Filistin davasının tartışmalı hale gelen sembolü: Kefiye

Yüzlerini kefiyeyle kapatan göstericiler Saraybosna'da Filistin halkına destek yürüyüşüne katıldı. - Bosna-Hersek, 10 Aralık 2023 (AP)
Yüzlerini kefiyeyle kapatan göstericiler Saraybosna'da Filistin halkına destek yürüyüşüne katıldı. - Bosna-Hersek, 10 Aralık 2023 (AP)
TT

Filistin davasının tartışmalı hale gelen sembolü: Kefiye

Yüzlerini kefiyeyle kapatan göstericiler Saraybosna'da Filistin halkına destek yürüyüşüne katıldı. - Bosna-Hersek, 10 Aralık 2023 (AP)
Yüzlerini kefiyeyle kapatan göstericiler Saraybosna'da Filistin halkına destek yürüyüşüne katıldı. - Bosna-Hersek, 10 Aralık 2023 (AP)

İsrail ile Hamas savaşçıları arasında Gazze'de savaş devam ederken, Filistinlilerin meşhur başörtüsü siyah beyaz renkleri ile ‘kefiye’, dünya çapında Filistin davasıyla dayanışmanın sembolü haline geldi. Ancak Reuters'e göre bu, kefiye (Kufiyye) giyenler için bir sorun teşkil ediyor.

İsrail destekçileri damalı puşinin bir provokasyonu temsil ettiğine ve terörizm olarak gördükleri şeye desteğin bir işareti olduğuna inanıyor.

Binlerce kişi, Britanya'da ve diğer yerlerdeki büyük protestolar sırasında Filistinlilere destek ifadesi ve ateşkes talebi için kefiye taktı.

Ancak aktivistler, Filistin yanlısı protestolara müdahale eden Fransa ve Almanya'daki polisin, onları yerleştiren kişileri uyardığını, para cezasına çarptırdığını veya gözaltına aldığını söylüyor.

Fotoğraf Altı: Filistin asıllı Suriyeli şair Rami el-Aşık (34 yaşında), dövme sanatçısı Tana Tur tarafından koluna Filistin kefiyesinin renkleri olan siyah beyaz dama tahtası şeklinde bir dövme yaptırdı. Berlin – Almanya, 13 Aralık 2023 (Reuters)
Filistin asıllı Suriyeli şair Rami el-Aşık (34 yaşında), dövme sanatçısı Tana Tur tarafından koluna Filistin kefiyesinin renkleri olan siyah beyaz dama tahtası şeklinde bir dövme yaptırdı. Berlin – Almanya, 13 Aralık 2023 (Reuters)

Berlin'de yaşayan koluna kefiye şeklinde bir dövme yaptıran Filistin ve Suriye kökenli şair Rami el-Aşık, bu sorunun üstesinden gelmenin bir yolunu bulduğuna inanıyor.

Aşık, Reuters’a şu açıklamada bulundu:

“Kefiye kriminalize ediliyor. İnsanlar bir yere girmek istediklerinde onu çıkarmaları isteniyor. Bir karar verdim. Artık kefiyeyi çıkarmamı istediklerinde kolumu kesmeleri gerekiyor. Bu kararı kendi irademle aldım. Dövme sanatçısı eserine son rötuşları yaparken, ben öfkemin ve kültürümün kriminalize edilmesini kutluyordum. Çok güzel. Bize öldürülen onca insanı asla unutmamamız gerektiğini hatırlatıyor.”

Fotoğraf Altı: Dövme sanatçısı Tana Tur, Filistin asıllı Suriyeli şair Rami el-Aşık’a kefiye dövmesi yaptı. Berlin - Almanya'da 13 Aralık 2023 (Reuters)
Dövme sanatçısı Tana Tur, Filistin asıllı Suriyeli şair Rami el-Aşık’a kefiye dövmesi yaptı. Berlin - Almanya'da 13 Aralık 2023 (Reuters)

Ancak Alman menşeli ‘Süddeutsche Zeitung’ gazetesi kefiyeyi ‘sorunun özü’ olarak tanımladı. Filistin yanlısı Alman göstericilerin bunun yerine Nazi üniforması giymesini önerdi.

İsrail destekçileri şöyle diyor:

“Bu, İsrail'in Gazze saldırısına yol açan, 7 Ekim'de Hamas savaşçılarının sınır ötesi saldırısında öldürülen çoğu sivil bin 200 İsraillinin göz ardı edildiğini gösteriyor.”

Filistin destekçileri ise saldırıda 18 binden fazla kişinin öldüğünü ve İsrail'in Filistin topraklarını işgalinin devam ettiğini belirtiyor. Bu gerilimli atmosferde şiddet eylemleri yaşandı. Geçen ay ABD'nin Vermont kentinde, ikisi kefiye (Kufiyye) takan Filistin kökenli üç üniversite öğrencisi vuruldu. Bu olay sonucunda biri felç oldu.

Fotoğraf Altı: Beyrut'taki Burc el-Baracne Mülteci Kampı’nda Gazze ve Filistin halkıyla dayanışma amacıyla grev çağrısına yanıt olarak kefiye giyildi. Lübnan, 11 Aralık 2023 (Reuters)
Beyrut'taki Burc el-Baracne Mülteci Kampı’nda Gazze ve Filistin halkıyla dayanışma amacıyla grev çağrısına yanıt olarak kefiye giyildi. Lübnan, 11 Aralık 2023 (Reuters)

Devrimin sembolü

Kefiye, uzun süredir Filistin milliyetçiliğinin bir sembolü oldu. Bu simge, onsuz nadiren fotoğraf çekilen merhum Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) lideri Yaser Arafat tarafından somutlaştırıldı. Kendisi kefiyeyi, tarihi Filistin'in şeklini tasvir edecek şekilde katlardı.

Tasarım tarihçisi Anu Lingala, Reuters'e şunları söyledi:

“Kumaş, 1936-1939 yılları arasında İngiliz yönetimine karşı süren devrimde, kırsal kesimdeki savaşçıların yüzlerini kumaşla kapatmasıyla ilk kez siyasi önem kazandı. Bu, ‘birleşik direnişi" gösterdi.”

Beyaz ve siyah işleme, Filistin milliyetçiliğinin önemli bir sembolü haline gelen puşinin geleneksel bir deseni. Bu desen, 1950'lerde, İngiliz komutan General John Glubb tarafından, Arap Lejyonu'ndaki Filistinli askerler için, onları kırmızı ve beyaz desenli giyinen Ürdünlü askerlerden ayırmak için tasarlandı.

Daha sonra 1969'da bir Amerikan TWA uçağını kaçıran Leyla Halid gibi Filistinli savaşçılar tarafından giyildi. Afrika Ulusal Kongresi'nin Filistin Kurtuluş Örgütü'ne yakın olduğu Güney Afrikalı Apartheid karşıtı lider Nelson Mandela bazen kefiye giyiyordu.

1967-1993 yılları arasında İsrail işgali altındaki Batı Şeria ve Gazze'de Filistin bayrağının çekilmesinin yasaklanmasıyla kefiye, bir Filistin devleti kurma mücadelesinin sembolü haline geldi.

Şair Rami el-Aşık, şunları söyledi:

"İngiliz sömürgeciliğine karşı isyancıların kimliğini gizlemek için kullanılan şey, artık bu kimliği gösteren bir sembol haline geldi."

Fotoğraf Altı: 20 Kasım 2023'te işgal altındaki Batı Şeria'nın El Halil kentinde Filistin kefiyesi üreten bir tekstil fabrikası. (AFP)
20 Kasım 2023'te işgal altındaki Batı Şeria'nın El Halil kentinde Filistin kefiyesi üreten bir tekstil fabrikası. (AFP)

Kefiyeye talep arttı

İsrail'in Gazze'yi işgalinin başlangıcından bu yana, Filistin topraklarındaki son kefiye fabrikası olan el-Harbavi Fabrikası'nın internet sitesinden kefiye siparişleri arttı.

Şirketin Avrupa'daki ortağı Nail el-Kasis, Reuters'e şu açıklamada bulundu:

“Aylık beş bin kefiye üretim kapasitesiyle, kefiyeye ilgi duyduğunu ifade eden 150 bin kişinin birikmiş siparişlerinin yerine getirilmesinin yıllar alacağı anlamına geliyor.”

Berlin'deki oryantal dekorasyon mağazalarından birinde satıcı olan Louay Hayatla da “Gazze savaşı talebin yüzde 200 artmasına neden oldu” dedi. Mağazası, vitrinine astığı Filistin bayrağı nedeniyle polisin dikkatini çeken Hayatla, “Suriye'den iki hava sevkiyatı almak zorunda kaldık” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Berlin ve Paris’teki polisler, yüzü kapatmadığı sürece kefiye giymek yasalara aykırı olmadığı görüşünde. Ancak Berlin polisi kamu güvenliğinin yakın bir tehlike altında olduğuna inanıyorlarsa kısıtlamalar getirebileceğini ifade etti. Ayrıca açık hava toplantılarını yasaklayabileceklerini ve buna kefiyenin yasaklanması da dahil olabileceğini duyurdu. Paris polisi belirli vakalar hakkında yorum yapmaktan kaçındı.

Polis, geçtiğimiz kasım ayında Gassan Mazugi'yi Paris'te bir yürüyüşten çıkarken durdurup, omuzlarına örttüğü kırmızı kefiyeyi çıkarmasını istedi. 39 yaşındaki bilgisayar programcısı, “Sessizdiler ama mesaj açıktı... Onu çıkarmazsan, gidemezsin” dedi.

Polis, bilim insanı olan Yüsra Mesai'den (44 yaşında) Paris metrosuna binerken puşiyi çıkarmasını talep etti. Reddetmesi üzerine izinsiz protesto düzenlediği gerekçesiyle 30 euro para cezasına çarptırıldı. Mesai, “Şok oldum ve gözyaşlarına boğuldum. Bu bir sembol ve yapabileceğimiz en basit şey bu” dedi.



Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
TT

Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)

İran ile ABD-İsrail arasında süren savaşın ilk ayının sona ermesiyle birlikte, Husiler de çatışmalara dahil oldu. Örgüt, Tahran’a destek amacıyla İsrail’e karşı roket saldırıları başlattığını duyurdu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağları bilinen Husilerin bu müdahalesi, Yemen’deki dengelerde derin değişimlerin kapısını aralıyor. Analistler, bu adımın çatışma haritasının yeniden şekillenmesini hızlandırabileceğini ve Kızıldeniz kıyısındaki Hudeyde vilayeti ile limanının kurtarılması amacıyla olası askeri operasyonların yeniden başlamasına yol açabileceğini, hatta daha geniş kapsamlı etkiler doğurabileceğini belirtiyor.

Bu gelişmeler, Birleşmiş Milletler’in (BM) Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu’nu mart sonu itibarıyla sona erdirme kararıyla aynı döneme denk geliyor. Uzmanlar, bunun Batı sahili cephesinin yeniden silahlı çatışma alanına dönme ihtimalini güçlendirdiğini, bölgesel gerilimlerin tırmanması ve barış süreçlerinin yavaşlamasıyla bu riskin arttığını vurguluyor.

Bölgesel ve uluslararası endişeler, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kapatma ihtimaline de odaklanıyor. Bu adımın, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki hareketlerinin bir devamı niteliğinde olabileceği ve stratejik deniz geçitlerine baskıyı artıracağı değerlendiriliyor.

Askeri uzman Adnan el-Ceberni, “BM misyonunun çekilmesi ile Husilerin İran lehine yeni bir savaşa girmesi ve bunun Yemen ile bölge üzerindeki muhtemel etkileri, tüm olasılıkları açık bırakıyor” dedi.

El-Ceberni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Husilerin müdahalesinin, örgütün önceliklerinin ve hareket noktalarının esas olarak İran ve müttefikleriyle bağlantılı olduğunu gösterdiğini belirterek, bunun Yemen halkı ve çıkarları için ciddi bir tehdit oluşturduğunu, ayrıca bölge genelinde de riskleri artırdığını vurguladı.

efdvf
Husilerin bölgesel savaşa dahil olması, Hudeyde vilayetinin ve limanının kurtarılmasına yönelik olası bir operasyona yol açabilir. (Haber ajansları)

El-Ceberni, Husilerin iç politikada ciddi bir tıkanma ve izolasyon yaşadığını belirterek, “Halkın öfkesi ve toplumsal izolasyonları benzeri görülmemiş düzeylere ulaştı. Bu durum, onları dış çatışmalara daha fazla katılmaya zorluyor; bu da örgütün geleceği için yüksek maliyetli olabilir” dedi.

Avrupa Birliği (AB) misyonu ise Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde gemilere yönelik saldırılar düzenleme ihtimalini dışlamayarak, bu bölgeden geçen deniz taşımacılığı için dikkatli olunması uyarısında bulundu.

Öte yandan, BM çatısı altındaki Washington Yemen Araştırmaları Merkezi araştırmacısı Mervan Numan, Hudeyde şehrinin Husilerin elinden alınmasının zamanı geldiğini belirtti. Numan, 2022’de kurulan Başkanlık Konseyi’nin, Yemen krizinin çözümünün ya barış ya da savaş yoluyla olacağını ortaya koyduğunu vurguladı.

Numan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin yakın zamanda Kızıldeniz’de Husilerin tehditlerine karşı uluslararası bir koalisyon kurulmasını talep ettiğini ve bölgedeki yeni gelişmelerin Hudeyde’nin özgürleştirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti.

Numan, Husilerin DMO’nun yönlendirmesiyle İran’ın bölgesel istikrarı bozma ve genişleme hedeflerine hizmet etmesinin, örgütün sonunu hazırlayan adım olduğunu bildirdi.

dvde
Analistlere göre Husiler en kötü dönemini yaşıyor. (EPA)

Yemenli siyaset yazarı Hemdan el-Aliy, Stockholm Anlaşması’nın sona ermesi ve BM misyonunun çekilmesini, Yemenliler, bölge ve uluslararası toplum için Hudeyde’de devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve nihayetinde Sana’ya ulaşma açısından gerçek bir fırsat olarak değerlendirdi.

El-Aliy, Hudeyde ve limanının kurtarılmasının, Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki deniz geçitlerini Husilerin saldırılarından korumaya katkı sağlayacağını belirterek, “Görünüşe göre yeni bir karşılaşma söz konusu… Husilerin herhangi bir yeni ihlali, bu stratejik bölgenin kurtarılmasına yol açabilecek farklı bir aşamayı başlatabilir” dedi.

Yemenli siyaset analisti Abdullah İsmail ise Hudeyde ve Yemen’in diğer bölgelerinin kurtarılması mücadelesinin kaçınılmaz olduğuna dair çok sayıda gösterge olduğunu belirtti, ancak zamanlamanın kritik olduğunu vurguladı. İsmail, “Bana göre Hudeyde ve diğer bölgelerin kurtarılması savaşı gelecekte yaşanacak. Bunun zamanlaması, Husilerin güç toplamasından veya Yemenlileri manipüle etmesinden fayda sağlamalarını önleyecek bir dizi kriter ve düzenlemeye bağlı” ifadelerini kullandı.

İsmail, “Karşı karşıya olduğumuz değişkenler açık; belki de Yemen içindeki ayaklanma belirleyici olacak. Zira birçok kişi grubun kendi eliyle mezarını kazdığını düşünüyor” dedi.

Askerî açıdan ise Yemen Ortak Operasyonlar Komutanı Danışmanı Albay Muhammed Cabir, mevcut yerel ve bölgesel verilerin, ‘İran rejiminin projesiyle sert bir çatışmaya doğru gidildiğini’ gösterdiğini belirtti.

Cabir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Stockholm Anlaşması’nın siyasi ve askerî açıdan çökmesinin ardından Hudeyde ve Batı sahili cephesinin önümüzdeki günlerde açık çatışma alanına dönüşmesine dair net göstergelerin ortaya çıktığını ifade etti.

ervfe
 Batı sahilindeki Ulusal Direniş Güçleri’ne bağlı birlikler (Yemen ordusu)

Cabir, Husilerin 2026 başından itibaren benzeri görülmemiş bir askeri seferberlikle Batı sahilini İran rejiminin bölgesel çatışmalarında kullanılacak bir füze üssüne dönüştürmeyi ve Babu’l Mendeb’i siyasi pazarlık kartı olarak kullanmayı amaçladığını söyledi.

Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani’ye göre, son tırmanışla eş zamanlı olarak, geçtiğimiz hafta DMO liderleri ve uzmanları Sana’ya geldi.

Cabir, meşru hükümet ve askeri komite tarafından, Suudi Arabistan denetiminde yürütülen son hareketlerin, cepheleri ortak bir komuta altında birleştirmek, Husileri caydırmak ve limanları geri almak için ciddi hazırlıklar yapıldığını gösterdiğini belirtti.

Cabir, Husilerin kendi iradeleriyle bölgesel çatışmaya dahil olduklarını, kendilerini DMO ile bağlantılı operasyon odasının bir yürütme aracı olarak sunduklarını ve bölgesel çatışma önceliklerini Yemen’in ve Yemenlilerin çıkarlarının önüne koyduklarını vurguladı. Cabir, bu kararın Husileri hem Yemen halkıyla iç çatışmaya hem de bölgesel ve uluslararası çevreyle doğrudan karşı karşıya bırakacağını, bu durumun örgüt için sonu hızlandırabileceğini ifade etti.


Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, bölgedeki savaşı durdurabilecek tek kişinin ABD Başkanı Donald Trump olduğunu belirtti.

Sisi, Mısır Uluslararası Enerji Konferansı ve Fuarı (EGYPS) açılışında bölgedeki bu savaşı durdurabilecek tek kişinin Trump olduğunu ifade etti.

Sisi, arz eksikliği ve fiyat artışlarının etkisine dikkat çekerek, petrol fiyatının varil başına 200 doları aşabileceğine dair analistlerin endişeleri ve tahminlerin abartılı olmadığını vurguladı.

Sisi, Ortadoğu’daki karışıklıklar nedeniyle gübre kıtlığı ve bunun sonucunda küresel gıda güvenliği krizinin olası olduğunu söyledi. Sisi, “Zengin ülkeler bunu karşılayabilir, ancak orta gelirli ve kırılgan ekonomiler için bu durum ciddi istikrarsızlık yaratabilir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Sisi, Trump’ı Gazze’deki savaşı sona erdirmedeki rolünden ötürü övdü. Sisi, Kasım ayında Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde imzalanan ateşkes anlaşmasından önce de ABD Başkanı’nın tek çözümün kendisi olduğunu söylediğini hatırlattı.

 

Mısır, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kınayarak, bölgesel bir savaşın önlenmesi için diplomatik girişimlerde bulundu.

Buna karşılık, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi video konferansla yaptığı konuşmada uluslararası toplumu hayati deniz yollarını korumaya çağırdı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasını ve enerji altyapısına yönelik saldırılarını kınadı. Budeyvi, İran’ın agresyonunun tüm dünyayı tehdit ettiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump, ABD-İsrail savaşının “İran rejiminde değişim” sağladığını ve mevcut liderleri “çok mantıklı” olarak nitelendirdiğini söyledi. Trump, aynı zamanda İranlılarla bir “anlaşma” yapacağını da belirtti.

Trump, Financial Times’a verdiği röportajda, “İran petrolünü ele geçirmek istediğini” ifade ederek, İran’ın petrol ihracat merkezi olan Hark Adası’nı kontrol edebileceğini söyledi. Trump ayrıca, İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerin geçişine izin verdiğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD’nin aracılar üzerinden ilettiği müzakere mesajlarını “gerçekçi olmayan, mantıksız ve abartılı” olarak nitelendirdi.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed Ishak Dar, dün Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmelerin ardından, İslamabad’ın önümüzdeki günlerde ABD ve İran arasında “ciddi müzakerelere ev sahipliği yapmaya ve bunları kolaylaştırmaya hazır olduğunu” belirtti. Amaç, süregelen çatışmaya kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulmak.


Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
TT

Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyindeki Sur kentinde bir askeri kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında bir askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bu saldırı, Hizbullah ile İsrail arasında çatışmaların başlamasından bu yana ordu noktalarına yönelik ilk doğrudan hedef alma olarak kayda geçti.

Lübnan ordusu tarafından yapılan açıklamada, el-Amiriye bölgesinde, el-Kalile-Sur yolu üzerindeki bir kontrol noktasının hedef alındığı, saldırı sonucu bir askerin yaşamını yitirdiği ve diğer askerlerin yaralandığı belirtildi. Yaralı sayısına ilişkin detay verilmedi.

2 Mart’ta başlayan çatışmalardan bu yana Lübnan ordusu, güney ve doğu bölgelerinde görev yerleri dışında İsrail ateşi sonucu hayatını kaybeden sekiz asker için taziye açıklaması yayımladı.

Öte yandan, İsrail ordusunun yedi mahalle için tahliye uyarısı yapmasının ardından, bu sabah Beyrut’un güney banliyösüne hava saldırısı düzenlendi. Üç gün aradan sonra bölgeye gerçekleştirilen ilk saldırı sonrası hedef alınan noktadan dumanlar yükseldi. Sürekli saldırılar ve tahliye uyarıları nedeniyle bölge sakinlerinin büyük kısmının daha önce göç ettiği belirtildi.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Beyrut’ta Hizbullah’a ait olduğunu öne sürdüğü ‘altyapı hedeflerini’ vurduğunu bildirdi.

sdvsd
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (AFP)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, Beyrut’un güney banliyölerinde yaşayanlara acil tahliye uyarısında bulundu. Adraee, özellikle Haret Hreik, el-Gubeyri, el-Leyleki, el-Hadath, Burc el-Baracne, Tahvita el-Gadir ve eş-Şiyah mahallelerinin hedef alınabileceğini belirtti.

Adraee açıklamasında, “İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki farklı bölgelerde Hizbullah’a ait askeri altyapıyı hedef almaya devam ediyor. Size zarar vermek niyetinde değiliz, bu nedenle güvenliğiniz için derhal tahliye olmanız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’daki ‘tampon bölgeyi genişletme’ talimatı verdiğini duyurdu.

Netanyahu, yayımladığı video mesajda, “Lübnan’da mevcut tampon bölgenin daha da genişletilmesi için orduya talimat verdim” dedi. Bu adımın amacının, Hizbullah mensuplarının olası saldırı riskini tamamen ortadan kaldırmak ve sınır hattında tanksavar füzesi atışlarını engellemek olduğunu ifade etti.