Gazze savaşı sonrasına ilişkin birbirinden farklı sesler yükselmeye devam ediyor

Filistin Otoritesi, bağımsız ve egemen tam bir devlet isterken Washington yenilenmiş bir Filistin yönetimi istiyor. Buna karşın İsrail ise Filistinli varlığına tamamen karşı. Peki, gerçekten ‘Hamas sonrası’ diye bir gün olacak mı?

Han Yunus'tan Refah'a yerlerinden edilen Filistinliler, 05 Aralık 2023 (DPA)
Han Yunus'tan Refah'a yerlerinden edilen Filistinliler, 05 Aralık 2023 (DPA)
TT

Gazze savaşı sonrasına ilişkin birbirinden farklı sesler yükselmeye devam ediyor

Han Yunus'tan Refah'a yerlerinden edilen Filistinliler, 05 Aralık 2023 (DPA)
Han Yunus'tan Refah'a yerlerinden edilen Filistinliler, 05 Aralık 2023 (DPA)

ABD yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki savaşın ‘ertesi gününe’ dair yöneltilen sorulara Tel Aviv’de ve Ramallah'ta kolay cevaplar bulamıyor. Eğer Washington, Ramallah ve Tel Aviv arasında bazı hedefler bir noktada kesişirse, işler nihai hedefe ulaştığında hepsinin ayrı telden çaldığının ortaya çıkması kaçınılmaz. Washington, Batı Şeria ve Gazze'nin ‘yenilenmiş’ bir Filistin Yönetimi tarafından yönetilmesini isterken Filistin Otoritesi iki devletli bir çözümün önünü açan kapsamlı bir anlaşma çerçevesinde, Batı Şeria’yı ve Gazze’yi yönetmeye devam etmek istiyor. İsrail ise mevcut hükümetiyle ne iki devletli çözümü ne bağımsız ve egemen bir Filistin devletini ne mevcut ne de yenilenmiş Filistin yönetimini istiyor. Belki de bir fırsatını bulsa Filistin Otoritesi’ni tamamen ortadan kaldırmak istiyor bile olabilir.

ABD yönetimi, Hamas'ın 7 Ekim'deki saldırılarının ardından, Gazze Şeridi'nde savaşın başlamasının üstünden geçen iki ay boyunca üzerinde anlaşmaya varılan, makul ve uygulanabilir bir vizyona ulaşmak amacıyla aralarında ABD Başkanı Joe Biden, Başkan Yardımcısı Kamala Harris, Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Savunma Bakanı Lloyd Austin ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’ın ve diğer yetkili isimlerin de bulunduğu hemen hemen tüm üst düzey ve nüfuzlu yetkililerinin dahil olduğu ziyaretler, mekik turları ve görüşmeler gerçekleştirdi. Fakat ABD’liler ortadaki sloganlardan, dileklerden ve özlemlerden daha karmaşık bir gerçekle karşı karşıyaydı.

Fotoğraf :Altı Abbas ve Blinken… ABD ile Filistin Yönetimi arasında yenilenmiş yönetim anlaşmazlığı var. (AFP)
Abbas ve Blinken… ABD ile Filistin Yönetimi arasında yenilenmiş yönetim anlaşmazlığı var. (AFP)

ABD yönetimi, savaştan sonra Gazze'yi Filistin Yönetimi’nin yönetmesi gerektiğiyle ilgili ortaya koyduğu vizyonunu geliştirmeye çalışıyor. Ancak Filistin yönetimiyle ilgili konuşmalar, Filistin Otoritesi’nden mevcut haliyle bahsedildiği anlamına gelmiyor. Çünkü mevcut Filistin Yönetimi, kapsamlı bir siyasi anlaşma olmadan Gazze'nin yönetimini yeniden devralmayı reddediyor. Başlangıçta İsrail tarafından karşı çıkılan mevcut Filistin Yönetimi, Washington’ı ‘yenilenmiş bir Filistin Yönetimi’ ifadesini kullanmaya itti. Bu öneri, Ramallah'ta öfkeyle karşılanırken İsrail'de de kabul görmedi.

Şarku'l Avsat'a konuşan Filistinli kaynaklar, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın önce Gazze'ye yönelik kanlı saldırıda, ardından da Filistin Yönetimi'ni hedef alan öneride İsrail ile aynı çizgide olduğuna inandığı ABD yönetimine öfkeli olduğunu aktardılar.

Kaynaklar, önerinin gerekçelerinin ve hedeflerinin bilinmesinden dolayı yenilenmiş bir Filistin Otoritesi fikrinin Ramallah tarafından reddedildiğini ve bunun aslında İsrail'in daha sonra Filistin Yönetimi’ni baltalamayı amaçlayan bir girişimi olarak görüldüğünü vurguladılar.

Filistin Devlet Başkanı Abbas, 2 Aralık'ta yapılan toplantıda Filistinli liderlere, kendi ifadesiyle ‘komploya’ izin vermeyeceğini söyledi. Abbas, her şeyin açık bir başlık altında, yani Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) başlığı altında olduğunu ve kendisi de dahil olmak üzere yeni ya da yenilenmiş bir yönetim veya başka bir şeyin olamayacağını vurguladı.

Abbas ve Filistin Yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki yıkıcı savaşın doruğa ulaştığı bir zamanda Filistin Yönetimi'ne karşı bir komplonun planlandığına inanıyorlar. Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, pazartesi günü Filistinli yetkililerin önünde yaptığı konuşmanın başında bu konudaki kanaatini dile getirerek İsrail'in Filistin Yönetimi'ne ve tüm Filistinlilere karşı savaş yürüttüğünü söyledi. Iştiyye şu ifadeleri kullandı:

“İşgalci İsrail hükümetinin Başbakanı, FKÖ’yü, Filistin Yönetimi’ni ve hükümetini, Filistin milliyetçiliğinin, Filistin devletinin, siyasi birliğinin ve Filistin topraklarının birliğinin simgesi olarak görüyor. Bu yüzden de bizimle her gün savaş halinde.”

Fotoğraf Altı: Tel Aviv'de Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın başında İzzeddin el-Kassam Tugayları yazan bir bandana ile resmedildiği İsrail’in propaganda afişi (AP)
Tel Aviv'de Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın başında İzzeddin el-Kassam Tugayları yazan bir bandana ile resmedildiği İsrail’in propaganda afişi (AP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Filistin Otoritesi’ne karşı yürüttüğü savaş, sadece Gazze'nin yeniden Filistin Yönetimi tarafından yönetilmesini reddetmesiyle ilgili değil, aynı zamanda Abbas'a karşı da bir provokasyonu barındırıyor. Netanyahu, ‘Nazilerin Yahudilere yönelik soykırımını’ ve Hamas Hareketi’nin 7 Ekim'de gerçekleştirdiği ‘katliamı’ reddettiğini söyleyen Abbas’ı terörizmi finanse etmekle suçluyor ve Hamas'ın 2007 yılında elinden almadan önce Gazze'de test edilen otoritesinin Batı Şeria'da da zayıf olduğu savunuyor.

Tüm bunlara İsrail'in Batı Şeria'da her gün savaşı andıran uygulamalar dayattığı, Tel Aviv'in fonları kestiği ve maaşlarını ödemediği Filistin Yönetimi üyeleri de dahil olmak üzere Filistinlileri öldürdüğü ve tutukladığı eylemleri eşlik ediyor.

Şarku'l Avsat'a açıklamalarda bulunan Filistinli bir yetkili, İsraillilerin Filistin Otoritesi’ni baltalamaya çalıştıklarını, sadece Gazze'de değil, Batı Şeria'da da bir Filistin yönetiminden kurtulmak istediklerini kaydetti. Kaynak, “Bakın Netanyahu Gazze’de Filistin Yönetimi’nin göreve gelmesi fikrini nasıl ele alıyor; orada (Gazze’de) herhangi bir Filistin yönetimi olmasını reddediyor ve Filistin Yönetimi kurulmuş olmasının aslında bir hata olduğunu söylüyor” şeklinde konuştu.

Fotoğraf Altı: Binyamin Netanyahu 26 Kasım’da Gazze Şeridi'ndeki İsrail güçlerini teftiş etti. (İsrail Başbakanlığı - AFP)
Binyamin Netanyahu 26 Kasım’da Gazze Şeridi'ndeki İsrail güçlerini teftiş etti. (İsrail Başbakanlığı - AFP)

Netanyahu Gazze'de herhangi bir Filistin yönetimi istemediğini defalarca kez vurguladı. Ancak geçtiğimiz hafta kapalı görüşmelerde sadece savaştan sonra Gazze’de ne mevcut ne de yenilenmiş bir Filistin yönetiminin olmayacağını söyleyerek daha net bir tutum sergiledi. İsrail Kamu Yayın Kuruluşunun (KAN11) pazartesi günü yayınladığı haberde Netanyahu’nun bu tutumunu ABD’lilere ilettiğini aktardı.

Netanyahu İsrail’in Gazze Şeridi'ndeki güvenlik kontrolünü tamamen eline almasını planlıyor. Ancak Gazze’de bir Filistin yönetiminin kendileri için en iyi seçenek olduğuna inanan ABD’li yetkililer bu plana karşı çıkıyor.

ABD Başkanı Biden’ın Yardımcısı Kamala Harris pazartesi günü Mahmud Abbas'la bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede Abbas’a açık bir siyasi ufuk olması gerektiğini söyleyen Harris, ülkesinin Batı Şeria ile Gazze’yi yenilenmiş bir Filistin yönetimi altında birleştirmeye verdiği desteği yineledi. ABD Başkan Yardımcısı, Filistin Devlet Başkanı'na bu görüşmeyi ve savaşın ertesi gününün planlamasıyla ilgili olarak Ulusal Güvenlik Danışmanı Dr. Phil Gordon'un Dubai'deki görüşmelerini devamı olarak bu hafta İsrail ve Batı Şeria'ya ek ziyaretlerde bulunacağını ve görüşmeler gerçekleştireceğini bildirdi.

Fotoğraf Altı: ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken... ABD, Gazze’deki savaşın ‘ertesi gününün’ özelliklerini belirlemeye çalışıyor. (AP)
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken... ABD, Gazze’deki savaşın ‘ertesi gününün’ özelliklerini belirlemeye çalışıyor. (AP)

Buna karşın Abbas, İsrail’in Gazze ile ilgili planlarının kabul edilemeyeceğini belirterek, “Gazze Şeridi'nin hiçbir yerinde bölme, işgal, kesinti ya da tecrit olamaz” dedi. Uygun çözümün, uluslararası garantiler ve bir uygulama takvimi belirlemek amacıyla ve Doğu Kudüs ve Gazze Şeridi de dahil olmak üzere Batı Şeria'daki tüm Filistin topraklarının tüm sorumluluğunu üstlenmek için uluslararası bir barış konferansı düzenlemek olduğunu kaydeden Abbas, güvenlik ve askeri çözümlerin başarısız olduğu ve bölgede güvenlik ve istikrar sağlayamayacağı ortaya çıktı dedi.

Abbas'ın önerisine İsrail tarafından kesinlikle karşı çıkılıyor. Washington'ın Filistin seçimlerinin yapılmasını da içeren önerisi ise hem Filistin Yönetimi hem de İsrail tarafından ya tamamen ya da kısmen reddediliyor. Washington, Filistin seçimlerinin yapılması önerisini, savaş sonrası seçimlerin Hamas'ın zaferiyle sonuçlanabileceğini düşünmeden ortaya attı. Oysa ABD’nin şu anki tüm adımları Hamas’ı tüm alanlardan dışlamayı amaçlıyor.

Fotoğraf Altı: Refah'ta yerinden edilmenin ve yıkımın fotoğrafı, 05 Aralık 2023 (AP)
Refah'ta yerinden edilmenin ve yıkımın fotoğrafı, 05 Aralık 2023 (AP)

Washington karmaşıklıkları kabul ediyor. Dışişleri Bakanı Blinken bölgeye yaptığı son ziyarette ABD yönetiminin bunun kolay olmayacağının ve süreç boyunca anlaşmazlıklar olacağının farkında olduğunu söyledi. Ancak diğer seçeneklerin terör saldırıları, daha fazla şiddet ve masum insanların daha fazla acı çekmesine yol açacağını ve bunun da kabul edilemez olduğunu da sözlerine ekledi.

Peki, hem Gazze’de bir Filistin yönetimi olmasını hem de Gazze'yi işgal etmek istemediğini söyleyen İsrail ne istiyor?

Gerçek şu ki ne İsrail güvenlik servislerinde ne de Filistin Yönetimi'nde Netanyahu'nun ne istediğini bilen kimse yok gibi görünüyor.

Filistinli bir yetkili İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth'a konuya dair yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“İsrail hükümeti, Gazze Şeridi'nde siyasi bir yönetim olmasıyla ilgilenmiyor, bunu anladık. Ancak askeri bir yönetimle de ilgilenmiyor. O halde ne istiyor? Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nı (UNRWA) mı? BM’yi mi? Ya da İsviçre’yi mi? Bunu anlamamız gerekiyor. Ortada ciddi bir uluslararası seçenek yok. Kimse Gazze Şeridi'nin yönetiminin sorumluluğunu üstlenmek istemiyor ve bunun için sıraya girmiyor. İsrail bu konuda bir plan yapmazsa, Gazze'de Hamas açısından ertesi günü dikkate alması gereken tarafın Filistin Otoritesi’nin olduğunu anlamak zorundasınız.”

Özetle Filistin Yönetimi, Gazze'ye bir tankın üzerinde dönmeyi reddediyor. Washington, ancak yenilenmiş bir Filistin yönetiminin Gazze’nin sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini söylüyor. Netanyahu ise savaştan sonra Gazze Şeridi'ni hiçbir Filistinli yönetimin yönetmeyeceğini, çünkü Gazze Şeridi'ndeki güvenlik kontrolünü İsrail’in tamamen üstleneceğini vurguluyor. Bunun ne kadar süreceğine ise değinmiyor. Kimsenin ertesi gün için net bir plan yapmadığı açık. Ortada sadece ya bir geçiş süreci başlatılması ya uluslararası güçlerin Gazze’de konuşlandırılması ya da Hamas yönetiminin düşürülmesinden sonra sorumluluğun Arap güçleri tarafından üstlenilmesi fikri var.

Fotoğraf Altı: Yahya Sinvar... İsrail, Gazze’deki savaşın amacının Hamas'ın Gazze'deki otoritesini tamamen ortadan kaldırmak olduğunu söylüyor. (DPA)
Yahya Sinvar... İsrail, Gazze’deki savaşın amacının Hamas'ın Gazze'deki otoritesini tamamen ortadan kaldırmak olduğunu söylüyor. (DPA)

Fakat en önemli soru şu: Gerçekten ‘Hamas sonrası’ diye bir gün olacak mı?

İsrailliler bunun karmaşık bir konu olduğunu ve uzun bir zamanın gerektiğini söylüyorlar. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise bunun 10 yıllık bir süreci gerektirebileceği değerlendirmesinde bulundu.

Sonuç olarak herkes Hamas'ın sadece askeri güçle yok edilebilecek bir tüneller ağından ibaret olmadığına, aynı zamanda bir ideoloji olduğuna ikna olmuş gibi görünüyor.



İsrail’den Gazze’ye hava saldırısı: Hamas yöneticisi Muhammed el-Huli’nin de aralarında bulunduğu 7 kişi hayatını kaybetti

Gazze’nin güneyindeki Refah’ta, Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv – Reuters)
Gazze’nin güneyindeki Refah’ta, Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv – Reuters)
TT

İsrail’den Gazze’ye hava saldırısı: Hamas yöneticisi Muhammed el-Huli’nin de aralarında bulunduğu 7 kişi hayatını kaybetti

Gazze’nin güneyindeki Refah’ta, Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv – Reuters)
Gazze’nin güneyindeki Refah’ta, Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv – Reuters)

Hamas kaynakları, bugün (perşembe) Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah’a düzenlenen iki İsrail hava saldırısında yedi kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Kaynaklar, ölenler arasında Hamas’ın askerî kanadında üst düzey bir isim olan Muhammed el-Huli’nin de bulunduğunu belirtti.

Hamas, el-Huli ailesine ait bir eve yönelik hava saldırısını kınadı. Hareketin yayımladığı açıklamada Muhammed el-Huli’nin ismine ya da örgüt içindeki rolüne değinilmedi. Açıklamada, saldırının “ateşkes anlaşmasının açık ve tekrarlanan bir ihlali” olduğu savunularak, İsrail’in anlaşmaya uymadığı ve Gazze’de Filistin halkına karşı “yok etme savaşını yeniden başlatmayı” amaçladığı öne sürüldü.

Sağlık yetkilileri, saldırılarda hayatını kaybeden diğer altı kişi arasında 16 yaşında bir çocuğun da bulunduğunu aktardı.

Raporlara göre, geçen ekim ayında yürürlüğe giren kırılgan ateşkesten bu yana 400’den fazla Filistinli ile üç İsrail askeri öldü. İsrail’in Gazze’de binaları yıktığı ve nüfusun yarıdan fazlasını yerinden ettiği belirtiliyor. İsrail güçlerinin hâlen konuşlu olduğu bölgeler nedeniyle, Gazze’de yaşayan iki milyondan fazla kişinin neredeyse tamamının geçici barınaklarda ya da hasar görmüş binalarda, dar bir alanda yaşamını sürdürdüğü ifade ediliyor.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), salı günü yaptığı açıklamada, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana Gazze’de 100’den fazla çocuğun öldürüldüğünü, bazılarının insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırıların kurbanı olduğunu bildirdi.

İsrail ve Hamas, ateşkesi ihlal etmekle birbirlerini suçlarken, ABD’nin dün (çarşamba) ateşkesin ikinci aşamasının yürürlüğe girdiğini duyurmasına rağmen tarafların temel konulardaki tutumlarının hâlen büyük ölçüde farklı olduğu belirtiliyor.

İsrail, Hamas öncülüğündeki grupların Ekim 2023’te düzenlediği ve İsrail verilerine göre 1200 kişinin ölümüne yol açan saldırının ardından Gazze’ye yönelik askerî operasyonlarını başlatmıştı. Gazze’deki sağlık yetkilileri ise İsrail’in saldırıları sonucu 71 bin kişinin hayatını kaybettiğini ve bölgede büyük yıkım yaşandığını bildiriyor.


Gazze Yönetim Komitesi destek kazanıyor... Washington ‘ikinci aşamanın’ başladığını duyurdu

Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)
Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)
TT

Gazze Yönetim Komitesi destek kazanıyor... Washington ‘ikinci aşamanın’ başladığını duyurdu

Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)
Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Başkan Donald Trump adına, Gazze Şeridi’nde çatışmayı sona erdirmeyi hedefleyen 20 maddelik Trump Planı’nın ikinci aşamasının başlatıldığını açıkladı.

Witkoff, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, yeni aşamanın ‘ateşkesten silahsızlanmaya, teknokrat yönetim ve yeniden inşa sürecine’ geçişi kapsadığını belirtti. Plan çerçevesinde, Gazze Şeridi’nde geçici bir teknokrat Filistin yönetimi kurulacak ve yönetim, Gazze Yönetim Komitesi tarafından temsil edilecek.

ABD, Hamas’ın taahhütlerini eksiksiz yerine getirmesini beklediğini vurguladı. Witkoff, özellikle son İsrailli rehine cesedinin derhal iadesine dikkat çekti ve aksi takdirde ciddi sonuçlarla karşılaşılacağı uyarısında bulundu.

Witkoff, birinci aşamanın ‘insani yardım sağladığını, ateşkesi koruduğunu, tüm hayatta kalan rehine ve ölen 28 rehinenin 27’sinin kemiklerinin geri getirilmesini mümkün kıldığını’ hatırlattı. Witkoff, açıklamasını, “Tüm bu ilerlemeyi mümkün kılan, vazgeçilmez arabuluculuk çabaları için Mısır, Türkiye ve Katar’a son derece minnettarız” ifadesiyle sonlandırdı.

Anlaşma ve destek

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’ni yönetmekle sorumlu teknokrat komiteye ait 15 üyenin isimleri üzerinde anlaşmaya varıldığını duyurdu. Bu komite, ABD Başkanı’nın planı kapsamında görev yapacak.

Kahire’de düzenlenen basın toplantısında konuşan Abdulati, “Yönetim komitesinin üyeleri konusunda uzlaşmaya varıldı. Komite 15 üyeden oluşuyor” ifadelerini kullandı. Ayrıca, “Uzlaşmanın ardından bu komitenin yakında ilan edilmesini ve Gazze’de günlük yönetim işlerini üstlenmesini umut ediyoruz” dedi.

Filistin Yönetimi ise dün yaptığı açıklamada, Başkan Donald Trump’ın barış planını uygulamaya koyma ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararını hayata geçirme çabalarını memnuniyetle karşıladı.

Yönetim, geçiş sürecinde Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere kurulacak Gazze Yönetim Komitesi’ni desteklediğini açıkladı.

Filistin Yönetimi, Steve Witkoff, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, ABD ekibi ve Bulgar diplomat Nikolay Mladenov ile yakın temas halinde olduklarını belirterek, “ABD’nin ateşkesi kalıcı hale getirme ve ikinci aşamayı, yeniden inşa dahil olmak üzere uygulamaya geçirme çabalarını destekledik” açıklamasında bulundu.

Yönetim, Trump’ın doğrudan katılımı ve kararlılığı sayesinde Gazze Şeridi’nde barış, istikrar ve iyi yönetişim için yeni bir fırsat yaratılmasına katkıda bulunması dolayısıyla ‘derin takdir ve minnet’ ifade etti.

Ayrıca Yönetim, Mısır, Katar ve Türkiye’nin arabulucu ve garantör ülkeler olarak yürüttüğü önemli çabaları vurguladı.

Yönetim, Batı Şeria ile Gazze Şeridi’ndeki Filistin otoriteleri arasındaki bağlantının önemine dikkat çekerek, “Çift başlılık, bölünme veya ayrım yaratacak herhangi bir idari, hukuki veya güvenlik sisteminin kurulmasına izin verilmeyecek; tek bir sistem, tek bir hukuk ve tek meşru silah ilkesine bağlı kalınacak” ifadelerini kullandı.

Yönetim ayrıca, ABD ve ilgili ortaklarla birlikte, Batı Şeria’da da eşzamanlı adımlar atmanın önemini vurguladı. Bu adımların, uluslararası hukuku ihlal eden tek taraflı eylemleri durdurmayı, yerleşim genişleme planlarını ve yerleşimci terörünü engellemeyi, Filistin’e ait tutulan fonları serbest bırakmayı, zorla göç ve toprak ilhakını önlemeyi ve Filistin Ulusal Otoritesi ile iki devletli çözüm çabalarını korumayı amaçladığı belirtildi.

uı8o9
Gazze şehrinin ez-Zeytun mahallesinde İsrail hava ve kara operasyonları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Filistinliler, 14 Ocak 2026 (AP)

Filistin Yönetimi, tüm Filistinli grupları, ulusal kurumları, sivil toplum örgütlerini ve toplumun tüm kesimlerini, ‘ulusal ve tarihi sorumluluklarını üstlenmeye, ortaklık ve yüksek sorumluluk ruhuyla hareket ederek bu hassas geçiş sürecini başarılı kılmaya’ davet etti.

Kahire’de dün yapılan toplantının ardından Filistinli gruplar ve siyasi güçler, Gazze’de ateşkese ve Trump Barış Planı’nın diğer aşamalarına bağlı kalma taahhüdünü yineledi.

Toplantının ardından yayımlanan açıklamada Filistinli gruplar, İsrail’e Gazze Şeridi’nden çekilmesi için baskı yapılmasını ve bölgedeki huzurun sağlanarak yaşamın normale dönmesini talep etti.

Filistinli gruplar ve siyasi güçler, Trump Planı kapsamında Gazze Şeridi’ni yönetmesi beklenen geçici Gazze Yönetim Komitesi’nin kurulması yönündeki arabuluculuk çabalarını desteklediklerini duyurdu.

Mladenov ile görüşmeler

Güvenilir Filistinli kaynaklar, Gazze Şeridi’nde geçici yönetimden sorumlu olacak Gazze Yönetim Komitesi’nin liderliğine aday gösterilen üyelerin, bugün Mısır’ın başkenti Kahire’deki ABD Büyükelçiliği’nde, Barış Konseyi Yürütme Kurulu başkanlığına aday Bulgar diplomat Nikolay Mladenov ile bir araya geleceğini bildirdi.

Sivil toplum ve Filistinli gruplardan kaynaklar, adlarının açıklanmaması koşuluyla dün Kahire’de yapılan toplantıda ikinci aşamayla ilgili birçok konunun ele alındığını ve bunlar arasında Gazze Yönetim Komitesi için aday isimler üzerinde uzlaşı sağlanmasının da yer aldığını aktardı. Kaynaklar, aday isimlerin ilk etapta kabul gördüğünü belirtti.

xsdfrgt
Bulgar diplomat Nikolay Mladenov (AFP)

Komite üyelerinin Gazze içinden seyahatleriyle ilgili olarak kaynaklar, sürecin halen organize edildiğini ve üyelerin nasıl seyahat edeceğine dair mekanizmanın (dün öğlene kadar) netleşmediğini bildirdi. Kaynaklar, Avrupa ülkelerinde veya Ramallah’ta bulunan üyelerin sırayla Kahire’ye ulaşacağını aktardı.

Kaynaklar, Mısır’daki üyelerin toplantıya hazır olduğunu ve Gazze içinden katılamayan üyelerin sanal ortamda uzaktan dahil olabileceğini, ancak bunun beklenmeyen bir durum olduğunu ifade etti.

Toplantının, Gazze Şeridi’nin yönetiminden sorumlu olacak komitenin görevlerine odaklanacağı belirtildi. Uzlaşı sağlanır sağlanmaz, komitenin üyeleri ve görevleri ilan edilecek. Bu, ABD Başkanı Donald Trump’ın Barış Konseyi’ni açıklamasından önce gerçekleşecek. Mladenov, Barış Konseyi Yürütme Kurulu’ndan sorumlu olacak ve teknokrat komiteyi yönetecek.

Kaynaklara göre, komite üyeleri Mladenov ile ABD Büyükelçiliği’nde birden fazla toplantı yapacak. Komitenin görevlerini yerine getirmesi için özel bir mali fon da oluşturuldu.

fgt
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda ateş yakmak için odun taşıyan Filistinli bir kadın (AFP)

Güvenilir kaynaklar, komitenin Gazze Şeridi’nde tüm hükümet sorumluluklarını üstleneceğini ve Hamas’ın yetki devrini hızlandırarak gerekli tüm desteği sağlayacağını belirtiyor.

Şarku’l Avsat, salı akşamı yayımladığı haberde, yeni komitenin 15 ila 18 üyeden oluşmasının beklendiğini, üyelerin çoğunun Gazze’den geldiğini ve ağırlıklı olarak iş, ekonomi ve sivil toplumla ilişkili kişilerden oluştuğunu; aralarında akademisyenlerin de bulunduğunu aktarmıştı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre komite üyeleri arasında eski Filistin Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Ali Şaas, sivil toplum aktivisti ve Tarımsal Yardım Derneği Başkanı Abdulkerim Aşur, Tıbbi Yardım Derneği Müdürü Aid Yaği, Gazze Ticaret Odası Müdürü Aid Ebu Ramazan, Filistin Üniversitesi Başkanı Cebr ed-Daur, mühendis Beşir er-Reyyis, Gazze Telekomünikasyon Müdürü Ömer Şemali, Refah Belediyesi danışmanı ve mühendis Ali Berhoum ile avukat Hana Tarzi yer alıyor.

Filistinli sivil toplum kuruluşlarından bir kaynak, bu isimler üzerinde büyük ölçüde uzlaşı sağlandığını, ancak İsrail’in onay verip vermediğinin henüz bilinmediğini belirtti. Kaynak, bazı isimlerde anlaşmazlık çıkması halinde listede değişiklikler olabileceğini de ifade etti.


İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
TT

İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)

Suriye ve İsrail'in Paris'te, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasiye girişmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması kurma konusunda anlaşmaya varmış olmalarına rağmen, İsrail Suriye topraklarını ihlal etmeye devam etti. İsrail ordusu dün, Suriye'nin Golan Tepeleri'ndeki Kuneytra ilinde birkaç köye girdi, es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde askeri kontrol noktası kurdu ve yoldan geçenlerin üstünü aradı.

Yerel kaynaklara göre iki Hilux ve Hummer aracından oluşan bir İsrail gücü, Berika köyü yönünde Bir Acim beldesine girdi, Bir el-Kabbas'ta yaklaşık on dakika durdu ve ardından bölgeden çekildi. Bu arada Suriye'nin resmi yayın kuruluşu El-İhbariyye, İsrail güçlerinin ‘Kuneytra kırsalındaki es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde üç araçtan oluşan bir askeri kontrol noktası kurduğunu ve yoldan geçenleri aradığını’ bildirdi.

Bu olay, İsrail ordusunun Kuneytra'nın doğusundaki el-Ahmer tepesinde mevzilenip İsrail bayrağını göndere çekerek, eski rejimin düşüşüne kadar Suriye'nin kontrolünde olan gözetleme noktaları ve siperler içeren ileri çatışma merkezleri olarak kabul edilen batı ve doğu el-Ahmar tepelerinin kontrolünü ele geçirmesinden birkaç gün sonra meydana geldi.

İsrail basını dün, ABD'nin himayesinde Paris'te düzenlenen Suriye-İsrail müzakerelerinin, ‘ABD'nin etkin katılımıyla sahada çatışmaları önlemeye yönelik bir koordinasyon mekanizması kurulması konusunda sınırlı bir mutabakat’ ile sonuçsuz kaldığını bildirdi. O tarihten bu yana önemli bir ilerleme kaydedilmedi.

İsrail gazetesi Ma'ariv, üst düzey bir İsrailli yetkilinin, İsrail'in pozisyonunun net ve tartışmaya kapalı olduğunu, Hermon (Şeyh) Dağı'ndan çekilmeyeceklerini söylediğini aktardı.

Yetkili, Suriye'nin güvenlik anlaşmasını İsrail'in çekilmesiyle ilişkilendirme talebinin, müzakerelerin teknik koordinasyon aşamasından öteye geçememesinin nedeni olduğunu vurguladı.

dfgrty
Kuneytra'nın batısındaki Tel el-Ahmer'deki İsrail askeri üssü (Facebook)

Araştırmacı ve siyasi analist Muhammed es-Süleyman, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Paris'te yapılan son müzakere turunun, iki taraf arasındaki gerilimi azaltmayı ve İran destekli milislerin sınırdan geri dönmesini engelleyerek bölgedeki istikrara katkıda bulunacak bilgilerin paylaşılmasını amaçladığını söyledi.

Süleyman, müzakerelerin tıkanmasının nedeninin, İsrail'in Suriye topraklarında ihlallerinin yanı sıra Suriye’nin güneyi ve el-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörlere desteğini sürdürmesi olduğunu vurguladı.

Süleyman’a göre İsrail'in bu politikaları müzakerelerde baskı aracı olarak izlediğini, ancak bunun müzakerelerin başlaması konusunda anlaşma olasılığını zayıflatıyor.

İsrail ayrıca 8 Aralık 2024 tarihinden sonra işgal ettiği bölgelerden çekilmeyi reddediyor. Bu durum, ‘İsrail'in 8 Aralık öncesi sınırlarına tamamen çekilmesini’ ısrarla talep eden ve ‘bu sınırlar içinde bir tampon bölge kurulmasını ulusal egemenliğin ihlali’ olarak nitelendirerek reddeden Şam için kabul edilemez.

Suriyeli araştırmacı Süleyman, Şam'ın ‘bölgedeki gerilimi azaltmanın ve ihlalleri durdurmak amacıyla sınırlı bir güvenlik anlaşması yapmanın yanı sıra İsrail ile Suriye'nin güneyindeki ve Suriye'nin El-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörler arasındaki iletişimi durdurmak istediğini söyledi.

İsrail'in bu bağlantıları, Suriye devletinin istikrarını bozan aktörleri desteklemek için kullandığı göz önüne alındığında bu talebin doğal olduğuna işaret eden Süleyman, İsrail'in, ‘gerçek bir caydırıcı unsur olmaksızın’ ihlallerine devam etmek için ABD'nin desteğini kullandığının altını çizdi.

dfrgty
Hermon (Şeyh) Dağı'ndaki bir kontrol noktasının yanında duran bir İsrail askeri, 8 Ocak 2025 (AFP)

İsrail ordusu bir yılı aşkın bir süredir, neredeyse her gün Suriye topraklarını işgal etmeye devam ediyor. Özellikle Kuneytra vilayetinin kırsal kesiminde sınır hattı üzerinde bulunan köylerde kontrol noktaları kuruyor, yoldan geçenleri tutuklayıp sorguluyor, tarım arazilerini buldozerlerle yıkıyor ve ekinleri tahrip ediyorlar.

6 Ocak'ta, bilgi alışverişini koordine etmek, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasi ve ticaret fırsatlarını değerlendirmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması oluşturulması konusunda anlaşmaya varılmasına rağmen, İsrail'in uygulamaları azalmadı. Geçtiğimiz hafta Fransa'nın başkenti Paris’te Suriye, İsrail ve ABD temsilcilerinin katıldığı iki günlük yoğun görüşmelerin ardından yayınlanan üçlü bildiride böyle belirtildi.

Araştırmacı Muhammed Süleyman'a göre İsrail'in askeri kuleler ve karakollar inşa etmesi, bölgenin parçalanmasına katkıda bulunrken sınırların kontrolünü kolaylaştırıyor ve bölgeyi tek taraflı bir askeri bölgeye dönüştürüyor. Süleyman, İsrail'in sivillere ve Suriye'nin egemenliğine yönelik uygulamalarının şüphesiz ‘orta ve uzun vadede genişleme ve yerleşim korkularını artırdığını’ belirtti.

Öte yandan Suriye hükümetinden bir kaynak, bu ayın 5'inde İsrail ile müzakerelerin yeniden başlamasının ‘Suriye'nin müzakere edilemez ulusal haklarını geri kazanma konusundaki sarsılmaz kararlılığını teyit ettiğini’ açıkladı.

fgthyu
Suriye'nin güneyinde, İsrail sınırına yakın Kuneytra şehrindeki bir gözlem noktasında Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlemci Gücü (UNDOF) mensubu bir asker (AFP)

Görüşmelerde Suriye, İsrail ile arasında 1974'te imzalanan ‘Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşmasının’ yeniden yürürlüğe konmasını talep etti. Böylece Suriye'nin egemenliğini diğer tüm hususların üzerinde tutan ve Suriye'nin iç işlerine herhangi bir müdahalenin önlenmesini garanti eden adil bir güvenlik anlaşması çerçevesinde İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 tarihinden önceki konumlarına çekilmesi garanti edilecekti.

Suriye yetkilileri, Beşşar Esed rejiminin düşmesinden bu yana, ABD'nin arabuluculuğunda İsrailli yetkililerle bazı müzakereler gerçekleştirdi, ancak herhangi bir ilerleme kaydedilemedi. İsrail, Suriye topraklarında silahsız bir tampon bölge kurulmasında ısrar ederken, Şam bunu reddediyor.