Gazze’de ateşkes için Mısır'ın arabuluculuk çabaları sürüyor

Aruri suikastı sonrasındaki "karmaşıklıklara" rağmen Kahire’nin durmayacağına dair vurgulamalar

Filistinliler İsrail'in Gazze Şeridi'nin merkezindeki kara saldırısından kaçarak Deyr el-Balah üzerinden güneye doğru ilerliyor (AP)
Filistinliler İsrail'in Gazze Şeridi'nin merkezindeki kara saldırısından kaçarak Deyr el-Balah üzerinden güneye doğru ilerliyor (AP)
TT

Gazze’de ateşkes için Mısır'ın arabuluculuk çabaları sürüyor

Filistinliler İsrail'in Gazze Şeridi'nin merkezindeki kara saldırısından kaçarak Deyr el-Balah üzerinden güneye doğru ilerliyor (AP)
Filistinliler İsrail'in Gazze Şeridi'nin merkezindeki kara saldırısından kaçarak Deyr el-Balah üzerinden güneye doğru ilerliyor (AP)

Mısır'ın Gazze Şeridi'nde ateşkes sağlanmasına yönelik arabuluculuk çabalarının, özellikle de geçen hafta Beyrut'ta Hamas lideri Salih el-Aruri'ye düzenlenen suikastın ardından karşılaştığı engellere rağmen, Kahire, ilgili tarafları dördüncü ayına giren ve benzeri görülmemiş bir insan kaybı ve kitlesel yıkıma yol açan Gazze'deki savaşı sona erdirecek “müzakere süreci” konusunda harekete geçmeye çağırıyor.

Mısır Devlet Enformasyon Servisi Başkanı Ziya Raşvan, ülkesinin siyasi arabuluculuk çabaları kapsamında Gazze'de ateşkes için 3 aşamadan oluşan bir çerçeve önerisi sunduğunu söyledi. Cuma akşamı televizyonda yayınlanan açıklamalarında, "Mısır'ın teklifinin, Kahire'de ilgili Filistinli taraflarla yapılan uzun görüşmelerin ardından doğrudan taraflara ve uluslararası ortaklara gönderildiğini" ifade etti.

Raşvan, el-Aruri suikastından bir gün öncesine kadar Mısır'ın herhangi bir ret ya da kabul yanıtı almadığına dikkat çekerek, “O dönemde Mısır'ın yorumu, red şeklinde yanıt vermemenin ciddi bir çalışma olduğu anlamına geldiği yönündeydi. Geçtiğimiz salı günü Salih el-Aruri'ye düzenlenen suikastın, Bab el-Mendeb'de de yaşanan gerilim, Irak ve Güney Lübnan'daki durum da dikkate alındığında, "İşlerin karmaşık hale geldiği görünüyor" dedi.

erthnt
İsrail'in cumartesi günü Han Yunus'ta bir eve düzenlediği bombalı saldırıda ölenlerin yakınları (EPA)

Mısır Devlet Enformasyon Servisi Başkanı şöyle devam etti: "Tarafların bu öneri dışında başka konuları da ele aldığı görülüyor ancak şu ana kadar herhangi bir reddedilme olmadı. Bazı ülkelerden değişiklik geldi ancak resmi olarak Mısır’a iletilmedi." Raşvan, Mısır'ın teklifinin savaş sonrası Gazze'nin geleceği hakkında konuşulmadan ateşkesle sonuçlandığını kaydederek, bazı uluslararası medyada Mısır'ın İsrail suikastından sonra arabuluculuğu durdurduğu yönünde dolaşan haberlerin doğru olmadığını belirterek “en yaygın konuşulan doğru değil” dedi.

Müzakere süreci dışında alternatif yol yok

Geçen hafta, İsrail Yayın Kuruluşu "Mekan", Mısır'ın, el-Aruri suikastına yanıt olarak İsrail hükümetine İsrail ile Filistinli gruplar arasındaki arabuluculuk katılımını dondurması konusunda bilgi verdiğini bildirdi, ancak üst düzey bir Mısırlı kaynak, çarşamba günü Mısır medyasında yer alan "Gazze Şeridi'ndeki krizi çözmek için müzakere dışında alternatif başka yol yok" yönündeki açıklamalarda, Mısır'ın arabuluculuk yapmaması halinde krizin ciddiyetinin herkesin tahminlerinin ötesinde artabileceği ve daha da kötüleşebileceğini ifade etti.

Geçtiğimiz ay Kahire, Hamas ve İslami Cihad hareketlerinden heyetlere ev sahipliği yaptı ve Hamas siyasi bürosu başkanı İsmail Haniye ve İslami Cihad hareketi Genel Sekreteri Ziyad el-Nehale, savaşın durdurulması için Mısır’ın önerileri çerçevesinde Mısırlı yetkililerle görüşmelerde bulundu. Savaşı durdurma önerisi Kahire ayrıca, Mısır'ın önerisinin bazı koşullarını tartışmak üzere Filistin istihbaratının başkanı Macid Farac'ı da ayrı bir ziyarette kabul etti.

dsefved
İsrail'in Batı Şeria'daki Nur Şems mülteci kampına daha önce düzenlediği askeri operasyon (EPA)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin İsrail uzmanı Said Ukkaşe ise, Şarku’l-Avsat'a yaptığı açıklamada, Mısır-Katar arabuluculuk çabalarının karşılaştığı zorlukların "oldu bitti"yi temsil ettiğini ifade ederek el-Aruri suikastının ve İsrail hükümetinin yaşadığı derin bölünmüşlük durumunun mevcut duruma olumsuz etkisine dikkat çekti.

Ancak Ukkaşe, bu zorlukların "uzun sürmeyeceğine" inandığını ve Mısır arabuluculuğunun devamına ilişkin bir talep ve aciliyet olarak tanımladığı şeyin, tüm tarafları mevcut çıkmazdan kurtarmak için önemli bir öneriyi temsil ettiğini vurguladı. Mısır'ın arabulucu olmamasının alternatifi ise İsrail savaş hükümetinin, tutuklulara ulaşmak amacıyla Gazze Şeridi sakinlerine yönelik şiddet oranlarını iki katına çıkarma eğilimine ek olarak, zafer olarak tanımlanabilecek bir şeyi gerçekleştirmek için gerilimi çeşitli düzeylerde daha fazla tırmandırması olacaktır.

drfbtnhr
İsrail ile Gazze sınırı yakınında faaliyet gösteren bir İsrail tankı (Reuters)

Mısır'ın Gazze Şeridi'ndeki arabuluculuk çabalarının durdurulmaması yönündeki vurgusu, İsrail Savunma Bakanı Yoav Galant'ın İsrail hükümetinin henüz benimsemediği bir plan önerisi ve ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken’in Orta Doğu turuyla aynı zamana denk geldi. Plan, İsrail’in Gazze üzerinde güvenlik kontrolünü sürdüreceğini, henüz belirli olmayan bir Filistin heyetinin Gazze’yi İsrail rehberliği altında yöneteceğini, ABD, Avrupa Birliği ve bölgesel ortakların Gazze Şeridi’nin yeniden inşa sorumluluğunu üstleneceğini şart koşuyor.

Galant Planı

Gallant planına göre, İsrail'in Gazze'ye saldırısı, Hamas esirleri serbest bırakıncaya, hareketin askeri ve hükümet kabiliyetleri ortadan kaldırılıncaya kadar devam edecekti. Gallant'ın ana hatlarını çizdiği plan, Amerika'nın, birleşme sonrasında Batı Şeria ile birlikte Gazze'yi yönetecek Filistin Otoritesini yeniden canlandırmaya ve bağımsız bir Filistin devleti kurmak için müzakerelere başlama çağrılarından farklı.

Uluslararası İlişkiler uzmanı ve Filistinli siyasetçi Prof. Dr. Usame Şa’s, İsrail'in Gazze Şeridi'nin geleceğine ilişkin önerdiği her şeyin "kendisini ilgilendiren bir mesele" olduğunu söyleyerek, Filistinlilerin kendi işlerini yönetmekten dışlanması tehlikesine dikkat çekti. Şa’s, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, "Mısır'ın Gazze Şeridi'ndeki ateşkesle ilgili çabalarını sürdürmesinin ve Filistinlilerle bölgesel uzlaşmayı ifade eden vizyonlar sunmasının önemini" vurguladı ve “İsrail ve Amerikan düşüncelerini ifade eden şeyleri sunması için arenayı boş bırakmamalı. Çıkarları olan ve Filistinlilerin çıkarlarıyla bağdaşmayan bir şey. Çatışmaya çözüm getirmeyecek, aksine daha da kötüleşmesine ve Filistin halkının meşru haklarının daha fazla israfına yol açacak bir şey” dedi.

İngiliz The Guardian gazetesinin bir analizine göre, ABD Dışişleri Bakanı'nın bir sonraki İsrail ziyaretinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan Gazze'deki sivilleri korumak için daha fazla çaba göstermesini ve Gazze Şeridi’ne daha fazla yardımın ulaşmasını, ABD'nin “kışkırtıcı ve sorumsuz” olarak tanımlayıp kınadığı "Filistinlilerin kitlesel olarak yerinden edilmesi" çağrısında bulunan sağcı bakanların dizginlemesini isteyeceği bekleniyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Blinken'ın 7 Ekim'den bu yana bölgedeki dördüncüsü olan turu, İsrail'in yanı sıra Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Batı Şeria, Türkiye ve Yunanistan'ı da kapsıyor.



Ürdün, diplomatik temsilciliğinin tamamını Tahran'dan tahliye etti

Tahran'ın merkezinde hava saldırıları sonucu hasar görmüş bir binanın önünden bir erkek ve bir kadın geçiyor (AFP)
Tahran'ın merkezinde hava saldırıları sonucu hasar görmüş bir binanın önünden bir erkek ve bir kadın geçiyor (AFP)
TT

Ürdün, diplomatik temsilciliğinin tamamını Tahran'dan tahliye etti

Tahran'ın merkezinde hava saldırıları sonucu hasar görmüş bir binanın önünden bir erkek ve bir kadın geçiyor (AFP)
Tahran'ın merkezinde hava saldırıları sonucu hasar görmüş bir binanın önünden bir erkek ve bir kadın geçiyor (AFP)

Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi bugün yaptığı açıklamada, beş gündür devam eden savaş nedeniyle ülkesinin tüm diplomatik personelini Tahran'dan tahliye ettiğini duyurdu.

Safadi dün Temsilciler Meclisi'ne yaptığı açıklamada, "Tahran'daki Ürdün Büyükelçiliği personelimiz Amman'a ulaştı" dedi.

"Durum kötüleşince tahliye sürecini başlattık. Azerbaycan üzerinden Ürdün'e döndüler ve tüm büyükelçilik personeli şu anda Krallık'ta güvende" diye belirtti.

Safadi, İran'ın Ürdün ve Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kınayarak, bunları "haksız, gereksiz ve sebepsiz" olarak nitelendirdi ve "Ne biz ne de kardeşlerimiz bu savaşın tarafı değildik" iadesini kullandı.

Tahran, cumartesi gününden bu yana İsrail-ABD'nin kendisine yönelik saldırılarına misilleme olarak Körfez ülkeleri ve Ürdün'e saldırılar düzenliyor.

İran, ülkelerin kendilerini değil, ülkeler içindeki Amerikan üslerini hedef aldığını iddia ediyor. Ancak İran füzeleri ve insansız hava araçları (İHA), Amerikan üslerini ve büyükelçiliklerini, ayrıca havaalanlarını, limanları, otelleri, konut binalarını ve enerji tesislerini hedef almıştır.

Saldırılarda Körfez'de yedi sivil de dahil olmak üzere 13 kişi hayatını kaybetti. Şarku’l Avsat’ın Kamu Güvenliği Müdürlüğü'nden aktardığına göre Ürdün'de 5 kişi yaralandı, 19 ev ve 11 araç hasar gördü.


Hizbullah, Tahran ile ilişkilerinde ikilemle karşı karşıya

 İsrail bombardımanından kaçan Lübnanlılar, Beyrut’taki Corniche el-Manara’da konaklıyor. (EPA)
İsrail bombardımanından kaçan Lübnanlılar, Beyrut’taki Corniche el-Manara’da konaklıyor. (EPA)
TT

Hizbullah, Tahran ile ilişkilerinde ikilemle karşı karşıya

 İsrail bombardımanından kaçan Lübnanlılar, Beyrut’taki Corniche el-Manara’da konaklıyor. (EPA)
İsrail bombardımanından kaçan Lübnanlılar, Beyrut’taki Corniche el-Manara’da konaklıyor. (EPA)

Hizbullah’ın askeri kanadı İslami Direniş tarafından fırlatılan ve hem siyasi hem de halk nezdinde sonuçları olan yanlış yönlendirilmiş füzeler, öncelikle Genel Sekreter Naim Kasım’ın, ‘ağabeyi’ olarak nitelendirilen Meclis Başkanı Nebih Berri nezdindeki kredisini zedeledi. Zira Kasım’ın, İran’a destek amacıyla savaşa müdahil olunmayacağı yönünde verdiği taahhüdü ihlal ettiği değerlendirmesi yapıldı. Söz konusu füze saldırılarının, İsrail’in Litani Nehri’nin güneyinde 15 kilometre derinliğe kadar bir kara harekâtı tehdidinde bulunmasıyla birlikte, Şii toplumu ve ülkeyi ciddi bir risk çemberine soktuğu belirtildi. Füzelerin bu bölgeden atılmadığına dikkat çekilirken, Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın ‘Beşli Komite’ ülkelerinin büyükelçilerine bu yönde güvence verdiği ve söz konusu ülkelerin hükümetin Hizbullah’ın askeri faaliyetlerini yasaklama kararına desteklerini yineledikleri aktarıldı.

Siyasi açıdan bakıldığında ise füze atışlarının, yalnızca Lübnan kamuoyu ve devletin üst kademeleri nezdinde değil, aynı zamanda stratejik müttefiki Nebih Berri karşısında da Kasım’a ağır bir darbe niteliği taşıdığı ifade edildi.

Hizbullah’ta kararları kim veriyor?

‘Şii İkili’ olarak anılan siyasi bloktan bir kaynağın Şarku’l Avsat’a verdiği bilgilere göre, söz konusu füze saldırıları Hizbullah içinde karar alma mekanizmasının akıbetine ve nihai kararın kim tarafından verildiğine ilişkin ciddi soru işaretleri doğurdu. Kaynak, Kasım’ın İran’a destek amacıyla müdahil olunmayacağı yönündeki taahhüdünü koruyamamasının bu tartışmaları derinleştirdiğini belirtti. Kaynak ayrıca, ilk füze salvo­sunun Litani Nehri’nin kuzeyinde, Sayda’ya bağlı köylerden atıldığına işaret ederek, bu adımın arkasında Hizbullah içindeki bir kanadın bulunup bulunmadığının ve İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) Hizbullah’ı iç ve dış kamuoyu önünde zor durumda bırakma amacıyla sürece dahil olup olmadığının sorgulandığını aktardı. İlk etapta bu saldırılardan uzak durduğu yönünde iddialar ortaya atılan Hizbullah liderliğinin, kısa süre sonra saldırıyı üstlendiğine dikkat çekildi. Kaynağa göre, açık bir çatışma ortamında Kasım’ın öncelikle Hizbullah’ı koruyacak bir tutum sergilemesi beklenirdi.

dsfvegthy
İsrail hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (AP)

Kaynak, Kasım’a yönelik ‘siyasi tokadın’ ilk olmadığını, daha önce de hükümet programında silahların yalnızca devletin elinde olması ilkesini destekleme taahhüdünden geri adım atmasıyla benzer bir durum yaşandığını ifade etti. Hizbullah’ın bu program temelinde iki bakanla hükümete katıldığı hatırlatıldı. Nebih Berri’nin konuya ilişkin kamuoyuna açıklama yapmamasının, duyduğu rahatsızlığı gizlemediğini belirten kaynak, Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın Beyrut’taki ABD Büyükelçisi Michel Issa aracılığıyla Washington’dan bir mesaj aldığını aktardı. Mesajda, Lübnan tarafından herhangi bir düşmanca adım atılmadığı sürece İsrail’in ülkeye yönelik bir operasyon planlamadığı ifade edildi.

Şii topluluğunda bölünme

Aynı kaynak, füze atışlarının Hizbullah’ın İran ile ilişkisini sorunlu bir zemine taşıdığını belirterek, DMO’nun askeri kanadı bu adıma teşvik etmesinin, Hizbullah’ın hem kendi tabanı nezdindeki güvenilirliğini sarstığını hem de İsrail’e gerekçe sunduğunu ifade etti.

rtbht
İsrail bombardımanından kaçmak için evlerini terk eden Lübnan’ın güneyinden gelen yerinden edilmiş kişiler, Beyrut şehir merkezine sığındı. (EPA)

Bu çerçevede, ülkedeki siyasi bölünmede tarafsız konumda bulunan bir başka siyasi kaynak, ilk ve devamındaki füze atışlarının İran üzerindeki ABD-İsrail askeri baskısını hafifletmeye ya da sahadaki güç dengesini değiştirmeye yönelik herhangi bir sonuç doğurmadığını kaydetti. Kaynak, buna karşılık söz konusu adımların güney bölgelerinden, Beyrut’un güney banliyölerinden ve Bekaa’ya kadar uzanan hatta eşi görülmemiş bir göç dalgasına yol açtığını vurguladı. Bu gelişmenin, Hizbullah’ın toplumsal tabanı içinde de bir kırılmaya neden olduğu; Hizbullah yönetiminin, yerinden edilenler için alternatif barınma imkânları sağlamadan aldığı bu ‘hesaplanmamış karar’ nedeniyle açık biçimde eleştirildiği aktarıldı.

İranlı diplomatların sınır dışı edilmesi

Aynı kaynak, ABD’nin İsrail adına Lübnan hükümetinden Beyrut’taki İran Büyükelçiliği’nde görev yapan çok sayıda İranlı diplomatı sınır dışı etmesini talep ettiğini açıkladı. Söz konusu kişilerin İran diplomatik pasaportlarıyla ülkeye giriş yaptıkları, ancak fiilen DMO’ya bağlı Kudüs Gücü mensubu oldukları ve Hizbullah ile Hamas ve İslami Cihad hareketleriyle askeri koordinasyon yürütmekle görevlendirildikleri iddia edildi. Bu kişilerin, İsrail ile süren askeri çatışma dosyasının yönetimini denetleme rolü üstlendikleri öne sürüldü.

Kaynak, bu isimlerin Hizbullah’ın askeri kanadını füze atışlarına teşvik etmiş olabileceğini de dışlamadı. Söz konusu saldırıların, Naim Kasım’ı zor durumda bıraktığı ve DMO’nun Hizbullah kararları üzerindeki belirleyici etkisi nedeniyle daha sonra saldırıları sahiplenmek zorunda kaldığı ifade edildi. Bu gelişmenin ise Nebih Berri ile ilişkilerin sarsılmasına yol açtığı kaydedildi.

Kasım ve Nasrallah arasında

Kaynağın Şarku’l Avsat’a verdiği bilgilere göre, Naim Kasım ile selefi Hasan Nasrallah arasındaki fark, Kasım’ın DMO’nun Hizbullah üzerindeki baskısını azaltamaması ve buna karşı koyamamasıyla ortaya çıkıyor. Bu durum, Kasım’ın kararların Lübnan iç siyaseti ve Hizbullah’a olası zararlarını göz önünde bulundurmasını zorlaştırıyor. Selefi Nasrallah ise İran’ın taleplerine her zaman boyun eğmeyerek, yerel sahadaki etkileri azaltmak ve iç durumu mümkün olduğunca gözetmek için tartışma ve müzakere zemini yaratabiliyordu.

hgyhgd
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım (Reuters)

Kaynağa göre Kasım, kendi tabanına Nasrallah’ın suikastına karşı İslami Direniş’in neden yanıt veremediğini açıklayacak bir gerekçe bulamıyor. Kasım, yanıt vermemesini ateşkes anlaşmasına bağlıyor; bu tutum, İsrail’in tekrar eden ihlalleri, saldırıları ve önde gelen siyasi ve askeri liderlerin öldürülmesi karşısındaki yaklaşımına da yansıyor.

Kaynak, “Kasım kendi tabanına, tekrar eden İsrail saldırılarına yanıt vermemeyi nasıl gerekçelendirecek? Oysa İran’a destek sağlamakta tereddüt etmedi. Bu durum, Şii toplumu ve diğer topluluklar önünde, ayrıca partisinin içinde yer aldığı hükümet nezdinde ona ciddi bir utanç yaşatmıyor mu?” diye sordu. Özellikle Hizbullah’ı hükümette temsil eden iki bakan, Muhammed Haydar ve Rakkan Nasreddin’in, füzelerin atılmasına şaşırdığı ve Hizbullah’ın İran lehine müdahale etmeyeceğine kesin inandıkları kaydedildi.

Füze atışları, bakanlar için kafa karıştırıcı oldu; zira her iki bakan da hükümetin Hizbullah’ın askeri ve güvenlik faaliyetlerini yasaklayan kararına karşı çıkmıştı. Bu karar, Hizbullah’ın askeri kanadının feshi ve siyasi kanadının diğer siyasi güçler gibi bırakılmasını öngörüyordu.

Kaynak, bakanların hükümet oturumunda uluslararası talebin Hizbullah’a ait askeri faaliyetlerin tamamen yasaklanması olduğu ve geri adım atılamayacağı bilgisini aldıklarını; özellikle Berri’ye yakın bakanların desteğiyle, hükümetin uygulamayı tereddütsüz üstlenmek zorunda kaldığını aktardı.

Yeni sınır şeridi

Kaynağa göre Hizbullah kendi hesaplarını gözden geçirmek yerine füze atışlarına yöneldi ve bu adım Lübnan’ı açık bir savaşın içine soktu. Söz konusu gelişme, Cumhurbaşkanı Joseph Avn ve Başbakan Nevvaf Selam’ı, İsrail’in savaşın kapsamını genişletme ve Litani Nehri güneyindeki bölgeyi ‘nüfussuz yeni bir sınır şeridi’ haline getirme tehdidine karşı bir dizi temas başlatmaya zorladı. Güvenlik kaynaklarına göre İsrail, Lübnan topraklarında kara, deniz ve hava yoluyla kontrolünü fiilen uyguluyor ve Hizbullah’ın füzeleri onu durduramıyor.

efer
ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmanın ardından Hizbullah ile gerginliğin artması üzerine Lübnan sınırında konuşlandırılan İsrail askeri araçları (Reuters)

Kaynak, İsrail’in saldırılarını genişleterek, Lübnan üzerinde baskı kurmak ve Hizbullah’ın silahlarını fiilen etkisiz hale getirmeye başlamak niyetinde olduğunu belirtti. Aynı zamanda İsrail’in, Şii topluluğunu Hizbullah’a karşı kışkırtmayı hedeflediğini, Güney Lübnan ve Beyrut’un güney banliyösünün neredeyse tamamen nüfussuz kalabileceğini, planın Bekaa’daki Şii çoğunluğa sahip bölgeleri de kapsayabileceğini öngördü.

Kaynak, İsrail’in Lübnan’a yönelik olası son savaşını öngörse de, Hizbullah’ın İran’ı destekleyerek askeri bir değerlendirmede hata yapıp yapmadığı sorusunu gündeme getirdi. Hizbullah, savaşın uzun sürmeyeceğini ve biraz direnç göstererek ateşkes ve müzakerelerde yer alabileceğini düşünmüş olabilir. Kaynak, bu ihtimali ‘imkânsız’ olarak nitelendirerek, bunun Lübnan-İran ilişkilerini uçuruma sürükleyebileceğini; özellikle Körfez ülkelerinin Tahran ile diplomatik ilişkilerini kesme kararı alması durumunda ciddi sonuçlar doğuracağını ifade etti.


Suriye ordusu, Lübnan ve Irak sınırlarında konuşlanmasını güçlendiriyor

Haseke vilayetinin kırsal kesiminde devriye gezen Suriye askerleri (EPA)
Haseke vilayetinin kırsal kesiminde devriye gezen Suriye askerleri (EPA)
TT

Suriye ordusu, Lübnan ve Irak sınırlarında konuşlanmasını güçlendiriyor

Haseke vilayetinin kırsal kesiminde devriye gezen Suriye askerleri (EPA)
Haseke vilayetinin kırsal kesiminde devriye gezen Suriye askerleri (EPA)

Suriye hükümet ordusu, Lübnan ve Irak ile olan Suriye sınırları boyunca konuşlanmasını güçlendirdiğini duyurdu.

Bu durum, bir yanda ABD ve İsrail, diğer yanda İran arasında dört gündür devam eden ve giderek artan gerilimlerin ortasında gerçekleşti.

Suriye Ordusu Operasyonlar Müdürlüğü, Şarku’l Avsat'a yaptığı yazılı açıklamada, "Bu takviye, devam eden bölgesel savaşın tırmanmasıyla birlikte sınırları korumak ve kontrol altında tutmak için yapılıyor" ifadelerini kullandı.

Açıklamada, konuşlandırılan birliklerin sınır muhafız güçlerine ve sınır faaliyetlerini izlemek ve kaçakçılıkla mücadele etmekle görevli keşif taburlarına ait olduğu bildirildi.

Reuters, dün akşamı sekiz Suriyeli ve Lübnanlı kaynağa atıfta bulunarak, bölgede İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışma da dahil olmak üzere artan çatışmaların ortasında Suriye'nin Lübnan ile olan sınırını füze birlikleri ve binlerce askerle güçlendirdiğini bildirdi.

Kaynaklar arasında, isimlerinin açıklanmaması koşuluyla konuşan beş Suriyeli subay, bir Suriyeli ve iki Lübnanlı güvenlik yetkilisi yer alıyor.

Suriyeli subaylar, Suriye takviye birliklerinin şubat ayında gelmeye başladığını, ancak son günlerde hızlandığını bildirdi.

Aralarında yüksek rütbeli bir subayın da bulunduğu Suriyeli subaylar, bu hamlenin silah ve uyuşturucu kaçakçılığını önlemenin yanı sıra İran destekli Hizbullah'ın veya diğer silahlı grupların Suriye'ye sızmasını engellemeyi amaçladığını ifade etti.

Suriyeli bir subay, 52. ve 84. Tümenler de dahil olmak üzere Suriye ordusunun çeşitli tümenlerinden askeri birliklerin, Humus'un batısındaki kırsal kesimde ve Tartus'un güneyinde sınır boyunca varlıklarını güçlendirdiğini bildirdi.

Yetkili, takviyelerin piyade birlikleri, zırhlı araçlar ve kısa menzilli Grad ve Katyusha roketatarlarını içerdiğini açıkladı.

Suriyeli bir güvenlik yetkilisi, Şam'ın herhangi bir komşu ülkeye karşı askeri harekât planlamadığını belirtti. "Ancak Suriye, kendisine veya müttefiklerine yönelik herhangi bir güvenlik tehdidiyle başa çıkmaya hazırdır" ifadesini kullandı.

Ancak bu hamle, bazı Avrupalı ​​ve Lübnanlı yetkililer arasında olası bir işgal konusunda endişelere yol açtı.

Suriye askeri yetkilileri, bu tür planları şiddetle reddederek, Suriye'nin Lübnan'daki önemli etkisi ve Hizbullah'ın 14 yıllık iç savaş sırasında eski Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed hükümetine verdiği destekten kaynaklanan, on yıllarca süren gergin ilişkilerin ardından Lübnan ile dengeli ilişkiler kurmayı hedeflediğini belirtti.

Suriye güçleri, 1976'dan 2005 yılına kadar Lübnan'da konuşlanmıştı; bu dönem, 1990'da sona eren Lübnan İç Savaşı'nı da kapsıyordu.

Hizbullah, 2014'te aylarca süren savaşı sona erdiren ateşkes anlaşmasından bir yıldan fazla bir süre sonra, pazartesi günü İsrail'e roket saldırılarına yeniden başladı. İsrail o zamandan beri Lübnan'a neredeyse her gün hava saldırıları düzenlemeye devam ediyor.

İsrail bu hafta Lübnan'ın güneyinin büyük bir bölümü için tahliye emri verdi ve on binlerce sakini yerinden etti. İsrail'in Lübnan'ın güneyine ve Beyrut'un güneyine düzenlediği hava saldırılarında onlarca kişi öldü.

Lübnanlı üst düzey bir güvenlik yetkilisi, Suriye makamlarının Beyrut'a, Suriye'nin Lübnan ile Suriye arasındaki doğu sınırını oluşturan dağlar boyunca roketatar konuşlandırmasının, Hizbullah'ın Suriye'ye karşı başlatabileceği herhangi bir eylem veya saldırıya karşı savunma amaçlı bir önlem olduğunu bildirdiğini söyledi.