El-Kassam Tugayları, Tel Aviv’i hedef aldı

İsrail savaşı durdurmak için iki koşul sundu, çetin bir arazide savaşıldığını vurguladı ve riskli olarak nitelediği ülkeler haritasını güncelledi.

İsrail dün Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’a bombardıman düzenledi. (AFP)
İsrail dün Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’a bombardıman düzenledi. (AFP)
TT

El-Kassam Tugayları, Tel Aviv’i hedef aldı

İsrail dün Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’a bombardıman düzenledi. (AFP)
İsrail dün Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’a bombardıman düzenledi. (AFP)

Dün Gazze Şeridi'nin kuzeyi, orta bölgesi ve güneyinde çatışmalar şiddetlendi. Kuzeyde Cibaliye Kampı’nın etekleri, Gazze şehrinin doğusundaki Şucaiyye mahallesi, Gazze Şeridi’nin güneyinde Han Yunus’un etekleri ve merkezdeki Deyr el-Belah hedefteydi. İsrail ordusu daha geniş alanları kontrol altına alıp Gazze Şeridi’ni üç parçaya ayırmak için Hamas’ın kaleleri olduğunu savunduğu bölgelerin derinliklerine girmeye çalışıyor.

Filistinli gruplardan kaynaklar Şarku’l Avsat’a, birçok bölgede şiddetli ve benzeri görülmemiş çatışmaların çıktığını ve en şiddetli çatışmaların Cibaliye, Şucaiyye, Han Yunus ve Deyr el-Belah civarında yaşandığını aktardılar.

Kaynaklar, direnişin iki gündür İsrail ordusunun bu bölgelerin derinliklerine ilerlemesini engellediğini, orduya kayıplar verdirerek geri çekilmeye zorladığını vurguladı.

Gazze Şeridi’nin kuzeyi, ortası ve güneyindeki bölgelere yönelik saldırılar, anlaşmazlıklar sonucu çöken yedi günlük insani aranın ardından çatışmaların yeniden başlamasıyla, ordunun kara operasyonunu Gazze Şeridi’ni tamamen kapsayacak şekilde genişletmesi kapsamında gerçekleştirildi.

Çatışmalar Gazze genelinde yoğunlaşırken, İsrail hükümeti Hamas’a iki şartla çatışmayı hemen durdurmayı teklif etti.

Fotoğraf Altı: İsrail tankları, Gazze sınırı yakınlarında tatbikat yaptı. (Reuters)
İsrail tankları, Gazze sınırı yakınlarında tatbikat yaptı. (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Sözcüsü Ofir Gendelman, dün düzenlediği basın toplantısında, savaşın ‘bugün hemen şimdi’ durdurulabileceğini ancak bunun müzakere edilemeyecek iki şarta bağlı olduğunu söyledi. Bunlardan ilkinin Hamas Hareketi’nin istisnasız Gazze Şeridi’ndeki bütün esirleri serbest bırakması ve ikincisinin de hareketin liderlerinin teslim olup hareketi dağıtmaları olduğunu bildirdi.

Hamas İsrail’in önerisine henüz yanıt vermedi. Yapılan değerlendirmeler yanıt vermeyeceği yönünde. Zira Hamas bir yandan İsrail ordusunu Gazze’de yenilgiye uğratma sözü verirken, diğer yandan da İsrail hapishanelerindeki tüm mahkumların serbest bırakılacağını vurguluyor.

Bu aşamada herhangi bir diplomatik çözümü olanaksız gören İsrail ordusu, pazar akşamı ve pazartesi günü Gazze’deki yüzlerce hedefe saldırarak altyapıyı ve silah depolarını yok etti.

Fotoğraf Altı: İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah şehrine düzenlediği hava saldırısının ardından binalardan yoğun dumanlar yükseldi. (DPA)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah şehrine düzenlediği hava saldırısının ardından binalardan yoğun dumanlar yükseldi. (DPA)

Ordu, Kfir Tugayı askerlerinin ilk kez Gazze Şeridi’nin derinliklerinde kara manevrasına katılarak 30’dan fazla tünel açıklığı bulduğunu ve bunları imha ettiğini bildirdi. Tugay Komutanı Albay Yaniv Barot şu açıklamada bulundu:

“Kfir Tugayı bu aşamaya ulaşmak için çok eğitim aldı. Savaşta bugüne kadar yapıldığı gibi, bize verilen her görevi ustaca yerine getireceğimize güveniyorum. Tugay şu ana kadar 30’dan fazla tünel açıklığı tespit etti ve diğer birimlerle iş birliği yaparak bunları imha etti.”

Kassam’dan füze saldırısı

Diğer yandan El-Kassam Tugayları ‘düşmana can ve araç kaybı yaşattıklarını’ duyurdu. Hamas Hareketi’nin askeri kanadı olan Kassam Tugayları, Tel Aviv’e füze salvoları ile saldırdığını ve aynı zamanda Aşkelon, Beerşeba, Sderot ve çeşitli bölgelerdeki düşman mevzilerini de bombaladığını bildirdi. Açıklamada Gazze’de evlerde saklanan askerlerin yanı sıra çeşitli yerlerdeki tankların, araçların ve personel taşıyıcılarının da hedef alındığı kaydedildi.

Fotoğraf Altı: Dün Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’ta, akrabalarının cesetleri üzerinde ağlayan bir Filistinli. (Reuters)
Dün Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’ta, akrabalarının cesetleri üzerinde ağlayan bir Filistinli. (Reuters)

İslami Cihad Örgütü’ne bağlı Kudüs Tugayları da Kassam’ın yanı sıra çeşitli bölgelerde düşmanla çatıştıklarını, düşmanın mevzilerine ve araçlarına saldırdıklarını, kayıplar verdirdiklerini ve yerleşim yerlerini bombaladıklarını duyurdu.

İsrail ordusu, İsrail’in merkezi ve Gazze çevresindeki bölgelerde sirenlerin çalıştırıldığını ve ölümler meydana geldiğini kabul etti.

Ordu dün, Gazze Şeridi’ndeki muharebe operasyonlarında üç askerinin öldürüldüğünü açıklayarak bu sayının kara savaşının başlangıcından bu yana 71’e, 7 Ekim’den bu yana ise 401’e çıktığını bildirdi.

2 bin asker yaralı

İsrail’de 7 Ekim'den bu yana yaşanan çatışmalar sonucunda yaklaşık iki bin askerin yaralandığı kaydedildi.

Gazze savaşının 59’uncu gününde ordunun Gazze Şeridi’nin kuzeyinde ne gibi başarılar elde ettiği henüz net değil.  Ordu liderlerinin açıklamalarında da çelişkiler görülüyor.

İsrail Zırhlı Birlikler Komutanı Hişam İbrahim, zırhlı güçlerin ve diğer kara kuvvetlerinin Gazze’nin kuzeyindeki askeri misyonlarını tamamlamaya yaklaştığını ve Hamas’ı devirmek için kara hareketlerini Gazze Şeridi’nin diğer bölgelerini de kapsayacak şekilde genişletmeye başladıklarını söyledi. İsrail Ordu Sözcüsü Jonathan Conricus ise CNN’e verdiği röportajda, güçlerinin kuzeyde Hamas’ı askeri açıdan tamamen yenilgiye uğratmadığını ancak iyi bir ilerleme kaydettiklerini söyledi.

Sözcü açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Başından bu yana İsrailli sivillere ve dünyada bize kulak veren herkese Hamas’la mücadelenin zaman alacağını söyledik. Bu, çetin bir savaş arazisinde yürütülen zor bir operasyon. Askeri hedefi uğruna sivilleri feda etmeyi umursamayacak kadar ısrarcı bir düşmanla savaşıyoruz.”

İsrail, sahadaki bu zorluklarla birlikte Gazze Şeridi’nde geniş alanları bombalamaya devam etti ve kuzeyde, merkezde ve güneyde evleri vurdu.

Gazze Şeridi Sağlık Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’ye düzenlediği saldırılarda yüzde 70’i kadın ve çocuk olmak üzere en az 15 bin 899 Filistinlinin öldürüldüğünü ve yaralı sayısının 42 bine yükseldiğini bildirdi.

Artan risk faktörü

İsrail savaşını sadece Gazze Şeridi’nde, Batı Şeria ve Lübnan cephelerinde yürütmüyor, aynı zamanda savaşının dünya çapında da yansımalarının olmasını bekliyor. Dün İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi, sıradan bir İsrailli için oluşturduğu tehlike derecesine göre 80 ülkenin yer aldığı güncellenmiş bir seyahat uyarısı listesi yayınladı.

Listede Batı Avrupa ve Güney Amerika’dan yeni ülkeler yer alıyor. Üst düzey bir Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilisi “Geçtiğimiz yıl dünya çapında onlarca terör saldırısı engellendi. Bunların çoğu, halihazırda devam eden savaşın başlamasından bu yana iki ay içinde kaydedildi” dedi.

Fotoğraf Altı: Gazze’de öldürülen çocukların anısına İngiltere Başbakanı’nın Londra’daki konutunun önüne 450’den fazla sembolik tabut konuldu. (EPA)
Gazze’de öldürülen çocukların anısına İngiltere Başbakanı’nın Londra’daki konutunun önüne 450’den fazla sembolik tabut konuldu. (EPA)

Batı Avrupa kampında İngiltere, Fransa ve Almanya yer alırken, Güney Amerika’da Avustralya ve Rusya’nın yanı sıra Brezilya ve Arjantin yer alıyor. Bunların hepsi, İsrailliler için risk faktörünün birinci seviyeden daha tehlikeli olan ikinci seviyeye yükseldiği ülkeler. Dolayısıyla İsraillilerin bu yerlere seyahat ederken her zaman teyakkuzda olmaları ve tedbir almaları isteniyor.

Afrika Kıtası listesinde, şu an İsrail vatandaşları için çok tehlikeli olduğu düşünülen Arap-Afrika ülkelerinin yanı sıra, diğerlerine göre daha yüksek düzeyde Güney Afrika Cumhuriyeti ve Eritre yer alıyor.

Listede yer alan Orta Asya ülkelerinde Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’da uyarı üçüncü seviyeye çıkarıldı. Bu uyarı ‘gerekmedikçe bu ülkelere seyahat etmeyin, eğer şu anda oradaysanız hemen ayrılmalısınız’ anlamına geliyor.

Ulusal Güvenlik Konseyi ‘seyahat uyarısı yapılan ülkelere, özellikle Arap ve Ortadoğu ülkelerine, Kuzey Kafkasya’ya, İran’ın çevresindeki ülkelere ve Asya’daki bazı Müslüman ülkelere seyahatlerin ertelenmesi’ çağrısında bulundu.

Çağrıda ayrıca ‘İsrail ve Yahudi sembollerini taşımaktan kaçınılması ve büyük İsrail ve Yahudi toplantılarından uzak durulması’ istendi.



Suriye’de beklenen kabine değişikliği, SDG’nin entegrasyonunu da göz önünde bulunduruyor

Suriye hükümeti, Mart 2025 (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye hükümeti, Mart 2025 (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Suriye’de beklenen kabine değişikliği, SDG’nin entegrasyonunu da göz önünde bulunduruyor

Suriye hükümeti, Mart 2025 (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye hükümeti, Mart 2025 (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Suriye hükümetine yakın kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, önümüzdeki günlerde Suriye hükümetinde kapsamlı bir kabine değişikliği yapılmasının beklendiğini bildirdi. Kaynaklara göre, değişiklik yalnızca kabine ile sınırlı kalmayacak; birçok bakanlıkta yeniden yapılanma da gerçekleştirilecek. Egemenlik alanındaki bazı bakanlıklar dahil olmak üzere çeşitli kurumlarda yapısal düzenlemeler ve bazı valileri kapsayan görev değişiklikleri planlanıyor.

Söz konusu kabine revizyonunun, Mart 2025’te kurulan hükümetin üzerinden bir yıldan fazla süre geçmesinin ardından gündeme geldiği belirtiliyor. Bu hükümet, daha önceki geçici yönetimin görevini devralmasının ardından oluşturulmuştu.

Değişikliğin özellikle yerel yönetimler ve çevre, sağlık, spor ve gençlik, tarım, ulaştırma, eğitim ile yükseköğretim gibi hizmet bakanlıklarını kapsaması bekleniyor.

Şarku’l Avsat kaynakları, değişiklik kapsamındaki bazı bakanlıklarda vekâleten yönetim uygulanacağını, kurum içinden görevlendirilen isimlerin geçici olarak işleri yürüteceğini belirtti. Sürecin, devlet kurumlarının farklı kademelerini etkileyecek daha geniş bir yeniden yapılanmanın parçası olduğu ifade edildi.

Söz konusu değişim süreci Tarım Bakanlığı ile başladı. Bakan Emced Bedr’in yerine, daha önce Bakan Yardımcısı ve Haksız Kazançla Mücadele Komitesi Başkanı olan Basil Suveydan geçici olarak görevlendirildi. Sağlık Bakanlığı’nda ise Musab Nizal el-Ali’nin yerine Muhammed Mesalihi’nin atandığı bildirildi.

fgfgf
Suriye Spor Bakanı, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’nın huzurunda yemin ederken (Şarku’l Avsat)

Şarku’l Avsat’ın elde ettiği bilgilere göre, planlanan değişikliklerin bir kısmı bakanların kendi kişisel talepleri üzerine gerçekleşti. Bu gerekçeler arasında sağlık sorunları da bulunuyor. Ayrıca görevden alınan bazı bakanların ilerleyen süreçte daha üst düzey yönetim pozisyonlarına getirilebileceği ifade ediliyor. Öte yandan bazı değişikliklerin performans değerlendirmeleri sonucunda yapıldığı, bununla birlikte siyasi yakınlaşma süreçleri ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) devlet yapısına entegrasyon sürecini hızlandırma çabalarının da etkili olabileceği belirtiliyor.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, Şam’da düzenlenen el-Feyha Spor Salonu açılışında yaptığı konuşmada, Gençlik ve Spor Bakanı Muhammed Samih Hamid’in sağlık gerekçeleriyle görevden affını talep ettiğini kendisine ilettiğini açıklamıştı.

Egemenlik alanındaki bakanlıklarda herhangi bir değişiklik yapılmayacak

Son haftalarda İçişleri Bakanlığı’nda da değişiklik yapılacağı yönünde iddialar gündeme geldi. Bu iddialara göre mevcut İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanlığı’na getirilmesi, yardımcısı Abdulkadir Tahan’ın ise bakanlığa atanması planlanıyordu. Ancak hükümet kaynakları, egemenlik alanındaki hiçbir bakanlığın bakan düzeyinde bir değişikliğe tabi tutulmayacağını doğruladı.

frtbrtb
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile Suriyeli mevkidaşı Esad eş-Şeybani arasında yapılan görüşmeden (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Aynı kaynaklar, Cumhurbaşkanlığı’nın bu bakanlıklarda istikrarın korunmasını istediğini, özellikle son dönemde elde edilen güvenlik başarılarının bu kararda etkili olduğunu belirtti. Bu başarılar arasında eski rejime bağlı bazı savaş suçlularının, örneğin Emced Yusuf gibi isimlerin yakalanması da bulunuyor. Ayrıca, SDG’nin devlet yapısına entegrasyon süreciyle bağlantılı kurumların da çalışmalarını sürdürdüğü ifade edildi. Bu kapsamda Savunma Bakanlığı’nın askerî yapının yeniden düzenlenmesi üzerinde çalıştığı, Adalet Bakanlığı’nın doğu bölgelerindeki adliye binalarının sisteme entegrasyonunu yürüttüğü, ayrıca Enerji ve Ekonomi bakanlıklarının da bu sürece eşlik ettiği kaydedildi.

Sokaktaki gerginliği gidermek

Kaynaklar, İçişleri ve Savunma gibi bazı bakanlıkların halk nezdinde önemli bir takdir topladığını, ancak özellikle Enerji, Ekonomi ve Maliye gibi bazı bakanlıklara yönelik memnuniyetsizlik bulunduğunu belirtiyor. Bu bakanlıklar, halkın üzerindeki ekonomik yükler nedeniyle görevden alınmaları yönünde taleplerle karşı karşıya. Buna rağmen Suriye yönetiminin bu sorunların karmaşık nedenlerinin farkında olduğu, kurumların çalışmalarını ve yürütülen geliştirme projelerini yakından takip ettiği ve bu nedenle söz konusu bakanlıkların büyük ölçüde değişim dışında tutulduğu ifade ediliyor.

fdbfd
Azerbaycan ve Suriye enerji bakanları cumartesi günü gaz tedarik anlaşması imzaladı. (SANA)

Kaynaklara göre bu süreç, aynı zamanda ‘sokaktaki gerilimi azaltmaya yönelik kritik kararlarla’ birlikte ilerlemeli. Özellikle yüksek elektrik faturaları, kamu hizmetlerine yönelik memnuniyetin düşmesinde önemli bir etken olarak görülüyor. Buna karşın elektrik hizmetlerinde kesinti sürelerinin azalması ve hizmet kalitesindeki iyileşme dikkat çekiyor. Benzer bir tablo telekomünikasyon alanında da yaşanıyor. Mobil şebeke kapsama alanında belirgin bir iyileşme ve erişimin genişlemesi sağlanırken, buna paralel olarak hizmet maliyetlerinin ve fiyatların arttığı belirtiliyor.

Kapsamlı yeniden yapılandırma

Planlanan kabine değişikliğinin yalnızca bakanlıklarla sınırlı kalmayacağı, bakanlıklara bağlı müdürlükler ve üst düzey görevleri de kapsayacak şekilde genişletileceği bildirildi. Bu kapsamda İçişleri, Savunma, Turizm, İletişim, Teknoloji ve Enformasyon bakanlıkları gibi kurumlarda bazı üst düzey isimlerin görevden alınarak yerlerine yeni atamalar yapılabileceği ifade ediliyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre, Suriye’de devlet kurumlarının yeniden düzenlenmesine yönelik geniş kapsamlı bir değişim süreci yürütülüyor. Bu süreçte bakan yardımcıları ve idari müdürlerin yanı sıra özellikle Turizm Bakanlığı’nda önemli değişiklikler yapıldığı, ayrıca sendika ve meslek örgütlerine kadar uzanan bir yeniden yapılanma planlandığı belirtiliyor. Bu çerçevede Suriye İşçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Favaz Ahmed’in görevden alınması gündeme gelirken, ülke genelinde barolar gibi meslek örgütlerinde de yeni yönetimlerin oluşturulması için çalışmalar yürütülüyor.

Ayrıca bazı valileri kapsayan geniş çaplı yer değişikliklerinin de gündemde olduğu, özellikle Halep ve Humus gibi büyük şehirlerin bu değişimden etkilenebileceği ifade ediliyor. Yerel kaynaklara göre Halep Valisi Azzam el-Garib’e, Cumhurbaşkanlığı’na yakın bir yürütme yapısında üst düzey bir görev teklif edildiği, ancak Garib’in halen kentteki görevine devam etmeyi değerlendirdiği aktarıldı.

Bunun yanında Humus Valisi Abdurrahman el-Ama’nın görevden alınarak Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’ne atanacağı, yerine ise Murhaf en-Nasan’ın Humus Valisi olarak görevlendirileceği yönünde haberler de dolaşıyor.

Paylaşım sisteminin yokluğu

Jusoor Araştırma Merkezi araştırmacısı Vail Alvan, Suriye’de mevcut hükümetin üzerinden bir yıl geçmesinin ardından gündeme gelen kabine ve idari değişiklik tartışmalarını, Cumhurbaşkanlığı tarafından yürütülen bir performans değerlendirmesine bağladı.

Alvan Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bu tür süreçlerin genellikle paralel siyasi gelişmelerle birlikte ilerlediğini belirtti. Alvan’a göre bu gelişmeler arasında Suriye Meclisi’nin ilk oturumlarının yapılması veya SDG ile yakınlaşma süreci gibi unsurlar yer alıyor. Alvan, mevcut göstergelerin henüz kapsamlı bir hükümet değişikliğine ya da tamamen yeni bir kabine kurulmasına işaret edecek düzeyde olmadığını ifade etti.

df fd
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, 15 Nisan 2026 tarihinde Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani’nin de hazır bulunduğu bir toplantıda SDG lideri Mazlum Abdi ile Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed’i kabul etti. (SANA)

Alvan, bakanların belirlenme sürecinin ve yapılan incelemelerin takip edilmesi sonucunda, hükümette ‘paylaşımcı siyaset’ ya da taraflar arasında uzlaşmaya dayalı bir bakanlık dağılımı anlayışının bulunmadığını gözlemlediklerini söyledi. Alvan’a göre, buna rağmen önümüzdeki dönemde SDG mensuplarının bakan, bakan yardımcısı veya vali gibi karar alma pozisyonlarında yer alması mümkün. Bunun, güç paylaşımı ve tek elde iktidar toplanmaması ilkesi çerçevesinde ‘doğal’ bir gelişme olduğu değerlendiriliyor. Bakanlık ve görevlerin ise liyakat, performans değerlendirmesi ve düzenli gözden geçirme mekanizmalarıyla belirlendiği, bu nedenle görevlerin sürekli denetime açık olduğu ifade ediliyor.

Alvan ayrıca, yürütme organı içinde bazı bakanlıklar ya da sorumlu pozisyonlarda meclisin toplanmasından önce sınırlı değişikliklerin olabileceğini belirtti. Ancak kapsamlı bir hükümet değişikliğinin parlamentonun faaliyete geçmesine bağlı olduğunu, bunun daha geniş çaplı ve bazı hassas egemenlik bakanlıklarını da kapsayabilecek bir yeniden yapılanma sürecine zemin hazırlayabileceğini ifade etti. Bu tür bir değişimin ise mevcut sürecin ötesinde, kapsamlı bir performans değerlendirmesinin sonucu olacağı kaydedildi.

Parlamentonun yetkileri

Öte yandan Halep’ten seçilen Suriye Halk Meclisi üyesi Akil Hüseyin, beklenen değişim sürecinin parlamentonun yetkileriyle ya da meclisin faaliyete başlamasıyla doğrudan bağlantılı olmadığını belirtti. Bu durumun, geçen yıl mart ayında kabul edilen anayasal bildiri çerçevesinde şekillendiğini ifade etti.

fvfe
Şam’daki Halk Meclisi binası ilk oturumunu bekliyor. (AFP)

Hüseyin, hukuki açıdan meclisin hükümetin kurulmasını onaylama, atama yapma ya da güvenoyu verme yetkisine sahip olmadığını söyledi. Mevcut yönetim sisteminde meclisin rolünün daha çok bakanların denetlenmesi ve hesap verebilirliğinin sağlanmasıyla sınırlı olduğunu, dolayısıyla kabine değişikliklerinin doğrudan Cumhurbaşkanı’nın yetkisi dahilinde gerçekleştiğini vurguladı.

Suriye’de kabul edilen anayasal bildiri başkanlık sistemi esasına dayanıyor, geniş yürütme yetkileri cumhurbaşkanında toplanıyor ve yürütme organı doğrudan cumhurbaşkanı tarafından belirleniyor.


Lübnan’ın Dahiye bölgesindeki cenaze töreninde havaya ateş açıldı, Hizbullah silahlı kişilerin tutuklanmasını engelledi

Lübnan'ın güneyinde bazı Hizbullah üyelerinin ve sivillerin cenaze töreninde taşınan Hizbullah bayrakları (Reuters)
Lübnan'ın güneyinde bazı Hizbullah üyelerinin ve sivillerin cenaze töreninde taşınan Hizbullah bayrakları (Reuters)
TT

Lübnan’ın Dahiye bölgesindeki cenaze töreninde havaya ateş açıldı, Hizbullah silahlı kişilerin tutuklanmasını engelledi

Lübnan'ın güneyinde bazı Hizbullah üyelerinin ve sivillerin cenaze töreninde taşınan Hizbullah bayrakları (Reuters)
Lübnan'ın güneyinde bazı Hizbullah üyelerinin ve sivillerin cenaze töreninde taşınan Hizbullah bayrakları (Reuters)

Lübnan’ın başkenti Beyrut'un güney banliyösü Dahiye'deki Kefaat bölgesinde dün öğleden sonra bir güvenlik gerilimi yaşandı. Dört kişinin cenaze töreni sırasında havaya yoğun bir şekilde ateş açılması nedeniyle birkaç kişi yaralandı.

Lübnan basını, büyük bir kalabalığın katıldığı cenaze töreninin silahlı kişilerin yoğun biçimde havaya ateş açmasıyla kargaşaya dönüştüğünü ve bazı kişilerin yaralanmasına yol açtığını bildirdi.

Sosyal medyada paylaşılan video görüntüleri, havaya ateş açıldığını gösterirken siviller arasında panik yaşandığı da görüntülere yansıdı.

Edinilen bilgilere göre Lübnan ordusu durumu kontrol altına almak amacıyla bölgeye ulaştı, ancak Hizbullah yanlıları ateş açanların tutuklanmasını engellemek için müdahale etti.

Bir süre sonra Lübnan ordusu araçları ve İstihbarat Müdürlüğü mensuplarının Kefaat Kavşağı çevresinde geniş çaplı konuşlandığı görüldü. Bu sırada çok sayıda silahlı unsur bölgeden çekildi.

Ayrıca ambulansların yaralıları taşımak üzere olay yerine yöneldiği bildirildi. Cenaze töreni boyunca gerginlik ve kalabalık yoğunluğu devam etti.

Bu gelişme, başkent Beyrut’ta silah dosyasına ilişkin artan tartışmalar gölgesinde yaşandı. Lübnan hükümeti daha önce güvenliği sağlamak ve silahları azaltmak amacıyla yürütülen çabalar çerçevesinde Beyrut'u ‘silahsızlandırılmış şehir’ ilan etme kararını açıklamıştı.

Ancak bu karar, Hizbullah'ın sert tepkisiyle karşılaştı. Örgüt, silahlarının güvenlik kaosunun değil ‘direnişin’ bir parçası olduğunu savunarak bu dosyaya ilişkin her türlü tartışmanın kapsamlı bir ulusal savunma stratejisi çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Hizbullah ‘silahsızlandırma’ meselesinin bu şekilde gündeme taşınmasının iç gerginliklere yol açabileceği ve ülkedeki siyasi bölünmeyi derinleştirebileceği konusunda da uyardı.


Bakanlıklar üzerindeki çekişme, hükümeti kurmakla görevlendirilen Zeydi’nin görevini zorlaştırabilir

Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amidi, hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi ile tokalaşırken, 27 Nisan 2026 (Irak Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi/AFP)
Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amidi, hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi ile tokalaşırken, 27 Nisan 2026 (Irak Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi/AFP)
TT

Bakanlıklar üzerindeki çekişme, hükümeti kurmakla görevlendirilen Zeydi’nin görevini zorlaştırabilir

Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amidi, hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi ile tokalaşırken, 27 Nisan 2026 (Irak Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi/AFP)
Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amidi, hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi ile tokalaşırken, 27 Nisan 2026 (Irak Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi/AFP)

Irak’ta yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, ABD’nin eşi ve benzeri görülmemiş desteğinin yanı sıra uluslararası ve yerel desteği arkasına alarak çalışmalarını sürdürüyor. Ancak Zeydi, siyasi güçlerle ilişkisinin niteliğini sınayan ilk dosya olarak bakanlıkların dağılımına ilişkin yaşanan çekişmeyle yüzleşmek zorunda.

Siyasi bloklar ve güçler, Zeydi'yi belirli bakanlıkları talep ederek, başka bakanlıkları kendi çıkarları doğrultusunda döndürerek ya da yeni bakanlıklar ve başbakan yardımcılığı makamları oluşturarak köşeye sıkıştırmaya başladı. Böylece yetkileri olmasa bile bazı parti ve güç liderlerinin devlet kademelerinde mümkün olduğunca fazla yer edinmesini sağlamayı amaçlıyorlar.

Bağdat'taki siyasi gözlemcilere göre söz konusu güçlerin şartlarını dayatmakta ısrar etmesi halinde bu durum, silahlı gruplardan, şişirilmiş kadrolardan ve siyasi blokların dikte ettirdiği atamalardan arınmış bir hükümet kurmak isteyen Zeydi ile bu güçler arasındaki kopuşun başlangıcına dönüşebilir.