İsrail'in savaşın sonu senaryolarıyla ilgili tutarsızlıkları

İsrailli bazı yetkililer Hamas Hareketi’ni ortadan kaldırmanın bir yıl sürebileceğini söylüyor

Binyamin Netanyahu Gazze Şeridi'ndeki askerleri teftiş ederken, 26 Kasım 2023 (AFP)
Binyamin Netanyahu Gazze Şeridi'ndeki askerleri teftiş ederken, 26 Kasım 2023 (AFP)
TT

İsrail'in savaşın sonu senaryolarıyla ilgili tutarsızlıkları

Binyamin Netanyahu Gazze Şeridi'ndeki askerleri teftiş ederken, 26 Kasım 2023 (AFP)
Binyamin Netanyahu Gazze Şeridi'ndeki askerleri teftiş ederken, 26 Kasım 2023 (AFP)

İsrailli askeri ve siyasi yetkililer, Hamas Hareketi’nin İsrail’in şiddetli saldırıları karşısında başarısızlık emareleri gösterdiğini ve Hamas’ın üst düzey yetkililerinin sahadaki askeri liderler üzerindeki kontrollerini kaybetmeye başladıklarını iddia ettikleri resmi açıklamalarda bulundular. Bu açıklamalar bir yana bazı çevreler, savaşın hedeflerine ulaşılması için aylara ihtiyaç olduğunu söylerken bazı çevreler de Hamas'ın yok edilmesi, rehinelerin geri alınması ve Gazze Şeridi'ni İsrail’in güneyinde yaşayanları tehdit eden füzelerin fırlatıldığı yer olmaktan çıkarıp güvenli bir bölge haline getirecek önlemlerin uygulanması gibi savaş hedeflerine ulaşmanın bir yıldan uzun sürebileceğini tahmin ediyor.

Ancak ne İsrail basını ne uzmanları ne de İsrail kamuoyu, ordunun Gazze Şeridi'nde bir yıl ya da daha uzun süre kalmaya yetecek parası olduğuna inanıyor. Savaşın üçüncü ayına girildiğini ve ordunun Gazze Şeridi'nin kuzey kesimindeki tüm binaları yıkıp neredeyse tüm bölgeyi işgal etmesine rağmen Hamas’ın yakında çökeceğini gösteren somut başarılar elde edemediğini söylüyorlar. Buna karşın Hamas üyeleri, askeri araçların havaya uçurulduğu, İsrail askerlerinin öldürüldüğü özel operasyonlarla İsrail ordusunu şaşırtmaya devam ediyor. Hatta özellikle Gazze’nin kuzeyinden top mermisi ve roket fırlatmayı sürdürüyor. Ordunun bizzat kendisi düşmanla yaşadığı şiddetli çatışmalardan bahsediyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu İsrail ordusunun komutanlarıyla birlikte, 26 Kasım 2023 (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu İsrail ordusunun komutanlarıyla birlikte, 26 Kasım 2023 (DPA)

Hamas’ın özel operasyonlarına dair görüntüler yayınlamasını engellenmek

İsrail basını genellikle Hamas'ın herhangi bir açıklamasını ya da paylaştığı görüntüleri kamuoyundan saklasa da İsraillilerin çok azı Ordu Sözcüsü Daniel Hagari'nin Gazze Şeridi'nde olan bitenlerle ilgili açıklamalarına inanıyor ve Hagari de bunu çok iyi biliyor. Kamuoyu yoklamaları halkın yüzde 86'sının güvenini kazandığını gösterse de gazetecilerin yüzde 50'sinin güvenini kazanmıyor, bunu gazetelerde dile getiriyorlar, diğer medya kuruluşlarında söylüyorlar. Kamuoyu yoklamaları halkın yüzde 86'sının Hagari’ye güvendiğini gösterse de gazetecilerin yüzde 50'si ona güvenmiyorlar ve bunu hem gazeteler hem de diğer medya kuruluşları dile getiriyorlar.

Bu noktada İsrail’in askeri kontrol dayatma konusunda 50 yıl geriye gittiği izlenimi hakim. Her ne kadar basın savaşın başlamasından bu yana ciddi bir otosansür uyguluyor ve Hamas'ın açıklamalarını ve paylaştığı görüntüleri yayınlamaktan kaçınıyor olsa da sansürcülerin ve ordu komutanlarının, haberi alan kişilerin de parlayan ışıklar gibi olmasını istediklerine dair bir his var.

Ordu Sözcüsü Hagari, Gazze’de gazeteciler için ayrı ayrı turlar düzenleyerek güveni yeniden tesis etmeyi amaçlayan adımlar attı. Bu turlar sırasında gazetelerin istedikleri kişiyle konuşmasına izin verildi. Hagari, gazetecilerin savaşın sonuçlarına dair daha doğru bir tablo verme isteklerine yanıt verdi. Askerlerin Sinvar'a yaklaştığını ve Hamas'ın yenilgiye uğratılmak üzere olduğunu söylemekle kalmadı, geçtiğimiz günlerde ölü ve yaralı sayısı konusunda kendisiyle görüşmeler yapılmasına olanak sağladı.

İsrail ordusunun Han Yunus’ta bir askeri operasyon olduğunu söylediği patlama sırasında etrafa saçılan enkaz parçaları (Reuters)
İsrail ordusunun Han Yunus’ta bir askeri operasyon olduğunu söylediği patlama sırasında etrafa saçılan enkaz parçaları (Reuters)

Hagari, (7 Ekim’de ölen 320 askerin yanı sıra) Gazze’de şimdiye kadar sadece 100'e yakın askerin öldüğünde ısrar etse de gazeteciler, hastanelerden aldıkları bilgilere göre yaralı sayısının Hagari’nin açıkladığından kat kat fazla olduğunu aktardılar. Haaretz gazetesinin geçtiğimiz salı günü bin yaralı olduğu konusunda fikir birliği yaptıktan sonraki günler için bu rakam şok ediciydi, sonunda yaralı sayısının 5 bin olduğunda uzlaştılar.

Yedek askerler

Ordunun, savaşın başlarında topladığı büyük yedek asker gruplarını (130 bini kuzey sınırına, geri kalanı Gazze yakınlarına yönlendirilmiş olmak üzere 360 ​​bin asker) terhis etmeye başladığı biliniyor. Savaş sırasında Gazze'ye giren ve çıkan asker sayısının 100 bin olduğu göz önüne alındığında, yaralı asker sayısının 5 bin olduğunda şüphe yok. Askerlerin çeşitli şekillerde ve bazılarının ağır yaralı oldukları açık. Böbreklerde, dalakta, karaciğerde ve tabii ki kafada yaralanmalar var. Çok sayıda göz hasarı mevcut. Hastanelerde askerlerin tedavisi için gizli bölümler kuruldu. Yaralanan askerlerin yüzde 15’i uzuvlarını kaybederek kalıcı olarak engelli hale geldiler.

Bu bakımdan Hamas'a ve militanlarına çok acı darbeler vurulsa ve Hamas'ın bazı mevzilerinde yenilgi yaşansa bile yaşanan şiddetli çatışmalar, İsrail'in Hamas'ın yakında çökeceğine dair iddialarının psikolojik savaş ve propaganda kampanyasının bir parçası olduğunu ve mutlak gerçeği yansıtmadığını gösteriyor.

Hamas’ın yok edilmesi için bir yıla daha ihtiyaç duyulduğundan bahsetmek, İsrail ordusunun bocalaması anlamına geliyor. İsrail ordusu devasa kaynaklara sahip, en gelişmiş silahlara ve en yüksek teknolojiye sahip büyük bir ordu olmasının yanında ihtiyaç duyduğu tüm desteği ve daha fazlasını, mühimmat ve teçhizat yüklü 200 dev kargo uçağıyla hava harekatı düzenleyen ABD ordusundan alıyor. Buna rağmen İsrail ordusu Hamas, İslami Cihad ve diğer Filistinli örgütler karşısında çok yavaş ilerliyor.

Filistinlilerin neredeyse tamamen çıplak olarak tutuklandıklarını gösteren görüntüler

İsrail ordusunun Filistinli gençleri aşağılamak amacıyla gömleklerini çıkarmaya ve çıplak halde yere oturtmaya zorladıklarını gösteren görüntüler ya da İsrail askerlerinin Cibaliye Mülteci Kampı’nın ara sokaklarından birinde 3 Hamas üyesini öldürmekle övündükleri görüntüler yahut Filistin Meydanı'ndaki bir anıtın yıkılıp İsrail bayrağının çekilmesi gibi orantısız görüntüler, dünyanın en güçlü ordularından biri olarak kabul edilen ve Hamas gibi askeri kanadında 30 bin üyesi olan silahlı bir örgütle savaşan bir ordudan ziyade, Çin ya da Rusya ordusunun bir tümenine karşı zafer kazanmış bir ordu için uygun olabilir.

Beyt Lahiya’dan onlarca Filistinlinin neredeyse tamamen çıplak bir şekilde tutuklandıklarını gösteren bir fotoğraf (Reuters)
Beyt Lahiya’dan onlarca Filistinlinin neredeyse tamamen çıplak bir şekilde tutuklandıklarını gösteren bir fotoğraf (Reuters)

Ordunun Gazze'nin merkezine düzenlediği turdan dönen sağ çizgideki İsrail gazetesi Israel Hayom’un Savaş Muhabiri Alon Ben David'e göre askeri açıdan İsrail ordusu pek çok başarı elde etse de görüntüler bunların Hamas için başarısızlık emareleri olup olmadığına dair uzmanlar arasında ihtiyatlı bir tartışmaya yol açtı.

Gazze Şeridi'nin güneyinde ise farklı bir durum söz konusu. İsrail ordusu Han Yunus'ta büyük bir tugay gücüyle faaliyet göstermesine rağmen, şehirde faaliyet gösteren dört Hamas tugayını henüz yenilgiye uğratmayı başaramadı. Bunun 3 hafta ya da belki daha fazla sürebileceği tahmin ediliyor. Asıl can alıcı nokta ise tüm göstergelerin bu cephede çalışan Yahya Sinvar ve kardeşi Muhammed liderliğindeki üst düzey Hamas yetkililerine zarar vermeye çalışmak olduğunu gösteriyor olmasıydı.

Han Yunus'un işgali

Eğer Han Yunus’un işgal edilmesi 3 hafta sürerse, yüzölçümü ve nüfus yoğunluğu bakımından kat kat daha büyük olan Refah ile Deyr el-Balah ve İsrail güçlerinin henüz girmediği diğer bölgelerin temizlenmesi aylar sürecek demektir. Ancak İsrailli siyasi liderler, siyasi açıdan çok fazla zamanlarının olmadığının farkındalar.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK), her ne kadar geçtiğimiz cuma günü Gazze'de derhal ateşkes çağrısının yapıldığı bir karar taslağı ABD tarafından veto edilmiş olsa da İsrail dışındaki 13 ülkenin geri kalanının karar taslağında evet oyu kullanması ve İngiltere'nin çekimser kalması İsrail'de endişe yarattı. Washington merkezli çeşitli raporlara göre ABD yönetimi, İsrail'in yeniden konuşlanmasını talep etmeden önce, takvim yılı sonuna kadar, yani bugünden itibaren 3 hafta boyunca savaşa devam etmesine izin vermeyi planlıyor.

Gazze'deki uluslararası un dağıtım merkezinin önünde toplanan Filistinliler (AFP)
Gazze'deki uluslararası un dağıtım merkezinin önünde toplanan Filistinliler (AFP)

Tüm bunlar Hamas’ın kaçırdığı İsrailliler sorununa çözüm bulunmadan, rehinelerden herhangi birinin serbest bırakılması kolay bir hedef gibi görünmüyor. İsrailli esir asker Saar Baruch’ın kurtarılması için cuma günü şafak vakti gerçekleştirilen özel operasyon başarısız oldu ve operasyon Baruch’ın öldürülmesiyle sonuçlandı. İsrail ordusunun karmaşık koşullara rağmen benzer operasyonların gelecekte de devam edeceğini vurgulaması dikkati çekti.

Bütün bunlardan yola çıkarak Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonlar sadece Hamas'ın değil, İsrail ordusunun da sorunu olduğu sonucuna varmak mümkün.



Husilerin söylemleri, Kızıldeniz kartını kullanma tehdidinde bulunan İran açıklamalarıyla uyumlu

Husi liderinin çağrısıyla Sana’da İran’a destek mitinginde toplanan Husiler (EPA)
Husi liderinin çağrısıyla Sana’da İran’a destek mitinginde toplanan Husiler (EPA)
TT

Husilerin söylemleri, Kızıldeniz kartını kullanma tehdidinde bulunan İran açıklamalarıyla uyumlu

Husi liderinin çağrısıyla Sana’da İran’a destek mitinginde toplanan Husiler (EPA)
Husi liderinin çağrısıyla Sana’da İran’a destek mitinginde toplanan Husiler (EPA)

ABD-İsrail ile İran ve ona bağlı Lübnanlı ve Iraklı unsurlar arasında süren doğrudan askeri gerilim ortamında, Yemen’deki Husiler söylem düzeyinde tansiyonu yükseltmeyi sürdürüyor. Örgüt, sessiz kalmayacağını vurgulasa da şu ana kadar Tahran’ın yanında doğrudan askeri müdahaleye geçmedi.

22 Mart itibarıyla, yani savaşın başlamasından yaklaşık üç hafta sonra, İran’a yakınlığıyla bilinen Husiler uyarı ve sert tonlu açıklamalarla yetinerek ‘her türlü gelişmeye hazır olduklarını’ dile getirdi. Bu söylemler, İran’ın Kızıldeniz ve Babu’l Mendeb Boğazı gibi stratejik deniz geçişlerinde gerilimi genişletebileceği yönündeki tehditleriyle örtüşüyor.

Husilerin son açıklaması, kendi kurdukları yönetimin dışişleri makamına atfedilen bir bildiriyle geldi. Açıklamada, Hürmüz Boğazı’na ilişkin uluslararası girişimlere karşı çıkılırken, ABD’nin politikalarıyla ‘bölgeyi stratejik bir çıkmaza sürüklediği’ öne sürüldü.

Aynı açıklamada, bölge ülkeleri olası bir tırmanışa dahil olmamaları konusunda uyarıldı; ABD politikalarına ‘bağımlılık’ eleştirilirken, dış müdahalenin geniş çaplı olumsuz sonuçlar doğuracağı iddia edildi.

fgb
Husiler, Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından Sana sokaklarına onun devasa posterlerini astı. (EPA)

Açıklamada, çatışmanın genişlemesinin yaratabileceği risklere dikkat çekilerek bunun küresel tedarik zincirleri ve enerji fiyatları üzerinde etkiler doğurabileceği vurgulandı. Husiler ise ‘elleri bağlı durmayacaklarını’ belirterek, savaşa dahil olma ihtimaline işaret etti.

Bu tutum, İran’dan gelen son açıklamalarla örtüşüyor. Tahran yönetimi, ABD’nin Harg Adası’na yönelik olası bir saldırısı durumunda, Kızıldeniz ve Babu’l Mendeb’de güvenliği sarsmak için Husileri devreye sokabileceği mesajını verdi ve bunu ‘direniş ekseninin seçenekleri’ arasında gösterdi.

Atılacak adımın ertelenmesi

Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi, 28 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana İran’a siyasi ve ideolojik destek açıklamalarıyla, doğrudan askeri müdahaleden kaçınmayı bir arada yürüten bir çizgi izliyor.

Abdulmelik el-Husi, grubunun Tahran’ın yanında olduğunu vurgulayarak çatışmayı ‘İslam’a karşı bir savaş’ olarak nitelendirdi. Tüm senaryolara hazır olduklarını dile getiren el-Husi, destek amacıyla kitlesel gösteriler düzenlenmesi çağrısında bulundu.

Ancak Husiler, şu ana kadar İran’a yönelik savaşla doğrudan bağlantılı herhangi bir adım atmış değil. Daha önce değerlendirmelerde bulunan uzmanlara göre bu temkinli tutum, başta ABD ve İsrail’den gelebilecek geniş çaplı askeri saldırılara maruz kalma endişesi olmak üzere bir dizi karmaşık hesapla bağlantılı. Özellikle Kızıldeniz ve Babu’l Mendeb hattının küresel ticaret açısından taşıdığı kritik önem, bu çekingenliğin başlıca nedenleri arasında gösteriliyor.

Son iki yılda Kızıldeniz’de gemileri hedef alarak ve İsrail’e yönelik saldırılar düzenleyerek gerilimi artıran grup, mevcut koşullarda bu tırmanma kartını erken tüketmek yerine ilerleyen döneme saklamayı tercih ediyor olabilir.

Bu yaklaşım, Husilere hem askeri hem de siyasi düzeyde daha geniş bir manevra alanı sağlarken, İran öncülüğündeki ‘direniş ekseni’ içindeki konumlarını da esnek biçimde sürdürmelerine imkân tanıyor.

Önceki karşılaşma

Bu tutum, Husilerin 2023 yılı sonlarından itibaren başlattığı tırmanışın devamı niteliğinde görülüyor. Grup, Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilere destek gerekçesiyle Kızıldeniz’de gemilere yönelik saldırılar düzenlemeye başlamıştı. Yaklaşık iki yıl içinde balistik füzeler, insansız hava araçları (İHA) ve patlayıcı yüklü botlarla yüzlerce saldırı üstlenen örgüt, bazı gemilerin batmasına ve onlarcasının hasar görmesine yol açtı.

rggrt4g
Sana’da Husiler tarafından kurulan bir mezarlık (EPA)

Söz konusu eylemler, geniş çaplı güvenlik ve ekonomik sonuçlar doğurdu. Bu gelişmeler üzerine ABD ve Birleşik Krallık, Husilere ait hedeflere yönelik yüzlerce hava ve deniz saldırısı içeren bir askeri operasyon başlattı; operasyonlar daha sonra bölgesel arabuluculukla durduruldu.

İsrail de saldırılara karşılık olarak, Husilerin kontrolündeki bölgelerde limanlar, elektrik santralleri, çimento fabrikaları ve Sana Havalimanı gibi altyapı tesislerini hedef aldı. Ayrıca düzenlenen operasyonlarda örgütün üst düzey yöneticileri hedef alınarak genelkurmay başkanı ve hükümet başkanıyla birlikte dokuz bakanın öldürüldüğü bildirildi.


İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hizbullah’ın askeri komuta yapısını yeniden yapılandırıyor

Beyrut’un güney banliyösünde yıkılmış bir binanın yakınında, İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullah Humeyni ile Hizbullah’ın eski lideri Hasan Nasrallah’ın posteri görülüyor. (AP)
Beyrut’un güney banliyösünde yıkılmış bir binanın yakınında, İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullah Humeyni ile Hizbullah’ın eski lideri Hasan Nasrallah’ın posteri görülüyor. (AP)
TT

İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hizbullah’ın askeri komuta yapısını yeniden yapılandırıyor

Beyrut’un güney banliyösünde yıkılmış bir binanın yakınında, İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullah Humeyni ile Hizbullah’ın eski lideri Hasan Nasrallah’ın posteri görülüyor. (AP)
Beyrut’un güney banliyösünde yıkılmış bir binanın yakınında, İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullah Humeyni ile Hizbullah’ın eski lideri Hasan Nasrallah’ın posteri görülüyor. (AP)

İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) faaliyetlerine aşina iki kaynak, örgütün 2024 yılında İsrail’in ağır darbesine maruz kalan Hizbullah’ın askeri komuta yapısını yeniden inşa ettiğini bildirdi. Kaynaklara göre DMO boşlukları İranlı subaylar atayarak doldurdu, ardından Lübnan’daki örgütü yeniden yapılandırarak şu anda Tahran’a destek amacıyla yürüttüğü savaş için planlar hazırladı.

Bu yeniden yapılanma, 1982 yılında DMO tarafından kurulan Şii Hizbullah için bir ilk olarak değerlendiriliyor. Söz konusu adım, 2024 savaşında aldığı darbelerin ardından daha pragmatik bir yaklaşım benimsendiğine işaret ediyor. Bu süreçte örgütün genel sekreteri Hasan Nasrallah ile birlikte birçok üst düzey lider hayatını kaybetmişti.

Eğitim ve silahlanma

DMO’nun faaliyetlerine aşina iki kaynak, kuruluşundan bu yana Hizbullah içinde derin bir rol oynayan yapının, örgüt savaşçılarını yeniden eğitmek ve yeniden silahlandırma sürecini denetlemek üzere subaylar gönderdiğini belirtti. Kaynaklar ayrıca, DMO subaylarının, İsrail istihbaratı tarafından sızılmış olan Hizbullah’ın komuta yapısını da yeniden düzenlediğini aktardı. Bu sızıntının, İsrail’in örgütün çok sayıda üst düzey liderini öldürmesine katkı sağladığı ifade edildi.

İsrailli bir askeri sözcü ise 12 Mart’ta yaptığı açıklamada, son üç yılda verilen zararlara rağmen Hizbullah’ın hâlâ etkili ve tehlikeli bir güç olmayı sürdürdüğünü söyledi.

FVDVF
Hizbullah’ın kuzey İsrail’e doğru fırlattığı roketlerin hasar verdiği bölgede çalışmalarını sürdüren arama-kurtarma ekipleri (Reuters)

Hizbullah, 2 Mart’ta bölgesel savaşa dahil olmasından bu yana İsrail’e yüzlerce roket fırlattı. Bu durum, İsrail’in Lübnan’da binden fazla kişinin hayatını kaybetmesine yol açan saldırılar düzenlemesine neden oldu. Hizbullah savaşçıları, güneyde kontrol altına alınan bölgelerde İsrail askerlerine karşı koymayı sürdürüyor.

Buna karşın, birkaç yıl öncesine kıyasla kapasitesi daha düşük seviyede olan Hizbullah’ın, olası kapsamlı bir İsrail işgali karşısında nasıl bir performans sergileyeceği henüz netlik kazanmadı. Hizbullah’ın medya ofisi, İran Dışişleri Bakanlığı ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi, yorum taleplerine yanıt vermedi.

Netanyahu, geçtiğimiz ocak ayında yaptığı açıklamada, Hizbullah’ın İran desteğiyle yeniden silahlanma ve altyapısını yeniden inşa etme çabası içinde olduğunu ifade etmişti.

Hiyerarşiyi ortadan kaldırmak

Kaynaklar, Hizbullah’ın toparlanmasına yardımcı olmakla görevlendirilen DMO subaylarının, Kasım 2024’te ilan edilen ateşkesten kısa süre sonra bölgeye ulaştığını ve İsrail’in hava saldırıları sürerken dahi çalışmalarına başladığını belirtti. Kaynaklardan biri, konuşlandırmanın yaklaşık 100 subayı kapsadığını ifade etti. Bu süreçte, talepleri doğrultusunda yapılan değişiklikler arasında, merkezi olmayan yapının hiyerarşik bir komuta sistemine dönüştürülmesi de yer aldı. Yeni yapı, birbirlerinin operasyonları hakkında sınırlı bilgiye sahip küçük birimlerden oluşuyor ve bu sayede operasyonel gizliliğin korunması amaçlanıyor.

Kaynaklar ayrıca, DMO subaylarının İran ve Lübnan’dan eş zamanlı roket saldırıları düzenlenmesine yönelik planlar hazırladığını, bu senaryonun ilk kez 11 Mart’ta uygulandığını aktardı.

CSDV
Tahran’da, eski Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Komutanı Abbas Nilfuruşan, Hizbullah’ın eski Genel Sekreteri Hasan Nasrallah ve merhum Hamas lideri İsmail Heniyye’nin fotoğraflarının yer aldığı bir reklam panosu (Arşiv – Reuters)

Üst düzey bir Lübnanlı güvenlik kaynağı, İranlı yetkililerin Hizbullah’ın askeri kadrolarını yeniden eğitme ve organize etme sürecine destek verdiğini söyledi. Aynı kaynak, İran’ın hedef seçiminin ayrıntılarına doğrudan dahil olmak yerine, örgütün mevcut çatışmayı yürütmesine yardımcı olduğuna inandığını ifade etti.

Konuya yakın bir başka kaynak ise DMO’nun 2024 yılında Lübnan’a subaylar göndererek savaş sonrası Hizbullah’a yönelik bir değerlendirme yaptığını ve örgütün askeri kanadı üzerinde doğrudan denetim üstlendiğini belirtti.

Diğer iki kaynak da DMO’nun geçen yıl Hizbullah’a askeri işleyişin yönetiminde yardımcı olmak üzere özel danışmanlar gönderdiğini aktardı.

Merkezi olmayan model

King’s College London Güvenlik Çalışmaları Bölümü öğretim görevlisi Andreas Krieg, DMO’nun Hizbullah’ı ‘temelde çok daha yatay bir yapıya’ dönüştürecek şekilde yeniden organize ettiğini söyledi. Krieg, bunu Hasan Nasrallah’ın ölümünden önce etrafında şekillenen hiyerarşik siyasi yapıyla karşılaştırdı.

Yaklaşık 15 yıldır örgüt üzerine araştırmalar yürüten Krieg, “Uyguladıkları bu merkeziyetsiz model, bir ölçüde 1980’lerdeki Hizbullah’ın yapısına benziyor; çok küçük hücrelerden oluşuyor” dedi. Krieg, bu yapıyı DMO’nun İran’da da kullandığı ‘mozaik savunma’ modeli olarak tanımladı.

Lübnan, DMO’dan ülkeyi terk etmesini istiyor

DMO’nun çabaları, Beyrut hükümeti ve Lübnan ordusunun Hizbullah’ı silahsızlandırma yönünde ilerlemeye çalıştığı bir dönemde de sürdü. Bu durum, söz konusu hedefin karşı karşıya olduğu büyük karmaşıklığı gözler önüne serdi.

Lübnanlı bir yetkili Reuters’a yaptığı açıklamada, ülkenin tahminlerine göre Lübnan’da diplomatik görevlerin ötesinde Tahran yönetimiyle bağlantılı yaklaşık 100 ila 150 İran vatandaşının bulunduğunu, bunlar arasında DMO ile bağlantılı kişilerin de yer aldığını söyledi. Yetkili, hükümetin bu kişilerden mart ayı başında ülkeyi terk etmelerini istediğini belirtti.

DMO’nun faaliyetlerine aşina iki kaynak ise 7 Mart’ta Beyrut’tan Rusya’ya yapılan bir uçuşla ülkeden ayrılan 150’den fazla İranlı arasında DMO’ya bağlı unsurların da bulunduğunu aktardı. Aynı kaynaklar, 2024’teki ateşkesten yeni savaşın patlak vermesine kadar geçen 15 aylık süreçte İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarında hayatını kaybeden yaklaşık 500 kişi arasında DMO üyelerinin de bulunduğunu ifade etti. Ayrıca, savaşın başlamasından bu yana İsrail saldırılarında yaklaşık 10 DMO mensubunun daha öldüğü, bunlar arasında 8 Mart’ta Beyrut’taki bir otele düzenlenen saldırıda hayatını kaybedenlerin de yer aldığı belirtildi.


Irak İstihbarat Servisi’ne İHA’lı saldırı, Bağdat’ta ateşkesi ihlal etti

Irak İstihbarat Servisi tarafından, dün bir saldırıda hayatını kaybeden subayın cenaze töreninden bir fotoğraf paylaşıldı
Irak İstihbarat Servisi tarafından, dün bir saldırıda hayatını kaybeden subayın cenaze töreninden bir fotoğraf paylaşıldı
TT

Irak İstihbarat Servisi’ne İHA’lı saldırı, Bağdat’ta ateşkesi ihlal etti

Irak İstihbarat Servisi tarafından, dün bir saldırıda hayatını kaybeden subayın cenaze töreninden bir fotoğraf paylaşıldı
Irak İstihbarat Servisi tarafından, dün bir saldırıda hayatını kaybeden subayın cenaze töreninden bir fotoğraf paylaşıldı

Bağdat'ta dün yeni bir güvenlik krizi yaşandı. Irak’ın başkentinin orta kesimlerinde bulunan Mansur bölgesinde yer alan Milli İstihbarat Teşkilatı Servisi merkezine düzenlenen saldırıda, bir insansız hava aracı (İHA) iletişim kulesini ve sunucu sistemlerini vurdu. Saldırı sonucunda bir istihbarat subayı hayatını kaybetti, bazıları ise ağır yaralandı.

Irak İstihbarat Servisi, saldırı sonucu hayatını kaybeden bir subay için taziye mesajı yayınlarken, saldırıyı ‘bir terör eylemi’ olarak nitelendirdi ve bunun kanun dışı unsurlar tarafından gerçekleştirildiğini belirtti. Irak İstihbarat Servisi, bu eylemin çalışmalarını engellemeye yönelik başarısız bir girişim olduğunu vurgulayarak, sorumluları yakalayıp adalete teslim edeceğine dair söz verdi.

Öte yandan ‘Ashab-ı Kehf’ adlı silahlı bir grup, Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınlarındaki Victory Askeri Üssü’nü hedef aldığını açıkladı. Bu, Hizbullah Tugayları’nın iki gün önce duyurduğu ve sadece ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği ile sınırlı olan gayri resmi ateşkesi fiilen sona erdiren bir gelişme oldu.

Bir diğer gelişmede ise Tuzhurmatu ilçesindeki el-Helva Askeri Havaalanı’nda Haşdi Şabi’ye bağlı birimlere yönelik saldırılar düzenlendi. Bu saldırılar sonucunda bir Haşdi Şabi üyesi öldü, diğerleri yaralandı.