin öğünlük gıda içeren yardım ulaştırdı.

Diplomatik olarak Kahire, bugün yeni bir ateşkes müzakerelerine ev sahipliği yapıyor.

Birkaç gün içinde Ramazan ayı başlamadan önce bir anlaşma beklendiğinden, bu müzakere turunun belirleyici olacağına inanılıyor.


Han Yunus'ta bubi tuzaklı bir binanın bombalanması sonucu 3 İsrail askeri öldü, 14 asker de yaralandı

Gazze Şeridi'nde devam eden kara operasyonu sırasında bir İsrail askeri. (AFP)
Gazze Şeridi'nde devam eden kara operasyonu sırasında bir İsrail askeri. (AFP)
TT

Han Yunus'ta bubi tuzaklı bir binanın bombalanması sonucu 3 İsrail askeri öldü, 14 asker de yaralandı

Gazze Şeridi'nde devam eden kara operasyonu sırasında bir İsrail askeri. (AFP)
Gazze Şeridi'nde devam eden kara operasyonu sırasında bir İsrail askeri. (AFP)

Gazze Şeridi'nde yaşanan çatışmalarda üç İsrail askerinin öldüğünü, altısı kritik olmak üzere 14 askerin de yaralandığını bildirdi. İsrail ordusunun Gazze'ye yönelik kara harekatının başlamasından bu yana ölen askerlerin sayısı 245'e yükseldi.

Times of Israel’in Arap Dünyası Haber Ajansı'ndan (AWP) aktardığı habere göre Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bubi tuzaklı bir binanın bombalanması sonucu ölüm ve yaralanmalar meydana geldi.

Times of Israel, İsrail ordusunun ön soruşturmasında, Hamas güçlerinin içeriden ve dışarıdan bubi tuzağıyla korunan bir binaya baskın düzenlediğini, bunun da binanın yıkılması ve askerlerin ölümüne ve yaralanmasına yol açtığını aktardı.

Savaş, 7 Ekim'de Hamas güçlerinin Gazze ile İsrail'in güneyi arasındaki sınıra düzenlediği saldırıyla başladı. Söz konusu saldırı, çoğu sivil en az bin 160 kişinin ölümüyle sonuçlandı.

Buna karşılık İsrail, Hamas'ı ‘ortadan kaldırmakla’ tehdit etti ve Gazze'ye hava harekâtı başlattı. Ardından 27 Ekim'de karadan askeri operasyonlar düzenledi. Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakanlığı'na göre söz konusu saldırılar şu ana kadar çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 30 bin 320 kişinin ölümüyle sonuçlandı.


UNICEF: Gazze'de iki yaşın altındaki her altı çocuktan biri akut yetersiz beslenmeden mustarip

Refah'taki bir çocuk hastanesinde tedavi gören Filistinli çocuk. (DPA)
Refah'taki bir çocuk hastanesinde tedavi gören Filistinli çocuk. (DPA)
TT

UNICEF: Gazze'de iki yaşın altındaki her altı çocuktan biri akut yetersiz beslenmeden mustarip

Refah'taki bir çocuk hastanesinde tedavi gören Filistinli çocuk. (DPA)
Refah'taki bir çocuk hastanesinde tedavi gören Filistinli çocuk. (DPA)

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) İcra Direktörü Catherine Russell, dün (Cumartesi) yaptığı açıklamada, Gazze'de iki yaşın altındaki her altı çocuktan birinin akut yetersiz beslenmeden mustarip olduğu konusunda uyardı.

Şarku’l Avsat’ın Arap Dünyası Haber Ajansı'ndan (AWP) aktardığı habere göre Russell, Gazze'de şu ana kadar en az 10 çocuğun yetersiz beslenme ve susuzluk nedeniyle öldüğü yönündeki haberleri ‘korkunç’ olarak nitelendirdi.

Russell, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Ciddi yetersiz beslenme çocuklarda ölüme yol açabilir veya bilişsel ve fiziksel engellere neden olabilir. Gazzeli çocuklar için beslenme, su, sağlık hizmeti, kurşun ve bombalardan korunma açısından her dakika önemli.”

Russell bu konunun ‘derhal ateşkes gerektirdiğini’ vurguladı.


Libya'nın Zaviye kentinde çatışmalar: Ölen ve yaralananların olduğu bildirildi

UBH’ye bağlı güçler, Zaviye kentinin çeşitli mahallelerinde sıkı güvenlik önlemleri aldı (Arşiv - AFP)
UBH’ye bağlı güçler, Zaviye kentinin çeşitli mahallelerinde sıkı güvenlik önlemleri aldı (Arşiv - AFP)
TT

Libya'nın Zaviye kentinde çatışmalar: Ölen ve yaralananların olduğu bildirildi

UBH’ye bağlı güçler, Zaviye kentinin çeşitli mahallelerinde sıkı güvenlik önlemleri aldı (Arşiv - AFP)
UBH’ye bağlı güçler, Zaviye kentinin çeşitli mahallelerinde sıkı güvenlik önlemleri aldı (Arşiv - AFP)

Libya merkezli Al Masar TV dün, Libya'nın kuzeybatısında yer alan Zaviye kentinde silahlı gruplar arasında çatışmaların yaşandığını ve bu çatışmalar sonucunda çok sayıda ölü ve yaralı olduğunu bildirdi.

Televizyon kanalının X platformundan aktarılan haberde, kentteki silahlı grupların isimlerine yer verilmezken çatışmaların kentin Harşa bölgesinden iki kişinin yaralanması üzerine başladığı belirtildi.

Londra merkezli Arap Dünyası Haber Ajansı’nın (AWP) Al Masar TV’den aktardığına göre Acil Durum ve Hızlı Müdahale Ekibi, Zaviye sahil yolunda devam eden çatışmalar nedeniyle sivilleri ‘dikkatli olmaları’ yönünde uyardı.

Acil Durum ve Hızlı Müdahale Ekibi Sözcüsü Usame Ali, kentteki çatışmaların durdurulması için Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) İçişleri Bakanlığı'na duruma müdahale etmesi çağrısında bulunurken, sahil yolunu kullanmak isteyenlere yan yolları kullanmalarını tavsiye etti.