Gazze… Otizm ve özel vakalar yerinden edilmişlerin sefaletini artırıyor

Aliaa Abou Khaddour
Aliaa Abou Khaddour
TT

Gazze… Otizm ve özel vakalar yerinden edilmişlerin sefaletini artırıyor

Aliaa Abou Khaddour
Aliaa Abou Khaddour

Salim er-Rayes

İsrail ordusu, 7 Ekim’de başlayan ve hala devam eden savaşın sekizinci gününde 1 milyon 300 binden fazla Gazzeliyi kuzeyden kaçmaya zorladı. İsrail’in talimatlarında sağlık durumları açısından engelliler, otizmliler ve hatta aileleri ve nasıl güvenli bir şekilde hareket edebilecekleri dikkate alınmıyordu. Bu sağlık koşulları, bazı vatandaşları hareket etmemek ve kurtuluş anını beklemek zorunda bıraktı.

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, eşi ve en büyüğü doğduğundan beri otizm ve diğer sağlık sorunlarından mustarip olan 14 yaşındaki Hüseyin olmak üzere 5 çocuğuyla birlikte yaşayan anne Fatıma Eyüb, hareketini ve davranışlarını kontrol edemediği çocuğunun hayatından endişe ettiği için ailesiyle birlikte hâlâ yaşadığı evinden kaçamadı.

37 yaşındaki anne, çaresiz kaldığını ve birincisi, otizme ek olarak hiperaktivite ve zihinsel engelli olan hasta çocuğu (ki bu durum, onun sokaklarda dolaşmasını oldukça zorlaştırıyor) ve ikincisi diğer dört çocuğu ve onların evde ölüme maruz kalma riski olmak üzere iki ateş arasında kaldığını hissediyor. Fatıma Eyüb, yaptığı açıklamada “Babaları ve ben bu konuyu çok tartıştık. Ne olursa olsun hareket etmemeye karar verene kadar, yerlerinden edildikten sonra akrabalarıma yol durumunu sorup durdum” dedi.

Eyüb, korkusunun Selahaddin Caddesi’nde İsrail ordusunun ve tanklarının varlığını öğrenmesinin ardından, konuşmayan ve tehlikeyi fark edemeyen çocuğunun yolda hareketlerini kontrol edememesinden kaynaklandığını dile getirdi. Selahaddin Caddesi, işgal ordusunun kuzeyden yerinden edilenlerin Gazze şehirlerine ve Şerid’in güneyindeki kamplara geçişi için belirlediği tek yol.

İsrail ordusunun talimatları engellileri, otizmlileri ve hatta ailelerini ve güvenli bir şekilde nasıl hareket edebileceklerini dikkate almıyordu.

Doğduğundan beri çeşitli hastalıklara yakalanan Hüseyin’in iri vücudu, onu gerçek yaşından daha büyük gösteriyor. İri yapılı olması, ebeveynlerinin onu kontrol etmesini zorlaştırıyor. Ayrıca savaş ve yaşadıkları bölgede tüm sağlık ve tıbbi hizmetlerin durdurulması nedeniyle aile, sürekli ve belirli zamanlarda alması gereken ilaç ve sakinleştiricileri kendisine sağlayamıyor. Bu da Hüseyin ile baş etmeyi daha da zorlaştırıyor.

Anne, “Selahaddin Caddesi’nde tankların arasında yürümekten korkuyorduk. Çünkü duygularını kontrol edemiyoruz. Bizden kaçarsa işgal güçleri onu öldürecek. Yaşamak için oğlumu feda etmek istemiyorum” dedi. Yerleşim bölgelerindeki iletişim kulelerinin bombalanması ve yaygın keşif uçaklarının iletişim kalitesini olumsuz etkilemesi sonucu zayıf iletişim ağları nedeniyle Fatıma Eyüb, aralıklı bir telefon görüşmesi yoluyla zorlukla konuşmaya devam etti.

Filistin Merkez İstatistik Bürosu’nun yayınladığı son verilere göre resmi istatistikler, Gazze Şeridi’nde uzmanlaşmış sağlık, tıbbi ve psikolojik hizmetlerin yokluğunda bin 500 Gazzeli çocuğun otizmden mustarip olduğunu gösteriyor. Hüseyin, yerleşim bölgesi işgal güçleri tarafından kuşatılan ve günlerce kapalı askeri bölge olarak değerlendirilen bölgelerdeki çocuklardan biri. Tank top atışları evleri, sokakları ve altyapıyı hedef alırken, sivil savunma ve ambulans hizmetlerinin Cibaliye kampına ulaşamaması nedeniyle çok sayıda ölü ve yaralı bu bölgelerde kaldı.

Eyüb, aileyi evde kalmaya zorlayan tüm karmaşa ve krizlerin yanı sıra, konserve ürünler, sebzeler ve su da dahil olmak üzere temel gıda malzemelerinin akut yetersizliği nedeniyle çocuklarına yiyecek sağlayamadıklarını belirtti. Bu da sivillerle Filistinli savaşçılar arasında ayrım yapmayan İsrail kuşatması ve bombardımanı sırasında dayanma yeteneklerini tehdit edebilecek daha büyük zorluklar doğuruyor.

Eyüb ailesinin aksine Raşa Saadettin ailesi ise İsrail’in güneye gitmeleri yönündeki ilk uyarısının ardından erkenden Gazze Şehri’nden orta bölgeye kaçmaya karar verdi. Doğduğundan beri hareket kabiliyeti kısıtlı olduğu ve tekerlekli sandalye ve yardımcı cihazlar kullanmak zorunda kaldığı için ailesi, daha sonra araba ile hareket edemeyecekleri düşüncesiyle bu kararı aldı.

Filistin Merkez İstatistik Bürosu’nun yayınladığı son verilere göre resmi istatistikler, bin 500 Gazzeli çocuğun otizmden mustarip olduğunu gösteriyor.

Saadettin (38 yaşında), şeker hastalığının yanı sıra doğumda oksijen eksikliği nedeniyle kısmi beyin felci ve hareket edememe sorunu yaşıyor. Ortaokula kadar Bedensel Engelliler Derneği’nde okudu, ancak ortaokulların hareket engelli bireylere yönelik hazırlanmaması nedeniyle eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Daha sonra hayatının işi haline gelen Filistin tarım nakışlarını öğrenmek için yerel bir derneğe katıldı.

Aile, İsrail’in Gazze’ye karadan saldırısı öncesindeki tehditlerinin ardından savaşın sekizinci gününde yerinden edilmişti. Ancak yerinden edilmişler, savaşın ikinci gününde yanlarındaki evin bombalandığı ve maddi hasara uğradığı barınma merkezinden göç ettirildiler. Bu durum onları buradan ayrılmaya ve yerinden edilmiş insanlar için barınak olarak kullanılan yakındaki bir okula taşınmaya zorladı. Saadettin, “Dört yolcu alabilecek küçük bir arabada yaklaşık 16 kişiydik. Selahaddin Yolu, kapatılmadan önce arabalara açıktı ve Gazze Şeridi’nin ortasındaki Nuseyrat mülteci kampındaki bir sığınağa ulaştık” dedi.

Yanlarındaki evin bombalanması nedeniyle Saadettin, tekerlekli sandalyesini ve hareket etmesine yardım eden diğer araçları kaybetti ve onlarsız hareket etmek zorunda kaldı. Ailesiyle birlikte ‘kendi durumuna uygun olmayan’ olarak nitelendirdiği bir yerinden edilme merkezine geldi. Ancak tekrar taşınmak ve kamp içinde engellileri kabul eden ikinci bir merkeze sığınmak zorunda kaldı. Ama orada da birçok sorunla karşılaştı.

Aile, öğrencilerin boş zamanlarını ve okul saatleri arasındaki ders molalarını değerlendirebilmeleri için hazırlanan okul bahçesinin bir kısmını geçici evleri olarak kabul etti. Ancak bu durum, ona beklemediği yükleri ve fiziksel acıları getirdi. Saadettin, “Kardeşim, sağlık durumumu dikkate alarak, beni ve ailemi bilim laboratuvarına kabul edene kadar barınma merkezinin sorumlusuyla konuştu” dedi.

Gazze Şeridi’nde engelli sayısı 55 binin üzerinde olup, engellilerin motor, işitsel ve görsel engelleri bulunuyor.

Savaş ve yerinden edilme zamanlarındaki adıyla okul veya barınma merkezine, çocukları çeşitli engellilik durumlarından mustarip olan çok sayıda başka aile de kabul edildi. Bu çerçevede Saadettin ailesi, toplam 192 bireyden oluşan 26 aileyi barındıran bilimsel laboratuvardaki ailelere dahil oldu. Burada aileler, mevcut eski kumaş parçalarıyla barınıyor.

Filistin Merkezi İstatistik Bürosu’nun 2023 yılı son istatistiklerine göre Gazze Şeridi’ndeki engelli sayısı 55 binin üzerinde olup, engellilerin motor, işitsel ve görsel engelleri farklılık gösteriyor. Savaşın başlamasından bu yana yarım milyondan fazla Gazzeli, kuzey Gazze Şeridi’nden orta bölgeye ve güney Gazze’ye doğru yerlerinden edildi.

Al-Majalla’ya konuşan Saadettin, engelliler için tasarlanmış ve hazırlanmış banyoların barınma merkezi içinde aşırı kalabalıklar tarafından kullanılması nedeniyle kendini rahatlatmakta yaşadığı krize değindi. Bu banyolar, durumuna uygun aletlere ve temiz bir yere ihtiyaç duyan bir kız çocuğu olarak artık ona uygun değil. Ayrıca merkez içinde hareket edebileceği uygun bir tekerlekli sandalyeye de ihtiyacı var. Raşa Saadettin, “Hayalim evime, savaşların, krizlerin, barınma merkezlerinin, yerinden edilme merkezlerinin olmadığı normal hayatımıza dönmek” dedi.

*Bu makale Şarku’l Avsat Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Menfi, “siyaset sahnesinden dışlanma” korkusuyla Libya’nın çeşitli kesimlerine açılıyor

Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
TT

Menfi, “siyaset sahnesinden dışlanma” korkusuyla Libya’nın çeşitli kesimlerine açılıyor

Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, ABD’nin Başkanlık Konseyi başkanlığının Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter’e devredilmesi ‘önerisi’ nedeniyle beklenen ‘siyaset sahnesinden dışlanma’ riskine karşı bir önlem niteliğinde görülen bir hamleyle son iki hafta boyunca farklı siyasi ve toplumsal kesimlerle görüşmelerini sıklaştırdı.

Menfi, ABD Başkanı Donald Trump'ın danışmanı Massad Boulos tarafından sunulduğu belirtilen önerinin açıklanmasından bu yana, alışılmadık bir şekilde askeri yetkililer, siyasetçiler ve silahlı grupların liderleriyle görüşmeler yapmaya başladı. Gözlemciler Menfi’nin bu hamlesini, ‘iktidarda kalmasını destekleyecek bir muhalefet cephesi oluşturma çabası’ olarak yorumladı.

Öneriye göre Menfi’nin yerine Saddam Hafter’in geçmesi öngörülürken Abdulhamid ed-Dibeybe, Geçici Ulusal Birlik Hükümeti'nin (UBH) başbakanı olarak kalacak. Ancak bu öneri, Devlet Yüksek Konseyi’nin (DYK) geçtiğimiz hafta düzenlenen toplantısında DYK Başkanı Muhammed Tekale ve üyelerinin çoğunluğu tarafından reddedildi.

Dibeybe ile Menfi arasındaki uçurumun genişlemesi bağlamında, Menfi pazar akşamı Trablus'ta Misrata şehrinin önde gelen isimleri ve din adamlarıyla ‘önemli’ olarak nitelendirilen bir görüşme gerçekleştirdi. Başkanlık Konseyi Başkanlığı Ofisinden yapılan açıklamaya göre toplantıda ‘güncel bir dizi ulusal mesele’ ele alındı.

gfb
Misrata şehrinin önde gelen isimleri ve din adamları, pazar günü Menfi ile bir araya geldi (Libya Başkanlık Konseyi)

Açıklamada, toplantıya katılanların, özellikle yolsuzlukla mücadele ve şeffaflık ile iyi yönetişim ilkelerinin güçlendirilmesi konularında, Menfi’nin çeşitli alanlarda yürüttüğü çabalara tam destek verdiklerini vurguladıkları belirtildi. Açıklamaya göre ayrıca, ‘kurumsal reformlara devam edilmesinin ve hesap verebilirlik ilkelerinin pekiştirilmesi gerektiğini’ vurguladılar.

Dibeybe’nin memleketi olan Misrata, Trablus ve Bingazi'den sonra Libya'nın üçüncü büyük şehri. Şehir, hem Dibeybe’yi destekleyenlerin hem de lideri olduğu UBH’nin görevden alınmasını talep edenler arasında ideoloji ve siyasi eğilimler açısından büyük farklılıklar barındırıyor.

Menfi’nin ofisi, Misrata'nın önde gelen isimlerinden oluşan heyetin, ‘yasal ve anayasal çerçeveler dışında yapılan herhangi bir düzenleme veya mutabakatı kesin olarak reddettiklerini’ aktardı. Bu hamle, ABD’nin Menfi’yi mevcut siyasi sahneden ‘dışlayacağı’ düşünülen önerisine bir gönderme niteliğindeydi. Bu tür uygulamaların istikrar sürecine doğrudan bir tehdit oluşturduğunu ve devlet inşasının temellerini sarsacağını belirten Misratalı heyet, ‘ülkenin birliğini ve kurumlarının korunmasını garanti eden meşru süreçlere sıkı sıkıya bağlı kalınması’ çağrısında bulundu.

Misrata’nın önde gelenleri, ABD'nin önerisine, ‘devletin askerileştirilmesi’ olarak nitelendirdikleri durumdan duydukları endişe ve ‘totaliter yönetimi reddetmeleri’ sebebiyle karşı çıkıyorlar. Bunun yanında dışarıdan dayatılan herhangi bir siyasi süreç veya uzlaşmaya karşı çıkarken, anayasal ve seçim yoluna bağlı kalınıyor.

Batı Libya'dan bir siyasi kaynak, önde gelen isimlerin tutumunu, Saddam Hafter’in Başkanlık Konseyi başkanlığını üstlenmesini reddetmelerine bağlıyor. Çünkü bunu özellikle LUO’nun 2019 yılının nisan ayında başkent Trablus'a düzenlediği saldırının yıldönümünde sivil devletin ihmal edilmesi ve ordunun güçlendirilmesi olarak görüyorlar.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynak, Dibeybe’nin ‘müttefiklerini, hassasiyetleri önlemek ve muhalifleri ikna etmek amacıyla, yeni Başkanlık Konseyi'nin merkezinin Trablus değil, Bingazi'de olması şartıyla, önerilen görevi üstlenmesi için Saddam'ı kabul etmeye ikna etmeye çalıştığını’ söyledi.

Misrata'nın önde gelenleri, bu haftanın başlarında yayınladıkları bir bildiride, 17 Şubat Devrimi ruhundan ve Libya halkının taleplerinden kaynaklanmayan hiçbir uzlaşmanın meşruiyetini yitirdiğini vurguladılar.

Bildiride referanduma gidilerek halka danışılması, adil parlamento seçimleri yoluyla meşruiyetin yenilenmesi ve ‘geçiş dönemi adaleti temellerine dayanan sivil devlet seçeneğine’ bağlı kalınması gerektiği vurgulandı.

Bildiride ayrıca Misrata'nın ‘halkının fedakarlıklarını küçümseyen veya 17 Şubat Devrimi ilkelerinden ödün veren hiçbir anlaşmanın tarafı olmayacağının’ altı çizildi.

UBH ve Başkanlık Konseyi, Menfi ve yardımcıları Musa el-Koni ile Abdullah el-Lafi'nin önderliğinde, Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde Cenevre'de düzenlenen Libya Diyalog Forumu tarafından seçildikten sonra 5 Şubat 2021'de yürütme iktidarının başına geçti.

Menfi, özellikle Dibeybe’nin muhalifleri olarak görülen siyasetçiler, toplum liderleri, askeri yetkililer ve silahlı grupların komutanlarıyla bir araya geldi. Gözlemciler, Menfi’nin bu hamlesini ‘kendisini iktidardan uzaklaştırıp yerine Hafter'i getirecek öneriye karşı bir muhalefet cephesi oluşturmak’ olarak değerlendirdi.

Sudanlı yetkililerle gerçekleştirdiği görüşmelerle iktidardaki varlığını pekiştiren Menfi, Hindistan Başbakanı Narendra Modi tarafından Hindistan-Afrika Zirvesi'ne katılmak üzere davet edildi.

Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Menfi’nin dün sabah Hindistan Başbakanı Narendra Modi tarafından önümüzdeki mayıs ayı sonlarında başkent Yeni Delhi’de düzenlenmesi planlanan 4. Hindistan-Afrika Forumu Zirvesi’ne katılmak üzere resmi bir davet aldığı açıklandı. Davet, Hindistan’ın Trablus Büyükelçisi Muhammed Hafızurrahman tarafından Libya Başkanlık Konseyi Başkanı’na iletildi.

Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamada bu davet, ‘uluslararası platformlarda Libya'nın varlığını güçlendirme ve özellikle Afrika ve Asya'daki uluslararası ortaklarla işbirliği bağlarını pekiştirme, böylece kalkınma çabalarını destekleme ve stratejik ortaklıkların ufkunu genişletme’ olarak değerlendirildi.

Menfi, pazar akşamı başkent Trablus'taki Konsey Başkanlığı merkezinde, Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim Ahmed ve ona eşlik eden resmi heyeti, Sudan'daki Trablus Büyükelçisi Fevzi Boumriz'in de hazır bulunduğu bir toplantıda kabul etmişti.

ewfd
Libya Başkanlık Konseyi Menfi pazar akşamı, Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim Ahmed’i kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)

Toplantıda, Libya'daki Sudanlı topluluğun durumu ve Sudan'daki mevcut krizin etkileri altında kalan Sudanlı mültecilerin durumu ele alınırken Sudanlı bakan, Libya devletinin tutumunun yanı sıra Sudanlılara sağladığı insani yardım ve destek için takdirlerini ifade etti.


İsrail Dışişleri Bakanı: Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istiyoruz

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
TT

İsrail Dışişleri Bakanı: Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istiyoruz

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istediğini belirtti. Açıklama, iki ülke yetkilileri arasında Washington’da yapılması planlanan doğrudan görüşmeler öncesinde geldi.

Saar, basın toplantısında “Lübnan devletiyle barış ve normalleşmeye ulaşmak istiyoruz... İsrail ile Lübnan arasında büyük bir anlaşmazlık yok. Sorun Hizbullah” ifadelerini kullandı.

Lübnan ile İsrail, bugün ABD arabuluculuğunda onlarca yıllık çatışma geçmişini aşmayı hedefleyen diplomatik bir sürece giriyor. Bu kapsamda, ABD’de Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Hamade Muavvad ile İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter arasında yüz yüze bir ön görüşme yapılması planlanıyor. Bu temasların, ilerleyen aşamada Güney Kıbrıs’ta gerçekleştirilebilecek müzakerelere zemin hazırlaması bekleniyor.

Washington’da yürütülen yoğun temaslarda, Lübnan-İsrail hattının ABD-İran dosyasından ayrıştırılması hedefleniyor. ABD Başkanı Donald Trump yönetimini temsilen arabuluculuk sürecinde, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa ile Dışişleri Bakanlığı Politika Planlama Ofisi Direktörü Michael Needham görev alıyor. Needham’ın, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya yakın bir isim olduğu ve daha önce Rubio’nun Senato’daki görevleri sırasında uzun yıllar danışmanlığını yaptığı belirtiliyor.

Tarafların müzakere şartlarında ise önemli görüş ayrılıkları bulunuyor. Beyrut yönetimi, önceliğin kapsamlı bir ateşkes sağlanması, İsrail’in güneyde işgal ettiği bölgelerden çekilmesi ve Lübnan ordusunun çatışma alanlarına konuşlandırılması olduğunu vurgularken, ardından siyasi sürece geçilmesini savunuyor. İsrail ise müzakerelerin çatışmalar sürerken yürütülmesini ve ilk adım olarak Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını şart koşuyor. Bu durumun, görüşmeler başlamadan sürecin çıkmaza girebileceği yönünde değerlendirmelere yol açtığı ifade ediliyor.


Hizbullah, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan müzakerelerin iptal edilmesini talep etti

İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
TT

Hizbullah, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan müzakerelerin iptal edilmesini talep etti

İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)

Hizbullah dün, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan görüşmelerin iptal edilmesi çağrısında bulundu. Genel Sekreter Naim Kasım, bu tür görüşmeleri "faydasız" olarak nitelendirdi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Kasım televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Gaspçı İsrail varlığıyla müzakereleri reddediyoruz. Bu müzakereler faydasızdır" diyerek "bu müzakere toplantısının iptal edilmesini" istedi.

Lübnan ve İsrail'in ABD büyükelçilerinin bugün ABD yönetiminin himayesinde bir araya gelmesi planlanıyor.

Kasım, İsrail ile doğrudan müzakerelere başlamadan önce "Lübnan'ın içeride anlaşması ve uzlaşması" gerektiğinin altını çizerek, "Hiç kimsenin, ülkenin çeşitli bileşenleri arasında iç uzlaşma olmadan Lübnan'ı bu yola sokma hakkı yoktur ve bu da gerçekleşmemiştir" uyarısında bulundu.

Lübnan yetkilileri, bu görüşmelerin öncelikle 2 Mart'tan beri devam eden savaşta ateşkes sağlamayı amaçladığını söylüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu iki şart öne sürdü: Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve gerçek bir barış anlaşmasının sağlanması.

Savaş, Hizbullah'ın İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in suikastına misilleme olarak İsrail'e roket fırlatmasının ardından patlak verdi. Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre, İsrail hava saldırılarında o zamandan beri 2 bin 89 kişi öldü.

Kasım ayrıca, “Direnişteki kararımız dinlenmemek, durmamak, teslim olmamaktır ve savaş alanının kendisi konuşacaktır” dedi.

“Biz teslim olmayacağız” ve “Son nefesimize kadar sahada kalacağız” diye belirtti. Bu sözler, Hizbullah savaşçılarının İsrail ordusuyla çatışmalar içinde olduğu ve İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki sınır bölgelerine ilerlediği bir dönemde geldi.