Lübnan'daki ilaç ticaretinin distopyası

İlaç ticaretinden politikacılar da yararlanıyor ve Hizbullah, İran ürünlerinin satışından büyük kâr elde ediyor.

Lübnan’da ilaç alanında yaşananlar tartışmalara neden oluyor. (Al Majalla)
Lübnan’da ilaç alanında yaşananlar tartışmalara neden oluyor. (Al Majalla)
TT

Lübnan'daki ilaç ticaretinin distopyası

Lübnan’da ilaç alanında yaşananlar tartışmalara neden oluyor. (Al Majalla)
Lübnan’da ilaç alanında yaşananlar tartışmalara neden oluyor. (Al Majalla)

Lina el-Hatib

Lübnan'da ilaç aramak, bir bilim kurgu filmini izlemeye veya içinde yaşamaya benzer. Geçtiğimiz yıl bir Lübnanlı, dejeneratif bir hastalıktan muzdarip oldu. Teşhis karşısında şoka uğrayan aile, hastalığın semptomlarını tedavi etmek için gerekli ilacın ülkede bulunmadığını öğrendiğinde daha da fazla şaşkınlık yaşadı. Bu durum, Lübnan'daki yasadışı ticaret hakkında hazırladığım araştırmayla aynı zamana denk geldi. İlaç arama deneyimi, araştırmayla sorunsuz bir şekilde birleşerek, Lübnan'daki yolsuzluğun ne kadar derinlere işlediğini ve yaygın olduğunu canlı bir şekilde gösteren bir tablo ortaya koydu ve ülkenin çoğu sakininin umutsuzluktan muzdarip olduğu daha geniş bir resmini ortaya çıkardı.

Lübnan'da ilaç ararken, kendinizi bir suç faaliyetine karışıyormuş gibi hissediyorsunuz. Yakınım için gerekli tedaviyi almak amacıyla Beyrut'un büyük eczaneleri arasında dolaşmam sonuçsuz kaldı. Daha sonra, bir akrabam bana belirli bir eczanenin adını önerdi. Benden, beni oraya gönderen bir referans olarak belirli bir kişinin adını personel önünde söylememi istedi. Söz konusu eczaneye gidip, aradığım ilacı söylediğimde, eczane çalışanları bana "Sizi bize kim gönderdi?" diye sordu. Yakınımın benden söylemesini istediği kişinin adını duyunca, benden ‘gidip sipariş edilen ilaç kutularına fiyat koyana kadar’ beklememi istediler.

İlaç mevcuttu ancak gizlendi. Çünkü eczacılar hükümetin ilaç desteğini kaldırmasını bekliyordu. Bu nedenle, eczacılar ve tüccarlar, desteklenen toptan ilaç stoğunu, desteğin kaldırılmasının ardından çok yüksek fiyatlarla satmayı ve böylece onlara muazzam ek kârlar elde etmeyi umarak satın aldılar. Tüccar ve eczacıların açgözlülüğü, onları, hayatta kalmak için ihtiyaç duydukları ilaçlara ulaşamamaları nedeniyle ölümle karşı karşıya kalan insanların adeta katili haline getiriyor.

“Lübnan'da birçok kişi o kadar çaresiz hissediyor ki Hizbullah'la bağlantılı ağlardan ilaç satın almaktan başka çareleri yok.”

Türkiye’den ilaç

Lübnan'daki ilaç yetersizliği, fırsatçıların çoğalmasına ve ilaç sektöründeki yolsuzluğun derinleşmesine yol açıyor. Daha sonra, son ziyaret ettiğim eczanede aradığım ilacın gerçekten de stokta olmadığını öğrendim. Aynı gün ilerleyen saatlerde bir tanıdığım bana ‘bavulunda’ Türkiye'den Lübnan'a ilaç getiren bir kişinin olduğunu söyledi. Sonraki birkaç gün içinde, akrabam bu kişi aramızda bir aracıya dönüştü. İlk başta ilaç tüccarının Türkiye'de ilacı satın almayı başardığını söyledi. Ancak daha sonra bana, İstanbul Havaalanı yetkililerinin seyahat etmesine izin vermediğini aktardı. Bunun üzerine, ilacı ‘hızlı kargo ile göndermeye’ karar verdi. Bu, başlangıçta benden istediği miktarın iki katını ödemem gerektiği anlamına geliyordu.

Fotoğraf Altı: Lübnan'daki eczaneler sık sık kuyruklara sahne oluyor. (Reuters)
Lübnan'daki eczaneler sık sık kuyruklara sahne oluyor. (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Al-Majalla’dan aktardığına göre bu tür açık dolandırıcılık Lübnan'da oldukça yaygın. İnsanlar, yurt dışında gerekli ilaçları satın alıp onlara gönderen akrabaları veya arkadaşları olmadığı sürece, çaresizlikten gereğinden fazla para ödemek zorunda kalıyor. Lübnan'daki insanlar, resmi sosyal ağların ve temel hizmetlerin yokluğunda hayatta kalabilmek için birbirlerine yardım etmeleri gerektiğinin farkındalar. Çoğu zaman yabancı gurbetçiler, tanımadıkları kişiler tarafından satın alınan ilaçları Lübnan'daki akrabalarına teslim etmek amacıyla gönüllü olarak taşıyorlar. Bununla birlikte, bu durumda bile gümrük bu kişileri defalarca havaalanında durdurdu ve taşıdıkları ilaçlara el koydu.

İlaç Hizbullah’ın elinde

Bu kişi ile isteğimizin karşılanmayacağını anladıktan sonra, Lübnan'daki eczanelerde aramaya devam etmeye karar verdim. Bir arkadaşım bana bu ilaçtan yalnızca bir kutu bulunduğunu doğrulayan bir eczane sahibinin numarasını verdi. Bana birkaç kez kutunun henüz hazır olmadığını söyledikten sonra, sonunda kutu ortaya çıktı. Ancak kutunun içinde, beklediğim üzere 100 tablet yerine yalnızca on tablet olduğunu fark ettim. Bunun üzerine, Lübnan'da tanıştığım herkese, yardım edebilecek birini bilip bilmediklerini sorma kararı aldım. Bana Hizbullah ile bağlantılı olduğundan şüphelendiğim bir isim ve numara verdi. Bu nedenle, bu yolu izlememeye ve bunun yerine yurt dışındaki arkadaşların ve yabancıların nezaketine güvenmeye karar verdim.

Ben şanslı azınlıktan biriyim. Ülkede, Lübnan'a gerekli malzemeleri gönderebilecek dış ağları olmayanlar, hastalık ve eziyet dolu bir yaşama mahkum ediliyorlar. Bu sadece fiziksel hastalıklarla sınırlı değil, aynı zamanda zihinsel hastalıklarla da ilgili. Lübnan'daki ilaç krizi ve bu krizin siyasi çıkarlar, yolsuzluk ve cezasızlıkla daha geniş kapsamlı ilişkisi nedeniyle Lübnan toplumunun tüm kesimleri acı çekiyor.

Lübnan'daki birçok insan, çaresizlik içinde, Hizbullah ile bağlantılı ağlardan ilaç satın almak zorunda kalıyor. Ancak bu durumda bile, satın aldıkları ilacın orijinal olduğundan emin olunamıyor.

Hizbullah, Lübnan'a ilaç da dahil olmak üzere çeşitli malların kaçakçılığında rol aldı. Tüm kaçak mallar gibi, bu ilaçlar da devlet kontrolü olmadan Lübnan'a girer. Ancak, bu, yasal olarak giren ilaçların daha iyi durumda olduğu anlamına gelmez, çünkü devlet kontrolü kolayca aşılabilir. Sağlık Bakanlığı, Hizbullah yanlısı bakanlar tarafından yönetilirken, İran ilaçlarına, satılmadan önce laboratuvar testleri yapılmadan kayıt yaptırmaları için bir istisna verdi.

“Lübnan'daki ilaç krizi ülkenin daha geniş sosyal, politik ve ekonomik dinamiklerini yansıtıyor. Bu, zayıfları manipülasyona ve kayırmacılığa maruz bırakır.”

Merkezi laboratuvar kapatıldı

Diğer yandan Lübnan'daki Ulusal İlaç Laboratuvarı, 2007 yılında, Beyrut'taki Parlamento Başkanı'nın konutunun yakınında bulunması nedeniyle güvenlik tehlikesi olarak görüldüğü için kapatıldı. Lübnan'a ithal edilen tüm ilaçları test etmeyi amaçlayan laboratuvarın taşınması yönündeki öneriler dikkate alınmadı. Ayrıca, Lübnan medyası, sahte ilaçların piyasada satıldığını gösteren raporlar düzenli olarak yayınlıyor, ancak herhangi bir hesap verebilirlik veya sorgulamaya dair bir ilerleme yok. Birçok durumda, yakalanan ve sahte ilaç satmak gibi suçlar işlemekle suçlanan kişiler, siyasi bağlantıları nedeniyle cezadan kurtuluyor.

Lübnan'daki ilaç yetersizliğinden farklı siyasi kesimlerden politikacılar yararlanıyor. Hizbullah, İran’dan ithal ettiği ilaçlarından büyük karlar elde ediyor ve bu ilaçları destekçilerine indirimli fiyatlarla sağlayarak sadakati korumanın bir yolu olarak kullanıyor. Diğer politikacılar da ilaç ticaretine dahil oluyor ve bazen bireysel bir girişim olarak ilaçların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını kolaylaştırıyorlar. Bazı yardımları insani kaygılarla motive edilmiş olabilir ancak bu tür ‘çözümlerin’ nihayetinde Lübnan'da yaygın olan siyasi kayırmacılığı güçlendirmeye yol açtığı inkar edilemez. Ek olarak, bireysel hayırseverlik, ülkenin temel sorunu olan sistematik yolsuzluk sorununu çözemez.

Bu yolsuzluk, sadece insanları sömürmekle kalmaz, aynı zamanda Lübnan devletinin mali kaynaklarını da bir kısır döngü içinde zayıflatır. Kaçakçılık, gümrük gelirlerinin kaybı anlamına gelir ve bunun sonucunda, devlet iflas etmiş ve sınırlarını kontrol etmek için gerekli kaynaklardan yoksun bulur.

Lübnan'daki ilaç yetersizliği hikayesi, ülkenin daha geniş sosyal, siyasi ve ekonomik dinamiklerini yansıtıyor. Bu, savunmasız insanları manipülasyona ve baskıya maruz bırakıyor ve onları çaresizlik nedeniyle siyasi patronlarla müşteri ilişkilerini sürdürmeye zorluyor. Siyasetçiler bu durumdan yararlanıyor kendileri için karlı olduğu sürece bunu değiştirmek istemeleri pek mümkün değil. Hizbullah ve diğer etkili siyasi aktörler, herhangi bir resmi hesap verebilirlik korkusu olmadan çalışmaya devam ediyor. Dolandırıcılık mağdurları, yargı sistemi de siyasileştirildiği için adalete başvuramıyorlar. Lübnan'daki zenginler ve fakirler arasındaki uçurum hiç bu kadar derin olmamıştı.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.



SDG’nin askeri yığılmasının tespit edilmesinden sonra Halep'in doğusunda yüksek alarm durumu ilan edildi

Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
TT

SDG’nin askeri yığılmasının tespit edilmesinden sonra Halep'in doğusunda yüksek alarm durumu ilan edildi

Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)

Suriye ordusu, birkaç gün süren çatışmaların ardından Şeyh Maksud mahallesinden savaşçıların tahliye edilmesinden bir gün sonra, Halep'in doğusunda "Suriye Demokratik Güçleri" (SDG) tarafından yapılan askeri yığılmayı tespit ettikten sonra dün olağanüstü hal ilan etti.

SANA haber ajansına göre Ordu operasyon komutanlığı açıklamasında, "Uçaklarımız, SDG'nin Halep'in doğusundaki Deyri-Hafer cephesine silahlı gruplar ile orta ve ağır teçhizat getirdiğini tespit etti" ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, "Örgüt tarafından getirilen bu takviyelerin niteliğini henüz bilmiyoruz" denilerek, "Güçlerimizi seferber ettik ve konuşlanma hatlarımızı güçlendirdik, her türlü senaryoya hazırız" ifadeleri yer aldı.

Halep kırsalındaki Menbiç bölgesinde iç güvenlik operasyonları dün "kamikaze insansız hava araçlarından (İHA) kaynaklanabilecek potansiyel tehditler" konusunda uyarıda bulunan bir bildiri yayınladı. Bildiride, bölge sakinlerinin "mümkün olduğunca halka açık yerlerde, meydanlarda ve pazarlarda toplanmaktan kaçınmaları" ve "ana ve tali yollarda seyahat ederken dikkatli olmaları" çağrısında bulunuldu.


Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

TT

Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

Hadramut Valisi Salim el-Hanbeşi, vilayetteki durumun son gelişmelerin ardından normale dönmeye başladığını belirtti. Hanbeşi, istikrarın doğrudan vatandaşların yaşamına yansıdığını ve halkın yerel yönetime ve devlet kurumlarına olan desteğinin güçlendiğini vurguladı.

Hanbeşi, Mukalla’daki ofisinde Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Riyan Uluslararası Havalimanı’nın tamamen yeniden elden geçirildiğini ve önümüzdeki bir iki gün içinde hizmete açılmasının beklendiğini ifade etti.

cdfgrt
Hadramut Valisi ve vilayetteki Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Salim el-Hanbeşi (Şarku’l Avsat)

Hanbeşi, Suudi Arabistan ile koordinasyon seviyesinin ‘son derece yüksek’ olduğunu belirterek, Hadramut’un altyapı geliştirme projelerinden oluşan geniş bir paket için Suudi yetkililerden sözler aldığını aktardı. Hanbeşi, gıda yardımlarının şu anda Hadramut Vadisi’ne ulaştığını ve ilerleyen günlerde sahil bölgelerine de dağıtılacağını söyledi.

Vilayetteki askeri güçlerle ilgili olarak Hanbeşi, Hadrami Elit Güçleri komutanları, Vatan Kalkanı Güçleri ve koalisyon temsilcilerinin, elit birliğin eski kadrosuna geri dönmesi konusunda anlaştığını ve daha sonra Vatan Kalkanı Güçleri’yle birleştirilerek tek bir güç oluşturulacağını açıkladı.

Hanbeşi, Hadramut’un ‘gelecek herhangi bir çözüm sürecinde etkin bir siyasi aktör olması gerektiğini’ vurguladı. Yerel yönetimin, tüm bileşenler, partiler ve kanaat önderleriyle görüşmeler yaparak Hadramut’un ortak sesini oluşturma hazırlıkları yürüttüğünü ve bu çerçevede Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde yakında gerçekleştirilecek Güney-Güney Diyalog Konferansı’na katılım sağlanacağını ifade etti.

Güvenlik ve öncelikli hizmetler

Hanbeşi, vilayet yönetiminin kanaat önderleri ve toplum liderleriyle yaptığı tekrarlayan görüşmelerin öncelikli olduğunu vurgulayarak, “Onlar kamuoyunu yansıtıyor ve vatandaşların taleplerini iletiyor” dedi. Hanbeşi, vatandaşlardan en sık dile getirilen talebin ‘güvenlik, istikrar ve başta elektrik olmak üzere kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi’ olduğunu aktardı.

Hanbeşi, Başbakan’la da görüşme gerçekleştirdiğini belirterek, “Başbakan, hükümetin vilayetin bu alandaki ihtiyaçlarının büyük bir kısmını karşılamaya hazır olduğunu ifade etti” dedi. Hanbeşi, hükümetin verdiği sözler doğrultusunda gelecek yazın daha iyi geçeceği konusunda iyimser olduğunu sözlerine ekledi.

Sakinlik ve istikrar

Hanbeşi, ‘Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçlerinin çekilmesinin ardından genel tablonun huzur ve istikrarla karakterize olduğunu’ belirterek, “Çeşitli kamu kurum ve idarelerinin yeniden faaliyete geçirilmesi çalışmalarının devam ettiğini ve özellikle silah taşınmasıyla ilgili güvenlik önlemlerinin artırıldığını” söyledi.

Hanbeşi, kamu tesislerini yağmalamakla bağlantılı bazı kişilerin yakalandığını, ağır silah bulundurdukları tespit edilmeyen diğerlerinin ise serbest bırakıldığını ifade etti. Hanbeşi, hayatın yavaş yavaş normale dönmeye başladığını ve durumun daha da iyileşme potansiyeline sahip olduğunu vurguladı.

Suudi Arabistan ile yüksek düzeyde koordinasyon

Hadramut Valisi Hanbeşi, Suudi Arabistan’ın rolüne dikkat çekerek, “Bu başarı Suudi Arabistan’a aittir” dedi. Hanbeşi, Suudi Arabistan’ın vilayetteki GGK güçlerinin çıkarılmasını kısa sürede sonuçlandırdığını belirtti ve koordinasyon ile desteğin devam ettiğini vurguladı. Hanbeşi, vilayet yönetimi ile Hadrami Elit Güçleri komutanları arasında yapılan bir toplantıya değinerek, bu görüşmede “Suudi Arabistan’ın gıda ve mali teşvikler sağlayacağı taahhüdü sonrasında güçlerin eski durumuna geri getirilmesinin” ele alındığını aktardı.

Hanbeşi, Suudi Arabistan ile koordinasyon seviyesinin ‘son derece yüksek’ olduğunu belirterek, vilayetin Suudi yetkililerden altyapıyı geliştirecek büyük bir proje paketi için sözler aldığını kaydetti. Ayrıca, gıda yardımlarının Hadramut Vadisi’ne ulaştığını ve ilerleyen dönemde sahil bölgelerine de dağıtılacağını ifade etti.

Yeniden yapılandırma

Hanbeşi, yerel yönetimin yeniden yapılandırılmasıyla ilgili olarak, “Alınan önlemler, açıkça GGK’yi desteklediklerini ilan eden veya siyasi olarak karşıt tavırlar sergileyen yetkililere yönelikti” dedi. Hanbeşi, bunun ‘yönetim yetkileri çerçevesinde ve yerel yönetim birimlerinde uyumu sağlama gerekliliği kapsamında’ gerçekleştirildiğini vurguladı.

Hanbeşi, “Tehdit altında tavır alanlar için hoşgörü gösterileceğini, ancak siyasi olarak GGK’ye bağlı kalanlar hakkında yasal ve idari tedbirlerin uygulanacağını” belirterek iki grubu birbirinden ayırdı.

Hanbeşi, Güney-Güney Diyaloğu ile ilgili olarak, vilayet yönetiminin bazı Hadramut Ulusal Konseyi üyeleriyle bir araya geldiğini ve diyaloğun genel çerçevesine dair bilgi edindiğini belirtti, ancak temsilcilerin seçimi ve detaylı mekanizmaların henüz netleşmediğine dikkat çekti.

Hanbeşi, önümüzdeki günlerde vilayetin farklı siyasi ve sosyal bileşenleriyle geniş kapsamlı görüşmeler yaparak, Hadramut’u temsil edecek ortak bir vizyon üzerinde uzlaşmayı hedeflediklerini açıkladı.

Hanbeşi, Hadramut ile bazı güney vilayetler arasında tarihi sorunlar bulunduğunu vurgulayarak, vilayetin 1967’den bu yana yaşadığı marjinalleşmeye işaret etti ve Hadramut’un özel bir temsil ile haklı taleplerini yansıtması gerektiğini söyledi.

Hadramut’un geleceğine dair olarak ise Hanbeşi, vilayetin gelecekteki siyasi uzlaşmada etkili bir aktör olması gerektiğini vurguladı.

Doğu Bölgesi

Hanbeşi, Hadramut, Şebve, el-Mehra ve Sokotra’yı kapsayan Doğu Bölgesi seçeneğini desteklediğini belirterek, bu vilayetlerle herhangi bir sorun bulunmadığını vurguladı ve aralarındaki ilişkinin ‘derin köklere sahip sosyal dokuyu’ yansıttığını ifade etti.

İhlaller

Vali Hanbeşi, hapishaneler ve ihlaller konusuna ilişkin olarak, geçmiş dönemde Riyan Uluslararası Havalimanı’nda sert işkenceye uğrayan iki vaka kaydedildiğini ve bunların GGK ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) güçlerinin varlığı sırasında belgelenmiş olduğunu belirtti.

vfgthy
Hadramut'taki kampları ele geçirmek için harekete geçen Vatan Kalkanı Güçleri (Şarku’l Avsat)

Hanbeşi, ciddi ihlallerin yargı mercilerine sevk edileceğini vurguladı. Ayrıca, farklı vilayetlerden ciddi suç isnadı bulunmayan veya silahlarını teslim eden onlarca tutuklunun serbest bırakıldığını ifade etti.

Hanbeşi, “El-Advas bölgesinde 78 kişiyi serbest bıraktık ve silahlarını teslim eden diğer 78 kişi de yakında serbest bırakılacak. Ancak ciddi suçlara karışanlar mutlaka yargıya sevk edilecek” dedi.

Yağma operasyonları

Hanbeşi, Marib vilayetindeki Seyun Havalimanı’nda uçak yakıt ikmal aracının bulunduğunu tespit ettiklerini açıkladı. Aracın yerel yetkililer tarafından kontrol altına alındığını ve ilgili kurumlarla koordinasyon içinde geri alınması için çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Havaalanı hazırlığı

Hanbeşi, havalimanlarıyla ilgili olarak, Riyan Uluslararası Havalimanı’nın tamamen hazır hale getirildiğini ve önümüzdeki bir iki gün içinde hizmete açılmasının beklendiğini belirtti. Seyun Havalimanı için ise uçak yakıt ikmal aracının gelmesini beklediklerini ifade etti.

Hadrami Elit Güçleri ve Vatan Kalkanı Güçleri’nin birleştirilmesi

Hanbeşi, Vatan Kalkanı Güçleri ve Hadrami Elit Güçleri’nin performansını değerlendirirken, “Geniş bir toplantı yapıldı; toplantıya Hadrami Elit Güçleri’nin liderleri ve Vatan Kalkanı Güçleri katıldı. Toplantıda, Hadrami Elit Güçleri’nin önceki yapısına geri döndürülmesi ve ardından Vatan Kalkanı Güçleri ile birleştirilerek tek bir güç oluşturulması kararlaştırıldı” dedi. Hanbeşi, çok sayıda askeri oluşumun uygun bir seçenek olmadığını vurguladı.

sxdfrgt
Hadramut Valisi Salim el-Hanbeşi, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu temsilcisi Albay Abdulbari eş-Şehrani ile birlikte Hadrami Elit Güçleri ve Vatan Kalkanı Güçleri’nin liderleriyle yaptığı toplantıda (Yerel medya)

Önceki aşamanın etkilerinin üstesinden gelmek

Vali Hanbeşi sözlerini Hadramut halkına verdiği bir mesajla tamamladı ve onları, ‘önceki dönemin etkilerini geride bırakmaya, birlik ve dayanışmayı güçlendirmeye, vilayet güvenliği ve istikrarını korumak için yerel yönetimle iş birliği yapmaya ve inşa sürecini destekleyecek bir halk desteği oluşturmaya’ davet etti.


Sudani’nin Maliki'ye şartlı tavizi

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
TT

Sudani’nin Maliki'ye şartlı tavizi

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)

Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Koalisyonu'nun lideri Irak Başbakanı Muhammed Şia es-Sudani, parlamento seçimlerinde ikinci olan Hukuk Devleti Koalisyonu'nun lideri eski Başbakan Nuri el-Maliki'ye bir sonraki hükümeti kurma yetkisini verme kararı aldı.

Bilgi sahibi kaynaklar, es-Sudani'nin “gayri resmi bir toplantı sırasında bu açıklamasıyla Şii Koordinasyon Çerçevesi liderlerini şaşırttığını” söyledi.

Ona yakın üst düzey bir kaynak Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada es Sudani “Çerçeve liderlerinin, Maliki'nin önerdiği uzlaşma adayı yerine, el Maliki'yi şahsen atamalarını ve adaylığının Çerçeve'nin liderleri, dini otorite ve Sadr Hareketi'nin lideri Mukteda es-Sadr ve ulusal arena tarafından onaylanmasını şart koştu.”

Aynı kaynak durumu, "Es-Sudani herkese, el-Maliki'nin hükümeti kuramaması durumunda meselelerin ilk kazanan olarak kendisine döneceğini, siyasi bir çıkmazı önlemek ve anayasal sürelerin dolmasından korktuğu için taviz verenin kendisi olduğunu bildirdi" şeklinde açıkladı.