Cezayirliler hastane kabusundan kaçmak için yurtdışında tedavi oluyor

Cezayirli hastalar devlet hastanelerinde ücretsiz tedavi almak için aylarca beklemek ve binlerce kilometre yol kat etmek zorunda kalıyorlar

Cezayir’de çoğu devlet hastanesi aşırı hasta yoğunluğu ve ekipman sıkıntısı ile mücadele ediyor (AFP)
Cezayir’de çoğu devlet hastanesi aşırı hasta yoğunluğu ve ekipman sıkıntısı ile mücadele ediyor (AFP)
TT

Cezayirliler hastane kabusundan kaçmak için yurtdışında tedavi oluyor

Cezayir’de çoğu devlet hastanesi aşırı hasta yoğunluğu ve ekipman sıkıntısı ile mücadele ediyor (AFP)
Cezayir’de çoğu devlet hastanesi aşırı hasta yoğunluğu ve ekipman sıkıntısı ile mücadele ediyor (AFP)

Devlet hastaneleri çeşitli alanlarda tıbbi bakımları ücretsiz sağlasa da, Cezayirlilerin çoğu yurtdışında tedavi alabilmek için çok para harcıyor. Zira devlet hastanelerindeki bu ücretsiz bakımı almak haftalarca veya aylarca beklemeye ve birçok kez binlerce kilometrelik yol kat etmelerini gerektiriyor. Birçok hasta, radyoloji ve endoskopi ekipmanlarının sürekli arızalanmasından ve özellikle ülkenin güneyindeki çöl bölgelerinde ücretsiz hizmet veren ve ciddi bir uzman sıkıntısı çeken hastanelerde tüm uzmanlık dallarının bulunmamasından ve bu nedenle Cezayir’in başkentindeki diğer hastanelerde tedavi randevusu alabilmek için binlerce kilometre yol kat etmek zorunda kalmaktan şikayet ediyor. Bir hasta kendisi için belirlenen zamanda hastaneye tekrar gelmek zorunda kalabiliyor, ancak testler sonucunda hastanede kendisi için gerekli ameliyat yapılamadığı için ülkenin doğusunda veya batısındaki başka bir hastaneye sevk edilebiliyor. Bunun sonucunda hasta tekrar randevu almak için binlerce kilometre yol kat ediyor, bu da birçok hastayı ya özel hastanelere başvurmaya ya da tedavi için yurtdışına gitmeye sevk ediyor.

Devlet hastanesi kabusu

Devlet hastaneleri, hemen müdahale edilen acil vakalara öncelik verirken, diğer hastalar ise tetkik, röntgen veya muayeneden yararlanmak, tıbbi bakım için hastaneye gelmek veya cerrahi operasyon geçirmek için randevu sistemine uymak zorunda kalıyor. Ancak randevular sınırlı ve bazı uzmanlık alanlarında sırasını bekleyen çok sayıda hasta olması nedeniyle bekleme listesinde sıranın gelmesi haftalarca veya aylarca sürebiliyor.

secf
Boufarik Devlet Hastanesi'ndeki doktorlardan biri (AFP)

Sağlığın Yükseltilmesi ve Bilimsel Araştırmanın Geliştirilmesi Ulusal Kurumu Başkanı Mustafa Hitafi, Cezayir’deki sağlık sektörünün sorununun ‘yeterlilik, uzman veya ekipman eksikliğinden değil, yönetim kaosundan, kötü organizasyondan ve hastayla iletişim eksikliğinden kaynaklandığına’ inanıyor. Hitafi Arap Dünya Haber Ajansı’na sağlık sektörünün hastaneler ve buralardaki uzmanlara ilişkin veri tabanı eksikliği, aşırı kalabalıklık ve ücretsiz tedavi nedeniyle büyük baskı, acil ve karmaşık vakalar için randevu almanın zorluğunu nedeniyle sıkıntı yaşandığını belirtti. Bu durumlar hakkında “Haftalarca, aylarca beklemekten, hastane dolaşmaktan kaçınmak için hastalara tedavi için yurtdışına gitmekten başka seçenek bırakmıyor. Bu da vatandaşların devlet hastanelerine olan güveninin azalmasına neden oluyor. Zira hastalar her gün kötü karşılama ve muameleye maruz kalıyor. Ayrıca kamu hastaneleri ile özel klinikler arasındaki organizasyon eksikliği ve koordinasyon eksikliği gibi sorunlar yaşanıyor” ifadelerine yer verdi.

Hastanelerin dijitalleşmesi

Hitafi tüm bu sorunların tek çözümünün tüm hastanelerdeki uzmanlıklar, cihaz ve testler, mevcut tedaviler ve uzmanlarla ilgili tüm bilgilerin hastalara sunulduğu özel bir platform oluşturmak ve hastayı rahatsız eden kaos, dağınıklık ve koordinasyon eksikliğinden kurtulmak için dijitalleşmeyi sağlamak olduğunu düşünüyor.

Ulusal Halk Sağlığı Uygulayıcıları Birliği Başkanı Dr. İlyas Merabet, Arap Dünya Haber Ajansı’na “Dijitalleşmeyi devreye sokarak hastanelerdeki organizasyon ve koordinasyon eksikliği durumunu ortadan kaldırma yolundayız. Hasta randevularının düzenlenmesi, cerrahi operasyonlar, tıbbi takip randevuları ve hastaların sağlık durumlarının sürekli ve düzenli olarak izlenmesi söz konusu olduğunda bocalayan sektörün sorunlarına radikal bir çözüm bulunması konusunda tüm umutlar buna bağlandı” dedi.

svef
Bir hastayı Boufarik Hastanesi’ne taşımak için bir ambulansın geldiği an (Reuters)

Merabet, karaciğer dokusu ve omurilik kök hücresi nakli gerektiren vakaların halen Türkiye, Fransa, Tunus ve Ürdün'e sevk edildiğine dikkati çekti. Bunun ‘Cezayir’deki yeterlilik eksikliğinden değil, teknoloji, ekipman ve tesis eksikliğinden kaynaklandığını’ açıkladı. Hastanın devlet desteğiyle yurt dışına tedavi için gönderilmesi, sadece nadir görülen hastalık vakalarında oluyor veya özel kliniklerde tedavi veya yurtdışına gitmek için bağış toplanması gerekebiliyor. Hastaların ve ailelerinin hayırsever insanlara çağrıları, Cezayir’deki özel kliniklerde ameliyat yapılması için bağış toplamaktan, ülke dışında tedavi için fahiş fiyatlarla yol ve konaklama masraflarını ödemekle sınırlı kalmıyor. Birçok hasta, tedavi masraflarını karşılamak için bağış toplamak amacıyla hayır kurumlarına ve tanınmış Cezayir sayfalarına giderek hayırseverlere yönelik günlük çağrılarda bulunuyor.

Fransa, Türkiye ve Tunus

Hiyati “Son kırk yıldır hastalar tedavi için özellikle Fransa’ya gönderiliyordu, ancak son yıllarda hükümet diğer ülkelerle anlaşmalar imzaladı, bu nedenle kalp hastalığı vakaları İrlanda’ya, ciddi göz hastalıkları vakaları ise İspanya’ya yönlendiriliyor” dedi. Hükümetin resmi olarak yurtdışına tedavi için destek verdiği vaka sayısı, bazı ülkelerle yapılan anlaşmalar kapsamında çoğu çocuk olmak üzere 200 ila 300 vakayı geçmiyor. Kendi imkanlarıyla yurt dışında tedaviyi tercih eden hastaların ise tedavi ve konaklama masraflarını karşılamaları gerekiyor.

secfe
Sağlık Bakanlığı genel merkezi önünde sırasını bekleyen vatandaşlar (Reuters)

Hiyati Cezayirlilerin yurtdışındaki tıbbi tedavinin Cezayir’dekinden çok daha iyi olduğuna inandıklarını ve bu nedenle hastalığın türü ve ameliyatın türü ne olursa olsun yurtdışında tedaviyi tercih ettiklerini sözlerine ekledi. Durumu iyi olan birçok hastanın ücretsiz olmasına rağmen devlet hastanelerine gitmediğini, bunun yerine ameliyat olmak, hatta teşhis koydurmak için doğrudan Fransa’ya, Türkiye’ye ya da Tunus’a gittiğini bunun için ulaşım, konaklama sıkıntısı ve yüksek maliyetlere katlandıklarını belirtti.

Yurt dışında tedavi gören Cezayirlilerin sayısına ilişkin resmi bir istatistik yok, ancak binlerce hasta tedavi için masrafları kendilerine ait olmak üzere yurt dışına seyahat ediyor.

Cumhurbaşkanı müdahalesi

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun sosyal medyada geniş çapta destek alan 9 yaşındaki Melissa vakasında olduğu gibi, hastaların tedavi için yurt dışına nakledilmesini sağlamak amacıyla bizzat birçok kez müdahalede bulundu. 2021 yılında, masrafları devlete ait olmak üzere Fransa’da kanser tedavisi gören komedyen Saleh Aougrout’un durumunun acilen tedavi altına alınması için müdahalede bulunuldu ve tedavi görmesi için Paris’e gönderildi. Ancak Cumhurbaşkanının müdahaleleri, hiçbir şekilde, ücretsiz devlet hastanelerinde gerekli tıbbi bakıma erişimlerinde zorluklarla karşılaşan ve yurtdışında tedavi gerektiren tedavisi olmayan hastalıklardan muzdarip olan tüm hastaları kapsamıyor.

seve
Sağlık Bakanı Abdulhak Seyhi (Sağlık Bakanlığı)

Temsilciler geçtiğimiz günlerde Sağlık Bakanı Abdulhak Seyhi’nden özellikle şehir içi bölgelerde kadın hastalıkları, doğum, çocuk cerrahisi gibi gerekli uzmanlıkların sağlanması, çeşitli eyaletlerde kanser hastaları için özel merkezler açılması, kronik hastalıkları olanlara ise uzman sağlık ekiplerinin sağlanması gerektiği çağrısında bulundu. Ayrıca üniversite hastanelerinin modern ekipmanlarla donatılması, sağlık merkezlerinin ambulanslarla güçlendirilmesi, acil tıp ekipmanlarının sağlanması, hasta ulaşımına çözüm bulunması için çalışılması, yeni mezun eczacı ve sağlık görevlilerinin akreditasyon lisanslarındaki donmanın kaldırılmasını da talep ettiler.



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.