Rakamlarla Batılı ülkelerin Husilere yönelik saldırılarına dair bir analiz

Washington, Husilerin Kızıldeniz'deki tehditlerini ortadan kaldırmak istiyor

ABD’nin ve İngiltere'nin 12 Ocak günü şafak vakti Yemen’de Husilerin askeri hedeflerine karşı başlattığı askeri operasyon sırasında bir savaş gemisinden füze fırlatılırken (Reuters)
ABD’nin ve İngiltere'nin 12 Ocak günü şafak vakti Yemen’de Husilerin askeri hedeflerine karşı başlattığı askeri operasyon sırasında bir savaş gemisinden füze fırlatılırken (Reuters)
TT

Rakamlarla Batılı ülkelerin Husilere yönelik saldırılarına dair bir analiz

ABD’nin ve İngiltere'nin 12 Ocak günü şafak vakti Yemen’de Husilerin askeri hedeflerine karşı başlattığı askeri operasyon sırasında bir savaş gemisinden füze fırlatılırken (Reuters)
ABD’nin ve İngiltere'nin 12 Ocak günü şafak vakti Yemen’de Husilerin askeri hedeflerine karşı başlattığı askeri operasyon sırasında bir savaş gemisinden füze fırlatılırken (Reuters)

Cumartesi öğleden sonra Husilerin Kızıldeniz'e füze fırlattığı Yemen'in batısındaki Hudeyde'deki askeri bölgenin hedef alındığı bir saldırı gerçekleşti. Husilerin saflarından iki kaynağın aktardığına göre saldırı, ABD’nin Sana’da yine Husilere ait bir askeri noktaya düzenlediği hava saldırısından birkaç saat sonra gerçekleşti.

Cumartesi günü gerçekleşen saldırılar, ABD ve İngiltere’nin Husilerin Kızıldeniz’de seyir halindeki gemileri hedef alan saldırılarına yanıt olarak Yemen’de Husilere ait mevzilere düzenlediği bombardımanlar kapsamında düzenlendi.

ABD Merkez Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, savaş uçakları ve Tomahawk füzelerinin kullanıldığı saldırılarda 100'den fazla hassas güdümlü mühimmatın Husilere ait 16 noktada 60 hedefi vurduğunu bildirdi.

İngiltere Hava Kuvvetleri’nden yapılan açıklama ise Typhoon model savaş uçaklarının Yemen'in kuzeybatısındaki Beni Kays ve Abs havalimanlarındaki insansız hava aracı (İHA) pistlerinin güdümlü mühimmatla vurulduğu belirtildi.

Öte yandan Husiler, saldırıların başkent Sana, Hudeyde, Taiz, Hacca ve Saada'daki mevzilerinin vurulduğunu, 73 saldırıda 5 kişinin öldüğünü, 6 kişinin de yaralandığını açıkladı.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, Husilerin radar sistemlerinin, İHA’larının ve füze altyapısının hedef alındığını ve amacın Husilerin denizcileri tehlikeye atma ve uluslararası ticareti tehdit etme kabiliyetini yok etmek’ olduğunu söyledi.

Husiler, 31 Aralık 2023 günü, ABD kuvvetlerinin Kızıldeniz'de Husilerin olduğu üç tekneyi hedef alması sonucunda 10 üyesinin öldürüldüğünü açıklamıştı.

ABD ordusuna göre Husiler, 19 Kasım 2023 tarihinden bu yana Arap Yarımadası'nı Afrika'dan ayıran stratejik öneme sahip Babu’l-Mendeb Boğazı yakınlarına füze ve İHA’larla 27 saldırı düzenledi.

Başlıca saldırıların ve bunlara verilen karşılıkların kronolojik sıralaması

11 Ocak: ABD ordusu, Husilerin Aden Körfezi'ndeki uluslararası nakliye rotalarında seyreden gemilere gemisavar füzeleriyle saldırdığını, ancak saldırıların herhangi  bir can kaybı ya da maddi hasara yol açmadığını söyledi. ABD tarafından yapılan açıklamada bunun Husilerin 19 Kasım 2023 tarihinden bu yana düzenlediği 27'nci saldırı olduğunu bildirdi.

9 Ocak: ABD ve İngiltere donanmaları, Husilere ait toplam 21 İHA’nın ve füzenin etkisiz hale getirildiğini açıkladı. ABD Başkanı Joe Biden, Husilerin Amerikan gemilerini doğrudan hedef aldığını söyledi. Husiler tarafından yapılan açıklama ise saldırının nedenlerinden birinin, yılbaşı gecesi ABD ordusunun Husilerin üç teknesini batırıp ticari bir gemiye binmeye çalışan üyelerini öldürmesinin misillemesi olduğu belirtildi.

6 Ocak: İngiltere Deniz Ticareti Operasyonları Kurumu (UKMTO), altı küçük teknenin Yemen'in Moha şehrinin yaklaşık 50 mil uzağında bir ticaret gemisine yaklaştığını, ardından teknelerin bölgeyi terk ettiğini duyurdu. ABD Merkez Komutanlığı, bir Amerikan gemisinin Kızıldeniz'in güneyinde Yemen'den fırlatılan bir İHA'yı meşru müdafaa amacıyla düşürdüğünü açıkladı.

Husiler tarafından dağıtılan ve Kızıldeniz'de seyir halindeki Galaxy Leader gemisinin üzerinde bir helikopterin uçtuğunu gösteren fotoğraf, 19 Kasım 2023
Husiler tarafından dağıtılan ve Kızıldeniz'de seyir halindeki Galaxy Leader gemisinin üzerinde bir helikopterin uçtuğunu gösteren fotoğraf, 19 Kasım 2023 (EPA)

3 Ocak: Husiler, İsrail'e giden bir konteyner gemisini ‘hedef aldıklarını’ duyurdular.

2 Ocak: ABD Merkez Komutanlığı, Husilerin Kızıldeniz'in güneyine doğru iki gemisavar füzesi fırlattığını, ancak herhangi bir can kaybı ya da hasar bildirilmediğini açıkladı. Komutanlık, bölgedeki çok sayıda ticari gemiden iki füzenin ateşlendiği yönünde bildiri aldıklarını aktardı.

31 Aralık: Husiler, ABD güçlerinin Kızıldeniz'de kendilerine ait üç tekneye saldırması sonrasında 10 üyesinin öldürüldüğünü duyurdu. Husilerin sözcüsü, ‘Maersk Hangzhou’ adlı konteyner gemisine mürettebatının yapılan ikazlara yanıt vermeyi reddetmesi üzerine füze saldırısı düzenlendiğini açıkladı.

28 Aralık: ABD, Husilerin 19 Ekim'den bu yana uluslararası nakliye rotalarında seyreden gemileri hedef alan 22’nci saldırı girişimi sırasında Kızıldeniz'in güneyinde bir İHA’nın ve gemisavar füzenin etkisi hale getirildiğini bildirdi.

26 Aralık: Husiler, Kızıldeniz'de bir konteyner gemisine düzenlenen füze saldırısının ve İsrail'e İHA’larla saldırı girişiminin sorumluluğunu üstlendi.

Deniz taşımacılığı şirketi Mediterranean Shipping Company (MSC), Suudi Arabistan’dan Pakistan'a gitmekte olan United Eight gemisine saldırı düzenlendiğini, ancak saldırı sonucu mürettebattan ölen ya da yaralanan olmadığını açıkladı.

Husiler, 9 Aralık 2023 tarihinde bandırasına bakılmaksızın İsrail'e giden tüm gemilerin hedef alınacağını duyurdu.

23 Aralık: ABD Merkez Komutanlığı, Yemen'deki Husilerin kontrolündeki bölgelerden kalkan ve ABD'nin Kızıldeniz'in güneyindeki seyir halinde bir destroyerine doğru ilerleyen dört İHA'nın düşürüldüğünü bildirdi.

Norveç, kendisinin sahibi olduğu Norveç bandralı bir petrol ve kimyasal tankerinin, Husilerin İHA’lı saldırısından kıl payı kurtulduğunu açıkladı. Aynı şekilde Gabon’a ait olan Hindistan bandralı bir ham petrol tankerinin de hedef alındığı bildirildi.

18 Aralık: ABD’li yetkililer Reuters'a, Kızıldeniz'in güneyinde Norveçli bir şirkete ait olan Swan Atlantic adlı gemiye, Yemen’in Husiler tarafından kontrol edilen bir bölgesiden fırlatılan füzelerle saldırı düzenlendiğini söylediler.

16 Aralık: ABD Merkez Komutanlığı, güdümlü füzelerle donatılmış USS Kearny destroyerinin Kızıldeniz'de Husiler’e ait 14 İHA'yı düşürdüğünü duyurdu.

15 Aralık: ABD'li bir yetkili, bir Alman şirketine ait olan Liberya bandralı ‘Al Jasrah’ gemisinin Yemen'de Husilerin kontrolünde olan bir bölgeden fırlatılan balistik füzeyle vurulduğunu, saldırının gemide yangına yol açtığını, ancak herhangi bir can kaybı bildirilmediğini söyledi.

15 Aralık: Konteyner taşımacılığı şirketi Maersk, Husilerin şirketin İsrail'e doğru yola çıkan bir gemisini İHA’yla hedef aldığı iddialarını yanlışlayıp geminin füzeyle hedef alındığı düzeltmesinde bulundu.

12 Aralık: Husilerin sözcüsü, Ensarullah Hareketi’nin Norveç ticari tanker gemisi Strinda’yı hedef aldığını duyurdu. Reuters’a konuşan ABD'li bir yetkili ise gemiyi hedef alan saldırının Babu’l-Mendeb Boğazı'nın yaklaşık 111 kilometre kuzeyinde meydana geldiğini açıkladı.

9 Aralık: Bandralarına bakılmaksızın İsrail'e giden tüm gemileri hedef alacaklarını duyuran Husiler, tüm uluslararası deniz taşımacılığı şirketlerini İsrail limanlarıyla iş yapmanın sonuçları olabileceği konusunda uyardılar.

3 Aralık: ABD ordusu, Kızıldeniz'in güneyinde uluslararası sularda üç ticari gemiye saldırı düzenlendiğini söyledi. Husiler bölgede seyir halinde iki İsrail gemisine İHA’lar ve füzelerle düzenlenen saldırılarının sorumluluğunu üstlendi.

19 Kasım: İsrail, Husilerin Kızıldeniz'in güneyinde İngilizlere ait, Japonlar tarafından işletilen bir kargo gemisini ele geçirdiği duyurdu.

“ana Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü Macid el-Mezhaci: Husiler yıllar geçtikçe bölgenin zorlu coğrafyasından da yararlanarak askeri operasyonların hedefi olmaktan kaçınmayı ve cephaneliklerini saklamayı öğrendi.

Batılı ülkelerin Husilere yönelik saldırıları ne kadar etkili oluyor?

ABD ve İngiltere, Husilerin Kızıldeniz’deki ticari gemilere yönelik saldırılarına yanıt olarak cuma sabahı Yemen’de Husilere ait noktalara hava saldırıları düzenledi.

ABD Basını, Batılı müttefiklerin uyarıları sonrasında gerçekleşen saldırılarda savaş uçakları ve Tomahawk füzelerinin kullanıldığını aktardı.

ABD Başkanı Joe Biden yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“ABD kuvvetleri, İngiltere ile birlikte ve Avustralya, Bahreyn, Kanada ve Hollanda'nın desteğiyle, Husi isyancıların dünyanın en hayati su yollarından birinde seyrüsefer özgürlüğünü tehlikeye atmak için kullandığı Yemen'deki mevzilerini vurdu.”

ABD liderliğindeki askeri ittifakın hassas güdümlü mühimmat kullandığı yoğun hava saldırılarına yıllardır direnen Husilerin askeri yeteneklerini yok etmek kolay değil.

Sana Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü Macid el-Mezhaci, Fransız Haber Ajansı’na (AFP) yaptığı değerlendirmede, Husilerin hava saldırılarına karşı hazırlıklı olduklarını söyledi.

Batılı ülkeler, 12 Ocak sabahı Sana Havalimanı yakınlarındaki ed-Duleymi Hava Üssü'nü hedef aldı (Reuters)
Batılı ülkeler, 12 Ocak sabahı Sana Havalimanı yakınlarındaki ed-Duleymi Hava Üssü'nü hedef aldı (Reuters)

Husilerin yıllar geçtikçe bölgenin zorlu coğrafyasından da yararlanarak askeri operasyonların hedefi olmaktan kaçınmayı ve cephaneliklerini saklamayı öğrendiklerini söyleyen Mezhaci, “Dolayısıyla bu saldırılar Husilerin askeri yeteneklerinin bir kısmını yok edebilse de tamamen ortadan kaldıramayacak ve tehdit devam edecek” yorumunda bulundu.

Londra merkezli Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nde araştırma görevlisi olan Fabian Hinz, saldırıların etkinliğinin ABD istihbarat servislerinin Husilerin tutumlarına ilişkin bilgisine bağlı olduğunu değerlendirdi.

Husilerin kullandığı sistemlerin çoğunun çok küçük ve hareket kabiliyetine sahip olduğunu belirten Hinz, bu yüzden bu sistemleri ülkenin dört bir yanına götürmenin kolay bir iş olduğunu vurguladı.

Hinz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Husiler Yemen'deki savaş sırasında koşullara uyum sağlama kabiliyeti kazandılar ve mühimmatlarını gizleme konusunda çok iyiler. Dolayısıyla mühimmatlarını nerede sakladıkları, füze fırlatma sahalarının nerede olduğu ya da üst düzey isimlerinin kimler olduğunun öğrenilmesi istihbarat için çok önemli.”

Ancak Washington merkezli düşünce kuruluşu Ortadoğu Enstitüsü’nden (Middle East Institute/MEI) Fatima Ebu el-Esrar, saldırıların özellikle uluslararası nakliye yollarının tehdit edilmesi açısından Husilerin askeri yeteneklerini büyük ölçüde bozacağını söyledi.

Peki, bundan sonra ne olacak?

Husilerin Körfez’deki askeri üsler de dahil ABD’nin bölgedeki çıkarlarını hedef alması, en büyük korkulardan biri. Böyle bir gelişme, Ortadoğu'daki çatışmanın daha da genişlemesine yol açabilir.

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nde misafir araştırmacı olan Cinzia Bianco, bunun Husiler açısından çok ileri gidilmiş bir adım olacağını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre uluslararası misyonun başlangıcına dikkati çeken Bianco, şunları söyledi:

“Bu çok provokatif bir adım olur. Bunun kaçınılmaz olarak ABD'nin Yemen'de yürüteceği daha geniş bir uluslararası misyonun başlangıcı olacağını hem Husiler hem de İran biliyor. Böyle bir durum kaçınılmaz olarak Yemen'de ABD liderliğinde daha geniş kapsamlı bir uluslararası misyonun başlatılmasına yol açacak."

Öte yandan Hinz, İran gibi büyük oyuncuların bölgesel bir savaştan kaçınması nedeniyle bölgesel bir gerginlik çıkması riskinin düşük bir ihtimal olarak göründüğünü söyledi.

Husiler, bunun yerine askeri hedefleri vurma amacıyla aynı anda çok sayıda silah kullanarak Kızıldeniz'de geniş çaplı bir saldırı başlatmayı düşünebilir.

Sana’da Batı ülkelerinin Husilere yönelik baskınlarını protesto eden gösteriler düzenlendi, 12 Ocak (Reuters)
Sana’da Batı ülkelerinin Husilere yönelik baskınlarını protesto eden gösteriler düzenlendi, 12 Ocak (Reuters)

Navanti Group'tan kıdemli Ortadoğu analisti Muhammed el-Başa, ABD Donanması'nın şu ana kadar Husi saldırılarını engellemede etkili olduğunu kanıtladığını ve bu başarının Husileri daha radikal önlemler almaya itebileceğini söyledi.

Başa, Husilerin Kızıldeniz'de ya da Umman Denizi'nde İHA’lar, füzeler, mayınlar ve el yapımı patlayıcılar kullanarak daha koordineli saldırılar başlatmayı düşünüyor olabileceklerini de sözlerine ekledi.

Husiler, dünyanın en yoğun ticaret yollarından biri olan İsrail bağlantılı Kızıldeniz nakliye hattında, hangi ülkeye ait olduğuna bakılmaksızın İsrail’e giden tüm gemileri hedef almaya devam edeceklerine söz verdiler.

Hinz, durumu şöyle özetledi:

“Husilerin geriye kalan askeri yetenekleriyle gemilere saldırmaya devam etmeleri çok muhtemel görünüyor. Karşılık vermelerini bekliyorum."

Yemen'in kuzeybatı kıyısında geniş bölgeleri kontrol eden Husiler, menzili bin 600 kilometreden az olmayan füzeler kullandılar.

Husilerin cephaneliğinde neler var?

Husiler, ABD ve İngiltere'nin perşembeyi cumaya bağlayan gecesi askeri mevzilerine karşı düzenlediği hava saldırılarına misillemede bulunacaklarını açıkladılar. Husiler, özellikle hava sahasında büyük askeri yeteneklere sahipler.

Husilerin sahip olduğu en önemli uzun menzilli silahlar şunlar:

Balistik füzeler: Yemen'in kuzeybatı kıyısında geniş bölgeleri kontrol eden Husiler, menzili bin 600 kilometreden az olmayan füzeler kullandılar.

Fabian Hinz’e göre Husilerin sahip olduğu cephaneliğinde ‘Tufan’ isimli baslitik füzeler yer alıyor. Aslında İran'ın ‘Kadir-110’ adlı füzeleri olan Tufan balistik füzelerinin menzilleri bin 600 ile bin 900 kilometre arasında değişiyor. İran, 2016 yılında yaklaşık bin 400 kilometre menzile sahip Kadir-110 füzelerini test etmişti.

AFP’ye konuşan Ortadoğu uzmanı Muhammed el-Başa, Hamas'ın 7 Ekim 2023 günü İsrail'e saldırmasından haftalar önce Husilerin cephaneliğinde Tufan füzelerinin olduğunu açıkladığını söyledi.

Seyir (kruz) füzeleri: Hinz’e göre Husilerin cephaneliğinde İran yapımı ‘Kudüs’ adlı seyir füzeleri de yer alıyor.

Husilere ait bir helikopter kargo gemisi Galaxy Leader'ın üzerinde uçarken silahlı Husi üyeleri de geminin güvertesinde hareket ediyor, 20 Kasım 2023 (Reuters)
Husilere ait bir helikopter kargo gemisi Galaxy Leader'ın üzerinde uçarken silahlı Husi üyeleri de geminin güvertesinde hareket ediyor, 20 Kasım 2023 (Reuters)

Bu füzelerin çeşitli versiyonları olduğunu söyleyen Hinz, bunlardan bazılarının yaklaşık bin 650 kilometre, yani İsrail'e ulaşabilecek menzile sahip olduklarını söyledi.

Husiler, 2022 yılında ‘Kudüs-2’ model füzelerin Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) başkenti Abu Dabi'yi hedef almak için kullanıldığını ve o sıra füzelerin menzilinin Yemen'in kuzeyinde bin 126 kilometrelik bir mesafeyi geçtiğini duyurdular.

Kamikaze İHA’lar: Husiler, 2021 yılının mart ayında Sana'da düzenlenen askeri geçit töreninde sırasında kendi İHA’larını ürettiklerini açıkladılar.

Fabian Hinz, Husilerin sahip olduğu İHA cephaneliğinde Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşında kullandığı, yaklaşık iki bin kilometre menzile sahip İran yapımı Şahid-136 modelinin de olduğunu belirtti.

Husilerin elinde ayrıca Samad-3 model İHA'lar bulunuyor.

Hinz, konuyla ilgili şunları söyledi:

“(Samad-3) İHA’nın menzilini tam bilmiyoruz, ama yaklaşık bin 600 kilometre olduğu tahmin ediliyor. Husiler bu İHA’ları daha önce BAE ve Suudi Arabistan'ı hedef alan saldırılarda kullanmışlardı.”

 Husi basınının kaynaklarına ve uzmanlarına göre Samad-3 model İHA’lar 18 kilogram patlayıcı taşıyabiliyor.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin 2020 tarihli raporuna göre Samad-3 model İHA’lar GPS özelliğine sahip ve önceden oluşturulan rotalar boyunca bağımsız olarak hedeflerine doğru uçabiliyor.

Babu’l Mendeb Boğazı, deniz yoluyla küresel ticari sevkiyat için dünyanın en önemli su yollarından biridir

Babu'l Mendeb Boğazı ve önemi

Babu’l Mendeb Boğazı, Kızıldeniz'in güneyden girişidir ve Arap Yarımadası'ndaki Yemen ile Afrika kıyısındaki Cibuti ve Eritre arasında yer alır.

Babu’l Mendeb Boğazı, deniz yoluyla küresel ticari sevkiyat için dünyanın en önemli su yollarından biridir. Rusya’nın petrolü de dahil olmak üzere Asya'ya gönderilen ticari ürünlerin yanı sıra özellikle Körfez'den gelen ham petrol ve akaryakıt, Süveyş Kanalı üzerinden ya da Mısır Kızıldeniz'deki kıyısındaki SUMED adlı petrol boru hattından Akdeniz'e doğru taşınıyor.

Mısır'ın 1973 Arap-İsrail Savaşı’nda İsrail’e uyguladığı deniz ablukasına sahne olan Babu’l Mendeb Boğazı’nın en dar noktası yaklaşık 29 kilometre genişliğinde. Bu durum tankerlerin geçişini zorlaştırırken Kızıldeniz'e giren ve çıkan gemiler Perim Adası ile ayrılan iki kanaldan yol alıyor.

Husilerin küresel ticaretin yüzde 12'sinin geçtiği Kızıldeniz'de gemileri hedef alan saldırılarını artırması, birçok nakliye şirketinin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kullanmaktan kaçınmaya zorlarken Avrupa ile Asya arasındaki nakliye maliyetlerinin ve süresinin artmasına neden oldu.

Petrol analitiği firması Vortexa'nın verilerine göre Babu’l Mendeb Boğazı’ndan 2022 yılında her gün 6,60 milyon varil ham petrol ve yakıt, 2023' yılının ilk 11 ayında ise günlük yaklaşık 7,80 milyon varil geçti. Vortexa, Babu’l Mendeb Boğazı’ndan 2022 yılında ham petrol ve yakıt yüklü 20 tankerin, 2023 yılında ise ortalama 27 tankerin geçtiğini aktardı.



Gazze anlaşması... Kahire görüşmelerindeki çekincelerin ardından arabulucuların elinde ‘sınırlı fırsatlar’

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşması... Kahire görüşmelerindeki çekincelerin ardından arabulucuların elinde ‘sınırlı fırsatlar’

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)

Hamas’ın Kahire’de yapılan görüşmelerde silahsızlanma sürecine ilişkin çekinceler dile getirdiği, İsrail’in ise bu sürecin önce uygulanması şartıyla geri çekilme konusunda taviz vermeme tutumunu sürdürdüğü bildirildi. Taraflar arasındaki ateşkes anlaşmasının, geçtiğimiz şubat ayı sonunda İran savaşıyla birlikte sekteye uğradığı belirtiliyor.

Hamas’ın çekinceleri, Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar tarafından doğrulandı. Uzmanlara göre bu durum, hem Hamas’ın hem de İsrail’in zaman kazanmaya yöneldiğine ve anlaşma maddelerini uygulama ya da silahsızlanma ve geri çekilme süreçlerine başlama konusunda isteksiz olduklarına işaret ediyor. Bu değerlendirmelerde, İsrail’de seçim yılı olması ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun oy kazanma hedefinin etkili olduğu ifade ediliyor.

Uzmanlar, arabulucuların anlaşmayı yeniden canlandırma konusunda sınırlı fırsata sahip olduğunu belirtiyor. Bu çerçevede üç olası senaryo öne çıkıyor: mevcut durumun devam etmesi, İsrail’in askeri tırmanışa gitmesi ya da uluslararası istikrar güçleri ve polis unsurlarının devreye sokulmasıyla Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin faaliyete başlaması ve sahada değişiklikler yapılarak tarafların anlaşma şartlarına uymaya zorlanması.

Sıkışmış müzakereler

Kahire’de yürütülen müzakerelerin de çıkmaza girdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre, Hamas ve diğer Filistinli gruplar, kendilerinden herhangi bir taahhüt talep edilmeden önce İsrail’in ateşkes anlaşmasının ilk aşamasındaki yükümlülüklerini (insani yardım faaliyetleri ve bölgeye yardım tırlarının girişini) yerine getirmesi gerektiğini savunuyor. Buna karşılık İsrail ve ABD, anlaşmanın ikinci aşamasının en kritik maddesi olan ‘silahsızlanma’ sürecine derhal geçilmesi yönünde baskı yapıyor.

Aynı kaynaklara göre, Hamas müzakere heyeti başkanı Halil el-Hayye ile ABD’li diplomat Aryeh Lightstone arasında Kahire’de gerçekleşen görüşmeden somut bir sonuç çıkmadı.

The Jerusalem Post gazetesinin perşembe günü yayımladığı habere göre Hamas, Kahire toplantılarında ABD öncülüğündeki Barış Kurulu tarafından sunulan silahsızlanma planını reddederek üzerinde değişiklik yapılmasını talep etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise kabine toplantısında yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın yabancı bir koalisyonun Hamas’ı silahsızlandırmada başarılı olamayacağını anladığını belirterek, “Bunu bizim yapmamız gerekecek” ifadesini kullandı. Söz konusu açıklamalar İsrail’in Kanal 14 ve i24NEWS kanalları tarafından da aktarıldı.

Gelişmeleri değerlendiren Filistinli siyaset analisti Abdulmehdi Mutava, Kahire görüşmelerinde özellikle Hamas tarafından dile getirilen çekincelerin, taraflar arasındaki güven eksikliğinden kaynaklandığını ifade etti. Mutava’ya göre, Hamas için silahsızlanma maddesinin uygulanması kolay değil. Ayrıca ABD’nin İran dosyasına odaklanması nedeniyle arabuluculuk sürecine yeterince yoğunlaşmadığı ve bu nedenle İsrail üzerinde henüz ciddi bir baskı oluşmadığı belirtiliyor.

Mutava, İsrail’de yaklaşan seçimler nedeniyle Netanyahu’nun Gazze konusunda herhangi bir taviz vermesinin zor olduğunu da vurguladı. Bu nedenle mevcut tıkanmış durumun Netanyahu açısından siyasi maliyetlerden kaçınma imkânı sunduğunu belirten analist, benzer şekilde Hamas’ın da silahsızlanma konusunda kesin kararlar almaktan kaçınması nedeniyle bu durumdan rahatsızlık duymadığını ifade etti.

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici kampta su taşıyan bir kız çocuğu (AFP)Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici kampta su taşıyan bir kız çocuğu (AFP)

Filistin ve İsrail konularında uzman siyaset bilimi profesörü Tarık Fehmi, Kahire’de gerçekleştirilen görüşmeler kapsamında Mısırlı arabulucunun yoğun çabasına rağmen taraflar arasında hâlâ ciddi çekinceler bulunduğunu belirtti. Fehmi’ye göre temel sorun, İsrail’in sahadaki karşı hamlelerinden kaynaklanıyor. İsrail’in Gazze Şeridi’nin derinliklerinde yeni ‘stratejik dayanak noktaları’ oluşturma planı üzerinde çalıştığını ifade eden Fehmi, bu yaklaşımın müzakereleri doğrudan sekteye uğratabileceğini ve bunun bir geri çekilmeden ziyade yeniden konuşlanma anlamına geldiğini vurguladı.

Hamas’ın ise İran-İsrail-ABD hattındaki gelişmelerin sonuçlarını beklediğini belirten Fehmi, İsrail’in Gazze dosyasını daha sonraya bırakma eğiliminde olduğunu söyledi. İsrail’in tüm taraflarla aynı anda karşı karşıya gelmek istemediğini dile getiren Fehmi, sınır kapılarının açılması ve yardım tırlarının girişine izin verilmesini bunun göstergesi olarak değerlendirdi.

Arabulucuların devam eden çabaları

Hamas ve Filistinli gruplardan kaynaklar daha önce Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamalarda, arabulucuların ateşkes anlaşmasının ilk aşamasında kalan adımların derhal uygulanması için girişimlerde bulunduğunu belirtti. Bu çabaların, ikinci aşamaya ilişkin görüşmelerle eş zamanlı yürütülmesi, İsrail’in ilk aşamadaki yükümlülüklerini tamamlamadan ikinci aşamadan herhangi bir adımın uygulanmaması şartına bağlı olduğu ifade edildi.

Kaynaklardan biri, “Arabulucular, ikinci aşamada özellikle silahsızlanma konusunun kademeli ve ilk aşamanın tamamen uygulanmasına bağlı olacak şekilde ele alınmasını öngören bir formülle taraflar arasındaki farkı kapatmaya çalışıyor” dedi.

Fehmi, mevcut tabloda önemli bir değişiklik beklemediğini belirterek, İsrail’in kapsamlı bir askeri operasyon ya da Gazze Şeridi’ni tamamen işgal etmesinin öngörülmediğini, buna karşılık Hamas’ın kontrol ettiği alanlarda manevra yaparak rolünü yeniden şekillendirmeye çalışacağını ifade etti. Fehmi, özellikle idari yapı, silahlanma ve polis gibi çözümsüz kalan başlıklarda bu sürecin devam edeceğini vurguladı.

Fehmi’ye göre taraflar açısından belirleyici bir sonuç doğurmayan, uzaması muhtemel bir geçiş sürecine girilmiş durumda. Bu süreçte her taraf kendi düzenlemelerini gündeme getirecek, ancak somut bir çözüm ortaya konulamayacak. Bu nedenle Gazze’de mevcut durumun yönetimi, kısa vadede öne çıkan başlık olmaya devam edecek.

Mutava ise tarafların tutumu nedeniyle arabulucuların anlaşmayı yeniden canlandırma şansının sınırlı olduğunu belirtti. Mutava, ilk senaryo olarak mevcut durumun korunacağını, tarafların çekincelerini sürdürerek ciddi bir tırmanış olmadan zaman kazanmaya çalışacağını ifade etti. Buna karşılık, Netanyahu’nun seçim yılı dinamikleri nedeniyle İran ve Lübnan cephelerinden iç politik kazanç elde edememesi halinde çatışmaların yeniden başlayabileceği ihtimaline de dikkat çekti.

Mutava’ya göre üçüncü olası senaryo ise uluslararası güçler ile Filistin polisi unsurlarının sahaya konuşlandırılması ve Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin devreye girerek Hamas ile İsrail’i sahada somut adımlar atmaya zorlayacak yeni bir sürecin başlatılması.


Lübnan, "kırılgan bir ateşkes" ortamında kayıplarını telafi etmeye çalışıyor

 Güney Lübnan'dan yerinden edilmiş insanlar, Litani Nehri'nin güneyine ulaşmak için yıkılmış bir köprüden geçiyor (Reuters)
Güney Lübnan'dan yerinden edilmiş insanlar, Litani Nehri'nin güneyine ulaşmak için yıkılmış bir köprüden geçiyor (Reuters)
TT

Lübnan, "kırılgan bir ateşkes" ortamında kayıplarını telafi etmeye çalışıyor

 Güney Lübnan'dan yerinden edilmiş insanlar, Litani Nehri'nin güneyine ulaşmak için yıkılmış bir köprüden geçiyor (Reuters)
Güney Lübnan'dan yerinden edilmiş insanlar, Litani Nehri'nin güneyine ulaşmak için yıkılmış bir köprüden geçiyor (Reuters)

Lübnan, ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinin ardından kayıplarını telafi etmeye başlamıştı; ancak bu kırılgan ateşkes, İsrail'in dün bir kişinin ölümüne yol açan insansız hava aracı (İHA) saldırısıyla ihlal edilmesi ve İsrail ordusuna göre 41'i işgal altındaki 55 kasabayı kapsayan bir tampon bölge oluşturulmasıyla bozuldu. İsrail, sakinlerinin buralara geri dönmesine izin vermedi.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, anlaşmaya varılmasındaki katkılarından dolayı ABD Başkanı Donald Trump ve Suudi Arabistan Krallığı'na teşekkür ederek, "kalıcı anlaşmalar üzerinde çalışma" aşamasına geçildiğini duyurdu. Lübnan halkına hitaben yaptığı konuşmada Avn, "Bugün kendimiz için müzakere ediyor ve kendimiz karar veriyoruz. Artık kimsenin oyununda piyon değiliz, kimsenin savaş arenası da değiliz ve bir daha asla olmayacağız. Aksine, kendi karar alma gücüne sahip, bu gücü yücelten ve bunu halkının yaşamı ve çocuklarının refahı için başka hiçbir şey için değil, söz ve eylemle somutlaştıran bir millet olmaya geri döndük" ifadelerini kullandı.

"Topraklarımı özgürleştirmek, halkımı korumak ve ülkemi kurtarmak için nereye gitmem gerekiyorsa gitmeye hazırım," diyen Avn sözlerine şöyle devam etti: "Size tam bir dürüstlük ve güvenle söylüyorum, bu görüşmeler bir zayıflık işareti, geri çekilme veya taviz değil, aksine hakkımıza olan inancımızın ve halkımız için duyduğumuz endişenin gücünden kaynaklanan bir karardır."

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkesinin Hizbullah'a karşı savaşındaki misyonunun henüz tamamlanmadığını belirterek, "Füze ve insansız hava araçlarının kalan tehditlerine ilişkin almayı planladığımız önlemler var ve bunlara burada değinmeyeceğim" dedi.

Buna karşılık Trump, Tel Aviv'in Lübnan'ı bombalamasını yasakladı ve ülkesinin "Hizbullah'la uygun şekilde ilgileneceğini" ve "İsrail'in Lübnan'ı tekrar bombalamasını engelleyeceğini" çünkü "artık yeter" dedi. Trump,"Lübnan'ı yeniden büyük yapacağına" söz verdi.


Irak başbakan adayı bekliyor

Irak'ta iktidardaki koalisyon yeni bir başbakan seçemiyor (Koordinasyon Çerçevesi web sitesi)
Irak'ta iktidardaki koalisyon yeni bir başbakan seçemiyor (Koordinasyon Çerçevesi web sitesi)
TT

Irak başbakan adayı bekliyor

Irak'ta iktidardaki koalisyon yeni bir başbakan seçemiyor (Koordinasyon Çerçevesi web sitesi)
Irak'ta iktidardaki koalisyon yeni bir başbakan seçemiyor (Koordinasyon Çerçevesi web sitesi)

Artan görüş ayrılıkları ve yeni başbakanın sınırlı bir süre içinde atanması yönündeki anayasal baskılar arasında, gözler bugün Bağdat'ta yapılacak olan "Koordinasyon Çerçevesi" güçlerinin kritik toplantısına çevrildi.

Toplantı, daha önce ertelenmesinin ardından, iktidar koalisyonunun liderlerinden Ammar el-Hekim'in evinde, üç seçenek arasında yaşanan rekabet ortamında gerçekleştiriliyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu seçenekler: Muhammed Şia el-Sudani'nin görev süresinin yenilenmesi, Nuri el-Maliki'nin veya temsilcisinin aday gösterilmesi ya da üçüncü bir isim üzerinde anlaşmaya varılması.

Kaynaklar, güç dengelerinin karmaşıklığına rağmen, bölünmeyi önlemek amacıyla koalisyon liderlerinin üçte ikisinin desteklediği bir adayın seçilmesi için bir formülün değerlendirildiğini belirtiyor. Kaynak, "Koordinasyon Çerçevesi" liderlerinin üçte ikisinin (12 liderden 8'inin) desteğini alan adayın seçilmesini ve geri kalan grupların da bölünmeyi önlemek amacıyla daha sonra karara katılmasını öngören ön bir anlaşmanın görüşüldüğünü ifade etti.