El-Kassam Tugayları, Tel Aviv’i hedef aldı

İsrail savaşı durdurmak için iki koşul sundu, çetin bir arazide savaşıldığını vurguladı ve riskli olarak nitelediği ülkeler haritasını güncelledi.

İsrail dün Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’a bombardıman düzenledi. (AFP)
İsrail dün Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’a bombardıman düzenledi. (AFP)
TT

El-Kassam Tugayları, Tel Aviv’i hedef aldı

İsrail dün Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’a bombardıman düzenledi. (AFP)
İsrail dün Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’a bombardıman düzenledi. (AFP)

Dün Gazze Şeridi'nin kuzeyi, orta bölgesi ve güneyinde çatışmalar şiddetlendi. Kuzeyde Cibaliye Kampı’nın etekleri, Gazze şehrinin doğusundaki Şucaiyye mahallesi, Gazze Şeridi’nin güneyinde Han Yunus’un etekleri ve merkezdeki Deyr el-Belah hedefteydi. İsrail ordusu daha geniş alanları kontrol altına alıp Gazze Şeridi’ni üç parçaya ayırmak için Hamas’ın kaleleri olduğunu savunduğu bölgelerin derinliklerine girmeye çalışıyor.

Filistinli gruplardan kaynaklar Şarku’l Avsat’a, birçok bölgede şiddetli ve benzeri görülmemiş çatışmaların çıktığını ve en şiddetli çatışmaların Cibaliye, Şucaiyye, Han Yunus ve Deyr el-Belah civarında yaşandığını aktardılar.

Kaynaklar, direnişin iki gündür İsrail ordusunun bu bölgelerin derinliklerine ilerlemesini engellediğini, orduya kayıplar verdirerek geri çekilmeye zorladığını vurguladı.

Gazze Şeridi’nin kuzeyi, ortası ve güneyindeki bölgelere yönelik saldırılar, anlaşmazlıklar sonucu çöken yedi günlük insani aranın ardından çatışmaların yeniden başlamasıyla, ordunun kara operasyonunu Gazze Şeridi’ni tamamen kapsayacak şekilde genişletmesi kapsamında gerçekleştirildi.

Çatışmalar Gazze genelinde yoğunlaşırken, İsrail hükümeti Hamas’a iki şartla çatışmayı hemen durdurmayı teklif etti.

Fotoğraf Altı: İsrail tankları, Gazze sınırı yakınlarında tatbikat yaptı. (Reuters)
İsrail tankları, Gazze sınırı yakınlarında tatbikat yaptı. (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Sözcüsü Ofir Gendelman, dün düzenlediği basın toplantısında, savaşın ‘bugün hemen şimdi’ durdurulabileceğini ancak bunun müzakere edilemeyecek iki şarta bağlı olduğunu söyledi. Bunlardan ilkinin Hamas Hareketi’nin istisnasız Gazze Şeridi’ndeki bütün esirleri serbest bırakması ve ikincisinin de hareketin liderlerinin teslim olup hareketi dağıtmaları olduğunu bildirdi.

Hamas İsrail’in önerisine henüz yanıt vermedi. Yapılan değerlendirmeler yanıt vermeyeceği yönünde. Zira Hamas bir yandan İsrail ordusunu Gazze’de yenilgiye uğratma sözü verirken, diğer yandan da İsrail hapishanelerindeki tüm mahkumların serbest bırakılacağını vurguluyor.

Bu aşamada herhangi bir diplomatik çözümü olanaksız gören İsrail ordusu, pazar akşamı ve pazartesi günü Gazze’deki yüzlerce hedefe saldırarak altyapıyı ve silah depolarını yok etti.

Fotoğraf Altı: İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah şehrine düzenlediği hava saldırısının ardından binalardan yoğun dumanlar yükseldi. (DPA)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah şehrine düzenlediği hava saldırısının ardından binalardan yoğun dumanlar yükseldi. (DPA)

Ordu, Kfir Tugayı askerlerinin ilk kez Gazze Şeridi’nin derinliklerinde kara manevrasına katılarak 30’dan fazla tünel açıklığı bulduğunu ve bunları imha ettiğini bildirdi. Tugay Komutanı Albay Yaniv Barot şu açıklamada bulundu:

“Kfir Tugayı bu aşamaya ulaşmak için çok eğitim aldı. Savaşta bugüne kadar yapıldığı gibi, bize verilen her görevi ustaca yerine getireceğimize güveniyorum. Tugay şu ana kadar 30’dan fazla tünel açıklığı tespit etti ve diğer birimlerle iş birliği yaparak bunları imha etti.”

Kassam’dan füze saldırısı

Diğer yandan El-Kassam Tugayları ‘düşmana can ve araç kaybı yaşattıklarını’ duyurdu. Hamas Hareketi’nin askeri kanadı olan Kassam Tugayları, Tel Aviv’e füze salvoları ile saldırdığını ve aynı zamanda Aşkelon, Beerşeba, Sderot ve çeşitli bölgelerdeki düşman mevzilerini de bombaladığını bildirdi. Açıklamada Gazze’de evlerde saklanan askerlerin yanı sıra çeşitli yerlerdeki tankların, araçların ve personel taşıyıcılarının da hedef alındığı kaydedildi.

Fotoğraf Altı: Dün Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’ta, akrabalarının cesetleri üzerinde ağlayan bir Filistinli. (Reuters)
Dün Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’ta, akrabalarının cesetleri üzerinde ağlayan bir Filistinli. (Reuters)

İslami Cihad Örgütü’ne bağlı Kudüs Tugayları da Kassam’ın yanı sıra çeşitli bölgelerde düşmanla çatıştıklarını, düşmanın mevzilerine ve araçlarına saldırdıklarını, kayıplar verdirdiklerini ve yerleşim yerlerini bombaladıklarını duyurdu.

İsrail ordusu, İsrail’in merkezi ve Gazze çevresindeki bölgelerde sirenlerin çalıştırıldığını ve ölümler meydana geldiğini kabul etti.

Ordu dün, Gazze Şeridi’ndeki muharebe operasyonlarında üç askerinin öldürüldüğünü açıklayarak bu sayının kara savaşının başlangıcından bu yana 71’e, 7 Ekim’den bu yana ise 401’e çıktığını bildirdi.

2 bin asker yaralı

İsrail’de 7 Ekim'den bu yana yaşanan çatışmalar sonucunda yaklaşık iki bin askerin yaralandığı kaydedildi.

Gazze savaşının 59’uncu gününde ordunun Gazze Şeridi’nin kuzeyinde ne gibi başarılar elde ettiği henüz net değil.  Ordu liderlerinin açıklamalarında da çelişkiler görülüyor.

İsrail Zırhlı Birlikler Komutanı Hişam İbrahim, zırhlı güçlerin ve diğer kara kuvvetlerinin Gazze’nin kuzeyindeki askeri misyonlarını tamamlamaya yaklaştığını ve Hamas’ı devirmek için kara hareketlerini Gazze Şeridi’nin diğer bölgelerini de kapsayacak şekilde genişletmeye başladıklarını söyledi. İsrail Ordu Sözcüsü Jonathan Conricus ise CNN’e verdiği röportajda, güçlerinin kuzeyde Hamas’ı askeri açıdan tamamen yenilgiye uğratmadığını ancak iyi bir ilerleme kaydettiklerini söyledi.

Sözcü açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Başından bu yana İsrailli sivillere ve dünyada bize kulak veren herkese Hamas’la mücadelenin zaman alacağını söyledik. Bu, çetin bir savaş arazisinde yürütülen zor bir operasyon. Askeri hedefi uğruna sivilleri feda etmeyi umursamayacak kadar ısrarcı bir düşmanla savaşıyoruz.”

İsrail, sahadaki bu zorluklarla birlikte Gazze Şeridi’nde geniş alanları bombalamaya devam etti ve kuzeyde, merkezde ve güneyde evleri vurdu.

Gazze Şeridi Sağlık Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’ye düzenlediği saldırılarda yüzde 70’i kadın ve çocuk olmak üzere en az 15 bin 899 Filistinlinin öldürüldüğünü ve yaralı sayısının 42 bine yükseldiğini bildirdi.

Artan risk faktörü

İsrail savaşını sadece Gazze Şeridi’nde, Batı Şeria ve Lübnan cephelerinde yürütmüyor, aynı zamanda savaşının dünya çapında da yansımalarının olmasını bekliyor. Dün İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi, sıradan bir İsrailli için oluşturduğu tehlike derecesine göre 80 ülkenin yer aldığı güncellenmiş bir seyahat uyarısı listesi yayınladı.

Listede Batı Avrupa ve Güney Amerika’dan yeni ülkeler yer alıyor. Üst düzey bir Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilisi “Geçtiğimiz yıl dünya çapında onlarca terör saldırısı engellendi. Bunların çoğu, halihazırda devam eden savaşın başlamasından bu yana iki ay içinde kaydedildi” dedi.

Fotoğraf Altı: Gazze’de öldürülen çocukların anısına İngiltere Başbakanı’nın Londra’daki konutunun önüne 450’den fazla sembolik tabut konuldu. (EPA)
Gazze’de öldürülen çocukların anısına İngiltere Başbakanı’nın Londra’daki konutunun önüne 450’den fazla sembolik tabut konuldu. (EPA)

Batı Avrupa kampında İngiltere, Fransa ve Almanya yer alırken, Güney Amerika’da Avustralya ve Rusya’nın yanı sıra Brezilya ve Arjantin yer alıyor. Bunların hepsi, İsrailliler için risk faktörünün birinci seviyeden daha tehlikeli olan ikinci seviyeye yükseldiği ülkeler. Dolayısıyla İsraillilerin bu yerlere seyahat ederken her zaman teyakkuzda olmaları ve tedbir almaları isteniyor.

Afrika Kıtası listesinde, şu an İsrail vatandaşları için çok tehlikeli olduğu düşünülen Arap-Afrika ülkelerinin yanı sıra, diğerlerine göre daha yüksek düzeyde Güney Afrika Cumhuriyeti ve Eritre yer alıyor.

Listede yer alan Orta Asya ülkelerinde Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’da uyarı üçüncü seviyeye çıkarıldı. Bu uyarı ‘gerekmedikçe bu ülkelere seyahat etmeyin, eğer şu anda oradaysanız hemen ayrılmalısınız’ anlamına geliyor.

Ulusal Güvenlik Konseyi ‘seyahat uyarısı yapılan ülkelere, özellikle Arap ve Ortadoğu ülkelerine, Kuzey Kafkasya’ya, İran’ın çevresindeki ülkelere ve Asya’daki bazı Müslüman ülkelere seyahatlerin ertelenmesi’ çağrısında bulundu.

Çağrıda ayrıca ‘İsrail ve Yahudi sembollerini taşımaktan kaçınılması ve büyük İsrail ve Yahudi toplantılarından uzak durulması’ istendi.



Irak “savaşın başka bölgelere de yayılmasından” korkuyor

Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
TT

Irak “savaşın başka bölgelere de yayılmasından” korkuyor

Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)

Irak, dün ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırıların yansımalarından uzak durmaya çalışarak, savaşın kendi topraklarına yayılma girişimlerine karşı uyarıda bulundu.

Bu uyarı, Bağdat'ın güneyindeki Babil vilayetindeki Curf es-Sahr'daki İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı silahlı grupları hedef alan saldırılar ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) bir ABD üssünün bulunduğu Erbil Havaalanı yakınlarındaki bölgede gerçekleştirilen diğer saldırıların ardından yapıldı.

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, komutanlar ve güvenlik kurumlarının liderleriyle bir toplantı düzenledi. Toplantı, Curf es-Sahr ve Erbil'e yapılan saldırılara atıfla ‘Irak'ın birçok bölgesini etkileyen açık saldırganlığın sonuçları’ konusunda uyarıda bulunan bir açıklamayla sona erdi. İran'a yönelik ‘haksız saldırının’ kınandığı açıklamada, ‘Irak'ın egemenliğini, hava sahasını ve topraklarını ihlal etmek veya bunları İran'a saldırı için geçiş yolu veya fırlatma rampası olarak kullanmak, tıpkı ülkemizin topraklarının veya karasularının Irak'ı çatışmaya sürüklemek için bir gerekçe olarak kullanılması kabul edilemez olduğu gibi’ uyarısında bulunuldu.

Irak’ta İran destekli Şii milis gücü Ketaib Hizbullah, Curf es-Sahr'da iki kişinin öldüğü hava saldırısının ardından ‘ABD üslerine’ saldırı düzenleyeceklerini duyurdu.


Lübnan’ın savaşa dahil olmayı önlemek için yoğun temasları

Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)
Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)
TT

Lübnan’ın savaşa dahil olmayı önlemek için yoğun temasları

Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)
Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)

Lübnan dün, İsrail ve ABD’nin İran ile savaşa girmesini önlemek için iç ve dış temaslarını yoğunlaştırdı. Bu temaslar, Hizbullah'ın savaşa dahil olmamasını sağlamak ve Lübnan'ı tarafsızlaştırmak için etkili ülkeler ve yerel partileri de kapsıyordu.

Temaslar, halkın savaş korkusuyla benzin istasyonlarına ve süpermarketlere akın etmesi ve Beyrut Havaalanı’ndan uçuşların iptal edilmesi üzerine gerçekleşti.

ABD yönetimi, ABD’nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa aracılığıyla Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a bir mesaj gönderdi. Mesajda, Lübnan tarafının düşmanca bir eylemde bulunmaması koşuluyla İsrail'in Lübnan ile gerilimi tırmandırma niyetinde olmadığı teyit edildi.

Hizbullah ise İran'a yönelik saldırıları kınadı ve savaşa askeri müdahale yapmayacağını açıklayarak İran ile dayanışma içinde olduğunu belirtti.


İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
TT

İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)

İsrail ordusunun, Kasım 2024’te imzalanan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde, ateşkesin uygulanmasını denetlemekle görevli Mekanizma Komitesi’nin rolü tartışma konusu oldu. Söz konusu gelişmeler, Paris’in 5 Mart’ta Lübnan ordusuna destek amacıyla bir konferansa ev sahipliği yapmaya hazırlandığı süreçte yaşanıyor.

Tel Aviv’deki askeri kaynaklara göre, Lübnan ordusunun ülkenin güneyindeki faaliyetlerine ilişkin genel olarak olumlu bir değerlendirme bulunuyor. Ancak aynı kaynaklar, ordunun Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını tek başına uygulayamayacağı görüşünü de dile getiriyor. Bu çerçevede, ordunun hem kapasite eksikliği yaşadığı hem de siyasi çekişmelerin ortasında hareket etmek zorunda kaldığı, ayrıca bünyesinde Hizbullah’a sempati duyan unsurlar bulunduğu ve bu nedenle örgüte karşı yeterince kararlı davranmadığı iddia ediliyor.

Buna karşın İsrail hükümetinin, Lübnan ordusunun mali, lojistik ve askerî açıdan güçlendirilmesine yönelik Amerikan ve Avrupa girişimlerini desteklediği belirtiliyor. Konuya vakıf bir siyasi yetkili, Binyamin Netanyahu hükümetinin Washington ve Paris’e, Fransa’nın başkentinde yakında düzenlenecek olan Lübnan ordusuna destek konferansını desteklediğini bildirdiğini aktardı.

Mekanizma Komitesi ve güvenlik gelişmeleri

Bu gelişmeler, ABD’nin öncülük ettiği ve Fransa ile Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) de yer aldığı Mekanizma Komitesi’nin son toplantısından iki gün sonra yaşandı. Komite, tarafların ateşkese ve buna eşlik eden düzenlemelere bağlı kalmasını sağlamakla görevli bulunuyor.

Aralık 2025’te Lübnan, komitede askeri temsilcilerin yanı sıra sivil Lübnanlı üyelerin de yer almasını kabul ederek İsrail ile müzakerelere katılımın önünü açtı. Başbakan Nevvaf Selam da komitenin, Hizbullah’ın Güney Lübnan’daki silahsızlandırma sürecini denetlemesine açık olduklarını ifade etti. 3 Aralık 2025’te Lübnan ile İsrail arasında doğrudan bir toplantı gerçekleştirildi. Görüşmeye, Lübnan’ın Washington eski Büyükelçisi Simon Karam, İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Dış Politika Direktörü Yuri Resnik ve ABD’li temsilci Morgan Ortagus katıldı.

Tel Aviv’deki kaynaklara göre, toplantıda ele alınan en önemli başlıklardan biri sınır bölgesinde ekonomik iş birliği oldu. Ancak bu hedeflerin, İsrail’in günlük bombardımanlarıyla nasıl bağdaştırılacağı sorusu gündemdeki yerini koruyor. Hizbullah’ın ise bir yıl üç aydır İsrail saldırılarına yanıt vermekten özellikle kaçındığı, böylece savaşın yeniden başlamasına gerekçe sunmamayı amaçladığı belirtiliyor. Buna karşılık İsrail tarafı, örgütün olası bir İran savaşı durumunda kullanmak üzere askeri kapasitesini güçlendirmeye çalıştığını öne sürerek saldırılarını sürdürmekte kararlı görünüyor.

 İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)

Saldırıların sürmesiyle birlikte, operasyonların sahadaki Hizbullah mensuplarını ve saha komutanlarını fiilen hedef aldığı görülüyor. Nitekim örgüt, hayatını kaybeden isimler için taziye ilanları ve cenaze törenlerine katılım çağrıları yayımlayarak İsrail’in iddialarını dolaylı biçimde doğruluyor. Öte yandan, ABD’nin de bu saldırılara onay verdiği değerlendiriliyor. Washington’dan ne kamuoyu önünde ne de diplomatik kanallarda ciddi bir itiraz gelmiş değil.

Hizbullah’ın atılımları

Anlaşmaya göre, ateşkes ihlali teşkil eden her durumun izleme komitesi tarafından ele alınması gerekiyor. İsrail ise söz konusu saldırıların ihlal olmadığını, Lübnan ordusunun yapması gereken müdahaleleri yerine getirmemesi üzerine bu adımları kendisinin attığını savunuyor. Buna karşılık Lübnan, her bombardımanı anlaşmanın ihlali olarak değerlendirerek şikâyette bulunuyor. Ateşkesin ilk döneminde ABD’nin, yapılan şikâyetleri görüşmek üzere komiteyi toplantıya çağırdığı belirtiliyor. Ancak bugün komitenin daha seyrek toplandığı ve başvuruların yalnızca bir kısmının gündeme alındığı ifade ediliyor. Washington’un İsrail ile görüş ayrılığı yaşadığı durumlarda dahi, bunun çoğu zaman kınama ya da yaptırım içermeyen kısa notlarla geçiştirildiği kaydediliyor.

İsrail basınına yansıyan bilgilere göre ise ülkenin güvenlik birimleri, Hizbullah’a yönelik istihbarat sızmalarını sürdürerek örgüt mensuplarına ulaşmayı ve suikastlar düzenlemeyi başarıyor. Bu stratejiyle Hizbullah üzerindeki baskının artırılması, örgütün ateşkese bağlı kalmaya devam etmesi ve askeri kapasitesini yeniden inşa edememesi hedefleniyor. Beyrut’ta Güney Lübnan’ın Hizbullah’a ait mevzilerden, üslerden ve silahlardan arındırılması tartışılırken, İsrail tarafı örgütün askeri faaliyetlerinin Bekaa Vadisi’nde, Litani Nehri’nin kuzeyinde ve Suriye sınırı boyunca da tasfiye edilmesi gerektiğini savunuyor.