Şarku'l Avsat Özel: İsrail'in rehineleri kurtarma operasyonlarının detayları

İsrail, rehineleri kurtarma operasyonlarında Gazze'nin içlerine sızan ve mezarlardan cesetler çıkaran gizli ajanlardan oluşan birimler kullandı

7 Ekim saldırısında rehin alınan ve Gazze'de tutulan İsrailli rehinelerin Tel Aviv'deki bir duvarda asılı olan resimleri (AFP)
7 Ekim saldırısında rehin alınan ve Gazze'de tutulan İsrailli rehinelerin Tel Aviv'deki bir duvarda asılı olan resimleri (AFP)
TT

Şarku'l Avsat Özel: İsrail'in rehineleri kurtarma operasyonlarının detayları

7 Ekim saldırısında rehin alınan ve Gazze'de tutulan İsrailli rehinelerin Tel Aviv'deki bir duvarda asılı olan resimleri (AFP)
7 Ekim saldırısında rehin alınan ve Gazze'de tutulan İsrailli rehinelerin Tel Aviv'deki bir duvarda asılı olan resimleri (AFP)

Gazze Şeridi'ndeki Filistinli silahlı grupların saha kaynakları, İsrail özel kuvvetlerinin Gazze Şeridi'ndeki İsrailli rehineleri ölü ya da diri olarak kurtarmak için gerçekleştirdiği operasyonlara ilişkin yeni ve heyecan verici detayları ortaya çıkardı.

Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklar, İsrail’in Gazze’de rehinelerin tutulduğunu düşündüğü noktalara operasyonlar düzenlemek için gizli görevdeki kişilerden oluşan küçük bir özel kuvvet birimi kullandığını, bu birimin aynı zamanda belirli mezarlıklarda gömülü olduğuna inanılan İsraillilerin cesetlerini aradığını aktardı.

rftb
İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından dağıtılan fotoğrafta Hamas üyelerinin İsrailli rehine Mia Limberg'i köpeğiyle birlikte serbest bıraktığı görülüyor, 28 Kasım 2023 (Reuters)

Kaynaklar, İsrail özel biriminin gerçekleştirdiği ve birinde bir kadın rehinenin kurtarıldığı, ikincisinde başarısız olunan ve üçüncüsünde İsrail güçlerinin mezarların birinden İsraillilerin cesetlerinin çıkarıldığı 3 operasyonla ilgili detaylardan bahsetti. Kaynaklar, birimin başarılı olduğu operasyonu, Gazze Şeridi'nde genişletilmiş kara operasyonunun başladığı 27 Ekim gecesinde gerçekleştirdiğini ve operasyonda İsrailli kadın asker Uri Majidish’i kurtardığını belirtti. Birimin yoğun hava koruması altında hızlı ve nokta atışı bir operasyon gerçekleştirdiğini söyleyen kaynaklar, İsrailli askerlerin o sırada Gazze Şeridi'nin kuzeybatı sınırları yakınlarında alarm durumuna geçtiklerini aktardı.

İsrailli asker Majidish’in kurtarılması

İsrailli asker Uri Majidish’in kurtarıldığı özel operasyonun, Gazze şehrinin batısındaki eş-Şati Mülteci Kampı’ndaki Hamid Caddesi üzerindeki bir eve gerçekleştirildiğini belirten kaynaklar, İsrail özel biriminin operasyon sırasında aralarında iki askerin olduğu bir ambulansla kampa sızdığını, eve baskın düzenlediğini ve Majidish’i esir alan iki kişiyi vurduğunu söyledi.

Hamas'ın sahada yaptığı incelemelere göre, İsrail özel birimi, Gazze Şeridi'nin kuzeybatısındaki kesimlerinde yer alan Atatra bölgesi yakınlarındaki bir noktadan eş-Şati Mülteci Kampı’na kamptaki ve çevresindeki yollardan sızdı. Operasyonun ardından birim, kamp ve çevresindeki diğer yollardan sahil yoluna, oradan da İsrail güçlerinin bulunduğu yere döndü.

İncelemeler sonucunda operasyonu gerçekleştiren İsrailli güçlerin akıcı bir şekilde Arapça konuştukları, rehinenin tutulduğu eve susturuculu silahlarla saldırdıkları, eve girer girmez evin içindekilere ateş açtıkları bildirildi. Ardından rehineye kendilerini tanıttıklarını ve rehineyi önce Gazze Şeridi'nin kuzeybatı sınırındaki Beyt Lahiya beldesine götürdükleri anlaşıldı.

Operasyonda kullanılan ambulansa olası bir acil durumda müdahale etmek üzere Filistin plakalı bir aracın eşlik ettiğini söyleyen kaynaklar, savaş uçaklarının da bölgenin üzerinde yoğun uçuşlar gerçekleştirdiğini söyledi. Kaynaklar ayrıca, İsrail güçlerinin bölge çevresinde sahte baskınlar düzenlendiğini, buna el-Rimal mahallesi ile diğer yakın bölgelerde gerçek baskınların eşlik ettiğini ve birime hava koruması sağlandığını aktardı.

dfv
Gazze Şeridi'nde iki İsrail askeri (Reuters)

İsrail savaş uçakları, operasyonun başarıyla sonuçlanmasından yaklaşık iki saat sonra İsrailli rehinenin çıkarıldığı evi bombalarken, Hamid Caddesi ve çevresi de hedef alındı. Bombardımanlar bir yangın kuşağının oluşmasına neden oldu. İsrailli rehinenin küçük bir silahlı grupla birlikte olduğunu belirten kaynaklar, rehinenin Kassam Tugayları’na teslim edilmek üzere bu eve getirildiğini, ancak bu hareketliliğin İsrail istihbaratının radarına yakalandığını bildirdi. Kaynaklar ayrıca, İsrail’in rehine Kassam Tugayları’na teslim edildikten birkaç saat sonra Kassam Tugayları’nın rehineyi başka bir güvenli yere nakletmesine fırsat vermeden onlara ulaşmayı başardığını kaydetti.

Ancak Kassam Tugayları, o sırada İsrail'in kadın askeri kurtardığı açıklamasını bir ses kaydıyla yalanlamış, eğer bu gerçekse İsrail askerinin Kassam Tugayları ile ilgisi olmayan kişiler tarafından rehin alınmış olabileceği vurgulamıştı.

Başarısız operasyon

Başarısız olan operasyon ise 8 Aralık günü sabaha karşı, İsrailli özel bir birimin rehin alınan askerlerden birinin Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bulunduğu yere sızma girişimiyle başladı. Operasyonda kurtarılmak istenen İsrailli askerle birlikte özel birimin ve askeri rehin tutan grubun bazı üyeleri öldü, her iki taraftan bazıları ise yaralandı.

Olay, binlerce yerinden edilen Filistinlinin sığındığı mülteci kampındaki bir okulun bitişiğindeki küçük bir evde meydana geldi.

Kaynaklara göre, İsrail özel birimi, savaş uçaklarının yoğun uçuşları eşliğinde Filistin plakalı iki sivil araçla içeriye sızmayı başardı. Birimin üyeleri, onlarla çatışmaya giren Kassam Tugayları üyeleri tarafından fark edilmeden evin kapısına kadar gelmeyi başardı.

Çatışmalar 40 dakikayı aşkın bir süre devam etmesine rağmen özel birim, bölgeye girdi ve İsrailli rehin askeri kurtarma girişiminde bulundu. Özellikle şiddetli silah seslerinin duyulduğu bölgeden Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kıyı bölgesine doğru çekilmek zorunda kalan özel birim üyelerinin bir kısmı yaralandı. Bunun üzerine İsrail ordusu, özel birimin başka Filistinli silahlı gruplar tarafından kuşatılmasını önlemek için bölgenin çevresini bombalayan savaş uçaklarının eşliğinde çatışmaya dahil oldu.

rt5h5y
Gazze Şeridi'ndeki kara harekatına katılan İsrail askerleri (Reuters)

Kassam Tugayları tarafından o gün sabaha karşı yapılan açıklamada, İsrailli rehineyi kurtarmaya çalışan İsrail özel biriminin girişiminin engellendiği, iki taraf arasında çatışma çıktığı duyuruldu. Çatışmalar sonucu İsrail özel birimi üyelerinden bazılarının öldüğü ve bazılarının da yaralandığı belirtildi. Açıklamada, İsrail savaş uçaklarının çatışmaya dahil olarak İsrail özel birimi üyelerinin geri çekilebilmesi için bölgeye yoğun bombardımanlar düzenlediği aktarıldı.

Rehine asker öldürüldü

Kassam Tugayları tarafından o dönemde yapılan açıklamada, 207775032 numaralı karta sahip İsrailli esir asker Sa'ar Baruch'un (25) çatışmalar sırasında İsrail askerleri tarafından açılan ateş sonucunda öldürüldüğü kaydedildi. Ayrıca, İsrail özel biriminin iletişim cihazının ele geçirildiği bildirilmişti. İsrail ise olayda iki askerin ağır yaralandığını ve rehin askerin kurtarılmasına yönelik operasyonun başarısızlıkla sonuçlandığını itiraf etmişti.

Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklar, İsrail'in birçok baskınında rehinelerin söz konusu noktalarda olmadığının anlaşılması sonucu başarısızlıkla sonuçlandığını ve bazılarının da hedeflenen bölgelere ulaşamadığını söyledi. İsrail, esir takası anlaşması yapmak yerine rehinelere ulaşmaya çalışıyor ve Gazze'de İsraillilere ait cesetleri arıyor.

İsrail ordusunun mezarlardan çıkardığı cesetler çıkarıp üzerlerinde inceleme yaparak bazı cesetleri bulmayı başardığını da aktaran kaynaklar, İsrail ordusunun mezarlıklardan ve savaş sırasında bazı meydanlarda açılan geçici mezarlardan bazı cesetleri çıkardığını ve bu cesetlerin Filistinli gruplar tarafından gerektiğinde kimliklerinin tespit edilmesi ve herhangi bir esir takası anlaşmasının yapılmasının ardından İsrail’e teslim edilmesi için numaralandırıldığını doğruladı.

İsrail ordusunun izleme ya da istihbarat sonucunda ulaştığı bilgiler doğrultusunda rehinelerin cesetlerinin kimliklerini tespit etmek için aralarında Filistinlilerin cesetlerinin de olduğu birden fazla ceset çıkardığını aktaran kaynaklar, böylece bazı İsraillilerin cesetlerini bulmayı başardıklarını söyledi. Kaynaklar, İsrail ordusunun bu prosedürü uygulamaya devam ettiğini sözlerine ekledi.



Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
TT

Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)

Amr İmam

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim sağlama çabasının, Afrika Boynuzu sınırlarını aşıp çok ötesine uzanan yansımaları var. Bu büyük ölçüde, Kızıldeniz’e kıyısı olan devletlerin, küresel ticarette hayati öneme sahip bu damarda Etiyopya'nın herhangi bir dayanak noktasına sahip olmasına karşı kararlı muhalefetinden kaynaklanıyor.

Bu muhalefet, böyle bir gelişmenin istikrarsızlık dalgasına yol açacağına dair derin bir kanaatte dayanıyor. Son aylarda Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bu konudaki söylemlerinin tonu gittikçe sertleşiyor. Abiy Ahmed, 14 Şubat'ta Addis Ababa'da düzenlenen 39. Afrika Birliği Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, ülkesinin Kızıldeniz'e erişiminin Afrika Boynuzu'nun istikrarı için hayati önem taşıdığını savundu. Üç gün sonra, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede de bu duruşunu yineledi.

Abiy Ahmed, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişiminin engellenmesinin 130 milyonluk bir devlete haksızlık olduğuna inanıyor. Etiyopyalı yetkililer, ülkelerinin karayla çevrili coğrafyasının kendisini hayati ekonomik fırsatlardan mahrum bıraktığını ve kalkınmasını engellediğini vurguluyor.

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor

Ancak Etiyopya'nın anlatısı, bir deniz ticaret yolu arayışının ötesine geçip, Etiyopya'nın mevcut sınırları içinde Kızıldeniz’e kıyısı olmamasına rağmen, kıyılarında egemen bir varlığa sahip olmasına odaklanıyor. İşte artan endişe de bundan kaynaklanıyor.

fedvgf
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, Addis Ababa'daki Afrika Birliği genel merkezinde Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile ilgili düzenlenen Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi toplantısında, 14 Şubat 2025 (AFP)

Böylesine bir varlık, bölgesel haritayı yeniden çizecek ve komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü tehdit edecektir. Ayrıca, zaten köklü tarihi çekişmelerle dolu ve yeni bir patlamanın eşiğinde olan bir bölgede uzun süreli çatışmalara kapı açacaktır.

Eski yaralar

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor. Kahire ve Addis Ababa arasındaki anlaşmazlık, derin bir düğümü ve çok katmanlı bir iç içe geçişi yansıtıyor.

Mısır, Etiyopya'da doğan ve yaklaşık yüzde 85'i Etiyopya sınırları içinde yer alan Nil Nehri'nin denize döküldüğü yerdir. Bu hayati su yoluna yönelik herhangi bir tehdit, özellikle Etiyopya'nın Afrika'nın en uzun nehri üzerinde barajlar inşa etme çabaları göz önüne alındığında, Kahire'de derin endişeler uyandırıyor. Nehrin ana kolu olan Mavi Nil üzerinde Etiyopya’nın inşa ettiği Büyük Rönesans (Hedasi) Barajı devasa rezervuarında halihazırda zaten muazzam miktarda suyu tutuyor. Mısırlı yetkililer, bunun ülkeyi birincil tatlı su kaynağından mahrum ve şiddetli kuraklık riskine maruz bırakabileceğinden endişe ediyor.

Kahire, on yıldan fazla süredir Nil sularından yıllık payını garanti altına alacak bağlayıcı bir anlaşmaya varmak için çabaladı, ancak bu çabalar sonuçsuz kaldı ve 110 milyon Mısırlıyı memba ülkelerinin insafına bıraktı. Addis Ababa'nın pozisyonu, her zaman Nil'in diğer devletlerin yaşamlarının bağlı olduğu ortak bir gereklilik değil, egemen bir ulusal kaynak olduğu önermesine dayanıyor; bu duruş, müzakereleri defalarca çıkmaza soktu.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor

Yıllar boyunca Mısır, Afrika Birliği, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere çok çeşitli arabuluculara başvurdu. Daha yakın zamanlarda, ABD Başkanı Donald Trump, çıkmazı aşmak için diplomatik arabuluculuk hattına dahil oldu. Başkalarının başarısız olduğu bir konuda onun başarılı olması, önümüzdeki aylardaki gelişmelere bağlı olmayı sürdürüyor.

Sonuç ne olursa olsun, Etiyopya'nın Nil'in akışını kontrol etme girişimleri, Mısır'ın stratejik düşüncesini derinden etkiledi. Kahire için Nil, ulusal olarak hayatta kalmanın can damarı olmaya devam ediyor ve ona yönelik herhangi bir tehdidin uzun vadeli sonuçları vardır.

Parçalama stratejisi

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim arayışı, Mısır ile zaten gergin olan ilişkisine yeni bir boyut katıyor. Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz’de egemen bir varlığa sahip olmasını reddeden tek Kızıldeniz’e kıyısı olan devlet olmasa da Etiyopya'nın Büyük Rönesans Barajı nedeniyle bu konuya en duyarlı ülke olmaya devam ediyor. Bu baraj, ilişkilerde önemli şüpheler yaratmış ve Mısır'ın, Etiyopya'nın gelecek nesillere uzanan emellerine ilişkin algısını şekillendirmiştir.

Mısırlı yetkililer, barajın büyüklüğünün elektrik üretimi için gereken boyutu aştığına ve Mısır'ın birincil su kaynağını kontrol ederek Mısır üzerinde baskı kurmayı amaçlayan daha geniş stratejik hedefleri yansıttığına inanmaya devam ediyor.

Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz'de var olma çabalarına da aynı şüpheyle bakıyor. Mısırlı karar alıcılar, böyle bir hamlenin emsal teşkil edebileceğine ve Mısır'ın ekonomik güvenliği için hayati dayanak temsil eden bir bölgeye rakip güçleri çekebileceğine inanıyor.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.

Bu açıdan bakıldığında, Etiyopya'nın Kızıldeniz'deki emelleri, son yıllarda hatları belirginleşen jeopolitik parçalanmaya yönelik daha geniş bir eğilimi yansıtıyor. Bu dinamik, bölgenin iki karşıt kampa ayrılmasına katkıda bulundu; bunlardan ilki mevcut devletleri zayıflatmayı ve parçalamayı hedeflerine ulaşmanın bir yolu olarak görüyor. Mısır ve Suudi Arabistan'ı birbirine yakınlaştıran diğer kamp ise devletlerin bütünlüğünü korumaya ve bölgesel yapının bütünlüğünü muhafaza etmeye odaklanıyor.

Çekişme noktası

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, Sudan'daki savaşın, İsrail'in ayrılıkçı Somaliland bölgesini tanımasının, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişme çabalarının, Etiyopya ile Eritre arasındaki yenilenen gerilimlerin ve Güney Yemen'deki ayrılıkçı emellerin, tüm bunların birbirine bağlı, ipleri iç içe geçmiş ve çıkarların kesiştiği bir sahnenin özelliklerini oluşturduğu açıkça görülmektedir.

Bu gelişmeler, kapsamlı hegemonya kurmayı amaçlayan bölgesel aktörlerin hırslarına hizmet eden ve şekillenmekte olan bir parçalama dinamiğinin ardışık tezahürlerini yansıtıyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu bakış açısına göre, bu hegemonyayı gerçekleştirmek, mevcut devletleri zayıflatmayı ve gerektiğinde onların bütünlüğünü bozmayı ve dirençlerini ortadan kaldırmayı gerektiriyor.

Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor

Bu denklem, birliği ve toprak bütünlüğünü koruma kampı ile Etiyopya ve diğer bölgesel aktörlerin yanı sıra İsrail'i de içeren parçalama kampı arasındaki mücadelenin varoluşsal doğasını vurguluyor.

Medyada yer alan son haberler, Etiyopya'nın Sudan ordusuyla çatışma halinde olan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’ne ait eğitim kamplarına ev sahipliği yaptığını açığa çıkardı. Bu haberler, Addis Ababa'nın Sudan iç çatışmasındaki rolüne de daha fazla ışık tutuyor.

sdcdv
21 Şubat 2022'de çekilen bu fotoğraf, Yemen'in batısında savaşın harap ettiği Hudeyde şehrindeki Hoha bölgesinde, Kızıldeniz kıyısındaki bir plajın açıklarındaki balıkçı teknelerini gösteriyor (AFP)

Bu çatışmanın ciddiyeti, Mısır ve ortaklarının Somali, Sudan ve Eritre'ye güçlü siyasi ve stratejik destek sağlamasının nedenini açıklıyor. Onlar için Afrika Boynuzu, parçalama projesinin kök salıp salmayacağının veya sınırlandırılıp sınırlandırılmayacağının belirleneceği kritik bir arena haline geldi.

Aynı mantık, bölgedeki artan diplomatik ve askeri faaliyetleri de açıklıyor. Mısır asker gönderdi ve askeri teçhizat sağladı, ancak yalnız hareket etmiyor. Afrika Boynuzu'nun geleceğini yıllarca şekillendirebilecek potansiyel bir çatışmaya hazırlandığı bir dönemde, uçuş takip verileri, İsrail de dahil olmak üzere diğer bölgesel güçlerin de askeri hareketlerini yoğunlaştırdığını gösteriyor.

Bu arada, Addis Ababa, bölge için çok önemli an olabilecek bir gelişme öncesinde acil istişareler için ardı ardına gelen yabancı heyetlerle birlikte yoğun bir diplomatik faaliyet merkezi haline geldi.

Afrika Boynuzu üzerindeki artan rekabet ister açık bir çatışmaya dönüşsün isterse kontrol altında kalsın, Mısır'ın tutumu artık açık ve net. Kahire, seyirci kalmaya niyetli değil.

Mısır'ın Somali'deki artan askeri varlığı, bir sonraki aşamayı şekillendirmeye katılmaya devam ettiğini yansıtıyor. Kahire, Somaliland'ın tanınması da dahil olmak üzere, Somali'nin toprak bütünlüğünü bozan her türlü adımı reddetti ve Kızıldeniz'deki çıkarlarını koruma, Etiyopya'nın emellerine karşı denge oluşturma konusundaki stratejik kararlılığını defalarca dile getirdi.

Bugün, Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati önem taşıyan deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor. Önümüzdeki gün ve haftalarda, diplomasinin istikrarı koruyup koruyamayacağı veya bölgenin daha geniş çaplı bir çatışmaya yönelip yönelmeyeceği ortaya çıkacaktır. Her halükarda, Nil'in hayaleti Kızıldeniz'in geleceği üzerindeki ağırlığını korumaya devam edecektir.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
TT

Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)

Irak’ta yeni bir hükümet kurmak için aday olan eski Başbakan Nuri el-Maliki, dün Bağdat'ta ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak, Washington'ın muhalefetine rağmen adaylıktan çekilmeyeceğini açıkladı.

Dün Fransız Haber Ajansı AFP'ye konuşan Maliki, “Geri çekilmeye niyetim yok, çünkü ait olduğum ülkeyi, onun egemenliğini ve iradesini saygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Çoğunluğu İran'a yakınlığıyla bilinen Şii partilerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi ittifakının kendisinin adaylığı üzerinde anlaşmaya vardığını belirten Maliki, “Dolayısıyla bu makama saygı duyduğum için geri çekilmeyeceğim. Birçok açıklamada geri çekilme olmayacağını söyledim. Sonuna kadar gideceğim” şeklinde konuştu.

Öte yandan ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Bağdat'ta birkaç toplantı düzenledi ve geçici Başbakan Muhammed Şia es-Sudani ile görüştü. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Barrack, “Başkan (Donald) Trump'ın bölgede barış planına uygun bir gelecek inşa etme hedeflerini tartıştım. Irak ve halkının istikrarını teşvik edecek politikalar benimseyen etkili bir liderliğin varlığı, ortak hedeflere ulaşmak için çok önemli” ifadelerini kullandı.


Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
TT

Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)

Çad, Darfur bölgesinde ordu yanlısı “Ortak Güç”ün kontrolündeki Tine şehri çevresinde çatışmaların artması üzerine, çoğu insani yardımın geçtiği ünlü Adré geçişi de dahil olmak üzere Sudan ile sınırlarını kapattığını duyurdu ve topraklarına yönelik her türlü saldırıya karşılık vereceğini açıkladı.

Dün gerçekleşen sınır kapatma kararı, ülkenin batısındaki son ordu yanlısı kale olarak kabul edilen bu sınır bölgesini kontrol altına almak için Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve Müşterek Kuvvetler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.

Çad Enformasyon Bakanlığı yaptığı açıklamada, dünden (Pazartesi) itibaren ikinci bir duyuruya kadar sınır ötesi insan ve mal geçişlerinin kısıtlandığını bildirdi.

Bu sırada HDK, orduyla iş birliği yapan ve Sudan'da Cancavid güçleri olarak bilinen birlikleri yöneten Mahamid kabilesinin lideri Musa Hilal'in kontrolündeki Kuzey Darfur'daki Mustariha kasabasının kontrolünü ele geçirdi.