Tunuslu gazeteciler meslektaşlarının serbest bırakılması talebiyle eylem yaptı

Gazeteciler halen tutuklu olan Tunuslu 3 medya çalışanının derhal serbest bırakılmasını talep ettiler

Tunuslu gazetecilerin, gazeteci Ziyad el-Hani'nin serbest bırakılması talebiyle düzenlediği gösteriden (EPA)
Tunuslu gazetecilerin, gazeteci Ziyad el-Hani'nin serbest bırakılması talebiyle düzenlediği gösteriden (EPA)
TT

Tunuslu gazeteciler meslektaşlarının serbest bırakılması talebiyle eylem yaptı

Tunuslu gazetecilerin, gazeteci Ziyad el-Hani'nin serbest bırakılması talebiyle düzenlediği gösteriden (EPA)
Tunuslu gazetecilerin, gazeteci Ziyad el-Hani'nin serbest bırakılması talebiyle düzenlediği gösteriden (EPA)

Tunuslu gazeteciler, birkaç gün önce bir radyo kanalında Ticaret Bakanı Gülsüm Bin Receb'e hakaret ettiği iddiasıyla yetkililer tarafından tutuklanan gazeteci Ziyad el-Hani'nin serbest bırakılması talebiyle bir protesto düzenledi.

Hani, bakanı eleştirip, "kalkınma projelerinin engelleyici bürokrasisi nedeniyle" başarısız olduğunu söyleyerek görevden alınması çağrısında bulunmuştu. Buna göre Cumhuriyet Savcılığı, “Yalan Haberleri Önleme Kararnamesi” uyarınca, bu suçlamayla tutuklanan el-Hani'nin on gün önce cezaevine konulmasına karar vermişti. Hani'nin davasıyla ilgili olarak Tunus Asliye Mahkemesi binası önünde toplanan gazeteciler, onun serbest bırakılmasını talep eden sloganlar attı. Gazetecilerin yargılanmasını, hapsedilmesini ve özgürlüklerinin kısıtlanmasını, kınadılar.

Tunus Gazeteciler Sendikası üyesi Emire bin Muhammed, “Tutuklu gazeteci meslektaşlarımız Ziyad el-Hani, Şazi Mübarek ve Halife el-Kasimi'nin serbest bırakılması talebiyle protesto yapıyoruz” diyerek  aynı zamanda” gazeteciliğin kötüye gittiğine, çünkü gazetecilerin hapiste olduğuna, oysa onlar için hapishanenin istisna, özgürlüğün ise doktrin olması gerektiğine” dikkat çekti. Gazeteci Emire, "yetkililerden gelen tam bir karartma ortamında bilgi almakta zorlandıklarını” ve bunun "basın özgürlüğünü daha da kısıtlamaya ve ifade özgürlüğünü boğmaya" doğru gittiğini vurguladı. Ayrıca “Gazetecilerin sesini susturmanın, tüm Tunusluların sesini susturmak anlamına geldiğini” söyledi.

Foto: Protestocular, halen tutuklu olan 3 medya çalışanının derhal serbest bırakılmasını talep etti.
Protestocular, halen tutuklu olan 3 medya çalışanının derhal serbest bırakılmasını talep etti (EPA)

Hani'ye yönelik suçlamaların görüşüldüğü adli oturumun düzenlenmesiyle aynı zamana denk gelen bu dayanışma eylemine katılanlar  “Tunus’ta gazeteciliğe özgürlük” sloganları atarak aynı zamanda, ifade özgürlüğünü kısıtlayan 54 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yerine “Tunus'ta basın ve medya sektörünü düzenleyen 115 sayılı Kararnamenin uygulanması” gerektiğine dikkat çektiler. Gazeteciler, ayrıca meslektaşlarının serbest bırakılması ve haklarında uygulanan tedbir kanunlarının geri çekilmesi çağrısında bulunan sloganlar attı.

Tunus Gazeteciler Sendikası başkanı Ziyad ed-Dabbar ise tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması çağrısında bulundu. Ziyad ed-Dabbar, “Dayanışma eylemine katılan gazetecilerin iş yerlerinde gün boyu kırmızı rozetler taktıklarını ve bunun gazetecilerin günlük gerçekliklerine duydukları öfkeyi ve  yaşadıkları boğulma hissi”ni yansıttığını belirtti.

Dabbar, bu dayanışma eylemi sırasında “Tunuslu gazeteci Halife el-Kasimi hakkında haksız bir şekilde beş yıl hapis cezası verildiğini ve Tunuslu gazeteci Şazi el-Hac Mubarek’in de tutukluluğunun devam ettiğini” açıkladı.

54 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, beş kısma ayrılmış 38 bölümden oluşuyor ve bu kararnamenin takdirine göre bazı suçların faillerine ağır hapis cezaları verilebileceği dikkat çekiyor. Söylenti ve yalan haber üretmek ve tanıtmak, uydurma veya sahte belgeler yayınlamak ve çocukları hedef alan uygunsuz ifadeler sergilemek de buna dahildir. Bu durum, Cumhurbaşkanlığı kararnamesini kınayan ve bu bölümün uygulama kapsamının geniş olduğunu düşünen birçok yerel ve uluslararası insan hakları örgütünün öfkesini artırdı. Bu örgütler, Cumhurbaşkanı kararnamesini kınarken “bu maddenin, birden fazla yorum taşıdığını, özellikle avukat Delile Musaddık ve avukat İslam Hamza'nın "devlet güvenliğine karşı komplo" davasından dolayı tutuklanan siyasiler hakkında medyada yaptıkları açıklamalardan sonra tutuklanmalarının ardından, bu maddenin tüm muhalif siyasi aktivistleri kapsayabiliceğini” belirtti.

Bu bağlamda Uluslararası Af Örgütü (Amnesty), Ticaret Bakanı Gülsüm Bin Receb’e yönelik eleştirileri nedeniyle tutuklanan gazeteci el-Hani'nin derhal serbest bırakılması için Tunuslu yetkililere çağrıda bulundu. Örgüt, "Tunuslu yetkililer Ziyad el-Hani'yi derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakmalı ve ona yönelik tüm suçlamaları düşürmelidir çünkü bu suçlamalar yalnızca onun en temel insan haklarını kullanmasından kaynaklanmaktadır" dedi.



Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.


BM, Hızlı Destek Kuvvetlerini el Faşir'de soykırım yapmakla suçladı

Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
TT

BM, Hızlı Destek Kuvvetlerini el Faşir'de soykırım yapmakla suçladı

Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)

Sudan'daki bağımsız uluslararası araştırma misyonu dün, geçen ekim ayında "Hızlı Destek Kuvvetleri"nin (HDK) eline geçmesinden bu yana birçok vahşete tanık olan Sudan'ın el Faşir kentinde "soykırım eylemlerinin" meydana gelmesini kınadı.

Birleşmiş Milletler misyonu, Sudan'ın batı Darfur bölgesindeki bu şehirde HDK'nin sistematik eylemlerinden çıkarılabilecek tek makul sonucun soykırım niyeti olduğu sonucuna varan bir rapor yayınladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ABD Hazine Bakanlığı, el Faşir'deki suistimalleri nedeniyle üç HDK komutanına yaptırım uyguladı. Bakanlık, bu kişilerin HDK'nin şehri ele geçirmesinden önce 18 ay süren el Faşir kuşatmasında yer aldığını belirtti.