Serbest bırakılan esirler Netanyahu’nun ‘takas anlaşmalarına’ dönmesini istiyor

Bombardımanın yeniden başlamasıyla geri kalan esirlerin akıbetinden endişe ediliyor.

Kudüs’teki bir duvara yapıştırılan, halen Gazze’de tutulduğuna inanılan rehinelerin fotoğrafları. (AP)
Kudüs’teki bir duvara yapıştırılan, halen Gazze’de tutulduğuna inanılan rehinelerin fotoğrafları. (AP)
TT

Serbest bırakılan esirler Netanyahu’nun ‘takas anlaşmalarına’ dönmesini istiyor

Kudüs’teki bir duvara yapıştırılan, halen Gazze’de tutulduğuna inanılan rehinelerin fotoğrafları. (AP)
Kudüs’teki bir duvara yapıştırılan, halen Gazze’de tutulduğuna inanılan rehinelerin fotoğrafları. (AP)

Gazze’den kurtarılan İsrailli esirlerin ilk kez konuştuğu kitlesel gösterilerin ardından, halen esir tutulan kişilerin aileleri, Binyamin Netanyahu başkanlığındaki Savaş Komuta Konseyi’ne gitti. Kendileriyle görüşülmesini ve çocuklarının akıbeti ve hükümetin bu konuyu neden gündemine almadığı hakkındaki sorularının yanıtlanmasını istediler.

Esirlerin aileleri dün yaptıkları açıklamada, son anlaşmayla serbest bırakılan esirlerin ifadelerinin kendilerini, halen Hamas’ın elinde olan 137 İsrailli ve yabancı esirin akıbeti konusunda daha fazla endişelendirdiğini söylediler. Özellikle savaşın yeniden başlaması ve Gazze’deki binaların ve yer altı tünellerinin yoğun bir şekilde bombalanması göz önüne alındığında, yakınlarının ölüm tehlikesinin hayatlarını tehdit ettiğine dair artık şüphelerinin kalmadığını vurguladılar.

Fotoğraf Altı: Gazze’deki çatışmalarda ölen İsrailli asker Ashalo Sama için cenaze töreni düzenlendi. (AFP)
Gazze’deki çatışmalarda ölen İsrailli asker Ashalo Sama için cenaze töreni düzenlendi. (AFP)

İsrail cumartesiyi pazara bağlayan gece, esirlerin aileleriyle dayanışma amacıyla yapılan bir dizi kitlesel gösteriye tanık oldu. Bu gösterilerde, yetkililerden aldıkları talimatlara, baskılara ve hatta tehditlere karşı gelen bazı serbest bırakılmış mahkumlar ilk kez konuştu. Söz konusu gösteriler tek bir taleple gerçekleşti: Onları yalnız bırakmayın. Onları derhal serbest bırakmak için çalışın.

Gösteriler sekizinci haftasında

Rehinelerin ailelerin Tel Aviv’de Savunma Bakanlığı’nın karşısındaki Savaş Komuta Konseyi’nin önünde yaptıkları gösteriler sekizinci hafta da devam etti. Oğlu Sasha halen esirken kendisi serbest bırakılan Yelena Trupanov şu açıklamada bulundu:

“Mücadeleniz ve gösterileriniz sayesinde bugün burada özgürüm. Teşekkür ederim ama dikkatli olun, güçlü kalın ve mücadele etmeyi bırakmayın. Rehineleri serbest bırakmak için hükümeti sıkı çalışmaya yalnızca siz zorlayabilirsiniz. Müzakerelerin yol olduğu kanıtlandı ve bunlar oğlum ile diğer tüm rehineler geri dönene kadar bir an bile durmamalı.”

Göstericilerin sayısı 100 bini aştı. Gösterilerin en büyüğü Tel Aviv’de düzenlenirken 12 kentte daha protestocular toplandı. Bu şehirler şöyle sıralandı: Hayfa, Kayserya (Netanyahu’nun evinin önünde), Kudüs, Beerşeba, Hadera, Yehuda, Kfar Saba, Netanya, Modiin, Yokne'am, Nahalal ve Eilat.

Netanyahu’nun kırmızıya boyanan fotoğrafı

Gösterilerin hepsinde Netanyahu’nun fotoğrafı kırmızıya boyanarak üzerine ‘İstifa’ yazıldı. Polis bu gösterileri korumaya çalışırken yaklaşık bin kişinin katıldığı Kayserya protestoları bir istisna oldu. Yaşlı bir adamın, üzerinde Filistin bayrağının küçük bir çizimi olan ve ‘İşgale yeter’ yazan pankartı karşısında harekete geçip bunu göstericilerin gözü önünde yırtıp attılar ve adamı sert bir şekilde gözaltına aldılar. Genç Yahudi kadınlardan biri buna itiraz etti ve yüzlerine karşı “Utanın” diye bağırdı. Polisler önce kadını, ardından da onlara destek veren iki göstericiyi daha gözaltına aldılar.

Söz konusu gösteriyi organize edenler sosyal ağlarda “Kardeşlerimizin kanı toprağın altından haykırıyor ve kimin suçlu olduğunu biliyoruz. Susmak yasak. Başarısızlıktan dolayı ve gelecek için protesto etmek görevimiz” sözleriyle protesto için çağrı yapmışlardı. Bu gösterilerin çoğunda göstericiler üzerlerinde ‘Onları şimdi evlerine getiriyoruz’ yazan siyah tişörtler giyiyorlardı.

Fotoğraf Altı: Netanyahu, Savunma Bakanı Yoav Gallant ve Savaş Kabinesi Bakanı Benny Gantz ile birli​kte, 28 Ekim’de Tel Aviv’deki bir askeri üste basın toplantısı düzenledi. (EPA)
Netanyahu, Savunma Bakanı Yoav Gallant ve Savaş Kabinesi Bakanı Benny Gantz ile birli​kte, 28 Ekim’de Tel Aviv’deki bir askeri üste basın toplantısı düzenledi. (EPA)

‘Zanlı bedelini ödemeli’

Göstericiler ‘Zanlı bedelini ödemeli’, ‘Şimdi istifa’, ‘Sorumlu bir liderliğe sahip olmanın zamanı geldi’, ‘Kan döken hükümet istifa’ ve ‘Sorumsuzsunuz, performansınız kötüden de beter ve yolsuzluğunuzun kefareti yok’ gibi birçok slogan attılar. Kana bulanmış bir el ile birlikte her birinde “Onları yalnız bırakmayın” yazılı 136 esirin fotoğrafını tuttular ve İsrailli esirleri ziyaret edip durumlarını denetlemeyen Kızılhaç aleyhine sloganlar attılar.

Serbest bırakılan kadın esirlerin konuşması izleyenleri ciddi derecede etkiledi. Esirleri Kurtarma Komitesi, sözlerinin yanlış yorumlanmaması için onları etkilemeye ve sessiz kalmaları yönünde teşvik etmeye çalışmıştı. Hatta bazen komitenin talepleri, “Savaş sırasında düşmana yardım ettiğinizi dosyanıza kaydetmek istemiyoruz” gibi sözlerle tehdit edici bir hal alıyordu. Ancak serbest bırakılan esirler buna boyun eğmedi.

Serbest kalan kadın esirlerin sözleri Netanyahu’ya karşı yoğun öfkelerini yansıtıyordu. Halen esaret altında tutulan çocuklarının, arkadaşlarının ve yoldaşlarının serbest bırakılması için derhal harekete geçilmesi yönündeki acil taleplerini Netanyahu’ya açıklamak üzere görüşme talep ettiler. Netanyahu ise esir tutulanların aileleriyle görüştüğünü ve onlarla birkaç kez daha görüşeceğini vakit kaybetmeden duyurdu.

Fotoğraf Altı: Gazze’de halen tutulan rehinelerin fotoğrafları duvarlara asıldı. (AP)
Gazze’de halen tutulan rehinelerin fotoğrafları duvarlara asıldı. (AP)

‘Hamas’ı hiçbir şeyle suçlamadılar’

Gösterilerde yer alan serbest bırakılan kadın esirlerin Hamas’a herhangi bir suçlamada bulunmaması ve kötü muameleye maruz kaldıklarına dair bir şey söylememeleri dikkat çekti. Kadınlar sadece, özellikle tünellere götürüldüklerinde esaret altındaki zorlu koşullar hakkında konuştular. Yiyecek kıtlığı olduğunu, bazı günler aç kaldıklarını, içlerinden bazılarının hastalandıklarını, üşüdüklerini, yeterli oksijen alamadıklarını, nefes darlığı ve uykusuzluk çektiklerini ve aynı zamanda pek çoğunun yalnızlık ve akıbetlerinin ne olacağına dair belirsizlik hissi yaşadıklarını belirttiler.

49 gün esaret altında kalan Yaffa Adar (85) şunları söyledi:

“Büyük bir korku ve dehşet içindeydim. İsrail’deki karar vericilerden tüm çocuklarımızı bu esaretten kurtarmalarını rica ediyorum. Çünkü onların ve ailelerinin içinden geçtikleri durum çok güç. Onları şimdi görmek istiyorum, tabutun içindeyken değil. Lütfen, şimdi tam zamanı. Herhangi bir gecikme riskli.”

Ditza Hayman’ın (84) açıklaması da şöyle oldu:

“Başlangıçta yiyecek yok denecek kadar azdı. Ancak zaman geçtikçe daha da azaldı ve aç kaldık. Bedenlerimiz güçsüzleşmiş ve artık bu zorlu koşullara dayanamaz hale gelmişti. Ölüm ya da psikolojik çöküş tehlikesiyle karşı karşıyaydık.”

Fotoğraf Altı: Hamas tarafından tutulan İsrailli rehineler Refah’ta Kızılhaç’a teslim edildi. (AFP)
Hamas tarafından tutulan İsrailli rehineler Refah’ta Kızılhaç’a teslim edildi. (AFP)

‘Bırakın tapınak benim ve düşmanlarımın üzerine düşsün’

6 yaşındaki çocuğu Emilia ile birlikte serbest bırakılan Danielle Aloni, kaçırılmalarının sert bir şekilde gerçekleştiğini ve yaşadıklarını yaşı ne olursa olsun kimsenin yaşamaması gerektiğini söyledi. Aloni “Sürekli ağlıyorduk. Uyumaya çalışsak da yapamıyorduk. Esaret yüzünden hala titriyorum. Bu korkunç bir şey. Bu yüzden lütfen onları derhal serbest bırakın. Zaman yok” dedi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre 7 Ekim’de eşiyle birlikte evinden kaçırılan ve serbest bırakılan Yocheved Lifshitz (85), esaret altındayken hastalandığını ve aç kaldığını ve şimdi eşi ve tüm esirler için endişeli olduğunu söyledi. Lifshitz şu açıklamada bulundu:

“En çok korktuğum şey, İsrail ordusunun esirlerin bulunduğu bölgelere ulaşması ve Hamas savaşçılarının kendilerini tehdit altında hissederek ‘bırakın tapınak benim ve düşmanlarımın üzerine düşsün’ yolunu seçip esirleri öldürmeye karar vermesidir.” Lifshitz bu sözleriyle Samson’un hikayesine atıfta bulunuyordu.

Eşi Ofer Calderon ve çocukları Sahar (16) ve Erez’in (13) kaçırıldığı Hadas Calderon esir ailelerin faaliyetlerinin liderlerinden biri haline geldi. Çocukları geçen salı günü serbest bırakılsa da eşi hala esir tutulan Calderon “Erleri ve askerleri unutmamalıyız. Onlar serbest bırakılıncaya kadar bu mücadeleyi sürdürmeliyiz. Gecikmeye izin vermeyeceğiz” dedi.

Son konuşmacı, 7 Ekim’de vatandaşları Hamas saldırısından korumak ve birçok kişiyi kurtarmak için kişisel inisiyatif alan Yedek Kuvvetler Generali Noam Tivon’du. Tivon’un açıklaması şöyle oldu:

“Esirlerin serbest bırakılmasının sağlanması tüm savaş hedeflerinin en önemli hedefidir. Eğer onları geri getiremezsek bir zaferden söz edemeyiz. Geçen hafta, onların serbest kalıp İsrail’e geri gelebileceğinin mümkün olduğunu açıkça gösterdi. Katar-Mısır kanalı etkinliğini kanıtladı. Bu nedenle bunun devam etmesi gerekiyor. Ordu, askeri operasyonları durdurup istediği zaman bunları tekrar başlatabileceğini kanıtladı. Bu yüzden bedeli ne olursa olsun müzakerelere odaklanılması gerekiyor.”



Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
TT

Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) komutanı Amiral Brad Cooper, Suriye hükümet güçlerini ülkenin kuzeyindeki Halep ve Tabka şehirleri arasındaki bölgede "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı ve Kürt güçleriyle aralarındaki "gerginliğin artmasını önleme" çabalarını memnuniyetle karşıladı.

Cooper, "Suriye hükümet güçlerini Halep ve Tabka arasında bulunan bölgelerdeki her türlü saldırı operasyonunu durdurmaya çağırıyoruz" diyerek, "Suriye'deki tüm tarafların gerginliğin artmasını önlemek ve diyalog yoluyla bir çözüm aramak için sürdürdüğü çabaları memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerini kullandı.


Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)

Son günlerde, Lübnan resmî makamlarının 2006’da kabul edilen ve 2024’te güncellenen 1701 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasına bağlılık vurgusu ile, yalnızca ateşkesin kalıcı hale getirilmesini değil, silahların bırakılmasını ve gücün devlet elinde toplanmasını açıkça dile getirmeye başlayan uluslararası aktörlerin yaklaşımı arasındaki çelişki giderek belirginleşiyor. Bu yeni yaklaşım, Lübnan devletini son derece hassas bir siyasi ve güvenlik sınavıyla karşı karşıya bırakıyor.

İsrail’in artan askeri faaliyetleri ve Litani Nehri’nin güneyi ile kuzeyine yönelik hava saldırılarının sürmesi eşliğinde, Lübnan devleti 1701 sayılı kararın tüm hükümlerine bağlılığını ortaya koymaya çalışıyor. Resmî açıklamalarda, Lübnan ordusunun Mavi Hat boyunca görevlerini yerine getirdiği ve Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ile iş birliği içinde sükûneti sağlamaya çalıştığı vurgulanıyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da Lübnan’ın ‘ateşkese bağlı olduğunu ve uluslararası yükümlülüklerine saygı gösterdiğini’ yineleyerek, 2006’dan bu yana geçerli olan çerçevenin korunması yönündeki iradeye işaret etti.

Ancak Lübnan’ın bu yaklaşımı Batılı başkentleri artık ikna etmiyor. Son dönemde ABD ve Avrupa’dan gelen açıklamalar, ‘uluslararası toplumun istikrarı yönetme aşamasından, değişimi dayatma aşamasına geçtiğini’ açık biçimde ortaya koyuyor. Özellikle Lübnan ordusunun güneyde sahadaki planını uygulamaya başlamasının ardından, silahların devlet otoritesi altında toplanması gerekliliği yönündeki söylem daha da güç kazanmış durumda.

Uluslararası silahsızlanma takvimi

Eski milletvekili Faris Said, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, uluslararası toplumun Lübnan’daki tüm yasadışı silahların tasfiyesi, özellikle de Hizbullah’ın silahları için bir takvim belirlediğinin artık netleştiğini, bunun yalnızca Litani Nehri güneyindeki silahları kapsayan 1701 sayılı karar ile sınırlı olmadığını söyledi.

Said, “Lübnan yetkilileri bu takvimden haberdar, ancak kamuoyuna açıklanmadı. Yetkililerin bu konuda ciddi adımlar atması gerekiyor, çünkü gecikme ülkeyi büyük siyasi ve güvenlik risklerine maruz bırakır” ifadelerini kullandı.

Said’e göre mevcut aşama, uluslararası yaklaşımda bir değişimi gösteriyor: “Artık odak sadece güneydeki durumu düzenleyen 1701 sayılı kararın uygulanmasında değil. Zira şimdi tüm milislerin silahsızlandırılması yönünde açık talepler öne çıkıyor” (yani 1559 sayılı karar). Said bu değişimi, ‘Lübnan siyasetinde silahın egemenliğine son verme iradesi’ olarak nitelendirdi.

Said ayrıca, “Lübnan’da Hizbullah tarafından yapılan sözlü tırmanış, gerçek durumla uyumlu değil. Hizbullah medyada tonunu yükseltiyor, ancak geniş çaplı bir askeri çatışmaya girişecek kapasitesi yok” değerlendirmesinde bulundu. Said, Hizbullah içinde iki eğilim olduğunu belirterek, birinin İran-ABD müzakerelerini beklediğini, diğerinin ise Hizbullah’ı çıkmazdan kurtaracak bir Arap çözümü arayışında olduğunu bildirdi.

 Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)

1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasının geçmiş yıllarda Hizbullah’ın silahları ve siyasi sisteme derinlemesine nüfuzu nedeniyle aksadığını belirten Said, Hizbullah’ın seçim yasası ve mezhep ötesi ittifakları aracılığıyla kendisine bir siyasi güvenlik ağı oluşturduğunu söyledi.

Said sözlerini şöyle noktaladı: “Artık Lübnan devletinin zaman kaybetme lüksü yok. Devlet, BM gözetiminde tek bir masada oturup bekleyen meseleleri çözmeli ve müzakerelere parti mantığıyla değil, devlet mantığıyla başlamalı. Zamanla yarış içindeyiz; eğer bu yılı da aşarsak ve silah konusunda siyasi çözümler bulamazsak, tüm Lübnan’ın yeniden şiddet sarmalına gireceği düşüncesi gerçek olabilir.”

1701 sayılı karar artık uygulanabilir değil

Lübnan devleti, uluslararası meşruiyet politikasını savunmak zorunda kalırken, ülkedeki en etkili güçlerden Hizbullah, kararı kabul eden devletlerin yorumladığı şekliyle 1701 sayılı kararın sınırlarını tanımıyor.

Hukuk profesörü Dr. Ali Murad, “Lübnan, savaşın ve ateşkes anlaşmasının ortaya çıkardığı güç dengeleri ışığında son derece zor bir gerçeklikle karşı karşıya” dedi. Murad, İsrail’in, Lübnan hükümetinin son olarak silahları devletin elinde toplama çabalarına rağmen, ‘adım adım’ dengesini aştığını belirtti.

Murad, güç dengelerinin bugün her zamankinden daha fazla İsrail lehine döndüğünü, özellikle Suriye rejiminin çöküşü ve Hizbullah’ın yanıt verememesi sonrası, herkesin durumu objektif şekilde değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Murad, “2006’da kabul edilen 1701 sayılı karar, o dönemdeki koşullar değiştiği için artık uygulanabilir değil” ifadesini kullandı.

Mevcut durumun çok daha zor olduğunu belirten Murad, Hizbullah’ın o dönemde silahlarını karar gereği teslim etmemesinin, sonraki uygulamaları daha karmaşık hale getirdiğini söyledi. Murad, savaş sonrası kabul edilen yorum çerçevesinde ateşkesin artık uygulanabilir olmadığını, durumun daha karmaşık ve zor hale geldiğini vurguladı.

Murad, Lübnan devletinin dolaylı müzakere fikrini kabul etmesinin, ulusal çıkarı koruma sorumluluğunu beraberinde getirdiğini belirterek, bunun; saldırıların durdurulması, İsrail’in çekilmesi, tutukluların geri dönmesi ve yeniden imar sürecinin başlatılması gibi açık hedefleri kapsaması gerektiğini ifade etti. Murad, “Bu hedeflerin hiçbiri Hizbullah’ın silahlarıyla artık gerçekleştirilemez” dedi.

Murad sözlerini şu ifadelerle bitirdi: “2006 versiyonu artık geçerli değil, mevcut ateşkes versiyonu ise gerçeklik tarafından aşılmış durumda. Lübnan devleti ve Hizbullah, durumu olduğu gibi değerlendirmeli, inkâr veya kaçma yoluna başvurmamalı.”


İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki Filistinli gruplara silahsızlanmaları için iki aylık bir ültimatom verdi ve bunu uygulamak için yeniden askeri müdahale tehdidinde bulunarak, savaşı yeniden alevlendirebileceğini belirtti.

İsrail kaynakları, Tel Aviv'in bu ültimatomu ABD ile tam bir mutabakat içinde verdiğini ve silahsızlanma sürecinin niteliğini ve kriterlerini İsrail'in belirleyeceğini ifade etti.

İsrail medya kuruluşu Kanal 12'ye göre ordu şimdiden bir askeri operasyon senaryosuna hazırlanıyor ve ABD Başkanı Donald Trump, "Onlar (Hamas) bunu kolay yoldan da zor yoldan da yapabilirler" diyerek İsrail'in pozisyonunu güçlendirdi.

13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)

Kanal haberinde, “Barış Konseyi ve teknokrat yönetim kurulduğu andan itibaren Hamas'a silahsızlanması için iki ay süre verilecek. Eğer bunu gönüllü olarak yapmazsa, İsrail ordusu müdahale edecek” ifadelerini kullandı.

İsrail'de bu tehditkar tavrın, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında tam bir anlaşmanın sonucu olduğu iddiası var.

İsrailli bir güvenlik kaynağı, Hamas'ın belirtilen süre içinde silahsızlandırılmaması durumunda "İsrail ordusunun şimdiden planlar hazırladığını" belirtti.

İsrail güvenlik teşkilatının değerlendirmesine göre Hamas hâlâ sahada faaliyet gösteriyor, zaman onların lehine işliyor ve hareket çatışmalar sırasında ağır hasar görmüş olsa da çöküşten çok uzak.

Güvenlik değerlendirmelerine göre, “örgüt hâlâ Gazze’nin bazı bölgelerinde otorite ve askeri kontrolü sürdürüyor, sahada faaliyet gösteriyor ve özellikle hâlâ etkin kontrolü altında bulunan bölgelerde silahlanmaya ve büyümeye devam ediyor… Ortaya çıkan geçiş dönemi (Hamas'a) hizmet ediyor ve yeteneklerini yeniden inşa etmesine, yeraltı altyapısını harekete geçirmesine ve bir savaş gücünü yeniden kurmasına olanak tanıyor.”

 Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)

İsrail'deki bilgili kaynaklar, bu durum ışığında "mevcut aşamayı uzatmanın bir seçenek olmadığını" belirterek, "belirli ve sınırlı bir zaman çizelgesi belirlendiğini ve bu çizelgenin sonunda kesin bir karar verileceğini" vurguladı.

Siyasi ve güvenlik kaynakları, bu kararın ABD ile tam koordinasyon içinde alındığını ve Washington ile Tel Aviv arasında doğrudan varılan anlaşmaların bir parçası olduğunu doğruladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu anlaşmalar, Hamas'ın silahsızlandırılmasının sadece belirtilen bir hedef değil, Gazze Şeridi'ndeki herhangi bir ilerleme için bağlayıcı bir koşul olduğu konusunda da mutabakatı içeriyor.

Kaynaklar, İsrail'in "silahsızlanma" tanımının, kriterlerinin, nasıl doğrulanacağının ve ne zaman gerçek ve tamamlanmış sayılacağının tam kontrolüne sahip olacağını ifade etti.

İsrail kaynakları, kısmi bir dağılmanın veya sembolik bir adımın kabul edilmeyeceğini ve Hamas askeri yeteneklere sahip olduğu sürece "sarı hat’tan" geri adım atılmayacağını vurguladı.

İsrail, Hamas silahsızlandırılana kadar Gazze'de kurulan teknokrat hükümetle iş birliğinin sınırlı ve temkinli olmasına karar verdi.

Kaynaklar, İsrail'in teknokrat hükümetin bileşimini ve üyelerinin isimlerini incelediğini belirtti.

Tel Aviv'de hakim olan varsayım, Hamas'ın kendi isteğiyle silahsızlanmayacağı yönünde ve ültimatom, (askeri olarak) harekete geçmeden önce net bir zaman çerçevesi belirlemeyi de amaçlıyor.

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail'in uyarısı, yıkıcı bir savaştan iki yıl sonra geldi ve İsrail'in Hamas karşısında başka ne yapacağı bilinmiyor.

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki her türlü silahı ortadan kaldırmak ve tüm tünelleri yok etmek istiyor.

Hamas, Gazze Şeridi'nde iktidarı teknokrat bir hükümete devredeceğini açıkladı, ancak silahsızlanacağına dair bir açıklama yapmadı.

ABD yetkilileri, Axios'a daha önceki bir raporda, Hamas'ın gizli iletişimlerde, Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının başlangıcıyla eş zamanlı olarak ABD'nin silahsızlanma planını kabul etmeye istekli olduğunu ifade ettiğini söylemişti.

Rapora göre, Trump'ın Hamas'ı silahsızlandırma planı, tüneller ve silah fabrikaları gibi askeri altyapının imha edilmesi, füzeler ile ağır silahların İsrail'e karşı kullanılmasını engelleyecek depolama alanlarına yerleştirilmesiyle başlayarak, aşamalı olarak uygulanmasını öngörüyor.

Aynı aşamada, Gazze Şeridi'nde teknokrat bir hükümete bağlı, güvenlik ve düzeni sağlamaktan sorumlu ve Şerit içinde silah bulundurma yetkisine sahip tek kurum olacak bir polis gücü oluşturmak için çalışmalar sürüyor.

İnternet sitesi, bir ABD yetkilisinin Hamas'ın silahsızlanma konusunda "olumlu sinyaller" gönderdiğini söylediğini aktarırken, ateşkesin başarısının ve kalıcı bir barışa dönüşmesinin, hareketin silahlarını bırakmasına ve İsrail güçlerinin Gazze'den çekilmesine bağlı olduğunu vurguladı.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, kişisel silahlarını teslim etmeye ve askeri faaliyetlerden vazgeçmeye istekli Hamas üyelerine özel af çıkarma olasılığını değerlendiriyor.