Mısır’da 2023: Bölgesel depremlerin etkisiyle ekonomik baskılar durma noktasına geldi.

İç siyasi hareketlenmeler ve sorunların sıfırlanması için hamleler sürüyor.

Sisi, Mısır cumhurbaşkanlığı seçimleri kapsamında rakipleriyle toplantı düzenledi. (Mısır cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Mısır cumhurbaşkanlığı seçimleri kapsamında rakipleriyle toplantı düzenledi. (Mısır cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır’da 2023: Bölgesel depremlerin etkisiyle ekonomik baskılar durma noktasına geldi.

Sisi, Mısır cumhurbaşkanlığı seçimleri kapsamında rakipleriyle toplantı düzenledi. (Mısır cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Mısır cumhurbaşkanlığı seçimleri kapsamında rakipleriyle toplantı düzenledi. (Mısır cumhurbaşkanlığı)

İç siyasi hareketler, kayda değer bölgesel yakınlaşmalar, acil ekonomik kriz ve bölgesel depremler, Mısır haritasının köşelerini kuşatıyor. Başlangıçta Rusya- Ukrayna savaşının yansımalarından, öncesinde ise koronavirüs salgınının etkilerinden kurtulma umudu taşıyan 2023 yılı olaylarını Mısırlılar böyle yaşadı. Ancak krizlerin patlak vermesi, Mısır ve Mısırlılara daha fazla sonuç ve yük getiren ‘sürekli bir semptom’ olarak kaldı.

2023’ün ilk ayları, daha sakin bir yıl için umut verdi. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, geçen şubat ayında ülkenin terörizmi ortadan kaldırma başarısının ardından yeni bir aşamaya başladığını duyurdu. Bu ilan, Sisi’nin geçen nisan ayında Mısır’da terörizmin sona erdiğini belirttiğinde de daha net bir şekilde ortaya koyuldu. Ayrıca Sisi, “Devlet silahlarının dışında silah toplanmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

secf
Mısır’daki cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılım yoğundu. (Reuters)

Bu gelişme, geçen mayıs ayında Mısır’da Ulusal Diyalog’un başlatılmasıyla birleşen iç siyasi hareket durumuyla bağlantılıydı ve katılımcı partizan güçler arasında temel farklılıklardan yoksun olmayan etkileşim ve tartışmalara tanık oldu.

2024 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yıl sonundan önce gerçekleştirilmesi açıklamasının ardından iç hareketlenme ortamı, yılın son çeyreğine kadar uzandı. Cumhurbaşkanı Sisi’nin liderliğinde dört aday yarıştı ve birçok gözlemciye göre öyle görünüyor ki sonuç kesin. Ancak beklenti, Ulusal Seçim Kurulu’nun açıklamasına göre beklentileri aşan oylamadaki katılım oranına odaklandığı kadar, cumhurbaşkanlığı yarışının galibinin kişiliği üzerine bahis oynanmadı.

Bölgesel yakınlaşmalar ve krizler

İç siyasi hareketlilikle eş zamanlı olarak Mısır, başta Türkiye olmak üzere ilişkilerin gerilim dalgalarına sahne olduğu ülkelerle ‘sıfır’ soruna yönelik bölgesel yakınlaşma dalgasına da tanık oldu. Türkiye ile diplomatik ilişkilerin yeniden başlatılması ve desteklenmesi, gerilimle dolu tam on yıllık bir yabancılaşmanın ardından Kahire’nin bölgesel ilişkiler dosyasındaki gelişmelerin öne çıkan manşetlerinden biriydi.

Kahire ile Ankara arasındaki yakınlaşma, 2022 yılının sonunda Mısır Cumhurbaşkanı’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Katar’da düzenlenen FIFA Dünya Kupası’nın açılışına katılmaları sırasında bir araya geldiği sürpriz bir açılımın ardından geldi. Daha sonra yakınlaşmanın temposu giderek arttı ve diplomatik temsilin büyükelçilik seviyesine yükseltilmesi aşamasına geçildi. Ayrıca iki ülke cumhurbaşkanları arasında bölgesel ve uluslararası zirveler çerçevesinde defalarca gerçekleştirilen, ancak henüz resmi ziyaret aşamasına gelinmemiş olan görüşmeler yapıldı.

Mısır- İran ilişkilerinde onlarca yıldır süren çıkmaza son veren bir yumuşama sinyali de görüldü. Resmi heyetlerin defalarca toplantıları ve ziyaretleri oldu. Mısır ve İran cumhurbaşkanları, 11 Kasım’da Riyad’da düzenlenen acil Arap- İslam zirvesinin oturum aralarında bir araya geldi. Ancak ilişkiler, toplantıları aşarak resmi nitelik kazanmadı.

Ancak bu yakınlaşmalara paralel olarak diğer bölgesel krizlerin de patlama eşiğine gelmesi, Mısır üzerindeki baskıyı artırdı. Bu yılın nisan ayında, General Abdulfettah el-Burhan liderliğindeki silahlı kuvvetler ile Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) liderliğindeki Hızlı Destek Kuvvetleri arasında aniden Sudan’ın içinde çatışmalar patlak verdi. Bu durum, kendisini güney cephesinde yıkıcı bir savaşla karşı karşıya bulan Mısır üzerinde güvenlik, ekonomik ve insani baskılara neden oldu.

Mısır Kamu Seferberliği ve İstatistik Merkezi Ajansı’na göre Kahire, yaşadığı ekonomik sorunların yanı sıra önemli bir stratejik ve ekonomik ortağını da kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre aralarındaki ticaret alışverişi oranı yüzde 18,2’ye ulaştı. Ayrıca yaklaşık yarım milyon yerinden edilmiş Sudanlı, Mısır sınırına akın ederek, yıllardır Mısır topraklarında ikamet eden yaklaşık dört milyon Sudanlıya eklendi.

Kriz, aynı zamanda vatandaşlarını Sudan’dan tahliye etmek, binlerce yabancı uyruklu kişinin Sudan topraklarından tahliyesine katkıda bulunmak ve (Mısır açısından karmaşık boyutlara ve yansımalara sahip bir krize çözüm arayışı çerçevesinde) geçen temmuz ayında Sudan’ın komşu ülkelerinin liderlerinin de dahil olduğu bölgesel bir zirveye ev sahipliği yapmak için acil bir kara, deniz ve hava köprüsü açan Kahire’ye de güvenlik sonuçları getirdi. Sudan’dan pek de uzak olmayan bir yerde Etiyopya Nahda (Rönesans) Barajı krizi, Kahire ve Addis Ababa arasında geçen temmuz ayında dört ay içinde bir anlaşmaya varmak için müzakere turlarının yeniden başlatılmasına ilişkin anlaşmaya rağmen 2023’te durma noktasına geldi.

Mısır’ın rolünün zorlukları

Yıl bitmeden Mısır, Ekim 1973 Savaşı zaferlerinin 50’inci yıl dönümü nedeniyle bir kutlama havası yaşarken, Hamas hareketinin 7 Ekim 2023’te İsrail hedeflerine yönelik gerçekleştirdiği ve Filistin direniş gruplarının tarihlerindeki en büyük operasyon olan Aksa Tufanı Operasyonu’nun ardından ülkenin doğu cephesinde bir kriz daha yaşandı. Mısır, kendisini fırtınanın kalbinde ve doğrudan ulusal güvenlikle karşı karşıya buldu. Aynı şekilde Kahire Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi Profesörü ve Arap Araştırma Enstitüsü eski dekanı Dr. Ahmed Yusuf Ahmed, ister güneyde (Sudan) ister doğuda (Gazze) olsun bölgesel krizlerin baskılarının Mısır üzerinde ‘büyük ve ağır’ olduğuna dikkat çekti.

Yusuf, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Gazze’deki krizin yansımalarının, durumun Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki tarihi köklerle bağlantılı olması gerçeğiyle sınırlı olmadığını belirtti. Yusuf’a göre bu kriz, Mısır ulusal güvenliğine doğrudan bir tehdit oluşturan Filistinlileri Sina topraklarına gönderme projesine ilişkin korkuları arttırarak ilave bir ağırlık oluşturdu. Öyle ki işgal güçleri, ülkeyi şiddetli insani baskılara maruz bırakmanın yanı sıra, yaklaşık iki milyon Filistinliyi Mısır sınırı boyunca güney Gazze’de toplanmaya zorladı.

Dr. Ahmed Yusuf, Gazze’deki mevcut krizin ciddiyetinin, ‘bölgesel gerilimin kapsamının genişlemesi ve Husi grubunun bölgedeki gemileri hedef almasıyla Kızıldeniz’in güneyine kadar uzanmasının yansımalarına’ ek olarak ister Filistin meselesine karşı tarihsel sorumluluk ister arabuluculuk rolleri yoluyla olsun, Mısır’ın bölgesel rolüne zorluklar dayatmasından kaynaklandığına dikkati çekti. Öyle ki Husilerin eylemi, Süveyş Kanalı’nı etkileyebilir.

Ekonomik baskılar

Söz konusu bölgesel krizlerin şiddeti iki katına çıktı. Çünkü Mısır ekonomisinin 2023 öncesinde maruz kaldığı birikmiş baskılarla aynı zamana denk geldi. Ve Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Aralık 2022’de Mısır’a üç milyar dolar tutarında kredi vermeyi kabul etmesinden sonra yıl boyunca daha büyük bir hızla devam etti. O tarihten bu yana Mısır lirası, dolara karşı 30,9 lira civarında sabit kaldı. Resmi kur ile karaborsadaki döviz kuru arasındaki fark yaklaşık yüzde 50’nin üzerinde.

Mısır ekonomisi, aynı zamanda Moody’s ve Standard & Poor’s gibi uluslararası derecelendirme kuruluşları tarafından sürekli olarak kredi notu indirimleriyle karşı karşıya kaldı ve bu kuruluşlar, yılın son çeyreğinde Mısır’ın uzun vadeli ülke notunu B’den -B’ye düşürdü. Ayrıca ülke üzerinde artan finansman baskısına dikkat çekti.

Buna, 2022- 2023 mali yılında yurt dışında çalışan Mısırlılardan gelen işçi dövizlerinde yıllık bazda yüzde 30,8 oranında bir düşüş eşlik etti. Mısır Merkez Bankası’nın 2022- 2023 mali yılında ekonominin dış dünyayla işlemlerine ilişkin verileri, geçtiğimiz mali yılda yurt dışında çalışan Mısırlılardan gelen işçi dövizlerinde, önceki mali yılda 31,9 milyar dolara kıyasla 22,1 milyar dolara düşüş olduğunu gösterdi.

sefv
Mısır para birimindeki dalgalanma sürüyor. (AFP)

Kamu kuruluşlarının sahip olduğu bazı devlet varlıklarının satış anlaşmaları da varlık değerlemesiyle ilgili zorluklar nedeniyle sekteye uğradı. Bu durum IMF’nin geçen mart ayında yapılması planlanan programa ilişkin ilk incelemesini askıya almasına yol açtı.

Enflasyon, 2023 aylarını renklendiren ve Mısırlıların akıllarında yer etmeye devam edecek olan gözle görülür baskılardan birini temsil ediyordu. Mısır Merkez Bankası’nın geçen ekim ayındaki verileri de çekirdek enflasyonun geçen eylül ayındaki yüzde 39,7’den yüzde 38,1’e yavaşladığını gösterdi. Bu yılın ağustos ayında başkan değişikliğine uğrayan Merkez Bankası, bu enflasyonist baskıları kontrol altına almak için yıl içinde birden fazla kez faiz oranlarını gözden geçirmek ve değiştirmek zorunda kaldı. Mısır hükümeti ayrıca, yıl içinde iki kez yakıt fiyatlarını artırmaya başvurdu ve en son geçen kasım ayında, artan küresel yakıt fiyatları ve zayıf döviz kuru nedeniyle benzin fiyatlarını yüzde 14,3 oranında artırdı.

Zor bir yıl

Mısırlı ekonomi uzmanı Dr. Reşad Abdo, 2023’ü ‘Mısır ekonomisi için en zor yıllardan biri’ olarak tanımladı. Bu değerlendirmesine gerekçe olarak ise ‘krizlerin ve ekonomik sorunların artmaya devam etmesi, kamu borç yükünün artması ve yüksek enflasyon oranlarını’ gerekçe gösterdi.

Abdo, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bölgesel ve uluslararası koşulların Mısır üzerindeki ekonomik baskıların şiddetini artırdığına dikkati çekti. Abdo’ya göre Sudan’da yaşanan iç çatışmalar, Gazze savaşının yansımaları ve öncesinde Rusya-Ukrayna savaşının devam eden etkileri, Mısır ekonomisinin çeşitli göstergelerine ağır yükler getiriyor. Ayrıca dolar açığının devam etmesi ve Mısır’ın başta gıda olmak üzere ihtiyaçlarının çoğunu ithal etmesi nedeniyle hükümet, kendisinin sert olarak tanımladığı ekonomik kararlar almak zorunda kalabilir.

BRICS grubunun geçen ağustos ayında Mısır’a 2024’ten itibaren gruba katılması daveti, özellikle grupta Çin, Hindistan ve Brezilya gibi yükselen ekonomik güçler yer aldığı için, biriken ekonomik baskıların ortasında iyi bir haber olarak sayılabilir. Ancak Abdo, bu katılımdan ekonomik kazanç elde etmenin henüz mevcut olmayan önlem ve hazırlıklar gerektirdiği görüşünde.



İsrail, Lübnan'da Gazze senaryosunu tekrarlamaya doğru ilerliyor

İsrail askerleri, Lübnan sınırına yakın kuzey İsrail'deki Yukarı Celile'de bir toplanma alanında tank paletlerini tamir ediyor (AFP) 
İsrail askerleri, Lübnan sınırına yakın kuzey İsrail'deki Yukarı Celile'de bir toplanma alanında tank paletlerini tamir ediyor (AFP) 
TT

İsrail, Lübnan'da Gazze senaryosunu tekrarlamaya doğru ilerliyor

İsrail askerleri, Lübnan sınırına yakın kuzey İsrail'deki Yukarı Celile'de bir toplanma alanında tank paletlerini tamir ediyor (AFP) 
İsrail askerleri, Lübnan sınırına yakın kuzey İsrail'deki Yukarı Celile'de bir toplanma alanında tank paletlerini tamir ediyor (AFP) 

Axios sitesinin İsrailli ve Amerikalı yetkililere dayandırdığı habere göre İsrail, Litani Nehri’nin güneyindeki tüm bölgeyi kontrol altına almak ve “Hizbullah”ın askeri altyapısını çökertmek amacıyla Lübnan’daki kara operasyonunu büyük ölçüde genişletmeyi planlıyor.

Üst düzey bir İsrailli yetkili “Axios”a, “Gazze'de yaptığımızı yapacağız” dedi. Bu sözlerle, İsrail'in “Hizbullah”ın silah depolamak ve saldırılar düzenlemek için kullandığını iddia ettiği binaların yıkılmasına atıfta bulundu.

2006'dan sonra olası en büyük kara harekatı

Bu operasyon, 2006'dan bu yana Lübnan'da gerçekleştirilen en büyük İsrail kara harekatı olabilir ve bu durum, ülkeyi İran'la savaşla bağlantılı artan bölgesel gerginliğin merkezine yerleştirebilir.

Siteye göre bu büyüklükteki bir operasyon, İsrail'in Lübnan'ın güneyini uzun süreli olarak işgal etmesine yol açabilir.

Lübnan hükümeti, “Hizbullah”ın İsrail'e roket atmasının ardından yeniden alevlenen savaşın ülkede geniş çaplı yıkıma yol açmasından derin endişe duyuyor.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (solda) ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir (İsrail Savunma Bakanlığı)İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (solda) ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir (İsrail Savunma Bakanlığı)

Axios'un haberine göre ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Hizbullah'ı silahsızlandırmak için büyük bir İsrail operasyonunu desteklerken, aynı zamanda Lübnan devletine verilebilecek zararı sınırlamaya çalışıyor. Trump yönetimi, savaş sonrası bir anlaşmaya varmak için İsrail ile Lübnan arasında doğrudan görüşmeler yapılmasını da teşvik ediyor.

İsrail’in hesaplarında değişiklik

İsrailli yetkililere göre İsrail hükümeti birkaç gün öncesine kadar İran’la olan çatışmaya odaklanabilmek için Lübnan’daki gerginliği kontrol altına almaya çalışıyordu.

Ancak bu hesaplar çarşamba günü, “Hizbullah”ın “Yenilen Fırtına” adını verdiği operasyonda 200'den fazla roket fırlatmasıyla değişti. Bu, İran'ın da onlarca roket fırlattığı geniş çaplı koordineli bir saldırıydı.

Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığına göre üst düzey bir İsrailli yetkili, “Bu saldırıdan önce Lübnan'da ateşkes yapmaya hazırdık, ancak saldırıdan sonra geniş çaplı bir operasyondan geri dönüş yolu kalmadı” ifadelerini kullandı.

Askeri Hareketler

İsrail ordusu, İran ile savaşın patlak vermesinden bu yana Lübnan sınırına 3 zırhlı ve piyade tümeni konuşlandırmış, bazı birlikler ise son iki hafta içinde küçük çaplı sınır ihlalleri gerçekleştirmişti.

Ordu, dün kara operasyonunun genişletilmesine hazırlık amacıyla sınıra takviye güçler gönderildiğini ve daha fazla yedek askerin çağrıldığını duyurdu.

Bir İsrailli yetkili Axios'a verdiği demeçte, hedefin “bölgeleri kontrol altına almak, (Hizbullah'ı) sınırdan uzak kuzeye itmek ve köylerdeki askeri mevzilerini ve silah depolarını imha etmek” olduğunu söyledi.

İsrail, Washington ile «durum bazında» istişarede bulunuyor

ABD yönetimi, dün İsrail’den operasyon sırasında Beyrut Uluslararası Havalimanı’nı veya Lübnan devletine ait tesisleri bombalamamasını istedi. İsrail tarafı havalimanını hedef almaktan kaçınmayı kabul etti, ancak devlet altyapısını korumaya tam olarak uymadı.

İsrail ordusu dün, “Hizbullah”ın askerlerini ve silahlarını taşımak için kullandığını söylediği Güney Lübnan'daki bir köprüyü bombaladı.

Bir İsrailli yetkili “Axios”a, İsrail'in Washington ile “duruma göre” istişare edeceğini belirterek, “Bu operasyon için ABD'den tam destek aldığımızı hissediyoruz” dedi.

Öte yandan, bir ABD'li yetkili siteye yaptığı açıklamada, “İsrailliler, (Hizbullah'ın) bombardımanını durdurmak için gerekli gördükleri her şeyi yapmalıdır” ifadesini kullandı.

İsrail Stratejik İşler eski Bakanı Ron Dermer (İsrail medyası)İsrail Stratejik İşler eski Bakanı Ron Dermer (İsrail medyası)

Netanyahu, Ron Dermer'i görevlendirdi

Buna ek olarak, Netanyahu, savaş süresince Lübnan dosyasını yönetmesi için eski bakan Ron Dermer'i görevlendirdi. Axios'un aktardığına göre Dermer, önümüzdeki haftalarda doğrudan görüşmeler başlarsa, Trump yönetimi ile iletişimi ve Lübnan hükümeti ile olası müzakereleri yürütecek.

Washington Boulos'u görevlendiriyor

ABD tarafında ise bu konuyu, Başkan Trump'ın danışmanı ve ABD'nin Afrika Özel Temsilcisi olan Lübnan asıllı Massad Boulos yönetiyor.

“Axios”un haberine göre Boulos son günlerde İsrailli, Lübnanlı ve Arap yetkililerle temas kurarak İsrail ile Lübnan arasında doğrudan görüşmelerin yapılmasını kolaylaştırmaya çalıştı.

Son günlerde Lübnan hükümeti, ateşkes şartları konusunda İsrail ile doğrudan görüşmeler yapmaya istekli olduğunu belirtti.

Axios'a göre, Trump yönetimi bu müzakereleri, 1948'den beri süregelen İsrail ve Lübnan arasındaki savaş halini resmen sona erdirebilecek daha geniş bir anlaşma için temel olarak kullanmayı umuyor.

Dün Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail ile devam eden savaşını durdurmaya yönelik bir girişim kapsamında bu hafta önerdiği müzakere teklifine henüz bir yanıt almadığını açıkladı.

ABD'li “Axios” sitesi kaynaklara dayandırdığı salı günkü haberinde, İsrail'in Lübnan'ın önerisini reddettiğini aktardı ve ABD ile İsrail'in tepkilerinin “soğuk ve oldukça şüpheci” olduğunu ifade etti.


İsrail ordusu: Aslanın Kükremesi Operasyonu’nun başlangıcından bu yana 350 militan öldürüldü

 İsrail’in düzenlediği hava saldırısı, Beyrut’un Başura bölgesindeki bir binayı hedef aldı. (EPA)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısı, Beyrut’un Başura bölgesindeki bir binayı hedef aldı. (EPA)
TT

İsrail ordusu: Aslanın Kükremesi Operasyonu’nun başlangıcından bu yana 350 militan öldürüldü

 İsrail’in düzenlediği hava saldırısı, Beyrut’un Başura bölgesindeki bir binayı hedef aldı. (EPA)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısı, Beyrut’un Başura bölgesindeki bir binayı hedef aldı. (EPA)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, ordunun, Aslanın Kükremesi Operasyonu’nun başlamasından bu yana 350’den fazla militanı öldürdüğünü açıkladı. Adraee, öldürülenler arasında Hizbullah’tan 15 üst düzey komutanın da bulunduğunu söyledi.

Adraee yazılı açıklamasında, “Öldürülen komutanlar, örgüt içinde farklı birimlerde görev yapıyordu ve son dönemde İsrail’e yönelik saldırı girişimlerinde yer almışlardı” ifadesini kullandı.

İsrail ordusunun geçen hafta boyunca hava, deniz ve kara unsurlarının katılımıyla bir dizi hedefli operasyon düzenlediğini belirten Adraee, bu saldırılarda Lübnan topraklarından faaliyet gösteren çeşitli gruplara mensup militanların ve aralarında üst düzey isimlerin de bulunduğu kişilerin öldürüldüğünü kaydetti.

Adraee, öldürülen önde gelen komutanlar arasında şu isimlerin bulunduğunu belirtti:

Zeyd Ali Cuma, Hizbullah’ın ateş gücü yönetiminden sorumlu yetkili.

Ali Rıza Bi Azer, Kudüs Gücü’ne bağlı Lübnan Kolordusu’nun istihbarat birimi komutanı.

Ahmed Resuli, yine Kudüs Gücü’ne bağlı Filistin Kolordusu’nun istihbarat sorumlusu.

Ali Müslim Tabace, İmam Hüseyin Tümeni’nin komutanı.

Adraee, operasyonlar sonucunda ayrıca Hizbullah’tan yedi üst düzey komutanın, Kudüs Gücü’ne bağlı Filistin ve Lübnan kolordularından beş komutanın ve İmam Hüseyin Tümeni’nden üç komutanın öldürüldüğünü söyledi. Ölenler arasında tümen komutanının yanı sıra İslami Cihad Hareketi’nden üst düzey bir komutanın da bulunduğu ifade edildi.

Adraee, İsrail ordusunun ‘İran rejimiyle bağlantılı askeri liderlik kademesine ağır darbeler indirdiğini’ belirterek, bunun Tahran’ın Lübnan ve bölgedeki nüfuzunu zayıflattığını savundu.

Silahlı örgütleri Lübnan’da yerleşim bölgelerinden faaliyet göstermekle suçlayan Adraee, bu grupların İsrail’e yönelik operasyonlar yürütürken ‘sivilleri canlı kalkan olarak kullandığını’ öne sürdü.


Hamas, İran'ı komşu ülkeleri hedef almamaya çağırdı

Hamas'ın Han Yunus bölgesinde iki Hamas militanı, hareketin dört İsrailli rehinenin cesetlerini Kızılhaç'a teslim ettiği yeri koruyor (DPA)
Hamas'ın Han Yunus bölgesinde iki Hamas militanı, hareketin dört İsrailli rehinenin cesetlerini Kızılhaç'a teslim ettiği yeri koruyor (DPA)
TT

Hamas, İran'ı komşu ülkeleri hedef almamaya çağırdı

Hamas'ın Han Yunus bölgesinde iki Hamas militanı, hareketin dört İsrailli rehinenin cesetlerini Kızılhaç'a teslim ettiği yeri koruyor (DPA)
Hamas'ın Han Yunus bölgesinde iki Hamas militanı, hareketin dört İsrailli rehinenin cesetlerini Kızılhaç'a teslim ettiği yeri koruyor (DPA)

Hamas bugün yaptığı açıklamada, İran'ı, ABD ve İsrail'in kendisine yönelik saldırılarına karşılık olarak Körfez bölgesindeki komşu ülkeleri hedef almamaya çağırdı ve bölge ülkelerini savaşı durdurmak için iş birliği yapmaya davet etti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Hamas, İran'ın bu saldırıya uluslararası normlar ve yasalara uygun olarak bütün araçlarla karşılık verme hakkını teyit ederken, İran'daki kardeşlerine komşu ülkeleri hedef almamaları çağrısında bulundu.

Hareket ayrıca, bölgedeki bütün ülkeleri bu saldırıyı durdurmak ve aralarındaki kardeşlik bağlarını korumak için iş birliği yapmaya davet etti.

Bu açıklama, İran'ın müttefiki olarak kabul edilen ve Tahran'dan askeri ve mali destek alan Hamas'ın tutumunda önemli bir değişimi temsil ediyor.

Hamas, "bu savaşı durdurmanın İslam ümmetinin ve bölgenin çıkarına olduğunu" vurgulayarak, tüm ülkeleri ve uluslararası kuruluşları "derhal savaşı durdurmak için çalışmaya" çağırdı.

"Çeşitli ülkelerin salgının yayılmasını önlemek ve diyalog ile diplomasiye öncelik verme konusunda gösterdiği tüm çabaları takdir ettiğini" ifade etti.

İran'a karşı "Amerikan-Siyonist saldırganlığını" şiddetle kınadığını yineleyerek, bunun "uluslararası hukuk ve uluslararası insani hukuk kurallarını ihlal ettiğini ve bölgede ve dünyada güvenlik ve barışı tehdit ettiğini" belirtti.