İsrail ‘ikinci Münih’ tehdidinde bulunuyor: Suikasta uğrayan en önemli kişiler kimler?

Majalla
Majalla
TT

İsrail ‘ikinci Münih’ tehdidinde bulunuyor: Suikasta uğrayan en önemli kişiler kimler?

Majalla
Majalla

Sami Mubayyed

3 Aralık’ta İsrail Güvenlik Servisi (Şin Bet) Başkanı Ronen Bar, hükümetin, önlerine Hamas'ı ortadan kaldırma hedefini koyduğunu söyledi. Bar, 1972'de Almanya'nın Münih kentinde düzenlenen Olimpiyat Oyunlarında İsrailli sporcuların öldürülmesine ülkesinin verdiği tepkiyi hatırlattı. O dönemde Münih operasyonunun failleri "Kara Eylül" örgütünün üyeleriydi ve onların meşhur operasyonu, İsrail'in dünya çapında birçok Filistinliyi hedef alan bir dizi misilleme amaçlı suikastına yol açmıştı.

Ronen Bar, “Kabine bize Hamas'ı ortadan kaldırma hedefini koydu. Ve bunu yapmaya kararlıyız. Gazze'de, Batı Şeria'da, Lübnan'da, Türkiye'de, Katar'da her yerde herkes. Birkaç yıl sürecek ama yapacağız” dedi.

1972 Münih Katliamı’na İsrail'in tepkisi yıllar sürdü. Sert ve acı verici oldu. Filistin Kurtuluş Örgütü’den (FKÖ), El Fetih'ten Filistin Halk Kurtululş Cephesi'ne (FHKC) ve İslami Cihad'a kadar en iyi gençliğini kaybetti. İsrail’in tepkisinin yöntemleri, hedefleri ve coğrafyası Paris, Roma, Beyrut ve Tunus arasında farklılık gösterdi. Biz şu an fiili olarak ‘Münih 2024’le mi karşı karşıyayız?

Kabine bize Hamas'ı ortadan kaldırma hedefini koydu. Ve bunu yapmaya kararlıyız. Gazze'de, Batı Şeria'da, Lübnan'da, Türkiye'de, Katar'da her yerde herkes. Birkaç yıl sürecek ama yapacağız.

Şin Bet Direktörü Ronen Bar

Dergi, haberinde İsrail'in 1970'lerden bu yana gerçekleştirdiği en ünlü suikastları şöyle ortaya koyuyor:

Gassan Kanafani

Foto: Gassan Kanafani
Gassan Kanafani

Gassan Kanafani, İsrail'in Arap aydınları arasında en ünlü kurbanı ve FHKC’nin simgelerinden biriydi. 8 Temmuz 1972'de Beyrut'ta arabasının tamponunun arkasına yerleştirilen patlayıcıyla öldürüldü. Suikast, Münih operasyonundan aylar önce, iki ay önceki Lod Havalimanı operasyonuna yanıt olarak gerçekleşti. Lod Havalimanı operasyon FHKC tarafından finanse edilen Japon Kızıl Ordusu militanları tarafından gerçekleştirilmişti.

Vâil Zuayter

Vail Zuayter
Vail Zuayter

Vâil Zuayter (Wael Zuaiter) Yetmişli yılların en ünlü ikinci kurbanı. 16 Ekim 1972'de FKÖ temsilcisi olarak çalıştığı İtalya'nın başkenti Roma'da suikasta kurban gitti. Münih operasyonuna tepki olarak bir Mossad görevlisinin 11 kurşunu ile yaşamını yitirdi. İsrail’in Nablus'ta defnedilmesine izin vermemesi üzerine naaşı Yermuk kampına defnedilmek üzere Şam'a nakledildi.

Vail Zuayter, Münih saldırısıyla doğrudan bağlantısı olmakla suçlandı. Filistin Kurtuluş Örgütü'nün (FKÖ) Roma temsilcisi olarak görev yaparken, 16 Ekim 1972'de İtalya'nın başkentindeki binanın lobisinde 11 el ateş edilerek vuruldu.

FOTO: Mahmud el Hemşeri
Mahmud el Hemşeri

Mahmud el-Hemşeri

El Fetih’in en parlak gençlerinden biri ve FKÖ’nün Paris’teki temsilcisiydi. Fransa'nın başkenti Paris’in merkezdeki evinde telefonuna yerleştirilen patlayıcıyla öldürüldü. Hemşeri, İtalyan gazeteci olduğunu iddia eden bir Mossad ajanı tarafından röportaj talebiyle evinden çıkarıldı. O yokken evine bomba yerleştirildi. 8 Aralık 1972'de eve girdiği sırada bomba patlatıldı. Ağır yaralanarak hastaneye kaldırıldı ve 9 Ocak 1973'te hayatını kaybetti. İsrail onu "Kara Eylül" örgütüne katılmak ve örgütün Fransa'daki şubesine başkanlık etmekle suçladı.

Kemal Advan, Kemal Nasır ve Muhammad Yusuf en-Neccar

İsrail’in 10 Nisan 1973'te gerçekleştirdiği ünlü komando operasyonunda öldürüldüler. Hepsi Münih’teki saldırıya katılmakla suçlanıyordu. Kemal Advan, El-Fetih Merkez Komitesi'nin üyesi ve Batı Şeria’daki operasyonların lideriydi. Kemal Nasır Filistin Kurtuluş Örgütü'nün Sözcüsü ve "Filistin es- Sevra" (Filistin Devrimi) dergisinin Yazı İşleri Müdürüydü. El Fetih Hareketi Yürütme Komitesi üyesi olan Ebu Yusuf en-Neccar ise İsrail tarafından iki arkadaşıyla birlikte gözetim altına alındı. Sözde “On sekizinci yüzyılda bölgede yaşayan İngiliz aristokrat Hester Stahope'un hayatı hakkında bilgi toplamak” gerekçesiyle Beyrut'a gönderilen Mossad ajanı, Filistinli liderlerin Verdun Caddesi'ndeki binasının karşısında bir daire kiraladı, pencerelerinden onları izledi, tüm hareketlerini kaydedip fotoğrafladı.

FOTO: Kemal Advan, Kemal Nasır ve Muhammad en-Neccar
Kemal Advan, Kemal Nasır ve Muhammad en-Neccar

9 Nisan gecesi sürat tekneleriyle Beyrut kıyılarına çıkan komandolar, ertesi sabah erken saatlerde suikastları gerçekleştirdi. Geleceğin Başbakanı Ehud Barak da onlardan biriydi.

Neccar, Advan ve Nasır'la aynı binada yaşıyordu. Neccar, karısıyla birlikte yatak odasında vuruldu, Advan ise vurulmadan önce tüfeğiyle karşılık verdi. Nasır da masasındaydı ve kendisi de öldürülmeden önce suikastçılara ateş etmişti.

Vadi Haddad

FHKC kurucularından ve Filistin direnişinin tarihi sembollerinden biriydi. 28 Mart 1978'de bir çikolata kutusunun içine yerleştirilen zehirle alışılmadık bir suikast sonucu öldürüldü. İsrail onu, Haziran 1976'da Paris ile Tel Aviv arasındaki uçuş sırasında Air France uçağını kaçırmak ve rotasını önce Libya'ya, sonra da Uganda'ya çevirmek de dahil olmak üzere birçok eylemle suçladı.

Vadi Haddad
Vadi Haddad

Vadi Haddad’ın lösemiden öldüğü söylense de 2006'da İsrailli araştırmacı Aaron J. Klein Strikeing Back adlı kitabında Haddad’ın öldürüldüğünü ve tasfiyesinden yalnızca Mossad'ın sorumlu olduğunu ileri sürdü. Daha sonra İsrailli araştırmacı gazeteci Ronen Bergman meslektaşını teyit ederek beş yıl önce Vadi Haddad'ın aslında bir kutu Belçika çikolatasına yerleştirilen zehirden değil, kullandığı diş macununa yerleştirilen zehirden öldüğünü söyledi. Mossad'ın zehri İsrail laboratuvarlarında ürettikten sonra diş macunu kutusuna koyduğunu da sözlerine ekledi.

Vadi Haddad, Paris ile Tel Aviv arasında çalışan Air France ticari uçuşunun kaçırılması olayının beyniydi. Diş macununa zehir karıştırılarak yavaş yavaş öldürüldü.

Ali Hasan Selame

Selame, Yaser Arafat'ın güvenliğinden sorumlu "Force 17" olarak bilinen komando birliğinin kurucusuydu. 22 Ocak 1979'da Beyrut'ta suikasta kurban gitti. Mossad’ın en ünlü liderlerinden biri olan Michel Harari, bir zamanlar "Kızıl Prens" olarak bilinen Selame’nin tasfiyesinden sorumluydu. Hareketlerini takip etmek için Beyrut'a gizli bir ajan gönderdi. Bu ajan, Lübnan'da Filistin kamplarındaki çocuklarla ilgilenen uluslararası bir sivil toplum kuruluşu için çalıştığını iddia etti.

Ali Hasan Selame
Ali Hasan Selame

Selame, annesinin doğum gününe giderken evinin yakınında 100 kilogram patlayıcı yüklü otomobilinin infilak ettirilmesiyle öldürüldü. Amerikan Üniversitesi Hastanesi'ne yaralı olarak nakledildi ve ameliyata alındı. Ancak hayata tutunamadı.

Naci el-Ali

En ünlü El Fetih lideri Ebu Cihad, 16 Nisan 1988'de Tunus'taki evinde Mossad tarafından öldürüldü.

Ünlü bir Filistinli karikatürist olan 49 yaşındaki el-Ali, 22 Temmuz 1987'de bir Kuveyt gazetesinin Londra ofisinin önünde vuruldu. Naci el-Ali 29 Ağustos 1987'de aldığı yaralardan dolayı hastanede ölecekti.

İlk soruşturmalar, İşgal Altındaki Kudüs'ten genç bir Filistinlinin tutuklanmasına yol açtı. Filistinli genç, önce FKÖ için çalıştığını söyledi ancak daha sonra Mossad için de çalıştığını itiraf etti. Başka bir deyişle çifte ajandı. Her iki kuruluş da Naci el-Ali'nin suikastıyla ilgili herhangi bir şeyi reddetti.

İsrail'in Scotland Yard'la iş birliği yapmaması, el-Ali'yi öldürmeyi planlayan iki ajanın idarecileri olduğu belirlenen üç diplomatın Londra'dan sınır dışı edilmesine yol açacaktı. Dönemin Başbakanı Margaret Thatcher, Mossad'ın Palace Green, Kensington'daki ofisini kapattı; bu da, herhangi bir açıklama yapılmadan, bu suçun arkasında İsrail'in de olduğunu ima ediyor.

 

Halil el-Vezir (Ebu Cihad)

Vezir, El Fetih liderleri arasında en ünlüsü. Pek çok kişinin Yaser Arafat'ın halefi olacağını düşündüğü kişi.16 Nisan 1988 sabahı Tunus’taki evinde Mossad tarafından öldürüldü. Onun öldürülmesi, Filistin direnişindeki uzun geçmişine, özellikle de alevleri Aralık 1987'den bu yana hala yanan Birinci İntifada ateşindeki önemli rolüne misilleme olarak gerçekleşti. İsrail Başbakanı Yitzhak Shamir Vezir’in tasfiyesini emretti ve görevi 1973 Beyrut suikastlarının sorumlusu Ehud Barak'a verdi. İsrail komando timi hava desteğiyle Tunus kıyılarına ulaştı ve Vezir’in ikamet ettiği yere doğru hareket etti. Tim elemanlarından biri güvenlik görevlisinin yanına geldi, turist olduğunu söyleyerek cebinden bir harita çıkardı ve bir adres sordu.

Halil el-Vezir
Halil el-Vezir

Güvenlik görevlisi haritaya baktığı sırada öldürüldü ve İsrailliler silahlarla eve girerek Ebu Cihad dahil olmak üzere onun çok sayıda çalışanı ve arkadaşını öldürdü. Ebu Cihad, intikam duygusuyla bedenine elli iki kurşun sıkılarak öldürüldü.

Atıf Besiso

FKÖ ile Batılı istihbarat servisleri arasındaki güvenlik irtibat görevlilerinden biriydi. 8 Haziran 1992 akşamı Fransa'nın başkenti Paris'te suikasta kurban gitti. Lübnanlı arkadaşlarıyla akşam yemeğinden sonra otele dönerken bir Mossad mensubu onu durdurdu ve kafasına üç el ateş etti.

Atıf Besiso
Atıf Besiso

Fethi eş-Şikaki

İslami Cihad Hareketi'nin kurucu Genel Sekreteri olan Şikaki, 26 Ekim 1995'te Malta'nın Selime kasabasındaki Diplomat Oteli önünde Mossad tarafından şehit edildi. İki Mossad üyesi Libya'dan Şam'a dönerken Şikaki’yi silahla vurup öldürdü.

Fethi eş-Şikaki
Fethi eş-Şikaki

Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir.



Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
TT

Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’da kapsamlı barış planının başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair tartışmalar sürerken, özellikle Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmeyeceğini düşünen çevreler planın uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Bu kesimler, İsrail hükümetinin de bu durumu, süreci bütünüyle sekteye uğratmak için kullanabileceğini ve müzakereleri zorlaştıracak çok sayıda ağır şart öne sürebileceğini savunuyor. Buna karşılık ABD yönetimine yakın isimler ise iyimser mesajlar veriyor. Projede kilit sorumluluklar üstlenen üç İsrailli yetkili de bu isimler arasında yer alıyor.

Söz konusu isimler, ABD Başkanı’nın planın başarıya ulaşması konusunda kararlı olduğunu ve sürecin sabote edilmesine izin vermeyeceğini vurguluyor. Ayrıca şimdiye kadar atılan adımların, biriken engellere rağmen ‘umut verici’ olduğunu ifade ediyorlar.

dvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, toplu iftar yapan yerinden edilmiş aileler, 21 Şubat 2026 (AFP)

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, ABD ekibi tarafından görevlendirilen ve İsrail’i resmen temsil etmeyen İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, sürecin artık geri dönülmez biçimde başladığını aktardı. Yetkililer, Mısır, Türkiye ve Katar’ın Hamas’ı iş birliğine ikna etmek için etkili bir rol üstlendiğini ifade etti.

Gazete, İsrail’in siyasi ve askeri liderliğinde birçok ismin Trump’ın vizyonuna ve bu vizyona inanan danışmanları Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın planı fiilen hayata geçirme kapasitesine kuşkuyla yaklaştığını yazdı. Söz konusu iki ismin, planın uygulanma mekanizmalarını oluşturmak ve başarıya ulaştırmakla görevlendirildiği belirtildi.

Buna karşılık Barış Konseyi’nde yer alan İsrailli yetkililer (İş insanı Yakir Gabay, teknoloji sektörü yöneticisi Liran Tancman ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ABD koordinasyon merkezindeki temsilcisi Michael Eisenberg) Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmesi ve Filistinlilerin okul müfredatını ‘barış ve hoşgörü kültürünü’ esas alacak şekilde değiştirmesi halinde Trump’ın projesinin ‘Gazze Şeridi’ni gerçek bir rivieraya dönüştürmek için tarihi bir fırsat’ olacağını savundu.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre yetkililer, projenin arkasında ‘engellenmesi zor, sağlam, profesyonel ve dengeli bir çekirdek oluşturan’ Amerikalı, Arap ve uluslararası isimlerden oluşan bir kadronun bulunduğunu ifade etti.

Ancak aynı yetkililer, Hamas’tan talep edilen hususun ‘taviz verilemeyecek belirleyici unsur’ olduğuna da dikkat çekti.

İlk görev

Barış Konseyi üyesi Yakir Gabay, projenin uygulanmasına ilişkin vizyonunu açıklarken, “İlk görev 70 milyon ton moloz ve patlayıcı kalıntısını temizlemek, geri dönüştürülebilecek malzemeleri değerlendirmek, yüzlerce kilometrelik tüneli yıkıp doldurmak ve Gazze sakinleri için dayanıklı çadırlar ile konteynerlerden oluşan geçici konutları hızla organize etmek olacak. Bu adımlar, altyapı ve konut inşasıyla eş zamanlı yürütülecek” dedi.

dfvfdv
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, yerinden edilmiş kişiler için kurulan çadırlar (AFP)

Gabay, modern hastaneler, okullar, fabrikalar, tarım alanları, karayolu ve demiryolu ağları, enerji, su ve veri merkezleri ile bir liman ve havaalanı inşasını içeren ayrıntılı bir plan hazırlandığını belirtti.

Ortadoğu’da milyonlarca konut inşa etmiş deneyimli müteahhitlerin projeye dahil edileceğini kaydeden Gabay, ‘uygun maliyetli’ konut üretimi için finansmanın hazır olduğunu, yüz binlerce kişiye istihdam sağlanacağını ifade etti.

Konut ve iş alanlarının yanı sıra 200 otelin inşasının da planlandığını açıkladı.

Gabay ayrıca, bu çerçevede Jared Kushner’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Gazze’de Ali Şaas liderliğinde kurulan teknokrat hükümete ve yolsuzlukla mücadele konusunda sağlanan mutabakata dayandıklarını söyledi.

Yüksek teknoloji girişimcisi ve hükümete bağlı siber merkez danışmanı Liran Tancman ise Amerikalı, Arap ve Filistinli taraflarla iş birliği içinde modern teknolojik çözümler geliştirilmesini öngören bir planın uygulanmasından sorumlu olduğunu belirtti. Gazze Şeridi’nde internet altyapısının 2G’den beşinci nesil teknolojiye yükseltileceğini ve hizmetin halka ücretsiz sunulacağını vaat eden Tancman, Gazze Şeridi’nde üretilen mal ve ürünlerin yurt dışına ihracı için modern mekanizmaların oluşturulduğunu da açıkladı.

Yeni bir çağ

İsrailli yetkililer, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptıkları açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imar planının fiilen Refah’ta başladığını ve üç yıl süreceğini bildirdi. İsrail’in halihazırda moloz temizleme çalışmalarını yürüttüğünü belirten yetkililer, ilk aşamada 500 bin kişiyi barındıracak 100 bin konut inşa edileceğini, yalnızca altyapı maliyetinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti. Hedefin, Gazze Şeridi’ndeki tüm vatandaşlar için 400 bin konut inşa etmek olduğu; altyapı için 30 milyar dolar ve yeniden inşa için aynı tutarda kaynak öngörüldüğü kaydedildi.

vfdvfd
Gazze şehrindeki er-Rimal Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş bir kadın, seyyar su tankerlerinden doldurduğu iki su kabını taşıyor, 21 Şubat 2026 (AFP)

Gazete, Barış Konseyi’nden üst düzey bir üyenin, “Hamas planla olumlu şekilde etkileşime girerse bunun iyi bir karşılığı olur. İsrail’de liderleri için af çıkabilir, hatta silahları para karşılığında satın alınabilir. En önemlisi, Gazze ve halkı dünyaya açık ve bağlantılı yeni bir döneme geçer” ifadelerini aktardı.

Öte yandan The Times of Israel’e konuşan bir ABD’li yetkili, Yedioth Ahronoth’ta yer alan bilgilerin büyük bölümünü doğruladı. Yetkili, “Hamas silah bırakmayı kabul etmeden fon akışı başlamaz. Ancak İsrail’in de olumlu bir tutum sergilemesi gerekecek” dedi.

The Times of Israel’e konuşan bir Arap diplomat ise “Ortadoğu’da kibir tehlikeli olabilir” uyarısında bulunarak, ABD’nin Gazze’nin yeniden inşasını ve bölgede yeni bir teknokrat hükümet kurulmasını kapsayan planının ikinci aşamasının başarıya ulaşması için hem İsrail hem de Hamas üzerindeki sürekli baskının gerekli olacağını söyledi.

Bölgesel arabulucuların Hamas ile yürüttüğü silahsızlanma görüşmelerine de vakıf olduğu belirtilen diplomat, Washington’un bu konuda bir anlaşmaya varılabileceğine inanması için gerekçeler bulunduğunu aktardı.

Ancak diplomat, silahsızlanma sürecinin zaman alacağını ve Hamas’ın bazı üyelerinin, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi gözetimindeki kamu sektörüne entegre edilmesini gerektireceğini ifade etti. İsrail’in bu çerçeveye karşı çıkmasının muhtemel olduğunu belirten diplomat, Tel Aviv yönetiminin söz konusu komitenin başarısını kolaylaştıracağı konusunda da ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdi.


Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat gazetesine verdiği demeçte, ‘Beşli Komite’deki büyükelçilerin 10 Mayıs'ta yapılması planlanan meclis seçimlerinin ertelenmesinden yana olduklarını belirterek “Onlara bunu reddettiğimi ve (Beşli Komite'den) diğer büyükelçilere de teknik olarak parlamento seçimlerinin ertelenmesini veya parlamentonun görev süresinin uzatılmasını desteklemediğimi bildirdim” dedi.

Berri, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Meclisin teknik nedenlerle ertelenmesi veya uzatılması konusunda beni kişisel olarak suçlamaya çalışanları engellemek için seçimlere ilk aday olan bendim. Bu yüzden hem ülke içinde hem de dışında ilgili kişilere, son dakikaya kadar bu konuyu takip edeceğime dair bir mesaj vermek istedim.”

 (Lübnan'ın doğusunda) Bekaa Vadisi’nin orta kesimlerindeki ve kuzeyindeki beldeleri hedef alan İsrail saldırılara değinen Berri, tüm bunları ‘Lübnan'ı Tel Aviv'in koşullarını kabul etmeye zorlamayı amaçlayan yeni bir savaş’ olarak nitelendirdi.


DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
TT

DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)

Suriye Savunma Bakanlığı dün, DEAŞ’ın açıklamasından birkaç saat sonra, Rakka'nın kuzey kırsalında kimliği belirsiz kişiler tarafından düzenlenen saldırıda bir askerin ve bir sivilin öldüğünü duyurdu.

DEAŞ tarafından yapılan açıklamada, Suriyeli yetkililere karşı ‘yeni bir saldırı aşaması’ başlatıldığı duyuruldu. Suriye'nin doğusunda düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlenen DEAŞ, terör eylemlerini artırdı.

DEAŞ, cumartesi günü geç saatlerde yayınlanan bir sesli mesajda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'ya saldırarak, onun kaderinin de devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed'in kaderine benzeyeceğini öne sürdü. Mesajda, dünyanın dört bir yanındaki DEAŞ destekçilerini önceki yıllarda yaptıkları gibi Yahudi ve Batılı hedeflere saldırı çağrısı yapıldı.