Halid Hamade
Gazze'de sahadaki gelişmeler, İsrail savaş hükümetinin Filistinli silahlı gruplarla çatışmanın gidişatına ilişkin hazırladığı tüm planların ötesine geçti. Gazze Şeridi'nin kuzeyinden orta kesimlerine ve güneyine doğru devam eden çatışmalar, belirlenen tüm hedefleri ve bu hedeflere ulaşmak için beklenen zaman dilimlerini boşa çıkardı. İsrail’in askeri operasyonu, her açıdan bir imha savaşına dönüştü. ABD’nin İsrail’e verdiği açık destek ve İsrail’in saldırıları için ortaya atılan gerekçeler, Tel Aviv’in Batılı müttefiklerini kendi arzularına boyun eğdirmedeki ısrarı karşısında ABD Başkanı Joe Biden yönetimi için gerçek bir paradoksa dönüştü.
ABD’nin içine düştüğü bu paradoksun nedeni, savaşın sonlandırılmasına ilişkin bir vizyonun geliştirilememesi. Bu paradoksun asıl sorunu, sahadaki gerçekleri değiştirmek değil, Filistinli sivillerin siyasi yapısında ve kültürel geçmişinde savaş sonrası süreçten ayrı olarak, İsrail'in kendi mahallesinde rahat olduğu yeni bir Gazze'nin yaratılmasına yol açacak radikal değişiklikler yaratabileceği yanılsamasıdır.
Bölge, Gazze’deki krizi görüşmek üzere ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın gelecek hafta sonu İsrail, Batı Şeria, Ürdün, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar’ı kapsayan, ancak henüz doğrulanmamış olan ziyaretinin gerçekleşmesini dört gözle bekliyor. İsrail basını, bundan birkaç gün önce Katarlı müzakerecilerin İsrailli hükümet yetkililerine, Hamas'ın ikinci bir rehine takası ve ateşkes anlaşmasının şartları üzerinde ‘prensipte mutabakata vardığını’ bildirdiğini aktardı.
Bu haberler, Katar Haber Ajansı'nın (QNA) Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad es-Sani’nin ABD Başkanı Biden tarafından telefonla arandığı ve ortak ilgi alanına giren en önemli bölgesel ve uluslararası konuların yanı sıra iki dost ülke arasındaki stratejik ilişkilerin tartışıldığı bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini aktardıktan sonra basında yer aldı. Beyaz Saray’dan telefon görüşmesiyle ilgili yapılan açıklamada da Başkan Biden ile Katar Emiri es-Sani’nin, aralarında ABD vatandaşlarının da olduğu Hamas'ın elindeki tüm rehinelerin serbest bırakılmasını sağlayacak öncelikli çabaların görüşüldüğü belirtildi. Beyaz Saray’ın açıklamasına göre, iki lider ayrıca, Gazze'ye hayati öneme sahip insani yardımların daha fazla ulaştırılmasını ve sürdürülmesini kolaylaştıracak çabalar ele alındı. Bu da Katar'ın önerisine bağlayıcı bir ABD boyutu kazandırdı.

ABD’nin kazandırdığı bu boyut, Katarlı arabuluculara, siyasi çözümü İsrail ordusunun Gazze'den çekilmesini de kapsayan daha karmaşık bir anlaşmaya varma imkanı sunuyor. Belki İsrail devlet televizyonu KAN tarafından geçtiğimiz cuma günü yayınlanan bir haber bu bağlamda ele alınabilir. Söz konusu haberde, İsrail Dış İstihbarat Servisi (Mossad) Başkanı David Barnea’nın İsrail savaş kabinesine, ateşkesin süresi ve rehinelerin serbest bırakılması için İsrail'in ödemesi gereken bedelin bu kez daha pahalıya patlayacağını söylediği aktarıldı. Dolayısıyla İsrail savaş kabinesinin hiç vakit kaybetmeden Mossad Başkanı’na Katar'ın önerisi doğrultusunda ilerlemesi için ‘yeşil ışık’ yakmasının nedeni ABD’nin müdahalesi olabilir.
Katar'ın önerisine kim nasıl bakıyor?
Katar’ın önerisinde yer alan aşamaların ayrıntılarına göre, eğer öneri başarılı olursa, Tel Aviv’in Filistinli mahkumları serbest bırakması ve ateşkes anlaşması yapılması karşılığında İsrailli rehineler aşamalı olarak serbest bırakılacak. Kriz duvarında açılan delik, bazı sorunların olduğunu teyit ediyor. Bunlardan ilki, ABD’nin sadece askeri seçenekten ilerlenirse mahkumların serbest bırakılmasının ve Washington ile Gazze Şeridi'ni yönetecek yeni bir Filistin Yönetimi kurulana kadar Gazze’yi işgal etmekte ısrar eden Tel Aviv arasında tartışmalı bir konu olan savaş sonrası döneme ilişkin bir vizyon geliştirilmesinin önünü açmayacağını düşünmesi. İkinci sorun, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, hükümetinin Hamas'ın nihai ve kalıcı bir ateşkes sağlanmadan hiçbir değişim sürecini kabul etmeyeceği yönündeki tutumundan taviz vermesi karşılığında, açıkladığı hedeflere ulaşılıncaya kadar savaşı sürdürmekte ısrar etme ikileminden çıkarılması.
ABD, sadece askeri seçenekten ilerlemenin mahkumların serbest bırakılmasının ve Washington ile Gazze Şeridi'ni yönetecek yeni bir Filistin Yönetimi kurulana kadar Gazze’yi işgal etmekte ısrar eden Tel Aviv arasında tartışmalı bir konu olan savaş sonrası döneme ilişkin bir vizyon geliştirilmesinin önünü açmayacağını düşünüyor.
İsrail'in Gazze Şeridi'nin orta kesimleri ve güneyinde sivil tesislere ve nüfusun yaşadığı alanlara karşı yürüttüğü acımasız savaş ile Filistinli grupların İsrail ordusuna karşı koyma ve kayıplar verdirme konusunda elde ettiği başarılar, müzakerelere başka bir alternatif bulmanın imkansız olduğunu teyit ediyor olabilir. Belki de ABD bu yüzden savaşan taraflar arasındaki diplomasisini koordine etme görevini Katar'a emanet etmiştir. Filistinli grupların taleplerini yumuşatabilecek tek merci Katar’ken, Netanyahu'yu sadece Washington geri adım atmaya zorlayabilir.
Hamas Hareketi, Filistinli grupların, ‘daha önceki müzakerelerde üzerinde mutabakata varılan hususların pratiğe dökülmesi için istisnasız tüm tarafları içeren kapsayıcı ve bağlayıcı bir ulusal toplantı düzenlenmesi çağrısı’ da dahil olmak üzere çeşitli öneriler sunma kararı aldığını açıkladı.
Hamas’ın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
Filistinli gruplar, herkesi içeren saf (tam) nispi temsil sistemi çerçevesinde iç ilişkileri ulusal koalisyon, ulusal ortaklık temelleri ve ilkeleri üzerine yeniden inşa edecek şekilde başkanlık, yasama meclisi ve ulusal meclis için özgür, adil ve şeffaf olarak yapılacak genel seçimler yoluyla Filistin siyasi sistemini demokratik temeller üzerinde geliştirmeyi ve güçlendirmeyi kabul etti.
Bu açıklama, Katar'ın önerisini karşılayan bir siyasi sürecin önünü açmaya yönelik bir adım olarak okunabilir.
Katar'ın önerisi mi askeri operasyonun üçüncü aşaması mı?
İsrail'in askeri ve siyasi yetkilileri, geçtiğimiz hafta önceki iki aşamada hedeflerine ulaşılan askeri operasyonun üçüncü aşamasına geçmeyi planladıklarına dair açıklamalarda bulundu. Üçüncü aşama, Gazze Şeridi’nin doğusu boyunca, 1,5 kilometreye kadar derinlikte bir ‘tampon bölge’ oluşturulduktan sonra İsrail güçlerinin yeniden konuşlandırılmasını ve Filistinli grupların bölgeyi geçip, Gazze Şeridi çevresini tehdit etmesini önlemek için bu tampon bölgeye yedek tugayların konuşlandırılmasını öngörüyor. Ardından askeri operasyonların hızı düşecek ve açık bir yıpratma savaşını andıran bir şekilde İsrail Hava Kuvvetleri ya da seçkin piyade tugayları tarafından hedefleri derinlemesine vurmak için gerçekleştirilen sınırsız seçmeli operasyonlara dönüşecek. İsrailli yetkililer, Hamas Hareketi’ni zayıflatabilecek ve ortadan kaldıracak tek savaşın yıpratma savaşı olduğunu düşünüyorlar. Öyle ki Başbakan Netanyahu, Gazze'deki savaşın birkaç ay daha devam edeceğini söyledi.
İsrail'in Gazze Şeridi'nin orta kesimleri ve güneyinde sivil tesislere ve nüfusun yaşadığı alanlara karşı yürüttüğü acımasız savaş ile Filistinli grupların İsrail ordusuna karşı koyma ve kayıplar verdirme konusunda elde ettiği başarılar, müzakerelere başka bir alternatif bulmanın imkansız olduğunu teyit ediyor olabilir.
İsrail’in yeni seçeneğinin eleştirilmesi, askeri operasyonu aşamalara bölmek, her aşamanın bir sonraki aşamaya geçmeden önce ulaşılması planlanan birtakım hedefleri olduğu anlamına geliyor. İsrail’in ilan ettiği, Hamas Hareketi’nin ortadan kaldırılması ve rehinelerin bırakılması şeklindeki hedeflere ulaşılamadı. Bir tampon bölgenin kurulması, istikrarının sağlanması için bölgenin hem savaşan taraflarca hem de bölgeyi yönetecek, denetleyecek ve saldırıları engelleyecek üçüncü bir tarafça tanınması gerekiyor. Bu da ancak Filistinli ve İsrailli taraflar arasında yapılacak bir anlaşma ya da düzenlemeyle başarılabilir. Yedek tugayların tampon bölgeyi koruyabileceğini düşünmek, İsrail ordusunun seçkin piyade tugaylarının Gazze Şeridi’nde Cibaliye Mülteci Kampı, Gazze şehri ve diğer bölgelerdeki konumlarını koruyamamaları nedeniyle hiç gerçekçi değil. İsrail ordusunun seçkin piyade tugaylarından Golani’nin Şucaiye mahallesinde aldığı darbe, hafızalarımızda tazeliğini koruyor. Golani Tugayı, aldığı bu darbe sonucunda sahadan çekilmek zorunda kalmıştı.
Tüm bunlar, askeri operasyonun üçüncü aşamasının, Katar'ın önerisinin müzakere edilmesi çerçevesinde üzerinde anlaşmaya varılabilecek güvenlik düzenlemeleri haricinde hayata geçirilemeyeceğini gösteriyor.
Katar’ın önerisi ve Philadelphia Ekseni
Netanyahu, bir basın toplantısı düzenleyerek, burada Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki sınır hattı olan Philadelphia Ekseni’nin (Selahaddin Ekseni) İsrail'in kontrolü altında olması ve kapatılması gerektiğini söyledi. İsrail Başbakanı, bunun dışında hiçbir düzenlemenin ülkesi tarafından kabul edilmeyeceğini de sözlerine ekledi.

Philadelphia Ekseni’nin odak noktası ne? İsrail için bu neden önemli?
Mısır ile İsrail arasında 1979 yılında imzalanan barış anlaşması uyarınca belirlenen ‘D’ isimli tampon bölgesi, Mısır ile Gazze Şeridi arasında yer alan sınır şeridi (Philadelphia Ekseni ya da Selahaddin Ekseni) adıyla anılıyor. Kuzeyde Akdeniz'den güneyde Kerem Şalom Sınır Kapısı’na kadar uzanan eksenin uzunluğu yaklaşık 14 kilometredir. Kerem Şalom Sınır Kapısı, İsrail’in kontrolü altındaydı. Ta ki İsrail Gazze Şeridi’nden çekilene kadar. İsrail ile Mısır'ı Gazze'ye bağlayan Refah Sınır Kapısı da dahil olmak üzere sınır geçişlerini düzenleyen sınır kapıları anlaşmasının imzalanmasından sonra 2005 yılında Filistin Yönetimi'nin kontrolüne geçti.
Mısır sınır muhafız güçlerinin bölgeye konuşlandırılması amacıyla, İsrail ile Filistin Yönetimi arasındaki sınır kapıları anlaşması çerçevesinde ‘Philadelphia Anlaşması’ adıyla yeni bir anlaşma imzalandı. Böylece İsrail, kaçakçılık, sızma ve diğer suç faaliyetlerini önlemek için Philadelphia Ekseni’nin Mısır tarafında devriye gezmek üzere Mısır'la anlaştı. Anlaşmada, Mısır sınır muhafızlarının askeri bir güç olmadığı belirtildi.
İsrail'in tampon bölge kurma önerisi ve Gazze'de savaşın başlamasından üç ay sonra Philadelphia Ekseni’nin kontrolünü istemesi, İsrail'in işgal sürdürmekle güvenliği de sağlamayı bir arada götürmeyi başaramadığının açık bir şekilde kabul edildiğini gösteriyor. Netanyahu, İsrail ordusunun Gazze’de savaştaki başarısızlığını, Philadelphia Ekseni üzerinden Gazze Şeridi’ne süregelen silah ve lojistik malzeme akışına bağlıyor. Ayrıca, tampon bölge önerisini ise farklı bir şekilde de olsa Mısır sınırlarına da uygulamak istiyor. İsrail, Mısır'la imzalanan barış anlaşmasına aykırı olması nedeniyle Philadelphia Ekseni’nin statüsünün değiştirilip askeri bölgeye dönüştürülmesinin imkansız olduğunun farkında ve bunu değiştirmeyecek. Çünkü bu, 2005 yılında imzalanan ve İsrail’in Gazze’den çekilmesini sağlayan anlaşmayla da çelişiyor.
Katar'ın önerisini destekleyen ABD’nin, İsrail'i içinde bulunduğu çıkmazdan çekip kurtarmayı ve Gazze'deki savaşın Hamas-ABD savaşı gibi görülmemesini sağlamayı amaçladığına şüphe yok. Katar'ın önerisinin kalıcı ateşkes sağlama ve siyasi süreci başlatma şansı sınırlı gibi görünüyor. Ancak İsrail'i bekasıyla ilgili bir çıkmazdan kurtarmak için kritik bir anın yaklaştığı da aşikar. En fazla ABD ve Arap ülkelerinin arabuluculuğunda ve çeşitli isimler altında Hamas'la çatışmaya çözüm getirilebilir.
*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.

Sana'da güvenlik aracındaki Husi savaşçıları (AFP)
Husi lideri, takipçilerine İran'ın yanında savaşa katılmanın yanı sıra seferber olup mitingler düzenlemeleri çağrısında bulundu (AP)
Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi üyesi Tarık Salih (Saba)