İşkence ve hakaret: Gazze’de İsrail ordusu tarafından alıkonan Filistinli çocukların ifadeleri…

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

İşkence ve hakaret: Gazze’de İsrail ordusu tarafından alıkonan Filistinli çocukların ifadeleri…

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Salim el-Rayyes

Refah: İsrail’in aralıksız dördüncü ayına girmek üzere olan Gazze savaşı sırasında, İsrail ordusunun kadınlar ve çocuklar dahil olmak üzere Filistinlilere karşı işlediği pek çok cinayet ve işkence vakası gün yüzüne çıkıyor. Özellikle Gazze şehrinden ve Gazze Şeridi’nin kuzeyinden 18 yaş altındaki çocukların evlerinden alınarak, hiçbir açık suçlama yöneltilmeden soruşturma ve işkence merkezlerine götürülmesi söz konusu.

Majalla, Zeytun mahallesi sakinlerinden olup, İsrail ordusu tarafından birkaç gün alıkonan bazı çocuklarla görüştü. Çocuklar, tutuklanma hadiselerini, hatta aileleri olmadan zorla Gazze Şeridi’nin güneyine gitmeye zorlandıklarını anlattı.

Gazze şehrinin güneydoğusundaki Zeytun mahallesinden 14 yaşındaki Ahmed Ebu Ras, ailesinin evinde oturuyorken, İsrail ordusu onların yerleşim bölgesine baskın yapmış ve evlerinin etrafındaki tarım arazilerini buldozerlerin önüne katıp götürmeye başlamış. Bunun üzerine annesi ve küçük kardeşleriyle beraber, gerekli bazı şeylerin olduğu küçük çantaları omuzlarına atıp, evin arkasından çıkmak zorunda kalmışlar, ancak askerler onları bekliyormuş.

O sırada İsrailli askerler, evlerini boşaltıyor, ahaliyi bir alanda topluyor, sonra da onları zorla arıyorlarmış. Ahmed şöyle diyor:

Ordu bizi durdurdu ve zorla aradı. Eşyalarımızı yere koyduk, çantaları açıp boşalttık; paraları bir kenara, telefonları bir kenara, geri kalan kıyafetlerimizi ve eşyalarımızı da başka bir kenara koyduk.

Daha sonra, o bölgedeki Gazzelilerin eşyalarının tasnif edilmesinin ardından kadınlar, orayı terk etmeye zorlanmış ve Gazze Şeridi’nin güneyini kuzeye bağlayan Selahaddin Caddesi yoluyla Gazze Şeridi’nin güneyine gitmeleri istenmiş. İsrail ordusu, Zeytun mahallesi sakinlerinin evlerine baskın düzenlediği yere iki kilometreden az bir mesafede bir denetleme noktası oluşturmuştu.

Kadınlar orayı terk etmeye zorlandı ve Gazze Şeridi’nin güneyini kuzeyine bağlayan Selahaddin Caddesi üzerinden Gazze Şeridi’nin güneyine gitmeleri istendi. İsrail ordusu, Zeytun mahallesi sakinlerinin evlerine baskın düzenlediği yere iki kilometreden az bir mesafede bir denetleme noktası oluşturmuştu

Kadınlar ve çocuklar bölgeyi terk ederken, ordu da erkekler ve gençleri, hatta bazı çocukları bölgeye yakın bir noktada bir tüccarın deposu olarak kullanılan mekânda alıkoymuş. Alıkonulan kişiler arasında Ahmed gibi çocuklar da varmış. Orada aralıksız 5 gün tutulmuşlar ve bu süre boyunca işkenceye maruz bırakılmış, ayaklarla ve ateşli silahların dipçikleriyle darp edilmişler. Ahmed şöyle diyor:

Bedenimizin her yerine farklı saatlerde ve aralıksız darbe aldık. Uykuyu bile tadamadık. Yemek yememizi engellediler ve bir serçeye yetmeyecek kadar su içmemize müsaade ettiler.

Hacetini gidermek için tuvalet izni istediğinde dahi onu sert bir şekilde darp edip, ağza alınmayacak sözler söylemişler.

Daha sonra Gazze Şeridi’nin dışına götürülmüş. Ebu Ras şöyle diyor:

5 gün dayak ve işkence sonrasında sabah saat 4’te bizi uyandırdılar, ellerimizi ve gözlerimizi bağladılar. Önümüzü göremiyorduk. Bize otobüse binmemizi söylediler ve Gazze sınırına yakın bir yerleşime benzeyen başka bir yere götürdüler.

Orada ilk defa bir parça ekmek yemelerine izin vermişler. Orada bir saat kalmış. Bu süre içinde dövülmüş ve hakarete maruz kalmış. Sonra 3 başka çocukla beraber onu alıp, İsrail’in Selahaddin Caddesi’ndeki kontrol noktası yakınında yer alan Zeytun mahallesine götürmüşler ve acınacak haldelerken onlardan Gazze Şeridi’nin güneyine gitmelerini istemişler.

Gazze’deki Hükümet Medya Ofisi’nin tahminine göre, Hamas’ın 7 Ekim saldırısı üzerine patlak veren İsrail savaşının başlangıcından Aralık 2023 sonuna kadar İsrail ordusu, Gazze’den ve Gazze Şeridi’nin kuzeyinden 2 bin 600’den fazla Filistinliyi tutukladı. Medya Ofisi, tutuklular arasında 40 sağlık personeli ile 8 gazetecinin bulunduğunu, tutuklu çocukların sayısının ise tespit edilemediğini açıkladı.

“Dayak yemekten yoruldum”

Tutuklama, sadece Ebu Ras adlı çocukla sınırlı değildi. Gazze’nin güneydoğusundaki Zeytun mahallesi sakinlerinden 15 yaşındaki Ahmed el-Arkan da bu çocuklardan bir diğeri. İsrail ordusu onun da ailesinin evine baskın düzenlemiş. Onu ve babasını diğerleriyle birlikte bir tüccarın pirinç deposuna götürmüş. Annesi ile ailesinin diğer üyeleri ise Gazze Şeridi’nin güneyine gitmeye zorlanmış. Ahmed şöyle diyor:

Bizi pirinç deposuna soktular ve üzerimize bol miktarda pirinç atmaya başladılar. Biz yerdeyken altımıza, üstümüze, içimize, her tarafımıza girdi. Yerde oturamaz oldum. Bu da işkencenin bir parçasıydı. Sonra ayaklarıyla karnımıza, sırtımıza ve bacaklarımıza vurmaya başladılar. Bir asker, eliyle karnıma vurdu.

Aralık 2023’ün ortasında, soğuk bir kış havasında, askerler tarafından farklı yaşlardaki diğer tutuklularla birlikte elbiselerini çıkarmaya zorlandıktan sonra yarı çıplak vücuduna su da sıkılan Ahmed el-Arkan’ın maruz kaldığı bu işkence, onun zayıf bedeninin kaldırabileceğinden fazlaydı. “Fiziksel ve psikolojik darbe ile işkenceden yorulmuştum. Dayak, hakaret, uykusuzluk ve rahatsızlık dışında benden ne istediklerini anlamıyordum.”

Gazze’deki Hükümet Medya Ofisi’nin tahminine göre Hamas’ın 7 Ekim saldırısı üzerine patlak veren İsrail savaşının başlangıcından Aralık 2023 sonuna kadar İsrail ordusu, Gazze’den ve Gazze Şeridi’nin kuzeyinden 2 bin 600’den fazla Filistinliyi tutukladı

Ahmed el-Arkan ile farklı yaşlardaki diğerlerinin tutuklanmasının üzerinden dört gün geçmiş ve bu süre içerisinde İsrailli askerler, onları Hamas hareketi ve harekete mensup kişiler hakkında bilgi sahibi olmakla suçlamaya çalışmış. Ancak bu çocuk, askerleri memnun edecek herhangi bir bilgiye sahip değilmiş. Bu yüzden dayağı ve hakareti sürdürmüşler. Ona yemek de vermeyip, her gün az miktarda su içirmişler. Ta ki onu İsrail’e götürüp, orada bir gece boyunca küçük çakıl taşlarından oluşan bir zemin üzerinde uyumaya zorlamışlar. “O zeminde mahvoldum. Ne oturabildim ne uyuyabildim. Ayakta durmama bile izin vermediler.”

sdcv
Fotoğraf: AFP

Daha sonra ordu, Ahmed’in bir parça ekmek yiyip, su içmesine izin vermiş. Ardından onu Gazze şehrinin güneydoğusundaki Kuveyt Kavşağı’na götürmüşler. Ahmed’in ifadesine göre, orada ordu, ona ve tutuklayıp işkenceye ve soruşturmaya maruz bıraktığı birkaç çocuğa şöyle demiş:

Güneye gidin, orası güvenli. Gazze, tehlikeli.

İçlerinden biri ambulansı aramış. Filistin Kızılayı’na ait ambulanslar gelmiş ve onları Gazze Şeridi’nin merkezinde yer alan Deyr el-Belah’taki Aksa Şehitleri Hastanesi’ne götürmüş. Zira tutukluluk esnasında sürekli maruz kaldıkları fiziksel işkence yüzünden o ve diğerleri ne yürüyebiliyor ne de hareket edebiliyormuş.

Tutuklama operasyonları, erkek çocukları, genç erkekleri ve yaşlıları kapsıyordu. Nitekim İsrail askerlerinin Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki farklı bölgelerden Gazzelileri tutukladıkları operasyonlara dair pek çok görüntü yayıldı. Bu görüntülerde Gazze’nin içinde veya dışındaki işkence ve tutukluluk merkezlerine götürülen Gazzelilerin iç çamaşırları hariç tüm kıyafetleri çıkarılmış görünüyordu. Bunlardan bir kısmı serbest bırakıldı, ancak birçoğunun İsrail hücreleri ve gözaltı merkezlerindeki akıbetleri bilinmiyor. Bunların yanı sıra bazı kadınlar ve genç kızlar da tutuklandı.

(15 yaşındaki çocuk): ‘Fiziksel ve psikolojik darbeden ve işkenceden yoruldum. Dayak, hakaret, uykusuzluk ve rahatsızlık dışında benden ne istediklerini anlamadım’

Onlara travma ve işkence yaşatan şey, sadece İsrail’in çocukları tutuklaması değil. Gözlerinin önünde evlerinin yıkılması ve ailenin kasıtlı olarak dağıtılması da onların yüreğinde iz bıraktı. Gazze’nin çocuk sakinlerinden 15 yaşındaki Musa Ahmed Ali de mağdurlardan biri. Ordu, onların da evini basmış ve onları bir ön uyarı yapmaksızın evi derhal boşaltmaya zorlamış. Ardından onları eve çok yakın bir yere götürmüş. Sonra ihtiyaç duydukları hiçbir eşyayı almalarına izin vermeden evi yıkıp geçmiş. Musa Ahmed Ali şöyle diyor:

Evimiz gözlerimizin önünde yıkıldı. Bizi yarısı kadın, yarısı da çocuk olmak üzere ikiye ayırdılar. Çocukların ve kadınların güneye gitmelerini istediklerini söylediler. Benim annem ve kardeşlerimle gitmeme izin vermeyip, ısrarla genç erkekler ve adamlarla alıkoydular.

Çocuğu diğerleriyle birlikte tutuklayıp, bilmediği bir yere götürmüşler. Dövüldüğünü, yeme-içmenin yasaklandığını, tuvaletten ve uykudan mahrum bırakıldığını, uyandırmak istediklerinde soğuk su sıktıklarını, kendisinin ve diğerlerinin en basit yaşam koşullarından yoksun bırakıldığını söylüyor ve askerin ruh haline göre, herhangi bir uyarı veya sebep olmaksızın dayak yediklerine dikkat çekiyor.

“Asker bana, ‘7 Ekim’de orada mıydın’ diye soruyordu, ben de ona İngilizce ‘Hayır’ cevabını veriyordum, bana vuruyordu. Ona her dilde cevap veriyordum, ama asker sadece şiddet, dayak ve küfür dilinden anlıyordu” ifadelerini kullanan Ahmed Ali, onlarla birlikte alıkonanların sayısının 25 ila 30 arasında değiştiğini, sadece onun ve daha önce ailelerinden koparılmış olan başka çocukların serbest bırakıldığını belirtti.

Gördüğü işkence sonucunda pek çok kırığı bulunan Ahmed Ali, Aksa Şehitleri Hastanesi’ne götürüldükten sonra annesiyle güçlükle iletişime geçmiş. Deyr el-Belah’taki bir okulda barınan annesi, oğlunu alıkoydukları süre boyunca yaşadığı kaygı ve uykusuzluktan sonra onun serbest bırakıldığına ve kendisiyle konuştuğuna inanamamış.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Sudani’nin Irak Başbakanı olarak yeniden atanma olasılığı artıyor

Irak parlamentosunun cumhurbaşkanı seçimi oturumundan (AFP)
Irak parlamentosunun cumhurbaşkanı seçimi oturumundan (AFP)
TT

Sudani’nin Irak Başbakanı olarak yeniden atanma olasılığı artıyor

Irak parlamentosunun cumhurbaşkanı seçimi oturumundan (AFP)
Irak parlamentosunun cumhurbaşkanı seçimi oturumundan (AFP)

Şii bloğunu (Sadr Hareketi hariç) temsil eden Koordinasyon Çerçevesi, başbakanlık makamı için adayını belirlemek üzere yalnızca iki haftalık bir süreye sahip. Ancak Irak Cumhurbaşkanlığı görevine Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) adayı Nizar Amidi’nin seçilmesinin ardından, bu yapı içindeki görüş ayrılıkları devam ediyor. Söz konusu ayrılıkların, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin başbakan adaylığını reddeden paylaşımının ardından başladığı belirtiliyor.

Şii siyasi güçler, ABD vetosuna rağmen Maliki’nin adaylığını sürdürme yönünde ilerleyememiş olsa da, Maliki yarıştan çekilmedi ve ABD Başkanı’nın tutumuyla ilgilenmediğini ifade ederek, kararın Koordinasyon Çerçevesi’ne ait olduğunu savundu. Bu durum, Koordinasyon Çerçevesi’nin adaylığı geri çekip çekmeyeceği konusunda süreci belirsiz bırakırken, siyasi gözlemciler yeni hükümetin başına Muhammed Şiya es-Sudani’nin getirilme ihtimalinin giderek güçlendiğine dikkat çekiyor.

sdfv
Irak parlamentosu binası (AFP)

Öte yandan, geçen yılın sonlarında yapılan parlamento seçimlerinden bu yana dört ayı aşkın bir süre geçtikten sonra yeni cumhurbaşkanı seçimi ve başbakan ataması için anayasal sürelerin aşılmasıyla birlikte, Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan anayasal sürelerin ihlal edilmesi konusunda uyarıda bulundu. Zeydan, geçen hafta yaptığı açıklamada, bu sürelerin aşılmasına yönelik yaptırım mekanizmasının bulunmamasının ‘söz konusu durumun sürdürülmesi gerektiği anlamına gelmediğini’ belirterek, bunun ülkeyi anayasal ihlal sürecine sokacağını ve mevcut bölgesel gelişmeler, özellikle İran ile ABD-İsrail arasındaki gerilimler ışığında bunun uluslararası koşullarla uyumlu olmadığını ifade etti.

Konsensüsün bozulması

Görünüşe göre Irak Cumhurbaşkanlığı makamına ilişkin nihai karar, siyasi gözlemcilerin de belirttiği gibi, Şii-Kürt ilişkilerinin gelecekteki doğasını doğrudan etkileyecek. Bu ilişkiler, cumhurbaşkanlığı için Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile KYB arasında uzlaşmazlık yaşanmadan önce ‘tarihi ve stratejik’ olarak sınıflandırılıyordu. Ancak son süreçte Kürtlerin ve Şiilerin yarısının KYB’nin adayını desteklemesi, 2003 yılında eski Irak rejiminin devrilmesinin ardından siyasi süreci şekillendiren ‘uzlaşı’ ilkesinden bir uzaklaşma olarak değerlendiriliyor.

dvgfrb
Irak’ın yeni Cumhurbaşkanı Nizar Amidi (INA)

Bu çerçevede Irak Meclis Başkanı Heybet el-Halbusi, yeni cumhurbaşkanının yemin ederek görevine başlamasının ardından, en büyük parlamento bloğuna başbakan adayını en geç 15 gün içinde belirleme çağrısında bulundu. Halbusi, anayasaya göre cumhurbaşkanı ve en büyük bloğun bu süreci belirlenen süre içinde tamamlamakla yükümlü olduğunu vurguladı.

Herkesin bedelini ödediği bir yorum

‘En büyük parlamenter blok’ kavramı bağlamında Iraklı siyasi güçler, Federal Yüksek Mahkeme’nin eski başkanı Mitat el-Mahmud tarafından 2010 yılında verilen önceki bir yoruma dayanıyor. Söz konusu yoruma göre ‘en büyük parlamenter blok’, ya seçimleri kazanan liste ya da seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından parlamentoda şekillenen blok olarak tanımlanıyor. Bu yorumun temel nedeni ve bugün hâlâ etkisi hissedilen sonuçları, İyad Allavi liderliğindeki Irakiye Listesi’nin 91 sandalye kazanmasına rağmen hükümeti kurmasının engellenmesi oldu. Buna karşılık Nuri el-Maliki’nin liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu 89 sandalye ile ikinci sırada yer almıştı. Bu süreçte, o dönemde Allavi’nin listesinin ana gövdesini oluşturan Sünni Arapların, yürütme erkinin başı olan başbakanlık makamından dışlanması da önemli bir etken olarak gösteriliyor.

fdvfd
Koordinasyon Çerçevesi toplantılarından (INA)

Halbusi’nin Şii siyasi bloklara yaptığı çağrı çerçevesinde ‘en büyük parlamento bloğu’ ifadesine yaptığı vurgu, doğrudan Koordinasyon Çerçevesi yerine, Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin liderliğini yaptığı ve seçimlerde birinci çıkan İmar ve Kalkınma Bloğu’ndan bir adayın görevlendirilmesine işaret ettiği şeklinde yorumlanıyor.

Halbusi açıklamasında, ülkenin ciddi bir ekonomik krizden geçtiğini ve anayasa gereği geçici hükümetin herhangi bir mali, ekonomik ya da reform niteliğinde adım atamayacağını belirtti. Bu nedenle hükümetin bir an önce kurulmasının zorunlu olduğunu, zira halkın geçiminin doğrudan buna bağlı olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı’nın yemin ederek görevine başlamasının ardından yaptığı değerlendirmede Halbusi, ‘en büyük parlamento bloğunun’ milletvekillerinin imzalarıyla resmi başvuruda bulunduğunu ve bunun Koordinasyon Çerçevesi olduğunu ifade etti. Anayasanın 76. maddesine göre, en büyük bloğun 15 gün içinde başbakan adayını sunmakla yükümlü olduğunu hatırlattı. Halbusi ayrıca siyasi blok liderlerini ve Koordinasyon Çerçevesi’ni, kabine kurulma sürecini başlatmak üzere Cumhurbaşkanı’na resmî görevlendirme başvurusunu iletmeye çağırdı. Ülkenin ekonomik ve güvenlik sorunları nedeniyle, günlük işleri yürüten bir geçici hükümet varken yeni bir hükümetin kurulmasının acil bir ihtiyaç olduğunu da vurguladı.

vfdvbf
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani (DPA)

Bağdat’taki siyasi gözlemcilere göre Şii siyasi blok içinde seçenekler giderek daralıyor ve görüş ayrılıkları derinleşiyor. Özellikle Maliki ve liderliğini yaptığı grubun cumhurbaşkanlığı seçim sürecine katılmayı reddetmesi ve Kürt cumhurbaşkanının seçilmesinde Koordinasyon Çerçevesi içindeki güçlerin yarısından fazlasının oluşturduğu uzlaşmadan ayrılması, Maliki’nin başbakanlığa dönüş ihtimalinin tamamen zayıfladığı şeklinde değerlendiriliyor. Bu nedenle başbakanlık için öne çıkan isimler arasında mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin yanı sıra, Hesap Verebilirlik ve Adalet Konseyi Başkanı Basim el-Bedri ile İstihbarat Servisi Başkanı Hamid eş-Şatri’nin bulunduğu belirtiliyor.


Gazze’ye yönelik İsrail ablukasını kırmayı hedefleyen yeni bir yardım filosu yola çıkıyor

Küresel Direniş Filosu Yönlendirme Komitesi üyeleri ile Open Arms (Açık Kollar) örgütü temsilcileri, insani yardım filosunun Barselona’dan Gazze’ye hareketine hazırlanılırken düzenlenen basın toplantısına katıldı (Reuters)
Küresel Direniş Filosu Yönlendirme Komitesi üyeleri ile Open Arms (Açık Kollar) örgütü temsilcileri, insani yardım filosunun Barselona’dan Gazze’ye hareketine hazırlanılırken düzenlenen basın toplantısına katıldı (Reuters)
TT

Gazze’ye yönelik İsrail ablukasını kırmayı hedefleyen yeni bir yardım filosu yola çıkıyor

Küresel Direniş Filosu Yönlendirme Komitesi üyeleri ile Open Arms (Açık Kollar) örgütü temsilcileri, insani yardım filosunun Barselona’dan Gazze’ye hareketine hazırlanılırken düzenlenen basın toplantısına katıldı (Reuters)
Küresel Direniş Filosu Yönlendirme Komitesi üyeleri ile Open Arms (Açık Kollar) örgütü temsilcileri, insani yardım filosunun Barselona’dan Gazze’ye hareketine hazırlanılırken düzenlenen basın toplantısına katıldı (Reuters)

Filistinlilere insani yardım ulaştırmayı amaçlayan ikinci bir filonun, bugün (Pazar) İspanya’nın Barselona Limanı’ndan hareket etmesi planlanıyor. Girişim, İsrail’in Gazze Şeridi üzerindeki ablukasını kırmayı hedefliyor.

Akdeniz’e kıyısı bulunan limandan, tıbbi malzemeler ve diğer insani yardımlarla yüklü yaklaşık 30 teknenin “Küresel Direniş Filosu” kapsamında yola çıkması bekleniyor. Filoya, Gazze’ye uzanan güzergâh boyunca daha fazla teknenin katılması öngörülüyor.

dervf
Gazze’ye doğru yola çıkmaya hazırlanan insani yardım filosuna ait bir teknede, Yeni Zelanda hükümetine İsrail’e yaptırım uygulama çağrısı yapan bir pankart asılı görülüyor. Girişim, İspanya’nın Barselona kentinde gerçekleşti (Reuters)

İsrail ordusu, aynı organizasyon tarafından geçen yıl Ekim ayında Gazze’ye ulaşmaya çalışan yaklaşık 40 tekneyi durdurmuş, İsveçli aktivist Greta Thunberg ile birlikte 450’den fazla katılımcıyı gözaltına almıştı.

“İnsani koridor açılması”

Gazze’nin tüm giriş-çıkış noktalarını kontrol eden İsrail, bölgeye yönelik yardım akışını engellediği yönündeki iddiaları reddediyor. Ancak Filistinliler ve uluslararası yardım kuruluşları, Ekim ayından bu yana yürürlükte olan ve yardımın artırılmasını da içeren ateşkes anlaşmasına rağmen, bölgeye ulaşan yardımların hâlâ yetersiz olduğunu belirtiyor.

Game of Thrones dizisindeki rolüyle tanınan İrlandalı oyuncu Liam Cunningham, filoya destek veren isimler arasında yer alıyor. Reuters’a değerlendirmede bulunan Cunningham, teknelerde taşınan yardımların, devletlerin uluslararası hukuk kapsamında yerine getirmesi gereken yükümlülüklerin gönüllüler tarafından üstlenildiğini gösterdiğini belirterek, bunu “bir başarısızlık göstergesi” olarak nitelendirdi.

vfvf
Gazze’ye insani yardım ulaştırmayı amaçlayan filo, İspanya’nın Barselona Limanı’ndan hareket etmeye hazırlanıyor (Reuters)

Dünya Sağlık Örgütü ise, devletlerin silahlı çatışmalar sırasında dahi uluslararası insancıl hukuk kapsamında insanların sağlık hizmetlerine güvenli erişimini sağlamakla yükümlü olduğunu vurguluyor.

Filonun organizasyon komitesinde yer alan Filistinli aktivist Saif Ebu Keşk, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Bu görev, yardım kuruluşlarının bölgeye ulaşabilmesi için bir insani koridor açmayı amaçlıyor” ifadelerini kullandı.

Geçen yılki filoya katılan İsviçreli ve İspanyol aktivistler, İsrail güçleri tarafından gözaltında tutuldukları süre boyunca insanlık dışı koşullara maruz kaldıklarını öne sürerken, İsrail Dışişleri Bakanlığı sözcüsü bu iddiaları reddetti.


İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırısında aynı aileden altı kişi hayatını kaybetti

 İsrail’e ait bir Apache helikopteri Lübnan üzerinde uçarken işaret fişekleri ateşliyor. (Reuters)
İsrail’e ait bir Apache helikopteri Lübnan üzerinde uçarken işaret fişekleri ateşliyor. (Reuters)
TT

İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırısında aynı aileden altı kişi hayatını kaybetti

 İsrail’e ait bir Apache helikopteri Lübnan üzerinde uçarken işaret fişekleri ateşliyor. (Reuters)
İsrail’e ait bir Apache helikopteri Lübnan üzerinde uçarken işaret fişekleri ateşliyor. (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın yerel medyadan aktardığına göre, İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırısında aynı aileden altı kişi hayatını kaybetti.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), güneydeki Sur ilçesine bağlı Marub köyüne düzenlenen saldırıda ‘altı kişinin şehit olduğunu’ duyurdu. Saldırının, yedi kişiden fazla nüfusa sahip bir ailenin yaşadığı bir evi hedef aldığı belirtildi.

NNA ayrıca, İsrail güçlerinin Bint Cubeyl’de kalan mahallelere sızma ve kontrol sağlama girişimlerini sürdürdüğünü, bölgede şiddetli çatışmaların yaşandığını ve İsrail tarafının ağır kayıplar verdiğini aktardı.

Açıklamada, İsrail topçusunun kentin çevresini, giriş noktalarını ve yakın köylerin kenar bölgelerini yoğun şekilde bombaladığı da ifade edildi.

İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürdüğü, bu operasyonlarda Hizbullah unsurlarının hedef alındığını açıkladığı ve söz konusu faaliyetlerin İran ile ABD arasındaki ateşkesin bir parçası olmadığı yönündeki tutumunu koruduğu belirtildi.

İran ise Lübnan’daki askeri operasyonların durdurulması gerektiğini savunuyor.

İsrail ordusu, dün geceden bugün sabah saatlerine kadar Hizbullah’a ait roket fırlatma rampalarını vurduğunu açıkladı. Bugün Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar görülürken, İsrail’in sınıra yakın yerleşimlerinde ise Lübnan’dan gelen roket tehdidi nedeniyle hava saldırısı sirenleri çaldı.