Gazze savaşını sona erdirmek için önerilen çözüm: Teknokrat bir hükümet

Hamas'ın nispeten desteklediği ve El-Fetih'in de kabul ettiği Mısır'ın teklifi, İsrail'in taviz vereceğine işaret ediyor.

Mısır, Gazze'deki sivillere nefes alma şansı vermeye çalışıyor. (AFP)
Mısır, Gazze'deki sivillere nefes alma şansı vermeye çalışıyor. (AFP)
TT

Gazze savaşını sona erdirmek için önerilen çözüm: Teknokrat bir hükümet

Mısır, Gazze'deki sivillere nefes alma şansı vermeye çalışıyor. (AFP)
Mısır, Gazze'deki sivillere nefes alma şansı vermeye çalışıyor. (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi'nde yürüttüğü savaşa ilişkin hedeflerini yumuşatarak son açıklamasında ‘Hamas yönetiminin devrilmesi gerektiğini’ söylemekle yetindi. Oysa daha önce hep hareketi ortadan kaldırmak ve yok etmek istediğini söylüyordu.

Netanyahu'nun açıklamaları, Mısır istihbaratının Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmek için üç aşamalı bir vizyon önerdiği yönündeki haberlerle örtüşüyor. Mısır istihbaratı konuyu Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye ve İslami Cihad hareketinin lideri Ziyad en-Nehhale ile görüştü. Bu görüşme Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ile Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın savaşın bitiminden sonra Gazze'nin yönetimini tartışmak üzere Ramallah'ta yaptığı toplantıyla da aynı zamana denk geldi. Toplantının ardından Sullivan, "Filistin Yönetimi'nin Şeridi yönetecek üyelere sahip olmasını sağlayacak şekilde Gazze'deki yönetim konusunu tartıştık" dedi.

Mısır'ın vizyonu, Gazze'yi yönetecek teknokrat bir hükümetin kurulmasını sağlayacak geçici bir insani ateşkesi, ardından savaşın kapsamlı bir şekilde durdurulmasını, askeri araçların geri çekilmesini, yerinden edilenlerin geri dönüşünü ve çatışan taraflar arasında kapsamlı bir değişim anlaşması yapılmasını içeriyor. Bu vizyonda önemli olan Gazze'yi yönetecek teknokratik bir hükümetin kurulmasıdır, bu da Hamas hareketinin Gazze Şeridi'ni kontrol etme sahnesinde nispeten eksik kaldığı anlamına geliyor. Bu, Netanyahu'nun propagandasını yaptığı şeyin aynısıdır ve ABD önerileriyle de örtüşmektedir.

Hamas ve hükümeti hakkında geçmiş bilgiler

Hamas hareketi ile Gazze hükümeti arasında büyük bir fark var: Birincisi askeri kanadı olan siyasi bir grup olarak görülüyor, ikincisi ise halkla doğrudan bağlantısı olan sivil bakanlıkların denetiminden sorumlu idari organlar olarak görülüyor.

Aralarında da bir bağ var: Hamas hareketi 2006'da parlamento seçimlerini kazanıp Gazze Şeridi'nin kontrolünü ele geçirdiğinde üyelerinden oluşan bir hükümet kurdu, ancak 2014'teki Filistin uzlaşma anlaşmasından sonra hükümeti tamamen feshetti.

2017'de Filistin Yönetimi'nin Gazze'nin yönetimini devralması gerekiyordu ancak siyasi anlaşmazlıklar bu konuyu sekteye uğrattı. Bu durum, Hamas'ı veya bazı hükümet kurumlarını Gazze Şeridi'ni ele geçirmek için geçici bir yönetim kurmaya sevk etti ve buna ‘Gazze Hükümeti’ adı verildi.

Hamas defalarca hareketle hükümet arasında büyük bir fark olduğunu iddia etti, ancak İsrail, birçok ülke ve hatta Filistin Yönetimi aralarında net bir bağlantı olduğunu ve birbirlerine hizmet ettiklerini iddia etti.

En iyi çözüm

Her halükarda teknokrat bir hükümetin kurulması, siyasi gözlemcilerin tüm tarafları tatmin edeceğine inandığı bir çözüm. İsrail, Hamas'ı iktidardan uzaklaştırma hedefine ulaşırken hareket de kendi seçeceği temsilcilerle bu hükümete katılabiliyor.

Teknokratik yönetim, karar vericilerin siyasi eğilimlerine göre değil tecrübelerine göre seçilmesi anlamına gelir ve bu sistem devletin belirli sektörlerde geliştirilmesinden ve tüm fonksiyonların işletilmesinden sorumlu olduğundan genellikle toplumsal sorunların çözümü görevini üstlenir.

İnsanlar için önemi

Şu an Gazze'yi siyasetten uzak teknokrat hükümetin yönetmesi düşünülüyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre hükümet stratejilerini hazırlayan araştırmacı Mazin el-Acle, konuya dair şu değerlendirmelerde bulundu:

“Savaştan sonra Gazze'yi yönetecek tarafın omuzlarında çok büyük dosyalar olacak. Dünya ülkeleriyle çizgisinin iyi olması gerekiyor. Gazze'deki yıkımı herkes gördü. Yeniden yapılanma fikri kolay bir iş değil. Dünyanın buna müdahale etmesi gerekiyor. Dolayısıyla teknokratik bir hükümet bu görevi yerine getirmeye daha yakındır. Profesyoneldir, kabul görebilir. Bunu başarabilir. Siyasi yönetimlerin bu dosyayı üstlenmesi zor. Yerinden edilenlerin büyüklüğü ve yıkım göz önüne alındığında, savaştan sonra insanları barındırmak zor. Gazze'nin altyapıya, kanalizasyon ağlarına, elektrik hatlarına, iletişim malzemelerine ve yeniden yapılanmaya ihtiyacı var ve bu teknokrat bir hükümet için kolay olabilir. Uzun bir istikrar dönemini hak eden Gazze'deki insanlar politikacılardan bıkmış durumda ve insanlarla başa çıkmak için fırsatlar ve alternatifler bulabilecekleri yeni bir yön ve teknokratlar istiyor. Büyük sorunlar dünyanın onayı olmadan çözülmeyecektir. Gazze hükümeti ve Filistin Yönetimi'ndeki çalışanlarla ilgili olarak bunlar revize edilecek. İki hükümet kurumundan kişiler seçilecek ve Gazze'nin dizginlerini devralmaktan sorumlu yeni bir resmi organ oluşturulacak.”

Ön onaylama

Siyasete dönecek olursak; İsrail Kanal 13 Televizyonu, adı açıklanmayan bir İsrailli yetkilinin, Mısır'ın önerisini incelediklerini söylediğini aktardı. Özellikle Tel Aviv'in Hamas ve Filistin Yönetimi'nin Gazze'ye dönüşünü reddetmesiyle tutarlı olması nedeniyle bu konunun Savaş Konseyi toplantısında görüşülmesi bekleniyor.

İsrail Yayın Kurumu Kan, teknokrat hükümet teklifinin üzerinde çalışıldığını bildirdi. Tel Aviv'in Filistin Otoritesi’nin Gazze'yi yönetmeye geri dönmesini reddetmesiyle tutarlı olduğu ve Hamas'ın iktidarda olmamasını sağladığı için bu hükümet önerisi için ön onayın olduğu görülüyor. Dolayısıyla Mısır planı İsrail'in fiili teslimiyetine yönelik bir plandır.

Hamas karşı çıkmıyor

Hamas siyasi büro üyesi Hüsam Bedran şu açıklamada bulundu:

“Biz sadece savaşmak istediğimiz için savaşmıyoruz. Biz sıfır sonuçlu bir oyunun destekçisi değiliz. Savaşın bitmesini istiyoruz. Filistin Kurtuluş Örgütü'nün tüm Filistinli grupları içermesi gerektiğini her zaman söyledik ve onlara katılmak istiyoruz. Bu, uluslararası toplumla, özellikle de Hamas'la çalışmaktan çekinen Avrupa ülkeleriyle görüşmeleri kolaylaştıracaktır. Gazze halkına yardım sağlamak ve Şeridi yeniden inşa etmek için gereken büyük sorumlulukları üstlenebilecek kapasiteye sahip bir Filistin teknokrat hükümetinin kurulmasını tercih ediyoruz. Bu hükümet, ulusal fikir birliğiyle oluşturulmalıdır. Batılı algılardan uzak, Filistin'in iç çözümlerine dayalı hiçbir algıyı görüşmeye karşı değiliz.”

Otorite tarafından desteklenen yeni bir dönüm noktası

Hamas liderinin açıklaması, özellikle Başbakan Muhammed Iştiyye de dahil olmak üzere Filistin Otoritesi ile yapılan müzakerelerin ardından geldiği için yeni bir dönüm noktasını temsil ediyor. Bedran, “En iyi senaryo Hamas'ın FKÖ'ye ortak olmasıdır, bu da yeni bir geleceğin kurulmasına yardımcı olacaktır” dedi.

El-Fetih hareketinden Eymen er-Rakab şunları söyledi:

“Hamas hareketiyle son tur diyaloglarda Mısır, siyasetle hiçbir ilgisi olmayan teknokrat bir hükümet kurma fikrini ortaya koydu. Bu hükümetin görevleri seçimleri düzenlemek ve Gazze Şeridi'ni yeniden inşa etmekle sınırlı. Mevcut vizyon, teknokrat hükümetin Filistin'deki duruma yeniden hayat verme görevini üstlenmesi yönünde. Biz bunu onaylıyoruz.”

İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü Baş Araştırmacısı Yohanan Tzurev, teknokratik bir hükümet kurulması konusunda herhangi bir sorun olmadığı görüşünde. Zira Tel Aviv'in asıl hedefi Hamas'ı iktidardan uzaklaştırmak. Teklif, Gazze'nin yeniden inşasının hızlandırılmasına ve savaşın her iki taraf için de en az kayıpla sona ermesine yardımcı olabilir.



Gazze’de ikinci aşama: Trump, Hamas’ın silah bırakmasını beklemeyecek

İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)
İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)
TT

Gazze’de ikinci aşama: Trump, Hamas’ın silah bırakmasını beklemeyecek

İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)
İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)

İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)

ABD, Hamas'ın silah bırakmasını beklemeden Gazze'de ateşkes sürecinin ikinci aşamasına geçmeyi planlıyor.

Tel Aviv yönetimi, Hamas İsrailli polis memuru Ran Gvili'nin naaşını iade edip silah bırakmayı kabul edene kadar Gazze barış sürecinde ikinci aşamaya geçmeyeceklerini bildirmişti.

Ancak adlarının paylaşılmaması şartıyla Times of Israel'e konuşan yetkililer, ABD'nin bunlar gerçekleşmeden ikinci aşamaya bir an evvel geçmek istediğini belirtiliyor.

Kaynaklara göre ABD Başkanı Donald Trump, geçen hafta İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yla yaptığı görüşmede hem Hamas'ın silah bırakmasını hem de Gvili'nin cesedinin ailesine geri gönderilmesini istediklerini söyledi. Ancak bunların ateşkesin ikinci aşamasına geçiş için şart olarak görülemeyeceğini ifade etti.

10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve rehine takası anlaşmasının garantörleri Türkiye, Mısır ve Katar'ın, Hamas'ın kademeli bir silah bırakma planını kabul edeceğini Washington'a ilettiği belirtiliyor.

Bu plana göre Filistinli örgüt önce ağır silahlarını teslim edecek, daha sonra hafif silahlar için geri alım programı başlatılacak. Kaynaklar, gelecek haftalarda bu mekanizmanın devreye girmesinin hedeflendiğini söylüyor.

Ancak Tel Aviv'in böyle bir çerçeveyi onaylayıp onaylamayacağı belirsiz. Hamas, Filistin devletinin kurulmasıyla sonuçlanacak bir süreç başlatılmadan silah bırakmayacağını bildirmişti. İsrail ise iki devletli çözüme yanaşmadığını defalarca duyurmuştu.

20 maddelik barış planının ilk aşamasında taraflar arasında rehine takası gerçekleştirilmiş, İsrail askerleri belirlenen "sarı hatta" geri çekilmişti. İsrail ordusu Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 53'ünü kontrol ediyor.

İkinci aşamadaysa Hamas'ın silah bırakması ve Gazze'nin geleceğinde söz sahibi olmaması isteniyor. Gazze Şeridi'nin yönetiminin Hamas mensubu olmayan Filistinlilerin yer alacağı bir teknokratlar komitesine geçici olarak devredilmesi planlanıyor. Trump'ın başkanlık edeceği Barış Kurulu'na ek olarak bölgeye Uluslararası İstikrar Gücü'nün (ISF) konuşlandırılması öngörülüyor.

Analizde, Trump'ın Barış Kurulu'nu ve teknokratlar komitesini gelecek hafta açıklamayı planladığı yazılıyor. Beyaz Saray ilk etapta bu açıklamayı geçen ay yapmayı planlamış ancak Hamas'la İsrail arasındaki anlaşmazlıklar çözülemediği için vazgeçmişti.

İsrail medyasında geçen ay çıkan haberlerde, Trump'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Barış Kurulu'nda görmek istediği aktarılmıştı.

Türkiye'nin hem Barış Kurulu'nda yer alması hem de ISF'ye asker göndermesi için ABD'nin Tel Aviv'e baskıyı artırabileceği belirtilmişti. Washington'ın, Ankara'nın ISF'ye asker göndermese bile güvenlik gücünün komuta yapısında yer almasını istediği de yazılmıştı.

Trump, Azerbaycan ve Endonezya'ya da ISF'ye katılma çağrısı yapmıştı. Azerbaycan lideri İlham Aliyev, bu haftaki açıklamasında "Arap ülkelerinin meselelerini Arap devletleri çözmelidir" diyerek Gazze'deki uluslararası misyonlara katılmayacaklarını duyurmuştu.

Independent Türkçe, Times of Israel, Caspian Post


Halep’te çatışmaların merkezindeki mahalleler olan Şeyh Maksud ve Eşrefiye nasıl Kürt Mahallesi olarak anılmaya başlandı?

2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).
2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).
TT

Halep’te çatışmaların merkezindeki mahalleler olan Şeyh Maksud ve Eşrefiye nasıl Kürt Mahallesi olarak anılmaya başlandı?

2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).
2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).

Halep doğumlu Suriyeli aktivist ve gazeteci Akil Hüseyin, bugün Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye hükümeti arasında çatışmaların yaşandığı Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine ilişkin tanıklığını Şarku'l Avsat'a anlattı. Hüseyin, Mart 2011’de Suriye devriminin başlamasının ardından sivil harekete katıldığını ve kentin özellikle doğu kesiminde sahada gelişmeleri izlediğini ifade ediyor.

Kısa süre önce Halep’i temsilen Halk Meclisi’ne seçilen Hüseyin’in bu tanıklığı, SDG yanlılarının öne sürdüğü anlatının aksine, Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde nüfus çoğunluğunun Kürtlerden değil Araplardan oluştuğunu vurguluyor.

cdfrgt6y
Halep kentinin haritası; üzerinde Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri görülüyor (Sosyal medya)

Son yıllarda “Kürt mahalleleri” olarak tanınan bu iki bölge, yaklaşık 50 yıl öncesine kadar Süryani ve Ermeni yoksul Hristiyanların yaşadığı küçük yerleşim alanlarıydı. Daha sonra Halep kırsalının kuzey ve doğusundan, aralarında Afrin, Cinderes ve Ayn el-Arab (Kobani) sakinlerinin de bulunduğu, şehirde daha iyi bir yaşam arayan aileler için; konut maliyetlerinin görece düşük olması ve sanayi bölgelerine yakınlığı nedeniyle makul bir tercih hâline geldi.

Birçok kişinin bu iki mahalleye Kürt kimliği atfetmesinin temel nedeni, Halep kentinde ilk kez bu denli büyük bir Kürt nüfusunun aynı bölgede bir araya gelmiş olmasıydı.

1970’li yıllara kadar Halepliler, Şeyh Maksud’u “Cebel es-Seyyide” (Meryem Ana Tepesi) adıyla biliyordu. Ancak Kürtlerin yoğunlaşmaya başladığı bu bölgede, Kürt kökenli bir sufi şeyhin adını taşıyan “Şeyh Maksud” camisinin inşa edilmesinin ardından, bu isim mahalle için yaygın biçimde kullanılmaya başlandı. Komşu Eşrefiye Mahallesi ise aynı dönemde, Hristiyanların yaşadığı Süryaniler Mahallesi’nin plansız bir uzantısı olarak ortaya çıktı.

Halepliler, bu iki mahallenin siyasi anlamda Kürtlerin merkezi hâline geldiğini ilk kez 2004 yılında, Kamışlı Olayları olarak bilinen süreçte fark etti. O dönemde Cezire bölgesindeki Kürt ayaklanmasıyla eş zamanlı olarak Eşrefiye ve Şeyh Maksud’da Kürt siyasi parti kadroları ile güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşandı.

dfrgt
Ekim 2024’te Halep’in Şeyh Maksud Mahallesi’nde, PKK lideri Abdullah Öcalan’a ait fotoğraf ve kitapların yer aldığı bir sergi

Bundan önce Kürtlerin bu mahallelerdeki en belirgin görünürlüğü, Suriye’de uzun süre yasaklı olan Nevruz kutlamaları sırasında ortaya çıkıyordu. Kutlamalar esnasında, özellikle Esad rejiminin 1980’lerden itibaren kendisine muhalif Kürt siyasi hareketlerini kontrol altında tutmak için kullandığı PKK unsurlarıyla güvenlik güçleri arasında zaman zaman gerginlikler yaşanıyordu.

2011’de Beşşar Esad rejimine karşı halk ayaklanmasının başlaması ve rejimin Kürtleri muhalefetten uzak tutma çabaları kapsamında, Suriye istihbaratı 2012 yılında bu iki mahalleyi Kürtlere devretti. Böylece bölgeler kademeli olarak rejimin denetiminden çıktı ve sonunda, ülkenin kuzeydoğusundaki Kürt çoğunluklu kentlerde olduğu gibi SDG’nin iç güvenlik gücü olan Asayiş aracılığıyla SDG’nin kontrolüne girdi.

asdfr
2014 yılında Halep’te gerçekleşen bombardıman sonucu oluşan yıkım (Reuters).

Başlangıçta Eşrefiye Mahallesi, Arap ve Kürt önde gelen aktivistlerin yer aldığı “Kardeşlik Koordinasyonu”nun öncülüğünde dikkat çekici bir barışçıl sivil harekete sahne oldu. Ancak üyeleri kısa sürede, rejimden devraldığı bölgelerde devrimle bağlantılı her türlü faaliyeti bastıran PKK’nın Suriye kolu tarafından takibe alındı. Bu yapı, bölgede tam denetim sağlayan güvenlik ve polis aygıtları ile asker devşirme merkezleri kurdu. Bu durum, iki mahallenin “Kürt mahalleleri” olarak algılanmasını daha da pekiştirdi.

yuı
Halep kırsalındaki Tel Rıfat’ta, Eş-Şam rejimi ile SDG ve muhalif gruplar arasındaki çatışmalara sahne olan evinin enkazını kaldıran bir Suriyeli vatandaş (AP)

Ancak SDG ile Suriye muhalefeti arasındaki ilişkilere en ağır darbe, 2016’nın sonunda geldi. Bu dönemde SDG, Beşşar Esad güçleriyle iş birliği yaparak Halep’in doğu kesiminin kontrolünü ele geçirdi. Operasyon, bölge nüfusunun büyük bölümünün yerinden edilmesi ve yapıların büyük ölçüde yıkılmasıyla sonuçlandı.

Daha sonra SDG, Lübnan Hizbullahı ve İran Devrim Muhafızları ile birlikte Halep’in kuzey kırsalındaki Sünni Arap yerleşimlerinin kontrolünü ele geçirdi. Özellikle Tel Rıfat kentinde nüfusun neredeyse tamamı yerinden edildi ve bu bölge de SDG’nin bir parçası olarak anılmaya başlandı.

Bugün ise Halep’te, SDG’nin Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini Suriye hükümetine devretmeyi reddetmesi nedeniyle yaşanan gerilim sürerken, SDG yanlıları bu mahallelerin “Kürt kimliğini” kanıtlamaya yönelik yeni bir medya kampanyası yürütüyor. Oysa bölgede, Bakara (Baggara) aşireti ve Batuş kabilesi başta olmak üzere on binlerce Arap yaşarken, varlığı inkâr edilemeyecek ölçüde bir Kürt nüfus da bulunuyor.


Suriye ordusu, Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin bazı bölümlerini kontrol altına aldı

Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)
Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)
TT

Suriye ordusu, Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin bazı bölümlerini kontrol altına aldı

Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)
Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)

Suriye devlet televizyonu, bugün (perşembe), ordu güçlerinin Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin bazı bölümlerinde kontrol sağladığını bildirdi. Haberde, bu ilerlemenin bölgedeki halk ve aşiretlerle iş birliği içinde, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yaşanan çatışmaların ardından gerçekleştiği kaydedildi.

Aynı kaynak, ordu ve iç güvenlik güçlerinin, SDG’nin karşı saldırı girişiminin ardından Eşrefiye Mahallesi’nde ilerlemeyi sürdürdüğünü aktardı. SDG ise hükümet güçlerinin Eşrefiye ve Şeyh Maksud’a yönelik saldırılarında 12 kişinin öldüğünü, 64 kişinin yaralandığını ileri sürdü. Halep’te gerginliğin geçen aydan bu yana sürdüğü belirtildi.

Halep’te bazı mahallelerde sokağa çıkma yasağı

Halep İç Güvenlik Komutanlığı, perşembe akşamı yaptığı açıklamada Eşrefiye, Şeyh Maksud, Beni Zeyd, Süryan, Helak ve Meydan mahallelerinde ikinci bir duyuruya kadar tam sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini duyurdu. Açıklamada, kararın “buralarda yaşayanların güvenliğini sağlamak, güvenliği tesis etmek ve can ile mal kaybına yol açabilecek ihlalleri önlemek” amacıyla alındığı belirtildi.

dfrgthy
Suriye itfaiye ekipleri, SDG tarafından atılan mermilerin isabet etmesi sonucu Halep’te Cemiliye ile Sebil mahalleleri arasındaki Faysal Caddesi’nde çıkan yangını söndürmek için çalışma yürütüyor (SANA)

Komutanlık, söz konusu mahallelerde sokağa çıkma yasağı süresince istisnasız her türlü hareketliliğin yasak olduğunu vurguladı.

Daha önce Suriye Arap Haber Ajansı SANA, Halep Müdahale Merkezi Komitesi’ne dayandırdığı haberinde, çatışmalarda ölü sayısının 10’a, yaralı sayısının ise 88’e ulaştığını bildirmişti. Suriyeli bir hükümet yetkilisi de Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde yaşayanların, bu bölgelerin bazı kısımlarını yetkililere teslim etmeye başladığını söyledi.

Aynı yetkili, Suriye televizyonu El-İhbariye’ye yaptığı açıklamada, bu sürecin SDG mensupları arasında art arda yaşanan ayrılıklar ve iç güvenlik güçlerinin bölgede güvenliği tesis etmeye hazırlanmasıyla eş zamanlı yürütüldüğünü ifade etti.

Halep İç Güvenlik Komutanlığı, SDG’yi yerleşim bölgelerini hedef alan bombardıman ve rastgele ateş açma eylemleriyle suçlayarak, bu saldırılar sonucu sivil kayıplar yaşandığını belirtti. Komutanlık, SANA aracılığıyla SDG saflarındaki unsurlara derhâl ayrılma ve silahlarını teslim etme çağrısı yaptı; bu amaçla bir iletişim hattı da duyurdu.

Suriye hükümeti ise Kürtlerin “Suriye halkının asli ve temel bir bileşeni” olduğunu vurgulayarak, devleti onları ayrı bir taraf ya da istisnai bir durum olarak değil, ülkenin eşit ortakları olarak gördüğünü kaydetti. Hükümet açıklamasında, çözümün medya söylemleri ya da karşılıklı suçlamalarla değil, ülkenin birliğinin ve tüm vatandaşların güvenliğinin teminatı olan devlet kurumları aracılığıyla sağlanabileceği ifade edildi.

Açıklamada ayrıca sahadaki kargaşa ve tırmanışın, SDG’nin 1 Nisan’da varılan anlaşmayı bozmasının doğrudan sonucu olduğu, bunun önceki mutabakatları zayıflattığı ve istikrarsızlığa kapı araladığı belirtildi. Hükümet, devletin mevcut rolünün Halep çevresini güvence altına almak, saldırı kaynaklarını şehirden uzaklaştırmak ve sivilleri korumak olduğunu vurguladı; Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den “milis güçlerin” çıkarılmasını talep etti.

SANA, ordunun bugün (perşembe) saat 13.30’dan itibaren ikinci bir duyuruya kadar Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde sokağa çıkma yasağı ilan ettiğini ve SDG unsurlarına yönelik saldırılar düzenleyeceğini bildirdi. SDG ise operasyonu sivillerin zorla yerinden edilmesine yönelik bir girişim olarak nitelendirdi.

Öte yandan Halep Valisi Azam el-Garib, daha önce yaptığı açıklamada, Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de SDG’ye bağlı çok sayıda unsurun ayrıldığını, bazılarının ise bölgeden kaçtığını ve bunun sahada önemli bir değişime zemin hazırladığını söyledi. Vali, Halep halkına resmî duyurular yapılmadan evlerine dönmemeleri çağrısında bulundu.

rgt
Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’nde konuşlandı (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Halep Müdahale Merkezi Komitesi ayrıca kent içinde 10 geçici barınma merkezinin açıldığını, Afrin ve Azez’de de merkezler oluşturulduğunu açıkladı. Alman Haber Ajansı DPA’ya göre, ordu operasyonlar birimi sivillerden SDG mevzilerinden uzak durmalarını isterken, sokağa çıkma yasağının başlamasıyla birlikte SDG hedeflerine yönelik “nokta atışı” saldırıların başlatılacağını bildirdi.

Suriye televizyonu, ordunun Eşrefiye ve Şeyh Maksud’da beş bölgeyi gösteren haritalar yayımladığını ve bu alanların derhâl boşaltılmasını istediğini aktardı.

Halep’te geçen ay SDG ile hükümet güçleri arasında yaşanan şiddetli çatışmalarda çok sayıda kişi hayatını kaybetmiş, taraflar birbirlerini suçlamıştı. SDG, 10 Mart’ta Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile, sivil ve askerî kurumlarını devlet yapısına entegre etmeyi öngören bir anlaşma imzalamış olsa da, bu anlaşmanın uygulanmasında şimdiye kadar kayda değer ilerleme sağlanamadı.