İsrail Gazze Şeridi'nin güneyine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı: Hedef Sinvar

İsrail ordusu, savaşın siyasi hedefleri olmadığı için kazanımlarının boşa gitmesinden korkuyor

Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde savaşın yol açtığı yıkımdan 30 Aralık 2023 (AFP)
Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde savaşın yol açtığı yıkımdan 30 Aralık 2023 (AFP)
TT

İsrail Gazze Şeridi'nin güneyine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı: Hedef Sinvar

Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde savaşın yol açtığı yıkımdan 30 Aralık 2023 (AFP)
Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde savaşın yol açtığı yıkımdan 30 Aralık 2023 (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki savaşın 85'inci gününde İsrail ordusu ile Filistinli silahlı gruplar arasında Gazze Şeridi'nin orta ve güney bölgelerinde yaşanan çatışmalar yoğunlaştı. Öte yandan İsrail ordusu, savaşın açık siyasi hedefleri olmaması nedeniyle elde ettiği kazanımların boşa gitmesinden korkuyor. İsrail'in Kanal 12 televizyonu, Gazze’deki savaşın sürdürülme gerekçesinin ya da yakında savaşın hedeflerini belirleyecek siyasi bir eylem olmamasının orduda endişe yarattığını bildirdi.

Askeri kaynaklar, ordunun siyaset sahnesinin savaşın sürdürülmesi için hedeflerini henüz belirlememiş olmasından rahatsız olduğunu ve siyasi eylem olmadan sahada elde edilen kazanımların zamanla yitip gideceğine inandığını belirttiler. Bu durum, İsrail ordusunun, Gazze Şeridi'nin kuzey bölgelerini hedef aldığı, Hamas Hareketi ve İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın birinci sınıf liderlerine ulaşmayı başaramadığı ilk aşamadan sonra, savaşın ikinci aşaması olan güney bölgelerinin hedef alınarak saldırıların kapsamının genişlediği bir dönemde ortaya çıktı.

def
Gazze Şeridi sınırı yakınlarındaki bir İsrail tankı (EPA)

Güneye karadan saldırı

İsrail ordusu dün (Cumartesi), Gazze'de savaşmaya devam ettiğini, silahlı kişileri öldürdüğünü, binalara ve altyapı tesislerine baskınlar düzenlediğini ve Gazze Şeridi'nin kuzeyinde, orta kesiminde ve güneyinde şiddetli çatışmalara girdiğini ve kara harekâtının kapsamını genişlettiğini duyurdu. Güneyde Hamas Hareketi’nin Han Yunus şehrinin merkezindeki askeri karargahına baskın düzenledi. Baskın düzenlenen noktalar arasında bölgedeki tüm istihbarat faaliyetlerinden sorumlu olan Askeri İstihbarat Teşkilatının Özel Harekât Odası da bulunuyor. Baskın yapılan hedef bölgelerde çok önemli belgeler ele geçirildi.

İsrail ordusu sözcüsü tarafından yapılan açıklamaya göre Hamas’ın askeri karargahında İslami Cihad Hareketi tarafından kullanılan bir başka operasyon odası da bulundu. Sözcü, ordunun birçok altyapı tesisine baskın düzenlediğini, silahlı kişileri öldürdüğünü, silah ve mühimmat üretim tesisleri gibi çeşitli hedefleri imha ettiğini belirtti.

Han Yunus'ta önemli belgelerin ele geçirildiğini açıklanmasından bir gün önce İsrail ordusunun Gazze'nin kuzeyinde Hamas’ın Gazze lideri Yahya Sinvar'a ait olan ve sığınak olarak kullanılan bir evin, altındaki geniş tünel ağıyla birlikte imha edildiği duyurulmuştu.

ef
Hamas Hareketi’nin Gazze Şeridi lideri Yahya es-Sinvar (Arşiv - AP)

İsrail ordusunun Sinvar'a yaklaşma çabaları

İsrail ordusu haftalardır Sinvar'a yaklaştığını iddia etse de gerçek bir ilerleme sağlayamadı. Bu durum İsrail'in savaşın başlamasından bu yana üç aydır umutsuzca aradığı moral yükseltici operasyonel bir başarıya ulaşmasını engelliyor. İsrail ordusu, evde Sinvar'ın burayı saklanma yeri olarak kullandığını gösteren önemli kanıtlar bulduğunu açıkladı.

İsrail ordusuna göre ev, genişliği yaklaşık 20 metre olan ve birkaç kola ayrılan 218 metre uzunluğa sahip bir tünele açılıyor. Tünelde elektrik, hava filtreleme sistemleri, su boruları, dinlenme noktaları ve ibadet edilecek odaların yanında Hamas’ın üst düzey üyelerinin bu tünellerde uzun süre kalmasını sağlayacak başka ekipmanlar da bulundu.

febfe
Gazze’deki İsrail askerleri (Reuters)

İsrail, Gazze Şeridi’nin kuzeyine kara harekâtı başladığında Sinvar’a ulaşmayı umuyordu. Ancak bugün, savaşın başlarında güneye giden bir insani konvoyda gizlenerek Gazze Şeridi'nin güneyine kaçtığını ve Han Yunus'ta olduğuna inandığını söylüyor. Sinvar'ı 7 Ekim saldırısının beyni olmakla suçlayan İsrail, Sinvar’ın şu anda insani ateşkes anlaşmaları ve mahkûm takasına ilişkin müzakerelere liderlik ettiğini belirtiyor. Şarku’l Avsat’ın ulaştığı bilgilere göre İsrail, Sinvar'ı öldürmek ya da tutuklamak için İsrailli rehineleri canlı kalkan olarak almış olabileceği ve bunun uzun süren müzakerelere yol açabileceği ihtimallerinin göz önüne alındığı planlar yaptı.

İsrail kayıpları

İsrail, Gazze Şeridi’nin güneyindeki saldırılarını yoğunlaştıracağını duyururken, İzzettin el-Kassam Tugayları, sahada İsrail askerleriyle karşı karşıya geliyor ve İsrail saflarında çok sayıda zayiat verdiriyor.

Bureyc Mülteci Kampı’na ve Han Yunus'a giren İsrail güçleriyle çatışan Kassam Tugayları, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus’ta işgalci İsrail’e ait askeri araçları ve askerlerin toplandığı iki noktayı havan toplarıyla hedef aldı. Kassam Tugayları, Han Yunus'ta çok sayıda işgalci İsrail askerinin saklandığı evi patlayıcılarla havaya uçurdu. Patlama sonucunda çok sayıda İsrail askeri öldü veya yaralandı. Bunun yanında Han Yunus’un doğusunda yer alan Huza beldesinde İsrail ordusuna ait bir Merkava tankını Yasin 105 roketi ile hedef aldı.

sd
İsrail’in Gazze Şeridi'nin ez-Zavayda'da bölgesinde bir eve yapılan hava saldırısında yaralanan çocuğu taşıyan bir Filistinli (AFP)

Kassam Tugayları, Gazze'nin batısındaki Şeyh Acleyn mahallesinde İsrail askeri araçlarını hedef aldığını, İsrail askerleriyle çatıştığını, çatışma sonucunda İsrail askerlerinin öldüğünü ya da yaralandığını duyurdu. Kassam Tugayları, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Huza beldesinin doğusundaki İsrail askerlerinden ve askeri araçlarından oluşan bir topluluğu da havan toplarıyla hedef aldığını bildirdi.

14 katliam

Öte yandan Kudüs Tugayları, Han Yunus’a giren işgalci İsrail ordusuyla çatıştığını duyurdu. Kudüs Tugayları, Han Yunus'un doğusundaki Beni Suheyla bölgesindeki İsrailli askerlerin toplandığı noktaları 60 kalibrelik havan toplarıyla hedef aldığını bildirdi. Sahada çatışmalar devam ederken İsrail, Gazze Şeridi'nin kuzey, orta ve güney kısımlarına saldırılarını daha da yoğunlaştırdı.

gtrht
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinde bir çadırda kalan iki Filistinli çocuk (Reuters)

Gazze'deki Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Dr. Eşref el-Kudra, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırısının 85'inci gününde İsrail işgal güçlerinin 24 saat içinde ailelere karşı 14 katliam gerçekleştirdiğini söyledi. Dr. Kudra, “165 kişi şehit oldu ve 250 kişi yaralandı” dedi.

Dr. Kudra, İsrail’in saldırıları sonucu 7 Ekim’den bu yana Gazze’de öldürülenlerin sayısının 21 bin 672'ye, yaralananların sayısının ise 56 bin 165'e ulaştığını açıkladı.

İsrail’in kurbanlarının yüzde 70'ini çocukların ve kadınların oluşturduğunu söyleyen Dr. Kudra, yerinden edilen 1,9 milyondan fazla Gazzelinin yeterli barınma, su, gıda, ilaç ve güvenlik gibi temel ihtiyaçlara ulaşamadığını belirterek, kıtlık ve susuzluk tehdidiyle karşı karşıya oldukları uyarısında bulundu.

Psikolojik rahatsızlıklar

Dr. Kudra, çocukların ve kadınların şiddetli bombardımanlar, yıkımlar, parçalanan bedenler, ailelerini ve evlerini kaybetme gibi çok sayıda psikolojik travmaya maruz kaldıklarını, bunun yanında 900 binden fazla çocuğun kaldığı barınma merkezlerindeki aşırı soğuk, dehidrasyon, yetersiz beslenme, solunum ve cilt hastalıkları ve yeni doğanların aşılarının yapılamaması gibi sorunlarla karşı karşıya olduklarını söyledi. İçme suyu, hijyen, gıda ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği nedeniyle barınma merkezlerinde yetersiz beslenme ve sağlık sorunları yaşanırken burada kalanlar arasında yüksek riskli gebeliği olan 50 bin hamile kadın bulunuyor. Dr. Kudra, uluslararası kuruluşlara çocukların, hamile kadınların ve kronik hastalıkları olanların hayatlarının kurtarılması, barınma merkezlerinde yaşanan sağlık, insani ve psikolojik felaketin önlenmesi için derhal müdahale edilmesi çağrısında bulundu.



DEAŞ Suriye'de 4 güvenlik görevlisini öldürdü

Suriye yetkililerine bağlı bir güç, Rakka vilayetinde, 24 Ocak 2026 (AP)
Suriye yetkililerine bağlı bir güç, Rakka vilayetinde, 24 Ocak 2026 (AP)
TT

DEAŞ Suriye'de 4 güvenlik görevlisini öldürdü

Suriye yetkililerine bağlı bir güç, Rakka vilayetinde, 24 Ocak 2026 (AP)
Suriye yetkililerine bağlı bir güç, Rakka vilayetinde, 24 Ocak 2026 (AP)

Suriye Arap Haber Ajansı (SANA), DEAŞ militanlarının pazartesi günü kuzey Suriye'de hükümet güvenlik güçlerinin dört üyesini öldürdüğünü ve bunun Beşşar Esed'in devrilmesinden bu yana hükümet güçlerine yönelik en ölümcül saldırı olduğunu bildirdi.

Rakka'nın batısındaki bir kontrol noktasına yapılan saldırı, militan grubun Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara hükümetine yönelik saldırılarında bir tırmanışa işaret ediyor. Bu saldırı, grubun hükümete karşı "yeni bir operasyon aşaması" başlattığını duyurmasından iki gün sonra gerçekleşti.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre grup dün Rakka'da Suriye hükümet güçlerine mensup çok sayıda askerin öldürüldüğünü ve yaralandığını iddia etti. Cumartesi günü ise Suriye'nin kuzey ve doğusunda ordu personeline yönelik iki saldırının sorumluluğunu üstlenmiş ve bu saldırılarda bir asker ve bir sivil hayatını kaybetmişti.

SANA, güvenlik güçlerinin pazartesi günü bir saldırıyı engellediğini ve militanlardan birini öldürdüğünü bildirdi. Güvenlik kaynaklarına atıfta bulunan ajans, saldırıyı DEAŞ'ın gerçekleştirdiğini belirtti. Grup dün ayrıca, Suriye'nin doğusundaki Deyrizor vilayetine bağlı Meyadin şehrinde bir ordu karargahına düzenlenen ve bir askerin öldürüldüğü ayrı bir saldırının sorumluluğunu da üstlendi.

Grup, birkaç gün önce aynı şehirde yine saldırı gerçekleştirmişti.

Suriye hükümeti geçen yıl ABD liderliğindeki DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyona katıldı. Ocak ayında hükümet güçleri, Kürt liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri'nden (SDG) Rakka'yı ve Suriye'nin kuzey ve doğusundaki çevre bölgelerin büyük bir bölümünü ele geçirdi.

Bu arada, üç Suriyeli askeri ve güvenlik kaynağı, ABD güçlerinin dün ülkenin kuzeydoğusundaki en büyük askeri üssünden çekilmeye başladığını, bunun da on yıl önce DEAŞ ile mücadele etmek için Suriye'ye konuşlandırılan ABD güçlerinin daha geniş geri çekilmesinin bir parçası olduğunu söyledi.


Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
TT

Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)

Amr İmam

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim sağlama çabasının, Afrika Boynuzu sınırlarını aşıp çok ötesine uzanan yansımaları var. Bu büyük ölçüde, Kızıldeniz’e kıyısı olan devletlerin, küresel ticarette hayati öneme sahip bu damarda Etiyopya'nın herhangi bir dayanak noktasına sahip olmasına karşı kararlı muhalefetinden kaynaklanıyor.

Bu muhalefet, böyle bir gelişmenin istikrarsızlık dalgasına yol açacağına dair derin bir kanaatte dayanıyor. Son aylarda Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bu konudaki söylemlerinin tonu gittikçe sertleşiyor. Abiy Ahmed, 14 Şubat'ta Addis Ababa'da düzenlenen 39. Afrika Birliği Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, ülkesinin Kızıldeniz'e erişiminin Afrika Boynuzu'nun istikrarı için hayati önem taşıdığını savundu. Üç gün sonra, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede de bu duruşunu yineledi.

Abiy Ahmed, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişiminin engellenmesinin 130 milyonluk bir devlete haksızlık olduğuna inanıyor. Etiyopyalı yetkililer, ülkelerinin karayla çevrili coğrafyasının kendisini hayati ekonomik fırsatlardan mahrum bıraktığını ve kalkınmasını engellediğini vurguluyor.

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor

Ancak Etiyopya'nın anlatısı, bir deniz ticaret yolu arayışının ötesine geçip, Etiyopya'nın mevcut sınırları içinde Kızıldeniz’e kıyısı olmamasına rağmen, kıyılarında egemen bir varlığa sahip olmasına odaklanıyor. İşte artan endişe de bundan kaynaklanıyor.

fedvgf
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, Addis Ababa'daki Afrika Birliği genel merkezinde Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile ilgili düzenlenen Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi toplantısında, 14 Şubat 2025 (AFP)

Böylesine bir varlık, bölgesel haritayı yeniden çizecek ve komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü tehdit edecektir. Ayrıca, zaten köklü tarihi çekişmelerle dolu ve yeni bir patlamanın eşiğinde olan bir bölgede uzun süreli çatışmalara kapı açacaktır.

Eski yaralar

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor. Kahire ve Addis Ababa arasındaki anlaşmazlık, derin bir düğümü ve çok katmanlı bir iç içe geçişi yansıtıyor.

Mısır, Etiyopya'da doğan ve yaklaşık yüzde 85'i Etiyopya sınırları içinde yer alan Nil Nehri'nin denize döküldüğü yerdir. Bu hayati su yoluna yönelik herhangi bir tehdit, özellikle Etiyopya'nın Afrika'nın en uzun nehri üzerinde barajlar inşa etme çabaları göz önüne alındığında, Kahire'de derin endişeler uyandırıyor. Nehrin ana kolu olan Mavi Nil üzerinde Etiyopya’nın inşa ettiği Büyük Rönesans (Hedasi) Barajı devasa rezervuarında halihazırda zaten muazzam miktarda suyu tutuyor. Mısırlı yetkililer, bunun ülkeyi birincil tatlı su kaynağından mahrum ve şiddetli kuraklık riskine maruz bırakabileceğinden endişe ediyor.

Kahire, on yıldan fazla süredir Nil sularından yıllık payını garanti altına alacak bağlayıcı bir anlaşmaya varmak için çabaladı, ancak bu çabalar sonuçsuz kaldı ve 110 milyon Mısırlıyı memba ülkelerinin insafına bıraktı. Addis Ababa'nın pozisyonu, her zaman Nil'in diğer devletlerin yaşamlarının bağlı olduğu ortak bir gereklilik değil, egemen bir ulusal kaynak olduğu önermesine dayanıyor; bu duruş, müzakereleri defalarca çıkmaza soktu.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor

Yıllar boyunca Mısır, Afrika Birliği, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere çok çeşitli arabuluculara başvurdu. Daha yakın zamanlarda, ABD Başkanı Donald Trump, çıkmazı aşmak için diplomatik arabuluculuk hattına dahil oldu. Başkalarının başarısız olduğu bir konuda onun başarılı olması, önümüzdeki aylardaki gelişmelere bağlı olmayı sürdürüyor.

Sonuç ne olursa olsun, Etiyopya'nın Nil'in akışını kontrol etme girişimleri, Mısır'ın stratejik düşüncesini derinden etkiledi. Kahire için Nil, ulusal olarak hayatta kalmanın can damarı olmaya devam ediyor ve ona yönelik herhangi bir tehdidin uzun vadeli sonuçları vardır.

Parçalama stratejisi

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim arayışı, Mısır ile zaten gergin olan ilişkisine yeni bir boyut katıyor. Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz’de egemen bir varlığa sahip olmasını reddeden tek Kızıldeniz’e kıyısı olan devlet olmasa da Etiyopya'nın Büyük Rönesans Barajı nedeniyle bu konuya en duyarlı ülke olmaya devam ediyor. Bu baraj, ilişkilerde önemli şüpheler yaratmış ve Mısır'ın, Etiyopya'nın gelecek nesillere uzanan emellerine ilişkin algısını şekillendirmiştir.

Mısırlı yetkililer, barajın büyüklüğünün elektrik üretimi için gereken boyutu aştığına ve Mısır'ın birincil su kaynağını kontrol ederek Mısır üzerinde baskı kurmayı amaçlayan daha geniş stratejik hedefleri yansıttığına inanmaya devam ediyor.

Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz'de var olma çabalarına da aynı şüpheyle bakıyor. Mısırlı karar alıcılar, böyle bir hamlenin emsal teşkil edebileceğine ve Mısır'ın ekonomik güvenliği için hayati dayanak temsil eden bir bölgeye rakip güçleri çekebileceğine inanıyor.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.

Bu açıdan bakıldığında, Etiyopya'nın Kızıldeniz'deki emelleri, son yıllarda hatları belirginleşen jeopolitik parçalanmaya yönelik daha geniş bir eğilimi yansıtıyor. Bu dinamik, bölgenin iki karşıt kampa ayrılmasına katkıda bulundu; bunlardan ilki mevcut devletleri zayıflatmayı ve parçalamayı hedeflerine ulaşmanın bir yolu olarak görüyor. Mısır ve Suudi Arabistan'ı birbirine yakınlaştıran diğer kamp ise devletlerin bütünlüğünü korumaya ve bölgesel yapının bütünlüğünü muhafaza etmeye odaklanıyor.

Çekişme noktası

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, Sudan'daki savaşın, İsrail'in ayrılıkçı Somaliland bölgesini tanımasının, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişme çabalarının, Etiyopya ile Eritre arasındaki yenilenen gerilimlerin ve Güney Yemen'deki ayrılıkçı emellerin, tüm bunların birbirine bağlı, ipleri iç içe geçmiş ve çıkarların kesiştiği bir sahnenin özelliklerini oluşturduğu açıkça görülmektedir.

Bu gelişmeler, kapsamlı hegemonya kurmayı amaçlayan bölgesel aktörlerin hırslarına hizmet eden ve şekillenmekte olan bir parçalama dinamiğinin ardışık tezahürlerini yansıtıyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu bakış açısına göre, bu hegemonyayı gerçekleştirmek, mevcut devletleri zayıflatmayı ve gerektiğinde onların bütünlüğünü bozmayı ve dirençlerini ortadan kaldırmayı gerektiriyor.

Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor

Bu denklem, birliği ve toprak bütünlüğünü koruma kampı ile Etiyopya ve diğer bölgesel aktörlerin yanı sıra İsrail'i de içeren parçalama kampı arasındaki mücadelenin varoluşsal doğasını vurguluyor.

Medyada yer alan son haberler, Etiyopya'nın Sudan ordusuyla çatışma halinde olan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’ne ait eğitim kamplarına ev sahipliği yaptığını açığa çıkardı. Bu haberler, Addis Ababa'nın Sudan iç çatışmasındaki rolüne de daha fazla ışık tutuyor.

sdcdv
21 Şubat 2022'de çekilen bu fotoğraf, Yemen'in batısında savaşın harap ettiği Hudeyde şehrindeki Hoha bölgesinde, Kızıldeniz kıyısındaki bir plajın açıklarındaki balıkçı teknelerini gösteriyor (AFP)

Bu çatışmanın ciddiyeti, Mısır ve ortaklarının Somali, Sudan ve Eritre'ye güçlü siyasi ve stratejik destek sağlamasının nedenini açıklıyor. Onlar için Afrika Boynuzu, parçalama projesinin kök salıp salmayacağının veya sınırlandırılıp sınırlandırılmayacağının belirleneceği kritik bir arena haline geldi.

Aynı mantık, bölgedeki artan diplomatik ve askeri faaliyetleri de açıklıyor. Mısır asker gönderdi ve askeri teçhizat sağladı, ancak yalnız hareket etmiyor. Afrika Boynuzu'nun geleceğini yıllarca şekillendirebilecek potansiyel bir çatışmaya hazırlandığı bir dönemde, uçuş takip verileri, İsrail de dahil olmak üzere diğer bölgesel güçlerin de askeri hareketlerini yoğunlaştırdığını gösteriyor.

Bu arada, Addis Ababa, bölge için çok önemli an olabilecek bir gelişme öncesinde acil istişareler için ardı ardına gelen yabancı heyetlerle birlikte yoğun bir diplomatik faaliyet merkezi haline geldi.

Afrika Boynuzu üzerindeki artan rekabet ister açık bir çatışmaya dönüşsün isterse kontrol altında kalsın, Mısır'ın tutumu artık açık ve net. Kahire, seyirci kalmaya niyetli değil.

Mısır'ın Somali'deki artan askeri varlığı, bir sonraki aşamayı şekillendirmeye katılmaya devam ettiğini yansıtıyor. Kahire, Somaliland'ın tanınması da dahil olmak üzere, Somali'nin toprak bütünlüğünü bozan her türlü adımı reddetti ve Kızıldeniz'deki çıkarlarını koruma, Etiyopya'nın emellerine karşı denge oluşturma konusundaki stratejik kararlılığını defalarca dile getirdi.

Bugün, Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati önem taşıyan deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor. Önümüzdeki gün ve haftalarda, diplomasinin istikrarı koruyup koruyamayacağı veya bölgenin daha geniş çaplı bir çatışmaya yönelip yönelmeyeceği ortaya çıkacaktır. Her halükarda, Nil'in hayaleti Kızıldeniz'in geleceği üzerindeki ağırlığını korumaya devam edecektir.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
TT

Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)

Irak’ta yeni bir hükümet kurmak için aday olan eski Başbakan Nuri el-Maliki, dün Bağdat'ta ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak, Washington'ın muhalefetine rağmen adaylıktan çekilmeyeceğini açıkladı.

Dün Fransız Haber Ajansı AFP'ye konuşan Maliki, “Geri çekilmeye niyetim yok, çünkü ait olduğum ülkeyi, onun egemenliğini ve iradesini saygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Çoğunluğu İran'a yakınlığıyla bilinen Şii partilerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi ittifakının kendisinin adaylığı üzerinde anlaşmaya vardığını belirten Maliki, “Dolayısıyla bu makama saygı duyduğum için geri çekilmeyeceğim. Birçok açıklamada geri çekilme olmayacağını söyledim. Sonuna kadar gideceğim” şeklinde konuştu.

Öte yandan ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Bağdat'ta birkaç toplantı düzenledi ve geçici Başbakan Muhammed Şia es-Sudani ile görüştü. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Barrack, “Başkan (Donald) Trump'ın bölgede barış planına uygun bir gelecek inşa etme hedeflerini tartıştım. Irak ve halkının istikrarını teşvik edecek politikalar benimseyen etkili bir liderliğin varlığı, ortak hedeflere ulaşmak için çok önemli” ifadelerini kullandı.