Gazze'nin kumlarında kaç İsrail askeri yaralandı?

Savunma Bakanlığı bu sayının savaşın sonunda 12 bine ulaşacağını tahmin ediyor. Netanyahu: Çok pahalı bir bedel ödüyoruz.

İsrail toplumu ordudaki ölü ve yaralıları büyük bir duygusallıkla karşılıyor (AFP)
İsrail toplumu ordudaki ölü ve yaralıları büyük bir duygusallıkla karşılıyor (AFP)
TT

Gazze'nin kumlarında kaç İsrail askeri yaralandı?

İsrail toplumu ordudaki ölü ve yaralıları büyük bir duygusallıkla karşılıyor (AFP)
İsrail toplumu ordudaki ölü ve yaralıları büyük bir duygusallıkla karşılıyor (AFP)

İsrail ordusu Hamas hareketine karşı yürüttüğü savaşta öldürülenlerin sayısını her akşam güncelliyor. Ancak İsrail Askeri Sözcüsü Daniel Hagari'nin günlük olarak sunduğu veriler, Gazze Şeridi'ne giren kara kuvvetlerindeki yaralıların sayısını içermiyor.

İsrail ordusunun son güncellemesine göre, savaşın başladığı 7 Ekim'den bu yana asker ve subaylar arasında ölenlerin sayısı 520'ye yükseldi. 27 Ekim’de kara operasyonunun başlamasından bu yana ölen 186 kişi de bu rakama dahil.

Her saat başı

İsrail toplumu ordudaki ölüm ve yaralanma haberlerini büyük bir duygusallıkla karşılıyor. Tel Aviv'deki askeri sansür, bu konuyu ele alırken İbrani medyası üzerinde birçok kontrol uyguluyor.

Denetimlere rağmen İsrail medyası, haber bültenlerinin başında ve her saat başında İsrail ordusunda öldürülenlerin sayısını ve isimlerini anıyor. Aynı zamanda kayıp istatistiklerinin, askerlerin Gazze'deki hedeflere ulaşma ve silahlı savaşçıları ortadan kaldırma konusunda kaydettikleri ilerlemenin bir göstergesi olduğunu düşünüyor.

İsrail ordusu, her halükârda kara kuvvetlerindeki kayıpların sayısını gizliyor ve bunlardan nadiren bahsediyor. Ölü sayısını günlük olarak güncelleyerek yaptığı gibi, yaralılar hakkında ayrıntıları ve maruz kaldıkları tehlikenin derecesini sürekli olarak yayınlamıyor. Bu durum, özellikle Hamas hareketinin İsrail ordusuna ait araçlara ve askerlere yönelik günlük hedef operasyonları duyurması ve bunu video kliplerle desteklemesi doğrultusunda Gazze Şeridi'ne giren güçler arasında ölü sayısı konusunda soru işaretlerine yol açıyor.

5 bin yaralı

İbrani gazetesi Yedioth Ahronoth'un haberine göre İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nde yürüttüğü şiddetli savaş sonucu kara çatışmalarında 5 binden fazla İsrail askeri yaralandı. Bilgilerini askerlerin sağlık hizmeti aldığı İsrail hastanelerinden derleyen gazeteye göre çatışmalarda her gün ortalama 60 yaralı kaydediliyor.

Bu sayı İsrail ordusu tarafından resmi olarak doğrulanmadı, ancak Savunma Bakanlığı'ndan bakım ve destek alan bin yaralı düzenli askerin yanı sıra 2 bini kalıcı engelli olmak üzere 3 binden fazla askerin yaralandığı kabul edildi.

İsrail askeri sansürü, Tel Aviv'in her iki cinsiyet için zorunlu askerlik sistemini izlemesi de dikkate alınarak yaralılar hakkında açıklama ve paylaşım yapmanın kuvvetler için daha büyük bir risk

Oluşturduğu gerekçesiyle, hastanelerin yaralı sayısını ve yaralıların sağlık durumlarına ilişkin ayrıntıları  yayınlamasını engelliyor.

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne yönelik daha önce gerçekleştirdiği askeri operasyonlardan farklı olarak bu savaşta ölen askerlerinin sayısını yayınlama politikası değişti. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre askeri sözcü bu kez savaşta yaralanan askerlerin sayısıyla ilgili bir bilgiye değinmiyor; yaralanmaların türünden ve aldıkları sağlık ve rehabilitasyon bakımından da bahsetmiyor.

İsrail'in bilmediği sayılar

İsrail Savunma Bakanlığı Rehabilitasyon Dairesi Başkanı Limor Luria, “Her gün en az 60 yaralı asker ülkedeki hastanelere giriyor ve bu, ordunun katıldığı hiçbir savaşta daha önce görmediğimiz kadar büyük bir sayı. Bize ulaşan yaralıların yaklaşık yüzde 58'inin kol ve bacaklarında ciddi yaralanmalar var ve bunların büyük bir kısmı amputasyona uğradı. Onların duş almasına veya evin içinde dolaşmasına kim yardım edecek?” ifadelerini kullandı.

Loria, dalak ve böbrek gibi iç organ yaralanmaları da dahil olmak üzere çok sayıda yaralanmanın kaydedildiğini, kafa ve gözlerde yaralanmaların olduğunu belirtti. Loria, yaklaşık 100 askerin şarapnel ve ateşli silahlar nedeniyle bir veya her iki gözünde değişen derecelerde körlük yaşadığı kaydedildiğine dikkat çekti.

İsrail Savunma Bakanlığı Rehabilitasyon Daire Başkanı, İsrail'in savaş tarihinde ilk kez engelli kadın savaşçıları kabul ettiklerini ve bunun, üzerinde derinlemesine çalışılması gereken bir konu olduğunu belirtti. Loria, Gazze savaşının, özellikle yaralananların çoğunluğunun gençler olması nedeniyle toplumun yapısını tamamen değiştireceğine dikkat çekti.

Assuta Hastanesi Üroloji Bölüm Başkanı Orit Raz ise yaralı askerlerin yaklaşık yüzde 80'inin idrar yoluna müdahale gerektiğini ve bu yaralanmaların ömür boyu sakatlık anlamına geldiğini söyledi.

Zor ve pahalı

İsrail Ordu Sözcüsü Avichai Adraee, Yedioth Ahronoth gazetesinin bildirdiği ölü sayısını resmi olarak  doğrulamayı veya yalanlamayı reddetti.

Adraee, “İsrail Savunma Bakanlığı'nın yayınladığı rakamlar resmi istatistiklerdir. Tabii medyada çıkanları doğrulamak ya da yalanlamak istemiyorum. Bu rakamlara hafif yaralanmaların da dahil olduğunu belirtmekte fayda var.” dedi.

Adraee'nin kaçamak cevabı, İsrail Savunma Bakanlığı'nın Gazze savaşındaki engelli asker sayısının çatışmanın sonunda 12 bine ulaşmasını beklediği bir dönemde geldi. Bu beklenti, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun defalarca yaptığı "Savaşta çok ağır bir bedel ödüyoruz" açıklamasıyla tutarlıdır.

Netanyahu kamuoyu önüne çıkıp en son yaptığı konuşmada şunları söylemişti: “Gazze Şeridi'ndeki savaş Tel Aviv'e çok büyük bir bedele mal oluyor, ancak savaşmaya devam etmekten başka seçeneğimiz yok. Yaralılarımıza acil şifalar dileriz. Hepimiz en iyi dileklerimizi iletiyoruz. İsrail, askerlerini korumak için elinden geleni yapıyor ve zafer elde edilene kadar durmayacağız.”

Hamas tarafında ise hareketin lideri Usame Hamdan yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Savaşları mükemmel bir şekilde yönetiyoruz. Savaşçılarımızın önünde çaresiz kalan İsrail ordusuna, teçhizat ve kuvvetlerinde ilerleme kaydedemeden ağır kayıplar verdiriyoruz.

İsrail'in yenilgiye uğratılacağından eminiz ve Gazze'deki halkımızın kararlılığı saldırıyı defetmek için yeterlidir. Her gün ordu saflarında ölümlere ve yaralanmalara neden oluyoruz ve Tel Aviv'deki askeri kurum bununla ilgili bilgileri gizliyor. Yalan söylüyor ve toplumu yanlış istatistiklerle yanıltıyor."



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.