Gadames- Debdeb sınır kapısının yeniden açılmasının Libya ve Cezayir’e faydaları sağlayacak?

İki ülke gelecek haftalarda çalışmalarına devam etme kararı aldı.

Dibeybe bir süre önce Libya- Cezayir sınırını ziyaret etti. (Hukumetina platformu arşivi)
Dibeybe bir süre önce Libya- Cezayir sınırını ziyaret etti. (Hukumetina platformu arşivi)
TT

Gadames- Debdeb sınır kapısının yeniden açılmasının Libya ve Cezayir’e faydaları sağlayacak?

Dibeybe bir süre önce Libya- Cezayir sınırını ziyaret etti. (Hukumetina platformu arşivi)
Dibeybe bir süre önce Libya- Cezayir sınırını ziyaret etti. (Hukumetina platformu arşivi)

Geçici Libya Ulusal Birlik hükümetinin Dışişleri Bakanlığı, iki ülkeden vatandaşların hareketini ve ticari trafiği kolaylaştırmak için Cezayir ile Gadames- Debdeb sınır kapısının gelecek salı günü resmi olarak yeniden açılacağını duyurdu.

İki ülke arasındaki sınır geçişleri 2011’deki 17 Şubat Devrimi’nin ardından kapatılmıştı. Cezayir’in 2015’te sınır bölgelerinde yaşayan Libyalıların tedavi, ticaret veya aile ziyareti için ülkeye girmelerine izin verdiği belirtildi. Ayrıca iki ülke arasındaki Gadames- Debdeb’in yanı sıra iki geçiş kapısı daha var; Tin el-Koum ve Tarat. Ancak bunlar, Gadames- Debdeb’e göre daha az öneme sahip ve 2011 yılından beri kapalı. Ancak Tin el-Koum, daha sonra faaliyete açılırken, 2014 yılında bir kez daha kapatıldı.

Dışişleri Bakanlığı, çarşamba akşamı geç saatlerde yaptığı açıklamada, iki ülke arasındaki hayati önem taşıyan geçiş kapısının açılmasının her iki tarafta da tüm teknik, yasal ve düzenleyici prosedürlerin tamamlanmasının ardından gerçekleştiğini bildirdi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Bakanlık açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bu gelişme, gerekli tüm prosedürleri kolaylaştırmak ve geçişte normal hareket akışını sağlamak için kardeş Cezayir Cumhuriyeti’ndeki ilgili ve kardeş kurumlarla tüm profesyonellik ve ortak iş birliğiyle çalışan Libya’daki Uluslararası İşbirliği Departmanı ve ilgili yetkililer tarafından temsil edilen bakanlığın ortak çabalarının sonucu yaşanmıştır.”

Libya ve Cezayir, komşu ülkelerle ekonomik ortaklığı kolaylaştırmak için sınır geçişlerine güveniyor. Bu da ihracat ve ithalat faaliyetlerinin artmasına katkıda bulunuyor. Ancak Gadames- Debdeb, Libya’nın Gadames şehrine sadece 20 kilometre uzaklıkta olduğu göz önüne alındığında özel bir ticari öneme sahip.

Eski Cezayir Ticaret ve İhracatı Teşvik Bakanı Kamal Razik, daha önce iki ülkenin ithalat ve ihracat faaliyetlerinin karşılaştığı engelleri kaldırarak, aralarındaki ticaret hacmini ilerleyen yıllarda üç milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini söylemişti.

Libya Gadames Belediye Başkanı Kasım el-Mani de sınır kapısının faaliyete geçmesiyle gençlere iş olanakları sağlanmasının yanı sıra, Libya, Tunus ve Cezayir arasındaki sınır üçgeninde yer alan bölgeye olumlu etki ve ekonomik faydalar sağlayacağını vurguladı.

Kasım el-Mani, Gadames- Debdeb geçidindeki faaliyete yeniden başlamasının, Libya’nın güneyindeki diğer şehirler gibi iş fırsatlarının eksikliğine ek olarak yoksulluk, marjinalleşme ve hükümet hizmetlerinin kıtlığından şikayetçi olan şehri, yaşadığı ekonomik durgunluktan çıkaracağını açıkladı.

Dibeybe, geçen ağustos ayında Libya- Cezayir sınırını ziyaret ederek kara geçişindeki koşullar hakkında bilgi aldı. Bakanlıktan bir heyet ve Gadames Gümrük Merkezi eşliğinde, geçişin vatandaşlara yeniden açılmasına yönelik hazırlıkları görüştü.

Dibeybe ayrıca, vatandaşların acılarını hafifletmek ve ticaret alışverişini desteklemek amacıyla Cezayir ile geçişin yeniden açılmasına yönelik tüm prosedürleri tamamlayacak bir komite oluşturmak üzere 2023 tarihli 488 sayılı kararı yayınladı.



Gazze’de savaşın başından bu yana ölenlerin sayısı 29 bin 313’e yükseldi

Bir Filistinli, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırısında öldürülen çocuğunu taşıyor (AP)
Bir Filistinli, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırısında öldürülen çocuğunu taşıyor (AP)
TT

Gazze’de savaşın başından bu yana ölenlerin sayısı 29 bin 313’e yükseldi

Bir Filistinli, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırısında öldürülen çocuğunu taşıyor (AP)
Bir Filistinli, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırısında öldürülen çocuğunu taşıyor (AP)

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’de sürdürdüğü saldırılar sonucu şu ana kadar ölenlerin sayısının 29 bin 313’e, yaralananların ise 69 bin 333’e yükseldiğini duyurdu.

Bakanlık tarafından bugün yapılan açıklamada, son 24 saat içinde 118 ölüm ve 163 yaralanmanın kaydedildiği ifade edildi.

Açıklamada ayrıca, “İsrail’in Gazze Şeridi’nde devam eden saldırısının 138. gününde, çok sayıda kurban hala enkaz altında ve yollarda. İşgalci İsrail güçleri ambulans ve sivil savunma ekiplerinin onlara ulaşmasını engelliyor” denildi.


İsrail ordusu: Zeytun mahallesinde onlarca 'militan' öldürüldü

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’tan dumanlar yükseliyor (AFP)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’tan dumanlar yükseliyor (AFP)
TT

İsrail ordusu: Zeytun mahallesinde onlarca 'militan' öldürüldü

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’tan dumanlar yükseliyor (AFP)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’tan dumanlar yükseliyor (AFP)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Zeytun mahallesinde düzenlenen operasyonda ‘çok sayıda militanın’ öldürüldüğünü iddia etti.

Şarku’l Avsat’ın Arap Dünyası Haber Ajansı’ndan (AWP) aktardığına göre, ordu tarafından bugün yapılan açıklamada, hava kuvvetlerinin de desteğiyle Zeytun mahallesinde düzenlenen operasyonda çatışmalar yaşandığı ve onlarca militanın öldürüldüğü ifade edildi.

İsrail ordusu daha önce bu bölgeleri terk ettiğini açıklamış, ancak dün saldırı amacıyla geri döndüğünü belirtmişti.

Ordunun açıklamasında, yer altı hedeflerinin yanı sıra altyapı, gözlem noktaları ve mühimmat depolarının da hedef alındığı belirtildi.

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta ise, yeni bölgelere saldırıldığı, çok sayıda militanın öldürüldüğü ve altyapının tahrip edildiği bilgisi verildi.


Libya Başsavcısı Sur: Kamuoyunu yatıştırmak için çıkarılan yasalar var

Trablus, ‘Ceza Adalet Sistemi: Değerlendirme ve Düzenleme’ uluslararası bilimsel konferansına ev sahipliği yaptı. (Yüksek Devlet Konseyi)
Trablus, ‘Ceza Adalet Sistemi: Değerlendirme ve Düzenleme’ uluslararası bilimsel konferansına ev sahipliği yaptı. (Yüksek Devlet Konseyi)
TT

Libya Başsavcısı Sur: Kamuoyunu yatıştırmak için çıkarılan yasalar var

Trablus, ‘Ceza Adalet Sistemi: Değerlendirme ve Düzenleme’ uluslararası bilimsel konferansına ev sahipliği yaptı. (Yüksek Devlet Konseyi)
Trablus, ‘Ceza Adalet Sistemi: Değerlendirme ve Düzenleme’ uluslararası bilimsel konferansına ev sahipliği yaptı. (Yüksek Devlet Konseyi)

Libya Başsavcısı Sadık es-Sur, ülkesinde birçok yasanın hızla çıkarılmasına tepki göstererek söz konusu yasaların amacının ‘kamuoyunu ya da bir kısmını memnun etmek ve acil meseleleri çözmek’ olduğunu vurguladı. "Bu tür yasalar, insan hakları ve kamu özgürlüklerinin garantilerini dikkate almıyor" dedi.

Sur, Trablus'ta salı günü düzenlenen ‘Ceza Adalet Sistemi: Değerlendirme ve Düzenleme’ başlıklı uluslararası bilimsel konferansta konuştu. Terörle mücadele, siber suçlar, büyü ve büyücülükle mücadele gibi bazı yasalara dikkat çeken Sur, ‘bu yasaların bilimsel ve teknik normları gözetmeden, herhangi bir çalışma veya araştırma yapılmadan çıkarıldığını’ ifade etti.

Trablus, ‘Ceza Adalet Sistemi: Değerlendirme ve Düzenleme’ başlıklı uluslararası bilimsel konferansa ev sahipliği yaptı. (Yüksek Devlet Konseyi)
Trablus, ‘Ceza Adalet Sistemi: Değerlendirme ve Düzenleme’ başlıklı uluslararası bilimsel konferansa ev sahipliği yaptı. (Yüksek Devlet Konseyi)

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Libya Başsavcısı tarafından eleştirilen ve Libya Temsilciler Meclisi tarafından zaman içinde aralıklı olarak çıkarılan bu yasalar, muhalif siyasetçiler ve uluslararası kuruluşlardan itirazlarla karşılandı.

İnsan hakları alanında çalışmalar yürüten Human Rights Watch örgütü Nisan 2023'te, 2022 yılı için çıkarılan siber suçlarla mücadele yasasının ‘ifade özgürlüğünü kısıtladığını’ belirterek, Libya Temsilciler Meclisi'ne bu yasayı iptal etme çağrısında bulunmuştu. Örgüt, Birleşmiş Milletler’den dört uzman, söz konusu yasanın ifade özgürlüğü, mahremiyet hakları ve topluluk oluşturma hakkını ihlal ettiğini belirterek yasayı eleştirmiş ve iptal edilmesi gerektiğini bildirmişti.

Başsavcı konuya dair şunları söyledi:

“Acil ihtiyaçları karşılamak veya kamuoyunu ya da bir kısmını memnun etmek amacıyla çıkarılan, 'kriz yasaları' olarak adlandırabileceğimiz yasalar mevcut. Bu yasalar polisin yetkilerinin genişletilmesi, ağır cezalar verilmesi ve özgürlüklere müdahale edilmesi gibi çeşitli kusurlar barındırıyor."

Başsavcı, herhangi bir yasanın çıkarılmasında göz ardı edilemeyecek temel unsurların olduğuna işaret ederken söz konusu yasaların kamu düzenini koruma kavramına dayandığını ancak ‘değerleri ve menfaatleri koruma zorunluluğunu ihmal ettiğini’ belirtti. Yasama ve araştırma merkezleri arasında ‘uyumun önemini’ vurguladı.

‘Ceza Adalet Sistemi: Değerlendirme ve Düzenleme’ uluslararası konferansı Trablus'ta düzenlendi. (Yüksek Devlet Konseyi)
‘Ceza Adalet Sistemi: Değerlendirme ve Düzenleme’ uluslararası konferansı Trablus'ta düzenlendi. (Yüksek Devlet Konseyi)

Trablus'taki El-Mahari otelinde düzenlenen konferansın açılışına, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekala, Yüksek Mahkeme Başkanı Danışman Abdullah ebu Ruzeyze, mahkeme ve savcılık başkanları, birçok hâkim, üniversite dekanları, avukatlar, savcı yardımcıları ve hukuk ve insan hakları alanında uzmanlaşmış kişiler katıldı.

Sur söz konusu isimlere hitaben yaptığı konuşmada ayrıca ‘toplumsal davranışın düzenleyicisi olarak ceza kanununun, yaşayan toplumun vicdanında kök salmış değer ve çıkarlardan türetilmesi gerektiğini’ söyledi.


Hamas, ateşkesi görüşmek üzere Kahire'de

İsmail Heniyye (AFP)
İsmail Heniyye (AFP)
TT

Hamas, ateşkesi görüşmek üzere Kahire'de

İsmail Heniyye (AFP)
İsmail Heniyye (AFP)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Gazze'de gerilimin devam etmesinin oluşturduğu tehlike ve bunun bölgenin istikrarı üzerindeki yansımaları konusunda uyardı. Mısır'ın, Gazze Şeridi'nde ateşkes üzerinde anlaşmaya varılması ve İsrail ile Hamas arasındaki esir takası anlaşmasının tamamlanması amacıyla arabuluculuk çabaları ise sürüyor.

Hamas heyeti, Mısırlı yetkililerle görüşmek üzere salı günü Kahire'ye geldi. Hamas, bir basın açıklamasında, heyet başkanlığını Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye'nin üstlendiğini söyledi. Açıklamada, “Gazze'ye yönelik savaş ve saldırıyı durdurmak, vatandaşlara yardım sağlamak ve Filistinlilerin hedeflerine ulaşmak için gösterilen çabalar ışığında, Kahire'de Mısırlı yetkililerle siyasi ve sahadaki durum hakkında görüşmelerde bulunacak” ifadeleri yer aldı.

Geçtiğimiz salı günü Kahire, ateşkes teklifinin görüşülmesi yönünde Katar Başbakanı'nın yanı sıra Mısır, İsrail ve ABD istihbarat şeflerinin de yer aldığı dörtlü bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Bu teklif, Paris'te yapılan benzer bir toplantıda netleşmişti, ancak Kahire’deki toplantı anlaşma olmadan sona erdi.

Mısır, ABD ve Katar'dan arabulucular, Ramazan ayı gelmeden önce ateşkes ve takas anlaşmasına varmak istiyor. Ancak gözlemciler, İsrail ile Hamas arasındaki anlaşmazlıklar göz önüne alındığında, şuan herhangi bir anlaşma ihtimalinin bulunmadığına inanıyor.

Brett McGurk (X)
Brett McGurk (X)

Reuters’ın haberine göre, ABD Başkanı Joe Biden'ın yönetiminden üst düzey bir yetkili, dün yaptığı açıklamada, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Orta Doğu ve Kuzey Afrika Koordinatörü Brett McGurk'un, Hamas tarafından tutulan esirlerin serbest bırakılması konusunda görüşmelerde bulunmak üzere bu hafta bölgeye gelmesinin beklendiğini bildirdi. McGurk'un bugün Mısır'ı, yarın ise İsrail’i ziyaret etmesi planlanıyor.

Diğer yandan Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Ahmed Fehmi’nin aktardığına göre, Cumhurbaşkanı Sisi, Gazze'de gerilimin devam etmesi tehlikesi ve bunun bölgenin istikrarı üzerindeki yansımaları konusunda uyardı. Dün Kahire'de Irak Ulusal Hikmet Akımı Başkanı Ammar el-Hekim ile gerçekleştirdiği görüşmede, Uluslararası toplumun sivilleri koruma ve ateşkes sağlama konusundaki sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. Filistin meselesine kapsamlı ve adil bir çözümün gerekli olduğunu da ekledi.

Gergin bölgesel durum ve Gazze Şeridi'ndeki savaşı konuşan Sisi ve Hekim, Mısır'ın ateşkes sağlama ve Gazze’deki insani acıyı hafifletmeye yetecek miktarda insani yardım sağlama yönündeki yoğun çabaları ele aldı. Hekim, Arap bölgesinin güvenliği ve istikrarının korunmasında Mısır'ın rolünün önemini vurguladı.

Refah Sınır Kapısı'nın Gazze tarafından görüntüsü (DPA)
Refah Sınır Kapısı'nın Gazze tarafından görüntüsü (DPA)

Pazartesi akşamı telefon görüşmesi gerçekleştiren Belçika Başbakanı Alexander De Croo ve Mısır Cumhurbaşkanı, bölgesel durumu, bilhassa Gazze Şeridi'ndeki durumu ele aldı. Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü’nün resmi düzeyde aktardığına göre, Belçika Başbakanı, ülkesinin Mısır’ın vizyonuna katıldığını, özellikle iki devletli çözümün etkinleştirilmesi ve bağımsız bir Filistin devleti kurulmasının yolları konusunda Mısır’ın üstlendiği tüm çabaları desteklemeye hazır olduğunu doğruladı. Belçika Başbakanı, çatışmanın kapsamının artmasını önlemek ve bölgede istikrarı yeniden sağlamak için ülkesinin Mısır ile koordinasyon ve istişareleri sürdürme arzusunu vurguladı.

Görüşme sırasında Mısır Cumhurbaşkanı ise Mısır’ın ateşkes sağlanması, esir takası ve Gazze halkına sürdürülebilir ve acil insani yardım sağlanması yönündeki çabalarından bahsetti. Ayrıca Belçika'nın sükuneti destekleyen ve gerilimin devam etmesini reddeden tutumunu takdir ettiğini vurguladı.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, dün Kotdivuar Cumhuriyeti (Fildişi Sahili) Ulusal Meclis Başkanı Adama Bictogo ile gerçekleştirdiği görüşmede, Mısır’ın Filistinlilere her türlü yardımı sağlama rolünü sürdürdüğünü, bu savaşı durdurmak için iki taraf arasında arabuluculuk rolünü üstlendiğini vurguladı. Mısır hükümeti tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, Bictogo, Gazze Şeridi'nde derhal ateşkes sağlanması ve güvenli insani koridorların açılması çağrısında bulundu.

Gazze Şeridi'ndeki Hamas lideri Yahya Sinvar, 2022 (DPA)
Gazze Şeridi'ndeki Hamas lideri Yahya Sinvar, 2022 (DPA)

İsrail merkezli Haaretz gazetesinin dün yayınlanan haberine göre, İsrailli bir ordu yetkilisi, Gazze'deki Hamas lideri Yahya Sinvar'ın tüneller yoluyla Gazze Şeridi'nden Mısır'a gittiği yönündeki iddiaları yalanladı. Ordunun, Sinvar'ın Gazze Şeridi'nden ayrılışına ilişkin herhangi bir bilgisinin bulunmadığını vurguladı.


Suriye’nin kuzeybatı bölgelerinde realitenin ve hayallerin dili Türkçe

Halep kırsalında bir okul sınıfı (AFP)
Halep kırsalında bir okul sınıfı (AFP)
TT

Suriye’nin kuzeybatı bölgelerinde realitenin ve hayallerin dili Türkçe

Halep kırsalında bir okul sınıfı (AFP)
Halep kırsalında bir okul sınıfı (AFP)

Halep'in kuzey kırsalından geçerek Türkiye'den Halep’in kuzey kırsalına, Suriye'ye sınırı geçen herkes, her askeri kontrol noktasında, hizmet veya idari birimlerde kendisini karşılayan Türk bayrağının yanı sıra hayati tesis tabelalarında Türkçe yazı görünce şaşıracak.  Doğal olarak iki taraf arasındaki manzara ve altyapı farkı nedeniyle ziyaretçinin Suriye'de olduğu yanılgısına düşmeyecektir, fakat Türk tarafında Arapça tabelaların olması ve Suriye tarafında da Türk dilinin yaygın olarak bulunması dikkatini çekecektir.

Türkiye, Halep'in kuzey kırsalını, "Milli Ordu" güçleriyle gerçekleştirdiği askerî operasyonlarla kontrol altına aldığından bu yana yönetiyor. Suriye hükümetinin kontrolü altındaki bölgelerle temas hatlarına dağıtılan askeri noktaların yanı sıra hizmet birimlerinde, hastanelerde ve yerel meclislerde Türk danışmanlar çalıştırarak bölgeye kendi karakterini katmak istiyor.

Halep kırsalında yaşayan Türkçe öğretmeni Firas Kasım, "Türkiye'nin bölge üzerindeki kontrolünün ilk yıllarında Türk dilinin öğrenilmesine yönelik talebin çok büyük olduğunu" belirterek “fakat bu talep siyasetin, özellikle de Türkiye'deki Suriyeli mültecilere yönelik söylem ve kışkırtmaların etkisiyle kısmi olarak azaldı, ardından Türk enstitülerinin yaygınlaşmasıyla yeniden arttı” dedi.

Yunus Emre Türk Kültür Enstitüsü geçtiğimiz günlerde Halep'in kuzey kırsalında yeni şubeler açarak, Türkçe öğretmenleri ve konuşma ve dilbilgisine hakimiyet oluşturan müfredatlar açısından bölgede daha önce eksik olan şeyleri karşılayarak, 300 bin  Suriyeli çocuğa dil öğretmeyi vaat ediyor.

“Birinci” yabancı dil

Suriye muhalefetinin kontrol alanı daralarak kuzeybatı bölgesiyle sınırlı kaldığından, bölge halkı bir taraftan rejim güçleri, diğer taraftan ise “Suriye Demokratik Güçleri” (SDG) tarafından şiddetli bir kuşatma altında kaldı. Dünyaya açılan tek çıkış noktası yalnızca Türkiye kaldı. Sınırları, uluslararası yardım ve ticari işletmeler için bir can damarıydı. Hastaneleri aynı zamanda acil ve cerrahi tedaviler sağlarken, üniversiteleri ve enstitüleri de uluslararası tanınırlığa sahip bilimsel dereceler sağlıyordu.

FOTO: Suriye’nin kuzeyinde bir park girişi (Şarku’l-Avsat)
Suriye’nin kuzeyinde bir park girişi (Şarku’l-Avsat)

Görüş belirtenlerin çoğuna göre Türk dilini öğrenmek, Türk üniversitelerinde eğitime devam etmenin ve Suriye'de yaygın yardım kuruluşlarında, hizmet birimlerinde ve okullarda iş bulmanın ilk adımını oluşturuyor ve Türkçe eğitim müfredatında yabancı dil olarak yer alıyor.

Türkçe öğretmeni Firas, Türkçenin Halep kırsalındaki "birinci" yabancı dil olduğuna inanıyor çünkü eğitim müfredatında yer alıyor ve yerel meclislerin lise diploma sınavında zorunlu tutuluyor. Türk danışman ve memurların varlığı tercümanların varlığını gerekli kılıyor. Firas Kasım, sivilleri iletişim kurmak ve işlemlerini tamamlamak için dilde uzmanlaşmaya davet ediyor.

Hey’et-i Tahriru’ş-Şam’ın kontrolünde olan İdlib'de ise Türk memurlar bulunmuyor ancak Türk askeri noktaları bulunuyor ve özel okullarda sadece ilköğretim ve hazırlık aşamasında dil eğitimi veriliyor.

Sağladığı iş fırsatlarının çok olmasından dolayı Türk edebiyatı okuyan İdlib Üniversitesi Dil Enstitüsü birinci sınıf öğrencisi Meryem Ebu Hamdan: "Bölgedeki işlerimizin çoğu Türkiye ile olduğundan dile ihtiyacımız çok fazla, tercüme ve diğer alanlarda da çalışabiliyoruz" dedi.

Dil öğretmeni ve tercüman Muhammed el-Kasım'a göre, Türkçe öğrenciler için kültürel bir konu ve İdlib halkının Türkçe öğrenme talebi de büyük. Türkiye merkezli yardım kuruluşlarında çalışanlar ve tüccarlar için Türkçe ihtiyaç. Türk memur ve askerlerin Arapça öğrenmek istemediklerini, Suriyelilerin kendileriyle iletişim kurabilmek için Türkçe öğrenmelerini istediklerini belirtti.

FOTO: Halep'in kuzey kırsalındaki kasabalarda grafitiler oldukça yaygın (Şarku'l Avsat)
Halep'in kuzey kırsalındaki kasabalarda grafitiler oldukça yaygın (Şarku'l Avsat)

Ayrıca bazıları iyi düzeyde Türkçe bilmenin Türkiye’ye taşınma ve orada çalışma çabalarını kolaylaştırdığına inanıyor ve Türk güvenlik güçlerinin Suriyelileri sınır dışı etmek ve geri göndermek veya güvenli olan kuzeybatıya yerleştirmek için sürekli kampanyalar yürüttüğünü belirtiyor.

Kuzeybatı Suriye bölgesini terk etmek, 12 yıldır aralıksız devam eden bombalamalar, güvenlik kaosu, rastgele bombalamalar, iş fırsatlarının olmayışı, hizmetlerin zayıf olması ve istikrarlı bir gelecek inşa etme ufkunun bulunmaması ve devam eden savaşın yorgun düşürdüğü nüfusun çoğunluğu için bir hayal.

Türkleştirme çabaları

Türk enstitülerinin Halep'in kuzey kırsalına ilgisi, Avrupa ülkelerinin oraya yerleşen mülteci ve göçmenlere yaptığı gibi yıllardır kendi topraklarında yaşayan Suriyelilere kendi dilini öğretmek konusunda ciddi bir çaba göstermeyen Türk hükümetinin niyeti konusunda halk arasında şüphelere yol açtı. Yerel meclisler tarafından lise diplomasının alınması için onaylanan eğitim müfredatlarına Türkçe’nin temel ders olarak dahil edilmesi Türklerin mi yoksa Suriyelilerin kararı mı belli değil.

Halep'in kuzey kırsalındaki eğitimle ilgili taraflar sorularımıza yanıt vermedi. Tahrir eş-Şam'ın sivil cephesi olan "Kurtuluş Hükümeti"ne bağlı İdlib'deki Eğitim Müdürlüğü de Türkçe’nin devlet okullarının müfredatına dahil edilmesi niyetini yalanladı. İdari Rehberlik Dairesi Başkanı Velid Hammadi Şarku'l Avsat'a "şu anda buna gerek yok" dedi.

Türkçe öğretmeni Firas'a göre "Türkleştirme" planları, bölgede olmayan bir şeyi "dayatma" anlamına geliyor. Öğrenciler Türkçe sınavlarına girmeden “geçici hükümet” merkezlerinden lise diploması alma seçeneğine sahiptir. Firas: “Öğrenci iş fırsatlarını elde etmek ve zorlanmadan Türklerle iletişim kurarak hayatını kolaylaştırmak için Türkçe öğreniyor” dedi.


İsrail'in Şam'da bir yerleşim bölgesini hedef aldığı saldırıda 3 kişi öldü

İsrail'in Şam'daki Kafr Sousse'ye füze saldırısı sonrasında insanlar hasar gören bir binanın yakınında duruyor ( Reuters)
İsrail'in Şam'daki Kafr Sousse'ye füze saldırısı sonrasında insanlar hasar gören bir binanın yakınında duruyor ( Reuters)
TT

İsrail'in Şam'da bir yerleşim bölgesini hedef aldığı saldırıda 3 kişi öldü

İsrail'in Şam'daki Kafr Sousse'ye füze saldırısı sonrasında insanlar hasar gören bir binanın yakınında duruyor ( Reuters)
İsrail'in Şam'daki Kafr Sousse'ye füze saldırısı sonrasında insanlar hasar gören bir binanın yakınında duruyor ( Reuters)

Suriye medyası, İsrail'in Şam'a yönelik saldırısında en az 3 kişinin öldürüldüğünü aktardı.

Yerel Suriye televizyonu bugün İsrail'in başkente çok sayıda füzeyle yeni bir saldırı başlattığını duyurdu.

Şam'daki Kafr Sousse'ye düzenlenen füze saldırısından sonra hasarlı bir bina (Reuters)
Şam'daki Kafr Sousse'ye düzenlenen füze saldırısından sonra hasarlı bir bina (Reuters)

Kanal, İsrail saldırısının Suriye'nin başkentindeki Kafr Sousse mahallesini hedef aldığını bildirdi. Mahallede birçok güvenlik teşkilatının karargâhının yer aldığı ve Şubat 2023'te İranlı askeri uzmanların öldürülmesine yol açan İsrail saldırısında hedef alındığı biliniyor.

Suriye'nin başkentinde İsrail saldırısına uğrayan bina alev aldı (İnternet)
Suriye'nin başkentinde İsrail saldırısına uğrayan bina alev aldı (İnternet)

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Şam'da şiddetli patlamaların yaşandığını belirtti.


CNN: İsrail 5 Şubat’ta UNRWA konvoyuna ateş açtı

Gazze’de yıkılan UNRWA okulu (Reuters)
Gazze’de yıkılan UNRWA okulu (Reuters)
TT

CNN: İsrail 5 Şubat’ta UNRWA konvoyuna ateş açtı

Gazze’de yıkılan UNRWA okulu (Reuters)
Gazze’de yıkılan UNRWA okulu (Reuters)

CNN kanalı, İsrail güçlerinin, 5 Şubat’ta Gazze’nin merkezinde hayati önem taşıyan gıda malzemelerini taşıyan Birleşmiş Milletler (BM) konvoyuna ateş açarak, kamyonların Gazze’nin kuzey kısmına ilerlemesini engellediğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Alemu’l Arabi haber ajansından (AWP) aktardığına göre CNN, BM’nin Gazze’deki ana yardım kuruluşu olan, Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) tarafından derlenen iç olay raporuna ulaştı.

Rapora göre, BM konvoyu hedef alındığında, bir saatten fazla bir süredir İsrail ordusunun bekleme noktasında park edilmiş durumdaydı.

UNRWA’nın Gazze Direktörü Thomas White 5 Şubat’ta yaptığı açıklamada, bir gıda konvoyunun, Gazze Şeridi’nin kuzeyine girmek üzereyken İsrail ateşi altında kaldığını söyledi.

UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini ise, yardım konvoylarının, gönderilen ihbarlara ve tüm hareketleri koordine edilmesine rağmen, Gazze’de ateş altında kalmaya devam ettiğini bildirdi.


Mısır: Gazze’de ateşkesin bozulması utanç verici bir emsal

İsrailli bir topçu birliği İsrail’in güneyinden Gazze Şeridi’ne top mermisi fırlatırken (AP)
İsrailli bir topçu birliği İsrail’in güneyinden Gazze Şeridi’ne top mermisi fırlatırken (AP)
TT

Mısır: Gazze’de ateşkesin bozulması utanç verici bir emsal

İsrailli bir topçu birliği İsrail’in güneyinden Gazze Şeridi’ne top mermisi fırlatırken (AP)
İsrailli bir topçu birliği İsrail’in güneyinden Gazze Şeridi’ne top mermisi fırlatırken (AP)

Mısır, ‘Filistinli sivillerin kanının dökülmemesini sağlamanın en iyi yolu olduğu için Gazze Şeridi’nde hızlı bir ateşkes talep etmeye devam edeceğini’ belirtti. Mısır Dışişleri Bakanlığı’ndan dün (Salı) yapılan açıklamaya göre Kahire, insani yardımların sürdürülebilir bir şekilde Gazze Şeriti’ne ulaştırılması için elinden gelen en fazla çabayı göstermeye devam ettiğini belirtti. Filistin’in Refah kentine yönelik herhangi bir İsrail askeri operasyon da dahil olmak üzere, Filistinlilerin topraklarından sürülmesine yol açacak her türlü adımın reddedildiği belirtildi.

Mısır, Cezayir'in Arap Grubu adına sunduğu karar taslağına karşı ABD’nin üçüncü kez veto hakkını kullanması sebebiyle Güvenlik Konseyi’nin Gazze Şeridi’nde hızla ateşkes yapılmasını gerektiren bir karar çıkaramamasından derin üzüntü duyduğunu ve bu başarısızlığı reddettiğini bir kez daha dile getirdi.

Mısır açıklamasında “Çoğunluğu çocuk ve kadın olmak üzere 29 binden fazla sivilin hayatını kaybetmesine neden olan silahlı çatışmada ateşkes çağrısına yönelik kararın çıkarılmasının engellendiğini, bunun Güvenlik Konseyi’nin silahlı çatışma ve savaşlarla ilgili tarihinde ‘utanç verici bir emsal’ olduğunu, mevcut durumun Filistinli sivil kayıpların giderek artması ve İsrail bombardımanının boyunduruğu altında her gün çektikleri acıların devam etmesi konusunda ahlaki ve insani sorumluluk gerektirdiğini’ belirtti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, Mısır, uluslararası sahnenin ‘dünyanın farklı bölgelerindeki savaşlar ve silahlı çatışmalarla mücadelede seçici davranması ve çifte standart’ uygulamasını güçlü bir şekilde kınadı. ‘Bu durumun, mevcut uluslararası sistemin, özellikle de çatışmaları önleme, çözme ve savaşları durdurma sorumluluğuyla görevlendirilen Güvenlik Konseyi’nin kural ve eylem mekanizmalarının güvenilirliğinin sorgulanmasına neden olduğunu’ da belirtti.


Şam’ın sömürge yıllarında Farsça ve Rusçanın egemenliği

Şam Üniversitesi’ndeki İlahiyat Fakültesi. (Şarku’l Avsat)
Şam Üniversitesi’ndeki İlahiyat Fakültesi. (Şarku’l Avsat)
TT

Şam’ın sömürge yıllarında Farsça ve Rusçanın egemenliği

Şam Üniversitesi’ndeki İlahiyat Fakültesi. (Şarku’l Avsat)
Şam Üniversitesi’ndeki İlahiyat Fakültesi. (Şarku’l Avsat)

Suriye Devlet Başkanı’nın eşi Esma Esed, 2023 yılı yazının sonunda Suriye Devlet Başkanı ile Çin'e yaptığı ziyaret sırasında Pekin'deki Yabancı Araştırmalar Üniversitesi'nde Arap çalışmaları öğrencilerine “Dili işgal etmek, bilinci işgal etmenin, dolayısıyla bağımsız karar almayı işgal etmenin, toplumları yok etmenin, kimliklerini silmenin en kısa yoludur” demişti.

Esed’in bu toplantıda anadile bağlılık konusunda gösterdiği ilgi, Rusya'nın Suriye devlet okullarının müfredatında Rusça dilinin öğretilmesi yönündeki dayatmasının dokuzuncu yılına girmesinden sonra gerçekleşti. Bu, Suriye toplumuna nüfuz etmek ve hükümet kontrolündeki bölgelerde eğitime hakim olmak için İran'la yoğun bir rekabetin olduğu bir dönemde geldi. Söz konusu durum, Suriye toplumuna nüfuz etme ve hükümet kontrolündeki bölgelerde eğitimi bir etki alanı oluşturmak için bir araç olarak kullanma yarışında İran ile yoğun rekabetin ortasında meydana gelirken, eğitim sürecinin kötüleşmesiyle birlikte, anadilde eğitim de dahil olmak üzere kültürel ve toplumsal dayanaklarla askeri etkiyi güçlendirme amacını taşıyor,

Rus hakimiyeti

Her ne kadar Tahran, Suriye'de Farsça eğitimini yayma çabalarına Rusya'dan yıllar önce başlamış olsa da Moskova, 2015'teki askeri müdahalesiyle birlikte hükümetin eğitim alanına sızarak İran’a karşı galip geldi.
Rusya, temel eğitim kademelerinde İngilizce ve Fransızcanın yanı sıra kendi dilini de isteğe bağlı ikinci dil olarak kabul ettirmeyi başardı. Bugün, aradan geçen dokuz yılın ardından Moskova'nın çok yol kat ettiği söylenebilir. Rusça eğitim projesi, 2015 yılında deneysel olarak başlatıldığında sahil bölgesinde yaklaşık 400 öğrenciye uygulandı. Suriye hükümetinin raporlarına göre, yedinci yılın tamamlanmasıyla birlikte proje, hükümetin kontrolündeki bölgelerde 12 ile dağılmış 217 okulu kapsayacak şekilde genelleştirildi. Suriye hükümetinin raporlarına göre, öğrenci sayısı 35 bini aştı, öğretmen sayısı ise 200'e ulaştı.

Devlet eğitiminin işgali

İran, Rusya'nın izinden gitmeye ve Tahran ile Şam arasındaki anlaşmanın uygulanmasıyla birlikte Farsçanın, hükümetin eğitim müfredatına dahil edilmesini dayatmaya çalıştı. Buna, bilimsel, eğitimsel, pedagojik alanlarda uzmanlık ve deneyimlerin paylaşılması, teknik ve mühendislik hizmetlerinin sağlanması ve okulların yenilenmesi de dahil. 2021 yılında, Tahran yalnızca restore edip yeniden faaliyete geçirdiği devlet okullarında Farsça eğitim zorunluluğunu getirdi. Son beş yılda Şam üniversiteleri, Humus'taki Baas Üniversitesi ve Suriye Askeri Fakültesi'nde Farsça öğretimi için merkezler açılmaya başlandı. Bu merkezlere, Humeyni Medresesi’ne bağlı merkezler ve onun Suriye illerindeki şubeleri de dahi edildi. Şam'ın Zeynelabidin semtindeki Hüseyniye el-Mehdi, Seyyide Rukayye Üniversitesi, Tartus ilindeki El-Hacce Merkezi ve bazı İran üniversitelerinin şubeleri açıldı. Bunlar arasında, Terbiyyeti Müderris Üniversitesi, El-Mustafa Üniversitesi, El-Farabi Üniversitesi, İslami Azad Üniversitesi ve İslam Doktrinleri Koleji var. İran, ayrıca faaliyetlerini Deyrizor ilinde, özellikle de İran'ın siyasi ve kültürel bölgesi olarak kabul edilen Irak sınırına komşu el-Bukemal ve el-Meyadin şehirlerindeki nüfuz alanlarına yoğunlaştırdı.

Yoksulluğa açılan kapı

2018 yılından bu yana, DEAŞ’ın bölgeden kovulmasından sonra, Deyrizor, el-Meyadin ve el-Bukemal şehirlerinde, Farsça öğretimi ve İran dini düşüncesinin öğretilmesine yönelik çok sayıda okul, anaokulu ve kültür merkezinin açılışına sahne oldu. Bunlar, Şam, Lazkiye ve sahil şehirlerinde İran Kültür Müşavirliği tarafından açılan merkezlerdi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'nin (SOHR) geçen Mayıs ayında yayınladığı bir raporda, Deyrizor ilindeki düşük maaşlar ve yolsuzluk nedeniyle eğitim sisteminin bozulması ve öğretim elemanı sıkıntısının, Tahran'ı, eğitim sektörüne sızmaya motive ettiği belirtildi.
Gözlemevi'nin raporuna göre, İran'ın eğitim ve kültür merkezleri, gençler üzerinde büyük bir etkiye sahip olan bir canlanma yaşıyor, bu da endişe yaratıyor. Deyrizor’daki birçok okulun yıkılmasına neden oldu, diğer okullar ise uygun derslikler, laboratuvarlar ve kütüphaneler gibi temel olanaklardan yoksun.

Çocuk ve gençlerin ilgisini çekiyor

Deyrizor'daki yerel kaynaklar, Tahran'ın, Suriye'nin doğusundaki kontrolü altındaki bölgelerdeki yoksulluk durumunu ve yaşanan krizi istismar ederek, maddi yardımlar, aylık maaşlar, yemek kolileri ve eğlence gezileri sağlayarak çocukları ve genç kadınları kendi kurdukları eğitim merkezlerine çekmeye çalıştığını belirtti. Ayrıca hemşirelik, ilk yardım, elektrikli cihazların bakımı, muhasebe kursları, işletme yönetimi gibi ücretsiz mesleki eğitim kursları ve ‘gençleri güçlendirme’ konusunda uzmanlaşmış merkezler tarafından düzenlenen diğer kurslar da düzenleniyor.

Kimliğinin açıklanmasını tercih etmeyen aynı kaynaklara göre 9-15 yaş arası çocuklara yönelik, el-Bukemal şehrinde üç, el-Meyadin şehrinde 500'ün üzerinde öğrencisi olan bir okul bulunuyor.
Deyrizor kırsalında ve Rakka'da hükümet kontrolündeki bölgelerdeki Farsça eğitim merkezlerinin yanı sıra, el-Meyadin'deki Parlak Işık Merkezi ve el-Bukemal'deki Kardeşlik Merkezi de yer alıyor.
Kaynaklar, İran'ın bu merkezlere ders vermek üzere Arapça konusunda uzman Arap ve İranlı Şii öğretmenleri getirdiğini, ayrıca İran veya Suriye'de Farsça öğretecek Suriyeli öğretmen yetiştirmeye yönelik kurslar düzenlediğine dikkat çekti. Suriye okullarındaki Rus öğretmen ihtiyacını karşılamak için Suriyeli öğretmenleri Rusça'yı ve öğretim yöntemlerini öğrenmeleri için Moskova'ya gönderiliyor.

Tahran, kültürel ve sosyal faaliyetler aracılığıyla ‘yerel toplumsal bir kaynak oluşturarak, milislerine yerel askerler sağlayan bir ‘kuluçka ortamı oluşturmayı’ amaçlıyor.

Suriye’deki nüfusun dili

Rusça

2015’te, Suriye sahil bölgesinde 400 öğrenci

2025’te 35 bin öğrenci

Hükümetin yönetimi altındaki 12 il, 217 okul

Farsça

2021 yılında Tahran,  Şam Bölgesinde beş devlet okuluna Farsçayı dayattı

-Şam Üniversitelerindeki merkezler, Humus’taki Baas Üniversitesi, Suriye Askeri Fakültesi

- Humeyni Medresesi’ne bağlı merkezler ve ona bağlı Suriye’nin tüm illerindeki şubeler

- Suriye’de Zeynelabidin mahallesindeki Hüseyniye el-Mehdi

- Seyyide Rukayye Üniversitesi

- Tartus ilindeki el-Hacce Merkezi

İran üniversiteleri

Irak sınırına komşu el-Bukemal ve el-Meyadin şehirlerinde

Farabi Üniversitesi, İslami Azad Üniversitesi, İslami Mezhepler Fakültesi, el-Mustafa Üniversitesi, Terbiyyeti Müderris Üniversitesi.

Dini faaliyetler ve mesleki kurslar

17 yaşındaki Deyrizorlu Hazem savaş dolayısıyla derslerinde geri kaldığını ve bu yıl hazırlık belgesini alabildiğini söylüyor. Hazem, bu yıl hazırlık belgesi alan ve Deyrizor kentindeki İran Kültür Merkezi'nin hizmetlerinden yararlanan yaklaşık 130 erkek ve kız öğrenciden biri. Merkezde Farsçanın yanı sıra İngilizce de öğretiliyor. Ayrıca erkekler için elektrikli cihaz bakımı ve demircilik kursları, kadınlara yönelik ise güzel sanatlar, yemek pişirme ve dikiş dersleri veriliyor. Hazem, merkezin öğrencilerine aylık 30 bin Suriye lirası (3 dolardan az) tutarında maddi yardım sağladığını belirterek “Az da olsa en önemli şey parasız eğitimdir” dedi. İran merkezlerinde eğitime paralel olarak seminerler ve dini kültür faaliyetleri de düzenleniyor. Hazem, İran'ın hizmet ve yardımlarından yararlananların çoğu kişiyle birlikte bazen bu faaliyetlere katıldığını söylüyor.

Şarku'l Avsat
Şarku'l Avsat

İran kültür merkezleri, Baas Partisi'ne bağlı ‘Gençlik’ ve ‘Öncüler’ gibi kuruluşlarla iş birliği yaparak okul ve üniversite öğrencilerini yarışma ve gezi gibi kültürel faaliyetlere, Şii dini etkinlik ve kutlamalarına katılmaya teşvik ediyor.

Eğitim karşılığında gıda

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Deyrizor'daki Arap aşiretlerden bazıları, İran'ın bölge halkının eğitimine yoksulluk kapısından sızacağı yönündeki korkularını dile getiriyor. Deyrizor kırsalındaki El-Muhassanlı Muhammed açıklaamsında “Bazıları yardım almak amacıyla çocuklarını İran okullarında okutmayı kabul ediyor. İran kültürüne sevgi duyulmuyor ama bu, İran kurumlarının çocuklar ve gençler üzerinde uyguladığı beyin yıkamayı engellemeyecek” dedi.

Şam'daki diğer kaynaklar ise şu açıklamada bulundu:

“İran'ın kendi kültürünü doğu vilayetine yayma şansını azalttığını, çünkü halkın çoğunluğu Sünni Arap olduğu için oradaki ortam tarihsel olarak Fars kültürüne karşı. Özellikle Rusya'nın eğitim alanında rekabet alanına girmesiyle birlikte, İran için güvenli ve emniyetli bir sosyal kuluçka ortamı oluşturamazlar.”

Kaynaklar ayrıca Rusya'nın bu eğitim yılı başında, Deyrizor'daki öğretmenlere üç ton kırtasiye ve Rusça öğretim kitapları içeren yardımlar sağladığını belirtti. Bu yardımlardan yaklaşık 300 kadın ve erkek öğretmen yararlandı.

Rusça Farsçadan önde

Kaynaklar, İran'ın eğitim deneyimini Rusya'nın Suriye’deki deneyimiyle karşılaştırdı. İran'ın savaş yıllarında Suriye kıyı kırsalında açtığı İran şeriat okulları başarısız oldu. Bölge sakinlerinin Şiiliğin yayılmasından şikayet etmesi üzerine, Suriye Vakıflar Bakanlığı'nın resmi Suriye İlam Hukuku müfredatının öğretilmesini zorunlu kılması nedeniyle 2017 yılında kapatıldı. Bu nedenle karşılaştırma dengesi, okullarda ve eğitim merkezlerinde göreceli bir talebin görüldüğü ve yüzdelerin elbette bir bölgeden diğerine değiştiği Rusya eğitim deneyimi lehine dönüyor. Bu oranlar, Rus kuvvetlerinin konuşlandığı kıyılarda artıyor ve hem pazarlarda hem de halka açık yerlerde bölge sakinleri ile Rus askeri personeli arasında sık sık sürtüşme yaşanıyor.
Aynı durum, bir sanayi ve ticaret şehri olan Halep için de geçerlidir; öğrenciler, eğitimlerini tamamlamak için Rusya'ya seyahat etme veya Suriye'deki Rus limanlarında, havalimanlarında ve sanayi yatırımlarında çalışma fırsatı bulmak için Rus dilini yararlı bir faktör olarak görüyor.

Diğer yandan Rus askerlerinin belirli nokta ve lokasyonlarda bulunduğu Şam kırsalı ve ülkenin güneyindeki Suveyda'da da Rusça öğrenmeye talep azalıyor.  İran'a yönelik düşmanlık, Rusya'ya yönelik endişeyle kıyaslanamasa da her iki ülke de Esma Esed’in söylediği şeyi uyguluyor. Esma Esed, Pekin’de şunları söylemişti:

“Dili işgal etmek, bağımsız karar alma mekanizmalarını işgal etmenin, toplumları yok etmenin, kimliklerini silmenin en kısa yoludur. Hepimiz insanların ulusal kültürlerini silmeye yönelik girişimlerle karşı karşıyayız.”


ABD vetosu ateşkesi engelledi

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'a sığınan yerinden edilenler zor şartlar altında yaşıyor. (Reuters)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'a sığınan yerinden edilenler zor şartlar altında yaşıyor. (Reuters)
TT

ABD vetosu ateşkesi engelledi

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'a sığınan yerinden edilenler zor şartlar altında yaşıyor. (Reuters)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'a sığınan yerinden edilenler zor şartlar altında yaşıyor. (Reuters)

ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) Gazze'de hemen uygulanması gereken bir ateşkes sağlamayı amaçlayan karar tasarısını veto etti. Yerine geçici bir süreliğine bile olsa ‘ateşkes’ terimini içeren alternatif bir metin sundu.

Washington dün Gazze'de ‘insani nedenlerle derhal ve kalıcı bir ateşkes’ talep eden, Cezayir'in Arap desteği ile hazırladığı karar tasarısını veto etti.  ABD, ‘mümkün olan en kısa sürede bir geçici ateşkes’ öneren ve İsrail'i, Refah'ın güneyinde büyük bir askeri operasyon gerçekleştirmesi durumunda, bölgedeki Filistinlilerin komşu ülkelere sürülmesi riski konusunda açıkça uyaran tasarıya karşı alternatif bir metin sundu.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre ABD’nin vetosu, Güvenlik Konseyi'nde bulunan Cezayir, Rusya, Çin da dâhil olmak üzere birçok ülke tarafından geniş çapta kınandı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, Cezayir'in Arap ülkeleri adına sunduğu karar tasarısının veto edilmesinden dolayı krallığın duyduğu üzüntüyü bildirdi ve Güvenlik Konseyi'nin uluslararası barış ve güvenliği koruma sorumluluklarını güvenilir ve çifte standartlara yer vermeden yerine getirebilmesi için daha önce hiç olmadığı kadar reforma ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Suudi Arabistan, Gazze Şeridi ve çevresindeki insani durumun kötüleşmesi ve uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden askeri operasyonların tırmanışı konusunda uyarıda bulundu ve bu durumun, Filistin meselesinin barışçıl çözümüne ve ilgili uluslararası kararlara göre diyalog ve barışçıl çözüm çağrılarına hizmet etmediğini belirtti.

Diğer yandan İsrail dün Gazze Şeridi'ndeki saldırılarını genişletti ve bir süredir devam eden saldırılarına paralel olarak, Gazze'nin kuzeyindeki Zeytun Mahallesi’ne yeniden girdi.

Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil ebu Rudeyne, ABD’den savaşa derhal son verilmesi için müdahale etmesini talep ederken İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, ‘savaşın yakın zamanda sona ermeyeceğini’ vurguladı.

Bu arada Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi, Gazze'de gerilimin artmaya devam etmesinin bölgesel istikrara olan etkileri konusunda uyarıda bulundu ve Gazze'de bir ateşkes üzerinde anlaşmaya varılması ve İsrail ile Hamas arasında bir esir takası anlaşmasının tamamlanması yönünde Mısır'ın aracılık çabalarının devam ettiğini söyledi.  Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Heniyye başkanlığındaki bir Hamas heyeti, Gazze'deki durum hakkında Mısır yetkilileriyle görüşmek üzere dün Kahire'ye gitti.