Mısır’ın Gazze’deki arabuluculuğu zamana karşı yarışıyor

Hamas ve İslami Cihad, savaşın kapsamlı bir şekilde durdurulmasını istiyor

İsrailli esirlerin akrabaları, hükümetin tutukluların serbest bırakılması konusunda bir anlaşmaya varmasını talep etmek için daha önce Tel Aviv’de gösteri yapmıştı (AFP)
İsrailli esirlerin akrabaları, hükümetin tutukluların serbest bırakılması konusunda bir anlaşmaya varmasını talep etmek için daha önce Tel Aviv’de gösteri yapmıştı (AFP)
TT

Mısır’ın Gazze’deki arabuluculuğu zamana karşı yarışıyor

İsrailli esirlerin akrabaları, hükümetin tutukluların serbest bırakılması konusunda bir anlaşmaya varmasını talep etmek için daha önce Tel Aviv’de gösteri yapmıştı (AFP)
İsrailli esirlerin akrabaları, hükümetin tutukluların serbest bırakılması konusunda bir anlaşmaya varmasını talep etmek için daha önce Tel Aviv’de gösteri yapmıştı (AFP)

İsrail’deki savaş hükümeti, Mısır’ın Gazze’deki savaşı sona erdirme önerisini değerlendirirken, Gazze Şeridi’ndeki çatışmaların ikinci kez durdurulması için Mısır’ın arabuluculuğuna yanıt verme arzusuna ilişkin çelişkili mesajlar ortaya koyuldu.

Şarku’l Avsat’ın İsrail medyasından aktardığına göre Mısır’ın teklifinin en az iki hafta süreyle ateşkes uygulanmasını içerdiği belirtildi. Bu süre zarfında 40 tutuklu serbest bırakılacak. Buna karşılık İsrail de 120 Filistinli tutukluyu serbest bırakacak ve bunu ikinci aşamada Mısır sponsorluğunda bir Filistin diyaloğu izleyecek.

Aktarılana göre üçüncü aşama, tam bir ateşkes ve tutuklu ve esir takası konusunda kapsamlı bir anlaşmayı içeriyor. Son aşamada ise İsrail ordusu geri çekilecek ve yerinden edilenlerin tümü evlerine dönebilecek.

Hamas’ın ateşkesi reddi

Öte yandan Hamas Siyasi Büro üyesi İzzet er-Rişk, dün yaptığı açıklamada Gazze Şeridi’ndeki savaşın kapsamlı bir şekilde durdurulması dışında İsrail ile hiçbir müzakere yapılmayacağını dile getirdi. Rişk, yaptığı açıklamada Hamas liderliğinin İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşını geçici olarak değil tamamen durdurmaya çalıştığını söyledi. Rişk ayrıca, Filistin halkının geçici ateşkesleri, kısa bir süreliğine kısmi bir insani arayı ve sonrasında saldırganlığın devam etmesini istemediğini vurguladı.

İki Mısırlı güvenlik kaynağı, Reuters’a yaptığı açıklamada, Hamas ve onunla ittifak kuran İslami Cihad Hareketi’nin, Mısır’ın kalıcı ateşkes karşılığında Gazze Şeridi’nin kontrolünden vazgeçme yönündeki önerisini reddettiğini söyledi.

İsrail askerleri bugün Gazze Şeridi sınırına yaklaştı (Reuters)
İsrail askerleri bugün Gazze Şeridi sınırına yaklaştı (Reuters)

İki kaynak, Mısır’ın Hamas’a üyelerinin takip edilmeyeceği veya yargılanmayacağına dair garanti verirken seçim yapılmasını önerdiğini, ancak İslami Cihad’ın rehinelerin serbest bırakılması dışında herhangi bir taviz vermeyi reddettiğini söyledi.

Philadelphia Koridoru’nun işgali

İsrail merkezli Maariv gazetesi, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin Mısır sınırındaki Philadelphia Koridoru (rotası) bölgesini işgal etme niyetini Mısır’a bildirdiğini ve Mısırlı askerlerden sınırdan uzak durmalarını istediğini açıkladı. Gazeteye göre İsrail ordusu güney Refah bölgesine top atışları yaparken, tanklar ve zırhlı personel taşıyıcıların Kerem Ebu Salim geçiş noktasının batısına doğru hareket ettiği bildirildi.

Mısır medyasına göre bilgi sahibi kaynaklar, İsrail tanklarının Gazze Şeridi’nin Mısır sınırındaki Philadelphia Koridoru’nu işgal etmek için kara operasyonu başlattığı yönündeki haberleri yalanladı. Al-Qahera News, geçen cumartesi günü yaptığı açıklamada “İsrail medyasında yer alan Kerem Ebu Salim’den Gazze- Mısır sınırındaki Philadelphia Koridoru’na kara operasyonu gerçekleştirileceğine ilişkin haberlerin hiçbiri, gerçeği yansıtmamaktadır” dedi.

Philadelphia veya Selahaddin Koridoru, Akdeniz’den (kuzey) Mısır’ın Gazze Şeridi ile olan sınırı boyunca yaklaşık 14 kilometrelik Kerem Ebu Salim sınır kapısına (güney) kadar uzanıyor.

Philadelphia Koridoru nedir?

Mısır yıllardır devam eden yasadışı geçişleri durdurmak için 2014 yılından beri Gazze Şeridi ile olan tünelleri kapatmaya çalışmış ve sınır şeridini tamamen boşaltarak Refah Şehri’ni yeni bir lokasyonda yeniden inşa etmişti.

İsrail’in dünkü Han Yunus saldırısı (EPA)
İsrail’in dünkü Han Yunus saldırısı (EPA)

Oslo Görüşmeleri’ne göre doğrudan İsrail ordusu kontrolünde kalan yaklaşık 100 ila 200 metre genişliğindeki alanı kapsayan koridor Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki sınır boyunca uzanmaktadır. 2005 yılına kadar İsrail kontrolü altındaki yer alan sınır koridoru, bu tarihten itibaren kontrollü olarak Mısır’a bırakılmıştır. Ancak öncesinde 2004 yılının eylül ayında gerçekleştirdiği “Gökkuşağı Operasyonu” sırasında İsrail, bu koridor içindeki en az 1600 evi yerle bir etmiştir. Ayrıca söz konusu koridorun altına kazılan tünellerden silah kaçakçılığı yapıldığı yönündeki iddialara binaen bunu önlemek için duvarları ve zırhlı karakolları olan bir tahkimat sistemi kurmuştur. 2005 yılının eylül ayında İsrail ordusu Philadelphia Koridoru’nun kontrolünü günümüzde bölgenin güvenliğinden ve herhangi bir kaçakçılığın önlenmesinden sorumlu olan Mısır ordusuna teslim etmiştir. 2009 yılının ocak ayında İsrail, Dökme Kurşun Operasyonu adını verdiği saldırıda, söz konusu koridor içindeki 300 tane tüneli bombalayarak imha etmiştir. Ancak sonrasında bu hat üzerinde açılan yeni tünellerin varlığı sebebiyle bu kez Mısır yönetimi 2014 yılından itibaren bölgedeki tünellere yönelik operasyonla tümünü yerle bir etti.

Arabuluculuk üzerinde etkisi yok

Kahire Üniversitesi Öğretim Görevlisi Siyaset Bilimci ve Ulusal Ortadoğu Araştırmaları Merkezi İsrail Çalışmaları Birimi Başkanı Prof. Dr. Tarık Fehmi, İsrail’in işgal ordusunun Gazze’deki hareketlerinin arttığına ilişkin raporlarının, Mısır’ın savaşı sona erdirmek için halihazırda yürüttüğü arabuluculuğu etkilemeyeceğini söyledi. Dr. Fehmi, “Mısır, İsrail Başbakanı liderliğindeki İsrailli yetkililerin ne söylediğine bakmaksızın, savaşı sona erdirmeye yönelik kapsamlı bir yaklaşıma göre birden fazla yolda ilerliyor. Bu yaklaşım, çoğunlukla İsrail'in içlerine mesaj veya bir tür psikolojik savaş olarak hizmet ediyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Dr. Fehmi, “Mısır, İsrail’in her türlü askeri hamlesine karşı koyabilecek kapasitede” derken, Selahaddin / Philadelphia Koridoru’nun, Mısır ve İsrail’in uyduğu, üzerinde anlaşmaya varılan kontrollerle yönetildiğini açıkladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bugün kuzey Gazze Şeridi’ndeki güçleri arasında (Hükümet Enformasyon Ofisi- AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bugün kuzey Gazze Şeridi’ndeki güçleri arasında (Hükümet Enformasyon Ofisi- AP)

Koridor, Filistin topraklarından Mısır’a geçiş koşulları ve ilkeleri kapsamında Mısır ile İsrail arasında 1979’da imzalanan barış anlaşmasında belirtildiği gibi tampon bölge olarak sınıflandırılıyor. İsrail, Gazze’den çekilmeden önce bu ekseni denetliyordu. 2005 yılında imzalanan bir anlaşmaya göre buranın ve Refah kapısının kontrolü Filistin Yönetimi’ne devredildi. Filistin direniş hareketi Hamas’ın 2007’de Gazze’nin kontrolünü ele geçirmesinin ardından eksen, Filistin tarafından kendisine tabi hale geldi.

Nabız yoklama

Dr. Tarık Fehmi, Mısırlı güvenlik yetkilileriyle görüşmelerde bulunan İslami Cihad Hareketi heyetiyle devam eden istişarelere ek olarak Mısır’ın arabuluculuk çabalarının devam ettiğini ve İsrail tarafına iletilecek entegre bir öneri formüle etme düzeyine ulaştığını ifade etti. İsrail’in Mısır’ın çabalarına bir yanıtı olduğunu belirten Dr. Fehmi, bazı İsrail medya kuruluşlarının yayınladığı şeylerin, test balonu ve nabız yoklamadan başka bir şey olmadığını vurguladı.

Ulusal Ortadoğu Araştırmaları Merkezi İsrail Çalışmaları Birimi Başkanı, onaylandığı takdirde esir takası anlaşmasına dahil edilmesi beklenen 40 İsrailli tutuklunun isimlerinin, Hamas heyetinin geçtiğimiz günlerde Mısır’a yaptığı ziyaret sırasında belirlendiğini söylerken, “Mısır’ın arabuluculuğunu tamamlamak Filistinli grupların çıkarınadır. Bu arabuluculuğa yönelik herhangi bir engel, Gazze Şeridi’nde ateşkes sağlayabilecek başka bir tarafın yokluğunda bir boşluk durumuna yol açacaktır” dedi.

Öte yandan hareketin siyasi büro başkanı İsmail Heniyye başkanlığındaki bir Hamas heyeti geçen hafta Mısırlı güvenlik yetkilileriyle görüşmelerde bulundu. İslami Cihad Hareketi’nden ise hareketin Genel Sekreteri Ziyad en-Nahale liderliğindeki bir heyet şu anda Kahire’yi ziyaret ediyor. Ancak Reuters’ın pazartesi günü bildirdiğine göre bir yetkili, hareketin daha fazla müzakere yapılmadan önce İsrail askeri saldırısının sona ermesini şart koştuğunu söyledi.

Yetkili, İslami Cihad’ın herhangi bir takas sürecinin ‘herkese karşılık herkes’ ilkesine, ‘yani İsrail’de hapsedilen tüm Filistinlilerin serbest bırakılması karşılığında Hamas ve İslami Cihad tarafından Gazze’de tutulan tüm rehinelerin serbest bırakılmasına’ dayanması gerektiğinde ısrar ettiğini söyledi.

24 Kasım’da Mısır – Katar - ABD arabuluculuğu, yoğun İsrail saldırısından 48 gün sonra Gazze Şeridi’nde ilk ateşkesi onaylamayı başardı. Ateşkes, bir hafta saldırıların duraklamasına olanak tanıdı ve İsrail hapishanelerindeki 240 Filistinli mahkûm karşılığında Gazze Şeridi’ndeki 105 tutuklunun serbest bırakılmasına izin verdi.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.