İsrail ‘ikinci Münih’ tehdidinde bulundu: Aruri’den önce suikasta uğrayan en önemli kişiler kimlerdi?

Fotoğraf: Majalla
Fotoğraf: Majalla
TT

İsrail ‘ikinci Münih’ tehdidinde bulundu: Aruri’den önce suikasta uğrayan en önemli kişiler kimlerdi?

Fotoğraf: Majalla
Fotoğraf: Majalla

Sami Mubayyed

İsrail Güvenlik Servisi (Şin Bet) Başkanı Ronen Bar, 3 Aralık’ta hükümetin, önlerine Hamas’ı ortadan kaldırma hedefini koyduğunu bildirdi.

Bar, 1972’de Almanya’nın Münih kentinde düzenlenen Olimpiyat Oyunları sırasında İsrailli sporcuların öldürülmesine ülkesinin verdiği tepkiyi hatırlattı.

O dönemde, Münih operasyonunun failleri ‘Kara Eylül’ örgütünün üyeleriydi ve onların bu meşhur operasyonu, İsrail’in dünya çapında birçok Filistinliyi hedef alan bir dizi misilleme amaçlı suikastına yol açmıştı.

Ronen Bar, “Kabine bize Hamas’ı ortadan kaldırma hedefini koydu. Bunu yapmaya kararlıyız. Hamas üyelerini Gazze’de, Batı Şeria’da, Lübnan’da, Türkiye’de, Katar’da her yerde takip edeceğiz. Bu birkaç yıl sürecek ama yapacağız” dedi.

1972 Münih Katliamı’na İsrail’in sert ve acı verici tepkisi yıllar sürdü.

Misilleme operasyonları, Filistin Kurtuluş Örgütü’nden (FKÖ), El Fetih’e, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’ne (FHKC) ve İslami Cihad’a kadar Filistinli grupların en iyi gençlerini kaybetmesine neden oldu.

İsrail’in bu tepkisinde uyguladığı yöntemler, hedefler ve coğrafyası Paris, Roma, Beyrut ve Tunus arasında farklılık gösterdi.

İsrail son olarak, 2 Ocak’ta Beyrut’un güney banliyölerinde Hamas’ın Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Salih el-Aruri’ye hava saldırısıyla suikast düzenledi.

Peki, biz şu an fiili olarak ‘Münih 2024’le mi karşı karşıyayız?

Aruri suikastından başlayarak, İsrail’in 1970’lerden bu yana gerçekleştirdiği en ünlü suikastlar şöyle;

Salih Aruri

Hamas Siyasi Bürosu Başkan Yardımcısı Salih Aruri, Gazze Şeridi’nde savaşın başlamasından 88 gün sonra, dün İsrail’in Beyrut’un güney banliyösünde Filistin hareketinin bir ofisini hedef alan saldırısında öldürüldü.

İsrail, Hizbullah’ın kalesine düzenlenen operasyona ilişkin yorum yapmadı.

Ancak İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, düzenlediği basın toplantısında, Aruri’nin öldürülmesiyle ilgili doğrudan yorum yapmadan, “Ordu, savunma ve saldırıda alarma geçti. Tüm senaryolara hazırlıklıyız” diye konuştu.

scdewvrg
Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, Hamas Siyasi Bürosu Başkan Yardımcısı Salih Aruri (sağda) ve İslami Cihad Genel Sekreteri Ziyad en-Nahhale 3 Eylül’de Beyrut'un güney banliyölerinde

Lübnanlı bir güvenlik kaynağı, İsrail’in saldırısında Aruri’nin yanı sıra bazı arkadaşlarının da öldürüldüğünü söyledi, ancak herhangi bir sayı belirtmedi.

Başka bir güvenlik kaynağı da aynı bilgiyi doğruladı ve vurulan binada iki katın yanı sıra en az bir arabanın da hasar gördüğünü açıkladı.

İzzeddin el Kassam Tugayları’nın kurucularından olan Aruri, 15 yıl İsrail hapishanelerinde kaldıktan sonra 2010 yılında sınır dışı edildi.

Aruri, diğer bazı Hamas liderleriyle birlikte Lübnan’da yaşıyordu.

İsrail ordusu, Ekim ayında işgal altındaki Batı Şeria’daki Aruri’nin Arura kasabasındaki evini yıktı.

Lübnan Başbakanı Necib Mikati, İsrail’in Hamas ofisini vurmasını ‘İsrail’in Lübnan’ı yeni bir çatışmaya sokmayı amaçladığı bir suç’ olarak değerlendirdi.

Mikati ayrıca, Dışişleri Bakanı Abdallah Buhabib’e, Beyrut’a saldırı düzenleyen İsrail’i Birleşmiş Milletler’e (BM) şikayet etme talimatı verdi.

Lübnan ile İsrail arasındaki sınır, İsrail ordusu ile İran’a yakın ve Hamas’ı destekleyen Hizbullah arasında neredeyse her gün saldırı olaylarına tanık oluyor ve bu da savaşın genişleyeceğine dair korkuyu artırıyor.

Gassan Kanafani

Gassan Kanafani, İsrail’in Arap aydınları arasında en ünlü kurbanı ve FHKC’nin simgelerinden biriydi.

8 Temmuz 1972’de Beyrut’ta arabasının tamponunun arkasına yerleştirilen patlayıcıyla öldürüldü.

sdvr
Gassan Kanafani

Suikast, Münih operasyonundan aylar önce, iki ay önceki Lod Havalimanı operasyonuna yanıt olarak gerçekleşti.

Lod Havalimanı operasyon, FHKC tarafından finanse edilen Japon Kızıl Ordusu militanları tarafından gerçekleştirilmişti.

Vail Zuayter (Wael Zuaiter) 

Zuayter, 70’li yılların en ünlü ikinci kurbanıydı.

16 Ekim 1972’de, FKÖ temsilcisi olarak çalıştığı İtalya’nın başkenti Roma’da suikasta kurban gitti.

Münih operasyonuna tepki olarak, bir Mossad görevlisinin 11 kurşunu ile yaşamını yitirdi.

dwer
Vail Zuayter

İsrail’in Nablus’ta defnedilmesine izin vermemesi üzerine, naaşı Yermuk kampına defnedilmek üzere Şam’a nakledildi.

Mahmud Hemşeri

Hemşeri, Fetih’in en parlak gençlerinden biri ve FKÖ’nün Paris’teki temsilcisiydi.

Fransa’nın başkenti Paris’in merkezdeki evinde telefonuna yerleştirilen patlayıcıyla öldürüldü.

sd
Mahmud Hemşeri

Hemşeri ilk olarak, İtalyan gazeteci olduğunu iddia eden bir Mossad ajanı tarafından röportaj talebiyle evinden çıkarıldı.

O yokken evine bomba yerleştirildi. 8 Aralık 1972’de eve girdiği sırada bomba patlatıldı.

Ağır yaralanarak hastaneye kaldırılan Hemşeri, 9 Ocak 1973’te hayatını kaybetti.

İsrail, onu Kara Eylül örgütüne katılmak ve örgütün Fransa’daki şubesine başkanlık etmekle suçladı.

Kemal Advan, Kemal Nasır ve Muhammad Yusuf en-Neccar

Bu üç kişi, İsrail’in 10 Nisan 1973’te gerçekleştirdiği ünlü komando operasyonunda öldürüldü. Hepsi Münih’teki saldırıya katılmakla suçlanıyordu.

Kemal Advan, Fetih Merkez Komitesi’nin üyesi ve Batı Şeria’daki operasyonların lideriydi.

wdev
Kemal Advan, Kemal Nasır ve Muhammad Yusuf en-Neccar

Kemal Nasır, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün Sözcüsü ve Filistin es- Sevra (Filistin Devrimi) dergisinin Yazı İşleri Müdürüydü.

El Fetih Hareketi Yürütme Komitesi üyesi olan Ebu Yusuf en-Neccar da, İsrail tarafından iki arkadaşıyla birlikte gözetim altına alındı.

18. yüzyılda bölgede yaşayan İngiliz aristokrat Hester Stahope’un hayatı hakkında bilgi toplamak gerekçesiyle Beyrut’a gönderilen Mossad ajanı, Filistinli liderlerin Verdun Caddesi’ndeki binasının karşısında bir daire kiraladı, pencerelerinden onları izledi, tüm hareketlerini kaydedip fotoğrafladı.

9 Nisan 1973 gecesi, sürat tekneleriyle Beyrut kıyılarına çıkan komandolar, ertesi sabah erken saatlerde suikastları gerçekleştirdi.

Bunların arasında, yıllar sonra İsrail hükümetinin başbakanı olan Ehud Barak da vardı.

Neccar, Advan ve Nasır’a çok yakın bir binada yaşıyordu.

Neccar, karısıyla birlikte yatak odasında vuruldu, Advan ise vurulmadan önce tüfeğiyle karşılık verdi.

Nasır da masasındaydı ve o da öldürülmeden önce suikastçılara ateş etmişti.

Vadi Haddad

FHKC kurucularından ve Filistin direnişinin tarihi sembollerinden biriydi.

28 Mart 1978’de bir çikolata kutusunun içine yerleştirilen zehirle, alışılmadık bir suikast sonucu öldürüldü.

sacdefv
Vadi Haddad

İsrail onu, Haziran 1976’da Paris ile Tel Aviv arasındaki uçuş sırasında Air France uçağını kaçırarak, rotasını önce Libya’ya, sonra da Uganda’ya çevirmek de dahil olmak üzere birçok eylemle suçladı.

Haddad’ın lösemiden öldüğü söylense de, 2006’da İsrailli araştırmacı Aaron J. Klein, Strikeing Back adlı kitabında Haddad’ın öldürüldüğünü ve bundan yalnızca Mossad’ın sorumlu olduğunu yazdı.

Daha sonra İsrailli araştırmacı gazeteci Ronen Bergman, Klein’i teyit ederek beş yıl önce Haddad’ın aslında bir kutu Belçika çikolatasına yerleştirilen zehirden değil, kullandığı diş macununa yerleştirilen zehirden öldüğünü söyledi.

Mossad’ın zehri, İsrail laboratuvarlarında ürettikten sonra diş macunu kutusuna koyduğunu da sözlerine ekledi.

Haddad, İsrail’e göre Paris ile Tel Aviv arasında çalışan Air France ticari uçağını kaçırma olayının beyniydi. Diş macununa zehir karıştırılarak yavaş yavaş öldürüldü.

Ali Hasan Selame

Selame, Yaser Arafat’ın güvenliğinden sorumlu Force 17 olarak bilinen komando birliğinin kurucusuydu.

22 Ocak 1979’da Beyrut’ta suikasta kurban gitti.

Mossad’ın en ünlü liderlerinden biri olan Michel Harari, bir zamanlar ‘Kızıl Prens’ olarak bilinen Selame’yi öldürme operasyonunu üstlenerek, onun hareketlerini izlemesi için Beyrut’a gizli bir ajan gönderdi.

eved
Ali Hasan Selame

Bu ajan, Lübnan’da Filistin kamplarındaki çocuklarla ilgilenen uluslararası bir sivil toplum kuruluşu için çalıştığını iddia etti.

Selame, annesinin doğum gününe giderken evinin yakınında 100 kilogram patlayıcı yüklü otomobilinin infilak ettirilmesiyle öldürüldü.

Amerikan Üniversitesi Hastanesi’ne yaralı olarak nakledildi ve ameliyata alındı. Ancak hayata tutunamadı.

Naci el-Ali

Ünlü bir Filistinli karikatürist olan 49 yaşındaki el-Ali, 22 Temmuz 1987’de bir Kuveyt gazetesinin Londra ofisinin önünde vuruldu.

Naci el-Ali, 29 Ağustos 1987’de, aldığı yaralardan dolayı hastanede hayatını kaybetti.

İlk soruşturmalar, işgal altındaki Kudüs’ten genç bir Filistinlinin tutuklanmasına yol açtı.

Filistinli genç, önce FKÖ için çalıştığını söyledi, ancak daha sonra Mossad için de çalıştığını itiraf etti. Başka bir deyişle çifte ajandı.

Her iki kuruluş da, Ali’nin suikastıyla ilgili suçlamaları reddetti.

İsrail’in Scotland Yard’la iş birliği yapmaması, Ali’yi öldürmeyi planlayan iki ajanın idarecileri olduğu belirlenen üç diplomatın Londra’dan sınır dışı edilmesine yol açtı.

Dönemin Başbakanı Margaret Thatcher, Mossad’ın Palace Green, Kensington’daki ofisini kapattı.

Bu da, herhangi bir açıklama yapılmadan, bu suçun arkasında İsrail’in olduğuna işaret etti.

Halil el-Vezir (Ebu Cihad)

Pek çok kişinin Yaser Arafat’ın ardından liderliği üstleneceğini düşündüğü, Fetih liderlerinin en ünlüsü olan Vezir, 16 Nisan 1988 sabahı Tunus’taki evinde Mossad tarafından öldürüldü.

Onun öldürülmesi, Filistin direnişindeki uzun geçmişine, özellikle de alevleri Aralık 1987’den bu yana hala yanan Birinci İntifada ateşindeki önemli rolüne misilleme olarak gerçekleşti.

sdecvwd
Halil el-Vezir

İsrail Başbakanı Yitzhak Shamir, Vezir’in öldürülmesini emretti ve görevi 1973 Beyrut suikastlarının sorumlusu Ehud Barak’a verdi.

İsrail komando timi, hava desteğiyle Tunus kıyılarına ulaştı ve Vezir’in ikamet ettiği yere doğru hareket etti.

Tim elemanlarından biri güvenlik görevlisinin yanına geldi, turist olduğunu söyleyerek cebinden bir harita çıkardı ve bir adres sordu.

Güvenlik görevlisi haritaya baktığı sırada öldürüldü.

İsrailliler silahlarla eve girerek, Ebu Cihad dahil olmak üzere onun çok sayıda çalışanı ve arkadaşını öldürdü.

Ebu Cihad, intikam duygusuyla 52 kurşun sıkılarak öldürüldü.

Atıf Bseiso

FKÖ ile Batılı istihbarat servisleri arasındaki güvenlik irtibat görevlilerinden biriydi.

8 Haziran 1992 akşamı, Fransa’nın başkenti Paris’te suikasta kurban gitti.

dsverg
Atıf Bseiso

Lübnanlı arkadaşlarıyla akşam yemeğinden sonra otele dönerken bir Mossad mensubu onu durdurdu ve kafasına üç el ateş etti.

Fethi eş-Şikaki

İslami Cihad Hareketi’nin kurucu Genel Sekreteri olan Şikaki, 26 Ekim 1995’te Malta’nın Selime kasabasındaki Diplomat Oteli önünde Mossad tarafından öldürüldü.

Fethi eş-Şikaki
Fethi eş-Şikaki

İki Mossad üyesi, Libya'dan Şam’a dönerken Şikaki’yi silahla vurup öldürdü.

Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir.



Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
TT

Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’da kapsamlı barış planının başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair tartışmalar sürerken, özellikle Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmeyeceğini düşünen çevreler planın uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Bu kesimler, İsrail hükümetinin de bu durumu, süreci bütünüyle sekteye uğratmak için kullanabileceğini ve müzakereleri zorlaştıracak çok sayıda ağır şart öne sürebileceğini savunuyor. Buna karşılık ABD yönetimine yakın isimler ise iyimser mesajlar veriyor. Projede kilit sorumluluklar üstlenen üç İsrailli yetkili de bu isimler arasında yer alıyor.

Söz konusu isimler, ABD Başkanı’nın planın başarıya ulaşması konusunda kararlı olduğunu ve sürecin sabote edilmesine izin vermeyeceğini vurguluyor. Ayrıca şimdiye kadar atılan adımların, biriken engellere rağmen ‘umut verici’ olduğunu ifade ediyorlar.

dvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, toplu iftar yapan yerinden edilmiş aileler, 21 Şubat 2026 (AFP)

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, ABD ekibi tarafından görevlendirilen ve İsrail’i resmen temsil etmeyen İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, sürecin artık geri dönülmez biçimde başladığını aktardı. Yetkililer, Mısır, Türkiye ve Katar’ın Hamas’ı iş birliğine ikna etmek için etkili bir rol üstlendiğini ifade etti.

Gazete, İsrail’in siyasi ve askeri liderliğinde birçok ismin Trump’ın vizyonuna ve bu vizyona inanan danışmanları Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın planı fiilen hayata geçirme kapasitesine kuşkuyla yaklaştığını yazdı. Söz konusu iki ismin, planın uygulanma mekanizmalarını oluşturmak ve başarıya ulaştırmakla görevlendirildiği belirtildi.

Buna karşılık Barış Konseyi’nde yer alan İsrailli yetkililer (İş insanı Yakir Gabay, teknoloji sektörü yöneticisi Liran Tancman ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ABD koordinasyon merkezindeki temsilcisi Michael Eisenberg) Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmesi ve Filistinlilerin okul müfredatını ‘barış ve hoşgörü kültürünü’ esas alacak şekilde değiştirmesi halinde Trump’ın projesinin ‘Gazze Şeridi’ni gerçek bir rivieraya dönüştürmek için tarihi bir fırsat’ olacağını savundu.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre yetkililer, projenin arkasında ‘engellenmesi zor, sağlam, profesyonel ve dengeli bir çekirdek oluşturan’ Amerikalı, Arap ve uluslararası isimlerden oluşan bir kadronun bulunduğunu ifade etti.

Ancak aynı yetkililer, Hamas’tan talep edilen hususun ‘taviz verilemeyecek belirleyici unsur’ olduğuna da dikkat çekti.

İlk görev

Barış Konseyi üyesi Yakir Gabay, projenin uygulanmasına ilişkin vizyonunu açıklarken, “İlk görev 70 milyon ton moloz ve patlayıcı kalıntısını temizlemek, geri dönüştürülebilecek malzemeleri değerlendirmek, yüzlerce kilometrelik tüneli yıkıp doldurmak ve Gazze sakinleri için dayanıklı çadırlar ile konteynerlerden oluşan geçici konutları hızla organize etmek olacak. Bu adımlar, altyapı ve konut inşasıyla eş zamanlı yürütülecek” dedi.

dfvfdv
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, yerinden edilmiş kişiler için kurulan çadırlar (AFP)

Gabay, modern hastaneler, okullar, fabrikalar, tarım alanları, karayolu ve demiryolu ağları, enerji, su ve veri merkezleri ile bir liman ve havaalanı inşasını içeren ayrıntılı bir plan hazırlandığını belirtti.

Ortadoğu’da milyonlarca konut inşa etmiş deneyimli müteahhitlerin projeye dahil edileceğini kaydeden Gabay, ‘uygun maliyetli’ konut üretimi için finansmanın hazır olduğunu, yüz binlerce kişiye istihdam sağlanacağını ifade etti.

Konut ve iş alanlarının yanı sıra 200 otelin inşasının da planlandığını açıkladı.

Gabay ayrıca, bu çerçevede Jared Kushner’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Gazze’de Ali Şaas liderliğinde kurulan teknokrat hükümete ve yolsuzlukla mücadele konusunda sağlanan mutabakata dayandıklarını söyledi.

Yüksek teknoloji girişimcisi ve hükümete bağlı siber merkez danışmanı Liran Tancman ise Amerikalı, Arap ve Filistinli taraflarla iş birliği içinde modern teknolojik çözümler geliştirilmesini öngören bir planın uygulanmasından sorumlu olduğunu belirtti. Gazze Şeridi’nde internet altyapısının 2G’den beşinci nesil teknolojiye yükseltileceğini ve hizmetin halka ücretsiz sunulacağını vaat eden Tancman, Gazze Şeridi’nde üretilen mal ve ürünlerin yurt dışına ihracı için modern mekanizmaların oluşturulduğunu da açıkladı.

Yeni bir çağ

İsrailli yetkililer, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptıkları açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imar planının fiilen Refah’ta başladığını ve üç yıl süreceğini bildirdi. İsrail’in halihazırda moloz temizleme çalışmalarını yürüttüğünü belirten yetkililer, ilk aşamada 500 bin kişiyi barındıracak 100 bin konut inşa edileceğini, yalnızca altyapı maliyetinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti. Hedefin, Gazze Şeridi’ndeki tüm vatandaşlar için 400 bin konut inşa etmek olduğu; altyapı için 30 milyar dolar ve yeniden inşa için aynı tutarda kaynak öngörüldüğü kaydedildi.

vfdvfd
Gazze şehrindeki er-Rimal Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş bir kadın, seyyar su tankerlerinden doldurduğu iki su kabını taşıyor, 21 Şubat 2026 (AFP)

Gazete, Barış Konseyi’nden üst düzey bir üyenin, “Hamas planla olumlu şekilde etkileşime girerse bunun iyi bir karşılığı olur. İsrail’de liderleri için af çıkabilir, hatta silahları para karşılığında satın alınabilir. En önemlisi, Gazze ve halkı dünyaya açık ve bağlantılı yeni bir döneme geçer” ifadelerini aktardı.

Öte yandan The Times of Israel’e konuşan bir ABD’li yetkili, Yedioth Ahronoth’ta yer alan bilgilerin büyük bölümünü doğruladı. Yetkili, “Hamas silah bırakmayı kabul etmeden fon akışı başlamaz. Ancak İsrail’in de olumlu bir tutum sergilemesi gerekecek” dedi.

The Times of Israel’e konuşan bir Arap diplomat ise “Ortadoğu’da kibir tehlikeli olabilir” uyarısında bulunarak, ABD’nin Gazze’nin yeniden inşasını ve bölgede yeni bir teknokrat hükümet kurulmasını kapsayan planının ikinci aşamasının başarıya ulaşması için hem İsrail hem de Hamas üzerindeki sürekli baskının gerekli olacağını söyledi.

Bölgesel arabulucuların Hamas ile yürüttüğü silahsızlanma görüşmelerine de vakıf olduğu belirtilen diplomat, Washington’un bu konuda bir anlaşmaya varılabileceğine inanması için gerekçeler bulunduğunu aktardı.

Ancak diplomat, silahsızlanma sürecinin zaman alacağını ve Hamas’ın bazı üyelerinin, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi gözetimindeki kamu sektörüne entegre edilmesini gerektireceğini ifade etti. İsrail’in bu çerçeveye karşı çıkmasının muhtemel olduğunu belirten diplomat, Tel Aviv yönetiminin söz konusu komitenin başarısını kolaylaştıracağı konusunda da ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdi.


Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat gazetesine verdiği demeçte, ‘Beşli Komite’deki büyükelçilerin 10 Mayıs'ta yapılması planlanan meclis seçimlerinin ertelenmesinden yana olduklarını belirterek “Onlara bunu reddettiğimi ve (Beşli Komite'den) diğer büyükelçilere de teknik olarak parlamento seçimlerinin ertelenmesini veya parlamentonun görev süresinin uzatılmasını desteklemediğimi bildirdim” dedi.

Berri, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Meclisin teknik nedenlerle ertelenmesi veya uzatılması konusunda beni kişisel olarak suçlamaya çalışanları engellemek için seçimlere ilk aday olan bendim. Bu yüzden hem ülke içinde hem de dışında ilgili kişilere, son dakikaya kadar bu konuyu takip edeceğime dair bir mesaj vermek istedim.”

 (Lübnan'ın doğusunda) Bekaa Vadisi’nin orta kesimlerindeki ve kuzeyindeki beldeleri hedef alan İsrail saldırılara değinen Berri, tüm bunları ‘Lübnan'ı Tel Aviv'in koşullarını kabul etmeye zorlamayı amaçlayan yeni bir savaş’ olarak nitelendirdi.


DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
TT

DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)

Suriye Savunma Bakanlığı dün, DEAŞ’ın açıklamasından birkaç saat sonra, Rakka'nın kuzey kırsalında kimliği belirsiz kişiler tarafından düzenlenen saldırıda bir askerin ve bir sivilin öldüğünü duyurdu.

DEAŞ tarafından yapılan açıklamada, Suriyeli yetkililere karşı ‘yeni bir saldırı aşaması’ başlatıldığı duyuruldu. Suriye'nin doğusunda düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlenen DEAŞ, terör eylemlerini artırdı.

DEAŞ, cumartesi günü geç saatlerde yayınlanan bir sesli mesajda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'ya saldırarak, onun kaderinin de devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed'in kaderine benzeyeceğini öne sürdü. Mesajda, dünyanın dört bir yanındaki DEAŞ destekçilerini önceki yıllarda yaptıkları gibi Yahudi ve Batılı hedeflere saldırı çağrısı yapıldı.