Iraklılar yaklaşan yerel seçimlere neden katılmak istemiyor?

Büyük bir kesim ülkede siyasetin sonucunu belirleyen şeyin sandıklar değil, silahlar olduğuna inanıyor

Bağdat’ın kuzeyindeki El-Kazımiye’de yerel seçimlerde oy kullandıktan sonra parmağını kaldıran Iraklı bir asker (AFP)
Bağdat’ın kuzeyindeki El-Kazımiye’de yerel seçimlerde oy kullandıktan sonra parmağını kaldıran Iraklı bir asker (AFP)
TT

Iraklılar yaklaşan yerel seçimlere neden katılmak istemiyor?

Bağdat’ın kuzeyindeki El-Kazımiye’de yerel seçimlerde oy kullandıktan sonra parmağını kaldıran Iraklı bir asker (AFP)
Bağdat’ın kuzeyindeki El-Kazımiye’de yerel seçimlerde oy kullandıktan sonra parmağını kaldıran Iraklı bir asker (AFP)

Ahmet Suheyl

Irak’ta seçimlere yönelik boykot dalgaları azalacak gibi durmuyor. Her geçen yıl Iraklılar ile siyasi sistemleri arasındaki uçurum büyüyor. Bu da boykot faydalı olup otoriteye karşı siyasi bir eyleme yol açacak mı yoksa iktidar rejimine yönelik siyasi bir boykotla mı sınırlı kalacak gibi pek çok soruyu gündeme getiriyor.

Yerel seçimlerin yapılacağı 18 Aralık tarihi yaklaşırken boykot beklentileri artıyor. Özellikle siyasi güçlerin de bu kampanyaya katılmasıyla son 20 yılın en büyük boykotuna tanık olunabilir.

Tahran’ın müttefiklerinin korkuları

İran yanlısı milislerin çoğunu kapsayan en büyük parlamento bloğu olan Şii Güçler Koordinasyon Çerçevesi’nin önde gelenleri devletin eklemlerine hakim olmaya çalışırken, Sadr Hareketi önümüzdeki yerel seçimleri boykot ettiğini açıkladı.

Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr’ın destekçilerini seçimleri boykot etmeye çağırması, onların birden fazla vilayette seçim pankartlarını parçalamasına ve Koordinasyon Çerçevesi’ne bağlı partilerin merkez binalarını basmasına yol açtı.

Sadr Hareketi’nin seçim boykotu, liderinin parlamento bloğunun çekilmesinin akabinde siyaseti bırakmaya karar vermesinin ardından geliyor. Sadr’ın parlamento bloğu, 2021 parlamento seçimlerini 71’den fazla milletvekiliyle kazanmıştı. Ancak İran yanlısı milislerin siyasi baskısı ve ‘Şii-Şii savaşı’ tehdidi, bloğu geri çekilmeye itmişti.

Seçimlere katılım oranları, seçimlerin yasal meşruiyetiyle ilişkili olmasa da Koordinasyon Çerçevesi’ndeki partiler, boykot savunucularına, özellikle de liderinin seçimleri “oyuncak” olarak tanımladığı Sadr Hareketi’ne sert eleştiriler yöneltti.

İran yanlısı partiler, seçim boykot kampanyalarına ilişkin korkularını gizlemiyor. Bu silahlı gruplara bağlı platformlar, boykot savunucularını geniş çaplı bir şekilde hedef almaya başladı. Bu durum, yaklaşan boykotun boyutunun son 20 yılın en büyüğü olabileceği izlenimini veriyor.

2018’den bu yana tekrarlanan katılımı reddetme kampanyalarına rağmen gözlemciler, örgütlü siyasi bir harekete bağlanmadığı takdirde bunun herhangi bir kazanımla sonuçlanmayacağı görüşünde.

Resmi verilere göre 2021 parlamento seçimlerinde oy oranı yüzde 41’e ulaşırken, 2018’deki oy oranı yüzde 44’tü.

Kaotik boykot

Birçok Iraklıyı seçimlere katılmaktan vazgeçiren en büyük faktör, özellikle seçmenlerin iradesi dışında sonuçlanan birçok deneyime şahit olunmasının ardından değişimden umudunu kesmiş olmaları.

Arizona Üniversitesi’nden araştırmacı Selim Souza, seçimleri boykot etmenin “siyasi bir protesto eylemi olduğunu, ancak organize edilmediği takdirde siyasi olayların gidişatı üzerindeki etkisini kaybedeceğini” vurguluyor. Bunun genelde Irak’ta “siyasi sürece karşı öfke, umutsuzluk ve hayal kırıklığı duygularının karışımını ifade eden bireysel bir ruh halinden” kaynaklandığına dikkat çekiyor.

Souza, seçimler yoluyla değişime dair umutsuzluğa yol açan pek çok faktörün bulunduğunu belirterek, bunlardan belki de en öne çıkanının, “Irak’ta geniş bir kesimin, ülkedeki siyasetin sonucunu belirleyen şeyin sandıklar değil, silahlar olduğunu iyi bilmesi” olduğunu söyledi. Yaklaşan seçim denklemindeki değişkenin “siyasi bir hareketin hatta girmesi” olduğuna dikkat çeken Souza, Sadr Hareketi’nin seçimleri boykot etme kararının, “geniş bir siyasi ve halk hareketinin, oy verme konusunda isteksiz olan bireysel ruh hali ile saflaşmasını” temsil ettiğini vurguladı.

Geleneksel siyasi hareketlerin seçimleri boykot etme hattına girmesine rağmen, Souza’ya göre “boykotun ardından atılacak adıma ilişkin Sadr Hareketi’nin koridorlarında net bir görüşün olmaması, bu adımın siyasi açıdan faydasının kaybolmasına yol açıyor”. Souza, Sadr Hareketi’nin katılım konusundaki isteksizliğinin “olayların gidişatı veya vilayet meclislerinin siyasi haritası üzerinde önemli bir etki yaratmasının” olası olmadığını söyledi. Bu durumun, seçimi boykot etme savunucularının karşısına, “devlet kurumlarında daha büyük alanları kontrol etmek üzere mevcut siyasi tabakaya daha fazla alan açılması gibi bir başka sorunu ortaya çıkardığına dikkat çeken Souza, “Kaotik ve örgütsüz boykot, ülkede iktidarı elinde bulunduran partilerin iktidarlarının parçalanmasını sağlamayacak” dedi.

Souza, “sadece inat uğruna seçimlere katılmamayı teşvik etmeyen, bilinçli, son derece organize bir boykotun henüz olmadığına” işaret etti. Souza, kampanyaların “sokaktan başlayıp siyaseti toplumsal alanda uygulayan bir program, plan ve siyaset kültürüne dönüşmediğini, yalnızca otoriteye tepki olduğunu” söyleyerek sözlerini sonlandırdı.

Seçimler faydasız

Gözlemciler, siyasi paranın ve kontrolsüz silahların ülkedeki siyasi ve ekonomik durum üzerindeki hakimiyetinin Iraklıların seçimleri bir değişim yolu olarak faydalı görmemelerinin en büyük sebebi olduğunu ifade ediyor. 2021 parlamento seçimleri, özellikle Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin seçimleri kaybetmelerine rağmen Sadr Hareketi bloğunun parlamentodan çekilmesi sonucu iktidara gelmesinden sonra Iraklılar arasında geniş bir kesimin seçimleri boykot etmesi için ekstra bir sebep oluşturdu.

Öte yandan siyaset sosyologu Heysem el-Hiti, “seçimleri boykot edenler arasında siyasi iddianın bulunmamasının, bu protesto modelinin değişime yol açacak bir harekete dönüşme olasılığını düşürdüğünü” savundu. Hiti, “Mevcut haliyle boykot, oy verme konusunda isteksiz olan halkı, seçimlerin biçimini, tarzını ve sonuçlarını kontrol eden partilere değil, demokratik uygulamalara tepki göstermeye itiyor (...) İran’ın Irak’taki politika mekanizması, iktidarın seçimler yoluyla barışçıl bir şekilde devredilmesi yönündeki tüm umutları yok etti” ifadelerini kullandı.

Hiti, tekrarlanan boykotların “birden fazla seçim sürecinde yaşananlara bir tepki” olduğuna dikkat çekerek, “2010 seçimlerinden bu yana seçim sonuçları ile otoritenin kurulması arasında bir bağlantının olmayışı, Iraklılar nezdinde seçimin değerinin kaybolmasına neden oldu” dedi.

Irak’ta seçimler ve değişim araçları

2010 parlamento seçimlerini eski Başbakan İyad Allavi’nin liderliğindeki ‘Irak Listesi’ kazanmıştı. Ancak İran’ın desteklediği Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti koalisyonunun geniş çaplı itirazları, Allavi’nin o dönemde iktidara gelmesini engellemişti. Hiti “Bu siyasi gelenek, Iraklıların seçimlerin değişim bağlamında etkisiz bir mekanizma olduğunu anlamasını sağladı (...) Iraklıların çoğu, seçimleri, iktidardaki partilerin siyasi sistem üzerindeki hakimiyetini etkilemeyecek formaliteden bir uygulama olarak görüyor” ifadelerini kullandı.

Hiti’nin ifadesiyle 2021 seçimleri, Irak’taki seçimlere katılma motivasyonlarına “en sert darbeyi” temsil ediyordu. Hiti, bu seçimlerde İran yanlısı milislerin Sadr Hareketi karşısında kaybedip, ardından hükümeti kurmak üzere geri dönmelerinin “ülkedeki demokratik sürece katılma konusunda isteksiz olanların argümanlarını güçlendirdiğine” dikkat çekti.

Hiti, “Iraklıların bir değişim aracı olarak seçimlere olan inancını kaybetmesinin”, “en sonuncusu, Ekim 2019’da yapılan halk protestolarının en büyük sebebi” olduğuna işaret etti. Hiti, “Seçimlerin, iktidar partilerinin yandaşları için sadece bir rant sahası haline geldiğini” vurguladı. Hiti sözlerini şöyle sonlandırdı:

Rekabet alanının daralması, ülkedeki siyasi hareket üzerinde yolsuzluk ve milis sistemlerinin kontrolü ve seçim arenasına güvenilir seçkin alternatiflerin girmesinin engellenmesi, çoğu Iraklıyı gelecekteki seçimlere katılmaktan uzak durmaya iten en belirgin faktörlerdir.

Yaklaşan yerel seçimler, ülkenin tanık olduğu son yerel seçimlerden yaklaşık 10 yıl sonra gerçekleşecek. Seçimler, Sainte-Lague yöntemine göre gerçekleştirilecek. Bu yöntemde vilayetler, 1,7’lik seçim paydasına göre tek bölge olarak kabul ediliyor. Bu da bağımsızların ve yükselen partilerin aleyhine büyük siyasi hareketlerin şansını artırıyor.

Ekim 2019 protestolarında mevcut seçim sistemine itiraz edilmiş ve bu durum seçim sistemini değiştirip, üyelerin küçük seçim bölgelerine göre doğrudan seçilmesine yönelmeyi sağlamıştı. Ancak parlamentonun Koordinasyon Çerçevesi güçleri tarafından kontrol edilmesi, eski yasayı bir kez daha öne çıkarmıştı.

Kürdistan bölgesi vilayetleri hariç Irak’ın 15 vilayetinde 6 binden fazla aday, vilayet meclisi üyelikleri için yarışacak.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Hamas'ın silahsızlandırılması için son tarih: Uyarıları ve yanlış anlamaları gidermeye yönelik “yakında” istişareler yapılması bekleniyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında iftar için bir araya gelen yerinden edilmiş Gazzeliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında iftar için bir araya gelen yerinden edilmiş Gazzeliler (AFP)
TT

Hamas'ın silahsızlandırılması için son tarih: Uyarıları ve yanlış anlamaları gidermeye yönelik “yakında” istişareler yapılması bekleniyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında iftar için bir araya gelen yerinden edilmiş Gazzeliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında iftar için bir araya gelen yerinden edilmiş Gazzeliler (AFP)

İsrail aşırı sağı, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun son açıklamalarının ardından, Hamas'ı zorla silahsızlandırma tehditleri yeniden gündeme geldi. Bu karmaşık konuda ‘anlaşmaların’ ufukta belirdiği yönünde bazı sızıntılar var.

Hamas’ın Gazze’deki Siyasi Büro Üyesi Gazi Hamad, Şarku’l Avsat’a yaptığı kısa açıklamada, konunun ‘zor ve hassas’ olduğunu söyledi. Yeni gelişmeler hakkında ayrıntılı bilgi vermekten kaçınan Hamad'ın aksine Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, televizyon ekranlarından yaptığı açıklamada, zorla tahliye tehditlerinin ‘arabulucuların çabalarını hiçe saydığını’ söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Filistinli bir kaynak mevcut çabalarla ilgili olarak şunları söyledi:

“Bu konuda anlaşmazlık var ve müzakereler devam ediyor. İsrail'in iki yıllık savaş sırasında başaramadığını şimdi de başaramayacak. Arabulucuların çabalarıyla anlaşmaya en yakın noktaya gelindi. Ancak öncelik saldırıları durdurmak ve İsrail işgalini sona erdirmek olmalı.”

Mısırlı bir kaynak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu konuyla ilgili olarak Mısır, Türkiye, Katar ve teknokratik komitenin öncülüğünde görüşmelerin sürdüğünü ve Trump'ın girişiminin başarıya ulaşmasını istediği için bu mutabakatların masadaki en önemli konular olduğunu düşündüğünü söyledi.

Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan uzmanlara göre Hamas'ın silahsızlandırılması konusunda arabulucuların şu anki çabaları, anlaşmanın sonuçlandırılmasına yönelik mutabakatlara yol açabilir. Uzmanlar, bu uyarıların bu yılki İsrail seçimleri öncesinde baskı ve psikolojik savaş bağlamında yapıldığını belirttiler.

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta Filistinli mültecileri barındıran geçici bir kampta yağmur nedeniyle su basan bir caddeden suyu tahliye etmeye çalışan bir buldozer (AFP)Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta Filistinli mültecileri barındıran geçici bir kampta yağmur nedeniyle su basan bir caddeden suyu tahliye etmeye çalışan bir buldozer (AFP)

Trump'ın önerisi üzerine Gazze'de ateşkes anlaşması 10 Ekim 2025’ten beri yürürlükte. Hamas'ın silahsızlandırılması, ABD'nin ocak ayı ortalarında geçeceğini duyurduğu ikinci aşamanın önemli bir parçası. Buna, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden kademeli olarak çekilmesi ve Gazze'yi istikrara kavuşturmak için uluslararası bir gücün konuşlandırılmasının eşlik etmesi gerekiyordu.

Yeni uyarı

İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, pazartesi akşamı İsrail'in Kanal 12 televizyonuna verdiği röportajda, “Önümüzdeki günlerde Hamas'a silahlarını teslim etmesi ve Gazze'yi tamamen silahsızlandırması için son bir uyarı verilmesi bekleniyor. Hamas buna uymazsa, İsrail ordusu operasyonu kendisi yürütmek için uluslararası meşruiyete ve Amerikan desteğine sahip olacak ve Hamas ortadan kaldırılmazsa kaçınılmaz olarak Gazze'ye girip işgal edecek” ifadelerini kullandı.

Hamas Sözcüsü Kasım, televizyonda yaptığı açıklamada, silahsızlanma gerçekleşmezse savaşı yeniden başlatma tehdidinde bulunan Smotrich'in ‘arabulucuların ve tüm tarafların çabalarını hiçe saydığını ve İsrail hükümetinin sükuneti sağlamaya yönelik hiçbir siyasi süreci veya uluslararası toplantıyı önemsemediğini’ söyledi. Kasım, arabulucular ve uluslararası tarafları, ateşkesi istikrara kavuşturma ve çatışmanın yeniden başlamasını önleme sorumluluklarını üstlenmeye çağırdı.

İsrail, Gazze Barış Kurulu’nun 19 Şubat'ta düzenlenen toplantısı öncesinde Hamas'a toplantının yapılmasından itibaren 60 gün süre tanıyarak silahlarını teslim etmesini istedi. The Times of Israel gazetesi, İsrail Hükümeti Sekreteri Yossi Fuchs'un açıklamalarına atıfla Hamas'ın bu talebe uymaması halinde savaşı yeniden başlatmakla tehdit ettiğini bildirdi. İsrail Başbakanı Netanyahu, Gazze Barış Kurulu toplantısıyla eş zamanlı olarak yeniden inşa öncesinde Hamas'ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgularken, Trump ise Truth Social platformunda Hamas’ın tam ve acil silahsızlanma taahhüdüne uyması gerektiğini söyledi.

“Psikolojik savaş”

Mısırlı askeri ve strateji uzmanı Tümgeneral Samir Ferec, İsrail'in bu söyleminin İsrail’deki seçimler öncesinde psikolojik savaş başlatmak için kullandığını, mevcut tartışmaların savaşın yeniden başlamasından ziyade bir uzlaşmaya varacağını çok iyi bildiğini değerlendirdi.

Filistinli siyasi analist Husam ed-Ducani ise İsrail’in özellikle seçimler yaklaşırken, Netanyahu'nun hükümetini kurmasını sağlamak için çıtayı en yüksek seviyeye çıkardığı ve Hamas’ın silahsızlandırılması konusuyla ilgili abartılı bir tutum sergilediğini vurguladı. İsrail'in savaşa geri dönmesinin imkansız olduğunu düşünen Ducani’ye göre bu İsrail’in uluslararası toplum tarafından yeniden tecrit edilmesi anlamına gelir.

Hamas’ın silahsızlandırılması uyarılarına rağmen, anlaşma konuşmaları devam etti. The New York Times (NYT) gazetesi şubat ayında kaynaklara dayanarak Washington'ın Hamas'a, İsrail'i vurabilecek ağır silahları teslim etmesini, ancak ilk aşamada bazı hafif silahları elinde tutmasına izin veren yeni bir teklif hazırladığını bildirdi. NYT, teklifin birkaç hafta içinde sunulacağını bildirdi.

İsrail basınında dün yer alan haberlerde Hamas'ın silahlarıyla ilgili görüşmelerden bahsedildi. The Times of Israel gazetesi, bazı ağır silahların aracıların kontrolündeki yerlere nakledilmesi ve tünel haritalarının teslim edilmesi dahil olmak üzere, silah dosyasının yeniden düzenlenmesine ilişkin devam eden görüşmeleri ortaya çıkardı.

Hamas silahlar konusundaki tutumunu sürdürüyor. Hamas’ın önde gelen liderlerinden Halid Meşal, bir hafta önce Doha'da düzenlenen bir forumda hareketin tamamen silahsızlandırılmasını reddederek şunları söyledi:

“Halkımız hala işgal altında, bu yüzden silahsızlanma konuşmaları, dünyadaki tüm silahlara sahip olan İsrail'in halkımızı yok etme ve imha etme çabalarına kolay bir av haline getirme girişimidir.”

Meşal, Gazze Barış Kurulu’nu ‘dengeli bir yaklaşım’ benimsemeye çağırdı.

Mısırlı askeri ve strateji uzmanı Tümgeneral Ferec, mevcut görüşmelerde silahlarla ilgili bazı önerilerin sunulmasını beklerken Filistinli siyasi analist Ducani, bu konuda müzakere masasındaki farklı görüşler nedeniyle ‘açık bir belirsizlik’ olduğunu kabul ediyor.

Ferec ve Ducani, Hamas'ın silahları konusunun ‘abartıldığı’ konusunda hemfikirler ve bu silahların çoğunun şu anda ‘hafif silahlar’ olduğunun altını çizdiler.


Lübnan, ‘paralel bir savaş arenası’ haline gelmekten korkuyor

Lübnan Ordusu tarafından İsrail sınırında düzenlenen medya turu sırasında askeri araçlar, Kasım 2025 (Lübnan Ordusu Rehberlik Müdürlüğü)
Lübnan Ordusu tarafından İsrail sınırında düzenlenen medya turu sırasında askeri araçlar, Kasım 2025 (Lübnan Ordusu Rehberlik Müdürlüğü)
TT

Lübnan, ‘paralel bir savaş arenası’ haline gelmekten korkuyor

Lübnan Ordusu tarafından İsrail sınırında düzenlenen medya turu sırasında askeri araçlar, Kasım 2025 (Lübnan Ordusu Rehberlik Müdürlüğü)
Lübnan Ordusu tarafından İsrail sınırında düzenlenen medya turu sırasında askeri araçlar, Kasım 2025 (Lübnan Ordusu Rehberlik Müdürlüğü)

Lübnan, ABD ile İran arasındaki gerilimin tırmanmasıyla birlikte ‘paralel bir savaş arenası’ haline gelmekten korkuyor.

ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği personelinin tahliye edilmesi ve Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Raci'nin, gerginliğin artması halinde İsrail'in Beyrut havaalanı da dahil olmak üzere stratejik altyapıyı vurabilecek güçlü saldırılar düzenleyebileceğine dair ‘işaretler’ olduğu yönündeki açıklamaları, endişeleri artırdı.

Lübnan'ın Hizbullah'ın yeni bir ‘destek’ savaşına sürüklenmesini önleme çabaları sürerken, Şarku'l Avsat'ın ulaştığı Lübnan Cumhurbaşkanlığına yakın kaynaklar, ‘İsrail'in askeri gerginliği tırmandıracağına dair Lübnan Cumhurbaşkanlığına herhangi bir uyarı ulaşmadığını’ doğruladı.

Kaynaklar, ‘Hizbullah'ın Meclis Başkanı Nebih Berri aracılığıyla Lübnan Cumhurbaşkanlığı’na, İran ile ABD arasında çıkabilecek bir savaşa müdahil olmayacağına dair güvence verildiğini’ açıkladılar.


ABD ilk kez Batı Şeria'daki bir yerleşim biriminde pasaport hizmetleri verecek

İsrail bayrağı Batı Şeria'nın Efrat yerleşiminde dalgalanıyor (Reuters)
İsrail bayrağı Batı Şeria'nın Efrat yerleşiminde dalgalanıyor (Reuters)
TT

ABD ilk kez Batı Şeria'daki bir yerleşim biriminde pasaport hizmetleri verecek

İsrail bayrağı Batı Şeria'nın Efrat yerleşiminde dalgalanıyor (Reuters)
İsrail bayrağı Batı Şeria'nın Efrat yerleşiminde dalgalanıyor (Reuters)

ABD’li yetkililer dün, ABD’nin bu hafta Batı Şeria'daki bir yerleşim biriminde pasaport hizmetleri vereceğini açıkladı. ABD Konsolosluğu yetkilileri, işgal altındaki topraklardaki yerleşimcilere ilk kez bu tür hizmetler sunuyor. Çoğu ülke, Batı Şeria'daki İsrail yerleşim birimlerini askeri işgalle ilgili uluslararası hukuka göre yasadışı kabul ediyor.

İsrail, yerleşimlerin yasadışı olduğunu reddediyor ve İsrail sağının çoğu Batı Şeria'nın ilhakını talep ediyor. Filistinliler ise gelecekte Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Doğu Kudüs'ü kapsayan bağımsız bir devlet kurmayı hedefliyor.

Binyamin Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı İsrail hükümeti, yerleşimcilerin Filistin topraklarını ele geçirmesini kolaylaştıran önlemleri onayladı.

Batı Şeria'da on binlerce Amerikalı

İsrail'in sadık bir destekçisi olan ABD Başkanı Donald Trump, İsrail'in Batı Şeria'yı ilhak etmesine karşı olduğunu söyledi. Ancak, yönetimi, hak gruplarının geçen yıl göreve başladığından beri arttığını söylediği yerleşim faaliyetlerini durdurmak için hiçbir önlem almadı.

Kudüs'teki ABD Büyükelçiliği, X'te yayınladığı bir gönderide, yurtdışındaki tüm Amerikalılara ulaşma çabaları çerçevesinde ‘ABD Konsolosluğu personelinin 27 Şubat Cuma günü Filistin'in Beytullahim kentinin güneyinde bulunan Efrat Yerleşim Birimi’nde rutin pasaport hizmetleri sunacağını’ belirtti.

ABD Büyükelçiliği, Filistin'in Batı Şeria bölgesindeki Ramallah kentinde, Beytullahim yakınlarındaki Beitar Illit Yerleşim Birimi’nde ve Hayfa gibi İsrail'deki kentlerde de benzer hizmetler sunmayı planladığını açıkladı. ABD, Kudüs’teki Büyükelçiliği’nde ve Tel Aviv'deki şubesinde pasaport ve konsolosluk hizmetleri sunuyor. Batı Şeria'da on binlerce ABD vatandaşının yaşadığı tahmin ediliyor.