Sisi'nin üçüncü döneminin en belirgin zorlukları neler?

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde rakipleriyle bir araya geldi ve onların performanslarını övdü

Sisi, Mısır cumhurbaşkanlığı seçimlerinde rakipleriyle bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Mısır cumhurbaşkanlığı seçimlerinde rakipleriyle bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi'nin üçüncü döneminin en belirgin zorlukları neler?

Sisi, Mısır cumhurbaşkanlığı seçimlerinde rakipleriyle bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Mısır cumhurbaşkanlığı seçimlerinde rakipleriyle bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır'da, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin üçüncü döneminin en belirgin zorluklarına ilişkin sorular gündeme geldi. Öte yandan Sisi, dün (Salı) cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki rakipleri; Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Hazım Ömer, Mısır Sosyal Demokrat Partisi Genel Başkanı Ferid Zahran ve Vefd Partisi Genel Başkanı Abdussened Yemame ile bir araya geldi.

Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Ahmed Fehmi'nin yaptığı açıklamaya göre toplantıda Sisi rakiplerinin Mısır siyasi ve demokratik sahnesindeki çoğulculuğu ve çeşitliliği zenginleştirecek şekilde seçim sürecinde ortaya koydukları siyasi performansı takdir etti.

Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, toplantıda üç partinin genel başkanlarının "bir sonraki aşamada ulusal kalkınma çabalarının nasıl güçlendirileceğine" ilişkin siyasi vizyonlarını sunduklarını ve Mısır devletinin ve halkının çıkarlarına hizmet edecek şekilde çalışmaya devam edeceklerini" ifade ettiklerini bildirdi. Sisi, "toplumdaki çeşitli siyasi gruplar arasındaki diyaloğun toplumun gelişiminin önemli bir bileşeni ve yeni cumhuriyetin temel özelliği olduğuna" dikkat çekti.

Mısır Ulusal Seçim Kurumu pazartesi günü yaptığı açıklamada, Sisi'nin toplam geçerli oyların yüzde 89,6'sını alarak cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazandığını duyurdu. Sisi toplamda 39,7 milyon seçmenin oyunu aldı. Hazım Ömer ise toplam geçerli oyların yüzde 4,5'ini (1,986 milyon oy) alarak Sisi’yi takip ederken, Ferid Zahran yüzde 4 (1,776 milyon oy) ile üçüncü sırada yer aldı. Abdussened Yemame ise yüzde 1,9 oranında (822 bin) oy alarak dördüncü sırada kaldı.

Uzmanlara göre Sisi'nin üçüncü altı yıllık döneminin gündeminde özellikle siyasi ve ekonomik konular olmak üzere pek çok zorluk yer alıyor. Kahire Üniversitesi’nden Siyaset Bilimci Prof. Dr. Tarık Fehmi, “Benim tahminime göre Cumhurbaşkanı Sisi'nin üçüncü döneminde karşılaşacağı en önemli zorluk, tüm stratejik seviyelerdeki güvenlik ve stratejik zorluklardır. Bu zorluklar mevcut bazı politikaların gözden geçirilmesini ve önceliklerin belirlenmesini içeren ekonomik gerçekliğe yöneliktir.” değerlendirmesinde bulundu.

Fehmi Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Mısır ulusal diyaloğu cumhurbaşkanının öncelikleri arasında yer alıyor. Sisi seçim zaferinin ardından yaptığı konuşmada buna işaret etti. Sisi, ulusal diyaloğu sürdürme sözü verdi. Bu nedenle de bu konuda bir taahhüt var. Bu, zorlukların bir parçası ve gerçekten önemli bir konu. Çünkü diyaloğu başlatan cumhurbaşkanı idi.”

Sisi pazartesi günü Mısır'ın "ulusal diyaloğunu" "daha etkili ve pratik bir şekilde" tamamlama sözü verdi. Geçtiğimiz Eylül ayında Ulusal Diyalog Mütevelli Heyeti, Sisi'nin daveti üzerine geçtiğimiz Mayıs ayında başlayan oturumlarının cumhurbaşkanlığı seçimleri sonuna kadar askıya alındığını açıklamıştı. Konsey o dönemde yaptığı açıklamada, bu kararın “Ulusal Diyaloğa katılan tüm kesimlerin seçim sürecine 'tam özgürlükle' katkıda bulunmaları için (olumlu ve uygun) bir ortam sağlamak amacıyla alındığını” ifade etmişti.

grh56u
Mısır Cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki rakipleriyle el sıkışıyor (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısırlı ekonomi uzmanı, Arap Devletleri Ekonomik Kalkınma İşleri Birliği'nin Arap İşgücü Sisteminde Sosyal  Kalkınma  Arap  Birliği  Başkan  Yardımcısı  Eşref  Garab  ise  önümüzdeki  dönemde cumhurbaşkanının masasında ekonomik, sosyal, güvenlik ve siyasi birçok dosyanın olduğuna inanıyor. Şarku'l Avsat'a konuşan Garab şu açıklamayı yaptı: “Ekonomi dosyası, başta tarımsal projeler olmak üzere ulusal projeleri tamamlamak; gıda ve stratejik mallarda kendi kendine yeterliliği sağlamak, ithalat hacmini azaltmak ve endüstriyel projeleri ortaya koymak gibi hedefleri kapsıyor. Devlet Mülkiyeti Politikası belgesi uyarınca küçük, orta ve mikro işletmelerin desteklenmesinin ve gelişiminin arttırılmasının yanı sıra, özel sektörün devletin ekonomik faaliyetlerine katkısının artırılması ve bu alanda katılım oranının yüzde 65'e yükseltilmesi hedeflenecek. Bu da ihracat oranını ve hacmini artırmaya, ithalat hacmini azaltmaya ve ticaret açığını kapatmaya katkıda bulunacak.”

Garab, "Fiyatları kontrol etmek için piyasa gözetim aygıtını harekete geçirmenin yanı sıra, enflasyon oranını düşürmenin, yerel para biriminin durumunu iyileştirmenin ve döviz kıtlığının giderilmesinin de önemli bir konu olduğuna" dikkat çekti.

Mısır Kamu Seferberliği ve İstatistik Merkezi Ajansı'nın verilerine göre Mısır şehirlerinde tüketici fiyatlarındaki yıllık enflasyon oranı geçen ağustos ayında yüzde 37,4'e ulaşarak, enflasyon oranının yüzde 36,5 olarak kaydedildiği geçen temmuz ayına göre artış kaydetti. Öte yandan Dolar resmi olarak 30,9 Mısır pounduna eşit.

Garab, önümüzdeki dönemde karşılaşılacak en önemli sosyal zorluklardan birinin “Dayanışma ve Onur” programı kapsamında emekli maaşı alanların sayısında artış sağlanması da dahil olmak üzere, Mısır devletinin sağladığı sosyal koruma programlarındaki artışın devam etmesi olduğuna dikkat çekiyor. Garab, “gıda desteğinde devam eden artış ve Mısır'ın tüm valiliklerinde kapsamlı sağlık sigortasının uygulanmasının” vatandaşların üzerlerindeki yükü hafifleteceğini söyledi.

Mısır Temsilciler Meclisi'ndeki (Parlamento) Tecammu Partisi'nin parlamento organı başkanı Milletvekili Atıf Megaveri, “Ekonomik krizin Mısır vatandaşı üzerindeki yükünü hafifletmeye çalışmak, Mısır'ın en önemli sorunudur.” dedi.

Megaveri Şarku'l Avsat'a : “Mısır vatandaşının rahatlaması ve Mısır ekonomisinin tekrar sağlığına kavuşturulması yararına hizmet edecek şekilde bazı hükümet politikalarını değiştirmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Megaveri, Cumhurbaşkanı Sisi'nin de zaferden sonra (Pazartesi) yaptığı konuşmada işaret ettiği gibi, doğu sınırlarında Gazze'de devam eden savaşla ilgili bir zorluk olduğunu belirtti. Megaveri, “Bu, bize empoze edilen bir zorluktur ve Filistinlilerin topraklarından sürülmesini önleyecek daha proaktif tedbirlerle bu sorunla yüzleşmek gerekiyor.” dedi.

Mısır, Gazze Şeridi'nde ateşkesin yeniden tesisi için yoğun çabalarını sürdürüyor. Kahire, Şerid'de kapsamlı bir ateşkesin yapılmasını hedefliyor. Mısır, "Filistinlileri kendi toprakları içinde veya dışında zorla yerinden etmeye yönelik her türlü girişimi kategorik olarak reddettiğini" defalarca vurguladı.

Mısırlı parlamenterler Cumhurbaşkanı Sisi'nin üçüncü döneminde karşı karşıya olduğu görevler arasında "Ulusal Diyalog oturumlarını tamamlamak ve sonuçlarını kabul etmek" olduğunu söylüyorlar.



Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
TT

Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)

İran ile ABD-İsrail arasında süren savaşın ilk ayının sona ermesiyle birlikte, Husiler de çatışmalara dahil oldu. Örgüt, Tahran’a destek amacıyla İsrail’e karşı roket saldırıları başlattığını duyurdu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağları bilinen Husilerin bu müdahalesi, Yemen’deki dengelerde derin değişimlerin kapısını aralıyor. Analistler, bu adımın çatışma haritasının yeniden şekillenmesini hızlandırabileceğini ve Kızıldeniz kıyısındaki Hudeyde vilayeti ile limanının kurtarılması amacıyla olası askeri operasyonların yeniden başlamasına yol açabileceğini, hatta daha geniş kapsamlı etkiler doğurabileceğini belirtiyor.

Bu gelişmeler, Birleşmiş Milletler’in (BM) Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu’nu mart sonu itibarıyla sona erdirme kararıyla aynı döneme denk geliyor. Uzmanlar, bunun Batı sahili cephesinin yeniden silahlı çatışma alanına dönme ihtimalini güçlendirdiğini, bölgesel gerilimlerin tırmanması ve barış süreçlerinin yavaşlamasıyla bu riskin arttığını vurguluyor.

Bölgesel ve uluslararası endişeler, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kapatma ihtimaline de odaklanıyor. Bu adımın, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki hareketlerinin bir devamı niteliğinde olabileceği ve stratejik deniz geçitlerine baskıyı artıracağı değerlendiriliyor.

Askeri uzman Adnan el-Ceberni, “BM misyonunun çekilmesi ile Husilerin İran lehine yeni bir savaşa girmesi ve bunun Yemen ile bölge üzerindeki muhtemel etkileri, tüm olasılıkları açık bırakıyor” dedi.

El-Ceberni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Husilerin müdahalesinin, örgütün önceliklerinin ve hareket noktalarının esas olarak İran ve müttefikleriyle bağlantılı olduğunu gösterdiğini belirterek, bunun Yemen halkı ve çıkarları için ciddi bir tehdit oluşturduğunu, ayrıca bölge genelinde de riskleri artırdığını vurguladı.

efdvf
Husilerin bölgesel savaşa dahil olması, Hudeyde vilayetinin ve limanının kurtarılmasına yönelik olası bir operasyona yol açabilir. (Haber ajansları)

El-Ceberni, Husilerin iç politikada ciddi bir tıkanma ve izolasyon yaşadığını belirterek, “Halkın öfkesi ve toplumsal izolasyonları benzeri görülmemiş düzeylere ulaştı. Bu durum, onları dış çatışmalara daha fazla katılmaya zorluyor; bu da örgütün geleceği için yüksek maliyetli olabilir” dedi.

Avrupa Birliği (AB) misyonu ise Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde gemilere yönelik saldırılar düzenleme ihtimalini dışlamayarak, bu bölgeden geçen deniz taşımacılığı için dikkatli olunması uyarısında bulundu.

Öte yandan, BM çatısı altındaki Washington Yemen Araştırmaları Merkezi araştırmacısı Mervan Numan, Hudeyde şehrinin Husilerin elinden alınmasının zamanı geldiğini belirtti. Numan, 2022’de kurulan Başkanlık Konseyi’nin, Yemen krizinin çözümünün ya barış ya da savaş yoluyla olacağını ortaya koyduğunu vurguladı.

Numan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin yakın zamanda Kızıldeniz’de Husilerin tehditlerine karşı uluslararası bir koalisyon kurulmasını talep ettiğini ve bölgedeki yeni gelişmelerin Hudeyde’nin özgürleştirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti.

Numan, Husilerin DMO’nun yönlendirmesiyle İran’ın bölgesel istikrarı bozma ve genişleme hedeflerine hizmet etmesinin, örgütün sonunu hazırlayan adım olduğunu bildirdi.

dvde
Analistlere göre Husiler en kötü dönemini yaşıyor. (EPA)

Yemenli siyaset yazarı Hemdan el-Aliy, Stockholm Anlaşması’nın sona ermesi ve BM misyonunun çekilmesini, Yemenliler, bölge ve uluslararası toplum için Hudeyde’de devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve nihayetinde Sana’ya ulaşma açısından gerçek bir fırsat olarak değerlendirdi.

El-Aliy, Hudeyde ve limanının kurtarılmasının, Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki deniz geçitlerini Husilerin saldırılarından korumaya katkı sağlayacağını belirterek, “Görünüşe göre yeni bir karşılaşma söz konusu… Husilerin herhangi bir yeni ihlali, bu stratejik bölgenin kurtarılmasına yol açabilecek farklı bir aşamayı başlatabilir” dedi.

Yemenli siyaset analisti Abdullah İsmail ise Hudeyde ve Yemen’in diğer bölgelerinin kurtarılması mücadelesinin kaçınılmaz olduğuna dair çok sayıda gösterge olduğunu belirtti, ancak zamanlamanın kritik olduğunu vurguladı. İsmail, “Bana göre Hudeyde ve diğer bölgelerin kurtarılması savaşı gelecekte yaşanacak. Bunun zamanlaması, Husilerin güç toplamasından veya Yemenlileri manipüle etmesinden fayda sağlamalarını önleyecek bir dizi kriter ve düzenlemeye bağlı” ifadelerini kullandı.

İsmail, “Karşı karşıya olduğumuz değişkenler açık; belki de Yemen içindeki ayaklanma belirleyici olacak. Zira birçok kişi grubun kendi eliyle mezarını kazdığını düşünüyor” dedi.

Askerî açıdan ise Yemen Ortak Operasyonlar Komutanı Danışmanı Albay Muhammed Cabir, mevcut yerel ve bölgesel verilerin, ‘İran rejiminin projesiyle sert bir çatışmaya doğru gidildiğini’ gösterdiğini belirtti.

Cabir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Stockholm Anlaşması’nın siyasi ve askerî açıdan çökmesinin ardından Hudeyde ve Batı sahili cephesinin önümüzdeki günlerde açık çatışma alanına dönüşmesine dair net göstergelerin ortaya çıktığını ifade etti.

ervfe
 Batı sahilindeki Ulusal Direniş Güçleri’ne bağlı birlikler (Yemen ordusu)

Cabir, Husilerin 2026 başından itibaren benzeri görülmemiş bir askeri seferberlikle Batı sahilini İran rejiminin bölgesel çatışmalarında kullanılacak bir füze üssüne dönüştürmeyi ve Babu’l Mendeb’i siyasi pazarlık kartı olarak kullanmayı amaçladığını söyledi.

Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani’ye göre, son tırmanışla eş zamanlı olarak, geçtiğimiz hafta DMO liderleri ve uzmanları Sana’ya geldi.

Cabir, meşru hükümet ve askeri komite tarafından, Suudi Arabistan denetiminde yürütülen son hareketlerin, cepheleri ortak bir komuta altında birleştirmek, Husileri caydırmak ve limanları geri almak için ciddi hazırlıklar yapıldığını gösterdiğini belirtti.

Cabir, Husilerin kendi iradeleriyle bölgesel çatışmaya dahil olduklarını, kendilerini DMO ile bağlantılı operasyon odasının bir yürütme aracı olarak sunduklarını ve bölgesel çatışma önceliklerini Yemen’in ve Yemenlilerin çıkarlarının önüne koyduklarını vurguladı. Cabir, bu kararın Husileri hem Yemen halkıyla iç çatışmaya hem de bölgesel ve uluslararası çevreyle doğrudan karşı karşıya bırakacağını, bu durumun örgüt için sonu hızlandırabileceğini ifade etti.


Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, bölgedeki savaşı durdurabilecek tek kişinin ABD Başkanı Donald Trump olduğunu belirtti.

Sisi, Mısır Uluslararası Enerji Konferansı ve Fuarı (EGYPS) açılışında bölgedeki bu savaşı durdurabilecek tek kişinin Trump olduğunu ifade etti.

Sisi, arz eksikliği ve fiyat artışlarının etkisine dikkat çekerek, petrol fiyatının varil başına 200 doları aşabileceğine dair analistlerin endişeleri ve tahminlerin abartılı olmadığını vurguladı.

Sisi, Ortadoğu’daki karışıklıklar nedeniyle gübre kıtlığı ve bunun sonucunda küresel gıda güvenliği krizinin olası olduğunu söyledi. Sisi, “Zengin ülkeler bunu karşılayabilir, ancak orta gelirli ve kırılgan ekonomiler için bu durum ciddi istikrarsızlık yaratabilir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Sisi, Trump’ı Gazze’deki savaşı sona erdirmedeki rolünden ötürü övdü. Sisi, Kasım ayında Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde imzalanan ateşkes anlaşmasından önce de ABD Başkanı’nın tek çözümün kendisi olduğunu söylediğini hatırlattı.

 

Mısır, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kınayarak, bölgesel bir savaşın önlenmesi için diplomatik girişimlerde bulundu.

Buna karşılık, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi video konferansla yaptığı konuşmada uluslararası toplumu hayati deniz yollarını korumaya çağırdı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasını ve enerji altyapısına yönelik saldırılarını kınadı. Budeyvi, İran’ın agresyonunun tüm dünyayı tehdit ettiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump, ABD-İsrail savaşının “İran rejiminde değişim” sağladığını ve mevcut liderleri “çok mantıklı” olarak nitelendirdiğini söyledi. Trump, aynı zamanda İranlılarla bir “anlaşma” yapacağını da belirtti.

Trump, Financial Times’a verdiği röportajda, “İran petrolünü ele geçirmek istediğini” ifade ederek, İran’ın petrol ihracat merkezi olan Hark Adası’nı kontrol edebileceğini söyledi. Trump ayrıca, İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerin geçişine izin verdiğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD’nin aracılar üzerinden ilettiği müzakere mesajlarını “gerçekçi olmayan, mantıksız ve abartılı” olarak nitelendirdi.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed Ishak Dar, dün Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmelerin ardından, İslamabad’ın önümüzdeki günlerde ABD ve İran arasında “ciddi müzakerelere ev sahipliği yapmaya ve bunları kolaylaştırmaya hazır olduğunu” belirtti. Amaç, süregelen çatışmaya kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulmak.


Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
TT

Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyindeki Sur kentinde bir askeri kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında bir askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bu saldırı, Hizbullah ile İsrail arasında çatışmaların başlamasından bu yana ordu noktalarına yönelik ilk doğrudan hedef alma olarak kayda geçti.

Lübnan ordusu tarafından yapılan açıklamada, el-Amiriye bölgesinde, el-Kalile-Sur yolu üzerindeki bir kontrol noktasının hedef alındığı, saldırı sonucu bir askerin yaşamını yitirdiği ve diğer askerlerin yaralandığı belirtildi. Yaralı sayısına ilişkin detay verilmedi.

2 Mart’ta başlayan çatışmalardan bu yana Lübnan ordusu, güney ve doğu bölgelerinde görev yerleri dışında İsrail ateşi sonucu hayatını kaybeden sekiz asker için taziye açıklaması yayımladı.

Öte yandan, İsrail ordusunun yedi mahalle için tahliye uyarısı yapmasının ardından, bu sabah Beyrut’un güney banliyösüne hava saldırısı düzenlendi. Üç gün aradan sonra bölgeye gerçekleştirilen ilk saldırı sonrası hedef alınan noktadan dumanlar yükseldi. Sürekli saldırılar ve tahliye uyarıları nedeniyle bölge sakinlerinin büyük kısmının daha önce göç ettiği belirtildi.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Beyrut’ta Hizbullah’a ait olduğunu öne sürdüğü ‘altyapı hedeflerini’ vurduğunu bildirdi.

sdvsd
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (AFP)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, Beyrut’un güney banliyölerinde yaşayanlara acil tahliye uyarısında bulundu. Adraee, özellikle Haret Hreik, el-Gubeyri, el-Leyleki, el-Hadath, Burc el-Baracne, Tahvita el-Gadir ve eş-Şiyah mahallelerinin hedef alınabileceğini belirtti.

Adraee açıklamasında, “İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki farklı bölgelerde Hizbullah’a ait askeri altyapıyı hedef almaya devam ediyor. Size zarar vermek niyetinde değiliz, bu nedenle güvenliğiniz için derhal tahliye olmanız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’daki ‘tampon bölgeyi genişletme’ talimatı verdiğini duyurdu.

Netanyahu, yayımladığı video mesajda, “Lübnan’da mevcut tampon bölgenin daha da genişletilmesi için orduya talimat verdim” dedi. Bu adımın amacının, Hizbullah mensuplarının olası saldırı riskini tamamen ortadan kaldırmak ve sınır hattında tanksavar füzesi atışlarını engellemek olduğunu ifade etti.