Gazze savaşı sonrasına ilişkin birbirinden farklı sesler yükselmeye devam ediyor

Filistin Otoritesi, bağımsız ve egemen tam bir devlet isterken Washington yenilenmiş bir Filistin yönetimi istiyor. Buna karşın İsrail ise Filistinli varlığına tamamen karşı. Peki, gerçekten ‘Hamas sonrası’ diye bir gün olacak mı?

Han Yunus'tan Refah'a yerlerinden edilen Filistinliler, 05 Aralık 2023 (DPA)
Han Yunus'tan Refah'a yerlerinden edilen Filistinliler, 05 Aralık 2023 (DPA)
TT

Gazze savaşı sonrasına ilişkin birbirinden farklı sesler yükselmeye devam ediyor

Han Yunus'tan Refah'a yerlerinden edilen Filistinliler, 05 Aralık 2023 (DPA)
Han Yunus'tan Refah'a yerlerinden edilen Filistinliler, 05 Aralık 2023 (DPA)

ABD yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki savaşın ‘ertesi gününe’ dair yöneltilen sorulara Tel Aviv’de ve Ramallah'ta kolay cevaplar bulamıyor. Eğer Washington, Ramallah ve Tel Aviv arasında bazı hedefler bir noktada kesişirse, işler nihai hedefe ulaştığında hepsinin ayrı telden çaldığının ortaya çıkması kaçınılmaz. Washington, Batı Şeria ve Gazze'nin ‘yenilenmiş’ bir Filistin Yönetimi tarafından yönetilmesini isterken Filistin Otoritesi iki devletli bir çözümün önünü açan kapsamlı bir anlaşma çerçevesinde, Batı Şeria’yı ve Gazze’yi yönetmeye devam etmek istiyor. İsrail ise mevcut hükümetiyle ne iki devletli çözümü ne bağımsız ve egemen bir Filistin devletini ne mevcut ne de yenilenmiş Filistin yönetimini istiyor. Belki de bir fırsatını bulsa Filistin Otoritesi’ni tamamen ortadan kaldırmak istiyor bile olabilir.

ABD yönetimi, Hamas'ın 7 Ekim'deki saldırılarının ardından, Gazze Şeridi'nde savaşın başlamasının üstünden geçen iki ay boyunca üzerinde anlaşmaya varılan, makul ve uygulanabilir bir vizyona ulaşmak amacıyla aralarında ABD Başkanı Joe Biden, Başkan Yardımcısı Kamala Harris, Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Savunma Bakanı Lloyd Austin ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’ın ve diğer yetkili isimlerin de bulunduğu hemen hemen tüm üst düzey ve nüfuzlu yetkililerinin dahil olduğu ziyaretler, mekik turları ve görüşmeler gerçekleştirdi. Fakat ABD’liler ortadaki sloganlardan, dileklerden ve özlemlerden daha karmaşık bir gerçekle karşı karşıyaydı.

Fotoğraf :Altı Abbas ve Blinken… ABD ile Filistin Yönetimi arasında yenilenmiş yönetim anlaşmazlığı var. (AFP)
Abbas ve Blinken… ABD ile Filistin Yönetimi arasında yenilenmiş yönetim anlaşmazlığı var. (AFP)

ABD yönetimi, savaştan sonra Gazze'yi Filistin Yönetimi’nin yönetmesi gerektiğiyle ilgili ortaya koyduğu vizyonunu geliştirmeye çalışıyor. Ancak Filistin yönetimiyle ilgili konuşmalar, Filistin Otoritesi’nden mevcut haliyle bahsedildiği anlamına gelmiyor. Çünkü mevcut Filistin Yönetimi, kapsamlı bir siyasi anlaşma olmadan Gazze'nin yönetimini yeniden devralmayı reddediyor. Başlangıçta İsrail tarafından karşı çıkılan mevcut Filistin Yönetimi, Washington’ı ‘yenilenmiş bir Filistin Yönetimi’ ifadesini kullanmaya itti. Bu öneri, Ramallah'ta öfkeyle karşılanırken İsrail'de de kabul görmedi.

Şarku'l Avsat'a konuşan Filistinli kaynaklar, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın önce Gazze'ye yönelik kanlı saldırıda, ardından da Filistin Yönetimi'ni hedef alan öneride İsrail ile aynı çizgide olduğuna inandığı ABD yönetimine öfkeli olduğunu aktardılar.

Kaynaklar, önerinin gerekçelerinin ve hedeflerinin bilinmesinden dolayı yenilenmiş bir Filistin Otoritesi fikrinin Ramallah tarafından reddedildiğini ve bunun aslında İsrail'in daha sonra Filistin Yönetimi’ni baltalamayı amaçlayan bir girişimi olarak görüldüğünü vurguladılar.

Filistin Devlet Başkanı Abbas, 2 Aralık'ta yapılan toplantıda Filistinli liderlere, kendi ifadesiyle ‘komploya’ izin vermeyeceğini söyledi. Abbas, her şeyin açık bir başlık altında, yani Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) başlığı altında olduğunu ve kendisi de dahil olmak üzere yeni ya da yenilenmiş bir yönetim veya başka bir şeyin olamayacağını vurguladı.

Abbas ve Filistin Yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki yıkıcı savaşın doruğa ulaştığı bir zamanda Filistin Yönetimi'ne karşı bir komplonun planlandığına inanıyorlar. Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, pazartesi günü Filistinli yetkililerin önünde yaptığı konuşmanın başında bu konudaki kanaatini dile getirerek İsrail'in Filistin Yönetimi'ne ve tüm Filistinlilere karşı savaş yürüttüğünü söyledi. Iştiyye şu ifadeleri kullandı:

“İşgalci İsrail hükümetinin Başbakanı, FKÖ’yü, Filistin Yönetimi’ni ve hükümetini, Filistin milliyetçiliğinin, Filistin devletinin, siyasi birliğinin ve Filistin topraklarının birliğinin simgesi olarak görüyor. Bu yüzden de bizimle her gün savaş halinde.”

Fotoğraf Altı: Tel Aviv'de Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın başında İzzeddin el-Kassam Tugayları yazan bir bandana ile resmedildiği İsrail’in propaganda afişi (AP)
Tel Aviv'de Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın başında İzzeddin el-Kassam Tugayları yazan bir bandana ile resmedildiği İsrail’in propaganda afişi (AP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Filistin Otoritesi’ne karşı yürüttüğü savaş, sadece Gazze'nin yeniden Filistin Yönetimi tarafından yönetilmesini reddetmesiyle ilgili değil, aynı zamanda Abbas'a karşı da bir provokasyonu barındırıyor. Netanyahu, ‘Nazilerin Yahudilere yönelik soykırımını’ ve Hamas Hareketi’nin 7 Ekim'de gerçekleştirdiği ‘katliamı’ reddettiğini söyleyen Abbas’ı terörizmi finanse etmekle suçluyor ve Hamas'ın 2007 yılında elinden almadan önce Gazze'de test edilen otoritesinin Batı Şeria'da da zayıf olduğu savunuyor.

Tüm bunlara İsrail'in Batı Şeria'da her gün savaşı andıran uygulamalar dayattığı, Tel Aviv'in fonları kestiği ve maaşlarını ödemediği Filistin Yönetimi üyeleri de dahil olmak üzere Filistinlileri öldürdüğü ve tutukladığı eylemleri eşlik ediyor.

Şarku'l Avsat'a açıklamalarda bulunan Filistinli bir yetkili, İsraillilerin Filistin Otoritesi’ni baltalamaya çalıştıklarını, sadece Gazze'de değil, Batı Şeria'da da bir Filistin yönetiminden kurtulmak istediklerini kaydetti. Kaynak, “Bakın Netanyahu Gazze’de Filistin Yönetimi’nin göreve gelmesi fikrini nasıl ele alıyor; orada (Gazze’de) herhangi bir Filistin yönetimi olmasını reddediyor ve Filistin Yönetimi kurulmuş olmasının aslında bir hata olduğunu söylüyor” şeklinde konuştu.

Fotoğraf Altı: Binyamin Netanyahu 26 Kasım’da Gazze Şeridi'ndeki İsrail güçlerini teftiş etti. (İsrail Başbakanlığı - AFP)
Binyamin Netanyahu 26 Kasım’da Gazze Şeridi'ndeki İsrail güçlerini teftiş etti. (İsrail Başbakanlığı - AFP)

Netanyahu Gazze'de herhangi bir Filistin yönetimi istemediğini defalarca kez vurguladı. Ancak geçtiğimiz hafta kapalı görüşmelerde sadece savaştan sonra Gazze’de ne mevcut ne de yenilenmiş bir Filistin yönetiminin olmayacağını söyleyerek daha net bir tutum sergiledi. İsrail Kamu Yayın Kuruluşunun (KAN11) pazartesi günü yayınladığı haberde Netanyahu’nun bu tutumunu ABD’lilere ilettiğini aktardı.

Netanyahu İsrail’in Gazze Şeridi'ndeki güvenlik kontrolünü tamamen eline almasını planlıyor. Ancak Gazze’de bir Filistin yönetiminin kendileri için en iyi seçenek olduğuna inanan ABD’li yetkililer bu plana karşı çıkıyor.

ABD Başkanı Biden’ın Yardımcısı Kamala Harris pazartesi günü Mahmud Abbas'la bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede Abbas’a açık bir siyasi ufuk olması gerektiğini söyleyen Harris, ülkesinin Batı Şeria ile Gazze’yi yenilenmiş bir Filistin yönetimi altında birleştirmeye verdiği desteği yineledi. ABD Başkan Yardımcısı, Filistin Devlet Başkanı'na bu görüşmeyi ve savaşın ertesi gününün planlamasıyla ilgili olarak Ulusal Güvenlik Danışmanı Dr. Phil Gordon'un Dubai'deki görüşmelerini devamı olarak bu hafta İsrail ve Batı Şeria'ya ek ziyaretlerde bulunacağını ve görüşmeler gerçekleştireceğini bildirdi.

Fotoğraf Altı: ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken... ABD, Gazze’deki savaşın ‘ertesi gününün’ özelliklerini belirlemeye çalışıyor. (AP)
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken... ABD, Gazze’deki savaşın ‘ertesi gününün’ özelliklerini belirlemeye çalışıyor. (AP)

Buna karşın Abbas, İsrail’in Gazze ile ilgili planlarının kabul edilemeyeceğini belirterek, “Gazze Şeridi'nin hiçbir yerinde bölme, işgal, kesinti ya da tecrit olamaz” dedi. Uygun çözümün, uluslararası garantiler ve bir uygulama takvimi belirlemek amacıyla ve Doğu Kudüs ve Gazze Şeridi de dahil olmak üzere Batı Şeria'daki tüm Filistin topraklarının tüm sorumluluğunu üstlenmek için uluslararası bir barış konferansı düzenlemek olduğunu kaydeden Abbas, güvenlik ve askeri çözümlerin başarısız olduğu ve bölgede güvenlik ve istikrar sağlayamayacağı ortaya çıktı dedi.

Abbas'ın önerisine İsrail tarafından kesinlikle karşı çıkılıyor. Washington'ın Filistin seçimlerinin yapılmasını da içeren önerisi ise hem Filistin Yönetimi hem de İsrail tarafından ya tamamen ya da kısmen reddediliyor. Washington, Filistin seçimlerinin yapılması önerisini, savaş sonrası seçimlerin Hamas'ın zaferiyle sonuçlanabileceğini düşünmeden ortaya attı. Oysa ABD’nin şu anki tüm adımları Hamas’ı tüm alanlardan dışlamayı amaçlıyor.

Fotoğraf Altı: Refah'ta yerinden edilmenin ve yıkımın fotoğrafı, 05 Aralık 2023 (AP)
Refah'ta yerinden edilmenin ve yıkımın fotoğrafı, 05 Aralık 2023 (AP)

Washington karmaşıklıkları kabul ediyor. Dışişleri Bakanı Blinken bölgeye yaptığı son ziyarette ABD yönetiminin bunun kolay olmayacağının ve süreç boyunca anlaşmazlıklar olacağının farkında olduğunu söyledi. Ancak diğer seçeneklerin terör saldırıları, daha fazla şiddet ve masum insanların daha fazla acı çekmesine yol açacağını ve bunun da kabul edilemez olduğunu da sözlerine ekledi.

Peki, hem Gazze’de bir Filistin yönetimi olmasını hem de Gazze'yi işgal etmek istemediğini söyleyen İsrail ne istiyor?

Gerçek şu ki ne İsrail güvenlik servislerinde ne de Filistin Yönetimi'nde Netanyahu'nun ne istediğini bilen kimse yok gibi görünüyor.

Filistinli bir yetkili İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth'a konuya dair yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“İsrail hükümeti, Gazze Şeridi'nde siyasi bir yönetim olmasıyla ilgilenmiyor, bunu anladık. Ancak askeri bir yönetimle de ilgilenmiyor. O halde ne istiyor? Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nı (UNRWA) mı? BM’yi mi? Ya da İsviçre’yi mi? Bunu anlamamız gerekiyor. Ortada ciddi bir uluslararası seçenek yok. Kimse Gazze Şeridi'nin yönetiminin sorumluluğunu üstlenmek istemiyor ve bunun için sıraya girmiyor. İsrail bu konuda bir plan yapmazsa, Gazze'de Hamas açısından ertesi günü dikkate alması gereken tarafın Filistin Otoritesi’nin olduğunu anlamak zorundasınız.”

Özetle Filistin Yönetimi, Gazze'ye bir tankın üzerinde dönmeyi reddediyor. Washington, ancak yenilenmiş bir Filistin yönetiminin Gazze’nin sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini söylüyor. Netanyahu ise savaştan sonra Gazze Şeridi'ni hiçbir Filistinli yönetimin yönetmeyeceğini, çünkü Gazze Şeridi'ndeki güvenlik kontrolünü İsrail’in tamamen üstleneceğini vurguluyor. Bunun ne kadar süreceğine ise değinmiyor. Kimsenin ertesi gün için net bir plan yapmadığı açık. Ortada sadece ya bir geçiş süreci başlatılması ya uluslararası güçlerin Gazze’de konuşlandırılması ya da Hamas yönetiminin düşürülmesinden sonra sorumluluğun Arap güçleri tarafından üstlenilmesi fikri var.

Fotoğraf Altı: Yahya Sinvar... İsrail, Gazze’deki savaşın amacının Hamas'ın Gazze'deki otoritesini tamamen ortadan kaldırmak olduğunu söylüyor. (DPA)
Yahya Sinvar... İsrail, Gazze’deki savaşın amacının Hamas'ın Gazze'deki otoritesini tamamen ortadan kaldırmak olduğunu söylüyor. (DPA)

Fakat en önemli soru şu: Gerçekten ‘Hamas sonrası’ diye bir gün olacak mı?

İsrailliler bunun karmaşık bir konu olduğunu ve uzun bir zamanın gerektiğini söylüyorlar. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise bunun 10 yıllık bir süreci gerektirebileceği değerlendirmesinde bulundu.

Sonuç olarak herkes Hamas'ın sadece askeri güçle yok edilebilecek bir tüneller ağından ibaret olmadığına, aynı zamanda bir ideoloji olduğuna ikna olmuş gibi görünüyor.



Hizbullah İran ile dayanışma içinde... Caca: Lübnan krizinin sona ermesi, İran tarafından verilen desteğin sona ermesiyle başlar

 Hizbullah destekçileri, Beyrut şehir merkezindeki Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (ESCWA) binası önünde Hizbullah tarafından düzenlenen gösteride Hizbullah ve İran bayrakları salladı, 4 Şubat 2026. (EPA)
Hizbullah destekçileri, Beyrut şehir merkezindeki Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (ESCWA) binası önünde Hizbullah tarafından düzenlenen gösteride Hizbullah ve İran bayrakları salladı, 4 Şubat 2026. (EPA)
TT

Hizbullah İran ile dayanışma içinde... Caca: Lübnan krizinin sona ermesi, İran tarafından verilen desteğin sona ermesiyle başlar

 Hizbullah destekçileri, Beyrut şehir merkezindeki Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (ESCWA) binası önünde Hizbullah tarafından düzenlenen gösteride Hizbullah ve İran bayrakları salladı, 4 Şubat 2026. (EPA)
Hizbullah destekçileri, Beyrut şehir merkezindeki Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (ESCWA) binası önünde Hizbullah tarafından düzenlenen gösteride Hizbullah ve İran bayrakları salladı, 4 Şubat 2026. (EPA)

Bölgenin yaşadığı bekleyiş atmosferi içinde Lübnan’daki tutumlar, özellikle İran’ın rolü başta olmak üzere bölgesel dosyalara yaklaşımda mevcut çelişkiyi yansıtıyor. Bu durum, Lübnan Kuvvetleri Partisi lideri Samir Caca’nın, “İran, Hizbullah’a verdiği desteği kestiği zaman Lübnan’daki sorun çözülür” sözlerinde açıkça görülürken, Hizbullah’ın meclis grubu ise Genel Sekreter Naim Kasım’ın tarafsız kalınmayacağını vurgulamasının ardından Tahran ile ‘dayanışma’ ifade etmekle yetindi.

Bu gelişmeler, İsrail’in Lübnan’ın güneyi ve doğusuna yönelik hava saldırılarına yeniden başladığı bir dönemde yaşandı. Dün öğleden sonra güneyde Mahmudiye beldesi ve Vadi Burguz’u hedef alan saldırılar, daha sonra güneyde Cebel er-Reyhan’daki el-Vaziyye bölgesi ile doğuda Hermel-Zegrin tepelerine yöneldi.

İsrail Ordu Sözcüsü Ella Waweya, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, “İsrail ordusu, Lübnan’ın çeşitli bölgelerinde Hizbullah terör örgütüne ait hedeflere saldırılar düzenliyor” ifadesini kullandı.

 İsrail’in Lübnan’ın doğusundaki Hermel bölgesini hedef alan hava saldırılarının ardından yükselen duman (Sosyal medya)İsrail’in Lübnan’ın doğusundaki Hermel bölgesini hedef alan hava saldırılarının ardından yükselen duman (Sosyal medya)

Hizbullah, İran’la dayanışma içinde olduğunu ifade etti

Hizbullah’ın meclis grubu yayımladığı açıklamada, “ABD’nin saldırgan tehditleri karşısında İran İslam Cumhuriyeti ile liderliği, hükümeti ve halkıyla tam dayanışma içinde olduğunu” ifade ederken, ‘İran’ın liderliği ve halkıyla sergilediği kararlı ve dirençli tutumun, olası bir saldırıyı püskürtebileceğini’ belirtti.

Lübnan’ın güneyindeki sınır kasabası Ayta eş-Şaab’da İsrail güçleri tarafından havaya uçurulan bir evin enkazı (Lübnan Ulusal Haber Ajansı – NNA)Lübnan’ın güneyindeki sınır kasabası Ayta eş-Şaab’da İsrail güçleri tarafından havaya uçurulan bir evin enkazı (Lübnan Ulusal Haber Ajansı – NNA)

Lübnan iç siyasetine ilişkin olarak da açıklamalarda bulunan blok, ‘günlük suikastlardan sivil tesislerin yoğun şekilde hedef alınmasına kadar uzanan suç niteliğindeki saldırıları’ kınadığını belirtti. Açıklamada, ‘ekili alanlara ve tarım arazilerine zehirli maddeler atılması ve Lübnanlıların sağlığının tedavisi zor hastalıklar riskiyle karşı karşıya bırakılmasına’ dikkat çekilerek, bunun ‘ön cephe bölgelerini çölleştirerek halkından arındırmayı amaçladığı’ ifade edildi. Blok, ‘uluslararası sessizliği’ ve ‘bu açık terör suçları karşısındaki ihmali’ de kınarken, uluslararası toplum kuruluşlarını bu ihlallerin sürmesinden tamamen sorumlu tuttu.

Caca: İran Hizbullah’a desteğini keserse sorun çözülecek

Buna karşılık Lübnan Kuvvetleri Partisi lideri Samir Caca, “İran, Hizbullah’a verdiği desteği kestiğinde tüm sorun çözülecek” görüşünü dile getirdi.

Bir radyo programında konuşan Caca, “Dünyadaki tüm ülkeler cuma günü (bugün) Umman’da yapılacak toplantıyı bekliyor” diyerek, ‘ihtilaf noktalarının son derece büyük olduğunu’ vurguladı. Sorunun müzakereler yoluyla çözülmesini temenni ettiğini belirten Caca, “Ancak bunun bir sonuca ulaşacağını görmüyorum” ifadesini kullandı.

Lübnan Kuvvetleri Partisi lideri Samir Caca, (Arşiv)Lübnan Kuvvetleri Partisi lideri Samir Caca, (Arşiv)

Umman’da yaşanacak gelişmelerin Lübnan’a yansımalarına da değinen Caca, “Ne yazık ki Lübnan ve İran dosyaları arasında bir bağlantı var” değerlendirmesinde bulundu. Caca sözlerini şöyle sürdürdü: “İran, son kırk yıl içinde Lübnan devletinin tüm işleyişini sekteye uğratan bir nüfuz alanı oluşturmayı başardı. İran, Hizbullah’a verdiği desteği durdurduğunda tüm sorun çözülecek.”

Caca, ‘ateşkes anlaşmasının Lübnan’da belirli bir bölgeyi değil, ülkenin tamamını kapsadığını’ vurgulayarak, 1559 sayılı kararın ‘Lübnan topraklarının tamamında tüm gayrimeşru silahlı örgütlerin tasfiye edilmesini talep ettiğini’ hatırlattı. Meclis seçimlerine ilişkin olarak ise ‘seçimlerin zamanında yapılacağını’ ve ‘tüm sürecin yüzde 100 anayasal ve yasal çerçevede ilerlediğini’ ifade etti.


ABD Genelkurmay Başkanı, Lübnan Ordu Komutanı ile görüştü

General Rudolph Heykel (Rehberlik Müdürlüğü)
General Rudolph Heykel (Rehberlik Müdürlüğü)
TT

ABD Genelkurmay Başkanı, Lübnan Ordu Komutanı ile görüştü

General Rudolph Heykel (Rehberlik Müdürlüğü)
General Rudolph Heykel (Rehberlik Müdürlüğü)

ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Keane, Pentagon'da Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel ile görüştükten sonra, ABD'nin Ortadoğu'daki savunma ilişkilerinin önemini vurguladı.

Genelkurmay Başkanlığı sözcüsü Joseph Holstead, Keane'in salı günü Lübnan ordu komutanı ve bir önceki gün Katarlı bir savunma yetkilisiyle yaptığı görüşmenin ardından "ABD'nin Ortadoğu'daki kalıcı savunma ilişkilerinin önemini yeniden teyit ettiğini" söyledi. Heykel'in Kasım 2025'te Washington'u ziyaret etmesi planlanmıştı, ancak o dönemdeki bir askeri kaynağa göre, ABD'li siyasi ve askeri yetkililer Lübnan'dan ayrılmadan saatler önce onunla yapacakları görüşmeleri iptal etmeleri nedeniyle ziyaret iptal edilmişti.

Ziyareti iptal edenler arasında önde gelen Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham da vardı. Graham o dönemde yaptığı açıklamada, Heykel'in "Hizbullah'ı silahsızlandırmak için neredeyse hiçbir çaba göstermemesini" eleştirmişti. Graham, dün X.com'da yaptığı paylaşımda, Heykel'e Lübnan ordusunun Hizbullah'ı "terör örgütü" olarak görüp görmediğini sorduktan sonra onunla yaptığı görüşmeyi aniden sonlandırdığını söyledi. Graham, Heykel'in "Hayır, Lübnan bağlamında değil" diye yanıt verdiğini ifade etti.

Lübnan ordusu ocak ayında, Hizbullah'ı silahsızlandırma planının ilk aşamasını tamamladığını ve bu aşamanın Lübnan'ın güneyinde Litani Nehri ile İsrail sınırı arasındaki bölgeyi kapsadığını duyurdu. İsrail ile Hizbullah arasında yaklaşık bir yıl süren çatışmaların ardından Kasım 2025'in sonlarında varılan ateşkes anlaşmasına göre, İran destekli grubun Litani Nehri'nin kuzeyindeki güçlerini geri çekmesi ve boşaltılan bölgelerdeki askeri altyapısını ortadan kaldırması, İsrail güçlerinin ise Lübnan'dan çekilmesi gerekiyor.

Ancak Hizbullah silahlarını teslim etme çağrılarını reddederken, İsrail Hizbullah üyelerini ve tesislerini hedef aldığını söylediği düzenli Lübnan baskınlarına devam etti ve stratejik olarak gördüğü Lübnan toprakları içindeki ve sınırlarına yakın beş noktada güçlerini konuşlandırdı.

Lübnan ordusunun planı beş aşamadan oluşuyor. İkinci aşama, Litani Nehri'nin kuzeyinden, Sayda’nın (Sidon) kuzeyinden geçen ve sınırdan yaklaşık 60 kilometre uzaklıkta bulunan Avali Nehri'ne kadar olan bölgeyi kapsıyor. Hükümetin, uygulamaya geçmeden önce şubat ayında bu ikinci aşamayı görüşmesi bekleniyor.


İsrail, "7 Ekim" olaylarına katılan Gazzelileri hedef alıyor

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta İslami Cihad lideri Ali el-Razayna'nın cenaze töreninde Filistinli bir kadın oldukça duygulanmış halde görüntülendi (Reuters)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta İslami Cihad lideri Ali el-Razayna'nın cenaze töreninde Filistinli bir kadın oldukça duygulanmış halde görüntülendi (Reuters)
TT

İsrail, "7 Ekim" olaylarına katılan Gazzelileri hedef alıyor

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta İslami Cihad lideri Ali el-Razayna'nın cenaze töreninde Filistinli bir kadın oldukça duygulanmış halde görüntülendi (Reuters)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta İslami Cihad lideri Ali el-Razayna'nın cenaze töreninde Filistinli bir kadın oldukça duygulanmış halde görüntülendi (Reuters)

İsrail, 7 Ekim 2023 saldırısına katılan ve Filistinliler tarafından intikam eylemi olarak nitelendirilen operasyonlarda İsrailli rehinelerin (canlı veya ölü) ele geçirilmesinde rol oynayan Gazze Şeridi'ndeki önde gelen aktivistleri takip etmeye devam ediyor. Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre bu durum, daha önce birkaç kez olduğu gibi, olaya karışanların ailelerine karşı da gerçekleşti.

İsrail ordusu çarşamba günü, Hamas ve İslami Cihad'ın silahlı kanatlarındaki önde gelen aktivistleri hedef aldığını ve saldırıya karışmakla suçladığını açıklayan bir dizi bildiri yayınladı.

Öte yandan, İsrail Savcılığı, Tel Aviv Bölge Mahkemesi'ne bazı savunma tanıklarını sorgulamaktan vazgeçtiğini ve böylece İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun üç yolsuzluk davasındaki yargılama süresinin kısaltıldığını bildirdi. Bu durum, savcılığın artık onu mahkum etmek için yeterli kanıta sahip olduğu anlamına mı geldiği, yoksa affın bir öncüsü mü olduğu konusunda soruları gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Savcılık, sorgulamayı on dört oturum yerine dört veya beş oturumda tamamlayacağını vurguladı; bu da davanın yıl sonundan önce bitebileceği anlamına geliyor.