Nasır Burita, Muhammed Tekele ile Libya krizine çözüm konusunu görüştü

Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita ve Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekele dün Rabat’ta bir araya geldi.

Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita, Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekele ve beraberindeki heyeti kabul etti. (Fas Dışişleri Bakanlığı)
Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita, Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekele ve beraberindeki heyeti kabul etti. (Fas Dışişleri Bakanlığı)
TT

Nasır Burita, Muhammed Tekele ile Libya krizine çözüm konusunu görüştü

Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita, Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekele ve beraberindeki heyeti kabul etti. (Fas Dışişleri Bakanlığı)
Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita, Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekele ve beraberindeki heyeti kabul etti. (Fas Dışişleri Bakanlığı)

Fas, müzakereler ve Libya'nın iç işlerine karışmama politikası doğrultusunda, Libya krizinin çeşitli tarafları arasındaki bakış açılarını yakınlaştırma konusundaki isteğini yineledi. Ayrıca krizle ilgili kararlı duruşuna olan bağlılığını vurguladı.

Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita, Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekele ile dün Rabat’ta gerçekleştiği görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında, ülkesinin Libya konusunda bazı temel prensipleri olduğuna dikkat çekerek Fas’ın Libya Devlet Yüksek Konseyi ile ilişkilerinin daima sabit olduğunu vurguladı. Burita, Fas'ın Libya'nın geleceğine ilişkin her türlü diyalog, müzakere ve görüşmede vazgeçilmez bir ortak olarak gördüğü Devlet Yüksek Konseyi’nin siyasi anlaşmaya tabi bir kurum olduğuna atıfta bulunarak, Libya’daki tüm kurumsal yapıların her türlü siyasi süreçte kilit aktör olduğunu kaydetti.

Fotoğraf Altı: Burita, Tekele’yi Rabat'taki Dışişleri Bakanlığı merkezinde kabul etti. (Fas Dışişleri Bakanlığı)
Burita, Tekele’yi Rabat'taki Dışişleri Bakanlığı merkezinde kabul etti. (Fas Dışişleri Bakanlığı)

Faslı Bakan, Libya Devlet Yüksek Konseyi'nin ‘her türlü siyasi süreçte ana aktör ve taraf olma meşruiyetine ve güvenilirliğine sahip olduğunu’ dile getirerek, ülkesinin Libya'da yasama ve başkanlık seçimlerinin yapılmasını, kurumsal meşruiyet krizinden çıkaracak, siyasi ve kurumsal istikrarı pekiştirerek Libya halkının isteklerine cevap vermesini sağlayacak tek yol olarak gördüğünü söyledi. Burita, seçimlerin atlanamayacağını, seçimsiz bir Libya’da istikrarlı bir gelecek hayal etmenin imkansız olduğunu vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Burita, Fas'ın her zaman iyimser ve Libyalıların ülkelerindeki duruma çözüm bulma becerisine güveninin tam olduğunu ifade ederek, herhangi bir dış müdahalenin olmaması gerektiğinin altını çizdi. Libyalıların mevcut uluslararası ve bölgesel bağlamda seçimlere ulaşmak için siyasi bir sürece doğru ilerleyebileceklerinin altını çizdi. Burita ayrıca, hali hazırda Libyalıların çözüme ulaşabilmek adına fırsatlara sahip olduğunu aktardı.

Açıklamasında, Libya'da çözüme yönelik ilerlemeye ayak uydurmak için Birleşmiş Milletler şemsiyesinin önemini vurgulayan Burita, bunun siyasi sürecin başarısının ve uluslararası anlaşmaların önemli bir parçası olduğunu ve üzerinde mutabakata varılacak olana meşruiyet kazandırdığını kaydetti.

Diğer yandan Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı da Fas'ın çeşitli Libyalı taraflar arasındaki müzakereleri benimseyerek Libya'da istikrarın yeniden sağlanmasında oynadığı role övgüde bulundu.

 Tekele, Libyalı kardeşler arasındaki kanlı çatışmayı sona erdiren diyalogların yanı sıra silahlı çatışmayı savaşın sona ermesine yol açan müzakerelere atıfta bulunarak son yıllarda Libya'ya kazandırdıkları için Fas'a teşekkür etti. Tekele, ziyaretine Libya Devlet Yüksek Konseyi’nden bir heyetin eşlik ettiğine dikkat çekerek ziyaretin Libya'daki siyasi süreci ileriye taşıma konusunda Fas'a ve halkına olan güvenin kanıtı olduğunu bildirdi. Ayrıca Fas’ın tüm taraflara aynı mesafeden ve ılımlı bir bakış açısıyla baktığını söyledi.



Hartum sakinleri "acılarına son verilmesini" hayal ediyor

Çad ve Sudan arasındaki Adré sınır bölgesinde bulunan Sudanlı mülteciler, 9 Nisan 2026 (UNICEF)
Çad ve Sudan arasındaki Adré sınır bölgesinde bulunan Sudanlı mülteciler, 9 Nisan 2026 (UNICEF)
TT

Hartum sakinleri "acılarına son verilmesini" hayal ediyor

Çad ve Sudan arasındaki Adré sınır bölgesinde bulunan Sudanlı mülteciler, 9 Nisan 2026 (UNICEF)
Çad ve Sudan arasındaki Adré sınır bölgesinde bulunan Sudanlı mülteciler, 9 Nisan 2026 (UNICEF)

15 Nisan 2023'te ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında bir gecede patlak veren Sudan savaşı, sadece rastgele kurşunlar veya ayrım gözetmeyen bombardımanlardan ibaret değildi; insanların günlük yaşamlarının dokusunu sarsan bir depremdi.

Savaşın dördüncü yıldönümünde Hartum'da Şarku’l Avsat tarafından görüşülen ve yaşamları belgelenen sakinler, acılarının sona ermesi umudunu dile getirdiler.

Kimya mühendisliği okumayı seçen ancak planları askıya alınan Ali el-Taib, ilk birkaç ay boyunca yaşadığı panik dönemini ve ailesiyle birlikte Beyaz Nil Eyaleti'nden Güney Kurdufan Eyaleti'ndeki Talodi şehrine kaçmak zorunda kalışını anlattı. “Çektiğim acı sadece coğrafi yer değiştirmeyle ilgili değildi, aynı zamanda tüm eğitim hayatımın da çökmesiyle ilgiliydi… Şimdi küçük bir dükkânda satış elemanı olarak çalışıyorum. Eğitimim yarıda kaldıktan sonra, bir gün üniversiteye geri dönebileceğim umuduyla günübirlik yaşıyorum” ifadelerini kullandı.

Oğlu kaybolan ve Omdurman'daki evi bombalanan, şimdi sokaklarda çay satan Avatif Abdurrahman ise duygularını şöyle ifade ediyor: "Tek istediğim savaşın bitmesi ve oğlumun sağ salim geri dönmesi."


Lübnan, İsrail ile doğrudan müzakereleri kabullenmek zorunda kaldı

ABD Dışişleri Bakanı, dün Washington'da Lübnan’ın ve İsrail’in Washington büyükelçilerini kabul etti (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı, dün Washington'da Lübnan’ın ve İsrail’in Washington büyükelçilerini kabul etti (AFP)
TT

Lübnan, İsrail ile doğrudan müzakereleri kabullenmek zorunda kaldı

ABD Dışişleri Bakanı, dün Washington'da Lübnan’ın ve İsrail’in Washington büyükelçilerini kabul etti (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı, dün Washington'da Lübnan’ın ve İsrail’in Washington büyükelçilerini kabul etti (AFP)

Lübnan resmi makamları dün, İsrail ordusunun ülkenin güneyinde sürdürdüğü, evleri ve tesisleri yıkarak pekiştirdiği savaşı ve işgali durduracak başka seçenek kalmaması nedeniyle İsrail ile doğrudan müzakerelere girişti. Lübnan, ABD’nin İsrail üzerinde baskı kurmasını ve böylece güneyde ateşkes sağlanmasını umuyor.

Lübnan ile İsrail arasında 1983 yılından bu yana ilk kez gerçekleşen ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun himayesinde düzenlenen görüşmede, Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh-Moawad, Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı'nda İsrail'in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter ile bir araya geldi.

Rubio, bunun sadece bir ateşkes sağlamak yerine, bölgede Hizbullah'ın nüfuzuna kesin bir çözüm bulmaya yönelik uzun vadeli bir sürecin başlangıcı olduğunu vurguladı.

Lübnan'ın talebine yanıt olarak ateşkes ilan etmese de ülkesinin Beyrut ile Tel Aviv arasında sağlam ilişkiler kurmayı hedeflediğini söyleyen ABD Dışişleri Bakanı, “Bazılarınızın ateşkes konusunda endişeleri olduğunu biliyorum, ancak bu mesele, dünyanın bu bölgesinde 20 ya da 30 yıldır süren Hizbullah'ın etkisine nihai bir çözüm bulmakla ilgili” diye ekledi.

Toplantıya katılanlar, Washington’ın iki ülke arasındaki bu adımı takdir ettiğini belirten ortak bir bildiri yayınladı. Bildiride, görüşmelerin devamına ve Lübnan'da yeniden inşa sürecinin önünü açacak daha kapsamlı bir anlaşmaya varılmasına yönelik desteğin vurgulandığı belirtildi.

Ayrıca, herhangi bir anlaşmanın iki hükümet arasında ve onların himayesinde yapılması gerektiğinin altı çizilen bildiriye göre İsrail, müzakereye hazır olduğunu ve sivil grupların silahsızlandırılmasını kabul ettiğini belirtirken, Lübnan ise düşmanlıkların durdurulmasını, tam egemenliğini ve insani krizin çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Bildiride, daha sonra belirlenecek bir zamanda ve yerde doğrudan müzakerelerin başlatılması konusunda mutabık kalındığı da aktarıldı.


On ülke Lübnan'daki çatışmaların derhal sona erdirilmesi çağrısında bulundu ve insani krizin kötüleştiği konusunda uyardı

Rubio, ABD Dışişleri Bakanlığı'nda Lübnan ve İsrail büyükelçileri için düzenlenen resepsiyonda konuşma yapıyor (Reuters)
Rubio, ABD Dışişleri Bakanlığı'nda Lübnan ve İsrail büyükelçileri için düzenlenen resepsiyonda konuşma yapıyor (Reuters)
TT

On ülke Lübnan'daki çatışmaların derhal sona erdirilmesi çağrısında bulundu ve insani krizin kötüleştiği konusunda uyardı

Rubio, ABD Dışişleri Bakanlığı'nda Lübnan ve İsrail büyükelçileri için düzenlenen resepsiyonda konuşma yapıyor (Reuters)
Rubio, ABD Dışişleri Bakanlığı'nda Lübnan ve İsrail büyükelçileri için düzenlenen resepsiyonda konuşma yapıyor (Reuters)

Kanada, Birleşik Krallık ve İsviçre de dahil olmak üzere on ülke, kötüleşen insani durum ve yerinden edilme kriziyle ilgili derin endişelerini dile getiren ortak bir bildiriyle, "Lübnan'daki çatışmaların derhal sona erdirilmesi" çağrısında bulundu.

Ülkeler, sivillerin ve sivil altyapının çatışmaların sonuçlarından korunması gerektiğini vurgulayarak, ABD, İsrail ve İran arasında varılan iki haftalık ateşkesi memnuniyetle karşıladılar, ancak "Lübnan'da da silahların susması gerektiğini" vurguladılar.

Bu çağrı, İsrail ve Lübnan temsilcileri arasında Washington'da yapılan ve iki taraf arasında doğrudan müzakerelerin önünü açmayı amaçlayan ilk görüşmenin sonrasında yapıldı.

İsrail ile «Hizbullah» arasındaki çatışma, İran'la süren savaşın arka planında yeniden tırmandı; İsrail, Lübnan hükümetini uzun süredir «devlet içinde devlet» olarak faaliyet gösteren örgütü silahsızlandırmada başarısız olmakla suçluyor.

On ülke ayrıca, insan onurunu korumak, sivillere verilen zararı sınırlamak ve yardımların ulaştırılmasına izin vermek amacıyla uluslararası insani hukuka saygı gösterilmesini talep etti.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: «Birleşmiş Milletler barış gücü askerlerinin ölümüne yol açan ve Güney Lübnan’daki insani yardım çalışanlarının karşı karşıya olduğu riskleri önemli ölçüde artıran eylemleri en şiddetli şekilde kınıyoruz.»

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü'ne (UNIFIL) göre mart ayı sonlarında Güney Lübnan'da meydana gelen olaylarda 3 barış gücü askeri hayatını kaybetti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ilk bulgular, 29 Mart'taki saldırılardan birinin İsrail tankı tarafından gerçekleştirildiğini, 30 Mart'taki saldırının ise “Hizbullah” tarafından yerleştirilen bir patlayıcıyla gerçekleştirildiğini ortaya koydu.

Birleşmiş Milletler, 1978 yılından bu yana sınırda barış gücü birlikleri konuşlandırmaktadır ve bu birliklerin mevcut kadrosu yaklaşık 50 ülkeden gelen 7 bin 500 askerden oluşmaktadır.

Bildiri Avustralya, Brezilya, Kanada, Kolombiya, Endonezya, Japonya, Ürdün, Sierra Leone, İsviçre ve Birleşik Krallık tarafından imzalandı.