İsrail’in gözaltına aldığı Gazzeliler yaşadıkları korkunç deneyimi Şarku’l Avsat’a anlattı

Filistinli tutuklular 8 Aralık’ta sorgulanmak üzere gözleri bağlı ve çıplak şekilde Gazze Şeridi’ne götürülürken (AP)
Filistinli tutuklular 8 Aralık’ta sorgulanmak üzere gözleri bağlı ve çıplak şekilde Gazze Şeridi’ne götürülürken (AP)
TT

İsrail’in gözaltına aldığı Gazzeliler yaşadıkları korkunç deneyimi Şarku’l Avsat’a anlattı

Filistinli tutuklular 8 Aralık’ta sorgulanmak üzere gözleri bağlı ve çıplak şekilde Gazze Şeridi’ne götürülürken (AP)
Filistinli tutuklular 8 Aralık’ta sorgulanmak üzere gözleri bağlı ve çıplak şekilde Gazze Şeridi’ne götürülürken (AP)

Gazze Şeridi, İsrail saldırılarının 80 gün önce başlamasından bu yana, sorguları sırasında hakaret ve işkencelere maruz kaldıklarından şikayetçi olan çocuk, kadın ve yaşlılar da dahil Filistinlileri hedef alan aralıksız gözaltı kampanyalarına sahne oldu.

Kendi tanımladıkları şekliyle bu ‘korkunç deneyim’, Gazzelilerin alışık olduğu bir şey değildi. Bütün bir nesil, 2005’te tamamen geri çekilen İsrail ordusuyla ilk kez yüz yüze gelmişti.

İsrail, Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısından bu yana, İsrail’de bulunan binlerce Gazzeli işçiyi bir gözaltı tesisine yerleştirdi, diğerlerini Batı Şeria’da takip etti, gözaltına aldı ve benzeri görülmemiş zor koşullara maruz bıraktı.

Bu süreç, daha sonra Gazzelilerin gözaltına alınması sırasında da devam eden sert sorgulama, işkence ve çıplak bırakma gibi sadist uygulamaları içeriyor.

Bu, en azından İsrail ordusunun şiddetli soğukta neredeyse çıplak halde tutuklu bulunan yüzlerce Filistinliyi gösteren fotoğrafları kasıtlı olarak servis etmesinden açıkça görülüyor.

Şarku’l Avsat, İsrail tarafından gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılan üç Filistinlinin, gözaltı süresince yaşadığı dehşeti anlatan ifadeleri belgeledi.

FOTO: 25 Aralık’ta Gazze Şeridi sınırına yakın İsrail araçları (EPA)
25 Aralık’ta Gazze Şeridi sınırına yakın İsrail araçları (EPA)

2 Aralık’ta gözaltına alınan Şucaiyye mahallesi sakini Said Dahnun, Gazze’nin batısındaki Filistin Stadyumu’na yakın bir bölgede yerinden edilenlerin kaldığı bir okulda yaşadıklarını şu ifadelerle anlattı:

“Kaba ve sert muameleye, birçok dayağa maruz kaldım. Bizden neredeyse tamamen soyunmamızı istediler ve bizi soğuk havada birkaç saat yarı çıplak tuttular. Kadınları ve çocukları ayırdılar, sonra hepimizi yüz tanıma cihazına götürdüler, eğer kırmızı bir ışık verirse, o kişi sonsuza kadar yok olurdu.”

Mavi Kurt

Dahnun, İsrail ordusunun Batı Şeria ve Kudüs’te yüzleri tanımak için kullandığı ve sahadaki askerlere gözaltına almak istedikleri kişiler hakkında istihbarat bilgisi sağlayan ‘Mavi Kurt’ adlı bir uygulamadan bahsetti.

Dahnun yaşadıklarını şu ifadelerle anlattı:

“Uygulama aracılığıyla arandığı tespit edilen kişiler, hızlı bir soruşturma için bilinmeyen bir yere götürülürken, diğer tutuklular ise saha soruşturmasına tabi tutuldu. Ama hemen değil, bizi saatlerce, bazen günlerce perişan halde tutarlar, sonra da kendi ruh hallerine ve arzularına göre sorguya çekerlerdi.”

Neyse ki Dahnun, sadece iki gün gözaltında tutuldu.

Ancak bunlar sırasında çıplaklığa, alaylara, her türlü dayağa, küfür içeren hakaretlere ve aralıksız ölüm tehditlerine maruz kaldığını söyledi.

Yaşadıklarının ‘korkunç bir deneyim’ olduğunu vurgulayan Dahnun, acı deneyimi şöyle sürdürdü:

“Çok ağır saatlerdi. Ölüm çok yakın görünüyordu. Neredeyse çıplaktık, hava çok soğuktu ve iki gün boyunca hiçbir şey yememize izin verilmedi ve bize sadece her 10 saatte bir bardak su verdiler.”

Askerler, gözaltına alınanlardan Hamas’la ilişkileri, hareket üyelerinin nerede olduğu, tünelleri ve 7 Ekim saldırısına katılanlarla ilgili her türlü bilgiyi istedi.

Dahnun, iki gün sonra neredeyse çıplak halde serbest bırakıldı. Ancak İsrailliler, onu İsrail bayrağı taşıyan bir tişört giymeye zorladı, Gazze Şehri’ndeki Nasr mahallesi yakınında açık bir alana bıraktı ve kendisine, bulunduğu yerin yakınındaki Rimal mahallesine gitmesini söylediler.

Şarku’l-Avsat tarafından dinlenen ifadelere göre, serbest bırakılanların büyük bir kısmı fotoğraflarda yer aldı.

İsrail ordusu, söz konusu kişilerin Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin El Kassam Tugayları’nın elit üyeleri olduğunu iddia etti.

FOTO: İsrail askerleri ile Filistinli gruplar arasında 22 Aralık’ta Gazze’de yaşanan çatışmalar (İsrail Ordusu-AFP)
 İsrail askerleri ile Filistinli gruplar arasında 22 Aralık’ta Gazze’de yaşanan çatışmalar (İsrail Ordusu-AFP)

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahya kasabasında yaşayan genç Hüseyin Razina, İsrailliler tarafından paylaşılan videoda, İsrail’in teslim olanların Hamas üyesi olduğunu iddia ettiği yüzlerce kişiyle birlikte göründü.

Şarku’l Avsat’a konuşan Razina şunları anlattı:

“Gözaltına alınmamızı büyük bir zafermiş gibi göstermek istediler. Ellerimizi, ayaklarımızı ve gözlerimizi bağladılar ve bizi yakınlardaki Şeyh Zayed binalarının bulunduğu meydana, ardından da bilmediğimiz bir yere, açık bir meydana götürdüler. Orada bizi yüz tanıma cihazına soktular ve tek tek sorgulamaya başladılar. Ciddi dayaklara, sürekli sözlü ve fiziksel hakaretlere maruz kaldık. Askerler bundan keyif alıyor, gülüyor, bizimle dalga geçiyor ve fotoğrafımızı çekiyordu.”

Kendisini sorgulayan askerlerin Filistin, Lübnan ve Suriye lehçeleriyle akıcı Arapça konuştuğunu ve bazılarının İbranice ve Rusça konuştuğunu söyleyen Razina, şöyle devam etti;

“Başlangıçta bizim 7 Ekim saldırısına katılımımıza odaklandılar, ardından Hamas, aktif savaş liderleri, yerleri ve hareketin yetenekleriyle ilgili her şey hakkında bilgi almaya çalıştılar. Açık alanda neredeyse çıplak olarak 6 gün geçirdim. Bu süre boyunca her 6 saatte bir yalnızca iki öğün yemek yedim ve bir bardak su içtim.”

Diğerleri gibi Razina da çıplak olarak serbest bırakıldı ve İsrail bayrağını taşıyan bir tişört giymeye zorlandı.

Kasım ayının son günlerinde gözaltına alınan, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye sakini Ahmed Hamuda’nın durumu da diğerlerinden farklı değil.

Hamuda, her türlü işkenceye maruz kaldı ve çıplak bırakıldı. Askerlerden biri onu öldüreceğini söyledi.

Tokat, tekme ve küfür

Şarku’l-Avsat’a konuşan Hamuda, işgal askerlerinin evine baskın yaptığını, eşinin ve çocuklarının önünde kendisinden tüm kıyafetlerini çıkarmasını istediğini, eşini ve ailesini başka bir odada tecrit etmeden önce kendisini dövdüğünü söyledi.

Hamuda, yaşadıklarını şu ifadelerle anlattı:

“Çok acı çektim. Sürekli dayak, tehdit ve hakaretlerle, en korkunç şekilde ölüme doğru gittiğinizi hissediyorsunuz. Yiyecek ve su vermediler ve beni öldüreceklerini söylediler.”

FOTO: İsrail askerleri, 8 Aralık’ta gözaltına alınan Filistinlileri sorguya götürüyor (Reuters)
İsrail askerleri, 8 Aralık’ta gözaltına alınan Filistinlileri sorguya götürüyor (Reuters)

İsrailli askerler, Cibaliye’deki Hamas faaliyetleriyle bağlantılı olduğunu iddia ederek Hamuda’nın kardeşini aradı.

Hamuda, birkaç gün sonra serbest bırakılmadan önce sürekli tokatlandığını, tekmelendiğini, aşağılandığını, müstehcen ve kışkırtıcı hakaretlere maruz kaldığını söyledi.

Gazze’de gözaltına alınanların kesin sayısı henüz bilinmiyor.

Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları İzleme Ağı (EMHRN), uluslararası topluma ‘zorla kaçırma’ durumuna son vermesi için İsrail’e baskı uygulama çağrısında bulundu.

EMHRN, bunun Gazze Şeridi’nde aralarında küçük çocukların da bulunduğu yaklaşık 3 bin erkek ve kadın tutukluyu kapsadığını bildirdi.

Ağ tarafından dün yapılan açıklamaya göre, İsrail ordusu geçtiğimiz günlerde Gazze’deki Şeyh Rıdvan mahallesinde yüzlerce Filistinliyi gözaltına aldı.

Aralarında bulunan onlarca kadın, Yermük Stadyumu’na götürüldü ve başörtüleri çıkarılıp arandı.

Kadın tutuklular taciz, dayak ve istismara maruz kaldıklarından şikayetçi oldu.

10 yaşından küçük çocuklar da dahil olmak üzere erkekler de iç çamaşırları dışında tamamen çıplak kalmaya zorlandı.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, 700’den fazla ‘terör örgütü üyesinin’ Gazze Şeridi’nden İsrail’e sorgulanmak üzere götürüldüğünü söyledi.

Adraee, İsrail ordusunun geçen hafta Şin Bet’le işbirliği içinde, Gazze Şeridi’ndeki ‘terörist faaliyetlere’ karıştığından şüphelenilen yüzlerce şüpheliyi gözaltına aldığını bildirdi.

Bunların 200’den fazlasının Hamas ve İslami Cihad üyesi olduğunu iddia eden Adraee, söz konusu kişilerin soruşturma için İsrail’e götürüldüğünü ekledi.



Şam’da kadın polis enstitüsü açıldı… Muhalif subaya albay rütbesi verildi

Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Şam’da kadın polis enstitüsü açıldı… Muhalif subaya albay rütbesi verildi

Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab, Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışını gerçekleştirdi. Bu adımın, kadınların polis ve güvenlik alanındaki rolünü güçlendirmeyi ve farklı uzmanlık alanlarında daha geniş katılımını sağlamayı hedeflediği belirtildi.

Enstitünün açılışına paralel olarak Suriye İçişleri Bakanlığı, “el-Anud” lakabıyla bilinen ve daha önce rejimden ayrılan subay Yüsra Diyab el-Kata’na’nın albay rütbesine terfi ettirildiğini duyurdu. Kata’na’nın kökeninin Dera kırsalındaki el-Lecat bölgesine dayandığı ve Suriye devriminin ilk dönemlerinde eski rejim ordusundan ayrıldığını açıklayan ilk subaylar arasında yer aldığı ifade edildi.

İçişleri Bakanı Enes Hattab, cumartesi günü açılışta yaptığı konuşmada, enstitünün donatılması ve eğitim programlarının hazırlanmasının yaklaşık bir yıl süren yoğun bir çalışma sonucunda tamamlandığını söyledi. Hattab, bu süreçte uzman bir ekibin modern polislik gereksinimlerine uygun bir eğitim ortamı oluşturmak ve kursiyerler için öğrenme ile mesleki eğitim imkânlarını sağlamak amacıyla büyük çaba harcadığını belirtti.

gth
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü yöneticileri İçişleri Bakanı’nı karşılarken (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan, enstitünün güvenlik alanında görev alacak kadın kadroların yetiştirilmesi ve eğitilmesi için uzmanlaşmış bir merkez olacağını vurguladı. Ayrıca kursiyerlere görevlerini etkin ve yetkin biçimde yerine getirebilmeleri için gerekli bilgi, disiplin ve mesleki becerilerin kazandırılacağını ifade etti.

Hattab, İçişleri Bakanlığı’nın “kurtuluştan” sonraki ilk günden itibaren kadınların güvenlik ve polislik çalışmalarına ile toplumsal hizmetlere katılımını güçlendirmeyi görev edindiğini belirterek, bunun kadınların haklarını ve mahremiyetini koruyacak şekilde, toplumsal değerler ve mesleki standartlarla uyumlu biçimde yürütüleceğini söyledi.

gh
Albay rütbesine terfi ettirilen muhalif subay Yüsra Diyab el-Kata’na (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan ayrıca, halkının yanında yer almayı seçen, özgürlük ve adalet değerlerini destekleyerek eski rejimden ayrılan kadın subayları memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Bu subayların bugün kuruma katılmasının kurumun deneyimine önemli katkı sağladığını ve ülke çıkarlarını ve topluma hizmeti her şeyin üzerinde tutan herkese kapı açan ulusal bir sürecin somut göstergesi olduğunu ifade etti.

Enstitü Müdürü Tuğgeneral Hüda Mahmud Sercavi ise enstitünün kurulmasının, polislik çalışmalarını geliştirmeyi ve mevcut dönemin ihtiyaçlarıyla uyumlu şekilde modernize etmeyi amaçlayan ulusal bir vizyonun parçası olduğunu söyledi. Sercavi, enstitünün çeşitli toplumsal meselelerle başa çıkabilecek kadın polis kadrolarının yetiştirilmesi için uzmanlaşmış bir eğitim platformu olacağını kaydetti.

vfgbh
Kadın Polis Enstitüsü Müdürü Tuğgeneral Hüda Mahmud Sercavi (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Sercavi ayrıca enstitünün, devletin kadınların yeteneklerine ve toplumun korunması ile istikrarın güçlendirilmesindeki rollerine duyduğu inancı yansıtan kurumsal bir model oluşturma yolunda önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Açılış törenine çok sayıda güvenlik ve idari yetkili katıldı. Etkinliğin, polis kurumlarının geliştirilmesi ve en yüksek mesleki standartlara göre eğitilmiş kadın kadrolarla güçlendirilmesi çabalarının bir parçası olduğu ifade edildi. Bu adımın güvenlik sisteminin desteklenmesine ve topluma hizmetin güçlendirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

İçişleri Bakanı ayrıca enstitünün çeşitli bölümlerinde incelemelerde bulundu. Ziyaret sırasında eğitim ve hazırlık salonları ile yönetim ofisleri ve idari birimler gezildi.

67ı
İçişleri Bakanı Enes Hattab ile birlikte Kadın Polis Enstitüsü’nde inceleme yapan bazı Suriye güvenlik yetkilileri (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan, enstitü yöneticilerinden uygulanan eğitim programları ile kursiyerlerin polislik görevine hazırlanması ve eğitilmesine ilişkin mekanizmalar hakkında bilgi aldı. Tuğgeneral Sercavi de enstitüde yürütülecek çalışma planları hakkında kapsamlı bir sunum yaptı.

Enstitünün, kursiyerleri polis ve hukuk bilimleri ile saha becerilerini kapsayan uzmanlaşmış eğitim programları aracılığıyla yetiştirmeyi hedeflediği belirtildi. Ayrıca kadın polis varlığının gerekli olduğu toplumsal meselelerle başa çıkmaya yönelik yöntemler konusunda da eğitim verileceği ifade edildi.


Batı Şeria’da İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu aynı aileden dört kişi hayatını kaybetti

Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
TT

Batı Şeria’da İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu aynı aileden dört kişi hayatını kaybetti

Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde bir Filistinli erkek, eşi ve iki küçük çocuğunun bugün İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu hayatını kaybettiğini açıkladı.

Filistin Kızılayı da ekiplerinin, Tubas’ın güneyindeki Tamun beldesinde İsrail güçlerinin ateş açtığı bir araçtan iki yetişkin ile iki çocuğun cansız bedenlerini çıkardığını bildirdi.

İsrail ordusu ise AFP’ye olaya ilişkin haberleri soruşturduğunu açıkladı.

Ramallah merkezli Filistin Sağlık Bakanlığı yaptığı açıklamada, ‘Tamun’da açılan ateş sonucu aynı aileden dört şehidin Tubas’taki Türk Devlet Hastanesi’ne ulaştığını’ belirtti.

Açıklamada hastaneye 37 yaşındaki bir erkek, 35 yaşındaki bir kadın ile 5 ve 7 yaşlarında iki çocuğun cenazelerinin getirildiği, hepsinin kurşun yaraları bulunduğu ifade edildi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise çiftin diğer iki çocuğunun, 8 ve 11 yaşlarında olduklarını ve kurşun parçalarıyla yaralandıklarını aktardı. Ajans, İsrail güçlerinin bugün erken saatlerde ailenin bulunduğu araca ateş açtığını bildirdi.

İsrail, Batı Şeria’yı 1967 yılından bu yana işgal altında tutuyor. Bölgede şiddet, 7 Ekim 2023’te başlayan Gazze savaşından bu yana artış gösterdi.

Yerleşimci şiddeti de artış gösterdi. Özellikle İsrail tarihinin en sağcı hükümetlerinden biri olarak nitelendirilen mevcut hükümetin, yerleşim faaliyetlerini hızlandırmasıyla bu artış dikkat çekti. Hükümetin 2025 yılında 54 yeni yerleşim biriminin inşasına onay verdiği, bunun da rekor bir sayı olduğu belirtildi.

Gazze Şeridi’nde 10 Ekim’den bu yana yürürlükte olan ateşkes anlaşmasına rağmen şiddetin seviyesi düşmedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Gazze savaşının başlamasından bu yana Batı Şeria’da bazıları savaşçı olmak üzere bin 45’ten fazla Filistinli, İsrail askerleri veya yerleşimciler tarafından öldürüldü.

Aynı dönemde resmi İsrail verilerine göre, Filistin saldırılarında ya da İsrail askeri operasyonları sırasında aralarında siviller ve askerlerin de bulunduğu en az 45 İsrailli hayatını kaybetti.


El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
TT

El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.

Irak’ta Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Ebu Hüseyin el-Hamidavi’nin akıbetine ilişkin çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Bazı kaynaklar, dün sabaha karşı Bağdat’ın Kerade semtinde örgüte ait bir evi hedef alan saldırıda Hamidavi’nin öldürüldüğünü ileri sürerken, bazıları ise saldırıdan kurtulduğunu belirtti. Olayın ardından sosyal medyada paylaşılan bir videoda, Hamidavi olduğu düşünülen bir kişinin başından yaralandığı görüldü. Peki yıllardır ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak anılan bu isim kim?

Eski Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis tarafından kurulan Ketaib Hizbullah, Irak’ta önemli bir nüfuza sahip. 2021 yılında Bağdat Havalimanı yakınlarında düzenlenen ABD saldırısında öldürülen el-Mühendis’in kurduğu örgüt, hem Haşdi Şabi içindeki ana silahlı yapılardan birini oluşturması hem de Irak’taki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırılardaki rolüyle dikkat çekiyor. Buna karşın örgütün önde gelen isimleri, medyada görünmemeleri ve üst düzey kadrolar için uygulanan sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle uzun süredir büyük bir gizlilik ve belirsizlik perdesiyle çevrili bulunuyor.

İran’ın gizemli adamı

Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi’nin adı, son yıllarda Irak’ta meydana gelen birçok olayla ilişkilendiriliyor. ‘Ebu Hüseyin’ lakabıyla bilinen bu isim hakkında dolaşan bilgilerin çoğu ise kişiliğine dair kesin bir tablo ortaya koymuyor. Babası Muhsin el-Hamidavi’ye ait olduğu belirtilen fotoğraflar zaman zaman dolaşıma girse de, Ebu Hüseyin’in görüntüsü yıllardır medyada yer almıyor.

frgbth
Bağdat’ta, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Hamidavi hakkında paylaşılan bilgilere göre 1971 yılında Bağdat’ta doğdu. Ailesinin Irak’ın güneyindeki Meysan vilayetinden geldiği, 1950’li ya da 1960’lı yıllarda başkent Bağdat’a göç etmiş olabileceği belirtiliyor.

Bazı rapor ve analizler ise Hamidavi’nin örgüt içinde etkili bir aileye mensup olduğunu öne sürüyor. Buna göre oğlu Zeyd el-Hamidavi’nin, örgütün X platformu üzerinden yayımlanan açıklamalarını paylaşan ve ‘Ebu Ali el-Askeri’ adıyla bilinen hesabı yöneten kişi olduğu düşünülüyor. Kardeşlerinin de silahlı grupta üst düzey görevlerde bulunduğu ifade ediliyor.

Haşdi Şabi’ye yakın kaynaklar, Hamidavi’nin son derece güçlü bir güvenlik hassasiyetine sahip olduğunu belirtiyor. Bu kaynaklara göre Hamidavi cep telefonu veya elektronik cihazları doğrudan kullanmıyor; yalnızca güvendiği yardımcıları aracılığıyla iletişim kuruyor. Hareketlerini ise genellikle çok dar bir çevre dışında kimse bilmiyor.

gtrhbtg
4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde düzenlenen bir hava saldırısında öldürülen Ketaib Hizbullah üyesi için Bağdat’ta düzenlenen cenaze töreninden (AFP)

Hamidavi hakkındaki gizemli tabloya rağmen, birçok çevrede ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak nitelendiriliyor. Yıllardır yürüttüğü askeri faaliyetler de onu ABD’nin hedef listesine sokmuş durumda. ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamidavi’yi Şubat 2020’de ‘özel olarak belirlenmiş küresel terörist’ (SDGT) olarak listeye aldı. Bu kararın, Washington tarafından 2009’dan bu yana terör örgütü olarak sınıflandırılan Ketaib Hizbullah’ın liderliğindeki rolü nedeniyle alındığı belirtiliyor.

Ketaib Hizbullah’ın sicili

Ketaib Hizbullah ve lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi, 2019 yılında Irak’ta düzenlenen protesto hareketlerine katılan bazı gruplar tarafından, bazı aktivistlere yönelik cinayet ve suikastlara karışmakla suçlanıyor.

Örgütün, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ile Amerikan güçlerinin bulunduğu bölgeler ve askeri kamplara yönelik çok sayıda saldırının arkasında olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Bazı Şii çevreler ise Ketaib Hizbullah’ı İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) talimatlarına bağlı hareket eden en güçlü Iraklı silahlı gruplardan biri olarak nitelendiriyor.

ABD Hazine Bakanlığı Kasım 2023’te Iraklı silahlı grupların bazı liderlerini hedef alan ek yaptırımlar uyguladı ve örgütün bir numaralı sorumlusu olarak görülen Hamidavi’ye yönelik kısıtlamaların sürdüğünü duyurdu.

Benzer bir adım Ocak 2024’te de atıldı. Bu kapsamda örgüt mensupları arasında yer alan kişiler yaptırım listesine alındı. Listede Hamidavi’nin kardeşi Ukad el-Hamidavi de yer aldı. Söz konusu kişilerin, örgüte lojistik destek sağlamak ve operasyonel faaliyetlerin yürütülmesini kolaylaştırmakla suçlandığı belirtildi.