Alimi: Yemenlilerin acılarını sona erdirmek için kapsamlı bir barışta kararlıyız

ABD, Husileri küresel terörist olarak sınıflandırdı.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Riyad’da ABD büyükelçisiyle görüştü (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Riyad’da ABD büyükelçisiyle görüştü (SABA)
TT

Alimi: Yemenlilerin acılarını sona erdirmek için kapsamlı bir barışta kararlıyız

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Riyad’da ABD büyükelçisiyle görüştü (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Riyad’da ABD büyükelçisiyle görüştü (SABA)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, dün (17 Ocak Çarşamba) liderliğini üstlendiği konseyin kapsamlı barış sağlama ve ülkesinin acılarını sona erdirmeye yönelik uluslararası çabaları destekleme konusundaki kararlılığını yeniledi. Öte yandan Washington, Husileri küresel bir terörist olarak sınıflandırdığını duyurdu.

Bu gelişmeyle eş zamanlı olarak Husilerin bir Yunan gemisini füzeyle hedef alması ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) Husilere gitmekte olan İran’ın gelişmiş silah sevkiyatına el konulduğunu duyurmasının ertesi günü Kızıldeniz’de hasarın oluşmadığı yeni bir olay kaydedildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, dün yaptığı açıklamada, 30 gün sonra yürürlüğe girecek bir kararla Husilerin ‘küresel terör örgütü’ olarak sınıflandırıldığını duyurdu. Açıklamada, kararın yürürlüğe girmesinden önceki 30 günlük süre boyunca, ABD hükümetinin Yemen’e insani yardım ve gerekli malların ticari ithalatını kolaylaştırmak için ilgili taraflarla, yardım sağlayıcılarla ve önemli ortaklarla geniş iletişim kuracağı belirtildi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Husilerin uluslararası denizcilik faaliyetlerine yönelik saldırılarının serbest ticaret akışını bozduğunu ve denizcileri tehlikeye attığını söyledi. Blinken, Husilerin terör örgütü olarak nitelendirilmesinin, onu terör faaliyetlerinden sorumlu tutmayı amaçladığını belirtti. Bakan, “Husiler yaptıklarının hesabını vermeli. Ancak bu, Yemenli sivillerin zararına olmamalı. Bu sınıflandırmanın Yemen halkına olası yansımalarını azaltmak için önemli adımlar atıyoruz” dedi.

Washington ve Londra, faaliyetlerine ilişkin şüphelerin ortasında Husilere karşı saldırı başlattı (AFP)
Washington ve Londra, faaliyetlerine ilişkin şüphelerin ortasında Husilere karşı saldırı başlattı (AFP)

İran yanlısı örgüt, Galaxy Leader gemisi korsanlığının ve mürettebatını alıkoymanın yanı sıra bir Norveç gemisini, ABD gemisini ve bir Yunan gemisini etkileyen bazı kayıplar da dahil olmak üzere, 19 Kasım’dan bu yana Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki gemilere yönelik 29’a yakın saldırı gerçekleştirdi.

Washington ve Londra’nın geçen cuma ve cumartesi günü Sana ve diğer dört vilayetteki Husi bölgelerine yönelik başlattığı saldırılara rağmen Husiler, Gazze’deki Filistinlileri destekleme iddiaları bağlamında İsrail’e ait olan veya İsrail’e gidip gelen gemilere saldırmaya devam edeceği sözünü verdi.

Darbeye son verme

Şarku’l Avsat’ın Yemen medyasından aktardığı habere göre Alimi, dün Riyad’da ABD’nin Aden Büyükelçisi Stephen Fagin’i kabul etti. Alimi’nin Fagin ile ‘son gelişmeleri, Suudi Arabistan’ın övgüye değer çabaları temelinde darbeye son verilmesini ve devlet kurumlarının restorasyonunu sağlayacak kapsamlı bir siyasi süreç başlatılmasına yönelik uluslararası çabaları’ ele aldığı belirtildi.

SABA ajansının haberine göre toplantıda bölgesel duruma ilişkin gelişmelere, İsrail’in Filistin halkına karşı yürüttüğü savaşa ve bunun, Husi milislerinin Kızıldeniz’i savaş alanına dönüştürmesi ve uluslararası seyrüsefer özgürlüğüne yönelik tehdit de dahil olmak üzere uluslararası barış ve güvenliğe yönelik feci yansımalarına değinildi.

Alimi, liderliğini yaptığı Başkanlık Konseyi’nin ‘kapsamlı ve adil bir barış yaklaşımını sürdürmeye’ ve ‘Birleşmiş Milletler Özel Temsilcisi’nin İran rejimi tarafından desteklenen terörist Husi milislerin yol açtığı insani acılara son verme çabalarını desteklemeye’ kararlı olduğunu söyledi.

Yemen hükümeti Husileri, İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşından yararlanarak İran’ın bölgedeki gündemini uygulamakla suçluyor (AFP)
Yemen hükümeti Husileri, İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşından yararlanarak İran’ın bölgedeki gündemini uygulamakla suçluyor (AFP)

Hükümet medyasına göre Alimi, ‘uluslararası alanda sıkı duruş sergilemeyi gerektiren petrol tesislerine ve uluslararası nakliye hatlarına yönelik terör saldırılarının yanı sıra kamu sektörü çalışanlarının maaşlarının ödenmesine yönelik tüm girişimlerin reddedilmesi, devam eden ağır insan hakları ihlalleri ve çeşitli cephelerde askeri tırmanış da dahil olmak üzere’ Husilerin barış çabalarına karşı uzlaşmazlığını hatırlattı.

Öte yandan dün Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Aidaros ez-Zubeydi, Kızıldeniz’de yaşanan gelişmeleri ‘Gazze Şeridi’nde olup bitenlerden farklı’ olarak nitelendirdi. Zubeydi, Husilerin gerginliği tırmandırmasının gelecekte ülkede insani bir felakete yol açacağı uyarısı yaptı.

Zubeydi, Davos Dünya Ekonomik Forumu’ndaki bir oturumda Husilerin, Kızıldeniz’deki operasyonlarını Gazze’de olup bitenlerle ilişkilendirerek popülerliklerini artırmaya çalıştıklarını belirtti.

Zubeydi, ABD ve İngiltere’nin yaptıklarının gerekli olduğunı belirtirken, iki ülkenin son dönemde başlattığı saldırıların gerilimin tırmanmasına yol açmasının beklendiğini vurguladı.

Nüfusun çoğunluğu BM yardımı ile yaşayan Yemen’e insani erişimin etkileneceğine dair korkular artarken, 26 uluslararası ve Yemenli örgüt, yaptıkları ortak açıklamada, Yemen ve Kızıldeniz’deki askeri gerilimin insani yardım çalışmaları üzerindeki etkisine ilişkin derin endişelerini dile getirdi.

Söz konusu örgütler, yaptıkları açıklamada “Kızıldeniz’deki güvenlik tehdidinin etkisini zaten hissediyorsunuz. Ticaretin bozulması, fiyatları artırıyor ve hayat kurtaran malların sevkiyatını geciktiriyor” dedi.

Açıklamada ayrıca, Kızıldeniz’de yaşanan tırmanış ve ABD saldırılarının ardından bazı kuruluşların emniyet ve güvenlik endişeleri nedeniyle faaliyetlerini askıya almak zorunda kaldığı, bazı kuruluşların ise çalışma kabiliyetlerini yeniden değerlendirdiği belirtildi.

İnsani yardım kuruluşları, gıda ve yakıt gibi temel ihtiyaç maddelerinin yetersizliği ve artan fiyatlarının, halihazırda ciddi olan ekonomik krizi daha da kötüleştireceğini ve yardıma olan bağımlılığı artıracağını söyledi.

Yeniden sınıflandırma

Beyaz Saray’ın kararı hakkında bilgi sahibi iki kaynak ve ABD’li bir yetkilinin Associated Press’e (AP) verdiği bilgiye göre, Husilerin hava ve deniz saldırıları da dahil olmak üzere ABD ve uluslararası uyarılara uymaması nedeniyle Washington, örgütü uluslararası terör listelerinde yeniden sınıflandırmaya hazırlanıyor.

Mevcut ABD yönetimi, eski Başkan Donald Trump’ın Husilerin terör listelerine alınması yönündeki kararını, bu sınıflandırmanın insani durumu etkileyeceğine inandığı gerekçesiyle iptal etmişti.

Husi saldırıları küresel ticareti etkilerken, Yemenli balıkçıların hayatını tehdit ediyor (AFP)
Husi saldırıları küresel ticareti etkilerken, Yemenli balıkçıların hayatını tehdit ediyor (AFP)

Yemenli gözlemciler, milis mantığıyla faaliyet gösteren ve liderleri mağaralarda saklanan bir örgüt için sınıflandırma kararının işe yaramayacağına inanıyor.

Öte yandan ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, ABD’nin durumu incelediğini belirtti. Kirby, ancak Husilerin yeniden ‘yabancı terör örgütleri’ listesine alınması kararının yakın zamanda gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusunda yorum yapmaktan kaçındı.

New York Times’ın isminin gizli kalmasını isteyen ABD’li bir yetkiliden aktardığına göre ABD, diğer yaptırımların yanı sıra Husileri Şubat ayının ortasından itibaren yeniden listeye almayı değerlendireceğini, bu gelişmenin de onların küresel mali sisteme erişimlerini önleyeceğini söyledi.

Diğer taraftan ABD Dışişleri Bakanlığı Bölgesel Sözcüsü Samuel Warburg, Washington’un, ‘ABD’nin Husi bölgelerine yönelik düzenlediği saldırılara Husiler tarafından verilecek tepki konusunda’ Yemen halkı adına endişe duyduğunu ifade etti.

Arap Dünyası Haber Ajansı’nın (AWP) haberine göre Warburg, “Herhangi bir açıklama veya karar yayınlamak için BM Güvenlik Konseyi’ne dönmemiz, hatta kendimizi ve küresel ticareti korumak için başka bir tarafa gitmemiz gerekirse, ABD bunu yapmaktan çekinmeyecektir” dedi.

İran’a ait silah sevkiyatı taşıyan bir tekne ABD Donanması tarafından durduruldu (ABD Ordusu)
İran’a ait silah sevkiyatı taşıyan bir tekne ABD Donanması tarafından durduruldu (ABD Ordusu)

Warburg, Husilerin Kızıldeniz’deki gemilere düzenlediği saldırılardan İran’ı sorumlu tuttu.

Samuel Warburg, “Husileri destekleyen, finanse eden, onlara silah, teknolojik, lojistik ve istihbarat imkanları sağlayan İran’dır. İran’ın bu saldırılarda büyük rolü var ve şu ana kadar İran rejiminden Husilerin bu saldırıları gerçekleştirmesini engellemeye yönelik herhangi bir belirti veya girişim yok. Dolayısıyla İran ve İran rejimi sorumluluk taşıyor” dedi.

Washington’un İran’ın Husilere verdiği desteğe ilişkin tutumu hakkında ise Warburg, “ABD’nin gelecekte hangi adımları atacağı tahmin edilemez. Ama Kızıldeniz’den geçen gemilere yönelik bu saldırılarda İran rejiminin nasıl katkı sağladığını da kuşkusuz izliyoruz” ifadelerini kullandı.

Ayrıca ABD’nin sivilleri bu saldırılardan kaynaklanacak her türlü zarardan koruma konusundaki kararlılığını da yineledi.

Washington ve müttefiklerinin öncelikle ‘gemileri korumak ve genel olarak bölgeyi, örneğin yakıt ve petrol yüklü herhangi bir geminin vurulması sonucu oluşabilecek herhangi bir çevre felaketi olasılığından korumak’ konusunda istekli olduklarını söyledi.

ABD Bölgesel Sözcüsü, “ABD yönetimi, her zaman diplomatik yolu tercih ediyor ve askeri seçeneğin ilk değil son seçenek olduğuna inanıyor. Bu nedenle diğer ülkelerle ortak açıklamalar hazırladık, Güvenlik Konseyi’nin açıklamalarını ve 44’ten fazla ülkenin açıklamalarını yayınladık” ifadelerini kullandı.

BM’nin Yemen elçisi Hans Grundberg (BM)
BM’nin Yemen elçisi Hans Grundberg (BM)

Husi saldırıları ve ABD- İngiltere saldırıları sonucunda Kızıldeniz ve Yemen sularında artan gelişmelerin ardından BM’nin Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg, yaptığı açıklamada Yemenli sivillerin korunması gerektiğini ve ‘tarafların geçtiğimiz Aralık ayında verdikleri taahhütler, ülke genelinde ateşkesi etkinleştirecek, BM himayesinde kapsamlı bir siyasi süreci yeniden başlatacak ve Yemen halkının yararına temel öncelikleri ele alacak bir BM yol haritasına ilişkin devam eden tartışmalar da dahil’ 2022 ateşkesinden bu yana barış çabalarında kaydedilen ilerlemenin korunması gerektiğini vurguladı.

Özel Elçi, giderek istikrarsızlaşan bölgesel durum ve bunun Yemen’deki barış çabaları ile bölgedeki istikrar ve güvenlik üzerindeki olumsuz etkisine dair derin endişesini dile getirdi. Ayrıca ilgili tüm tarafları itidalli davranmaya ve askeri seçenekler yerine diplomatik yollara öncelik vermeye çağıran Grundberg, gerilimin sona ermesi çağrısında bulundu.



Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
TT

Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’da kapsamlı barış planının başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair tartışmalar sürerken, özellikle Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmeyeceğini düşünen çevreler planın uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Bu kesimler, İsrail hükümetinin de bu durumu, süreci bütünüyle sekteye uğratmak için kullanabileceğini ve müzakereleri zorlaştıracak çok sayıda ağır şart öne sürebileceğini savunuyor. Buna karşılık ABD yönetimine yakın isimler ise iyimser mesajlar veriyor. Projede kilit sorumluluklar üstlenen üç İsrailli yetkili de bu isimler arasında yer alıyor.

Söz konusu isimler, ABD Başkanı’nın planın başarıya ulaşması konusunda kararlı olduğunu ve sürecin sabote edilmesine izin vermeyeceğini vurguluyor. Ayrıca şimdiye kadar atılan adımların, biriken engellere rağmen ‘umut verici’ olduğunu ifade ediyorlar.

dvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, toplu iftar yapan yerinden edilmiş aileler, 21 Şubat 2026 (AFP)

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, ABD ekibi tarafından görevlendirilen ve İsrail’i resmen temsil etmeyen İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, sürecin artık geri dönülmez biçimde başladığını aktardı. Yetkililer, Mısır, Türkiye ve Katar’ın Hamas’ı iş birliğine ikna etmek için etkili bir rol üstlendiğini ifade etti.

Gazete, İsrail’in siyasi ve askeri liderliğinde birçok ismin Trump’ın vizyonuna ve bu vizyona inanan danışmanları Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın planı fiilen hayata geçirme kapasitesine kuşkuyla yaklaştığını yazdı. Söz konusu iki ismin, planın uygulanma mekanizmalarını oluşturmak ve başarıya ulaştırmakla görevlendirildiği belirtildi.

Buna karşılık Barış Konseyi’nde yer alan İsrailli yetkililer (İş insanı Yakir Gabay, teknoloji sektörü yöneticisi Liran Tancman ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ABD koordinasyon merkezindeki temsilcisi Michael Eisenberg) Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmesi ve Filistinlilerin okul müfredatını ‘barış ve hoşgörü kültürünü’ esas alacak şekilde değiştirmesi halinde Trump’ın projesinin ‘Gazze Şeridi’ni gerçek bir rivieraya dönüştürmek için tarihi bir fırsat’ olacağını savundu.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre yetkililer, projenin arkasında ‘engellenmesi zor, sağlam, profesyonel ve dengeli bir çekirdek oluşturan’ Amerikalı, Arap ve uluslararası isimlerden oluşan bir kadronun bulunduğunu ifade etti.

Ancak aynı yetkililer, Hamas’tan talep edilen hususun ‘taviz verilemeyecek belirleyici unsur’ olduğuna da dikkat çekti.

İlk görev

Barış Konseyi üyesi Yakir Gabay, projenin uygulanmasına ilişkin vizyonunu açıklarken, “İlk görev 70 milyon ton moloz ve patlayıcı kalıntısını temizlemek, geri dönüştürülebilecek malzemeleri değerlendirmek, yüzlerce kilometrelik tüneli yıkıp doldurmak ve Gazze sakinleri için dayanıklı çadırlar ile konteynerlerden oluşan geçici konutları hızla organize etmek olacak. Bu adımlar, altyapı ve konut inşasıyla eş zamanlı yürütülecek” dedi.

dfvfdv
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, yerinden edilmiş kişiler için kurulan çadırlar (AFP)

Gabay, modern hastaneler, okullar, fabrikalar, tarım alanları, karayolu ve demiryolu ağları, enerji, su ve veri merkezleri ile bir liman ve havaalanı inşasını içeren ayrıntılı bir plan hazırlandığını belirtti.

Ortadoğu’da milyonlarca konut inşa etmiş deneyimli müteahhitlerin projeye dahil edileceğini kaydeden Gabay, ‘uygun maliyetli’ konut üretimi için finansmanın hazır olduğunu, yüz binlerce kişiye istihdam sağlanacağını ifade etti.

Konut ve iş alanlarının yanı sıra 200 otelin inşasının da planlandığını açıkladı.

Gabay ayrıca, bu çerçevede Jared Kushner’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Gazze’de Ali Şaas liderliğinde kurulan teknokrat hükümete ve yolsuzlukla mücadele konusunda sağlanan mutabakata dayandıklarını söyledi.

Yüksek teknoloji girişimcisi ve hükümete bağlı siber merkez danışmanı Liran Tancman ise Amerikalı, Arap ve Filistinli taraflarla iş birliği içinde modern teknolojik çözümler geliştirilmesini öngören bir planın uygulanmasından sorumlu olduğunu belirtti. Gazze Şeridi’nde internet altyapısının 2G’den beşinci nesil teknolojiye yükseltileceğini ve hizmetin halka ücretsiz sunulacağını vaat eden Tancman, Gazze Şeridi’nde üretilen mal ve ürünlerin yurt dışına ihracı için modern mekanizmaların oluşturulduğunu da açıkladı.

Yeni bir çağ

İsrailli yetkililer, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptıkları açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imar planının fiilen Refah’ta başladığını ve üç yıl süreceğini bildirdi. İsrail’in halihazırda moloz temizleme çalışmalarını yürüttüğünü belirten yetkililer, ilk aşamada 500 bin kişiyi barındıracak 100 bin konut inşa edileceğini, yalnızca altyapı maliyetinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti. Hedefin, Gazze Şeridi’ndeki tüm vatandaşlar için 400 bin konut inşa etmek olduğu; altyapı için 30 milyar dolar ve yeniden inşa için aynı tutarda kaynak öngörüldüğü kaydedildi.

vfdvfd
Gazze şehrindeki er-Rimal Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş bir kadın, seyyar su tankerlerinden doldurduğu iki su kabını taşıyor, 21 Şubat 2026 (AFP)

Gazete, Barış Konseyi’nden üst düzey bir üyenin, “Hamas planla olumlu şekilde etkileşime girerse bunun iyi bir karşılığı olur. İsrail’de liderleri için af çıkabilir, hatta silahları para karşılığında satın alınabilir. En önemlisi, Gazze ve halkı dünyaya açık ve bağlantılı yeni bir döneme geçer” ifadelerini aktardı.

Öte yandan The Times of Israel’e konuşan bir ABD’li yetkili, Yedioth Ahronoth’ta yer alan bilgilerin büyük bölümünü doğruladı. Yetkili, “Hamas silah bırakmayı kabul etmeden fon akışı başlamaz. Ancak İsrail’in de olumlu bir tutum sergilemesi gerekecek” dedi.

The Times of Israel’e konuşan bir Arap diplomat ise “Ortadoğu’da kibir tehlikeli olabilir” uyarısında bulunarak, ABD’nin Gazze’nin yeniden inşasını ve bölgede yeni bir teknokrat hükümet kurulmasını kapsayan planının ikinci aşamasının başarıya ulaşması için hem İsrail hem de Hamas üzerindeki sürekli baskının gerekli olacağını söyledi.

Bölgesel arabulucuların Hamas ile yürüttüğü silahsızlanma görüşmelerine de vakıf olduğu belirtilen diplomat, Washington’un bu konuda bir anlaşmaya varılabileceğine inanması için gerekçeler bulunduğunu aktardı.

Ancak diplomat, silahsızlanma sürecinin zaman alacağını ve Hamas’ın bazı üyelerinin, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi gözetimindeki kamu sektörüne entegre edilmesini gerektireceğini ifade etti. İsrail’in bu çerçeveye karşı çıkmasının muhtemel olduğunu belirten diplomat, Tel Aviv yönetiminin söz konusu komitenin başarısını kolaylaştıracağı konusunda da ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdi.


Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat gazetesine verdiği demeçte, ‘Beşli Komite’deki büyükelçilerin 10 Mayıs'ta yapılması planlanan meclis seçimlerinin ertelenmesinden yana olduklarını belirterek “Onlara bunu reddettiğimi ve (Beşli Komite'den) diğer büyükelçilere de teknik olarak parlamento seçimlerinin ertelenmesini veya parlamentonun görev süresinin uzatılmasını desteklemediğimi bildirdim” dedi.

Berri, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Meclisin teknik nedenlerle ertelenmesi veya uzatılması konusunda beni kişisel olarak suçlamaya çalışanları engellemek için seçimlere ilk aday olan bendim. Bu yüzden hem ülke içinde hem de dışında ilgili kişilere, son dakikaya kadar bu konuyu takip edeceğime dair bir mesaj vermek istedim.”

 (Lübnan'ın doğusunda) Bekaa Vadisi’nin orta kesimlerindeki ve kuzeyindeki beldeleri hedef alan İsrail saldırılara değinen Berri, tüm bunları ‘Lübnan'ı Tel Aviv'in koşullarını kabul etmeye zorlamayı amaçlayan yeni bir savaş’ olarak nitelendirdi.


DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
TT

DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)

Suriye Savunma Bakanlığı dün, DEAŞ’ın açıklamasından birkaç saat sonra, Rakka'nın kuzey kırsalında kimliği belirsiz kişiler tarafından düzenlenen saldırıda bir askerin ve bir sivilin öldüğünü duyurdu.

DEAŞ tarafından yapılan açıklamada, Suriyeli yetkililere karşı ‘yeni bir saldırı aşaması’ başlatıldığı duyuruldu. Suriye'nin doğusunda düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlenen DEAŞ, terör eylemlerini artırdı.

DEAŞ, cumartesi günü geç saatlerde yayınlanan bir sesli mesajda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'ya saldırarak, onun kaderinin de devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed'in kaderine benzeyeceğini öne sürdü. Mesajda, dünyanın dört bir yanındaki DEAŞ destekçilerini önceki yıllarda yaptıkları gibi Yahudi ve Batılı hedeflere saldırı çağrısı yapıldı.