Blinken'ın ziyaretleri Gazze'de Mısır-Katar arabuluculuğuna çözüm mü, yoksa İsrail'e destek mi?

Gündemde Tel Aviv'in ‘ertesi gün’ planı önerisi ve ‘Filistinlilerin yerinden edilmesi’ konusundaki görüşmeler var.

Yerinden edilmiş aileler, Han Yunus'taki Nasır Hastanesi yakınlarındaki kampa sığındı. (EPA)
Yerinden edilmiş aileler, Han Yunus'taki Nasır Hastanesi yakınlarındaki kampa sığındı. (EPA)
TT

Blinken'ın ziyaretleri Gazze'de Mısır-Katar arabuluculuğuna çözüm mü, yoksa İsrail'e destek mi?

Yerinden edilmiş aileler, Han Yunus'taki Nasır Hastanesi yakınlarındaki kampa sığındı. (EPA)
Yerinden edilmiş aileler, Han Yunus'taki Nasır Hastanesi yakınlarındaki kampa sığındı. (EPA)

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Ortadoğu bölgesinde gerilimin arttığı bir dönemde, yeni bir ziyaret turuna başladı. Söz konusu gerilimler, İsrail ile Gazze Şeridi'ndeki Filistin direniş grupları arasındaki çatışmalar, birden fazla cephede yükselen tansiyon, Kızıldeniz girişinde artan tehditler ve geçen hafta Lübnan'da Hamas lideri Salih el-Aruri'nin öldürülmesinden sonra Mısır-Katar arabuluculuğu ile Gazze'de ateşkes sağlama çabalarının tıkanması gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanıyor. İsrail ayrıca, çatışmaların dördüncü ayına giren Gazze Şeridi'nin ‘geleceği’ hakkında bir vizyon sundu.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Blinken'ın geçtiğimiz perşembe günü, ‘Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Batı Şeria, Türkiye ve Yunanistan'ı kapsayan ve daha önce açıklanan İsrail'in de yer aldığı’ bir gezi için yola çıktığını duyurdu.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, Blinken'in "Gazze Şeridi'ne yönelik insani yardımı önemli ölçüde artırmaya yönelik acil önlemler" de dahil olmak üzere konuları görüşeceğini söyledi. Miller, geçtiğimiz perşembe günü düzenlediği basın toplantısında "Bu gezideki tüm görüşmelerin kolay olmasını beklemiyoruz. Bölgenin önünde zor sorunlar ve önümüzde zor seçimler olduğu açık” şeklinde konuştu.

Miller, Blinken'ın Aruri'nin öldürülmesi ve Kızıldeniz'de İsrail gemilerine veya İsrail'e giden gemilere yönelik Husi saldırılarının artması nedeniyle ‘çatışma alanının genişlemesini önleme’ konusunu da gündeme alacağını belirtti. "Çatışma, Gazze sınırlarını aşarsa ne İsrail'in ne bölgenin ne de dünyanın çıkarına olur" ifadelerini kullandı.

Bu, Blinken'ın 7 Ekim 2023'den bu yana bölgedeki dördüncü ziyareti. 30 Kasım 2023'de, ateşkesin sona ermesine bir gün kala İsrail'i ziyaret ettiğinde Blinken, İsrailli liderlerle ‘abluka altındaki bölgede insani ateşkesin uzatılması fırsatlarını’ görüştü. Ancak bombalama yeniden başlamadan dakikalar önce ayrıldı. Bazı ABD’li yetkililer bölgeyi ziyaret ederek İsrailli mevkidaşlarıyla görüştü ancak ateşkese dair somut sonuçlar elde edemediler.

Gazze Şeridi’nin geleceği

Gözlemcilere göre ABD Dışişleri Bakanı, ‘zor’ olarak tanımlanan ve Gazze Şeridi'nin geleceğiyle ilgili birçok dosyayı tartışması bekleniyor. Bu, İsrail'de Gazze sakinlerinin Gazze dışındaki bir yere yerleştirilmesi projesinin gerekliliği hakkındaki konuşmaların arttığı bir dönemde gerçekleşiyor.

Fotoğraf Altı: İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonları sırasında Nuseyrat ve Bureyc mülteci kamplarında yaşayanlar tahliye edildi. (EPA)
Fotoğraf Altı: İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonları sırasında Nuseyrat ve Bureyc mülteci kamplarında yaşayanlar tahliye edildi. (EPA)

Filistin'in eski Kahire Büyükelçisi Barakat el-Farra, Şarku'l Avsat’a şu değerlendirmede bulundu:

“Blinken'ın bölgeye yaptığı ziyaretin, Gazze Şeridi'ndeki duruma önemli bir ilerleme getirmesi beklenemez. ABD’li yetkililerin bölgeye yaptığı ve İsrailli yetkililerle yaptığı görüşmelerden önemli bir sonuç çıkmaması, İsrail'e destek ve Filistinlilere karşı daha fazla katliam yapma fırsatı vermek anlamına geliyor. Mısır'ın savaşın sona ermesi için yaptığı öneri, Blinken'in bölgeye yaptığı ziyaret sırasındaki görüşmelerin gündeminde yer alacak. Ancak, Aruri'nin öldürülmesinin siyasi hareketleri olumsuz etkilemesi nedeniyle, bu önerinin uygulanması zor olacak. Zira İsrail'in tırmanma yönündeki eğilimi ve Gazze'nin geleceği hakkındaki (muğlak) fikirleri, tüm taraflar için aşılamaz bir gerçeklik yarattı.”

Filistinlilerin göçe zorlanması

İsrail'de, ‘Filistinlilerin göçe zorlanması’ hakkındaki tartışmalar gizliden açığa çıktı. Sağcı İsrail hükümetinde görev yapan bakanlar, neredeyse her gün ‘Filistinlilerin, Gazze Şeridi'nden göçe zorlanması’ ve bölgenin bir kısmının İsrail yerleşimlerine dönüştürülmesinin gerekliliği hakkında açıklamalar yapıyorlar. Bu açıklamalar, Bakanlar Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich tarafından yapıldı. ABD yönetimi, ‘Filistinlilerin göçe zorlanması’ veya bölgenin niteliğinin değiştirilmesi ve alanının küçültülmesi gibi herhangi bir adımı reddettiğini defalarca dile getirdi.

Filistinli araştırmacı ve İsrail uzmanı Ömer Caarra, ‘Filistinlilerin göçe zorlanması’ hakkındaki tartışmaların benzeri görülmemiş bir şekilde açıkça arttığını söyledi. Caarra, dün Arap Dünyası Haber Ajansı’na (AWP) yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Açıktan 'Filistinlilerin göç ettirilmesinden’ bahsediyorlar. Bu, Smotrich'in liderlik ettiği bir halk söylemi olmaktan çıktı, İsraillilerin uygulamak istediği planlara dönüştü. Gece gündüz, Gazze Şeridi'nin büyük bir kısmının nüfusunun boşaltılması gerektiğinden bahsediyorlar. Bu, sadece iki sağcı bakanın söylemiyle ilgili değil, Başbakan Binyamin Netanyahu da 'Filistinlilerin göç ettirilmesi' planlarını benimsiyor. Savaşın başlangıcından bu yana, bu planlara Mısır ve uluslararası toplumun reddi olmasaydı, Filistinlileri Mısır'a 'göç ettirmeye' çalışıyordu."

İsrail Yayın Kurumu, Smotrich'in geçtiğimiz çarşamba günü İsraillilerin yüzde 70'inden fazlasının Gazze Şeridi sakinlerinin göçünü desteklediğini söylediğini aktardı. İsrailli bakanın açıklamaları, kendisinin ve Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir'in Gazze Şeridi'ndeki nüfusun yerinden edilmesiyle ilgili tekrarlanan konuşmaları nedeniyle ABD'nin önceki açıklamalarına yönelik eleştirilerine yanıt olarak geldi.

Galant’ın planı

ABD Dışişleri Bakanı'nın bölgeye ziyareti, İsrail Savunma Bakanı Yoav Galant’ın geçtiğimiz perşembe akşamı Gazze'de ‘savaş sonrası’ planını ortaya atmasının ardından geliyor. Bu plana göre, çatışma sona erdikten sonra Filistinli bölgede ne Hamas ne de İsrail sivil yönetimi olacak.

Gantz'ın planına göre, Gazze'nin sivil yönetimi dört taraftan oluşacak: İsrail, Filistinli sivil güçler, çok uluslu bir güç ve Mısır. Filistinli yerel kurumlar, bölgenin sivil yönetim mekanizmalarının temelini oluşturacak, ancak İsrail'e karşı düşmanca olmamaları şartıyla.

Fotoğraf Altı: Filistinli sağlık görevlileri, Gazze'nin merkezindeki bir eve düzenlenen hava saldırısının ardından beyaz çarşaflara sarılı cesetleri ambulansın içine yerleştiriyor. (Reuters)
Filistinli sağlık görevlileri, Gazze'nin merkezindeki bir eve düzenlenen hava saldırısının ardından beyaz çarşaflara sarılı cesetleri ambulansın içine yerleştiriyor. (Reuters)

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ)'nün siyasi kanadı olan Fetih Hareketi’nin Sözcüsü Abdulfettah Devlet, Galant’ın Gazze'nin geleceği için sunduğu önerileri ve planlarını ‘reddedildiğini ve değersiz olduğunu’ söyledi. Devlet, dün AWP’ye verdiği demeçte, "Filistin'i ancak Filistinliler yönetecek. Biz, Filistin'i kim yönetecekse onu belirleyecek ve seçeceğiz. Bu bizim ülkemiz" dedi.

Diğer yandan, eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Heridi, Şarku'l Avsat’a verdiği demeçte, Blinken'in bölgeye ziyaretinin önceliklerinin, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının yönünü ABD görüşüne uygun nitelikli operasyonlara çevirmeyi araştırmak, yani yüksek değere sahip hedefleri gerçekleştiren ve sivillerin büyük sayılarda kaybına neden olmayan operasyonlar yürütmek olduğunu söyledi. Ayrıca savaşın sona ermesinden sonra yapılacak düzenlemeleri, özellikle Gazze'deki yönetimin geleceğini ve yeniden inşayı finanse edecekleri görüşmek olduğunu kaydetti. Heridi, ABD yönetiminin Mısır-Katar arabuluculuğunu, Gazze Şeridi'ndeki tutukluların serbest bırakılmasına yönelik herhangi bir çabayı desteklemek ve bunu Amerikan seçimlerinde siyasi bir kazanç olarak kullanmak amacıyla destekleyeceğini söyledi. Ancak, görüşmelerin, son olarak Aruri'nin öldürülmesi şeklinde tezahür eden son çatışmalar nedeniyle karşılaştığı zorlukları da dile getirdi. Bu durum, arabuluculuk çabalarını kuşkusuz gölgeledi.

İsrailli yayın kurumu Kan geçen hafta, Mısır'ın Aruri'nin öldürülmesine misilleme olarak İsrail hükümetine arabuluculuktaki katılımını askıya aldığını duyurdu. Ancak Mısırlı üst düzey bir kaynak geçtiğimiz çarşamba günü Mısırlı medya organlarında yer alan açıklamasında, ‘Gazze Şeridi'ndeki krizi çözmek için müzakere yolunun alternatifi olmadığını’ belirterek, "Mısır arabuluculuğu olmadan krizin şiddeti, tüm tarafların beklentilerini aşacak şekilde artabilir " dedi.

Geçtiğimiz 24 Kasım'da, Mısır ve Katar'ın ABD desteğiyle yürüttüğü arabuluculuk, Gazze Şeridi'nde ilk ateşkesin ilan edilmesinde başarılı oldu. Ateşkes bir hafta sürdü ve bu süre zarfında Gazze Şeridi'nde tutuklu bulunan 105 kişi karşılığında İsrail hapishanelerinde bulunan 240 Filistinli serbest bırakıldı.



Hamduk, BM özel temsilcisiyle Sudan’da savaşı durdurma çabalarını görüştü

Sudan’ın eski Başbakanı Abdullah Hamduk dün Berlin'de BM Genel Sekreteri'nin Özel Temsilcisi ile bir araya geldi (Sumud İttifakı)
Sudan’ın eski Başbakanı Abdullah Hamduk dün Berlin'de BM Genel Sekreteri'nin Özel Temsilcisi ile bir araya geldi (Sumud İttifakı)
TT

Hamduk, BM özel temsilcisiyle Sudan’da savaşı durdurma çabalarını görüştü

Sudan’ın eski Başbakanı Abdullah Hamduk dün Berlin'de BM Genel Sekreteri'nin Özel Temsilcisi ile bir araya geldi (Sumud İttifakı)
Sudan’ın eski Başbakanı Abdullah Hamduk dün Berlin'de BM Genel Sekreteri'nin Özel Temsilcisi ile bir araya geldi (Sumud İttifakı)

Sudan'ın eski Başbakanı ve Sumud İttifakı lideri Abdullah Hamduk dün Almanya'nın başkenti Berlin'de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Özel Temsilcisi Pika Haavisto ile Sudan'daki savaşı sona erdirmeye yönelik uluslararası çabaları görüştü.

Açılımı ‘Devrim Güçleri Demokratik Sivil İttifakı’ olan Sumud İttifakı’nın basın birimi, Facebook'ta yayınladığı açıklamada, görüşmede Sudan'da devam eden savaşın gelişmeleri, bunun yol açtığı felaket niteliğindeki insani etkiler ve ülkenin geleceği için oluşturduğu risklerin ele alındığını belirtti.

Hamduk, Sudan’da barış ve istikrarı sağlama yönündeki çabalarını desteklemek üzere BM Özel Temsilcisi ile iş birliği yapmaya hazır olduğunu vurgularken taraflar, savaşın acilen durdurulması ve Sudan halkının beklentilerini karşılayacak sürdürülebilir bir barışın sağlanması için bölgesel ve uluslararası çabaların artırılmasının öneminin altını çizdiler.

Hamduk, BM özel temsilcisinin çatışmanın çeşitli taraflarıyla iletişim kurma yaklaşımını övdü.

Açıklamaya göre Haavisto, Sudan halkının acılarına son verecek acil ve sürdürülebilir bir barışa ulaşmak için çabaları yoğunlaştırma ve Sudanlılarla ve tüm bölgesel ve uluslararası aktörlerle birlikte çalışma konusundaki kararlılığını dile getirdi.

Bu görüşme, Sudan'daki felaket niteliğindeki insani durumu ele alan uluslararası ‘Berlin Konferansı’nın başlamasından birkaç saat önce gerçekleşiyor.

Konferans, Almanya ve İngiltere’nin girişimiyle, Avrupa Birliği (AB), Fransa ve Afrika Birliği'nin (AfB) yanı sıra Suudi Arabistan, ABD, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır'ı içeren ‘Dörtlü Mekanizma’ ülkelerinin katılımıyla düzenleniyor.

Sumud İttifakı ikinci bir açıklama yaparak, liderlerinin ülkedeki savaşı sona erdirme ve barışı tesis etme yolları konusunda Sudanlı sivil çevreler arasında geniş kapsamlı bir uzlaşmaya varmak amacıyla konferansa katılacağını yineledi.

Uluslararası bakanlar toplantısından, ülke genelinde derhal ve koşulsuz bir insani ateşkes ilan edilmesi ve sivilleri korumak için ulusal, bölgesel ve uluslararası denetim mekanizmaları üzerinde anlaşmaya varılması suretiyle, mevcut zorlukların boyutuna uygun pratik sonuçlar çıkmasını umduğunu ifade etti.

İnsani yardımların, çatışan tarafların engellemesi veya kontrolü olmaksızın kesintisiz bir şekilde ulaşmasını sağlayacak mekanizmaların oluşturulmasının önemini vurguladı ve insani müdahale planlarının finansman açığını kapatmak için gerekli kaynakların sağlanması gerektiğini belirtti.

Ateşkes, insani yardımın ulaştırılması ve sivillerin korunması ile siyasi diyalog olmak üzere üç eşzamanlı yol belirledi. Bu yolların, koordinatörler ve arabulucular tarafından arabuluculuk ve kolaylaştırma yoluyla tek bir süreç içinde eşzamanlı ve bütüncül bir şekilde yürütülmesi gerektiğini belirtti.

Sumud İttifakı, devam eden çatışmanın askeri bir çözümü olmadığını ve Sudan’ın geleceğinin halkı tarafından kendisinin belirlenmesi gerektiğini vurguladı.

İttifak, barış sürecini kolaylaştıracak ve koordine edecek tek bir çatı oluşturmak amacıyla Dörtlü Mekanizma ile yol haritasına, Beşli Mekanizma ile koordinasyona ve tüm bölgesel ve uluslararası girişimlere desteğini yineledi.


İsrail ordusu bir Hizbullah militanını hedef aldı

Lübnan'ın güneyindeki Blida kasabasında yıkılmış bir ev (EPA)
Lübnan'ın güneyindeki Blida kasabasında yıkılmış bir ev (EPA)
TT

İsrail ordusu bir Hizbullah militanını hedef aldı

Lübnan'ın güneyindeki Blida kasabasında yıkılmış bir ev (EPA)
Lübnan'ın güneyindeki Blida kasabasında yıkılmış bir ev (EPA)

İsrail ordusu, bugün Güney Lübnan'da bir “Hizbullah” üyesini hedef alan bir hava saldırısı düzenlediğini duyurdu.

Lübnan basınına göre saldırı, Markaba ve El-Adise kasabalarını birbirine bağlayan yolda seyreden bir araca isabet etti.

Öte yandan, bugün bir İsrail gücü, Sur bölgesindeki sınır kasabası Dahira'ya sızarak, mayınlı boş mühimmat kutularını kasabanın bir mahallesine taşıdı.

Lübnan'ın resmi haber ajansı, bir İsrail gücünün sınır kasabası El-Dahira'ya sızdığını, sınır kasabasında Mavi Hat'ın 600 metre kuzeyine kadar ilerlediğini, patlayıcı yüklü boş mühimmat kutularını taşıyarak el-Sari mahallesine yerleştirdiğini ve ardından geri çekildiğini belirtti. Ajansa göre bu eylemin amacı, işgal güçlerinin her gün ateş açmasına ve ses bombaları atmasına rağmen düzenli olarak kasabalarına giden halka zarar vermekti.

Ajans, «Lübnan Ordusu'na bağlı bir mühendislik biriminin olay yerine gelerek sandıkları incelediğini» belirtti.

Ajansa göre bir İsrail savaş gemisi gece saatlerinde Lübnan'ın güneyindeki Nakura kasabası açıklarındaki Lübnan karasularına doğru ateş açtı.


Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, uluslararası toplumu Lübnan'a "acil destek" sağlamaya çağırdı

Savaş nedeniyle Beyrut'un güney banliyölerinden kaçan insanlar, Beyrut'taki bir plaja sığınıyor... 9 Nisan 2026 (AFP)
Savaş nedeniyle Beyrut'un güney banliyölerinden kaçan insanlar, Beyrut'taki bir plaja sığınıyor... 9 Nisan 2026 (AFP)
TT

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, uluslararası toplumu Lübnan'a "acil destek" sağlamaya çağırdı

Savaş nedeniyle Beyrut'un güney banliyölerinden kaçan insanlar, Beyrut'taki bir plaja sığınıyor... 9 Nisan 2026 (AFP)
Savaş nedeniyle Beyrut'un güney banliyölerinden kaçan insanlar, Beyrut'taki bir plaja sığınıyor... 9 Nisan 2026 (AFP)

BM Mülteciler Yüksek Komiseri Berham Salih, bugün Beyrut'tan yaptığı açıklamada, “Hizbullah” ile İsrail arasındaki savaşın toplam nüfusun beşte birini yerinden ettirmesinin ardından “benzeri görülmemiş” bir göç kriziyle karşı karşıya kalan Lübnan'a uluslararası toplumun “acil” destek sağlaması çağrısında bulundu.

Salih, Lübnan ziyaretinin ikinci gününde Başbakan Nevvaf Selam ile yaptığı görüşmenin ardından, “Uluslararası toplumu Lübnan'a acil destek ve yardım sağlamaya çağırıyorum... Bu insani acıyı gidermek için elimizden gelen her türlü imkânı sunmalıyız” ifadelerini kullandı.

BM yetkilisi ayrıca, «Bu savaşın insani sonuçları çok ağır; sivillerin ve sivil tesislerin saldırıların yıkımından korunması gerektiğini vurguluyorum» diyerek, «Lübnan, tekrarlanan şiddet sarmalının içinde kalmayı hak etmiyor; aksine desteği ve istikrarı hak ediyor» şeklinde konuştu.

Birleşmiş Milletler, geçen ay “benzeri görülmemiş” göç krizine müdahale etmek amacıyla 308 milyon dolarlık acil finansman çağrısı yaptı. Mülteciler Yüksek Komiserliği ise 61 milyon dolarlık kaynak sağlanması çağrısında bulundu. Salih, “Bu yardımların bir kısmını aldık ve şu anda dağıtıyoruz” dedi.

2 Mart'ta patlak vermesinden bu yana, savaş özellikle Lübnan'ın güneyi ve “Hizbullah” örgütünün ana kalesi sayılan Beyrut'un güney banliyölerinden 1 milyondan fazla kişiyi evlerinden etti. Bunların 140 binden fazlası devlet barınma merkezlerinde kalıyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Lübnan, 2019 yılından beri benzeri görülmemiş bir mali krizle boğuşuyor. Bu kriz, 2024 yılında “Hizbullah” ile İsrail arasında yaşanan ve geniş çaplı yıkıma yol açan savaşla daha da kötüleşti.

Bölgesel olarak, ABD bugün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'la savaşı sona erdirmeye yönelik görüşmelerin bu hafta yeniden başlayabileceğini söylemesine rağmen, İran'a gidiş-dönüş deniz ticaretinin tamamen durdurulduğunu duyurdu.