Libya’daki iki hükümet kararlar çıkarma konusunda yarışırken, seçim süreci için hiçbir adım atılmıyor

Siyasetçiler, her iki hükümet tarafından yapılan açıklamaların ‘vatandaşın değil, daha çok kendi politikaları lehine’ olduğunu düşünüyorlar

UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
TT

Libya’daki iki hükümet kararlar çıkarma konusunda yarışırken, seçim süreci için hiçbir adım atılmıyor

UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)

Libya’da birbiriyle rekabet eden iki ayrı hükümet, farklı kararlar yayınlayarak ve açıklamalar yaparak siyaset sahnesinde ağırlıklarını artırmaya çalışıyor. Libyalı siyasetçiler ise bu durumu ertelenen seçimlerin yapılmasına yönelik herhangi ciddi bir adım atmadan iktidarda kalma çabası olarak değerlendirdi.

Libyalı Milletvekili Ammar el-Ablak, iki hükümet arasında ‘vatandaşların lehine olmaktan ziyade, kendi politikaları lehine kararlar alındığını ve açıklamalar yapıldığını, yoğun rekabetin onların ve müttefiklerinin iktidardaki konumlarını koruma çabasından ibaret olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Milletvekili Ablak, devletin yönetiminde siyasi ve mali bir başarısızlık olduğunu, kimsenin devleti tehdit eden risklerin farkında olmadığını ve yolsuzluk vakalarının giderek arttığını vurguladı.

Libya'da Mart 2022’den bu yana iki hükümet iktidar mücadelesi veriyor. Bu hükümetlerden biri, başkent Trablus merkezli, Abdulhamid ed-Dibeybe’nin başbakanı olduğu geçici Ulusal Birlikte Hükümeti (UBH). Diğeri ise Usame Hammad’ın başbakanı olduğu ve Temsilciler Meclisi (TM) tarafından desteklenen, merkezi Libya'nın doğusunda bulunan paralel İstikrar Hükümeti.

dve
Paralel İstikrar Hükümeti Başbakanı Usame Hammad (İstikrar Hükümeti)

Her iki hükümet de ülkenin meşru hükümeti olduğunu iddia ederken, başta denetim olmak üzere ülkenin yürütme otoritesi ile bu otoriteye bağlı kurumların birleştirilmesini gerektiren temel sorunlara bazı geçici çözümlere bel bağlıyor. Her iki hükümetin aldığı kararlar, seçimlerin yapılacağı tarih açıklanmadan daha fazla zamana ihtiyaç duyarken, seçim tarihini açıklamak ise onların değil, TM ve Devlet Yüksek Konseyi’nin (DYK) yetkisi dahilinde.

UBH Başbakanı Dibeybe, çeşitli tarafların karşı çıkmasına rağmen, nihayet Hamada petrol sahasının geliştirilmesine yönelik çalışmaların sürdürülmesinin gerekli olduğuna yönelik teknik ve hukuki gözlemlerin ele alınmasını vurguladı ve gerekli talimatları verdi. Bu konuyu değerlendiren Milletvekili Ablak, iki hükümet arasında zaman zaman öne çıkan ikincil meselelerle ilgili çekişmeler ve sekteye uğrayan siyasi süreç meselesinin unutulması nedeniyle Libyalıların dikkatinin dağılmasına karşı uyardı.

Akaryakıt kaçakçılığıyla mücadele etme bahanesiyle akaryakıt sübvansiyonlarını kaldırma kararı alan Dibeybe, halkın çeşitli kesimlerinin verdiği tepkinin ardından geri çekti. İstikrar Hükümeti Başbakanı Hammad da hiç vakit kaybetmeden kararın yansımaları konusunda uyarmış, kararla ilgili bir kamuoyu yoklaması yapılması çağrısında bulunmuştu. İstikrar Hükümeti tarafından yapılan açıklamada, bu tür kararların sonuçları, boyutları ve olası zararları incelenmeden hiç kimse tarafından bu kadar hızlı bir şekilde alınamayacağı vurgulandı.

Her iki hükümet de koltuklara sıkı sıkıya tutunuyor

Libyalı Milletvekili Halife ed-Dağari, yakında ne iki hükümetin de istifa edeceğini ne de seçimler için ciddi hazırlık yapılacağını düşünüyor. Dağari, buna karşın kendilerinin ve çatışmanın ana taraflarından müttefiklerinin mevcut konumlarına sadık kaldıklarının altını çizdi. Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy’nin siyasi bir çözüme ulaşmak için Libyalı tarafları bir müzakere masası etrafında toplamak için başlattığı inisiyatife dikkat çeken Dağari, şartların tüm taraflarca belirlediğini söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Dağari, sözlerini şöyle sürdürdü:

Petrol ihraç ediliyor ve gelirleri ise maaşlar, destek, yeniden yapılanma ya da diğer harcama yapılan kalemler de dahil, genel bütçeye dağıtılıyor. Her hükümet de bunlardan pay alıyor. Haliyle hiçbiri iktidardan ayrılmayacak.

sd
TM ile Merkez Bankası, Daniel Kasırgası'ndan etkilenen şehirlerin yeniden inşası için yapılacak harcama konusunda anlaştı (TM)

Dağari, TM ve Merkez Bankası'nın kısa bir süre önce Daniel Kasırgası'ndan etkilenen şehirlerin yeniden inşası için 3 yıllık bir süre zarfında kademeli olarak yapılacak harcama konusunda anlaşmaya vardıklarını söyledi. Her iki hükümetin liderlerinin, kendi nüfuz bölgelerinde yaşayan vatandaşların bu hükümetler tarafından alınan ve genel olarak seçimlere hazırlanmakla ilgili olmayıp, belirli bir tarafın taleplerinin karşılanması, bazı gıda maddelerinin tedariğinin desteklenmesi ya da küçük hibelerin sağlanması ile sınırlı olan kararlara dikkat çeken Dağari, yapılan çalışmalardan memnun olup olmadıklarını öğrenmek isteyip istemediklerini merak ettiğini dile getirdi.

Dağari, TM ve DYK başkanlıklarının ve üyelerinin çoğunluğunun, gerek seçim yasaları üzerinde fikir birliğine vararak gerekse anayasa taslağı hazırlayarak’ ülkedeki bölünmeyi ele almaya ve siyasi süreçte ilerlemeye yönelik çağrıları görmezden gelmeye devam etmelerini eleştirdi.

İstikrar Hükümeti’nin Yerel Yönetim Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde Derne şehrini vuran Daniel Kasırgası nedeniyle evleri hasar gören 400 aileye tazminat belgelerini dağıttı. Öte yandan UBH’nin medya platformu, son günlerde Başbakan Dibeybe’nin gençlere ve ihtiyaç sahibi ailelere konut sağlama girişimi kapsamında başkent Trablus’un güneyindeki Suvani Bin Adem bölgesinde nakit kredi için aday listelerini açıkladığı aktarıldı.

Libyalı siyasi aktivist Ahmed et-Tevati, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

İki hükümetin de geçtiğimiz yılın başlarında bir şekilde seçim düzenlemeye hazır olduklarını açıklamaları, aralarındaki rekabetin ciddiyeti konusunda şüphe yaratma girişiminden başka bir şey değildi. Bathiliy’nin inisiyatifinin engellenmesiyle birlikte seçimlerle ilgili açıklamalar da azaldı.

Tevati, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, bir şehrin içinde bulunduğu koşulların düzeltilmesi, belirli bir kesimin maaşlarının iyileştirilmesi ya da bir okul veya köprü inşa edilmesi gibi her iki hükümetin de yaptığı hizmetlerin Libyalılara asıl hayalleri olan seçimleri unutturmayacağını söyledi.

Libyalıların her iki hükümetin de vaatlerinden yüz çevirdiklerini ve kararlarının gerekçeleri konusunda şüphe duyduklarını belirten Tevati, İstikrar Hükümeti Başbakanı Hammad'ın, Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Mareşal Halife Hafter'in oğlu Belkasım'ı Derne ve kasırga felaketinden etkilenen diğer şehirler ve bölgeler için İcra Direktörü olarak atama kararı sonrası başlayan tartışmalara dikkati çekti.

Tüm taraflara halkın gösterdiği sabra daha fazla güvenmemeleri tavsiyesinde bulunan Tevati, özellikle mali ve düzenleyici kurumların raporlarının, geçtiğimiz yıl ülkenin yasama ve yürütme organlarına yapılan toplam harcamalardaki artışa ilişkin ortaya çıkardığı sonuçların gerilimi tırmandığını hatırlattı. Tevati, UBH’nin Maliye Bakanlığı tarafından yayınlanan Aydınlatma ve Şeffaflık Raporu'na göre, toplam harcamaların 3 milyar 855 milyon dinar (Libya’da 1 dolar 4,81 dinar) olarak gerçekleştiğini de sözlerine ekledi.



Nil'in suları pazarlık konusu değil: Mısır'dan Etiyopya'nın teklifine ret

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, 2019 yılında düzenlenen “Afrika-Rusya Zirvesi” kapsamında bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, 2019 yılında düzenlenen “Afrika-Rusya Zirvesi” kapsamında bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Nil'in suları pazarlık konusu değil: Mısır'dan Etiyopya'nın teklifine ret

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, 2019 yılında düzenlenen “Afrika-Rusya Zirvesi” kapsamında bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, 2019 yılında düzenlenen “Afrika-Rusya Zirvesi” kapsamında bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Etiyopya'nın Nil suları konusunda Mısır ile uzlaşmayı, Kahire'nin kendisine denize erişim imkânı sağlaması şartına bağladığı bir dönemde, Mısırlı resmî bir kaynak “Şarku'l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Kahire bu tür söylemleri muhatap almıyor” ifadelerini kullandı. Kaynak, ülkesinin tutumunun değişmediğini vurgulayarak Mısır'ın, Mısır ve Sudan dışişleri ile su kaynakları bakanlarının katıldığı son dörtlü toplantıda dile getirdiği, “Kızıldeniz'e kıyısı olmayan herhangi bir ülkenin, kıyıdaş ülkelerin egemenliği, birliği, toprak bütünlüğü ve limanları aleyhine denize erişim sağlamasına” karşı çıkan tutumunu yineledi.

Geçtiğimiz pazartesi günü Kahire'de Mısır ve Sudan dışişleri ile sulama bakanları bir araya geldi. Toplantıya Mısır'dan Bedr Abdülati ve Hani Süveylim, Sudan'dan ise Muhyiddin Salim ve İsmet Kureyşi katıldı. Görüşmede siyasi, ekonomik, su kaynakları, kültürel, sosyal ve insani alanlarda ilişkilerin geliştirilmesi yolları ele alındı.

Taraflar, “Mısır ve Sudan'ın su güvenliğinin ayrılmaz bir bütün oluşturduğunu” vurguladı. Nil Nehri'nin aşağı havzasında bulunan iki ülke, su güvenliğinin korunması konusunda ortak hareket etme kararı aldı. Etiyopya'daki Hedasi (Rönesans) Barajı'nın “ciddi sonuçlar doğurduğunu ve Nil'in aşağı havzasındaki ülkeler için sürekli bir tehdit oluşturduğunu” belirten taraflar, Addis Ababa yönetimine tek taraflı politikalarını değiştirme ve iş birliğini yeniden tesis etme çağrısında bulundu.

Kızıldeniz konusunda ise Mısır ve Sudan, dörtlü toplantıda “seyrüsefer serbestisi ilkesine saygı gösterilmesinin gerekliliğini” vurguladı. Kızıldeniz'in yönetiminin, uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde yalnızca kıyıdaş ülkelerin sorumluluğunda olduğunun altını çizdi.

İki ülke ayrıca, Kızıldeniz'e kıyısı olmayan herhangi bir devletin, kıyıdaş ülkelerin egemenliğine, birliğine, toprak bütünlüğüne ve limanlarına zarar verecek şekilde denize erişim sağlamasına kesinlikle karşı olduklarını belirtti. Bölgesel gelişmelerin Kızıldeniz'i askerîleştirmek veya bölge ülkelerinin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü zedeleyen tek taraflı adımlar atmak için kullanılmasını da reddetti.

Buna karşılık Etiyopya Su ve Enerji Bakanı Habtamu İtefa, Mısır'dan ülkesinin Nil'in kolları üzerinde inşa etmeyi planladığı yeni barajlara katkıda bulunmasını istedi. Bakan ayrıca, Addis Ababa'nın denize erişim çabalarına Kahire'nin destek vermesi çağrısında bulunarak, bunun Nil suları konusunda uzlaşmanın önünü açabileceğini savundu.

Bakan, dün yayımlanan görüntülü açıklamasında, “Mısır, kalkınma projelerimizin hayata geçirilmesine olumlu katkıda bulunmalı ve inşa ettiğimiz yeni barajlara destek vermeli” dedi. Hedasi Barajı'nın tamamlanmasının ardından ülkesinin önceliğinin artık baraj inşası olmadığını belirten İtefa, barışçıl yollarla denize erişim sağlamanın temel hedef hâline geldiğini ifade etti.

İtefa, “Mısır, Etiyopya'ya karşı yürüttüğü medya kampanyalarına son vermeli” diyerek bu kampanyaların ülkesinin hedeflerine ulaşmasını engelleyemeyeceğini savundu. Etiyopyalı bakan, “Mısır, Etiyopya'nın denize erişim sağlamasına katkıda bulunmalı. Böylece Nil suları konusunda bir uzlaşma zemini oluşabilir” ifadelerini kullandı.

Mısır Milletvekili Mustafa Bekri ise Etiyopyalı bakanın açıklamalarını “şantaj ve Mısır'ın ulusal güvenliğine, ayrıca Babülmendeb Boğazı'nın güvenliğine yönelik bir tehdit” olarak nitelendirdi.

Bekri, “Şarku'l Avsat”a yaptığı açıklamada, denize kıyısı olmayan 15 Afrika ülkesi bulunduğunu hatırlatarak, “Somali'nin meşru yönetimi buna karşı çıkıyorsa, söz konusu girişim Somali yönetiminin egemenliğine yönelik bir saldırı anlamına gelir. Bu yönetim, Etiyopya ile ayrılıkçı Somaliland bölgesi arasında imzalanan şüpheli anlaşmayı reddediyor” dedi.

Etiyopya'nın Hedasi Barajı ve Nil suları konusunda Kahire'ye denize erişim karşılığında uzlaşma teklif etmesini değerlendiren Bekri, “Mısır şantajı kabul etmeyecektir. Mısır'ın tutumu açık ve bu tür bir öneriyi reddediyor. Nil sularının pazarlık konusu yapılması, tarihî haklara ve Mısır'ın su haklarını güvence altına alan uluslararası anlaşmalara aykırıdır” diye konuştu.

Bekri, Etiyopyalı bakanın açıklamalarının Mısır'ın bölgesel denklemde ne kadar önemli bir aktör olduğunu ortaya koyduğunu belirterek, Kahire'nin iradesi olmadan hiçbir adımın atılamayacağını söyledi. Mısır'ın söz konusu girişimi ulusal güvenliğine yönelik bir tehdit olarak gördüğünü, ancak bu konudaki itirazının öncelikle Somali'nin egemenliğiyle ilgili olduğunu vurguladı.

Kahire, Hartum ve Addis Ababa arasında Etiyopya'nın Hedasi Barajı konusunda yaklaşık on yıl boyunca müzakereler yürütüldü. Üç yıl süreyle duran görüşmeler 2023'te yeniden başladı. Ancak Etiyopya'nın bir anlaşma imzalamayı reddetmesi ve barajın Mısır ile Sudan'a zarar vermediğini savunması üzerine müzakereler 2024'te yeniden kesintiye uğradı.

 Mısır ve Sudan dışişleri ile sulama bakanlarının Kahire'de gerçekleştirdiği dörtlü toplantıda, Etiyopya'nın “Somaliland” üzerinden Kızıldeniz'e erişim girişimine karşı çıkıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır ve Sudan dışişleri ile sulama bakanlarının Kahire'de gerçekleştirdiği dörtlü toplantıda, Etiyopya'nın “Somaliland” üzerinden Kızıldeniz'e erişim girişimine karşı çıkıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Denize kıyısı bulunmayan Etiyopya, Kızıldeniz'e erişim sağlamak amacıyla Somaliland ile bir liman anlaşması imzaladı. Somali yönetimi, ayrılıkçı ve meşru olmayan bir yönetimle yapıldığı gerekçesiyle anlaşmayı geçersiz ilan ederek reddetti. Mısır ve Sudan da bu konuda Somali'nin tutumuna destek verdi.

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Tümgeneral Muhammed Abdülvahid ise Etiyopya Su ve Enerji Bakanı'nın açıklamalarını “kışkırtıcı” olarak nitelendirdi.

Abdülvahid, söz konusu açıklamaların kabul edilemez bir güç gösterisi içerdiğini belirterek, “Sanki Hedasi Barajı meselesinde zafer kazanmışız, istediğimizi yaptık ve şimdi Kızıldeniz'e erişim meselesine geçiyoruz der gibi bir yaklaşım sergileniyor” değerlendirmesinde bulundu.

Uzman, “Somaliland üzerinden Kızıldeniz'e erişim sağlanması, Somali tarafından egemenliğine ve topraklarına yönelik bir saldırı olarak görüldüğü için reddediliyor” dedi.

Etiyopya'nın kullandığı söylemin ülke içindeki kamuoyuna ve Afrika kıtasına yönelik olduğunu belirten Abdülvahid, bu söylemle Mısır'ın kalkınmayı engelleyen taraf olarak gösterilmeye çalışıldığını ifade etti.

Abdülvahid'e göre Addis Ababa, Nil Nehri ile Kızıldeniz meselelerini birbirine bağlayarak, Hedasi Barajı'nın artık değiştirilemeyecek bir gerçeklik olduğu mesajını veriyor ve Mısır'ı, Etiyopya'nın öne sürdüğü şartlar karşılığında bu durumu kabullenmeye zorluyor.


Mısır'ın güney sınırında kaçak altın arama faaliyetlerine yönelik operasyonda iki ordu subayı hayatını kaybetti

Mısır askerleri (Reuters – Arşiv)
Mısır askerleri (Reuters – Arşiv)
TT

Mısır'ın güney sınırında kaçak altın arama faaliyetlerine yönelik operasyonda iki ordu subayı hayatını kaybetti

Mısır askerleri (Reuters – Arşiv)
Mısır askerleri (Reuters – Arşiv)

Mısır Askeri Sözcüsü yaptığı açıklamada, ülkenin güney sınırında kaçak altın arama faaliyetlerine yönelik düzenlenen operasyon sırasında iki ordu subayının hayatını kaybettiğini bildirdi.

Sözcü, operasyonun Mısır'ın bütün toprakları üzerindeki egemenliğini tesis etmeyi amaçladığını belirtti.

Askeri Sözcü, Facebook hesabından dün yaptığı açıklamada, "Güney Bölgesi Sınır Muhafızları Kurmay Başkanı ile bir taburun harekât sorumlusu, yasa dışı altın arama faaliyetlerine müdahale sırasında şehit oldu" ifadelerini kullandı.


Suudi Arabistan ve Mısır'dan bölgedeki gerilimin sonuçlarını önlemek için diplomasiye zaman tanınması çağrısı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdülati, Kahire'de gerçekleştirdikleri bir görüşmede (Arşiv-Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdülati, Kahire'de gerçekleştirdikleri bir görüşmede (Arşiv-Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan ve Mısır'dan bölgedeki gerilimin sonuçlarını önlemek için diplomasiye zaman tanınması çağrısı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdülati, Kahire'de gerçekleştirdikleri bir görüşmede (Arşiv-Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdülati, Kahire'de gerçekleştirdikleri bir görüşmede (Arşiv-Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan ve Mısır, askeri çatışmaların yeniden başlamasını önlemek ve bölgedeki gerilimi düşürmek amacıyla siyasi ve diplomatik girişimlere daha fazla zaman tanınması çağrısında bulundu. Bu çağrı, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdülati arasında dün gerçekleştirilen telefon görüşmesinde dile getirildi.

Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, görüşmenin "iki kardeş ülke arasında bölgede hızla gelişen olaylara ilişkin sürdürülen koordinasyonun devamı niteliğinde" olduğu belirtildi.

Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Nadir Zeki, iki bakanın görüşmede, bölgedeki sükûnetin yeniden sağlanması ve gerilimin artmasının önlenmesi amacıyla bölgesel ve uluslararası ortaklarla, aralarında ABD ve kardeş Katar'ın da bulunduğu ülkelerle yürütülen ortak çabaları ele aldığını bildirdi.

Mısır Dışişleri Bakanlığı açıklamasına göre iki bakan, "sağduyunun ve diyalog dilinin ön plana çıkarılması, diplomasiye ve siyasi girişimlere daha fazla zaman tanınması, ilgili tüm tarafların müzakereye teşvik edilmesi ve bölgede hâlihazırda olumsuz etkileri hissedilen askeri çatışmaların yeniden başlamasının doğurabileceği sonuçları ve riskleri önlemek için gerekli esnekliğin gösterilmesi" gerektiğini vurguladı.

İki bakan ayrıca, mevcut dönemde koordinasyon ve istişarelerin sürdürülmesi, ilgili tüm taraflarla temasların ve diplomatik girişimlerin yoğunlaştırılması konusunda mutabık kaldı. Amaçlarının, müzakere sürecinin öncelik kazanması ve güvenlik durumunun kötüleşmesini ya da bölgedeki gerilimin daha da artmasını önleyecek adımlar atılması konusunda uzlaşı sağlamak olduğu belirtildi.

Geçtiğimiz salı günü Suudi Arabistan, Katar ve Mısır, bölgede güvenlik ve istikrarı güçlendirecek kapsamlı çözümlere ulaşmayı amaçlayan diplomatik girişimlere desteklerini açıklamış, ortak koordinasyon ve istişarelerin sürdürülmesinin önemini vurgulamıştı.

Ortak tutum, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan'ın Katarlı mevkidaşı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman ve Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdülati ile gerçekleştirdiği telefon görüşmelerinde ortaya konulmuştu.

Görüşmelerde bölgesel gelişmelerin yanı sıra gerilimi düşürmeye, tansiyonu kontrol altına almaya ve çatışmaların bölge geneline yayılmasını önlemeye yönelik diplomatik çabalar ele alınmıştı.

Aynı gün Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi de ABD ve İran'a mevcut aşamada "esneklik" gösterme çağrısında bulunmuş, "çok geç olmadan" uzlaşma ve diyalog sağlanmasının önemini vurgulamıştı. Sisi, aksi durumda bölgeyi "felaket niteliğinde" sonuçların beklediği uyarısında bulunmuştu.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Kahire'de Slovenya Cumhurbaşkanı Nataşa Pirc Musar ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Sisi, Suudi Arabistan'ın güvenliğinin hedef alınmaması gerektiği uyarısında bulunarak, ülkesinin "Suudi Arabistan'ın ve tüm Körfez ülkelerinin güvenlik ve istikrarını tehdit edebilecek her türlü girişimi kesin bir dille reddettiğini" yinelemişti.