Bathiliy: Libya’da ‘Ulusal ruh’ uzlaşıya hazır

BM Temsilcisi Abdullah Bathiliy ‘Koltuklarına yapışanları’ eleştirdi.

Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy. (UNSMIL)
Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy. (UNSMIL)
TT

Bathiliy: Libya’da ‘Ulusal ruh’ uzlaşıya hazır

Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy. (UNSMIL)
Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy. (UNSMIL)

Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy, Arap-Afrika ülkesinde halen başkanlık ve parlamento seçimlerinin yapılmasını engelleyen sorunların en net teşhisini Libyalı yetkililerin ‘koltuklarına yapışması’ olarak gösterdi. Bathiliy, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) “Libya halkının hüsrana uğramasına izin vermeyin” çağrısında bulundu.

BMGK üyelerine Libya'daki durumla ilgili brifing veren Bathiliy, ilk olarak Libya Temsilciler Meclisi'nin başkanlık seçimleriyle ilgili iki yasayı onaylamasına işaret ederek Aralık 2021'deki seçimlerin başarısızlıkla sonuçlanmasından bu yana ilk kez, "Libya'nın artık seçimler için anayasal ve yasal bir çerçevesi var" dedi.  Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre ayrıca sürecin bu önemli başarının üzerine inşa edilmesi çağrısında bulunarak, siyasi olarak tartışmalı konuların ancak Libya'nın ana kurumsal paydaşları arasında siyasi bir çözüm yoluyla çözülebileceğini vurguladı.

5h
Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy. (UNSMIL)

Temsilci, geçtiğimiz günlerde, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhamed el-Menfi, Temsilciler Meclisi başkanı Akile Salih, Yüksek Devlet Konseyi başkanı Muhammed Takala, Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ve komutanları davet ettiğini belirtti.

Libya Ulusal Ordu Komutanı Halife Hafter’ın söz konusu beş kurumla ya birlikte uzlaşıya varıp siyasi süreci ilerleteceğine ya da bu çıkmazı uzatıp Libya'nın barışçıl seçimler düzenlemesini engelleyeceğine inandığını kaydeden Bathiliy, bu uzun vadeli krizin temelinde aralarındaki rekabet ve güven eksikliğinin yattığı ancak bunun Libyalıların özlemini duyduğu birlikle çeliştiği konusunda uyarıda bulundu.

vde
Hafter, Bingazi'deki Genel Komutanlık'ta bir süre önce gerçekleştirilen toplantıda El-Menfi ile Salih arasında arabuluculuk yaptı.

Bazı Libyalı liderlerin bu çıkmazı devam ettirdiklerini ve yıllardır uzlaşı bekleyen masum Libya halkına bu kadar acı yaşatan bu sürece son verilmesi için kararlılık göstermediklerini ifade eden BM Temsilcisi, seçim yasalarının tek başına uzlaşı için yeterli olmadığını, ilgili kişilerin gerçekten karalı olması gerektiğini vurguladı. Seçim yasalarının gerektirdiği, tüm taraflardan Libya vatandaşları tarafından memnuniyetle karşılanan, ülkeyi seçimlere doğru yönlendirecek birleşik bir hükümetin kurulması çağrısında bulundu. Bathiliy ayrıca, “Doğu ile Batı arasında ateşkes halen devam ederken, her bölgede ara sıra silahlı çatışmalar ve başka güvenlik olayları da kaydedilmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.

BM Temsilcisi sözlerini şöyle sürdürdü:

Beş ana aktörün buluşmasına yönelik ilk adım olarak, tarih, yer ve gündem de dahil olmak üzere ana partilerin toplantı kriterleri üzerinde anlaşmaya varmak üzere hazırlık oturumuna katılacak üç temsilciyi aday göstermelerini istedim.

Kurumsal figürlerin hiçbirinin davetini açıkça reddetmediğini belirterek, katılım için ‘bazı belirgin koşullar’ olduğunu da sözlerine ekledi.

El-Menfi, iyi niyetini ve bu diyaloğu başarıya ulaştırmak için her türlü yolu araştırdığını belirtirken Salih, ulusal birlik hükümetinin ve Dibeybe’nin katılımını reddederken gündemin ‘seçimler için yeni bir hükümet kurmaya odaklanmasını’ şart koştu.

ı67
Libya Milli Birlik Hükümeti’nin Başbakanı Abdulhamid Dibeybe.

Takala ise seçim yasalarının Temsilciler Meclisi Başkanı tarafından yayınlanan versiyonunu ilk başta reddetmesine rağmen üç temsilcisinin isimlerini sundu. Dibeybe de Ulusal Birlik Hükümeti temsilcilerinin isimlerini sunarak ‘hazır olduğunu’ söyledi. Seçim kanunlarındaki öne çıkan konuları tartışmaya istekli ancak yeni bir hükümetle ilgili her türlü tartışmayı kategorik olarak reddediyor. Hafter ise diyaloga hazır ama Temsilciler Meclisi tarafından atanan hükümeti de dahil ederek ulusal birlik hükümetinin katılımını şart koştu. Bunun yerine, iki hükümetin dışarıda bırakılması durumunda katılımı kabul edecek.

Bathiliy sözlerinin devamınd aşunarı söyledi:

Görev süreleri dolmuş ve ülkeyi kendi emellerinin esiri tutan birkaç siyasi makam sahibi dışında, toplumun her kesiminden Libyalılar, ülkeye liderlik edecek birleşik bir hükümete yönelik güçlü arzularını dile getiriyorlar.

Bathiliy topluluk liderlerine, ileri gelenlere, siyasi partilere, kadın ve gençlik gruplarına, sivil toplum örgütlerine, iş dünyasına, Ortak Askeri Komite'ye (5+5) ve diğer önde gelen askeri ve güvenlik birimlerine vurgu yaparak seçimlerin yapılmasına yönelik, meşru ve birleşik kurumların teşvik edilmesi gerektiğini vurguladı. Yüksek Ulusal Seçim Komisyonu'nun ‘seçim süreci için hazırlıklara başlamaya teknik olarak hazır olduğunu’ kaydeden organlar da ‘barışçıl, kapsamlı ve başarılı seçimlerin yapılmasını sağlamak için tam hazır olduklarını’ bildirdi.

BM Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy, ulusal ruh halinin yeni bir siyasi anlaşmaya varmaya ve Libya için daha parlak bir gelecek için önlem almaya hazır olduklarını belirttiği açıklamasında ‘Libya halkını hayal kırıklığına uğratmak ve bölgeyi daha fazla kaos riskine maruz bırakmak için koltuklarına yapışan bir grup isteksiz yetkiliye izin verilmemesi’ çağrısı yaptı.



Seyfülislam Kaddafi... ‘Potansiyel varisten’ suikast kurbanına

Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)
Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)
TT

Seyfülislam Kaddafi... ‘Potansiyel varisten’ suikast kurbanına

Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)
Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)

Geçtiğimiz salı akşamı, Libya’nın eski lideri Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam Kaddafi’nin öldürüldüğünün açıklanmasıyla birlikte, uzun soluklu bir siyasi sürecin de sonuna gelindi. Yıllar boyunca uluslararası alanda ‘rejimin kabul edilebilir yüzü’ ve babasının iktidarının muhtemel varisi olarak görülen Seyfülislam Kaddafi, 2011 sonrası dönemde ise uluslararası düzeyde aranan bir sanığa dönüştü. Daha sonra başkanlığa aday olarak ortaya çıkan Kaddafi, gölgelerden çıkarak yeniden Libya’daki siyasi kutuplaşmanın merkezine yerleşti.

Peki Seyfülislam Kaddafi kimdi ve siyasi kariyeri boyunca hangi rolleri üstlendi?

‘Geçiş projesi’ olmaya çalışan rejimin oğlu

Seyfülislam Kaddafi, 25 Haziran 1972’de doğdu ve babasının onlarca yıl yönettiği Libya’da büyüdü. 1990’lı yıllarda Trablus’ta mimarlık eğitimi alan Kaddafi, daha sonra Batı ağırlıklı bir eğitim yolunu izleyerek Avusturya’da işletme eğitimi gördü. Akademik kariyerini ise 2008 yılında Londra Ekonomi Okulu’ndan (LSE) aldığı doktora derecesiyle tamamladı. Bu eğitim süreci, ona aynı anda hem ‘teknokrat’ hem de ‘elit’ bir imaj kazandırdı.

dferg
Libya lideri Muammer Kaddafi'nin oğlu Seyfülislam, 23 Ağustos 2011 tarihinde başkent Trablus'ta destekçilerini selamlıyor. (Reuters)

Ancak eğitim, siyasetten bağımsız bir unsur olmadı. Çeşitli anlatımlara göre Seyfülislam Kaddafi, bu süreçte Batılı çevreler ve etkili isimlerle geniş bir ilişki ağı kurdu; babasının rejimine temkinli yaklaşan başkentlerle Libya arasında bir köprü olarak kendini konumlandırmasında bu bağlantılar belirleyici rol oynadı.

‘Uluslararası bir figür’ olarak yükselişi ve uzlaşma dosyaları

2000’li yılların başından itibaren, herhangi bir resmî ve sürekli devlet görevi üstlenmemesine rağmen, Seyfülislam Kaddafi’nin adı hassas dosyalarda öne çıkmaya başladı. Dış uzlaşma süreçlerinde ve arabuluculuk girişimlerinde rol oynadı; adı, tartışmalı dönüm noktalarıyla birlikte anıldı. Bunlar arasında Lockerbie davası kapsamında yürütülen tazminat düzenlemeleri ile Batı’yla kademeli normalleşme sürecine ilişkin dosyalar yer aldı. Bu dönemde Seyfülislam, ekonomik ve siyasi modernleşmeden söz eden bir ‘reformcu’ figür olarak lanse edilirken, babasının kurduğu yönetim yapısıyla açık bir kopuş ilan etmedi.

Söz konusu yıllarda, uluslararası alandaki varlığını yönetmek üzere etrafında idari, mali ve medya alanlarında çalışan bir ekip oluşturuldu. Lüks bir yaşam tarzı ve geniş ilişki ağlarına işaret eden göstergeler dikkat çekti. Batılı bir gazetecilik anlatısı, Londra’daki ikameti süresince yürütülen yazışmalar, düzenlemeler ve halkla ilişkiler faaliyetlerini, 2011’de Muammer Kaddafi yönetimine karşı patlak veren ayaklanma öncesindeki ‘perde arkasına’ açılan nadir bir pencere olarak tanımladı.

Londra'da: Bağlantılar ve aracılar

İngiltere’de bulunduğu dönemde, özel hayat ile kamusal alan arasındaki sınırlar giderek iç içe geçti. Prestijli bir üniversitede eğitim, iş dünyasından çevrelerle ve siyasi figürlerle kurulan ilişkiler ile güvenlik ve gayriresmi temsil gereklilikleri çerçevesinde çeşitli kurum ve yapılarla temaslar bu sürecin parçaları oldu.

fevf
Libya'nın eski lideri Muammer Kaddafi'nin oğlu Seyfülislam Kaddafi, 25 Mayıs 2014 tarihinde Zintan şehrindeki bir hapishane içinden duruşmaya katılıyor. (Reuters)

Buna paralel olarak, belirli dosyalar etrafında halkla ilişkiler faaliyetleri yoğunlaştı. Bunların başında, İngiltere’de ve uluslararası alanda uzun süre tartışma konusu olan Lockerbie hükümlüsü Abdülbasit el-Megrahi’nin serbest bırakılmasına yönelik girişimler geldi. Batılı raporlara göre bu süreç, medya ve siyasi baskı faaliyetleriyle birlikte yürütüldü.

2011... Devrimle yüzleşme

Şubat 2011’de Libya’da başlayan protestolar ve ardından patlak veren savaşla birlikte, Seyfülislam Kaddafi’nin söylemi de değişti. ‘Reform’ vurgulu çizgiden açık bir meydan okuma diline geçen Kaddafi, rejimi savunan ve muhaliflerini tehdit eden açıklamalarla kamuoyunun karşısına çıktı. Bu tablo, birçok gözlemciye göre, onu sistem içinde ‘yumuşak bir alternatif’ olarak konumlandıran imajın sona erdiği kırılma noktası oldu. Bu gelişmelerin ortasında, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) 27 Haziran 2011’de Seyfülislam Kaddafi hakkında insanlığa karşı suçlar kapsamında tutuklama kararı çıkardı.

sdf8o98
Seyfülislam Kaddafi, 19 Kasım 2011'de Libya'nın Zintan kentinde bir uçakta otururken (Reuters)

Trablus’un düşmesi ve Muammer Kaddafi’nin öldürülmesinin ardından, Kasım 2011’de Seyfülislam Kaddafi’nin yakalandığı açıklandı. Böylece, uzun süreli tutukluluk ve kamuoyundan uzak bir dönemle tanımlanan yeni bir sürece girildi.

Trablus’taki bir mahkeme, 2015 yılında, Seyfülislam Kaddafi’yi gıyabında kurşuna dizilerek idam cezasına çarptırdı. Yaklaşık 30 Kaddafi dönemi yetkilisiyle birlikte yargılandığı davada, babasının iktidarına karşı ayaklanma sırasında göstericilerin öldürülmesi de dahil olmak üzere savaş suçlarından hüküm giydi. Ancak söz konusu karar daha sonra iptal edildi.

Kayboluş ve ardından 'siyasi geri dönüş'

Seyfülislam Kaddafi’nin 2017 yılında bir af yasası kapsamında serbest bırakıldığı duyuruldu. Bu tarihten sonra kamuoyundaki görünürlüğü sınırlı kalan Kaddafi, 2021’de başkanlık seçimleri için adaylık başvurusunda bulunarak yeniden gündeme geldi. Gür sakalı ve geleneksel kıyafetleriyle verdiği görüntü, eski rejim yanlılarının toplumsal tabanının bir kesimiyle uzlaşma mesajı olarak yorumlanırken, yıllar süren bölünmenin ardından merkezi devlet fikrini yeniden canlandırma çabasına da işaret etti.

Ancak bu geri dönüş, hukuki ve siyasi engellere takıldı. Libya içindeki önceki yargılamalar ve verilen hükümler ile UCM’nin tutuklama kararının yürürlükte olması, Seyfülislam Kaddafi’nin adaylığını tartışmalı bir mesele haline getirdi.

Öldürülmesi

3 Şubat 2026’da Libya’nın resmi haber ajansı, Seyfülislam Kaddafi’nin öldürüldüğünü duyurdu. Seyfülislam’ın siyasi ekibinin başkanı Abdullah Osman, Libya el-Ahrar televizyon kanalına yaptığı açıklamada, 53 yaşındaki Seyfülislam Kaddafi’nin evinde dört kişilik bir grup tarafından öldürüldüğünü söyledi. Osman, “Dört silahlı kişi Seyfülislam’ın ikametgâhına girdi, güvenlik kameralarını devre dışı bıraktıktan sonra kendisini öldürdü” ifadesini kullandı.


Almanya, "güvenlik gerekçeleriyle" Kuzey Irak'taki asker sayısını azaltıyor

Alman askerleri (DPA)
Alman askerleri (DPA)
TT

Almanya, "güvenlik gerekçeleriyle" Kuzey Irak'taki asker sayısını azaltıyor

Alman askerleri (DPA)
Alman askerleri (DPA)

Alman Silahlı Kuvvetleri, Ortadoğu'daki gerginliğin tırmanmasıyla birlikte "güvenlik gerekçeleriyle" Kuzey Irak'ta konuşlandırılan asker sayısını azaltacağını duyurdu.

Alman ordusunun operasyon komuta merkezi, artan bölgesel gerginlikleri gerekçe göstererek dün, görev için varlığı gerekli olmayan personelin geçici olarak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil'den çekileceğiniaçıkladı.

Askeri bir sözcü, yeniden konuşlandırılacak asker sayısını veya bölgede kalacak gücün büyüklüğünü belirtmekten kaçındı.

Şarku’l Avsat’ın Alman Der Spiegel dergisinden aktardığına göre bu adım, Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında potansiyel bir askeri gerilimin artması riskine yanıt olarak atıldı.

Dergi, Washington ve Tahran arasındaki devam eden ve artan gerilimler nedeniyle bu adımın gerekli olduğunu belirten bir parlamento brifingine atıfta bulunarak, Almanya'nın Kuzey Irak'taki askeri varlığını önemli ölçüde azaltmayı planladığını bildirdi.

Ortak Operasyonlar Komutanlığı ise bu adımı ihtiyati bir önlem olarak nitelendirerek, kalan personelle temel görevlerini yerine getirmeye devam edeceğini vurguladı.

Kararın, sahadaki çok uluslu ortaklarla yakın bir koordinasyon içinde alındığını belirten yetkili, Alman askerlerinin güvenliğinin en büyük öncelik olduğunu vurguladı.

Almanya, DEAŞ'ın yeniden ortaya çıkmasını önlemek amacıyla Irak güçlerine eğitim de dahil olmak üzere Irak'ı desteklemek için uluslararası bir misyona katılıyor.

Misyon Erbil'e odaklanmış durumda, ancak Der Spiegel'in haberine göre son zamanlarda yaklaşık 300 Alman askeri ülke genelinde, çoğunlukla Ürdün'de konuşlandırıldı.


CENTCOM, bir hafta içinde Suriye'deki DEAŞ hedeflerine karşı 5 hava saldırısı düzenlediğini duyurdu

ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)
ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)
TT

CENTCOM, bir hafta içinde Suriye'deki DEAŞ hedeflerine karşı 5 hava saldırısı düzenlediğini duyurdu

ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)
ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) yaptığı açıklamada, güçlerinin 27 Ocak ile 2 Şubat tarihleri ​​arasında Suriye'deki DEAŞ hedeflerine karşı 5 hava saldırısı düzenlediğini duyurdu. X platformu üzerinden dün yayınlanan açıklamada CENTCOM, DEAŞ’ın iletişim merkezlerini ve silah depolarını tespit edip imha ettiğini belirtti.

CENTCOM Başkanı Brad Cooper, “Bu saldırılar, DEAŞ’ın Suriye'de yeniden güçlenmesini önleme kararlılığımızın altını çiziyor… ABD'nin, bölgenin ve tüm dünyanın güven içinde yaşayabilmesi için DEAŞ’ın kalıcı olarak yenilgiye uğratılmasını sağlamak üzere Küresel Koalisyon ile koordineli olarak çalışıyoruz” dedi.  

CENTCOM açıklamasında, askeri operasyonlarının son iki ayda 50'den fazla DEAŞ üyesinin öldürülmesi veya yakalanmasıyla sonuçlandığı vurgulandı.