İsrail'in iftihar çabası: Aruri suikastı, Gazze savaşındaki "en büyük başarı"

Şin Bet, yurtdışındaki Hamas liderlerinin isimlerinden oluşan bir listeyi özel bir suikast birimine teslim ediyor

Hizbullah'ın sivil savunma üyesi, Beyrut'un güney banliyösünde Aruri'ye düzenlenen suikastın ardından yanmış bir arabayı inceliyor / Fotoğraf: AP
Hizbullah'ın sivil savunma üyesi, Beyrut'un güney banliyösünde Aruri'ye düzenlenen suikastın ardından yanmış bir arabayı inceliyor / Fotoğraf: AP
TT

İsrail'in iftihar çabası: Aruri suikastı, Gazze savaşındaki "en büyük başarı"

Hizbullah'ın sivil savunma üyesi, Beyrut'un güney banliyösünde Aruri'ye düzenlenen suikastın ardından yanmış bir arabayı inceliyor / Fotoğraf: AP
Hizbullah'ın sivil savunma üyesi, Beyrut'un güney banliyösünde Aruri'ye düzenlenen suikastın ardından yanmış bir arabayı inceliyor / Fotoğraf: AP

Hamas Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Salih el-Aruri'ye düzenlenen suikast, İsrail İç İstihbarat Teşkilâtı (Şin Bet) Başkanı Ronen Bar, Hamas hareketinin liderlerini Gazze ve Batı Şeria dışında takip etmek ve hedef almak amacıyla hazırladığı planın ilk adımı olarak değerlendiriliyor.

İsrail Hamas liderlerinin hepsini Hamas'ın 7 Ekim'de İsrail'in güneyindeki kasabalara ve Gazze çevresine gerçekleştirdiği saldırıyı planlamak ve bu saldırıya yardım etmekle suçluyor.

Aksa Tufanı'nın başlamasından iki hafta sonra, Şin Bet'in Başkanı Ronen Bar tarafından kurulan özel birimi Hamas hareketinin liderlerini Gazze ve Batı Şeria dışında takip etmek ve hedef almak üzere görevlendirdi ve bu bağlamda bir liste hazırlandı.

Lübnan, Katar, Türkiye ve Batı Şeria ile Gazze dışındaki çeşitli bölgelerde bulunan Hamas liderleri listeye dahil edildi.

İsrail'in 7 Ekim saldırısının ana mimarı ve planlayıcısı ve Hamas-Hizbullah ile Hamas-İran arasındaki koordinasyon ekseni olarak gördüğü Salih el-Aruri bu listede ilk sırada yer alıyor.

Aruri'ye suikast planı, Şin Bet'in özel biriminin kurulmasından sonra, askeri istihbarat birimleri, güvenlik güçleri, Mossad ve Şin Bet'in çeşitli ülkelerde ve bölgelerde faaliyet gösteren ajanlarını yeniden etkinleştirmek için yoğun çaba sarf ettiği bir dönemde ortaya çıktı.

Bu çaba, Gazze ve Batı Şeria'dan başlayarak Lübnan'a kadar uzanan, dünya genelindeki çeşitli ülkeleri içeriyordu.

Bu, aralarında Şin Bet Başkanı Bar, Başbakan Benjamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Galant'ın da bulunduğu birden fazla İsrailli güvenlik ve siyasi yetkilinin değindiği bir husus.

Bu isimler, İsrail'in 7 Ekim saldırısından sorumlu herhangi bir yetkiliyi hesap vermeden bırakmayacağını ve ‘bedel ödeteceğini’ söyleyerek tehdit ettiler.

DAHA FAZLA OKU

10 yıldır tehdit ve takip ediliyordu: Salih el-Aruri kimdir?

Salih el-Aruri ve cinayet teknolojisi

İsrail Aruri suikastını kutluyor

Resmi İsrail hükümeti, yurtdışında gerçekleşen bu tür operasyonlardan sonra sorumluluğu hemen üstlenmeye yanaşmaz.

Her ne kadar Hamas liderlerini hedef alma tehditleri Aksa Tufan’ı savaşı başladığından bu yana hiç durmasa da İsrail bu kez de Aruri suikastinde aynı tutumu benimseyip sorumluluğu üstlenmekte acele etmedi.

Ancak Gazze savaşından 3 ay geçmesine rağmen İsrail belirgin bir zafer elde etmeden, bazıları bu operasyonu Tel Aviv'in gerçekleştirdiğini duyurmakta acele ettiler.

Bu kişilerin ilki, Likud Partisi mensubu Knesset üyesi Dani Danon'du. Danon, operasyonun gerçekleşmesinden yarım saat kadar sonra sosyal medya üzerinden bir paylaşım yaparak güvenlik ve istihbarat birimlerine ve bu operasyonun gerçekleştirilmesine yardımcı olan herkese teşekkürlerini sundu.

Ayrıca, İsrail’in, Hamas'ın güney kasabalara ve Gazze'nin sınırına yönelik saldırısına katılan ve katkıda bulunan her sorumluya ulaşacağını ve bu kişilerin sonlarının ölüm olacağını belirtti.

Dani Danon'un açıklamaları, Likud Partisi lideri Netanyahu'nun parti üyelerinden ve milletvekillerinden Aruri suikastıyla ilgili herhangi bir açıklama yapmamalarını talep ettiği bir dönemde geldi.

Ayrıca hükümet de bakanlarından bu konuda konuşmaktan kaçınmalarını istedi.

Resmi olarak İsrail'in bu suikastı gerçekleştirdiğini ilk kez açık bir şekilde kabul eden Mossad Başkanı David Barnea oldu.

Barnea, "İsrail, Ekim olaylarını gerçekleştirenleri takip etmekten çekinmeyecek ve uzun bir süre alsa da Gazze ve Batı Şeria'daki Hamas liderlerine ve dışarıdakilere ulaşacaktır" dedi.

David Barnea, eski Mossad Başkanı Meir Dagan'ın cenaze töreninde yaptığı konuşmada, "İsrail, bu eylemleri gerçekleştirenleri her yerde takip etmekten kaçınmayacak. Bugün savaşın zirvesindeyiz ve Mossad, 50 yıl önceki gibi, 7 Ekim'de Gazze'ye saldıran katillerle ve saldırının planlayıcılarıyla, onları gönderenlerle hesaplaşma planları yapıyor. Bu planı uygulamak zaman alabilir, ancak şüphesiz ellerimiz, bulundukları her yerde onlara ulaşacaktır. Her Arap annesi bilmeli ki, eğer oğlu 7 Ekim katliamına doğrudan veya dolaylı olarak katıldıysa, onun kanı mübahtır" ifadelerini kullandı.

İsrail, Hamas liderlerini yurtdışında takip etmek için geliştirdiği operasyonların detaylarını açıklamayacak; en azından bu dönemde.

Ancak güvenlik ve siyasi kaynaklar, bu operasyonların merkezi noktalarını belirten bilgileri sızdırmada istekli.

Bu durum, İsrail'in suikast operasyonunun başarısı ile iftihar etme çabasının bir parçası olarak ortaya çıkıyor.

Operasyon gerçekleştirildiğinde iki insansız hava aracı kullanıldığı ve ilk başta bir tanesinin Güney Banliyösü'ndeki bir binayı hedef aldığı diğerinin ise bir arabayı hedef aldığı ileri sürüldü.

Ancak daha sonra operasyonun "intihar dronu" olarak nitelendirilen bir insansız hava aracı ile gerçekleştirildiği anlaşıldı.

İsrailliler, bu dronun hedefe hassas bir koordinasyonla yönlendirilen ve hava kuvvetleri ile özel istihbarat birimi arasında veri paylaşımı yapan bir tür olduğunu ifade ettiler.

Aruri suikast planının önemli unsurlarından biri, yalnız ona yönelik olmaması, aksine başka önemli kişileri de hedef alarak yapılmasıydı.

Yanındaki kişilerin "Hizbullah" veya İran'dan olmaması kaydıyla operasyonun gerçekleştirilmesi planlanmıştı.

Eski askeri istihbarat başkanı Amos Yadlin, Aruri suikastınn temelde hava kuvvetleri ve istihbarat arasındaki koordinasyona dayanan yüksek düzeyli bir operasyon olduğunu ifade etti.

Yadlin, eşi benzeri görülmemiş derecede hassas istihbarat bilgilerinin toplandığını belirtti.

Amos Yadlin'e göre, Aruri ve yırt dışındaki diğer Hamas liderleri hedef olduklarının farkındalar.

Yadlin, şunları söyledi:

Başbakan, Savunma Bakanı ve Şin Bet başkanı, beyanlarıyla Hamas liderlerinin hedef olduğunu ve İsrail'in onlara nerede olursa olsun ulaşacağını önceden bildirdi. Ayrıca, Hamas arananlar listesi mevcut. Bu listedeki isimlerin hepsi bedel ödeyecek.

Amos Yadlin, "Aruri arananlar arasında olduğunu biliyordu. Sürekli olarak ev değiştirip farklı yerlere saklanıyordu. İsrail, onun tam olarak nerede olduğunu tespit eden bir istihbarata sahipti ve açıkça anlaşılıyor ki İsrail'in planı, Hizbullah'tan hiç kimsenin bulunmadığı bir zamanda ve yerde gerçekleşti. Ayrıca, İstihbarat son derece kesindi. Çok kesindi, çünkü hedef Hamas'tı ve istihbaratın yaptığı da buydu. Operasyon, hava kuvvetleri tarafından gerçekleştirildi. Dünyadaki hiçbir hava kuvvetinin gerçekleştiremeyeceği operasyonu gerçekleştirdi" dedi.

Kendisiyle iftihar etmesine rağmen Gazze'deki savaş hedeflerini henüz gerçekleştiremeyen Tel Aviv'in Lübnan'a karşı güvenlik açısından bir tırmanış tehlikesiyle karşı karşıya olduğu endişesi artıyor. Suikast operasyonundan sonra, askeri liderlik Kuzey cephesinde çabalarını artırdı ve bölgeye takviye kuvvetler gönderdi, ordusunun hazırlık seviyesini yükseltti.

Aruri suikastına karşı güçlü bir yanıt ihtimaline ilişkin hem Lübnan'a saldırı hem de geniş çaplı bir saldırıya karşı savunma açısından ordusunun hazırlık durumunu artırdı.

İsrail Kuzey'deki tüm kasabalarda ve Hayfa'da sığınaklarını açma kararı aldı. İsrail’in bu ani kararı Hayfa Körfezi bölgesindeki kimyasal maddelerin bulunduğu alanda roketlerin düşmesi nedeniyle bir tehlike uyarısı yapıldıktan sonra geldi.

Aruri suikastının ardından, Gazze'deki esirlerin kaderi üzerine endişeler artıyor.

Çünkü operasyon, kadınlar, hastalar, yaralılar ve yaşlılar dahil en az kırk mahkumun serbest bırakılmasını sağlayacak bir anlaşmaya varma yolunda ilerleyen müzakerelerin yapıldığı bir dönemde gerçekleşti.

Suikastın ardından, esir aileleri, serbest bırakılmamalarının hayatlarını tehlikeye atabileceğini düşünerek endişeye kapıldılar.

Ayrıca birçok güvenlik ve siyasi yetkili İsrail yetkililerinin aksine bu adımın anlaşmayı engelleyeceğini ifade etti.

İsrail yetkililer Gazze'deki baskıyı artırmanın ve Hamas’ın Gazze’deki lideri Yahya Sinvar'ın tutumunu yumuşatmanın esir takası anlaşmasına doğru ilerlemeye katkı sağlayacağını ifade etmişlerdir.

Askeri uzman Nahum Barnai, İsrailli yetkililerin ve medyanın iddia ettiği gibi Aruri suikastının esir değişim anlaşmasına yönelik olasılıkları artıracağına dair düşünceyi reddetti.

Barnai, "Herhangi bir yetkilinin, suikastın Sinvar'ın başka bir anlaşma konusundaki tutumunu değiştireceğine dair inancı olduğunu düşünmüyorum. Bu, kendi kendimize anlattığımız hikayelerdir. Daha olası olan, suikastın müzakerelerin devamını geciktireceği ve belki de engelleyeceğidir. Gazze'deki esirlerin hayatı açısından herhangi bir gecikme büyük bir öneme sahip. Herhangi bir infaz karşı bir infazı tetikleyebilir. Hamas, Batı Şeria ve Kudüs'te silahlı saldırılarla intikam almayı deneyebilir. Hizbullah da er ya da geç yanıt verecektir. Hamas'ın tepkisi Hizbullah'ın tepkisinden daha sınırlı olacaktır. Tek kesin şey, Aruri ve yardımcılarının ölümünün kısa vadeli olarak Beyrut'taki Hamas şubesine zarar verdiği, ancak gerçeği değiştirmeyeceğidir" şeklinde konuştu.

Independent Arabia - Independent Türkçe



El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
TT

El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.

Irak’ta Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Ebu Hüseyin el-Hamidavi’nin akıbetine ilişkin çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Bazı kaynaklar, dün sabaha karşı Bağdat’ın Kerade semtinde örgüte ait bir evi hedef alan saldırıda Hamidavi’nin öldürüldüğünü ileri sürerken, bazıları ise saldırıdan kurtulduğunu belirtti. Olayın ardından sosyal medyada paylaşılan bir videoda, Hamidavi olduğu düşünülen bir kişinin başından yaralandığı görüldü. Peki yıllardır ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak anılan bu isim kim?

Eski Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis tarafından kurulan Ketaib Hizbullah, Irak’ta önemli bir nüfuza sahip. 2021 yılında Bağdat Havalimanı yakınlarında düzenlenen ABD saldırısında öldürülen el-Mühendis’in kurduğu örgüt, hem Haşdi Şabi içindeki ana silahlı yapılardan birini oluşturması hem de Irak’taki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırılardaki rolüyle dikkat çekiyor. Buna karşın örgütün önde gelen isimleri, medyada görünmemeleri ve üst düzey kadrolar için uygulanan sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle uzun süredir büyük bir gizlilik ve belirsizlik perdesiyle çevrili bulunuyor.

İran’ın gizemli adamı

Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi’nin adı, son yıllarda Irak’ta meydana gelen birçok olayla ilişkilendiriliyor. ‘Ebu Hüseyin’ lakabıyla bilinen bu isim hakkında dolaşan bilgilerin çoğu ise kişiliğine dair kesin bir tablo ortaya koymuyor. Babası Muhsin el-Hamidavi’ye ait olduğu belirtilen fotoğraflar zaman zaman dolaşıma girse de, Ebu Hüseyin’in görüntüsü yıllardır medyada yer almıyor.

frgbth
Bağdat’ta, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Hamidavi hakkında paylaşılan bilgilere göre 1971 yılında Bağdat’ta doğdu. Ailesinin Irak’ın güneyindeki Meysan vilayetinden geldiği, 1950’li ya da 1960’lı yıllarda başkent Bağdat’a göç etmiş olabileceği belirtiliyor.

Bazı rapor ve analizler ise Hamidavi’nin örgüt içinde etkili bir aileye mensup olduğunu öne sürüyor. Buna göre oğlu Zeyd el-Hamidavi’nin, örgütün X platformu üzerinden yayımlanan açıklamalarını paylaşan ve ‘Ebu Ali el-Askeri’ adıyla bilinen hesabı yöneten kişi olduğu düşünülüyor. Kardeşlerinin de silahlı grupta üst düzey görevlerde bulunduğu ifade ediliyor.

Haşdi Şabi’ye yakın kaynaklar, Hamidavi’nin son derece güçlü bir güvenlik hassasiyetine sahip olduğunu belirtiyor. Bu kaynaklara göre Hamidavi cep telefonu veya elektronik cihazları doğrudan kullanmıyor; yalnızca güvendiği yardımcıları aracılığıyla iletişim kuruyor. Hareketlerini ise genellikle çok dar bir çevre dışında kimse bilmiyor.

gtrhbtg
4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde düzenlenen bir hava saldırısında öldürülen Ketaib Hizbullah üyesi için Bağdat’ta düzenlenen cenaze töreninden (AFP)

Hamidavi hakkındaki gizemli tabloya rağmen, birçok çevrede ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak nitelendiriliyor. Yıllardır yürüttüğü askeri faaliyetler de onu ABD’nin hedef listesine sokmuş durumda. ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamidavi’yi Şubat 2020’de ‘özel olarak belirlenmiş küresel terörist’ (SDGT) olarak listeye aldı. Bu kararın, Washington tarafından 2009’dan bu yana terör örgütü olarak sınıflandırılan Ketaib Hizbullah’ın liderliğindeki rolü nedeniyle alındığı belirtiliyor.

Ketaib Hizbullah’ın sicili

Ketaib Hizbullah ve lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi, 2019 yılında Irak’ta düzenlenen protesto hareketlerine katılan bazı gruplar tarafından, bazı aktivistlere yönelik cinayet ve suikastlara karışmakla suçlanıyor.

Örgütün, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ile Amerikan güçlerinin bulunduğu bölgeler ve askeri kamplara yönelik çok sayıda saldırının arkasında olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Bazı Şii çevreler ise Ketaib Hizbullah’ı İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) talimatlarına bağlı hareket eden en güçlü Iraklı silahlı gruplardan biri olarak nitelendiriyor.

ABD Hazine Bakanlığı Kasım 2023’te Iraklı silahlı grupların bazı liderlerini hedef alan ek yaptırımlar uyguladı ve örgütün bir numaralı sorumlusu olarak görülen Hamidavi’ye yönelik kısıtlamaların sürdüğünü duyurdu.

Benzer bir adım Ocak 2024’te de atıldı. Bu kapsamda örgüt mensupları arasında yer alan kişiler yaptırım listesine alındı. Listede Hamidavi’nin kardeşi Ukad el-Hamidavi de yer aldı. Söz konusu kişilerin, örgüte lojistik destek sağlamak ve operasyonel faaliyetlerin yürütülmesini kolaylaştırmakla suçlandığı belirtildi.


Füze ve İHA Savaşları Gecesi, Irak'ta gerginliğin tırmanacağına işaret etti

Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
TT

Füze ve İHA Savaşları Gecesi, Irak'ta gerginliğin tırmanacağına işaret etti

Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)

Dün şafak vakti Bağdat'ta yaşanan “Füze ve İHA Savaşları Gecesi”, Irak'ın başkentini sarsan bir dizi saldırı ve karşılıklı hava saldırısının ardından, ABD ile İran yanlısı silahlı gruplar arasındaki çatışmada yeni bir tırmanışa işaret ediyor. Polis kaynaklarına göre gerginlik, Karrada Mahallesi’nde Hizbullah milislerinin alternatif karargahı olarak kullanılan bir evin hedef alınmasıyla başladı. Saldırı sonucunda ev yıkıldı, üç milis öldü, bir kişi de yaralandı.

Yaklaşık iki saat sonra, Bağdat'ın doğusundaki el-Belediyyat bölgesinde silahlı kişileri taşıyan bir araç hedef alındı. Saldırı sonucunda araçtaki üç kişi hayatını kaybetti. Bu olayın üstünden henüz bir saat geçmeden, Yeşil Bölge içindeki ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği roket ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırıya uğradı. Saldırılardan birinde kompleks içindeki bir iletişim sistemi hedef alındı.

Bir güvenlik kaynağı, kompleks içindeki ABD hava savunma sistemi ‘C-RAM’ın, hedefini isabetli bir şekilde vuran İHA’yı durduramadığını belirtti; güvenlik yetkilileri bu gelişmeyi dikkat çekici buldu. Basında yer alan haberlere göre saldırının ardından diplomatik kompleksin içinde yangın çıktı, ayrıca füzelerden biri elçilik içindeki helikopter pistini vurarak maddi hasara yol açtı. Yeşil Bölge çevresinde yaşayanlar, büyükelçiliğin son yıllarda maruz kaldığı bu en şiddetli saldırıda, birkaç güçlü patlamanın sesinin yakındaki konut binalarını sarstığını söyledi. Gözlemciler, saldırıların art arda gelmesinin Irak'ta güvenlik durumunun daha da tehlikeli bir aşamaya girdiğinin işareti olduğunu düşünüyor.


Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
TT

Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)

Lübnan ve İsrail dün ateşkes sağlamak amacıyla ilk tur doğrudan müzakerelerini gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaştı, ancak düzenlemeler henüz kesinleşmedi. Lübnan bakanlık kaynakları Şarku’l Avsat'a, bir toplantı yapılması konusunda anlaşmaya varıldığını ancak tarih ve yerin henüz belirlenmediğini, Kıbrıs ve Fransa'nın görüşmelere ev sahipliği yapmayı teklif ettiğini söyledi. Kaynaklar ayrıca, Lübnan müzakere heyetinde Şii temsilci bulunmadığı göz önüne alındığında, Meclis Başkanı Nrbih Berri'nin toplantıya Şii bir temsilci göndermeyi kabul edip etmeyeceğinin de belirsiz olduğunu ifade etti.

Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, müzakereler ve Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın girişimiyle ilgili olumlu bir yanıtın iki temel koşulun yerine getirilmesine bağlı olduğunu belirtti: "Birincisi, ateşkes, ikincisi yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşü" diyerek daha fazla ayrıntıya girmenin "erken" olduğunu belirterek kaçındı.

Bu arada, BM Genel Sekreteri António Guterres dün Beyrut'ta yaptığı açıklamada, Hizbullah ile İsrail arasındaki Lübnan savaşını sona erdirmek için "diplomatik kanalların" mevcut olduğunu söylerken, aynı zamanda uluslararası toplumu Lübnan devletini destekleme çabalarını ikiye katlamaya çağırdı.