Yemenliler, bu yılın bitişiyle ekonomik savaşın da sona ermesini umuyor

Husi saldırıları petrol ihracatını durdurdu ve Yemen hazinesini 1,5 milyar dolardan fazla mahrum bıraktı (Hükümet medyası)
Husi saldırıları petrol ihracatını durdurdu ve Yemen hazinesini 1,5 milyar dolardan fazla mahrum bıraktı (Hükümet medyası)
TT

Yemenliler, bu yılın bitişiyle ekonomik savaşın da sona ermesini umuyor

Husi saldırıları petrol ihracatını durdurdu ve Yemen hazinesini 1,5 milyar dolardan fazla mahrum bıraktı (Hükümet medyası)
Husi saldırıları petrol ihracatını durdurdu ve Yemen hazinesini 1,5 milyar dolardan fazla mahrum bıraktı (Hükümet medyası)

Yemenliler bu yılın bitişiyle, eşi benzeri görülmemiş bir gerilime sahne olan ve geçim kaynaklarına büyük zarar veren ekonomik savaşın da sona ermesini umuyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg’in ülkede barışa yönelik yol haritasını açıklaması da bu umudun kaynağı oldu.

Yemen’deki Husi milisler, Hadramut ve Şebva’daki petrol ihracat limanlarını hedef alan saldırılar düzenleyerek, ihracat sürecinin şu ana kadar askıya alınmasına yol açtı.

Husiler ayrıca, devletin kontrolü altındaki bölgelerden gelen malların geçişini ve bu bölgelerde üretilen mutfak tüpünün kendi kontrolündeki bölgelere sevkini de engelledi, bu da devletin gelirlerini etkiledi ve halkın acısını artırdı.

Grundberg, birkaç gün önce, Husi darbesinden yaklaşık dokuz yıl sonra ülkede barışa yönelik bir yol haritası açıkladı.

Bu adımla, 18 milyon insanın yardıma muhtaç olduğu Yemen’de barışa kavuşma umutları yeniden canlanırken, yardım kuruluşları ise yeni yılda 7 milyondan fazla insana yardım edemeyeceklerini duyurdu.

FOTO: Ateşkes sırasında ithalatın Hudeyde limanına yönlendirilmesi Aden limanına zarar verdi (Husi medyası)
Ateşkes sırasında ithalatın Hudeyde limanına yönlendirilmesi Aden limanına zarar verdi (Husi medyası)

Yemen hükümeti, Husi grubunun geçen yıl ekim ayında Şebva’daki Qena limanına ve ülkenin doğusundaki Hadramut’taki Dabah limanına düzenlediği saldırıların ardından petrol ihracatının durması ve ihracat limanlarına yaklaşmaları halinde petrol taşıyan gemileri hedef almakla tehdit etmeleri sonucu 1,5 milyar dolar olduğu tahmin edilen mali kayıplar konusunda BM’ye bilgi verdi.

Hükümet, Husi grubunun 2014 yılının ikinci yarısında başlattığı savaş sonucunda ulusal ekonominin yarı yarıya daralması nedeniyle, ülkede gıda güvensizliğinin giderek kötüleştiğini bildirdi.

Hükümet tarafından BM’ye gönderilen mektupta, hayati önem taşıyan ekonomik tesislere ve petrol limanlarına yönelik devam eden tehdit ve Husi saldırılarının, kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi ve tüm valiliklerdeki çalışanların maaşlarının ödenmesi için ayrılan bütçenin kaybedilmesine neden olduğu konusunda uyarı yapıldı.

Dünya Bankası (WB) ise Husi grubunun petrol limanlarına uyguladığı ablukanın petrol üretimini ve ihracatını büyük ölçüde etkilediğini açıklayan hükümetin şikayetini destekledi.

Liman savaşı

Dünya Bankası, geçen ekim ayında yaptığı açıklamada, Yemen ekonomisinin, ithalattaki düşüş ve bunların hükümetin işlettiği Aden limanından, grup tarafından kontrol edilen, ateşkes kapsamında yeniden açılan limanlara yönlendirilmesi nedeniyle bu yıl içinde başka bir zorlukla karşı karşıya kaldığı ifade edildi.

FOTO: Husi grubu, kontrolü altındaki bölgeler ile kurtarılan bölgeleri birbirine bağlayan yolları kapatarak mal girişini engelledi (Hükümet medyası)
Husi grubu, kontrolü altındaki bölgeler ile kurtarılan bölgeleri birbirine bağlayan yolları kapatarak mal girişini engelledi (Hükümet medyası)

Dünya Bankası verileri, bu yılın başından geçen ağustos ayına kadar olan dönemde Aden limanından yapılan ithalatta yüzde 61 oranında ciddi bir düşüş yaşandığını gösterdi.

Grubun kontrolü altındaki Hudeyde limanı ise sadece yüzde 8 ile çok daha küçük bir düşüş yaşadı.

Banka, bu durumun Aden limanının Yemen’in toplam ithalatına katkısını büyük ölçüde etkilediğini vurguladı.

Dünya Bankası, 2023 yılında hükümetin karşı karşıya kaldığı mali baskıların temel nedeninin, petrol ihracatının durağanlaşması ve ithalatın Aden limanından kaydırılması nedeniyle gümrük gelirlerinin azalması olduğunu ekledi.

Banka ayrıca, yılın ilk yarısında devlet gelirlerinin yüzde 40 oranında azaldığını açıkladı.

Kamu mali açığının bu yılın sonuna kadar GSYİH’nın yaklaşık yüzde 2,9’unda kalmasını beklediklerini de ifade etti.

BM’nin desteklediği ateşkes, geçen yılın nisan ayının başından bu yana yürürlükte olmasına rağmen Husi grubu bunu ihlal etmeye devam etti.

Husiler, Marib’in güneyi ve doğusunda, Taiz’in batısı ve doğusunda, Dali’nin kuzeyinde, Lahic’de, Şebva’nın doğusunda ve Hudeyde’nin güneyinde hükümet güçlerinin mevzilerine defalarca saldırı düzenledi.

Söz konusu saldırılarda düzinelerce hükümet gücü öldürüldü veya yaralandı.

FOTO: El Kaide hücreleri 2023 yılı boyunca ülkenin güney bölgelerinde faaliyete geri döndü (X)
El Kaide hücreleri 2023 yılı boyunca ülkenin güney bölgelerinde faaliyete geri döndü (X)

Yıl boyunca Husiler tarafından yerleştirilen mayınlar, birçok ilde düzinelerce Yemenli sivilin hayatına mal oldu.

Büyük bir kısmı halen Husilerin kontrolünde olan Hudeyde, mayın kurbanları açısından ilk sırada yer aldı.

Suudi Arabistan’ın Yemen’de başlattığı Mayın Temizleme Projesi (MASAM) Müdürü Usame el-Kusaybi, saha ekiplerinin projenin başlamasından bu ayın 22’sine kadar 426 bin 90 adet mayın, patlamamış mühimmat ve patlayıcı maddeyi imha ettiğini bildirdi.

El Kaide’nin dönüşü

Yılın ilk yarısında, El Kaide’nin ülkenin güneyinde güvenlik ve askeri güçlere yönelik saldırılarında artış yaşandı.

Güney 24 Araştırma Merkezi’nin raporuna göre, Husiler yaklaşık 53 asker ve subayın ölümüne, 114 kişinin de yaralanmasına yol açan 51 saldırı düzenledi.

Bu saldırıların en belirgin kurbanı ise konvoyunu hedef alan saldırı sonucu hayatını kaybeden Abyan Emniyet Kuvvetleri Komutanı Abdullatif Es Seyyid oldu.

FOTO: Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman Riyad’da Husi heyetini kabul etti (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman Riyad’da Husi heyetini kabul etti (SPA)

Bu yıl benzeri görülmemiş diplomatik hareketlere sahne oldu.

Bunların en dikkat çekici olanı, Suudi Arabistan’dan bir ekibin Sana’ya yaptığı ziyaret ve ardından Husi liderlerinden oluşan bir heyetin Riyad’a yaptığı ziyaret oldu.

Suudi Arabistan-Umman arabuluculuğuyla yoğun toplantılar yapıldı. Bunlar, Grundberg’in bu yılın sonundan önce barış günlerine yönelik yol haritasını duyurmasıyla sonuçlandı.

Grundberg’in açıkladığı yol haritası, yeni yılın ilk haftalarında uygulama mekanizmasıyla birlikte imzalanacağı beklentisiyle, Yemenlilerin barış çabalarının başarıya ulaşması ve dokuz yıldır yaşanan acılara son verilmesi yönündeki umutlarını yeniden canlandırdı.

Öte yandan, Uluslararası Göç Örgütü (IOM), 2023 yılı boyunca Yemen’e gelen yasadışı göçmen sayısının 92 bini aştığını ve bunun son dört yıl içindeki en yüksek oran olduğunu bildirdi.

Bu sayı, yalnızca 49 bin 815 göçmenin giriş yaptığı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 85’lik bir artışı temsil ediyor.



İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki Sur bölgesinde bulunan iki binanın tahliye edilmesi konusunda uyarıda bulundu

Sur meydanlarından birinde güvercinlere yem atan bir kız (EPA)
Sur meydanlarından birinde güvercinlere yem atan bir kız (EPA)
TT

İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki Sur bölgesinde bulunan iki binanın tahliye edilmesi konusunda uyarıda bulundu

Sur meydanlarından birinde güvercinlere yem atan bir kız (EPA)
Sur meydanlarından birinde güvercinlere yem atan bir kız (EPA)

İsrail ordusu, dün gece yaptığı açıklamada, “Hizbullah’ın kullandığını” öne sürdüğü Güney Lübnan’ın Sur kentindeki iki binanın vurulması öncesinde tahliye uyarısı yayımladı.

İsrail Ordu Sözcüsü, X platformunda kırmızıyla işaretlenmiş iki binanın yer aldığı bir harita paylaşarak, bina sakinleri ile çevrede yaşayanlara yönelik “acil uyarıda” bulundu. Açıklamada, söz konusu binaların derhal boşaltılması ve en az 500 metre uzaklaşılması istendi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre sivil savunma ekipleri ve belediye polisi hoparlörlerle halka binaları ve çevresini boşaltmaları çağrısı yaptı. Yerel saatle gece yarısından kısa süre önce yapılan uyarının ardından, bölge sakinlerinin evlerini terk etmeye çalışması nedeniyle caddelerde yoğun trafik oluştu.

Öte yandan, İsrail savaş uçaklarının Beyrut ve güneyden uzak çevre bölgelerin semalarında yoğun uçuş gerçekleştirdiği bildirildi.


Sudan’da Barış Yakın mı? Savaş dördüncü yılında kritik eşikte

Kasım 2023’te Sudan-Çad sınırı yakınındaki mülteci kampına bakan bir tepenin üzerinde oturan çocuk. (Reuters)
Kasım 2023’te Sudan-Çad sınırı yakınındaki mülteci kampına bakan bir tepenin üzerinde oturan çocuk. (Reuters)
TT

Sudan’da Barış Yakın mı? Savaş dördüncü yılında kritik eşikte

Kasım 2023’te Sudan-Çad sınırı yakınındaki mülteci kampına bakan bir tepenin üzerinde oturan çocuk. (Reuters)
Kasım 2023’te Sudan-Çad sınırı yakınındaki mülteci kampına bakan bir tepenin üzerinde oturan çocuk. (Reuters)

Üç yılı aşkın süren savaşın ardından Sudan, siyasi ve insani açıdan farklı bir dönemece girmiş görünüyor. Bunun nedeni çatışmaların sona ermesi ya da taraflardan birinin askeri üstünlük sağlaması değil; savaşın sürmesinin maliyetinin artık iç, bölgesel ve uluslararası düzeyde herkesin taşıyabileceği sınırları aşmış olması.

Uluslararası baskının artması, bölgesel diplomatik hareketliliğin yoğunlaşması ve insani çöküşün derinleşmesiyle birlikte siyasi ve medya çevrelerinde aynı soru yeniden gündeme geliyor: Savaş çözüm aşamasına mı yaklaşıyor, yoksa Sudan geçmiştekilere benzer uzun süreli bir çatışmaya mı sürükleniyor?

Sudan’ın tarihi bu konuda iyimser cevaplar vermiyor. Ülkedeki büyük savaşların çoğu onlarca yıl sürdü. Güneydeki ilk iç savaş 17 yıl (1955-1972), ikinci iç savaş 22 yıl (1983-2005), Darfur savaşı ise yaklaşık 17 yıl (2003-2020) devam etti. Bu çatışmaların tamamı nihayetinde diyalog, uzlaşı ve barış anlaşmalarıyla sona erdi. Bu nedenle Sudanlılar, mevcut savaşın da uzun ve açık uçlu yeni bir çatışma dönemine dönüşmesinden endişe ediyor.

Ancak bazı çevreler mevcut savaşın önceki çatışmalardan farklı olduğu görüşünde.

Sudan Silahlı Kuvvetleri ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında Nisan 2023’te başlayan çatışmalarda taraflar kısa sürede askeri zafer elde edeceklerini düşünüyordu. Ancak savaşın dördüncü yılına girmesi bu beklentinin sınırlarını açık biçimde ortaya koydu.

Hartum’dan Port Sudan’a, Darfur ve Kordofan’dan Mavi Nil bölgesine yayılan çatışmalar hiçbir tarafa kesin üstünlük sağlamadı. Buna karşın ülkeyi dünyanın en ağır insani krizlerinden biriyle karşı karşıya bıraktı.

Uluslararası baskı artıyor

Sahadaki tablo karmaşıklaştıkça uluslararası toplum da Sudan’daki savaşı yalnızca ülke sınırları içinde kalan bir kriz olarak görmemeye başladı. Kızıldeniz’de artan gerilim, Afrika Boynuzu’nda kaosun yayılma ihtimali ile göç ve düzensiz göç dalgalarının büyümesi, Batılı ve bölgesel başkentleri siyasi çözüm baskısını artırmaya yöneltti.

sacscs
Nisan ortasında Sudan'daki insani krizi görüşmek üzere Berlin'de düzenlenen konferansa katılanlar (X)

Bu çerçevede Berlin’de düzenlenen son konferans önemli bir dönüm noktası oldu. Çok sayıda ülke ve uluslararası kuruluş, Sudan krizinin “askeri yollarla çözülemeyeceği” konusunda görüş birliğine vardı ve kapsamlı müzakere sürecine destek verdi.

ABD ve Avrupa Birliği de özellikle bölgesel istikrarsızlığın büyümesinden duyulan kaygılar nedeniyle ateşkes sağlanması için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırdı.

ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Danışmanı Massad Boulos da “Sudan’daki çatışmanın askeri çözümü yok” diyerek uluslararası toplumun tarafları müzakere ve ateşkese zorlamak konusunda ortak görüşe sahip olduğunu söyledi. Boulos ayrıca kalıcı ateşkese zemin hazırlayacak insani ateşkesler üzerinde çalışıldığını belirtti.

Bu uluslararası yaklaşım değişikliği çözümün yakın olduğu anlamına gelmese de etkili güçlerin savaşın sürmesinin Sudan devletinin tamamen çökmesine yol açabileceğine giderek daha fazla inandığını ortaya koyuyor. Bu senaryo özellikle komşu ülkeler olmak üzere birçok bölgesel ve uluslararası aktörü endişelendiriyor.

Bölgesel diplomasi hız kazandı

Son aylarda bölgesel diplomatik hareketlilik, savaşın ilk yıllarına kıyasla belirgin şekilde arttı. İlk dönemde çatışma “unutulmuş savaş” olarak tanımlanıyordu.

Şimdi ise Doğu Afrika'daki Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD) ve Arap Birliği arasında artan bir koordinasyon dikkat çekiyor. Körfez ülkeleri, Mısır ve Afrikalı aktörler de Sudan’ın parçalanmasını ya da açık bir bölgesel çatışma alanına dönüşmesini engellemek amacıyla girişimlerde bulunuyor.

Bu aktörler, savaşın sürmesinin yalnızca Sudan’ı değil, Kızıldeniz güvenliğini, uluslararası ticaret yollarını ve komşu ülkelerin istikrarını da doğrudan tehdit ettiğinin farkında. Bu nedenle siyasi çözüm artık yalnızca Sudan’ın iç meselesi değil, bölgesel bir zorunluluk olarak görülüyor.

Burhan’dan siyasi çözüme açık mesaj

Sudan içinde ise ordu operasyonların sürdürülmesi yönündeki söylemini korusa da siyasi çözüm ihtimaline kapıyı tamamen kapatmıyor.

Abdülfettah el-Burhan son açıklamalarından birinde, “Silah bırakıp ikna olan herkes için vatanın kapısı açıktır” ifadelerini kullandı.

Gözlemciler bu açıklamayı, olası uzlaşıların önünü açma ya da Hızlı Destek Kuvvetleri içinde ayrışmaları teşvik etmeye yönelik bir mesaj olarak değerlendirdi.

Bununla birlikte Burhan, ordunun “devleti ve kurumlarını yeniden kontrol altına alma” hedefinden vazgeçmediğini de vurgulamayı sürdürüyor. Bu durum, askeri kurumun olası müzakerelerde siyasi ve askeri hedeflerinden geri adım atmak istemediğini gösteriyor.

Dolayısıyla savaşın sona erdirilmesine yönelik baskılar artsa da kapsamlı bir çözüme ulaşmanın hâlâ ciddi zorluklar içerdiği belirtiliyor.

İnsani baskı belirleyici unsur haline geldi

Ancak taraflar üzerindeki en büyük baskının artık askeri ya da siyasi değil, insani olduğu değerlendiriliyor.

Birleşmiş Milletler ve uluslararası gıda kuruluşları Sudan’ın dünyanın en büyük açlık krizlerinden biriyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunuyor.

Mayıs 2026 tarihli Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) raporuna göre yaklaşık 20 milyon Sudanlı ciddi seviyede gıda güvensizliği yaşıyor. On binlerce kişi kıtlık riski altında bulunurken birçok bölge insani felaket tehdidiyle karşı karşıya.

ddvfd
Dünya Gıda Programı Genel Direktörü Cindy McCain, Sudan'da "büyük bir insani felaket" yaşanabileceği konusunda uyardı (Reuters)

Cindy McCain, açlık ve yetersiz beslenmenin milyonlarca insanın hayatını tehdit ettiğini belirterek acil uluslararası müdahale çağrısında bulundu.

UNICEF Direktörü Catherine Russell ise sağlık merkezlerine “ağlayamayacak kadar zayıf çocukların” getirildiğini söyleyerek insani durumun trajik boyutlara ulaştığını ifade etti.

Sudan’da savaş karşıtı sesler yükseliyor

Sudan’da savaşın sona erdirilmesini isteyen sesler giderek artıyor. Ancak olası çözümün nasıl şekilleneceği konusunda ciddi görüş ayrılıkları sürüyor.

Orduya yakın bazı analistler, savaşa verilen halk desteğinin azalmasının Hızlı Destek Kuvvetleri’nin devlet içinde paralel bir güç olarak kalmasının kabul edildiği anlamına gelmediğini savunuyor. Bu nedenle olası çözümün birleşik bir askeri kurumun yeniden inşasına bağlı olduğu görüşü öne çıkıyor.

Sudan Kongre Partisi Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Sekreteri Şerif Muhammed Osman ise “Gerçek bir sivil liderlik olmadan ne askeri çözüm mümkündür ne de barış sağlanabilir” diyerek savaşın sona ermesi için kapsamlı bir siyasi uzlaşının şart olduğunu söyledi.

Siyasi analist Muhammed Latif de uluslararası baskılar ve halkın yaşadığı ağır koşullar nedeniyle barışın “hiç olmadığı kadar yakın” olduğunu belirtiyor. Ancak yeni cephelerin açılması ve bölgesel karmaşıklıkların çatışmayı uzatmaya devam ettiğini vurguluyor.

Askeri uzman Tuğgeneral Cemal eş-Şehid ise Sudan’ın iki kritik seçenek arasında bulunduğunu ifade ediyor: Uluslararası baskılar ve askeri yıpranmanın dayattığı siyasi çözüm ya da hiçbir tarafın kesin zafer elde edemediği, devlet kurumlarının yavaş yavaş çözüldüğü uzun süreli savaş modeli.

Eş-Şehid, zamanın artık Sudan’ın lehine işlemediğini ve savaşın uzadığı her gün gelecekteki barışın maliyetini artırdığını söylüyor.

Tüm bu göstergelere rağmen temel sorular hâlâ cevapsız: Sudan’daki savaş gerçekten çözüm öncesi tükenme aşamasına mı ulaştı, yoksa ülke henüz sonu belirsiz uzun bir çatışmanın başlangıcında mı?


Lübnan’da ABD yaptırımı krizi: İki güvenlik yetkilisi görevde kalmaya devam ediyor

Halk gösterisine katılan bir kadın, Naim Kassım ile Lübnan Meclis Başkanı ve Emel Hareketi lideri Nebih Berri’nin fotoğraflarını taşıyor. (AFP)
Halk gösterisine katılan bir kadın, Naim Kassım ile Lübnan Meclis Başkanı ve Emel Hareketi lideri Nebih Berri’nin fotoğraflarını taşıyor. (AFP)
TT

Lübnan’da ABD yaptırımı krizi: İki güvenlik yetkilisi görevde kalmaya devam ediyor

Halk gösterisine katılan bir kadın, Naim Kassım ile Lübnan Meclis Başkanı ve Emel Hareketi lideri Nebih Berri’nin fotoğraflarını taşıyor. (AFP)
Halk gösterisine katılan bir kadın, Naim Kassım ile Lübnan Meclis Başkanı ve Emel Hareketi lideri Nebih Berri’nin fotoğraflarını taşıyor. (AFP)

Lübnan’da gözler, ABD’nin biri ordu diğeri Genel Güvenlik teşkilatından iki subay ile birlikte Hizbullah ve Amal Movement bağlantılı isimleri hedef alan benzeri görülmemiş yaptırımlarına devletin nasıl yaklaşacağına çevrildi.

Lübnan’ın hukuken bu karara uymak zorunda olmadığı belirtilirken, şimdiye kadar yaptırım listesine alınan iki subay hakkında doğrudan herhangi bir işlem yapılmadı. İçişleri Bakanı Ahmed al-Haccar ise Genel Güvenlik Genel Müdürü Tümgeneral Hasan Şukayr’dan olası ihlallerin araştırılmasını ve gerekli görülmesi halinde işlem yapılmasını istediğini açıkladı.

İki subay hakkında şu ana kadar işlem yapılmadı

Güvenlik kaynakları, “Dikkat çeken nokta, Lübnan ordusu ile Genel Güvenlik kurumlarına kararların resmi ve hukuki yollarla bildirilmemiş olmasıdır. Her iki kurumun yönetimi de yaptırımları yalnızca açıklamalar ve medya üzerinden öğrendi” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynaklar ayrıca, “Albay Samir Hamade, Lübnan ordusu İstihbarat Müdürlüğü’nün Dahiye Şubesi Başkanı olduğuna göre sahada Dahiye’de kiminle koordinasyon kurması bekleniyor? İstihbarat birimleri başka bölgelerde diğer siyasi partilerle de koordinasyon sağlıyor. Önemli istihbarat bilgilerinin Hizbullah ile paylaşıldığı yönündeki suçlamalar ise gerçeği yansıtmıyor” ifadelerini kullandı.

İki subay hakkında herhangi bir işlem yapılıp yapılmayacağı sorusuna ise kaynaklar, “Şu ana kadar kendileri hakkında alınmış herhangi bir önlem yok ve görevlerini sürdürmeye devam ediyorlar” yanıtını verdi.

ABD Hazine Bakanlığı, söz konusu iki subayı geçen yıl boyunca süren çatışmalar sırasında Hizbullah ile önemli istihbarat bilgileri paylaşmakla suçluyor.

“Lübnan’ın karara uyma zorunluluğu yok”

Hukuk ve anayasa uzmanı Said Malik, yaptırımların siyasi mesaj taşıdığını belirterek, “ABD Hazine Bakanlığı’nın bu adımı, uluslararası düzeyde yasaklı kabul edilen Hizbullah ile temasın artık sonuç doğuracağı yönünde bir mesajdır. Lübnan devleti ve ilgili kurumlar bu karara uymak zorunda değil. Ancak yaptırımlar, bu kişilerin maaşlarının ödenmesi, resmi işlemlerinin yürütülmesi ve yerel ya da yabancı güvenlik kurumlarıyla iş birliği yapılması açısından zorluk yaratabilir” ifadelerini kullandı.

sdgrtyj
Lübnan Silahlı Kuvvetleri mensupları, başkent Beyrut’taki bir caddede konuşlanıyor. (EPA)

Lübnan hükümetinin bu tür kararları anlayışla karşılayabileceğini söyleyen Malik, “Ancak devlet açısından bağlayıcı değildir. Çünkü bu kişilere uygulanacak yaptırımlar Lübnan yasalarına tabidir; Batılı yönetimlerin aldığı siyasi kararlar doğrudan uygulanamaz” diye konuştu.

Yaptırım listesinde kimler var?

ABD’nin son yaptırım listesinde yer alan dokuz isim arasında Hizbullah’tan dört milletvekili bulunuyor.

Bunlardan Muhammed Fneish hakkında ABD Hazine Bakanlığı, Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı olarak partinin idari ve kurumsal yapısını yeniden organize ederek silahlı varlığını sürdürmeye çalıştığını öne sürdü.

Milletvekili Hassan Fadlallah’ın ise ABD tarafından yaptırım listesinde bulunan Nur Radyosu’nun kuruluşunda yer aldığı ve ayrıca yine yaptırım kapsamındaki El Manar televizyonunda üst düzey görev yürüttüğü belirtildi.

Yaptırımlar ayrıca Hizbullah’ın eski yöneticilerinden ve medya komitesi başkanı olan milletvekili İbrahim al-Mussavi ile, Hizbullah’ın silahsızlandırılmasına karşı çıkan en önemli isimlerden biri olduğu belirtilen Huseyin Hac Hassan’ı da kapsadı.

Amal Hareketi’ne açık mesaj

ABD yaptırımları, Hizbullah’ın siyasi ve güvenlik müttefiki olan Amal Hareketi’nden Ahmed Esad Baalbaki ile Ali Ahmed Safavi’yi de hedef aldı.

ABD Hazine Bakanlığı açıklamasında, Baalbaki’nin Amal Hareketi’nin güvenlik sorumlusu olduğu ve Hizbullah yönetimiyle koordineli şekilde siyasi rakipleri korkutmaya yönelik güç gösterileri organize ettiği öne sürüldü.

Safavi’nin ise Güney Lübnan’daki Amal milislerinin lideri olduğu, Hizbullah ile koordinasyon içinde hareket ettiği ve İsrail’e yönelik saldırılar ile ortak askeri operasyonlar konusunda talimat aldığı iddia edildi.

İran’ın Lübnan büyükelçisi de listede

Dikkat çeken bir diğer gelişme ise yaptırımların, İran’ın Lübnan’a atanan büyükelçisi Muhammed Reza Şeybani’yi de kapsaması oldu.

Lübnan Dışişleri Bakanlığı, Şeybani’yi “istenmeyen kişi” ilan etmiş, diplomatik akreditasyon onayını geri çekerek Beyrut’tan ayrılmasını istemişti.

ABD açıklamasında, Lübnan’ın bu kararı İran’ın diplomatik teamülleri ihlal ettiği ve iki ülke arasındaki iletişim yöntemlerine ilişkin gerekçelerle aldığı belirtildi.