Suriye’nin kuzeydoğusundaki Özerk Yönetim adını değiştiriyor

Özerk Yönetim, kontrol alanlarını idari bölge olarak birleştiriyor.

Demokratik Özerk Yönetim yetkilileri çarşamba günü Rakka’da bir araya gelerek yeni toplumsal sözleşmeyi duyurdu.
Demokratik Özerk Yönetim yetkilileri çarşamba günü Rakka’da bir araya gelerek yeni toplumsal sözleşmeyi duyurdu.
TT

Suriye’nin kuzeydoğusundaki Özerk Yönetim adını değiştiriyor

Demokratik Özerk Yönetim yetkilileri çarşamba günü Rakka’da bir araya gelerek yeni toplumsal sözleşmeyi duyurdu.
Demokratik Özerk Yönetim yetkilileri çarşamba günü Rakka’da bir araya gelerek yeni toplumsal sözleşmeyi duyurdu.

Suriye’nin kuzeydoğusundaki Özerk Yönetim Genel Konseyi, toplum sözleşmesinin değiştirilmiş bir versiyonunu dün onaylayarak idari yapılarında temel değişikliklere gidildiğini duyurdu. Konsey ayrıca, bir dizi yeni kanunu onaylayarak resmi ismini Kuzey ve Doğu Suriye Bölgesinde Demokratik Özerk Yönetim olarak değiştirdi ve yedi sivil idaresini Şam hükümetinden ayrı bir birleşik idari bölge çerçevesinde birleştirme yönünde harekete geçti.

Eski yapı, Halep’in doğu kırsalındaki Münbiç ve Rakka vilayetinin güney kırsalında yer alan Tabka şehirlerinin yanı sıra Fırat Nehri’nin doğusundaki dört vilayet arasında dağılmış yedi bölge ve sivil idareden oluşuyordu.

Toplumsal Sözleşme’nin yazılması ve taslağının hazırlanmasından sorumlu genişletilmiş komitenin üyesi olan Fevza Yusuf, Şarku’l Avsat’a şu açıklamada bulundu:

“Sözleşme, yerel düzenleyici bir anayasa ve toplum üyeleri ile özyönetim yapısı arasında, yetkilerini ve bu alanları yöneten yönetimlerle ilişkilerini belirleyen örtülü bir anlaşma görevi görüyor. Yüzölçümünün ülke yüzölçümünün yaklaşık üçte biri olduğu tahmin ediliyor. Askeri olarak ABD liderliğindeki uluslararası koalisyon tarafından desteklenen Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolü altındadır.” 

Kuzey ve Doğu Suriye Halk Konseyi

Kürt yetkili, yeni toplum sözleşmesinin formülünün yönetimin geliştirilmesi ve yıllardır yürürlükte olan sistem ve yasaların birleştirilmesine dayandığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Rakka ve Deyrizor gibi bazı yönetimlerin oluşması, bölgenin DEAŞ çetelerinin pençesinden kurtarılması ve bölgenin içinde bulunduğu siyasi durum nedeniyle, halk seçimlerini yapma imkanının kalmaması üzerine imdat olarak geldi.”

Bu ve yönetimin dün onayladığı toplumsal sözleşme, Kuzey ve Doğu Suriye Halk Konseyi’ne dönüşen Genel Konsey’in onayından sonra yürürlüğe girecek. Ayrıca Yürütme Konseyi’ne değil, doğrudan Halk Meclisi’ne rapor verecek olan Genel Gözetim Kurumu kuruldu. Geçtiğimiz yıllarda etki alanlarında biri Haseke vilayetinin Kamışlı şehrinde Rojava Üniversitesi, Rakka şehrinde Şark Üniversitesi ve Ayn el-Arap kasabasında Kobani Üniversitesi olmak üzere üç üniversitenin kurulmasıyla Üniversiteler Yüksek Konseyi oluşturuldu.

Yusuf konuya ilişkin şunları söyledi:

“Komitenin dayandığı anayasal referans ve kaynaklar, coğrafi yakınlığı nedeniyle Irak ve İsviçre gibi federal sisteme sahip ülke modellerine dayanıyordu. Ancak biz, Suriye anayasasına güvenmedik. Merkezi bir söylem taşıyor ama biz bunu hukuki açıdan detaylı olarak inceledik.”

Yusuf açıklamasında yeni sözleşmede özetlenen yaklaşımın üç noktaya dayandığını belirtti:

“Birincisi evrensel hak ve özgürlük ilkelerini benimsemek, ikincisi en adil ve eşit küresel demokratik deneyimlerden yararlanmak, üçüncüsü ise hiçbir deneyimi taklit etmemektir.”

Sözleşmede ayrıca tüm para transferi ve bankacılık ofisleri ve şirketlerini kendisine tabi tutacak merkezi bir kasa ve ödemeler ofisinin kurulması da öngörülüyor. Toplum sözleşmesini korumak için yüksek anayasa mahkemesi görevi görecek bir Yüksek Mahkeme de kurulacak.

Siyasi itirazlar

En önde gelen Kürt siyasi partilerinden biri olan PYD (Suriye Demokratik Birlik Partisi), 2014 yılının başından bu yana ortak Arap, Hıristiyan ve Kürt siyasi parti ve partileriyle ittifak yürütüyor. Bu özerk yönetim, uzun süredir hem Suriye hükümeti hem de muhalefet tarafından atılan adımların ülkeyi bölmenin başlangıcı olacak bir oldu bitti dayatılmasına yol açmakla suçlanıyor.

Ancak Fevza Yusuf, bu açıklamaları yalanlıyor:

“Sözleşmenin önsözünde, sonuç kısmında ve birçok maddesinde, Suriye topraklarının birliğini destekleyen, kuzeydoğunun ülke topraklarının ve halkının birliğinin ayrılmaz bir parçası olduğu temel ilkelerini belirledik.”

Yusuf ayrıca, yeni sözleşmeye dahil olan, bir rızaya dayalı bir anayasanın kabul edilmesini öngören maddelerin bulunduğunu belirterek bu sözleşmenin genel ulusal çıkarların yararına değiştirileceğini ifade etti.

Ancak Özerk Yönetim’in bölgede faaliyet gösteren diğer siyasi parti ve kuruluşlarla istişare ve fikir birliği olmaksızın attığı adımlara siyasi itirazlar yöneltildi. Öyle ki Muhalefetteki Kürt Ulusal Konseyi Başkanı Nimet Davud, yaptığı basın açıklamasında, bu yönetime ve Fırat’ın doğusundaki büyük kentsel alanları yöneten mevcut yapılara baktıklarını belirterek, “Ortaklığı kabul etmeyen bir otorite olarak gören yönetim yetkililerinin aksine, bölgenin tüm bileşenlerinin katılımına ihtiyaç duyan bir yönetimdir” dedi.

Kürt Konseyi, muhalefetteki Suriye Koalisyonu ve müzakereler için Yüksek Müzakere Komitesi saflarına bağlı Kürt partilerini içeren geniş bir siyasi ittifak olarak biliniyor. Başkanı, konseyin, bölgeyi yönetmek için gerçek bir ortaklık kurmak amacıyla Özerk Yönetim’i oluşturan ulusal birlik partileriyle müzakereleri sürdürmeye hazır olduğunu ifade etti. Ayrıca Suriye’nin kuzeydoğusunun ‘tüm halkını ve bileşenlerini temsil eden katılımcı bir yönetim kurulmasına’ yol açacak her türlü Kürt- Kürt diyaloğuna katılmaya açık olduklarını kaydetti.



Hamas, Washington'u İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına “koruma” sağlamakla suçluyor

Güçlü rüzgar ve yağmur nedeniyle Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta çadırı yıkılan Filistinli bir kadın bebeğiyle (EPA)
Güçlü rüzgar ve yağmur nedeniyle Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta çadırı yıkılan Filistinli bir kadın bebeğiyle (EPA)
TT

Hamas, Washington'u İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına “koruma” sağlamakla suçluyor

Güçlü rüzgar ve yağmur nedeniyle Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta çadırı yıkılan Filistinli bir kadın bebeğiyle (EPA)
Güçlü rüzgar ve yağmur nedeniyle Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta çadırı yıkılan Filistinli bir kadın bebeğiyle (EPA)

Bir Hamas yetkilisi dün, İsrail ile Filistin hareketi arasındaki ateşkes anlaşmasına rağmen perşembe günü 13 kişinin öldüğü saldırıların ardından ABD'yi İsrail ordusuna “koruma” sağlamakla suçladı.

Gazze sivil savunma yetkililerine göre, perşembe günü Filistin topraklarına düzenlenen İsrail saldırılarında 5’i çocuk olmak üzere en az 13 kişi hayatını kaybetti.

Hamas siyasi büro üyesi Basim Naim, Telegram üzerinden yaptığı paylaşımda, bunun “Amerikan koruması veya yeşil ışık olmadan gerçekleşemeyeceğini” ifade etti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre çarşamba günü iki Hamas yetkilisi, hava koşulları nedeniyle iki haftalık aradan sonra Gazze'de rehine Ran Gvili'nin cesedinin aranmasına yeniden başlandığını doğruladı.

Gazze'de 10 Ekim'de ateşkes yürürlüğe girdi, ancak o günden bu yana ateşkesin birçok kez ihlal edilmesi ile 425 kişiden fazla Filistinli öldürüldü. İsrail ordusu, aynı dönemde silahlı kişiler tarafından 3 askerinin öldürüldüğünü açıkladı.


İsrail ordusu, Gazze'deki Hamas unsurlarını ve altyapıyı hedef aldığını duyurdu

Gazze Şeridi'ne düzenlenen İsrail hava saldırılarında öldürülen akrabalarının ardından gözyaşı döken Filistinli bir kadın (AFP)
Gazze Şeridi'ne düzenlenen İsrail hava saldırılarında öldürülen akrabalarının ardından gözyaşı döken Filistinli bir kadın (AFP)
TT

İsrail ordusu, Gazze'deki Hamas unsurlarını ve altyapıyı hedef aldığını duyurdu

Gazze Şeridi'ne düzenlenen İsrail hava saldırılarında öldürülen akrabalarının ardından gözyaşı döken Filistinli bir kadın (AFP)
Gazze Şeridi'ne düzenlenen İsrail hava saldırılarında öldürülen akrabalarının ardından gözyaşı döken Filistinli bir kadın (AFP)

İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nde düzenlediği bir operasyon sırasında hayatını kaybeden Hamas mensuplarının isimlerini duyurdu.

Ordudan yapılan açıklamaya göre, Hamas’ın tanksavar roket sisteminden sorumlu komutanı Kemal Abdurrahman Muhammed Avvad ile hareketin üretim atölyesinin sorumlusu Ahmed Sabit öldürüldü.

Açıklamada ayrıca, Hamas’a bağlı Nuseyrat Tugayı’nın seçkin birliğinde yer alan ve 7 Ekim 2023’teki saldırıya katıldığı belirtilen Ahmed Abdulfettah Said Macdelavi’nin de hedef alındığı bildirildi.

İsrail ordusu, operasyonlar kapsamında Hamas’a ait sekiz roket fırlatma noktası, iki silah üretim tesisi ve üç silah deposu dahil olmak üzere çeşitli altyapı unsurlarının vurulduğunu kaydetti.

Ayrıca, Gazze Şeridi’nin kuzeyine düzenlenen ayrı bir hava saldırısında, Hamas’a ait bir komuta ve kontrol merkezinde faaliyet gösterdikleri belirtilen dört kişinin hedef alındığı ifade edildi.


İsrail, Lübnan'a yönelik “büyük saldırı”dan vazgeçti

İsrail bayrağı... 14 Ağustos 2025 tarihinde işgal altındaki Batı Şeria'da, Ma'ale Adumim İsrail yerleşim yerinin bir kısmı arka planda görülüyor (Reuters)
İsrail bayrağı... 14 Ağustos 2025 tarihinde işgal altındaki Batı Şeria'da, Ma'ale Adumim İsrail yerleşim yerinin bir kısmı arka planda görülüyor (Reuters)
TT

İsrail, Lübnan'a yönelik “büyük saldırı”dan vazgeçti

İsrail bayrağı... 14 Ağustos 2025 tarihinde işgal altındaki Batı Şeria'da, Ma'ale Adumim İsrail yerleşim yerinin bir kısmı arka planda görülüyor (Reuters)
İsrail bayrağı... 14 Ağustos 2025 tarihinde işgal altındaki Batı Şeria'da, Ma'ale Adumim İsrail yerleşim yerinin bir kısmı arka planda görülüyor (Reuters)

Siyasi ve askeri kaynaklara göre, İsrail şu anda Lübnan'a karşı “büyük bir saldırı” fikrinden vazgeçiyor ve “şiddetli ancak sınırlı saldırılar” ile yetinmeye karar verdi.

Dün günü güney ve Bekaa vadisini hedef alan saldırılar, Lübnan ordusunun Hizbullah'ı silahsızlandırma konusundaki “yetersiz” çabalarını öven Başbakan Binyamin Netanyahu'nun açıklamalarına ordunun verdiği yanıttı. Bu saldırılar aynı zamanda Lübnan hükümetinin bu görevin ilk aşamasını tamamladığını duyurmasına da bir yanıt niteliğindeydi.

Öte yandan, Avrupa Konseyi Başkanı António Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen başkanlığındaki bir Avrupa heyeti, Lübnan'daki yetkilileri ziyaret ederek devlet kurumlarına ve gerçekleştirilen reformlara desteklerini teyit etti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre heyet, Hizbullah'ın tamamen silahsızlandırılması gerektiğini ve “silahlı milislere yer olmadığını” vurguladı. Heyet ayrıca İsrail ile diyalog başlatma çabalarını da memnuniyetle karşıladı.