Refah Muhafızı Operasyonu, Kızıldeniz'de saldırı düzenlemeye yakın mı?

Saldırı ihtimali, Husilere yanıt verme planlarını gösteren ABD raporlarıyla da örtüşüyor.

Babu’l Mendeb Boğazı gerilimlere sahne oluyor. (NASA’nın uydu görüntüsü)
Babu’l Mendeb Boğazı gerilimlere sahne oluyor. (NASA’nın uydu görüntüsü)
TT

Refah Muhafızı Operasyonu, Kızıldeniz'de saldırı düzenlemeye yakın mı?

Babu’l Mendeb Boğazı gerilimlere sahne oluyor. (NASA’nın uydu görüntüsü)
Babu’l Mendeb Boğazı gerilimlere sahne oluyor. (NASA’nın uydu görüntüsü)

Mısır ve Katar'ın ABD desteğiyle yürüttüğü arabuluculuk geçtiğimiz 24 Kasım'da, Gazze Şeridi'nde ilk ateşkesin ilan edilmesinde başarılı oldu. Ateşkes bir hafta sürdü ve bu süre zarfında Gazze Şeridi'nde tutuklu bulunan 105 kişi karşılığında İsrail hapishanelerindeki 240 Filistinli serbest bırakıldı.

ABD'li Politico gazetesinin haberine göre, ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki yetkililer, Gazze'deki savaşın genişlemesi ve daha geniş ve daha uzun süreli bir bölgesel çatışmaya dönüşmesi riskinden giderek daha fazla endişe duyuyor. Konuyu yakından takip eden dört yetkiliye göre, ABD'nin Ortadoğu'da başka bir savaşa sürüklenebileceği senaryoları ele almak üzere iç görüşmeler yapılıyor.

Politico, ABD ordusunun şu an Husileri, Kızıldeniz'deki ticari gemilere saldırdıkları için yanıt planları hazırladığını açıkladı. Ayrıca, bunun ‘Yemenli grubun hedeflerini vurmayı da içerdiğini’ ekledi.

Fotoğraf Altı: Kızıldeniz'deki saldırılar uluslararası ticaret akışını bozmakla tehdit ediyor. (AFP)
Kızıldeniz'deki saldırılar uluslararası ticaret akışını bozmakla tehdit ediyor. (AFP)

ABD yönetimi, son üç ay içinde Ortadoğu'ya onlarca deniz gemisi ve yüzlerce savaş uçağı gönderdi. Bu, İran destekli grupları caydırmak ve bölgesel bir savaşa yol açabilecek saldırılar düzenlemelerini önlemek için yapıldı. Ancak ABD merkezli Axios haber sitesi, zamanla bunun başarılmasının daha da zorlaştığını bildiriyor. Geçtiğimiz perşembe günü gazetecilere konuşan İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron, saldırılar devam ederse ‘bir önlem alınacağını’ söyledi. Cameron, "Gerekirse İngiliz gemileri saldırıları durdurmak için kullanılacak" dedi.

Söz konusu gelişmeler, ABD'nin Ortadoğu Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Brad Cooper'ın, Kızıldeniz'deki Husi saldırılarına karşı koyma görevlerinde şu ana kadar 22 ülkenin yer aldığını ve yeni ülkelerin de katılacağını duyurmasıyla aynı zamana denk geldi. Cooper, ABD'nin geçtiğimiz ay Kızıldeniz'de kurduğu Refah Muhafızı Operasyonu ittifakının ‘savunma amaçlı olduğunu ve savunma çerçevesinin dışında kalan herhangi bir şeyin başka bir operasyonla ilgili olduğunu’ vurguladı. Ayrıca Yemen'deki 'Husiler’in, Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik 'tehlikeli saldırılarını sonlandırmak' için herhangi bir işaret göstermediklerini de kaydetti. Ancak aynı zamanda, su yollarının ve ticaretin hareketinin 'iyileştiğini' belirtti.

Ürdünlü strateji uzmanı Muhsin eş-Şevki, bölgedeki tırmanan gelişmelerin ‘Kızıldeniz'deki durumun herhangi bir anda askeri çatışmalara kaymasına tehdit oluşturduğunu’ düşünüyor. Şevki, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada ABD'nin Refah Muhafızı Operasyonu koalisyonunun savunma niteliğine ilişkin konuşmasının ‘kesin olmayan bir mesele’ olduğunu, yani koalisyonun saldırı görevlerini yerine getirmeye yönelmesinin ‘muhtemel ve çok güçlü bir ihtimal’ olduğunu belirtti. Ayrıca "İsrail, tırmanma yönünde güçlü bir şekilde baskı yapıyor" dedi.

Fotoğraf Altı: Babu’l Mendeb bölgesindeki  Yemen Sahil Güvenlik güçleri. (AFP)
 Babu’l Mendeb bölgesindeki Yemen Sahil Güvenlik güçleri. (AFP)

İsrail Savunma Konseyi üyesi Benny Gantz, aylardır ABD ile İsrail arasında mekik diplomasisi yürüten ABD'li özel temsilci Amos Hochstein'a, "İsrail, diplomatik bir çözüme ulaşmak için ABD ve uluslararası toplumla yakın bir şekilde çalışmaya hazırdır. Ancak bir çözüm bulunamazsa, İsrail ordusu tehdidi ortadan kaldıracaktır" dedi.

ABD tereddüdü

Diğer yandan Mısır'daki Ulusal Ortadoğu Çalışmaları Merkezi'nden araştırmacı Muhammed Talat, şu ana kadarki tüm göstergelerin ‘Amerikan tereddüdünü ve bölgede yeni bir çatışmaya girme isteksizliğini, özellikle ABD seçimlerinin yaklaşması ve diplomasiyi ilk çözüm olarak sunmasını’ gösterdiğini, ancak ‘tehlike işaretlerinin ve tırmanma olasılığının büyük ölçüde arttığını’ da açıkça belirtti.

Talat, ABD'nin bölgedeki varlığının, özellikle de bölgedeki birçok savaş gemisinin İran ve bölge kolları için giderek artan bir endişe kaynağı oluşturduğunu da sözlerine ekledi. Savaşın kapsamının genişlemesi durumunda ABD'nin dahil olma olasılığının büyük ölçüde arttığını, bunun sadece Kızıldeniz'de değil, aynı zamanda Arap Denizi'nde ve Hürmüz ve Babu’l Mendeb boğazlarında çatışmaların genişleyebileceğini kaydetti. Bu durum, bölgeden petrol ve gaz akışlarını etkileyecek ve bu da enerji tedarik zincirlerine büyük negatif etkiler yaratacak, özellikle de dünya enerji güvenliğini tehdit edecek. Özellikle, Rus gazının Ukrayna'daki savaşın başlamasından bu yana kesilmesi nedeniyle kış aylarında enerji ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan Avrupa üzerinde büyük bir etkisi olabilir.

Fotoğraf Altı: Kızıldenizden geçen Norveç bandıralı bir tanker. (AFP)
Kızıldenizden geçen Norveç bandıralı bir tanker. (AFP)

Geçtiğimiz 7 Ekim’den bu yana, Suriye ve Irak'taki ABD kuvvetlerine İran destekli gruplar tarafından 100'den fazla saldırı düzenlendi. Washington ise karşılık olarak birkaç saldırı gerçekleştirdi. Diğer yandan, geçtiğimiz kasım ayından bu yana, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz'de gerilim arttı. Bu dönemde, Hürmüz Boğazı'nda ve Kızıldeniz'de ABD donanmasına ait gemiler de dahil olmak üzere 25'ten fazla ticari gemi saldırıya uğradı.

Büyük uluslararası şirketler, ticari gemilere yönelik saldırılar nedeniyle Kızıldeniz ve küresel nakliye trafiğinin yaklaşık yüzde 12'sini temsil eden Süveyş Kanalı'ndan seyahat etmekten kaçınmak için nakliye fiyatlarını artırma kararı aldı ve birçok şirket Afrika çevresinde alternatif rotalara yöneldi.

İngiliz Sky News ağına göre dev nakliye şirketlerinin ana Kızıldeniz rotasından kaçınmaya devam etmesi nedeniyle malların nakliye maliyeti önemli ölçüde arttı. Bu durum, bir önceki hafta yaklaşık yüzde 50 oranında artan nakliye fiyatlarının geçen hafta yüzde 80 oranında artmasına yol açtı.



İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinin sakinlerini tahliye etmeleri konusunda uyardı

 Lübnan'ın güneyindeki bir köyden Sur’da bir okula yerleştirilen yerinden edilmiş Lübnanlılar (Reuters)
Lübnan'ın güneyindeki bir köyden Sur’da bir okula yerleştirilen yerinden edilmiş Lübnanlılar (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinin sakinlerini tahliye etmeleri konusunda uyardı

 Lübnan'ın güneyindeki bir köyden Sur’da bir okula yerleştirilen yerinden edilmiş Lübnanlılar (Reuters)
Lübnan'ın güneyindeki bir köyden Sur’da bir okula yerleştirilen yerinden edilmiş Lübnanlılar (Reuters)

İsrail ordusu dün Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tire) kentinin sakinlerini tahliye etmeleri konusunda uyardı.

İsrail ordusu sözcüsü Avichay Adraee, harita üzerinde Sur ve çevresindeki kamplar ile mahalle sakinlerine acil olarak bölgeyi terk etmeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, "Hizbullah'ın terörist faaliyetleri, İsrail Savunma Kuvvetlerini ona karşı güçlü bir şekilde harekete geçmeye zorluyor. İsrail ordusunun size zarar verme niyeti yok" ifadeleri yer aldı.


Ebu Ali el-Askeri, İran Devrim Muhafızlarını Bağdat’ta temsil eden kapsamlı diplomatik mekanizmanın adı mı?

Irak güvenlik güçleri, El-Ka’im ilçesinde bir saldırıda hayatını kaybeden Haşdi Şabi üyesinin tabutu başında yer alıyor (AFP)
Irak güvenlik güçleri, El-Ka’im ilçesinde bir saldırıda hayatını kaybeden Haşdi Şabi üyesinin tabutu başında yer alıyor (AFP)
TT

Ebu Ali el-Askeri, İran Devrim Muhafızlarını Bağdat’ta temsil eden kapsamlı diplomatik mekanizmanın adı mı?

Irak güvenlik güçleri, El-Ka’im ilçesinde bir saldırıda hayatını kaybeden Haşdi Şabi üyesinin tabutu başında yer alıyor (AFP)
Irak güvenlik güçleri, El-Ka’im ilçesinde bir saldırıda hayatını kaybeden Haşdi Şabi üyesinin tabutu başında yer alıyor (AFP)

Irak’taki El-Askeri adıyla bilinen ve yakın zamanda öldürüldüğü Kudüs Tugayları tarafından açıklanan Ebu Ali el-Askeri, muhtemelen tek bir kişi değil; Bağdat’taki İran Devrim Muhafızlarını temsil eden kapsamlı bir diplomatik mekanizmanın adı olarak işlev görüyor.

Büyük olasılıkla, sosyal medya platformu X’te kullanılan bu takma hesap, “gölge büyükelçi” rolünü üstlenen bir grup kişi tarafından yönetiliyor; bu kişiler, Irak’ta İslam Devrimi politikalarını eksiksiz uygulamak, siyasi karar alma süreçlerini sıkı bir şekilde kontrol etmekle görevli.

Kudüs Tugayları, 16 Mart 2026’da El-Askeri’nin öldüğünü duyurdu, ancak olayın yeri veya zamanı hakkında herhangi bir bilgi vermedi. Güvenlik kaynaklarına göre, duyuru, Bağdat’ın el-Karada semtinde etkili kişilerin katıldığı operasyonel bir toplantıya yönelik roket saldırısının ardından yapılmış olabilir; bazı raporlara göre ise saldırı başka bir konut veya araçta gerçekleşmişti.

Kudüs Tugayları lideri Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi imzalı açıklamada, Askeri, askeri cephe ile medya platformları arasındaki iletişimin ana damarlarından biri olarak tanımlandı.

ffferb
Bağdat’ta, 4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde  gerçekleşen hava saldırısında hayatını kaybeden bir Kudüs Tugayları üyesinin cenazesi defnedildi (AFP)

Son beş yıldır, bu takma ad, İran’ın Irak’taki resmi büyükelçisinin açıklamadığı sert tutumları yansıtarak, ülke siyasetinde sert politikaların yerleşmesine katkıda bulundu. Hesap, zaman zaman silinip yeniden açıldığı için alıntılar genellikle medya veya ekran görüntüleri aracılığıyla yayıldı.

Askeri’nin gizemi

El-Askeri, yıllardır kimliği belirsiz bir figür olarak dikkat çekti. Iraklı araştırmacı Hişam el-Haşimi (2020’de öldürüldü), El-Askeri’nin Hareket-i Hukuk partisinden milletvekili Hüseyin Mu’nes olabileceğini iddia etmişti. Ancak birçok kaynak bu iddiayı reddetti. Genel kanı, El-Askeri’nin operasyonel rolleri üstlenen gizemli bir kişi olduğu yönündeydi; sosyal medyada kendisini Kudüs Tugayları’nın Irak’taki güvenlik sorumlusu olarak tanıttı.

Kudüs Tugayları’nın açıklamasının ardından farklı sızıntılar ortaya çıktı; bazıları onun Karada saldırısında öldürülen Ebu Ali El-Amiri olduğunu iddia etti. Bazı kaynaklar ise El-Askeri’nin Ahmed El-Hamidavi’nin kardeşi olabileceğini öne sürdü. Diğer tahminler, duyurunun, Bağdat’ta çeşitli saldırılarda öldürülen milis liderlerini gizlemek amacıyla uydurulmuş olabileceği yönünde.

dsvd
Bağdat’ta Kudüs Tugayları geçit töreni (Arşiv görüntüsü - Dolaşımda)

Sonuç olarak, “Ebu Ali El-Askeri”nin bir kişi mi grup mu tartışmasından ziyade  çoklu kimliklerin Kudüs Tugayları’nın Devrim Muhafızları tarzında korku ve belirsizlik yaratma stratejisinin bir parçası olduğu görülüyor. Ölüm haberi de önemli bir iç olayı gizlemek için bir taktik olabilir.

İran’ın stratejik ölçüm birimi

El-Askeri’nin arkasında muhtemelen bir güvenlik sorumlusu, bir şura üyesi ve Devrim Muhafızları tarafından özel olarak eğitilmiş bir askeri danışman bulunuyor. Tüm bunlar, El-Askeri’yi İran’ın Bağdat’taki en kritik siyasi yatırımlarından biri haline getiriyor.

Ölümünden birkaç gün önce, hesabından “Gelecek başbakanın atanması, İslami Direniş’in parmağı olmadan gerçekleşmeyecek” paylaşımını yaptı. Koordinasyon Çerçevesi Nuri el-Maliki’yi önermek konusunda çıkmazdayken, El-Askeri’nin sert tutumu, Irak’taki Şii siyasi davranışını yönlendiren bir “tempo belirleyici” işlevi gördü.

Geçmişte, El-Askeri, Mustafa el-Kazimi hükümetine karşı saldırı planlarını yönlendirdi, ardından Muhammed Şiya el-Sudani hükümetine geçişte daha yumuşak bir ton benimsedi. Ayrıca, 2021 seçimleri sonrası Mücteba el-Sadr’ın çoğunluk hükümeti kurma girişimlerini engellemeye çalıştı; bunu, “milislerin dışlanması ve ABD destekli bir proje” olarak nitelendirdi.

2019’da İran etkisine karşı protesto eden göstericilerin öldürülmesine dair operasyonlarda, El-Askeri protestocuları “yabancı ajanlar” olarak tanımladı. Dolayısıyla, gerçek kimliği ne olursa olsun, onun etkisinin boyutu önemliydi.

El-Askeri’nin rolü, Sünni ve Kürt liderlere siyasi sınırları belirlemek ve dış ilişkilerde (Arap, Körfez ve uluslararası) caydırıcı mesajlar vermekti. Suriye’nin yeniden entegrasyonuna ve yeni liderliğinin uluslararası alanda tanınmasına karşı da temkinliydi.

İran’ın gölge büyükelçisi

2017’deki Kürdistan bağımsızlık referandumuna karşı sert bir tutum takındı, Kürtler için “ABD ve İsrail destekli bir bölünme projesi” uyarısı yaptı. 2018’de Muhammed el-Halbusi’nin parlamento başkanlığına gelişini dış destekli bir denge sonucu olarak değerlendirdi.

2020’de Kasım Süleymani ve Ebu Mehdi El-Mühendis öldürüldüğünde, El-Askeri, “ABD güçleri artık meşru hedeflerdir” dedi. Beş yıl sonra tüm bu açıklamalar, İran’ın Bağdat’taki “gölge büyükelçiliği” misyonunun bir parçası olarak, resmi diplomatik kanallardan bağımsız şekilde hayata geçirildi.

Özetle, Ebu Ali El-Askeri, Irak siyasetinde İran etkisini perçinleyen, çok katmanlı ve gizemli bir figür olarak hem operasyonel hem de medya alanında etkin bir “gölge diplomasi” rolü üstlendi.


Hamas, Gazze anlaşmasını yeniden canlandırmak için Kahire'de temaslarda bulunuyor

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda çamurlu bir sokakta yürüyen yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda çamurlu bir sokakta yürüyen yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk (AFP)
TT

Hamas, Gazze anlaşmasını yeniden canlandırmak için Kahire'de temaslarda bulunuyor

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda çamurlu bir sokakta yürüyen yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda çamurlu bir sokakta yürüyen yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk (AFP)

İsrail’in İran’la süren çatışmalara odaklanarak Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşması ve yükümlülüklerinden uzaklaştığı bir dönemde, Hamas Kahire’de yeni bir diplomatik hareketlilik yürütüyor. Hareket, ocak ayı ortasında ilan edilen ikinci aşamadan bu yana ilerleme kaydedilemeyen süreci aşmak için çözüm arıyor.

Uzmanlara göre Hamas, devam eden İran savaşı nedeniyle oluşan mevcut tıkanıklığı aşacak bir açılım umuyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yürütülen temasların Gazze anlaşmasını yeniden rayına oturtmayı, ihlalleri durdurmayı ve İsrail ablukasının yol açtığı günlük krizlere çözüm bulmayı hedeflediğini belirtti.

sdwegr
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat’ta bir eve düzenlenen İsrail saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenaze törenine katılanlar (Reuters)

Hamas heyeti, Mısır Genel İstihbarat yetkilileriyle bir dizi görüşme gerçekleştirirken, Birleşmiş Milletler temsilcisi Nikolay Mladenov ile de bir araya geldi. Görüşmelerde Gazze dosyasına ilişkin siyasi ve sahadaki gelişmeler ele alındı. Bu bilgiler, Mısır ve Katar medyasında yer alan haberlerde de doğrulandı.

İhlaller ve güvenlik düzenlemeleri gündemde

Hamas’a yakın iki kaynak, salı günü Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Nizar Avadallah başkanlığındaki ve Gazı Hamad’ın da yer aldığı heyetin Mısırlı güvenlik yetkilileri ve Barış Konseyi temsilcileriyle görüştüğünü aktardı. Görüşmelerde İsrail’in anlaşma ihlalleri, Hamas personelinin polis teşkilatına entegrasyonu, Refah Sınır Kapısı’nın işletilmesi ve Gazze’yi devralması öngörülen yönetim komitesinin çalışmaları ele alındı.

Kaynaklardan biri, Hamas’ın silahsızlandırılması konusunun da gündeme geldiğini ancak bu başlığın Filistin polisi ile uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasına kadar ertelendiğini belirtti. Aynı kaynak, Hamas’ın Gazze anlaşması için ABD’den destek ve İsrail’in ihlallerini durdurmasını beklediğini ifade etti.

fbf
Gazze Şeridi’nin güneyinde İsrail’in askeri bombardımanı sonucu yıkılan bir binanın üzerinde bulunan Filistinli bir aile (AFP)

Öte yandan Gazze Yönetim Komitesi’nden bir yetkilli, Hamas heyetiyle henüz görüşme yapılmadığını doğruladı ancak gerekçe paylaşmadı.

ABD bağlantılı temaslar ve Refah Kapısı

Reuters’a konuşan kaynaklar, ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi temsilcilerinin hafta başında Kahire’de Hamas yetkilileriyle görüştüğünü ve ateşkesi korumayı amaçladığını bildirdi. Kaynaklar, hafta içinde yeni toplantılar yapılmasının beklendiğini ancak tarihlerin netleşmediğini aktardı.

Görüşmenin ardından İsrail, pazar günü yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından kapatılan Refah Sınır Kapısı’nı yakında yeniden açacağını duyurdu. Reuters’a konuşan kaynak, bu kararın Hamas ile Barış Konseyi arasındaki görüşmenin doğrudan sonucu olabileceğini ifade etti.

Monte Carlo Uluslararası Radyosu da Hamas’ın, bölgedeki güvenlik gerilimine rağmen Kahire’de yeni bir müzakere turuna hazırlanarak, İran savaşı nedeniyle duran ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasını yeniden canlandırmayı hedeflediğini aktardı.

Anlaşma hâlâ gündemde mesajı

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver, Hamas heyetinin ziyaretinin kritik bir dönemde gerçekleştiğini belirterek, Kahire’deki temasların anlaşmanın hâlâ geçerliliğini koruduğu yönünde güven verdiğini söyledi. Enver, görüşmelerde ihlallerin yanı sıra Gazze yönetim komitesinin işleyişi ve silahsızlanma gibi başlıkların da ele alındığını kaydetti.

Filistinli siyaset analisti Eymen er-Rakab ise Kahire’deki görüşmelerin Gazze Anlaşması için yeni bir ivme oluşturduğunu ve Mısır’ın süreci gündemde tutmaya çalıştığını vurguladı. Rakab, mevcut tıkanıklığın aşılması için bu diplomatik hareketliliğin süreceğini öngördü.

Ocak ayı ortasında Washington, Trump planının ikinci aşamasına geçildiğini duyurmuştu. Bu aşama; İsrail’in Gazze’den kademeli çekilmesini, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve bölgede uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor. Ancak İsrail ordusu hâlen Gazze’nin yarısından fazlasında kontrolünü sürdürürken, Hamas silah bırakmayı reddediyor.

İsrail Kamu Yayın Kurumu ise uluslararası gücün mayıs ayı itibarıyla Gazze’de konuşlandırılmasının planlandığını bildirdi.

xcvf
Trump planına göre Gazze’den çekilme aşamalarını gösteren harita (Beyaz Saray)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de pazartesi günü yaptığı açıklamada, Gazze’yi yönetecek ulusal komitenin sahada görevine başlamasının hızlandırılması gerektiğini belirterek bunun geçiş sürecinin yönetimi ve ateşkesin kalıcı hâle gelmesi için kritik olduğunu vurguladı.

Uzmanlara göre mevcut temaslar, İran savaşı nedeniyle oluşan küresel dalgalanmalara rağmen Gazze anlaşmasını yeniden işler hâle getirecek yeni bir yol haritası oluşturma çabası olarak değerlendiriliyor. Mısır’ın arabuluculuğunda yürütülen bu diplomatik trafiğin önümüzdeki günlerde de sürmesi bekleniyor.