Savaş, Gazzeli 3 kadının hayatını nasıl değiştirdi?

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki Refah’ta düzenlediği saldırıda yaralanan bir Filistinli kadın (AFP)
İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki Refah’ta düzenlediği saldırıda yaralanan bir Filistinli kadın (AFP)
TT

Savaş, Gazzeli 3 kadının hayatını nasıl değiştirdi?

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki Refah’ta düzenlediği saldırıda yaralanan bir Filistinli kadın (AFP)
İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki Refah’ta düzenlediği saldırıda yaralanan bir Filistinli kadın (AFP)

Gazze Şeridi’nde İsrail ile Hamas hareketi arasında devam eden savaş, bölge sakinlerinin yaşamlarını yiyecek, su ve hatta banyo gibi en temel yaşam ihtiyaçlarını bulma konusunda sürekli bir mücadeleye dönüştürdü.

İsrail güçleri, Hamas’ın İsrail tarihindeki en şok edici saldırı olarak kabul edilen ‘Aksa Tufanı Operasyonu’nu düzenlemesinden bu yana, Gazze’ye yönelik havadan, karadan ve denizden saldırılar başlattı.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre, Hamas yönetimindeki Gazze’deki Sağlık Bakanlığı’na göre, İsrail’in misilleme saldırıları, kuşatma altındaki Filistin topraklarında en az 20 bin 258 kişinin ölümüne neden oldu.

Birleşmiş Milletler (BM), çatışmaların Gazze’nin 2,4 milyonluk nüfusunun 1,9 milyonunu yerinden ettiğini tahmin ediyor.

AFP, savaş nedeniyle hayatlarının alt üst olduğunu dile getiren üç Filistinli kadınla konuştu.

Bu hayatı hak etmiyoruz

İsrail güçlerinin baskın yaptığı Şifa Hastanesi’nde arka arkaya 38 gün boyunca kötü durumdaki hastaları tedavi eden Dr. Nur Vahidi, savaşın başlamasından bu yana iki kez yerinden edildiğini söyledi.

Kuşatma altındaki bölgenin güneyinde bulunan Refah’taki Kuveyt Hastanesi’nin acil servisinde çalışan Dr. Vahidi, “Her gün, göreceğimi hiç düşünmediğim acılarla karşılaşıyorum” dedi.

Bir aydır büyük ailesinin 20 üyesiyle aynı daireyi paylaştığını dile getiren Dr. Vahidi, akrabalarından bazılarının Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) işlettiği bir okula sığındığını, bir kısmının ise Gazze’de kaldığını söyledi.

Dr. Vahidi, Gazze’de kalan anneannesi, amcası ve teyzesi ile tüm bağlantısını kaybettiğini, şebekenin sık sık kesintiye uğradığını ve iletişimin kesildiğini bildirdi.

Dr. Vahidi açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü;

Daha önce evimde ihtiyacım olan her şeye sahiptim. Şimdi ise bu tuhaf durumdayım, susuz ve yiyeceksiz. Durum insani, ekonomik, yaşam ve sağlık açısından felaket.

Hastalıkların hızla yayıldığı konusunda uyaran Dr. Vahidi, yine de durumunun başkalarından iyi olduğunu söyleyerek, idare etmeye çalıştığını ekledi.

Dr. Vahidi, yaşadıkları sıkıntılı hayatı şu ifadelerle anlattı;

İşten sonra eve gidebilirsem, ateş yakıp yemek pişiriyorum. Su olduğunda ellerimi yıkıyorum. Su ve yiyecek tedarikini ve telefonlarımızı nasıl şarj edeceğimizi, daha önce hiç düşünmediğimiz şeyleri düşünmek zorunda kaldık. Hiç kimse böyle yaşamayı hak etmiyor.

sdvgerv
Refah’taki bir kampta ekmek bekleyen yerinden edilmiş Filistinli kadınlar (AP)

Geçtiğimiz iki yılda gerilimin arttığı anlarla çalıştığını söyleyen Dr. Vahidi, “Ama bu savaşla ilgili her şey farklı, uzunluğu, ölü sayısı, yaralanmaların ciddiyeti, yerinden edilme” dedi.

Yerinden edilmeler sırasında sokaklarda şok içinde yürüdüğünü söyleyen Dr. Vahidi, şu ifadelerle devam etti;

Bu savaşın boyutunu hayal edemedim. Savaş her birimizden bambaşka bir insan yarattı. Biz bu hayatı hak etmiyoruz, kimse bu hayatı yaşamamalı. Herkes gitmeyi düşünüyor. Çünkü ülkede hiçbir şey kalmadı. İnsan yok, ağaç yok.

Dr. Vahidi savaştan önce eğitimini tamamlamak için başka bir ülkeye gitmeyi düşündüğünü dile getirerek, “Eğer hayatta kalırsam bunu yapacağım. Ama sonuçta burası benim ülkem ve gitsem de ona geri döneceğim” dedi.

Günlük rutinimi özledim

Üç çocuk annesi Sondos el-Bayed ise, savaşın başlamasından bu yana hayatının 180 derece değiştiğini söyledi.

Şu anda Kuveyt Hastanesi’nin önünde gazeteci eşi ve çocuklarıyla küçük bir çadırda yaşayan 32 yaşındaki ev hanımı, AFP muhabirine şunları söyledi;

Savaştan önceki hayatımız istikrarlı ve mutluydu. Evimde her şey vardı. Eşimin ailesine ait bir apartman dairesinde kalıyorduk. Çocuklarım da okula gidiyordu. Sabah çocuklarımı okula gitmeleri için uyandırmak, onları okula göndermek, yemek hazırlamak, sonra eşimle kahve içmek. Basit ve istikrarlı bir hayattı, o hayatı geri istiyorum.

Gazze’den ayrıldıklarından beri birçok kez taşınmak zorunda kaldıklarını söyleyen Bayed şunları dile getirdi;

Önce güneye, merkezdeki Deyr Balah şehrine doğru kaçtık. Ancak ev sahipleri kısa sürede ayrılmamızı istedi. Bunu, gazetecilerin İsrail saldırıları tarafından hedef alınacağı korkusundan yaptılar. O kadar çok ağladım ki, ne yapacağımı bilemedim.

Tekrar güneydeki Han Yunus’a doğru yola çıktıklarını, ancak planlarının bir kez daha suya düştüğünü söyleyen Bayed, “İsrail ordusu bölgede yaşayanlar için tahliye emri çıkararak bizi daha güneye, Mısır sınırına yakın bir yere gönderdi” dedi.

Bayed yeni hayatlarında yaşadıklarını zorlukları ise şöyle anlattı;

Soğuk suyla duş almak çok zor. Plastik bir leğende yıkanıyoruz. Ekmek yok. Biz bulabildiğimiz az malzemeyle yemek hazırlıyoruz ama çocuklar yemeyi reddediyor. Yemekler bozuk ve son kullanma tarihi geçmiş. Sebzelere ve bazı konserve yiyeceklere bağımlıyız. Bu da ciddi bağırsak semptomlarına neden oldu. Bu savaş bizi psikolojik olarak çok yıprattı. Çocuklarımın davranışları değişti ve hepimiz kötü bir ruh halindeyiz. Savaştan sonra hepimizin psikolojik tedaviye ihtiyacı var.

sdc
Han Yunus’ta bir çadırda yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)

Eşiyle birlikte kalmaları konusunda anlaştıklarını söyleyen Bayed, “Ailelerimize bağlıyız. Sürgün zordur, aileden ve anılardan ayrılmak da zordur” dedi.

Bir gün evlerine geri dönmeyi hayal ettiklerini vurgulayan Bayed, “İnşallah evimize döneriz ve Allah’ın izniyle Gazze dışına sığınmak zorunda kalmayız. Evlerimize döndüğümüzde, ruhumuzu yeniden canlandırmak için bir veya birkaç ay boyunca çocuklarımızla birlikte toparlanma ve eğlenmek için yolculuk yapacağız” diye ekledi.

Evin fotoğrafını gözyaşları içinde çektik

17 yaşındaki lise öğrencisi Lynn Ruk da, ebeveynleri, erkek kardeşi, dört kız kardeşi ve yeğeniyle birlikte Refah’ta derme çatma bir kampta yaşıyor.

Gazetecilik okumayı hayal eden Ruk, “Hayatım çok sıkıcıydı, bundan şikayet ederdim. Savaş her şeyi değiştirdi. Sevmediğim hayatıma geri dönmeyi dilemeye başladım” dedi.

Ailesiyle, savaşın patlak vermesinin ertesi günü Han Yunus’taki evlerini terk ettiklerini söyleyen Ruk, yaşadıklarını şu ifadelerle anlattı;

Evimizin fotoğrafını gözyaşları içinde çektik. Kısa bir süre kız kardeşlerimden birinin yanında kaldık. Orası çok tehlikeli hale gelince, Refah’a varmadan önce Nasır Hastanesi’ne gittik. Bir hafta sonra eve gideriz diye düşündüm. 70 günden fazla zaman geçti ve hala dönemedik.

Tuvalete gitmek zorunda kalmamak için ilk başlarda yemek yemeyi reddettiğini belirten genç kız, “Banyolar kirli ve uzun kuyruklar var” diye konuştu.

Savaşın başlamasından bu yana yedi kilo kaybettiğini söyleyen Ruk, açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü;

Birkaç kez hastalandım ve bayıldıktan sonra acil servise götürüldüm. Hayatımın böyle görüneceğini hiç düşünmemiştim. Evimizde dört banyo vardı. Savaştan önce her gün duş alırdım. Şimdi eğer şansım varsa, haftada bir kez camide, abdest almak için ayrılan lavabolarda, eğer su varsa, yıkanıyorum. Banyo yapmak ve tuvalete gitmek ızdırap haline geldi. Tuvalete girmek sanki bir yolculuk yapmak gibi, çünkü mesafe çok uzun.

sacw
Filistinli bir kız Deyr Balah’taki bir çadırda çamaşır yıkıyor (AFP)

Genelde kekik ve konserve yediklerini dile getiren genç kız, “Ekmek bulmak zor” dedi.

Ağlayarak anlatmaya devam eden genç kız, “Üzgünüm, çünkü ben ve tüm öğrenciler bu yıl eğitimden mahrum kaldık. Okula geri döneceğimizi sanmıyorum. Seyahat edebilmek ve hayalimi gerçekleştirebilmek için okulu başarıyla bitirme heyecanı içerisindeydim. Artık tek ümidim herkesin evine dönmesi, benim de evime dönmem ve evimizin hala var olması” diye ekledi.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.