Iraklılar yaklaşan yerel seçimlere neden katılmak istemiyor?

Büyük bir kesim ülkede siyasetin sonucunu belirleyen şeyin sandıklar değil, silahlar olduğuna inanıyor

Bağdat’ın kuzeyindeki El-Kazımiye’de yerel seçimlerde oy kullandıktan sonra parmağını kaldıran Iraklı bir asker (AFP)
Bağdat’ın kuzeyindeki El-Kazımiye’de yerel seçimlerde oy kullandıktan sonra parmağını kaldıran Iraklı bir asker (AFP)
TT

Iraklılar yaklaşan yerel seçimlere neden katılmak istemiyor?

Bağdat’ın kuzeyindeki El-Kazımiye’de yerel seçimlerde oy kullandıktan sonra parmağını kaldıran Iraklı bir asker (AFP)
Bağdat’ın kuzeyindeki El-Kazımiye’de yerel seçimlerde oy kullandıktan sonra parmağını kaldıran Iraklı bir asker (AFP)

Ahmet Suheyl

Irak’ta seçimlere yönelik boykot dalgaları azalacak gibi durmuyor. Her geçen yıl Iraklılar ile siyasi sistemleri arasındaki uçurum büyüyor. Bu da boykot faydalı olup otoriteye karşı siyasi bir eyleme yol açacak mı yoksa iktidar rejimine yönelik siyasi bir boykotla mı sınırlı kalacak gibi pek çok soruyu gündeme getiriyor.

Yerel seçimlerin yapılacağı 18 Aralık tarihi yaklaşırken boykot beklentileri artıyor. Özellikle siyasi güçlerin de bu kampanyaya katılmasıyla son 20 yılın en büyük boykotuna tanık olunabilir.

Tahran’ın müttefiklerinin korkuları

İran yanlısı milislerin çoğunu kapsayan en büyük parlamento bloğu olan Şii Güçler Koordinasyon Çerçevesi’nin önde gelenleri devletin eklemlerine hakim olmaya çalışırken, Sadr Hareketi önümüzdeki yerel seçimleri boykot ettiğini açıkladı.

Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr’ın destekçilerini seçimleri boykot etmeye çağırması, onların birden fazla vilayette seçim pankartlarını parçalamasına ve Koordinasyon Çerçevesi’ne bağlı partilerin merkez binalarını basmasına yol açtı.

Sadr Hareketi’nin seçim boykotu, liderinin parlamento bloğunun çekilmesinin akabinde siyaseti bırakmaya karar vermesinin ardından geliyor. Sadr’ın parlamento bloğu, 2021 parlamento seçimlerini 71’den fazla milletvekiliyle kazanmıştı. Ancak İran yanlısı milislerin siyasi baskısı ve ‘Şii-Şii savaşı’ tehdidi, bloğu geri çekilmeye itmişti.

Seçimlere katılım oranları, seçimlerin yasal meşruiyetiyle ilişkili olmasa da Koordinasyon Çerçevesi’ndeki partiler, boykot savunucularına, özellikle de liderinin seçimleri “oyuncak” olarak tanımladığı Sadr Hareketi’ne sert eleştiriler yöneltti.

İran yanlısı partiler, seçim boykot kampanyalarına ilişkin korkularını gizlemiyor. Bu silahlı gruplara bağlı platformlar, boykot savunucularını geniş çaplı bir şekilde hedef almaya başladı. Bu durum, yaklaşan boykotun boyutunun son 20 yılın en büyüğü olabileceği izlenimini veriyor.

2018’den bu yana tekrarlanan katılımı reddetme kampanyalarına rağmen gözlemciler, örgütlü siyasi bir harekete bağlanmadığı takdirde bunun herhangi bir kazanımla sonuçlanmayacağı görüşünde.

Resmi verilere göre 2021 parlamento seçimlerinde oy oranı yüzde 41’e ulaşırken, 2018’deki oy oranı yüzde 44’tü.

Kaotik boykot

Birçok Iraklıyı seçimlere katılmaktan vazgeçiren en büyük faktör, özellikle seçmenlerin iradesi dışında sonuçlanan birçok deneyime şahit olunmasının ardından değişimden umudunu kesmiş olmaları.

Arizona Üniversitesi’nden araştırmacı Selim Souza, seçimleri boykot etmenin “siyasi bir protesto eylemi olduğunu, ancak organize edilmediği takdirde siyasi olayların gidişatı üzerindeki etkisini kaybedeceğini” vurguluyor. Bunun genelde Irak’ta “siyasi sürece karşı öfke, umutsuzluk ve hayal kırıklığı duygularının karışımını ifade eden bireysel bir ruh halinden” kaynaklandığına dikkat çekiyor.

Souza, seçimler yoluyla değişime dair umutsuzluğa yol açan pek çok faktörün bulunduğunu belirterek, bunlardan belki de en öne çıkanının, “Irak’ta geniş bir kesimin, ülkedeki siyasetin sonucunu belirleyen şeyin sandıklar değil, silahlar olduğunu iyi bilmesi” olduğunu söyledi. Yaklaşan seçim denklemindeki değişkenin “siyasi bir hareketin hatta girmesi” olduğuna dikkat çeken Souza, Sadr Hareketi’nin seçimleri boykot etme kararının, “geniş bir siyasi ve halk hareketinin, oy verme konusunda isteksiz olan bireysel ruh hali ile saflaşmasını” temsil ettiğini vurguladı.

Geleneksel siyasi hareketlerin seçimleri boykot etme hattına girmesine rağmen, Souza’ya göre “boykotun ardından atılacak adıma ilişkin Sadr Hareketi’nin koridorlarında net bir görüşün olmaması, bu adımın siyasi açıdan faydasının kaybolmasına yol açıyor”. Souza, Sadr Hareketi’nin katılım konusundaki isteksizliğinin “olayların gidişatı veya vilayet meclislerinin siyasi haritası üzerinde önemli bir etki yaratmasının” olası olmadığını söyledi. Bu durumun, seçimi boykot etme savunucularının karşısına, “devlet kurumlarında daha büyük alanları kontrol etmek üzere mevcut siyasi tabakaya daha fazla alan açılması gibi bir başka sorunu ortaya çıkardığına dikkat çeken Souza, “Kaotik ve örgütsüz boykot, ülkede iktidarı elinde bulunduran partilerin iktidarlarının parçalanmasını sağlamayacak” dedi.

Souza, “sadece inat uğruna seçimlere katılmamayı teşvik etmeyen, bilinçli, son derece organize bir boykotun henüz olmadığına” işaret etti. Souza, kampanyaların “sokaktan başlayıp siyaseti toplumsal alanda uygulayan bir program, plan ve siyaset kültürüne dönüşmediğini, yalnızca otoriteye tepki olduğunu” söyleyerek sözlerini sonlandırdı.

Seçimler faydasız

Gözlemciler, siyasi paranın ve kontrolsüz silahların ülkedeki siyasi ve ekonomik durum üzerindeki hakimiyetinin Iraklıların seçimleri bir değişim yolu olarak faydalı görmemelerinin en büyük sebebi olduğunu ifade ediyor. 2021 parlamento seçimleri, özellikle Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin seçimleri kaybetmelerine rağmen Sadr Hareketi bloğunun parlamentodan çekilmesi sonucu iktidara gelmesinden sonra Iraklılar arasında geniş bir kesimin seçimleri boykot etmesi için ekstra bir sebep oluşturdu.

Öte yandan siyaset sosyologu Heysem el-Hiti, “seçimleri boykot edenler arasında siyasi iddianın bulunmamasının, bu protesto modelinin değişime yol açacak bir harekete dönüşme olasılığını düşürdüğünü” savundu. Hiti, “Mevcut haliyle boykot, oy verme konusunda isteksiz olan halkı, seçimlerin biçimini, tarzını ve sonuçlarını kontrol eden partilere değil, demokratik uygulamalara tepki göstermeye itiyor (...) İran’ın Irak’taki politika mekanizması, iktidarın seçimler yoluyla barışçıl bir şekilde devredilmesi yönündeki tüm umutları yok etti” ifadelerini kullandı.

Hiti, tekrarlanan boykotların “birden fazla seçim sürecinde yaşananlara bir tepki” olduğuna dikkat çekerek, “2010 seçimlerinden bu yana seçim sonuçları ile otoritenin kurulması arasında bir bağlantının olmayışı, Iraklılar nezdinde seçimin değerinin kaybolmasına neden oldu” dedi.

Irak’ta seçimler ve değişim araçları

2010 parlamento seçimlerini eski Başbakan İyad Allavi’nin liderliğindeki ‘Irak Listesi’ kazanmıştı. Ancak İran’ın desteklediği Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti koalisyonunun geniş çaplı itirazları, Allavi’nin o dönemde iktidara gelmesini engellemişti. Hiti “Bu siyasi gelenek, Iraklıların seçimlerin değişim bağlamında etkisiz bir mekanizma olduğunu anlamasını sağladı (...) Iraklıların çoğu, seçimleri, iktidardaki partilerin siyasi sistem üzerindeki hakimiyetini etkilemeyecek formaliteden bir uygulama olarak görüyor” ifadelerini kullandı.

Hiti’nin ifadesiyle 2021 seçimleri, Irak’taki seçimlere katılma motivasyonlarına “en sert darbeyi” temsil ediyordu. Hiti, bu seçimlerde İran yanlısı milislerin Sadr Hareketi karşısında kaybedip, ardından hükümeti kurmak üzere geri dönmelerinin “ülkedeki demokratik sürece katılma konusunda isteksiz olanların argümanlarını güçlendirdiğine” dikkat çekti.

Hiti, “Iraklıların bir değişim aracı olarak seçimlere olan inancını kaybetmesinin”, “en sonuncusu, Ekim 2019’da yapılan halk protestolarının en büyük sebebi” olduğuna işaret etti. Hiti, “Seçimlerin, iktidar partilerinin yandaşları için sadece bir rant sahası haline geldiğini” vurguladı. Hiti sözlerini şöyle sonlandırdı:

Rekabet alanının daralması, ülkedeki siyasi hareket üzerinde yolsuzluk ve milis sistemlerinin kontrolü ve seçim arenasına güvenilir seçkin alternatiflerin girmesinin engellenmesi, çoğu Iraklıyı gelecekteki seçimlere katılmaktan uzak durmaya iten en belirgin faktörlerdir.

Yaklaşan yerel seçimler, ülkenin tanık olduğu son yerel seçimlerden yaklaşık 10 yıl sonra gerçekleşecek. Seçimler, Sainte-Lague yöntemine göre gerçekleştirilecek. Bu yöntemde vilayetler, 1,7’lik seçim paydasına göre tek bölge olarak kabul ediliyor. Bu da bağımsızların ve yükselen partilerin aleyhine büyük siyasi hareketlerin şansını artırıyor.

Ekim 2019 protestolarında mevcut seçim sistemine itiraz edilmiş ve bu durum seçim sistemini değiştirip, üyelerin küçük seçim bölgelerine göre doğrudan seçilmesine yönelmeyi sağlamıştı. Ancak parlamentonun Koordinasyon Çerçevesi güçleri tarafından kontrol edilmesi, eski yasayı bir kez daha öne çıkarmıştı.

Kürdistan bölgesi vilayetleri hariç Irak’ın 15 vilayetinde 6 binden fazla aday, vilayet meclisi üyelikleri için yarışacak.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.