Libya’daki iki hükümet kararlar çıkarma konusunda yarışırken, seçim süreci için hiçbir adım atılmıyor

Siyasetçiler, her iki hükümet tarafından yapılan açıklamaların ‘vatandaşın değil, daha çok kendi politikaları lehine’ olduğunu düşünüyorlar

UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
TT

Libya’daki iki hükümet kararlar çıkarma konusunda yarışırken, seçim süreci için hiçbir adım atılmıyor

UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)

Libya’da birbiriyle rekabet eden iki ayrı hükümet, farklı kararlar yayınlayarak ve açıklamalar yaparak siyaset sahnesinde ağırlıklarını artırmaya çalışıyor. Libyalı siyasetçiler ise bu durumu ertelenen seçimlerin yapılmasına yönelik herhangi ciddi bir adım atmadan iktidarda kalma çabası olarak değerlendirdi.

Libyalı Milletvekili Ammar el-Ablak, iki hükümet arasında ‘vatandaşların lehine olmaktan ziyade, kendi politikaları lehine kararlar alındığını ve açıklamalar yapıldığını, yoğun rekabetin onların ve müttefiklerinin iktidardaki konumlarını koruma çabasından ibaret olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Milletvekili Ablak, devletin yönetiminde siyasi ve mali bir başarısızlık olduğunu, kimsenin devleti tehdit eden risklerin farkında olmadığını ve yolsuzluk vakalarının giderek arttığını vurguladı.

Libya'da Mart 2022’den bu yana iki hükümet iktidar mücadelesi veriyor. Bu hükümetlerden biri, başkent Trablus merkezli, Abdulhamid ed-Dibeybe’nin başbakanı olduğu geçici Ulusal Birlikte Hükümeti (UBH). Diğeri ise Usame Hammad’ın başbakanı olduğu ve Temsilciler Meclisi (TM) tarafından desteklenen, merkezi Libya'nın doğusunda bulunan paralel İstikrar Hükümeti.

dve
Paralel İstikrar Hükümeti Başbakanı Usame Hammad (İstikrar Hükümeti)

Her iki hükümet de ülkenin meşru hükümeti olduğunu iddia ederken, başta denetim olmak üzere ülkenin yürütme otoritesi ile bu otoriteye bağlı kurumların birleştirilmesini gerektiren temel sorunlara bazı geçici çözümlere bel bağlıyor. Her iki hükümetin aldığı kararlar, seçimlerin yapılacağı tarih açıklanmadan daha fazla zamana ihtiyaç duyarken, seçim tarihini açıklamak ise onların değil, TM ve Devlet Yüksek Konseyi’nin (DYK) yetkisi dahilinde.

UBH Başbakanı Dibeybe, çeşitli tarafların karşı çıkmasına rağmen, nihayet Hamada petrol sahasının geliştirilmesine yönelik çalışmaların sürdürülmesinin gerekli olduğuna yönelik teknik ve hukuki gözlemlerin ele alınmasını vurguladı ve gerekli talimatları verdi. Bu konuyu değerlendiren Milletvekili Ablak, iki hükümet arasında zaman zaman öne çıkan ikincil meselelerle ilgili çekişmeler ve sekteye uğrayan siyasi süreç meselesinin unutulması nedeniyle Libyalıların dikkatinin dağılmasına karşı uyardı.

Akaryakıt kaçakçılığıyla mücadele etme bahanesiyle akaryakıt sübvansiyonlarını kaldırma kararı alan Dibeybe, halkın çeşitli kesimlerinin verdiği tepkinin ardından geri çekti. İstikrar Hükümeti Başbakanı Hammad da hiç vakit kaybetmeden kararın yansımaları konusunda uyarmış, kararla ilgili bir kamuoyu yoklaması yapılması çağrısında bulunmuştu. İstikrar Hükümeti tarafından yapılan açıklamada, bu tür kararların sonuçları, boyutları ve olası zararları incelenmeden hiç kimse tarafından bu kadar hızlı bir şekilde alınamayacağı vurgulandı.

Her iki hükümet de koltuklara sıkı sıkıya tutunuyor

Libyalı Milletvekili Halife ed-Dağari, yakında ne iki hükümetin de istifa edeceğini ne de seçimler için ciddi hazırlık yapılacağını düşünüyor. Dağari, buna karşın kendilerinin ve çatışmanın ana taraflarından müttefiklerinin mevcut konumlarına sadık kaldıklarının altını çizdi. Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy’nin siyasi bir çözüme ulaşmak için Libyalı tarafları bir müzakere masası etrafında toplamak için başlattığı inisiyatife dikkat çeken Dağari, şartların tüm taraflarca belirlediğini söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Dağari, sözlerini şöyle sürdürdü:

Petrol ihraç ediliyor ve gelirleri ise maaşlar, destek, yeniden yapılanma ya da diğer harcama yapılan kalemler de dahil, genel bütçeye dağıtılıyor. Her hükümet de bunlardan pay alıyor. Haliyle hiçbiri iktidardan ayrılmayacak.

sd
TM ile Merkez Bankası, Daniel Kasırgası'ndan etkilenen şehirlerin yeniden inşası için yapılacak harcama konusunda anlaştı (TM)

Dağari, TM ve Merkez Bankası'nın kısa bir süre önce Daniel Kasırgası'ndan etkilenen şehirlerin yeniden inşası için 3 yıllık bir süre zarfında kademeli olarak yapılacak harcama konusunda anlaşmaya vardıklarını söyledi. Her iki hükümetin liderlerinin, kendi nüfuz bölgelerinde yaşayan vatandaşların bu hükümetler tarafından alınan ve genel olarak seçimlere hazırlanmakla ilgili olmayıp, belirli bir tarafın taleplerinin karşılanması, bazı gıda maddelerinin tedariğinin desteklenmesi ya da küçük hibelerin sağlanması ile sınırlı olan kararlara dikkat çeken Dağari, yapılan çalışmalardan memnun olup olmadıklarını öğrenmek isteyip istemediklerini merak ettiğini dile getirdi.

Dağari, TM ve DYK başkanlıklarının ve üyelerinin çoğunluğunun, gerek seçim yasaları üzerinde fikir birliğine vararak gerekse anayasa taslağı hazırlayarak’ ülkedeki bölünmeyi ele almaya ve siyasi süreçte ilerlemeye yönelik çağrıları görmezden gelmeye devam etmelerini eleştirdi.

İstikrar Hükümeti’nin Yerel Yönetim Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde Derne şehrini vuran Daniel Kasırgası nedeniyle evleri hasar gören 400 aileye tazminat belgelerini dağıttı. Öte yandan UBH’nin medya platformu, son günlerde Başbakan Dibeybe’nin gençlere ve ihtiyaç sahibi ailelere konut sağlama girişimi kapsamında başkent Trablus’un güneyindeki Suvani Bin Adem bölgesinde nakit kredi için aday listelerini açıkladığı aktarıldı.

Libyalı siyasi aktivist Ahmed et-Tevati, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

İki hükümetin de geçtiğimiz yılın başlarında bir şekilde seçim düzenlemeye hazır olduklarını açıklamaları, aralarındaki rekabetin ciddiyeti konusunda şüphe yaratma girişiminden başka bir şey değildi. Bathiliy’nin inisiyatifinin engellenmesiyle birlikte seçimlerle ilgili açıklamalar da azaldı.

Tevati, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, bir şehrin içinde bulunduğu koşulların düzeltilmesi, belirli bir kesimin maaşlarının iyileştirilmesi ya da bir okul veya köprü inşa edilmesi gibi her iki hükümetin de yaptığı hizmetlerin Libyalılara asıl hayalleri olan seçimleri unutturmayacağını söyledi.

Libyalıların her iki hükümetin de vaatlerinden yüz çevirdiklerini ve kararlarının gerekçeleri konusunda şüphe duyduklarını belirten Tevati, İstikrar Hükümeti Başbakanı Hammad'ın, Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Mareşal Halife Hafter'in oğlu Belkasım'ı Derne ve kasırga felaketinden etkilenen diğer şehirler ve bölgeler için İcra Direktörü olarak atama kararı sonrası başlayan tartışmalara dikkati çekti.

Tüm taraflara halkın gösterdiği sabra daha fazla güvenmemeleri tavsiyesinde bulunan Tevati, özellikle mali ve düzenleyici kurumların raporlarının, geçtiğimiz yıl ülkenin yasama ve yürütme organlarına yapılan toplam harcamalardaki artışa ilişkin ortaya çıkardığı sonuçların gerilimi tırmandığını hatırlattı. Tevati, UBH’nin Maliye Bakanlığı tarafından yayınlanan Aydınlatma ve Şeffaflık Raporu'na göre, toplam harcamaların 3 milyar 855 milyon dinar (Libya’da 1 dolar 4,81 dinar) olarak gerçekleştiğini de sözlerine ekledi.



ABD, Gazze planında kararlı: 200 milyon dolarlık fon ayrıldı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

ABD, Gazze planında kararlı: 200 milyon dolarlık fon ayrıldı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD yönetimi, Gazze'de kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü (ISF) için 206 milyon dolar fon ayıracak.  

Reuters, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kongre'ye gönderdiği 30 Temmuz tarihli iki bildiriyi inceledi.

Bildirilerde, 200 milyon doların ISF'nin teçhizatı, altyapısı, araçları ve operasyonel masrafları için kullanılmasının planlandığı belirtiliyor.

6 milyon dolarlık kaynaksa ISF'yi desteklemek üzere ABD zırhlı araçlarının yeniden tahsis edilmesine ayrılacak. Bu kapsamda ABD'nin Nepal'e göndermeyi planladığı 9 zırhlı personel taşıyıcısını ISF'nin kullanımına sunacağı ifade ediliyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın öncülüğünde oluşturulan Barış Kurulu, Gazze Şeridi'nin kapsamlı yeniden inşasında fon sıkıntısı yaşıyor.

Trump, Barış Kurulu için 17 milyar dolarlık taahhütte bulunsa da bu miktarın çok azı tahsil edilebildi. Refah bölgesinde yaklaşık 25 bin kişiyi barındıracak yerleşim projesini desteklemek için Birleşik Arap Emirlikleri, 100 milyon dolar fon sağlamıştı.

Analizde, 206 milyon dolarlık fonun ABD'nin ISF için yaptığı ilk somut harcama olduğuna dikkat çekiliyor.

Bunun, İsrail ve Hamas arasında henüz anlaşma sağlanamasa bile Beyaz Saray'ın Gazze için belirlediği yol haritasını uygulamaktaki kararlılığını gösterdiği yorumu yapılıyor.

Kongre'ye gönderilen bildirimlerden birinde, ISF'nin Gazze'de "güvenlik operasyonlarını yöneteceği, kapsamlı bir silahsızlandırma sürecini destekleyeceği, insani yardım ve yeniden inşa için kullanılacak malzemelerin bölgeye güvenli şekilde ulaştırılmasını sağlayacağı" ifade ediliyor.

Şu ana kadar Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk, Trump'ın 21 maddelik barış planı kapsamında kurulacak ISF'ye asker gönderme taahhüdünde bulundu. Mısır ve Ürdün ise Gazze'de görev yapacak polis birliklerine eğitim verileceğini açıklamıştı.

Diğer yandan ISF'nin Gazze'deki faaliyetlerine ne zaman başlayacağı belirsizliğini koruyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Barış Kurulu'nun Hamas'ın silah bırakmasını ve İsrail'in bölgeden çekilmesini öngören teklifini reddetmişti.

Tel Aviv yönetimi, bölgeden askerlerini çekmeden önce Hamas'ın tüm silahlarını tek seferde bırakmasını talep ediyor. Filistinli örgüt ise silahları kademeli olarak bırakmayı ve Gazze'nin yönetimini Barış Kurulu'nun denetimindeki Filistinli teknokratlara devretmeyi kabul etmişti. Ancak Hamas, kademeli silahsızlanma sürecine eş zamanlı olarak İsrail'in de askerlerini bölgeden çekmesini istiyor.

Trump'ın damadı ve başdanışmanı Jared Kushner, Netanyahu'yla pazartesi günü görüşmüş ancak konuya ilişkin başlıklarda anlaşma sağlanamamıştı.

Independent Türkçe, Reuters, Guardian


Reuters: Mossad başkanı ve Suriyeli bakan, Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığı hakkında görüştü

İsrail tarafından dün gerçekleştirilen saldırıların ardından Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü / Fotoğraf: Reuters
İsrail tarafından dün gerçekleştirilen saldırıların ardından Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü / Fotoğraf: Reuters
TT

Reuters: Mossad başkanı ve Suriyeli bakan, Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığı hakkında görüştü

İsrail tarafından dün gerçekleştirilen saldırıların ardından Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü / Fotoğraf: Reuters
İsrail tarafından dün gerçekleştirilen saldırıların ardından Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü / Fotoğraf: Reuters

İsrail istihbarat teşkilatı Mossad'ın başkanı ve Suriye dışişleri bakanı, İsrail'in Suriye'deki Ebu el-Zuhur hava üssünü bombalamasından birkaç gün önce telefon görüşmesi gerçekleştirerek Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığını görüştü.

Konuyla ilgili bilgi sahibi üç kaynağın Reuters’a verdiği bilgilere göre Mossad başkanı Roman Gofman, 14 Ağustos'ta Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile görüştü. Görüşme, İsrail ile Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki Şam hükümeti arasında bugüne kadar yapılan en üst düzey temaslardan biri olarak değerlendiriliyor.

İsrail'in salı günü Ebu el-Zuhur hava üssüne saldırmasının ardından, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Suriye'nin buraya Türk askerlerinin konuşlandırılmasına izin vermenin eşiğinde olduğunu ve bunun İsrail'in güvenliğine tehdit oluşturacağı yönünde defalarca yapılan uyarıları görmezden geldiğini ifade etmişti.

Kaynaklar, dört gün önce Gofman ile Şeybani arasında yapılan telefon görüşmesinde Türkiye'nin Suriye'ye askeri destek sağlama konusunun gündemin ana başlığı olduğunu belirtirken, kaynaklardan biri görüşmenin "İsrail'in, (Türkiye'nin) askeri varlığını artırma, silah satışı, insansız hava araçları temini ve diğer konulardaki soruları" üzerine odaklandığını söyledi.

Üst düzey bir yetkili olan ikinci kaynak ise Gofman'ın bu görüşmeyi, Türkiye'nin Suriye ordusuna silah temini konusunda bilgi almak için kullandığını ifade etti. Konuya yakın üçüncü kaynak, görüşmenin gerçekleştiğini doğruladı ve Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığının ele alındığını söyledi.

Ne olmuştu?

Türkiye, Suriye'de 2024'te Beşar Esad yönetiminin sona ermesinden bu yana Şara yönetimini destekleyen ülkeler arasında öne çıkarken, Ankara'nın Suriye'deki etkisi İsrail'de de güvenlik endişelerine neden oldu.

ABD ile yakın ilişkiler geliştiren Şara, temmuz ayında Suriye'nin İsrail'le bir güvenlik anlaşması yapmak istediğini ve İsrail'in Suriye'ye yönelik politikasının daha dengeli olması için farklı ülkelerin desteğini aradığını açıklamıştı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail'i tehdit edebilecek bir Türk askeri varlığının Suriye'de oluşmasına izin vermeyeceklerini söyledi.

Netanyahu, hava üssüne yönelik saldırıya ilişkin, Türkiye'yi daha önce bu konuda uyardıklarını ancak uyarıların dikkate alınmadığını savundu.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ise İsrail'in açıklamalarını "mesnetsiz iddialar" olarak nitelendirerek, saldırıların Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini belirtti.

Türkiye ise belirli bir asker konuşlandırma planına ilişkin açıklama yapmadan, Suriye hükümetiyle iş birliğini sürdüreceğini ve ülkenin istikrarsızlaştırılmasına karşı olduğunu bildirdi.

ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye ile Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack da ABD'nin İsrail, Türkiye ve Suriye arasında olası çatışmaları önlemeye yönelik bir mekanizma oluşturmak için çalıştığını ve taraflar arasındaki bilgi paylaşımı ile diyaloğu kolaylaştırdığını açıkladı.

Independent Türkçe, Reuters


ABD'nin Libya girişimi: Seçimler sonunda ertelemeden kurtulacak mı?

Fotoğraf: Libya’nın Misrata şehri
Fotoğraf: Libya’nın Misrata şehri
TT

ABD'nin Libya girişimi: Seçimler sonunda ertelemeden kurtulacak mı?

Fotoğraf: Libya’nın Misrata şehri
Fotoğraf: Libya’nın Misrata şehri

Ben Fishman

29 Haziran'da ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Saddam Hafter'i Dışişleri Bakanlığı binasının yedinci katında, bir askeri komutanı ağırlamak için alışılmadık olan bir mekanda kabul etti. Doğu Libya'da şiddet ve muhaliflere karşı hoşgörüsüzlük ile dolu geçmişine rağmen, Hafter, Trump yönetiminin ülkeyi birleştirme girişiminin umut bağladığı kilit isimlerden biri haline geldi.

Başkan Trump’ın Afrika’dan Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos (Tiffany Trump'ın kayınpederi) ile bağlantılı olan ABD girişimi, her bölgeden liderleri üst düzey hükümet pozisyonlarını paylaşmak üzere seçerek doğu ve batı Libya'yı birleştirmeyi amaçlıyor. Trump yönetimi, ABD enerji şirketleri için fırsatları genişletecek ve Libya'nın petrol üretimini artıracak bir istikrar sağlamayı hedefliyor. Ancak, Saddam Hafter bir yana, herhangi birini başkan veya başbakan olarak atamak, siyasi kaos için bir reçete niteliğindedir. Hafter'in Washington ziyaretinden bu yana birçok Libyalı Boulos’un girişimine karşı çıktı. Elektrik krizi ülkenin kötü yönetimini ortaya koyarken, Libya'nın batısındaki Zaviye şehrinde patlak veren çatışmalar milislerin devam eden etkisinin boyutunu gösterdi. En önemlisi, bu plan, BM öncülüğünde Libya'daki siyasi karar alma yetkisini asıl sahiplerine, yani Libya halkına geri verme yönündeki bir başka girişimi fiilen ortadan kaldıracaktır.

Libya, 2011'de Muammer Kaddafi'nin devrilmesinden bu yana siyasi meşruiyet eksikliğinden muzdarip. Başbakan Abdulhamid Dibeybe, 2021'den beri görevde bulunuyor; kendisi BM himayesindeki 74 üyeli Libya Siyasi Diyalog Forumu'nun 39 üyesi tarafından seçilmişti. Görev süresinin sadece bir yıl sürmesi bekleniyordu, ancak seçimlerin 2022 yılında süresiz olarak ertelenmesinin ardından bugün hâlâ görevde bulunuyor. Dibeybe ve etkili yeğeni İbrahim, Boulos’un sunduğu planda büyük olasılıkla Saddam Hafter'in muadilleri olacaklar.

Trump yönetiminin, Libyalıları atlayarak ve ülkenin iki ana güç ekseni olan Hafter ve Dibeybe aileleri arasında bir anlaşmayı resmileştirerek kestirme bir yol izlemesi şaşırtıcı değil

Libya'nın iki yasama organı ise (doğuda bulunan Temsilciler Meclisi ve Trablus'taki Yüksek Devlet Konseyi) daha da zayıf bir meşruiyete sahip. Akila Salih, 2014'ten beri Temsilciler Meclisi'nin başında bulunuyor ve küçük bir seçim bölgesinden binin altında oyla seçilmişti. Pozisyonunun kendisine sağladığı önemli nüfuzu siyasi değişimi engellemek için kullandı; öyle ki ABD, Libya'da barış ve istikrarı baltaladığı gerekçesiyle kendisine yaptırımlar uyguladı.

İktidara sarılma ve bölünmeleri derinleştirme

Libya, siyasi elitlerin yeni bir hükümete siyasi meşruiyet kazandırabilecek her türlü girişimi engellediği kısır bir döngüye hapsolmuş durumda. Yolsuzlukla dolu rant ekonomisinde siyasi elitler kaybetmemek için iktidara ve zenginliğe sıkıca tutunuyorlar. Aynı şekilde komşu ülkeler, bölgesel güçler ve Batı ülkeleri de dahil olmak üzere dış aktörler, ya savaşan tarafları destekleyerek ya da siyasi ilerlemeyi engellemek için nüfuzlarını kullanarak Libya'daki bölünmelerin derinleşmesine katkıda bulundular.

cvfgbhyju
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Libya Ulusal Ordusu Komutan Yardımcısı Saddam Hafter ve Trump’ın Kıdemli Danışmanı Massad Boulos (@US_SrAdvisorAF/X)

Bu zorluklar göz önüne alındığında, Trump yönetiminin Libyalıları atlayarak ve ülkedeki iki ana güç ekseni olan Hafter ve Dibeybe aileleri arasında bir anlaşmayı resmileştirerek kestirme bir yol izlemeye meyilli olması şaşırtıcı değil. Ancak Boulos'un da hızla vurguladığı gibi, belirtilen amaç iktidar paylaşımı ve seçimlere hazırlık olarak ülkeyi birleştirmek ise, bu iki taraftan daha güvenilmez iki taraf hayal etmek zor. Halife Hafter 2019'da Trablus'a savaş açtı ve Ağustos 2015'ten beri resmi yardımcısı olan oğlunun, ulusal düzeyde iktidarın kendisine verilmesi durumunda iktidardan vazgeçmesi pek olası değil. Dibeybe'ye gelince, asıl görev süresi dolduktan sonra yıllarca iktidarda kaldı. İkisinin de geçmişi Libya halkının yönetim ve idaredeki temel ihtiyaçlarını karşılama konusunda onları ehil kılmıyor; mevcut elektrik ve enflasyon krizleri bunu gösteriyor.

Libyalılar yıllardır geçici çözümlerden bıktıklarını söylüyorlar. ABD girişimi de siyasi elitlerin seçimleri süresiz olarak ertelemelerine olanak tanıyan bir başka geçiş aşaması öngörerek, tam olarak bu türden bir çözüm olmakta kararlı

Seçimleri ve ekonomik reformları desteklemek

Peki alternatif nedir? Haziran ayında, BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL), 120 Libyalının katıldığı ve ülkenin siyasi, ekonomik ve güvenlik geleceğine dair bir vizyonun oluşturulduğu yapılandırılmış diyaloğu tamamladı. Bir yönetim grubu, anayasal çerçeveyi tanımlama ve seçimleri düzenleme seçeneklerini sunarken, daha küçük bir grup da seçim yasası ve prosedürlerinin ayrıntıları üzerinde çalışıyor. Üyeleri düzenli olarak bir araya geliyor ve nihayet seçim komisyonunun başkanı ve üyelerinin atanması için bir mekanizma üzerinde anlaştılar. BM ve diyalog grubu, düzenlemeleri kesinleştirmeli ve seçimler için bir tarih belirlemeli. ABD ve ortaklarının da yukarıdan yeni bir siyasi yapı dayatmak yerine, bu süreci desteklemesi daha faydalı olacaktır; zira yeni bir yapının, mevcut yapıdan bile daha az istekli olması muhtemeldir.

Seçimleri desteklemenin yanı sıra, ABD, Saddam Hafter’in meşru bir rol oynayabileceği bir süreç olan orduyu birleştirme çabalarına ek olarak, ekonomik reformlar için de baskı yapmaya devam etmeli.

cdfgthyj
Libya'nın Sirte şehrinde düzenlenen Flintlock-2026 tatbikatının açılış töreninde Libya Müşterek Kuvvetleri askerleri, 14 Nisan 2026 (AFRICOM)

Nisan ayında, Amerikalı uzmanlar on yıldan uzun bir süredir ilk kez birleşik bir bütçenin müzakeresine yardımcı oldular. Kaotik harcama modelleri ve petrol gelirleri konusunda hesap sormanın yokluğu, Libya dinarının istikrarını tehdit ediyor. Ancak bütçe sadece ilk adım. Genel harcama rakamlarını belirliyor ve tesadüfen Dibeybe ve Hafter ailelerinin etkisi altında olan doğu ve batıdaki kalkınma “kurumları” tarafından kontrol edilen kalkınma projelerine ayrılan fonlar için fiilen bir çıta belirliyor. ABD ve ortakları, Libya'nın nispeten küçük nüfusunun yolsuzluk ve ekonomik kötü yönetimin bedelini ödemek yerine ülkenin petrol zenginliğinden faydalanmasını sağlayacak daha fazla mali şeffaflık ve reformlar için baskı yapmaya devam etmeli.

İkinci olarak, ordunun birleştirilmesine yönelik devam eden çabalar, Libya silahlı kuvvetleri ile ülkenin batısındaki muadilleri arasında daha iyi bir entegrasyon gerçekleştirebilir. ABD Afrika Komutanlığı, Nisan ayında Libya'da büyük bir bölgesel tatbikat düzenledi ve yönetim de her iki tarafla görüşmeleri ilerletmeye devam ediyor. Batıdaki güvenlik güçlerinin düzenli askeri birliklerin yanı sıra milisleri de içermesi nedeniyle birleşme görüşmeleri dengesiz olsa da, süreç iki tarafı savaşmak yerine diyalog içinde tutuyor. Bir diğer önemli adım ise her iki tarafın da silah alımlarını açıklamalarını zorunlu kılmaktır. ABD ayrıca, sahadaki en etkili iki ülke olan ve ikisi de başka bir savaş istemeyen Türkiye ve Mısır ile yakın askeri diyaloğu sürdürmeli.

Libyalılar yıllardır geçici çözümlerden bıktıklarını söylüyorlar. ABD girişimi de siyasi elitlerin seçimleri süresiz olarak ertelemelerine olanak tanıyan bir başka geçiş aşaması öngörerek, tam olarak bu türden bir çözüm olmakta kararlı.