Libyalı siyasetçiler biriken davaların ‘tam adalet sağlanarak’ sonuçlandırılmasını istiyor

Siyasetçilerin bazıları, silahlı grupların ‘baskısının’ bazı hakimleri istifa etmeye ya da mahkeme kararlarını ertelemeye zorladığını düşünüyor

Derne’deki mahkeme ve savcılık binası kompleksi (Facebook)
Derne’deki mahkeme ve savcılık binası kompleksi (Facebook)
TT

Libyalı siyasetçiler biriken davaların ‘tam adalet sağlanarak’ sonuçlandırılmasını istiyor

Derne’deki mahkeme ve savcılık binası kompleksi (Facebook)
Derne’deki mahkeme ve savcılık binası kompleksi (Facebook)

Libya’nın kuzeydoğusunda yer alan Derne kentini vuran sel felaketi sonrası açılan dava, vatandaşların aklına geçtiğimiz yıllarda mahkemelerde biriken ve hiçbir karara bağlanamayan çok sayıda davayı getirdi. Oysa vatandaşlar, söz konusu davaların cezasızlığın sona ermesini sağlayacak şekilde ‘tam adaletle’ sonuçlandırılmasını umuyorlardı.

Derne Asliye Mahkemesi, sel felaketi davasını 11 Ocak 2024 tarihine ertelerken, 16 memurun tutukluluk hali devam ediyor. Mahkemenin kararı, Libyalıların büyük kısmının adaletin hızla sağlanamayacağı ve temyiz aşamasında davanın uzun sürebileceği yönündeki endişelerini gidermeye yetmedi.

Şarku'l Avsat'a konuşan Libyalı siyasetçiler, Daniel Kasırgası sonucu Derne'de binlerce vatandaşın hayatını kaybettiği sel felaketi davasının, Libya’daki mahkemelerin son birkaç yıldır baktığı bazı davalarda görülenin aksine bir emsal teşkil etmeyebileceğini tahmin ediyor.

Libyalı Milletvekili Ammar el-Ablak, Libya’nın son yıllarda tanık olduğu siyasi ve silahlı çatışmaların yargının ve Libyalıların yıllarca cezasız kalan suçlar için istediği adaleti sağlama becerisinin üzerine gölge düşürdüğünü söyledi.

Terhune şehrinde bulunan toplu mezarlar meselesine de değinen Ablak, Şarku'l Avsat'a şunları söyledi:

Mağdurların sayısının fazla olmasına rağmen diğer sanıklara ceza verilmedi. ‘Ebu Salim Hapishanesi Katliamı’ davası da on yılı aşkın süredir devam ediyor.

Ablak, birçok olayda bu davalarda sanıkları koruyan nüfuzlu siyasi partiler ya da silahlı grupların liderleri tarafından baskıya uğrama korkusuyla ifade vermekten kaçınan tanıklar olduğunu söyledi.

asc
Terhune’de bulunan toplu mezarlarda çok sayıda mağdur olmasına rağmen diğer sanıklara ceza verilmedi (Libya hükümetine bağlı Kayıpları Arama ve Tespit Kurumu)

Ülkedeki büyük siyasi ve silahlı yapılar hakkında açılan davalara bakan hakimlerin sindirildiğiyle ilgili söylentilere dikkati çeken Ablak, hakimlerin bu yüzden ya mahkeme kararını ertelemeye yöneldiklerini ya da kendilerinin ve ailelerinin başına gelebileceklerden korktukları için istifa ettiklerini söyledi. Ablak, süren bazı davalarda sanıklardan bir kısmının suçsuz ve masum oldukları halde cezaevinde kalmaya devam ettiklerini de sözlerine ekledi. Mali boyutlara ve insan hakları ihlallerine ilişkin mevzuatın güncellenmediğine dikkat çeken Ablak, “Dava prosedürleri sistemi gelişmedi. Gerek ülkenin doğusunda gerekse batısında olsun cezaevlerinin hiçbiri, iktidardaki hükümetlerin denetiminde değil” şeklinde konuştu.

Geçtiğimiz şubat ayında Terhune’deki toplu mezarlarla ilgili davada yargılanan sanıklara hapis cezası verilmiş, ancak bazı kurbanların aileleri bu karara itiraz ederek faillerin infazını talep etmişti.

Öte yandan Libya Ulusal Topluluğu Partisi Kurucu Meclisi Başkanı Esad Ziho, sadece Libya'da değil, dünyanın dört bir yanında yargının işleyişinin anlaşılması çağrısında bulundu ve bunun nispeten kısa bir süreye ihtiyacı olduğunu söyledi. Şarku'l Avsat'a konuşan Ziho, “Üzerinde uzun uzadıya düşünülmesi gereken karmaşık konular var. Bu yüzden eski rejimin simge isimleriyle ilgili 12 yılı aşkın süredir devam eden davalar gibi mahkemelerde yıllarca süren davalar bir karara bağlanamadı” ifadelerini kullandı. Ancak Ziho, faillerin suçüstü yakalandığı, hızla karara bağlandığı ve sürecin uzatılmasına gerek olmayan bazı davalardan da bahsetti.

drv
Libya Başsavcısı Sıddık es-Sur (Libya Başsavcılığı)

Trablus Temyiz Mahkemesi, 2022 yılının haziran ayı ortalarında, 1996 yılında bin 269 mahkûmun öldürüldüğü Ebu Salim Hapishanesi Katliamı davasını inceleme yetkisinin bulunmadığına karar vererek, 9 yılı aşkın bir süre boyunca çeşitli sivil mahkemelerce incelenen dava dosyasını, askeri yargıya havale etmişti.

Libyalıların çoğunun davanın yavaş ilerlediğini ve adaletin sağlanmadığını düşündüğünü kabul eden Ziho, ancak bunun tüm sorumluluğu adli makamlara yükledikleri anlamına gelmediğini düşünüyor.

Ziho, sözlerini şöyle sürdürdü:

Libyalıların çoğu, diğer devlet kurumlarına olan güvenlerinin sarsılması nedeniyle yargıyı başvurulacak son merci olarak görüyor. Bunun suçlusunun siyasi gerilimle, seçimlerin yapılmasındaki gecikme, devam eden hükümet bölünmesi ve bazı silahlı oluşumların nüfuzu olduğuna inanıyor. Bazı suçların sorumlularının yurt dışına kaçmasına izin verilmesi, bazılarının tutuklanmasının engellenmesi, bazılarının haklarında soruşturma açılmaması yahut haklarında verilen mahkeme kararlarının uygulanmaması adaletin sağlanmasını engelliyor.

Ziho, savcılığın Derne’de sel felaketinin meydana gelmesinden bu yana davaya yeterli ilgi göstermemesinin, davanın süresinin uzaması ve beklentilerin karşılanmaması ihtimalini güçlendirdiğini söyledi.



İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırılarında 11 Filistinli öldürüldü

Filistinliler, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Megazi mülteci kampında, İsrail hava saldırısı sonucu hasar gören yıkılmış bir evin kalıntılarının yanından geçiyor (Arşiv-AFP)
Filistinliler, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Megazi mülteci kampında, İsrail hava saldırısı sonucu hasar gören yıkılmış bir evin kalıntılarının yanından geçiyor (Arşiv-AFP)
TT

İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırılarında 11 Filistinli öldürüldü

Filistinliler, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Megazi mülteci kampında, İsrail hava saldırısı sonucu hasar gören yıkılmış bir evin kalıntılarının yanından geçiyor (Arşiv-AFP)
Filistinliler, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Megazi mülteci kampında, İsrail hava saldırısı sonucu hasar gören yıkılmış bir evin kalıntılarının yanından geçiyor (Arşiv-AFP)

Sağlık görevlileri, dün Gazze Şeridi'nde İsrail'in düzenlediği ayrı saldırılarda en az 11 kişinin öldüğünü söyledi. İsrail ordusu, bu saldırıların militanların başarısız roket saldırısına yanıt olarak düzenlendiğini açıkladı.

Sağlık görevlileri, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'un batısındaki bir çadıra düzenlenen İsrail saldırısında, çocuklar da dahil olmak üzere en az 4 kişinin öldüğünü ve 3 kişinin yaralandığını bildirdi. Başka bir saldırıda ise şehrin doğusunda, İsrail ordusunun bulunduğu bir mevki yakınlarında bir kişi öldü.

dfrgt
Filistinliler, Gazze'nin güneyindeki Refah'a İsrail'in düzenlediği hava saldırısının ardından evlerin enkazında arama yapıyor (Reuters)

Sağlık yetkilileri dün, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de, yerinden edilmiş ailelerin barındığı bir okula düzenlenen İsrail hava saldırısında bir kişinin öldüğünü, bir başka hava saldırısında ise Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah yakınlarında bir çadırda bir kişinin öldüğünü açıkladı.

Gazze Şehri'nin Zeytun mahallesine düzenlenen ayrı bir hava saldırısında ise 4 kişi daha öldü.

İsrail ordusu, Gazze Şehri bölgesinden İsrail'e doğru bir roket fırlatılmasının ardından, Hamas militanlarını, roket fırlatma rampalarını ve "terörist altyapı" olarak adlandırdığı unsurları hedef aldığını belirtti.

Roketin İsrail'e ulaşmadan önce Gazze'deki bir hastanenin yakınına düştüğünü belirten İsrail, Hamas'ı ateşkes anlaşmasını ihlal etmekle suçladı.

Hamas'tan bir kaynak Reuters'e yaptığı açıklamada, hareketin İsrail'in iddialarını araştırdığını belirtti.

Ekim ayında varılan ateşkes, yaygın çatışmaları durduran ilk aşamadan öteye geçmedi. İsrail, Gazze Şeridi'nin yarısından az bir kısmından çekildi ve Hamas savaşçıları, Filistinli tutukluların ve mahkumların serbest bırakılması karşılığında hayatta olan rehineleri ve ölen rehinelerin cenazelerini teslim etti.

hyjuı
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Megazi mülteci kampında, İsrail hava saldırısında hasar gören ve enkaz altında kalan bir evin kalıntıları arasında eşya arayan çocuklar (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın henüz üzerinde anlaşmaya varılmamış olan planının sonraki aşamaları, Hamas'ın silahsızlandırılmasını, İsrail'in daha fazla çekilmesini ve Gazze'nin uluslararası destekli bir yönetim gözetiminde yeniden inşasını öngörüyor.

Ancak, bu aşamalarda önemli bir ilerleme kaydedilmedi. Ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana 400'den fazla Filistinli ve 3 İsrail askeri öldürüldü. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Gazze'nin iki milyondan fazla sakininin neredeyse tamamı, İsrail güçlerinin çekildiği ve Hamas'ın kontrolünü geri kazandığı küçük bir alanda geçici barınaklarda veya hasarlı binalarda yaşıyor.

Anlaşmanın mevcut aşamasında İsrail, Gazze'de kalan son rehinenin cenazesinin iadesini bekliyor. Başbakan Binyamin Netanyahu'ya yakın bir İsrailli yetkili, Hamas cesedi iade edene kadar İsrail'in anlaşmanın bir sonraki aşamasına geçmeyeceğini söyledi.

İsrail, ABD'nin desteklediği Gazze Şeridi planının bir başka koşulu olan Gazze ile Mısır arasındaki Refah sınır kapısını henüz açmadı ve ceset iade edilene kadar açmayacağını vurguladı.

Anlaşma kırılgan görünüyor

İsrail ve Hamas, anlaşmanın ciddi ihlallerine ilişkin karşılıklı suçlamalarda bulunuyor ve bir sonraki aşamada atılması beklenen en zor adımlar konusunda hâlâ çok uzaktalar.

sadcfrgt
Gazze şehrinde İsrail hava saldırısının hedefi olan bir ev yanıyor (Arşiv-AFP)

İsrail, ateşkes olmasına rağmen Gazze'de hava saldırıları ve hedefli operasyonlar düzenlemeye devam ediyor. İsrail ordusu, Gazze'deki silahlı grupların İsrail'e saldırı girişimlerini “azami ciddiyetle” izlediğini açıkladı.

Bir Hamas lideri Reuters'a, hareketin ekim ayından bu yana İsrail'in ateşkes anlaşmasını bin 100'den fazla kez ihlal ettiğini belgelediğini söyledi ve arabuluculara müdahale etmeleri için çağrıda bulundu.

İhlallerin arasında cinayetler, yaralanmalar, topçu bombardımanı, hava saldırıları, ev yıkımları ve gözaltılar olduğunu da ifade etti.


İsrail önceliklerini değiştiriyor: İran mı, Hizbullah mı öncelikli hedef?

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail ordusunun yeni stratejisinin temel referans noktası olarak ‘sürpriz savaş’ senaryosunun benimsediğini duyurdu (İsrail ordusu X sayfası)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail ordusunun yeni stratejisinin temel referans noktası olarak ‘sürpriz savaş’ senaryosunun benimsediğini duyurdu (İsrail ordusu X sayfası)
TT

İsrail önceliklerini değiştiriyor: İran mı, Hizbullah mı öncelikli hedef?

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail ordusunun yeni stratejisinin temel referans noktası olarak ‘sürpriz savaş’ senaryosunun benimsediğini duyurdu (İsrail ordusu X sayfası)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail ordusunun yeni stratejisinin temel referans noktası olarak ‘sürpriz savaş’ senaryosunun benimsediğini duyurdu (İsrail ordusu X sayfası)

Emel Şehade

Lübnan ve İran cephelerinde yaşanan hızlı gelişmeler, İsrail güvenlik kurumlarını acil danışma toplantıları düzenlemeye itti. Bu toplantılarda, çeşitli cepheler arasındaki önceliklerin yeniden düzenlenmesine karar verildi. Son 24 saatte İsrail'in gündemini Lübnan cephesi meşgul ediyor. Güvenlik onayı alınması ve takvimin belirlenmesi halinde Lübnan'a kaçınılmaz bir saldırı yapılacağı konuşulurken, İran'ın merkezi arena haline geleceği yönündeki tahminler artıyor.

Mesajlaşmalar

Bu toplantılar, İsrail'in ABD, Rusya ve Avrupa ülkeleri aracılığıyla Tahran'a gönderdiği, gerginlik istemediğini ve İran'ın iç durumunu saldırı için kullanmayacağını belirten mesajların açıklanmasından 24 saat sonra gerçekleşti. Ancak bir güvenlik yetkilisi, İranlıların mesajlara yanıt vererek İsrail'e inanmadıklarını ve Tel Aviv'in İran'da yanlış hesap yapma korkusuyla bu mesajları gönderdiğini, İsrail'in durumu istismar ederek Tahran'ın kontrolü kaybettiği sonucuna varacağını ve bu fırsatı saldırı için değerlendireceğini ima ettiklerini söyledikten sonra İsrail'in İran'a yönelik tutumunu değiştirdiğini söyledi.

Bu yanıt, İsrailli karar alıcıları önceliklerini yeniden düzenlemeye itti ve İran artık listenin en başında yer alıyor. Yapılacak olan herhangi bir değişiklik, sahadaki gelişmelere göre belirlenecek.

İki olası senaryo

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre son 24 saatte diğer cepheleri domine eden Lübnan cephesi geri çekildi ve İsrail'de şimdi iki senaryo konuşuluyor. Birinci senaryo, çok sayıda güvenlik ve askeri yetkilinin tercih ettiği senaryo. Bu senaryoda, İsrail ordusu, İran'a saldırmadan önce Hizbullah'ı zayıflatmak için güçlü ve yaygın saldırılar düzenleyecek ve böylece İran'ın, İran'a yapılan saldırıya yanıt olarak kendi inisiyatifiyle veya Tahran'ın emriyle İsrail hedeflerine karşı herhangi bir eylemde bulunma yeteneğini felce uğratacak.

İkinci senaryo ise, istihbarat raporları ve İranlı yetkililerin açıklamaları ve tehditlerine dayanan diğer bilgilere göre İran'ın İsrail'e önleyici bir saldırı düzenlemesinden korkulduğu için önce İran'a saldırılması. Her iki senaryoda da Lübnan hedef alınmaktadır ve İsrail'de saldırının sadece zaman meselesi olduğu konusunda herhangi bir anlaşmazlık yok.

Bu gelişmeler, ‘mekanizma’ komitesinin toplantısı ve Tel Aviv'in, güvenlik ve askeri yetkililer arasında en yüksek sesli olanların Lübnan'a bir saldırının kaçınılmaz olduğunu iddia etmelerine rağmen, komitenin herhangi bir sivil temsilciden arındırılması ve Hizbullah'ı silahsızlandırma ve zayıflatma yollarıyla sınırlı kalması konusunda ısrarcı olmasıyla eş zamanlı yaşandı.

Sınırlı, yerel bir operasyon

İsrail, Lübnan'ın ordusu tarafından güney bölgesini silahsızlandırma hedefine ulaştığına dair herhangi bir açıklamada bulunmasını önceden engelleyip bu tür açıklamaların ve değerlendirmelerin gerçekçi olmadığını savundu. Tel Aviv, Hizbullah'ın aslında silahsızlandırılmadığını ve hatta altyapısını yeniden inşa etmeye başladığını iddia ediyor.

İsrail Hava Kuvvetleri, İran'a olası bir saldırı için hazırlık yaparken ve İsrail'in çok sayıda balistik füzeye maruz kalması ihtimaline karşı hava savunma hazırlığını güçlendirirken, ordu, Lübnan için hazırladığı ve İsrail kabinesine sunduğu çeşitli savaş planları çerçevesinde, uygulama emirlerinin çıkarılmasını bekleyen savunma ve saldırı için askeri birimlerinin hazırlıklarını tamamladığını duyurdu. Planlar, sınırlı askeri baskıdan daha geniş seçeneklere kadar uzanıyor.

Bir İsrailli güvenlik yetkilisi, siyasi ilerleme olmaması durumunda, diplomatik çabaların sonuç vermemesi halinde ordunun daha geniş bir saldırı senaryosuna geçme olasılığına da hazırlandığını doğruladı. Herhangi bir hamlenin zamanlamasını belirleyen merkezi faktörlerden biri, Washington ile koordinasyon düzeyi olacak.

Artık sınırlama yok

İsrail'in Lübnan veya İran ile olası bir savaşa hazırlık kapsamında, Savunma Bakanı Yisrael Katz ve İç Cephe Komutanı Rafi Milo’nun yanı sıra yerel yönetim başkanları ve güvenlik ve acil durum hizmetleri yetkililerinin katılımıyla ‘İç Cephe Liderleri’ başlıklı bir konferans düzenlendi. Konferansa Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir de katıldı.

Yeni stratejisinin temel referans noktası olarak “sürpriz savaş” senaryosunu benimsediğini açıklayan Zamir, ordunun tutumunu açıkladı ve sınırlarını tehdit eden her türlü unsuru önleyeceğini, karar verilmesi halinde çok büyük çaplı operasyonlar yürütmeye hazır olduğunu vurgulayarak, sınırlama politikasının devamını kabul etmeyeceklerini belirtti.

Zamir, konferansta yaptığı konuşmada askeri yönetimin Hizbullah'ın zayıflamasını Lübnan hükümetinin onu silahsızlandırmasına ve siyasi bir çözüme doğru ilerlemesine olanak sağlayacak bir koşul olarak gördüğünü söyledi.

Çeşitli cephelerdeki önceliklerin tartışıldığı bir oturumda Zamir, “Çeşitli gelişmelere nasıl hazırlanacağımızı ve nasıl tepki vereceğimizi biliyoruz. Sürprizlere hazırlıklıyız ve savaşa hazır olmak bizim pusulamızdır” dedi.

Lübnan hükümetine karşı medya kampanyası

Öte yandan İsrail ordusu, İsrail'e göre ateşkesin uygulanması ve Hizbullah'ın silahlarının imha edilmesi için gerekli her şeyi yapmayan Lübnan hükümetine karşı ‘farkındalık artırıcı medya kampanyası’ başlatmaya hazırlanıyor.

İsrail’de hazırlanan bir rapora göre medya kampanyası, Lübnan halkına ve uluslararası topluma Lübnan hükümetinin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, Hizbullah'ın ise kendini savunma amaçlı değil saldırı amaçlı binlerce roket ve silah sistemine sahip silahlı bir örgüt olarak kaldığını göstermeyi amaçlıyor.

İsrail'de, İsrail ordusunun savaşı yeniden başlatarak Hizbullah'a karşı harekete geçmek istemediği ve Tel Aviv'in bu görevi Lübnan ordusunun üstlenmesini tercih ettiği söyleniyor.

Ancak aynı zamanda İsrail ordusu, son haftalarda Hizbullah'ın gücünü zayıflatmak amacıyla, öncelikle İsrail'in iç cephesine büyük çaplı saldırılar düzenleme yeteneğini ortadan kaldırmak, liderlerini hedef almak ve Lübnan genelindeki silah depolarını ve üslerini vurmak için harekete geçmeye hazırlandığını söylüyor.

Ne farklı yapılabilirdi?

İsrailli eski İstihbarat Şefi Hayman, İran rejimi de dahil olmak üzere Hizbullah nedeniyle Lübnan'ı neredeyse savaşa sürükleyen ciddi gerginliklere yol açan birkaç faktör olduğu değerlendirmesinde bulundu. Hayman, İran ile yaşanan 12 günlük savaşın ardından İran rejiminin biraz toparlandığını ve Hizbullah'a 1 milyar dolarlık devasa bir yardım göndermeye başladığını belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın planına göre tüm bu parayı göndermeye devam etme imkânı yok, ancak İran ekonomisine odaklanmak isterse, bu da onun konumunu zayıflatacak.

İkinci sorun ise uluslararası ortak eylem eksikliğiydi. Hizbullah'ın yenilgisinden sonra, ABD'nin ve Lübnan hükümetinin baskın, mevcut ve müdahil olduğunu, sonra bunun azaldığını gördük ve şimdi Lübnan hükümetine verilen uyarı süresi dolduğuna göre yeni bir diplomasi dalgası görebiliriz.

Hayman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Litani Nehri'nin kuzeyinde hala olumsuz bir eğilim var, ancak Litani'nin güneyinde mükemmel bir iş çıkarıldı.”

Hayman’a göre Hizbullah’ın seçkin gücü Rıdvan Gücü sınır yakınlarındaki bölgede kara manevraları yapma kapasitesine sahip değil, ancak kuzeyde bazı endişeler söz konusu. Hayman, eğer Lübnan'a karşı harekete geçmek zorunda kalırlarsa kendilerine ‘Savaşta, manevralarda ve ateş açmada neyi farklı yapacağız ve ertesi gün neyi farklı yapacağız?’ sorusunu sormaları gerektiğini belirterek “Bunun anahtarı, Lübnan hükümetinde ve Lübnan ordusunun güçlendirilmesinde yatıyor, çünkü harekete geçmeye ilgisi ve yeteneği olan tek güçler bunlar” yorumunda bulundu.


Lübnan, Hizbullah'ın silahlarına yönelik yasağı zımnen uzattı

Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında bir Bakanlar Kurulu toplantısı yapıldı (Cumhuriyet Başkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında bir Bakanlar Kurulu toplantısı yapıldı (Cumhuriyet Başkanlığı)
TT

Lübnan, Hizbullah'ın silahlarına yönelik yasağı zımnen uzattı

Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında bir Bakanlar Kurulu toplantısı yapıldı (Cumhuriyet Başkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında bir Bakanlar Kurulu toplantısı yapıldı (Cumhuriyet Başkanlığı)

Lübnan, Hizbullah'ı silahsızlandırma planının ilk aşamasının uygulanması için son tarihi zımnen (dolaylı olarak) uzattı. Ordu dün, ilk aşamanın hedeflerinin sahada etkili ve somut bir şekilde gerçekleştirilmesinin ardından planın ileri bir aşamaya girdiğini vurguladı. Litani Nehri'nin güneyinde, İsrail'in işgal ettiği topraklar ve bölgeler hariç, kendi yetkisi altına giren bölgeler üzerindeki kontrolünü genişleterek, “bu bölgedeki çalışmalar, patlamamış mühimmat ve tüneller imha edilene kadar devam edecek” dedi.

Ordunun raporu geniş siyasi destek görürken, kabine orduya Litani Nehri'nin kuzeyinden silahların çekilmesi için ayrıntılı bir plan geliştirmesi konusunda ek bir süre daha verdi ve bu süreyi gelecek şubat ayının başına kadar uzattı.

İsrail ise Lübnan ordusunun başarılarını sorguladı ve Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ofisi, Lübnan hükümeti ve ordusunun Hizbullah'ı silahsızlandırma çabalarının "cesaret verici bir başlangıç ​​ancak tamamen yetersiz" olduğunu ifade etti.