Hamas, Çin yapımı keskin nişancı silahına sahip olduğunu açıkladı

M99 tüfeği zırhı delebiliyor ve yaklaşık bin 500 metre menzile sahip, atış hızı ise saniyede 800 metre

(Independent Arabia)
(Independent Arabia)
TT

Hamas, Çin yapımı keskin nişancı silahına sahip olduğunu açıkladı

(Independent Arabia)
(Independent Arabia)

Gazze savaşının 85. gününde Hamas, harekete mensup bir keskin nişancının, askeri olarak M99 olarak bilinen Çin Zijiang M99 keskin nişancı tüfeğini kullanarak bir İsrail askerini öldürdüğünü belgeledi.

Olaydan günler sonra İsrail Askeri Sansürü, Gazze'de öldürülen İsrail askerinin adını açıkladı.

Açıklamada Aviv Levy adında 21 yaşındaki İsrail askerinin kara kuvvetlerinin Gazze'nin kuzey kesimine saldırısı sırasında çıkan çatışmada Hamas keskin nişancısı tarafından öldürüldüğü ifade edildi.

En yeni silah

Askerin ölümünün açığa çıkması ve bilgilerinin yayımlanmasının yanı sıra operasyonun videosu Hamas hareketinin "M99" keskin nişancı tüfeğine sahip olduğunu belgeliyor.

Bu silah, Gazze Şeridi'ndeki savaş sırasında en az 3 kez Hamas askerlerinin elinde görüldü.

Bu tüfek, Hamas'ın savaşta kullanıldığını açıkladığı en yeni silah. Hamas bu silahın bitmeyen çatışma günlerinde hareketin mühimmatına dahil olduğunu resmen duyurdu.

Ancak M99, gayri resmi olarak hizmete girmeden önce son beş yıldır askeri eğitim ve geçit törenlerinde Hamas askerleri tarafından kullanıldı.

Silahın özellikleri

"M99", 2005 yılında hizmete giren ve ilk kez Çin Halk Kurtuluş Ordusu Donanması tarafından kullanılan, Çin yapımı bir keskin nişancı tüfeği.

Ağır kalibreli mermilere (12,7 x 108 mm) sahip anti- malzeme tüfeği.

Fırlatma hızı saniyede 800 metre (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
Fırlatma hızı saniyede 800 metre (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

Tüfek, zırhlı araçlara ve katı malzemelere nüfuz etme kabiliyetine haiz olup standart özelliklere sahip.

12 kilogram ağırlığında ve yaklaşık 1,5 metre uzunluğunda.

Aynı zamanda ayarlanabilir tutucularla donatılmıştır ve şarjörü beş mermi tutarken besleme yarı otomatik.

Önem

Menzili yaklaşık bin 500 metreye ulaşırken, atış hızı saniyede 800 metreye, yani sesten iki kat daha hızlı seviyeye ulaşıyor.

Askeri işler araştırmacısı Mehdi Hasaneyn bu özelliklerle ilgili olarak şunları söyledi:

Bunlar keskin nişancı için büyük önem taşıyor. Hedefe tepki verme fırsatı vermeden ansızın yakalanmasına olanak tanıyor. Tüfekten çıkan mermi, sesi ulaşmadan en fazla iki saniye içinde hedefi vuruyor. Bu, atıcının hareket etmesi ve konumu belirlenmeden önce konumunu değiştirmesi için yeterli zamana sahip olduğu anlamına geliyor. Bu tüfeğin Gazze'de ortaya çıkışı, keskin nişancı silahlarına güçlü bir katkı sağlıyor ve hizip savaşçılarının İsrail ordusundaki piyade kuvvetlerini kolayca vurmasına yardımcı oluyor. Bu durum muhakkak Tel Aviv'de endişe uyandırıyor.

Hasaneyn'in açıklamasına göre M99 tüfeği, hedefi vurma kalitesi açısından bir piyade taburunun verimliliğine eşdeğer.

Tek bir keskin nişancı genellikle doğrudan çatışmaya giren bir grup savaşçıdan daha büyük görevleri yerine getiriyor.

Bunun tek nedeni ise konumunun bilinmemesi ve hedefi yüksek doğrulukla vurabilmesidir.

Çin silahları

Hamas'ın M99 silahını ortaya çıkarmasının ardından İsrail Yayın Kurumu (Kan), İsrail ordusunun Gazze'de, hareketin savaşçılarının rekor düzeyde kullandığı büyük miktarlarda Çin silahını ele geçirdiğini belirten bir rapor yayımladı.

Rapora göre Gazze'de askerleri geri döndüren ve öldüren aldatmacalar ve beklenmedik sürprizler arasında bu silahlar da var.

Kan'a göre Tel Aviv'deki güvenlik seviyesi, İsrail'deki siyasi yapıya Hamas'ın savaşlarda standart Çin silahları kullandığı konusunda resmi olarak bilgi verdi.

Yayın Otoritesi, Çin'den gelen silahların Gazze Şeridi'ne nasıl ulaştığı konusunda güvenlik koridorlarında soru işaretleri bulunduğunu, bu silahların Çin'den Hamas'a doğrudan mı yoksa başka yolla mı geldiği konusunda net bir bilgi olmadığını belirtti.

Kan, M99 keskin nişancı tüfeğinin ortaya çıkmasının ardından İsrail askeri istihbaratında şok yaşandığına dikkat çekti.

Özellikle ön araştırmalar, bu silaha Hamas savaşçıları tarafından modifikasyonlar yapıldığını ve bu modifikasyonların silahın daha isabetli ve daha uzun menzilli olmasını sağladığını ortaya koydu.

Çin yanıtı

Çin'in sosyal paylaşım sitesi "X"teki Arapça hesabı, Çin tüfeği taşıyan bir Hamas savaşçısının fotoğrafını alıntılayarak üzerine şunları yazdı:

Gazze'deki El-Kassam Tugayları'ndan bir keskin nişancının elinde ağır kalibre bir Çin 'M99' tüfeği görüldü.

Şarjörde 5 kurşun var (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
Şarjörde 5 kurşun var (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

"Çin Arapça" hesabında yayımlanan açıklamaya göre tüfek, Filistinli gruplar tarafından Gazze Şeridi'nde kara operasyonları yürüten İsrail güçlerine karşı yaklaşık 1 buçuk aydır kullanılıyor.

Açıklamaya göre Şeritte olması, İran üzerinden oraya yeniden ihraç edilmiş olabileceği anlamına geliyor.

Başka bir silah

İsrail işleri araştırmacısı Karis Witt, "Çin silahlarının doğrudan Çin'den satın alınarak Filistinli askerlerin eline geçtiğine inanmıyorum. Ben Pekin'in devlet dışı kuruluşlara silah satmadığını düşünüyorum ancak Orta Doğu'daki ülkelere kesinlikle silah satıyor" dedi.

Çin M99 tüfeği Hamas savaşçılarının elindeki tek keskin nişancı silahı değil. Nitekim hareket, 2014'ten bu yana, "El-Gavl" adını verdiği, 14,5 milimetre kalibreli ve 2 bin metreye kadar öldürücü menzile sahip, yerli üretim bir keskin nişancı tüfeğine sahip. Hamas liderlerinden Hammad er-Rakab şöyle diyor: "Her türlü silaha sahip olma hakkımız var. Her halükarda uluslararası hukukta meşru bir hak olan meşru müdafaa hakkını kullanıyoruz ve bu silahları nasıl elde ettiğimiz sorularına cevap vermek zorunda değiliz" ifadelerini kullandı.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.