Sudan’da çatışan taraflar arasında suçlamalar hız kazandı

Gerilim, Cidde Müzakereleri’ni tehdit ediyor.

Sudan’da çatışan tarafların temsilciler Mayıs 2023'te Cidde Anlaşması’nın imza töreninde hazır bulundu. (Reuters)
Sudan’da çatışan tarafların temsilciler Mayıs 2023'te Cidde Anlaşması’nın imza töreninde hazır bulundu. (Reuters)
TT

Sudan’da çatışan taraflar arasında suçlamalar hız kazandı

Sudan’da çatışan tarafların temsilciler Mayıs 2023'te Cidde Anlaşması’nın imza töreninde hazır bulundu. (Reuters)
Sudan’da çatışan tarafların temsilciler Mayıs 2023'te Cidde Anlaşması’nın imza töreninde hazır bulundu. (Reuters)

Suudi Arabistan-ABD arabuluculuğunda gerçekleşen Cidde Platformu’nda Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki müzakerelerin ikinci turu anlaşmazlıklar ve karşılıklı suçlamalarla ilgili tehdit altında.

Duruma dair dün açıklamalarda bulunan kaynaklar, müzakerelerin önemli ilerleme kaydedilememesi nedeniyle askıya alınma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ve sürecin daha sonra resmi bir açıklama yapılmadan devam edilebileceğini bildirdi. Kaynaklar ayrıca, ordu heyetinin daha önce Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi'nden (IGAD) bir uzmanın iki taraf arasındaki anlaşmazlıklara konu olan kontrol alanları hakkında sunulan bir teklifi kabul ettiğini bildirdi. Söz konusu anlaşmazlık önceki müzakere turunun başarısız olmasına neden olmuştu.

Kaynaklar, IGAD uzmanının, her iki tarafça da onaylanan düşmanlıkların durdurulması anlaşmasının imzalanmasının hemen ardından yapılması şartıyla, her birinin kendi kontrolü altındaki bölgelerde kalması için tüm kuvvetlerin hareketlerinin dondurulmasını önerdiğini bildirdi. Ancak ordu geri adım attı ve öneriyi reddetti.

Adlarının açıklanmasını istemeyen kaynaklar Şarku'l Avsat'a, ordu müzakere heyetinin, çatışmaların durdurulması anlaşmasının imzalanmasından 15 gün sonra ‘kapsamlı siyasi diyalog’ başlatılmasına ilişkin başka bir maddeyi de kabul etmediğini aktardı.

Fotoğraf Altı: Sudan'ın başkenti Hartum çatışmalar nedeniyle yangınlara sahne oluyor. (AFP)
 Sudan'ın başkenti Hartum çatışmalar nedeniyle yangınlara sahne oluyor. (AFP)

Kaynaklar, ordunun, Suudi Arabistan başkanlığında dört ülkeden oluşan ve her ülkenin 50 kişiyle temsil edildiği ateşkesin izlenmesiyle ilgili ‘Ortak Merkez’ önerisini kabul etmediğini ve HDK güçlerinin başkentten çekilmesi konusunda da ısrar ettiğini kaydetti.

‘Güven artırıcı’ önlemler

HDK ise orduyu, izole edilmiş rejimin (eski Devlet Başkanı Ömer el-Beşir rejimi) liderlerinin tutuklanmasına ilişkin Cidde Platformu’nda üzerinde mutabakata varılan ‘güven artırıcı’ önlemlerin uygulanması konusunda taahhütte bulunmamakla suçladı.

HDK, ordunun başkent Hartum ile Darfur, Kordofan ve Beyaz Nil bölgelerinden çatışmalardan etkilenen bölgelere insani yardım geçişine izin vermediğini, insani yardım ve sağlık çalışanlarına bir ay süreyle vize vermeyi de reddettiğini bildirdi.

Londra merkezli Arap Dünyası Haber Ajansı (AWP), müzakerelerin gidişatına aşina olan bir kaynağın Sudan ordusunun, eski Devlet Başkanı Ömer el-Beşir rejimine ait olarak tanımladığı unsurları dahil etme girişimlerinin Cidde Müzakereleri’nin ikinci turunun başarısızlıkla sonuçlanmasının ana nedenlerinden biri olduğunu aktardı.

Fotoğraf Altı: Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan. (Sudan Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan. (Sudan Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)

İsminin gizli kalmasını isteyen kaynak, ordunun ‘müzakere platformunu eski rejime ait iki isimle doldurmaya çalıştığını’ ifade etti. Bunlar, eski rejime bağlılığıyla tanınan Büyükelçi Ömer Sıddık ve İnsani Yardım Dairesi'nden sorumlu Güvenlik Teşkilatının Tuğgenerali Yargıç Salah el-Mübarek.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre HDK heyeti, söz konusu iki ismin varlığını reddetti. Müzakere turunun başlaması üç gün ertelendikten sonra ikilinin ihraç edilmesine karar verildi. Ancak müzakere odasının dışından uzman olarak tutuldular.

Müzakereler ilerleme sağlanamayınca askıya alındı

Kaynak, ordu ile HDK arasındaki Cidde Müzakereleri’nin ikinci turunun başarısızlıkla sonuçlandığını doğruladı. Arabuluculuk, özellikle insani yardım ve ateşkes dosyalarında herhangi bir ilerleme kaydedilemeden müzakereleri askıya aldı. Cidde Müzakereleri’nin ikinci turu geçtiğimiz kasım ayında ‘insani yardım’ ve ‘güven artırıcı önlemler’ olmak üzere iki temel maddeyle başladı.

İki taraf 7 Kasım'da, dört temel maddeyi içeren insani yardım ve güven artırıcı tedbirlerin sağlanmasına yönelik taahhütler imzaladı. Bunlardan en önemlisi, ordu delegasyonunun güven artırıcı tedbirleri uygulama taahhüdüne rağmen hapishanelerden kaçan İslamcıların tutuklanmasıydı.

Kaynak, aranan kişilerin yakalanması için 10 günlük bir sürenin belirlendiğini doğruladı. Ayrıca ordu heyetinin beş günlük süre talep etmesi üzerine HDK heyetinin imzanın ikinci gününde tutuklanmak istenen isimlerin listesini teslim ettiğini ancak taahhütlerin yerine getirilmediğini belirtti.

Fotoğraf Altı: Sudan'da devam eden savaş sivil yerleşim alanlarının harap olmasına yol açtı. (AFP)
Sudan'da devam eden savaş sivil yerleşim alanlarının harap olmasına yol açtı. (AFP)

Aynı kaynağa göre ordu heyeti sürenin 10 güne çıkarılması için ek süre talep etti. Ancak buna uymadı ve ‘kötü gerekçeler öne sürdü.’ Ardından Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan ve yardımcısı Yaser el-Ata, ‘güven artırıcı’ yükümlülükleri ortadan kaldıran açıklamalarda bulundu.

Kaynak konuya dair şunları söyledi:

“İnsani işlerle ilgili olarak, ordu heyeti Darfur, Hartum, Kordofan ve Beyaz Nil'deki etkilenen bölgelere insani yardım girişini kabul etmedi. Ayrıca Nyala, el-Cuneyna ve el-Faşir havaalanlarını insani amaçlarla açmayı da reddetti ve yardımın yalnızca Port Sudan Havaalanı aracılığıyla ulaştırılmasında ısrar etti.”

Başkentin kontrolü

HDK, başkent Hartum'un geniş bölgelerini kontrol altına almayı başardı ve orduyu Darfur ve Kordofan'da geri çekilmeye zorladı. HDK geçen ayın sonundan bu yana, Darfur bölgesindeki Nyala, Zalingei, el-Cuneyna ve ed-Dain'deki büyük ordu kışlalarının kontrolünü ele geçirdi.

Kaynak, AWP'ye, ordu heyetinin Sınır Tanımayan Doktorlar ile İtalyan ve Norveç kuruluşlarından Hartum'daki çalışmalarını durdurmalarını istediğini ve insani yardım ve sağlık çalışanlarına bir ay boyunca vize vermeyi reddettiğini söyledi.

Sudan'daki Sınır Tanımayan Doktorlar cuma günü yaptığı açıklamada, geçen hafta el-Ban Cedid Hastanesi'ndeki çalışan sayısını minimuma indirmek gibi zor bir karar almak zorunda kaldıklarını bildirdi.

Facebook hesabında yayınlanan açıklamada “Bu önlem, çalışanların hareketlerine uygulanan katı kısıtlamaların ve yetkililerin seyahat izinlerini vermede gecikmesinin ardından geldi” ifadeleri yer aldı. El-Ban Cedid Hastanesi, Kuzey Hartum’da tedavi hizmetleri sunan tek merkez olarak görev yapıyor.

Fotoğraf Altı: Ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmalar nedeniyle güney Hartum'da yaşayanlar evlerini terk ediyor. (Reuters)
Ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmalar nedeniyle güney Hartum'da yaşayanlar evlerini terk ediyor. (Reuters)

Kaynak, geçtiğimiz ay Cidde'de insani taahhütlerin ve güven artırıcı önlemlerin imzalanmasından bu yana tek bir maddenin uygulanmadığını ve etkilenen bölgelere tek bir kamyonun bile girmediğini bildirerek şunları söyledi:

“Ordunun sadece bu turdaki değil, son turdaki taahhütlerinden de geri adım atması ve müzakere konusunda ciddi olmadığını kanıtlaması üzerine, arabuluculuk 1 Aralık'ta müzakereleri herhangi bir ilerleme kaydedemeden askıya aldı.”

Milli Ümmet Partisi: Hayal kırıklığı

Diğer yandan Milli Ümmet Partisi Genel Başkanı Fadlallah Burma Nasır dün yaptığı açıklamada, Cidde Müzakereleri’nin başarısızlıkla sonuçlanmasının Sudan halkı için bir hayal kırıklığı olduğunu söyledi. Medyadaki gerilimin ve akılsızca konuşmaların, savaşın her iki tarafında da önceki turlarda kararlaştırılanları uygulama ve ateşkes anlaşmasına varma konusunda siyasi irade eksikliğine işaret ettiğini de sözlerine ekledi.

Milli Ümmet Partisi’nin aşırılık yanlısı tarafı müzakerelerin başarısızlığından sorumlu tuttuğunu ifade eden Nasır, sorumsuz ifadelerin, suçlamaların dağıtılmasının ve sorumlulukların reddedilmesinin bu anlaşmaya varma iradesinin eksikliğini doğruladığını kaydetti.

Nasır, her iki tarafa da verdikleri sözlere uymaları, ulusal sorumluluklarını hissetmeleri ve gerçek barışa ulaşmak amacıyla Cidde'deki müzakere sürecini başarılı kılmak için çok çalışmaları yönünde çağrıda bulundu.

Nasır ayrıca tüm ulusal güçlere, savaşın devamını isteyenlere karşı mücadelede güçlerini birleştirmeleri ve arabulucuların iki tarafın anlaşmaya varması için her türlü desteği sağladığı Cidde Platformu’nda gösterilen çabaları desteklemeleri çağrısı yaptı.



Gazze Yönetim Komitesi yeniden inşanın yedi yıl içinde tamamlanmasını bekliyor... İsrail ikinci aşamayı ‘sembolik’ olarak görüyor

Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
TT

Gazze Yönetim Komitesi yeniden inşanın yedi yıl içinde tamamlanmasını bekliyor... İsrail ikinci aşamayı ‘sembolik’ olarak görüyor

Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)

Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas, yaklaşık iki yıl süren yıkıcı bir savaşın ardından Gazze Şeridi’nin 7 yıl içinde yeniden imar edilebileceğine dair dikkat çekici bir iyimserlik ortaya koydu. Bu açıklama, İsrail’in Gazze Şeridi’nde barış planının ikinci aşamasının başlatıldığına ilişkin duyuruları ‘sembolik’ olarak nitelendirmeye çalıştığı bir dönemde geldi.

ABD destekli bir anlaşma kapsamında Gazze Şeridi’nin yönetimiyle görevlendirilen Şaas, dün bir Filistin radyosuna verdiği demeçte, savaş enkazının Akdeniz’e taşınmasını ve tahrip edilen altyapının 3 yıl içinde yeniden inşa edilmesini öngören iddialı bir planı anlattı.

Eski Planlama Bakan Yardımcısı ve inşaat mühendisi olan Şaas’ın atanması, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’ndeki İsrail savaşını sona erdirmeye yönelik planının bir sonraki aşamasına geçildiğinin işareti olarak değerlendiriliyor. Şaas, Hamas’ın yıllar süren yönetiminin ardından Gazze Şeridi’nin idaresinden sorumlu olacak 15 Filistinli uzmandan oluşan bir ekibe başkanlık edecek.

Trump’ın planı kapsamında İsrail, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısından çekildi. Ancak İsrail güçleri, neredeyse tüm binaların yerle bir edildiği diğer kısmı kontrol etmeyi sürdürüyor. Trump daha önce Gazze’yi ‘Ortadoğu’nun Rivierası’na’ dönüştürme fikrini gündeme getirmişti.

68 milyon ton moloz

Ali Şaas’ı bekleyen görev ise belirsizliklerle çevrili. Bu görev, İsrail ile Hamas arasında ateşkesin kırılganlığını koruduğu ve karşılıklı çatışmaların sürdüğü bir ortamda, Gazze Şeridi’nde yıkılan altyapının yeniden inşa edilmesini ve yaklaşık 68 milyon ton olduğu tahmin edilen enkaz ile patlamamış mühimmatın temizlenmesini kapsıyor.

Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler, İsrail ile önceki çatışmaların ardından savaş enkazını, Gazze kentindeki tarihi limanın inşasında ve çeşitli projelerde temel malzeme olarak kullanmıştı. Şaas, benzer bir yaklaşımın yeniden uygulanabileceğini dile getirdi. Şaas, “Buldozerleri getirip enkazı denize döker, denizde yeni adalar oluşturursak yeni bir toprak kazanırız; Gazze için alan yaratır ve enkazı temizleriz. Bu iş üç yıldan fazla sürmez; enkazın tamamı ortadan kalkar” ifadelerini kullandı.

xsdcf
İsrail hava saldırıları sonucu Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de meydana gelen yıkımdan (Reuters)

Şaas, kendisi açısından en acil önceliğin insani yardımın sağlanması olduğunu belirterek, bunun yerinden edilmiş Filistinliler için geçici barınma alanlarının kurulmasını da kapsadığını söyledi. İkinci önceliğin ise ‘temel ve hayati altyapının’ rehabilitasyonu olacağını, bunun ardından konutların ve diğer binaların yeniden inşasına geçileceğini ifade etti. Şaas, “Gazze 7 yıl içinde eskisinden daha iyi bir duruma gelecek” dedi.

Ancak Birleşmiş Milletler’in (BM) 2024 tarihli bir raporuna göre, Gazze Şeridi’nde yıkılan konutların yeniden inşasının en erken 2040 yılına kadar sürebileceği, sürecin onlarca yıl devam edebileceği belirtiliyor.

Zorluklar ve engeller

Şaas’ın Gazze Şeridi’nin yeniden imarına ilişkin iyimser takvim değerlendirmesinin ciddi zorluklarla karşılaşmasının neredeyse kesin olduğu belirtiliyor. Bu süreçte arabulucular, silah bırakmayı reddeden Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’ne barış gücü konuşlandırılması gibi konularda uzlaşı sağlamaya çalışıyor.

Öte yandan Şaas başkanlığındaki komitenin yeniden imar sürecini hangi koşullarda ve nasıl yürüteceği, ayrıca İsrail’in genellikle yasakladığı ağır iş makineleri ve ekipmanların ithalatı ile kullanımına ilişkin izinlerin nasıl temin edileceği de belirsizliğini koruyor.

sdefrt
Geçtiğimiz yıl şubat ayında Refah Sınır Kapısı’ndan geçmek için beklerken, Gazze Şeridi'ne giden yeniden inşa ekipmanlarıyla dolu tırının yanında oturan bir şoför (EPA)

Şaas, komitenin yetki alanının başlangıçta Hamas’ın kontrolündeki bölgelerle sınırlı olacağını, İsrail ordusunun kademeli çekilmesini öngören Trump planı doğrultusunda bu alanın zamanla genişleyeceğini söyledi. Şaas, “İkinci aşama başlar başlamaz, Gazze Şeridi’nin doğu sınırlarına doğru kademeli bir askeri çekilme süreci başlayacak. Çekilme ilerledikçe, komitenin Filistin topraklarındaki yetki alanı da genişleyecek. Şu anda yetkilerimiz, sarı hattın batısında kalan ve yaklaşık yüzde 50’yi oluşturan alanla sınırlı. Diğer anlaşmalar tamamlandıkça sarı hat aşamalı olarak geri çekilecek ve komisyonun yetkisi, denizden doğu sınırına kadar 365 kilometrekarelik Gazze Şeridi’nin tamamını kapsayacak” ifadelerini kullandı.

Sembolik bir adım

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Gazze Şeridi’nde savaşı sona erdirmeye yönelik planın ikinci aşamasına geçildiğini duyurdu. İsrail hükümetiyle tam koordinasyon içinde yapılmasına rağmen, Başbakan Binyamin Netanyahu bu açıklamanın önemini küçümsemeye çalışarak, bunu ‘sembolik bir adımdan ibaret’ olarak nitelendirdi.

İsrail basınına sızan bir talimat notunda, bakanlardan konuya ilişkin yorum yapmamalarının istendiği, kamuoyuna ise ‘bu sürecin sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için önünde çok uzun bir yol olduğu’ mesajının verilmesinin talep edildiği belirtildi.

Söz konusu belgede, Amerikan tarafının açıklamasının etkisini azaltma amacıyla, planın ikinci aşamasına geçildiğini bizzat Başkan Trump’ın değil, danışmanını görevlendirerek bu duyurunun sosyal medya üzerinden ve daha düşük profilli bir şekilde yapılmasını sağladığına dikkat çekildi.

cdfrgt
Trump'ın planına göre Gazze Şeridi'nden çekilme aşamalarının haritası (Beyaz Saray)

İsrailli yorumcular, Witkoff’un açıklamalarında İsrail’in sahadaki uygulamalarına değinmediğine ve Tel Aviv’den, Gazze Şeridi’nde her gün Filistinli sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan günlük bombardımanları durdurmasını beklemediğine dikkat çekti. Yorumlarda, ateşkesin ilan edilmesinden bu yana geçen üç ayda 446 Filistinlinin öldürüldüğü, bin 200’den fazlasının da yaralandığı hatırlatıldı.

Witkoff’un açıklamasına İsrail’den gelen ilk tepkinin ise Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, cenazesi hâlâ Gazze’de bulunan asker Ran Gvili’nin ebeveynleri ile temasa geçmesi olduğu belirtildi. Washington’da bulunan aile, aralarında Witkoff’un da yer aldığı ABD’li yetkililerle bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Ailenin, oğullarının cesedi teslim edilene kadar Trump planının uygulanmasının durdurulmasını talep ettiği ifade edildi.

Netanyahu’nun, Ran’ın cesedinin iadesinin önceliklerinin başında geldiğini ilettiği ve ‘teknokrat bir komite kurulmasına ilişkin sembolik medya adımının, Ran’ın İsrail’de defnedilmesi için yürütülen çabaları etkilemeyeceğini’ söylediği aktarıldı.

Netanyahu ayrıca, “Hamas bugün, anlaşmanın gereklerini yerine getirerek kaçırılan tüm kurbanların geri getirilmesi için yüzde 100 çaba göstermek zorundadır; İsrail’in kahramanı Ran Gvili de buna dahildir” ifadelerini kullandı.

Tel Aviv’den gelen ikinci tepki ise Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas’ın, komitenin Kahire’de yapılacak ilk toplantısına katılmak üzere Ürdün’e çıkışının engellenmesi oldu. İsrail’in bu kararını, Witkoff’un devreye girmesinin ardından değiştirdiği belirtildi.

Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, Netanyahu hükümetinin Amerikan planına karşı geleneksel tutumunu koruduğunu ortaya koydu. Buna göre hükümet, planın ilerlemesini mümkün olduğunca engellemeye çalışıyor, ancak Başkan Trump ile bu konuda açık bir çatışmaya girmeye cesaret edemiyor.

İsrail medyasının büyük bölümü dün, yönlendirilmiş haberlerle Hamas’ın Filistin sahnesinden çekilme konusunda samimi olmadığı yönünde değerlendirmelere yer verdi. Yorumlarda, Hamas’ın Şaas liderliğindeki geçiş komitesini kabul ederek bir adım geri attığı, ancak bununla iki adım ileri gitmeyi hedeflediği öne sürüldü.

İsrailli Hamas uzmanlarından Eyal Ofer, Gazze Şeridi’nde yürütülen sürecin Hamas’ın stratejik planının temel unsurlarından biri olduğunu iddia etti. Ofer’e göre Hamas, önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde, Gazze ve Batı Şeria dahil olmak üzere Filistin Yönetimi’nin tamamını kontrol altına almayı hedefliyor ve bugün yaşanan gelişmeler bu amaca hizmet ediyor.

Yediot Aharonot ve Maariv gazeteleri ise silahların teslimi gündeme geldiğinde Hamas’ın çıkmaza gireceğini savundu. Gazetelere göre Hamas silahlarını bırakmayacak ve bu durumda İsrail’in müdahale ederek savaşı yeniden başlatması gerekecek.

Söz konusu kaynaklar, İsrail ordusunun, hükümetten talimat alması halinde Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın yeniden başlatılmasını öngören kapsamlı bir askeri planı hazır tuttuğunu da belirtti.


UNIFIL: İsrail, Güney Lübnan’da barış gücü askerleri yakınında ateş açtı

Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)
Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)
TT

UNIFIL: İsrail, Güney Lübnan’da barış gücü askerleri yakınında ateş açtı

Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)
Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL), İsrail tarafından Güney Lübnan’daki Adaissa bölgesi yakınlarında görev yapan askerlerine ateş açıldığını açıkladı. Olayın, yerel halkın bir evde patlayıcı madde bulduğunu bildirmesinin ardından UNIFIL askerlerinin bölgede inceleme yaptığı sırada meydana geldiği belirtildi. UNIFIL, söz konusu eylemin BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararının ihlali olduğunu vurguladı.

UNIFIL’den bugün (cuma) yapılan açıklamada, “Dün, Adaissa bölgesi yakınlarında planlı bir devriye faaliyeti yürütülürken, yerel halk askerlerimizi bir evde olası bir tehlike konusunda uyardı. Yapılan kontrolde, bir patlayıcı düzenek ve buna bağlı bir infilak kablosu tespit edildi” denildi.

Barış gücü askerlerinin bölgeyi emniyete aldığı ve başka bir evi aramaya hazırlandığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kısa bir süre sonra, bölgede uçan bir insansız hava aracının, askerlerimizin bulunduğu noktadan yaklaşık 30 metre uzağa el bombası attığı görüldü. Bunun üzerine UNIFIL, İsrail Savunma Kuvvetleri’ne derhal ateşkes talebi iletti. Neyse ki olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadı.”

UNIFIL, İsrail ordusunun Lübnan topraklarında yürüttüğü bu tür faaliyetlerin yerel sivilleri tehlikeye attığını ve BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını ihlal ettiğini kaydetti.

Açıklamada ayrıca İsrail ordusuna, barış gücü askerlerinin güvenliğini sağlama sorumluluğunu yerine getirmesi ve onları riske atabilecek her türlü faaliyete son vermesi çağrısı yapıldı. UNIFIL, barış gücü askerlerini tehlikeye sokan her türlü eylemin 1701 sayılı kararın ciddi bir ihlali olduğunu ve bölgede sağlanmaya çalışılan istikrarı zedelediğini vurguladı.

Öte yandan, İsrail güçlerinin son dönemde Güney Lübnan’daki görev alanlarında UNIFIL birliklerinin yakınlarında defalarca ateş açtığı hatırlatıldı.


Barak: ABD, Suriye’deki tüm taraflarla yakın temas hâlinde

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
TT

Barak: ABD, Suriye’deki tüm taraflarla yakın temas hâlinde

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barak, cuma günü yaptığı açıklamada, Şam yönetimine bağlı güçler ile Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yaşanan son çatışmaların ardından, Washington’un ülkedeki tüm taraflarla yakın temasını sürdürdüğünü bildirdi.

Barak, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, ABD’nin Suriye’de tansiyonu düşürmek, gerilimin tırmanmasını önlemek ve Suriye hükümeti ile SDG arasında yeniden müzakere sürecine dönülmesini sağlamak için 24 saat esasına göre çalıştığını ifade etti.

Kuzeydoğu Suriye’nin geniş kesimlerini kontrol eden SDG, 10 Mart’ta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bir anlaşma imzalamış ve buna göre sivil ve askerî tüm kurumlarını yıl sonuna kadar devlet kurumlarıyla birleştirmeyi kabul etmişti. Ancak tarafların, anlaşmanın uygulanması konusunda şu ana kadar kayda değer bir ilerleme sağlayamadığı belirtiliyor.