İsrail'in savaşın sonu senaryolarıyla ilgili tutarsızlıkları

İsrailli bazı yetkililer Hamas Hareketi’ni ortadan kaldırmanın bir yıl sürebileceğini söylüyor

Binyamin Netanyahu Gazze Şeridi'ndeki askerleri teftiş ederken, 26 Kasım 2023 (AFP)
Binyamin Netanyahu Gazze Şeridi'ndeki askerleri teftiş ederken, 26 Kasım 2023 (AFP)
TT

İsrail'in savaşın sonu senaryolarıyla ilgili tutarsızlıkları

Binyamin Netanyahu Gazze Şeridi'ndeki askerleri teftiş ederken, 26 Kasım 2023 (AFP)
Binyamin Netanyahu Gazze Şeridi'ndeki askerleri teftiş ederken, 26 Kasım 2023 (AFP)

İsrailli askeri ve siyasi yetkililer, Hamas Hareketi’nin İsrail’in şiddetli saldırıları karşısında başarısızlık emareleri gösterdiğini ve Hamas’ın üst düzey yetkililerinin sahadaki askeri liderler üzerindeki kontrollerini kaybetmeye başladıklarını iddia ettikleri resmi açıklamalarda bulundular. Bu açıklamalar bir yana bazı çevreler, savaşın hedeflerine ulaşılması için aylara ihtiyaç olduğunu söylerken bazı çevreler de Hamas'ın yok edilmesi, rehinelerin geri alınması ve Gazze Şeridi'ni İsrail’in güneyinde yaşayanları tehdit eden füzelerin fırlatıldığı yer olmaktan çıkarıp güvenli bir bölge haline getirecek önlemlerin uygulanması gibi savaş hedeflerine ulaşmanın bir yıldan uzun sürebileceğini tahmin ediyor.

Ancak ne İsrail basını ne uzmanları ne de İsrail kamuoyu, ordunun Gazze Şeridi'nde bir yıl ya da daha uzun süre kalmaya yetecek parası olduğuna inanıyor. Savaşın üçüncü ayına girildiğini ve ordunun Gazze Şeridi'nin kuzey kesimindeki tüm binaları yıkıp neredeyse tüm bölgeyi işgal etmesine rağmen Hamas’ın yakında çökeceğini gösteren somut başarılar elde edemediğini söylüyorlar. Buna karşın Hamas üyeleri, askeri araçların havaya uçurulduğu, İsrail askerlerinin öldürüldüğü özel operasyonlarla İsrail ordusunu şaşırtmaya devam ediyor. Hatta özellikle Gazze’nin kuzeyinden top mermisi ve roket fırlatmayı sürdürüyor. Ordunun bizzat kendisi düşmanla yaşadığı şiddetli çatışmalardan bahsediyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu İsrail ordusunun komutanlarıyla birlikte, 26 Kasım 2023 (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu İsrail ordusunun komutanlarıyla birlikte, 26 Kasım 2023 (DPA)

Hamas’ın özel operasyonlarına dair görüntüler yayınlamasını engellenmek

İsrail basını genellikle Hamas'ın herhangi bir açıklamasını ya da paylaştığı görüntüleri kamuoyundan saklasa da İsraillilerin çok azı Ordu Sözcüsü Daniel Hagari'nin Gazze Şeridi'nde olan bitenlerle ilgili açıklamalarına inanıyor ve Hagari de bunu çok iyi biliyor. Kamuoyu yoklamaları halkın yüzde 86'sının güvenini kazandığını gösterse de gazetecilerin yüzde 50'sinin güvenini kazanmıyor, bunu gazetelerde dile getiriyorlar, diğer medya kuruluşlarında söylüyorlar. Kamuoyu yoklamaları halkın yüzde 86'sının Hagari’ye güvendiğini gösterse de gazetecilerin yüzde 50'si ona güvenmiyorlar ve bunu hem gazeteler hem de diğer medya kuruluşları dile getiriyorlar.

Bu noktada İsrail’in askeri kontrol dayatma konusunda 50 yıl geriye gittiği izlenimi hakim. Her ne kadar basın savaşın başlamasından bu yana ciddi bir otosansür uyguluyor ve Hamas'ın açıklamalarını ve paylaştığı görüntüleri yayınlamaktan kaçınıyor olsa da sansürcülerin ve ordu komutanlarının, haberi alan kişilerin de parlayan ışıklar gibi olmasını istediklerine dair bir his var.

Ordu Sözcüsü Hagari, Gazze’de gazeteciler için ayrı ayrı turlar düzenleyerek güveni yeniden tesis etmeyi amaçlayan adımlar attı. Bu turlar sırasında gazetelerin istedikleri kişiyle konuşmasına izin verildi. Hagari, gazetecilerin savaşın sonuçlarına dair daha doğru bir tablo verme isteklerine yanıt verdi. Askerlerin Sinvar'a yaklaştığını ve Hamas'ın yenilgiye uğratılmak üzere olduğunu söylemekle kalmadı, geçtiğimiz günlerde ölü ve yaralı sayısı konusunda kendisiyle görüşmeler yapılmasına olanak sağladı.

İsrail ordusunun Han Yunus’ta bir askeri operasyon olduğunu söylediği patlama sırasında etrafa saçılan enkaz parçaları (Reuters)
İsrail ordusunun Han Yunus’ta bir askeri operasyon olduğunu söylediği patlama sırasında etrafa saçılan enkaz parçaları (Reuters)

Hagari, (7 Ekim’de ölen 320 askerin yanı sıra) Gazze’de şimdiye kadar sadece 100'e yakın askerin öldüğünde ısrar etse de gazeteciler, hastanelerden aldıkları bilgilere göre yaralı sayısının Hagari’nin açıkladığından kat kat fazla olduğunu aktardılar. Haaretz gazetesinin geçtiğimiz salı günü bin yaralı olduğu konusunda fikir birliği yaptıktan sonraki günler için bu rakam şok ediciydi, sonunda yaralı sayısının 5 bin olduğunda uzlaştılar.

Yedek askerler

Ordunun, savaşın başlarında topladığı büyük yedek asker gruplarını (130 bini kuzey sınırına, geri kalanı Gazze yakınlarına yönlendirilmiş olmak üzere 360 ​​bin asker) terhis etmeye başladığı biliniyor. Savaş sırasında Gazze'ye giren ve çıkan asker sayısının 100 bin olduğu göz önüne alındığında, yaralı asker sayısının 5 bin olduğunda şüphe yok. Askerlerin çeşitli şekillerde ve bazılarının ağır yaralı oldukları açık. Böbreklerde, dalakta, karaciğerde ve tabii ki kafada yaralanmalar var. Çok sayıda göz hasarı mevcut. Hastanelerde askerlerin tedavisi için gizli bölümler kuruldu. Yaralanan askerlerin yüzde 15’i uzuvlarını kaybederek kalıcı olarak engelli hale geldiler.

Bu bakımdan Hamas'a ve militanlarına çok acı darbeler vurulsa ve Hamas'ın bazı mevzilerinde yenilgi yaşansa bile yaşanan şiddetli çatışmalar, İsrail'in Hamas'ın yakında çökeceğine dair iddialarının psikolojik savaş ve propaganda kampanyasının bir parçası olduğunu ve mutlak gerçeği yansıtmadığını gösteriyor.

Hamas’ın yok edilmesi için bir yıla daha ihtiyaç duyulduğundan bahsetmek, İsrail ordusunun bocalaması anlamına geliyor. İsrail ordusu devasa kaynaklara sahip, en gelişmiş silahlara ve en yüksek teknolojiye sahip büyük bir ordu olmasının yanında ihtiyaç duyduğu tüm desteği ve daha fazlasını, mühimmat ve teçhizat yüklü 200 dev kargo uçağıyla hava harekatı düzenleyen ABD ordusundan alıyor. Buna rağmen İsrail ordusu Hamas, İslami Cihad ve diğer Filistinli örgütler karşısında çok yavaş ilerliyor.

Filistinlilerin neredeyse tamamen çıplak olarak tutuklandıklarını gösteren görüntüler

İsrail ordusunun Filistinli gençleri aşağılamak amacıyla gömleklerini çıkarmaya ve çıplak halde yere oturtmaya zorladıklarını gösteren görüntüler ya da İsrail askerlerinin Cibaliye Mülteci Kampı’nın ara sokaklarından birinde 3 Hamas üyesini öldürmekle övündükleri görüntüler yahut Filistin Meydanı'ndaki bir anıtın yıkılıp İsrail bayrağının çekilmesi gibi orantısız görüntüler, dünyanın en güçlü ordularından biri olarak kabul edilen ve Hamas gibi askeri kanadında 30 bin üyesi olan silahlı bir örgütle savaşan bir ordudan ziyade, Çin ya da Rusya ordusunun bir tümenine karşı zafer kazanmış bir ordu için uygun olabilir.

Beyt Lahiya’dan onlarca Filistinlinin neredeyse tamamen çıplak bir şekilde tutuklandıklarını gösteren bir fotoğraf (Reuters)
Beyt Lahiya’dan onlarca Filistinlinin neredeyse tamamen çıplak bir şekilde tutuklandıklarını gösteren bir fotoğraf (Reuters)

Ordunun Gazze'nin merkezine düzenlediği turdan dönen sağ çizgideki İsrail gazetesi Israel Hayom’un Savaş Muhabiri Alon Ben David'e göre askeri açıdan İsrail ordusu pek çok başarı elde etse de görüntüler bunların Hamas için başarısızlık emareleri olup olmadığına dair uzmanlar arasında ihtiyatlı bir tartışmaya yol açtı.

Gazze Şeridi'nin güneyinde ise farklı bir durum söz konusu. İsrail ordusu Han Yunus'ta büyük bir tugay gücüyle faaliyet göstermesine rağmen, şehirde faaliyet gösteren dört Hamas tugayını henüz yenilgiye uğratmayı başaramadı. Bunun 3 hafta ya da belki daha fazla sürebileceği tahmin ediliyor. Asıl can alıcı nokta ise tüm göstergelerin bu cephede çalışan Yahya Sinvar ve kardeşi Muhammed liderliğindeki üst düzey Hamas yetkililerine zarar vermeye çalışmak olduğunu gösteriyor olmasıydı.

Han Yunus'un işgali

Eğer Han Yunus’un işgal edilmesi 3 hafta sürerse, yüzölçümü ve nüfus yoğunluğu bakımından kat kat daha büyük olan Refah ile Deyr el-Balah ve İsrail güçlerinin henüz girmediği diğer bölgelerin temizlenmesi aylar sürecek demektir. Ancak İsrailli siyasi liderler, siyasi açıdan çok fazla zamanlarının olmadığının farkındalar.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK), her ne kadar geçtiğimiz cuma günü Gazze'de derhal ateşkes çağrısının yapıldığı bir karar taslağı ABD tarafından veto edilmiş olsa da İsrail dışındaki 13 ülkenin geri kalanının karar taslağında evet oyu kullanması ve İngiltere'nin çekimser kalması İsrail'de endişe yarattı. Washington merkezli çeşitli raporlara göre ABD yönetimi, İsrail'in yeniden konuşlanmasını talep etmeden önce, takvim yılı sonuna kadar, yani bugünden itibaren 3 hafta boyunca savaşa devam etmesine izin vermeyi planlıyor.

Gazze'deki uluslararası un dağıtım merkezinin önünde toplanan Filistinliler (AFP)
Gazze'deki uluslararası un dağıtım merkezinin önünde toplanan Filistinliler (AFP)

Tüm bunlar Hamas’ın kaçırdığı İsrailliler sorununa çözüm bulunmadan, rehinelerden herhangi birinin serbest bırakılması kolay bir hedef gibi görünmüyor. İsrailli esir asker Saar Baruch’ın kurtarılması için cuma günü şafak vakti gerçekleştirilen özel operasyon başarısız oldu ve operasyon Baruch’ın öldürülmesiyle sonuçlandı. İsrail ordusunun karmaşık koşullara rağmen benzer operasyonların gelecekte de devam edeceğini vurgulaması dikkati çekti.

Bütün bunlardan yola çıkarak Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonlar sadece Hamas'ın değil, İsrail ordusunun da sorunu olduğu sonucuna varmak mümkün.



Menfi, “siyaset sahnesinden dışlanma” korkusuyla Libya’nın çeşitli kesimlerine açılıyor

Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
TT

Menfi, “siyaset sahnesinden dışlanma” korkusuyla Libya’nın çeşitli kesimlerine açılıyor

Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, ABD’nin Başkanlık Konseyi başkanlığının Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter’e devredilmesi ‘önerisi’ nedeniyle beklenen ‘siyaset sahnesinden dışlanma’ riskine karşı bir önlem niteliğinde görülen bir hamleyle son iki hafta boyunca farklı siyasi ve toplumsal kesimlerle görüşmelerini sıklaştırdı.

Menfi, ABD Başkanı Donald Trump'ın danışmanı Massad Boulos tarafından sunulduğu belirtilen önerinin açıklanmasından bu yana, alışılmadık bir şekilde askeri yetkililer, siyasetçiler ve silahlı grupların liderleriyle görüşmeler yapmaya başladı. Gözlemciler Menfi’nin bu hamlesini, ‘iktidarda kalmasını destekleyecek bir muhalefet cephesi oluşturma çabası’ olarak yorumladı.

Öneriye göre Menfi’nin yerine Saddam Hafter’in geçmesi öngörülürken Abdulhamid ed-Dibeybe, Geçici Ulusal Birlik Hükümeti'nin (UBH) başbakanı olarak kalacak. Ancak bu öneri, Devlet Yüksek Konseyi’nin (DYK) geçtiğimiz hafta düzenlenen toplantısında DYK Başkanı Muhammed Tekale ve üyelerinin çoğunluğu tarafından reddedildi.

Dibeybe ile Menfi arasındaki uçurumun genişlemesi bağlamında, Menfi pazar akşamı Trablus'ta Misrata şehrinin önde gelen isimleri ve din adamlarıyla ‘önemli’ olarak nitelendirilen bir görüşme gerçekleştirdi. Başkanlık Konseyi Başkanlığı Ofisinden yapılan açıklamaya göre toplantıda ‘güncel bir dizi ulusal mesele’ ele alındı.

gfb
Misrata şehrinin önde gelen isimleri ve din adamları, pazar günü Menfi ile bir araya geldi (Libya Başkanlık Konseyi)

Açıklamada, toplantıya katılanların, özellikle yolsuzlukla mücadele ve şeffaflık ile iyi yönetişim ilkelerinin güçlendirilmesi konularında, Menfi’nin çeşitli alanlarda yürüttüğü çabalara tam destek verdiklerini vurguladıkları belirtildi. Açıklamaya göre ayrıca, ‘kurumsal reformlara devam edilmesinin ve hesap verebilirlik ilkelerinin pekiştirilmesi gerektiğini’ vurguladılar.

Dibeybe’nin memleketi olan Misrata, Trablus ve Bingazi'den sonra Libya'nın üçüncü büyük şehri. Şehir, hem Dibeybe’yi destekleyenlerin hem de lideri olduğu UBH’nin görevden alınmasını talep edenler arasında ideoloji ve siyasi eğilimler açısından büyük farklılıklar barındırıyor.

Menfi’nin ofisi, Misrata'nın önde gelen isimlerinden oluşan heyetin, ‘yasal ve anayasal çerçeveler dışında yapılan herhangi bir düzenleme veya mutabakatı kesin olarak reddettiklerini’ aktardı. Bu hamle, ABD’nin Menfi’yi mevcut siyasi sahneden ‘dışlayacağı’ düşünülen önerisine bir gönderme niteliğindeydi. Bu tür uygulamaların istikrar sürecine doğrudan bir tehdit oluşturduğunu ve devlet inşasının temellerini sarsacağını belirten Misratalı heyet, ‘ülkenin birliğini ve kurumlarının korunmasını garanti eden meşru süreçlere sıkı sıkıya bağlı kalınması’ çağrısında bulundu.

Misrata’nın önde gelenleri, ABD'nin önerisine, ‘devletin askerileştirilmesi’ olarak nitelendirdikleri durumdan duydukları endişe ve ‘totaliter yönetimi reddetmeleri’ sebebiyle karşı çıkıyorlar. Bunun yanında dışarıdan dayatılan herhangi bir siyasi süreç veya uzlaşmaya karşı çıkarken, anayasal ve seçim yoluna bağlı kalınıyor.

Batı Libya'dan bir siyasi kaynak, önde gelen isimlerin tutumunu, Saddam Hafter’in Başkanlık Konseyi başkanlığını üstlenmesini reddetmelerine bağlıyor. Çünkü bunu özellikle LUO’nun 2019 yılının nisan ayında başkent Trablus'a düzenlediği saldırının yıldönümünde sivil devletin ihmal edilmesi ve ordunun güçlendirilmesi olarak görüyorlar.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynak, Dibeybe’nin ‘müttefiklerini, hassasiyetleri önlemek ve muhalifleri ikna etmek amacıyla, yeni Başkanlık Konseyi'nin merkezinin Trablus değil, Bingazi'de olması şartıyla, önerilen görevi üstlenmesi için Saddam'ı kabul etmeye ikna etmeye çalıştığını’ söyledi.

Misrata'nın önde gelenleri, bu haftanın başlarında yayınladıkları bir bildiride, 17 Şubat Devrimi ruhundan ve Libya halkının taleplerinden kaynaklanmayan hiçbir uzlaşmanın meşruiyetini yitirdiğini vurguladılar.

Bildiride referanduma gidilerek halka danışılması, adil parlamento seçimleri yoluyla meşruiyetin yenilenmesi ve ‘geçiş dönemi adaleti temellerine dayanan sivil devlet seçeneğine’ bağlı kalınması gerektiği vurgulandı.

Bildiride ayrıca Misrata'nın ‘halkının fedakarlıklarını küçümseyen veya 17 Şubat Devrimi ilkelerinden ödün veren hiçbir anlaşmanın tarafı olmayacağının’ altı çizildi.

UBH ve Başkanlık Konseyi, Menfi ve yardımcıları Musa el-Koni ile Abdullah el-Lafi'nin önderliğinde, Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde Cenevre'de düzenlenen Libya Diyalog Forumu tarafından seçildikten sonra 5 Şubat 2021'de yürütme iktidarının başına geçti.

Menfi, özellikle Dibeybe’nin muhalifleri olarak görülen siyasetçiler, toplum liderleri, askeri yetkililer ve silahlı grupların komutanlarıyla bir araya geldi. Gözlemciler, Menfi’nin bu hamlesini ‘kendisini iktidardan uzaklaştırıp yerine Hafter'i getirecek öneriye karşı bir muhalefet cephesi oluşturmak’ olarak değerlendirdi.

Sudanlı yetkililerle gerçekleştirdiği görüşmelerle iktidardaki varlığını pekiştiren Menfi, Hindistan Başbakanı Narendra Modi tarafından Hindistan-Afrika Zirvesi'ne katılmak üzere davet edildi.

Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Menfi’nin dün sabah Hindistan Başbakanı Narendra Modi tarafından önümüzdeki mayıs ayı sonlarında başkent Yeni Delhi’de düzenlenmesi planlanan 4. Hindistan-Afrika Forumu Zirvesi’ne katılmak üzere resmi bir davet aldığı açıklandı. Davet, Hindistan’ın Trablus Büyükelçisi Muhammed Hafızurrahman tarafından Libya Başkanlık Konseyi Başkanı’na iletildi.

Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamada bu davet, ‘uluslararası platformlarda Libya'nın varlığını güçlendirme ve özellikle Afrika ve Asya'daki uluslararası ortaklarla işbirliği bağlarını pekiştirme, böylece kalkınma çabalarını destekleme ve stratejik ortaklıkların ufkunu genişletme’ olarak değerlendirildi.

Menfi, pazar akşamı başkent Trablus'taki Konsey Başkanlığı merkezinde, Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim Ahmed ve ona eşlik eden resmi heyeti, Sudan'daki Trablus Büyükelçisi Fevzi Boumriz'in de hazır bulunduğu bir toplantıda kabul etmişti.

ewfd
Libya Başkanlık Konseyi Menfi pazar akşamı, Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim Ahmed’i kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)

Toplantıda, Libya'daki Sudanlı topluluğun durumu ve Sudan'daki mevcut krizin etkileri altında kalan Sudanlı mültecilerin durumu ele alınırken Sudanlı bakan, Libya devletinin tutumunun yanı sıra Sudanlılara sağladığı insani yardım ve destek için takdirlerini ifade etti.


İsrail Dışişleri Bakanı: Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istiyoruz

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
TT

İsrail Dışişleri Bakanı: Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istiyoruz

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istediğini belirtti. Açıklama, iki ülke yetkilileri arasında Washington’da yapılması planlanan doğrudan görüşmeler öncesinde geldi.

Saar, basın toplantısında “Lübnan devletiyle barış ve normalleşmeye ulaşmak istiyoruz... İsrail ile Lübnan arasında büyük bir anlaşmazlık yok. Sorun Hizbullah” ifadelerini kullandı.

Lübnan ile İsrail, bugün ABD arabuluculuğunda onlarca yıllık çatışma geçmişini aşmayı hedefleyen diplomatik bir sürece giriyor. Bu kapsamda, ABD’de Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Hamade Muavvad ile İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter arasında yüz yüze bir ön görüşme yapılması planlanıyor. Bu temasların, ilerleyen aşamada Güney Kıbrıs’ta gerçekleştirilebilecek müzakerelere zemin hazırlaması bekleniyor.

Washington’da yürütülen yoğun temaslarda, Lübnan-İsrail hattının ABD-İran dosyasından ayrıştırılması hedefleniyor. ABD Başkanı Donald Trump yönetimini temsilen arabuluculuk sürecinde, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa ile Dışişleri Bakanlığı Politika Planlama Ofisi Direktörü Michael Needham görev alıyor. Needham’ın, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya yakın bir isim olduğu ve daha önce Rubio’nun Senato’daki görevleri sırasında uzun yıllar danışmanlığını yaptığı belirtiliyor.

Tarafların müzakere şartlarında ise önemli görüş ayrılıkları bulunuyor. Beyrut yönetimi, önceliğin kapsamlı bir ateşkes sağlanması, İsrail’in güneyde işgal ettiği bölgelerden çekilmesi ve Lübnan ordusunun çatışma alanlarına konuşlandırılması olduğunu vurgularken, ardından siyasi sürece geçilmesini savunuyor. İsrail ise müzakerelerin çatışmalar sürerken yürütülmesini ve ilk adım olarak Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını şart koşuyor. Bu durumun, görüşmeler başlamadan sürecin çıkmaza girebileceği yönünde değerlendirmelere yol açtığı ifade ediliyor.


Hizbullah, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan müzakerelerin iptal edilmesini talep etti

İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
TT

Hizbullah, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan müzakerelerin iptal edilmesini talep etti

İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)

Hizbullah dün, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan görüşmelerin iptal edilmesi çağrısında bulundu. Genel Sekreter Naim Kasım, bu tür görüşmeleri "faydasız" olarak nitelendirdi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Kasım televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Gaspçı İsrail varlığıyla müzakereleri reddediyoruz. Bu müzakereler faydasızdır" diyerek "bu müzakere toplantısının iptal edilmesini" istedi.

Lübnan ve İsrail'in ABD büyükelçilerinin bugün ABD yönetiminin himayesinde bir araya gelmesi planlanıyor.

Kasım, İsrail ile doğrudan müzakerelere başlamadan önce "Lübnan'ın içeride anlaşması ve uzlaşması" gerektiğinin altını çizerek, "Hiç kimsenin, ülkenin çeşitli bileşenleri arasında iç uzlaşma olmadan Lübnan'ı bu yola sokma hakkı yoktur ve bu da gerçekleşmemiştir" uyarısında bulundu.

Lübnan yetkilileri, bu görüşmelerin öncelikle 2 Mart'tan beri devam eden savaşta ateşkes sağlamayı amaçladığını söylüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu iki şart öne sürdü: Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve gerçek bir barış anlaşmasının sağlanması.

Savaş, Hizbullah'ın İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in suikastına misilleme olarak İsrail'e roket fırlatmasının ardından patlak verdi. Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre, İsrail hava saldırılarında o zamandan beri 2 bin 89 kişi öldü.

Kasım ayrıca, “Direnişteki kararımız dinlenmemek, durmamak, teslim olmamaktır ve savaş alanının kendisi konuşacaktır” dedi.

“Biz teslim olmayacağız” ve “Son nefesimize kadar sahada kalacağız” diye belirtti. Bu sözler, Hizbullah savaşçılarının İsrail ordusuyla çatışmalar içinde olduğu ve İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki sınır bölgelerine ilerlediği bir dönemde geldi.