Libya’daki iki hükümet kararlar çıkarma konusunda yarışırken, seçim süreci için hiçbir adım atılmıyor

Siyasetçiler, her iki hükümet tarafından yapılan açıklamaların ‘vatandaşın değil, daha çok kendi politikaları lehine’ olduğunu düşünüyorlar

UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
TT

Libya’daki iki hükümet kararlar çıkarma konusunda yarışırken, seçim süreci için hiçbir adım atılmıyor

UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)

Libya’da birbiriyle rekabet eden iki ayrı hükümet, farklı kararlar yayınlayarak ve açıklamalar yaparak siyaset sahnesinde ağırlıklarını artırmaya çalışıyor. Libyalı siyasetçiler ise bu durumu ertelenen seçimlerin yapılmasına yönelik herhangi ciddi bir adım atmadan iktidarda kalma çabası olarak değerlendirdi.

Libyalı Milletvekili Ammar el-Ablak, iki hükümet arasında ‘vatandaşların lehine olmaktan ziyade, kendi politikaları lehine kararlar alındığını ve açıklamalar yapıldığını, yoğun rekabetin onların ve müttefiklerinin iktidardaki konumlarını koruma çabasından ibaret olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Milletvekili Ablak, devletin yönetiminde siyasi ve mali bir başarısızlık olduğunu, kimsenin devleti tehdit eden risklerin farkında olmadığını ve yolsuzluk vakalarının giderek arttığını vurguladı.

Libya'da Mart 2022’den bu yana iki hükümet iktidar mücadelesi veriyor. Bu hükümetlerden biri, başkent Trablus merkezli, Abdulhamid ed-Dibeybe’nin başbakanı olduğu geçici Ulusal Birlikte Hükümeti (UBH). Diğeri ise Usame Hammad’ın başbakanı olduğu ve Temsilciler Meclisi (TM) tarafından desteklenen, merkezi Libya'nın doğusunda bulunan paralel İstikrar Hükümeti.

dve
Paralel İstikrar Hükümeti Başbakanı Usame Hammad (İstikrar Hükümeti)

Her iki hükümet de ülkenin meşru hükümeti olduğunu iddia ederken, başta denetim olmak üzere ülkenin yürütme otoritesi ile bu otoriteye bağlı kurumların birleştirilmesini gerektiren temel sorunlara bazı geçici çözümlere bel bağlıyor. Her iki hükümetin aldığı kararlar, seçimlerin yapılacağı tarih açıklanmadan daha fazla zamana ihtiyaç duyarken, seçim tarihini açıklamak ise onların değil, TM ve Devlet Yüksek Konseyi’nin (DYK) yetkisi dahilinde.

UBH Başbakanı Dibeybe, çeşitli tarafların karşı çıkmasına rağmen, nihayet Hamada petrol sahasının geliştirilmesine yönelik çalışmaların sürdürülmesinin gerekli olduğuna yönelik teknik ve hukuki gözlemlerin ele alınmasını vurguladı ve gerekli talimatları verdi. Bu konuyu değerlendiren Milletvekili Ablak, iki hükümet arasında zaman zaman öne çıkan ikincil meselelerle ilgili çekişmeler ve sekteye uğrayan siyasi süreç meselesinin unutulması nedeniyle Libyalıların dikkatinin dağılmasına karşı uyardı.

Akaryakıt kaçakçılığıyla mücadele etme bahanesiyle akaryakıt sübvansiyonlarını kaldırma kararı alan Dibeybe, halkın çeşitli kesimlerinin verdiği tepkinin ardından geri çekti. İstikrar Hükümeti Başbakanı Hammad da hiç vakit kaybetmeden kararın yansımaları konusunda uyarmış, kararla ilgili bir kamuoyu yoklaması yapılması çağrısında bulunmuştu. İstikrar Hükümeti tarafından yapılan açıklamada, bu tür kararların sonuçları, boyutları ve olası zararları incelenmeden hiç kimse tarafından bu kadar hızlı bir şekilde alınamayacağı vurgulandı.

Her iki hükümet de koltuklara sıkı sıkıya tutunuyor

Libyalı Milletvekili Halife ed-Dağari, yakında ne iki hükümetin de istifa edeceğini ne de seçimler için ciddi hazırlık yapılacağını düşünüyor. Dağari, buna karşın kendilerinin ve çatışmanın ana taraflarından müttefiklerinin mevcut konumlarına sadık kaldıklarının altını çizdi. Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy’nin siyasi bir çözüme ulaşmak için Libyalı tarafları bir müzakere masası etrafında toplamak için başlattığı inisiyatife dikkat çeken Dağari, şartların tüm taraflarca belirlediğini söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Dağari, sözlerini şöyle sürdürdü:

Petrol ihraç ediliyor ve gelirleri ise maaşlar, destek, yeniden yapılanma ya da diğer harcama yapılan kalemler de dahil, genel bütçeye dağıtılıyor. Her hükümet de bunlardan pay alıyor. Haliyle hiçbiri iktidardan ayrılmayacak.

sd
TM ile Merkez Bankası, Daniel Kasırgası'ndan etkilenen şehirlerin yeniden inşası için yapılacak harcama konusunda anlaştı (TM)

Dağari, TM ve Merkez Bankası'nın kısa bir süre önce Daniel Kasırgası'ndan etkilenen şehirlerin yeniden inşası için 3 yıllık bir süre zarfında kademeli olarak yapılacak harcama konusunda anlaşmaya vardıklarını söyledi. Her iki hükümetin liderlerinin, kendi nüfuz bölgelerinde yaşayan vatandaşların bu hükümetler tarafından alınan ve genel olarak seçimlere hazırlanmakla ilgili olmayıp, belirli bir tarafın taleplerinin karşılanması, bazı gıda maddelerinin tedariğinin desteklenmesi ya da küçük hibelerin sağlanması ile sınırlı olan kararlara dikkat çeken Dağari, yapılan çalışmalardan memnun olup olmadıklarını öğrenmek isteyip istemediklerini merak ettiğini dile getirdi.

Dağari, TM ve DYK başkanlıklarının ve üyelerinin çoğunluğunun, gerek seçim yasaları üzerinde fikir birliğine vararak gerekse anayasa taslağı hazırlayarak’ ülkedeki bölünmeyi ele almaya ve siyasi süreçte ilerlemeye yönelik çağrıları görmezden gelmeye devam etmelerini eleştirdi.

İstikrar Hükümeti’nin Yerel Yönetim Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde Derne şehrini vuran Daniel Kasırgası nedeniyle evleri hasar gören 400 aileye tazminat belgelerini dağıttı. Öte yandan UBH’nin medya platformu, son günlerde Başbakan Dibeybe’nin gençlere ve ihtiyaç sahibi ailelere konut sağlama girişimi kapsamında başkent Trablus’un güneyindeki Suvani Bin Adem bölgesinde nakit kredi için aday listelerini açıkladığı aktarıldı.

Libyalı siyasi aktivist Ahmed et-Tevati, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

İki hükümetin de geçtiğimiz yılın başlarında bir şekilde seçim düzenlemeye hazır olduklarını açıklamaları, aralarındaki rekabetin ciddiyeti konusunda şüphe yaratma girişiminden başka bir şey değildi. Bathiliy’nin inisiyatifinin engellenmesiyle birlikte seçimlerle ilgili açıklamalar da azaldı.

Tevati, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, bir şehrin içinde bulunduğu koşulların düzeltilmesi, belirli bir kesimin maaşlarının iyileştirilmesi ya da bir okul veya köprü inşa edilmesi gibi her iki hükümetin de yaptığı hizmetlerin Libyalılara asıl hayalleri olan seçimleri unutturmayacağını söyledi.

Libyalıların her iki hükümetin de vaatlerinden yüz çevirdiklerini ve kararlarının gerekçeleri konusunda şüphe duyduklarını belirten Tevati, İstikrar Hükümeti Başbakanı Hammad'ın, Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Mareşal Halife Hafter'in oğlu Belkasım'ı Derne ve kasırga felaketinden etkilenen diğer şehirler ve bölgeler için İcra Direktörü olarak atama kararı sonrası başlayan tartışmalara dikkati çekti.

Tüm taraflara halkın gösterdiği sabra daha fazla güvenmemeleri tavsiyesinde bulunan Tevati, özellikle mali ve düzenleyici kurumların raporlarının, geçtiğimiz yıl ülkenin yasama ve yürütme organlarına yapılan toplam harcamalardaki artışa ilişkin ortaya çıkardığı sonuçların gerilimi tırmandığını hatırlattı. Tevati, UBH’nin Maliye Bakanlığı tarafından yayınlanan Aydınlatma ve Şeffaflık Raporu'na göre, toplam harcamaların 3 milyar 855 milyon dinar (Libya’da 1 dolar 4,81 dinar) olarak gerçekleştiğini de sözlerine ekledi.



Koalisyon: Bölgesel ve uluslararası güvenliği korumak için Yemen ordusuna desteğimizi sürdürüyoruz

Koalisyon güçleri sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Koalisyon güçleri sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
TT

Koalisyon: Bölgesel ve uluslararası güvenliği korumak için Yemen ordusuna desteğimizi sürdürüyoruz

Koalisyon güçleri sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Koalisyon güçleri sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyon güçleri komutanlığı, Yemen Silahlı Kuvvetlerine tam operasyonel destek sağlamayı sürdüreceğini ve darbenin sona erdirilmesi, devletin ve ulusal kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen’in geleceğinin inşa edilmesi amacıyla meşru hükümet ile Yemen halkının yanında olmaya devam edeceğini açıkladı. Komutanlık ayrıca Suudi Arabistan’ın güvenliğini, egemenliğini ve ulusal kaynaklarını korumak için gerekli tüm önlemleri alma konusunda asli hakkının bulunduğunu vurguladı.

Koalisyon güçleri sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, pazar günü yaptığı açıklamada, Husilerin Yemen halkına yönelik devam eden terör saldırıları ve tekrarlanan uygulamalarının ülke genelinde ağır ihlallere yol açtığını belirtti.

Maliki, Husi milislerinin Yemen halkına yönelik iç kuşatma uyguladığını, vatandaşları kent ve köylerinden zorla göç ettirdiğini, halkı aç bıraktığını, kaynaklarını yağmalayarak sözde savaş çabalarına aktardığını ve kabilelerin şeyhleri ile mensuplarına hakaret ettiğini söyledi. Maliki ayrıca Husilerin Yemen toplumunun tüm kesimleri arasındaki sosyal dokuyu parçaladığını, kadınları korkuttuğunu ve suç teşkil eden projeleri doğrultusunda çocukları silah altına aldığını belirtti.

Maliki, söz konusu uygulamaların Yemenlilere uzun yıllardır büyük acılar ve felaketler yaşatan açık ihlaller olduğunu ifade etti.

Husi milislerinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına da değinen Maliki, örgütün kutsal şehir Mekke-i Mükerreme ile Hz. Muhammed’in şehri Medine’yi hedef almaya çalıştığını belirtti. Maliki, Riyad, Abha, Hamis Muşayt, Cizan, Necran, Taif ve Yanbu kentlerindeki siviller ile sivil yerleşimlere yönelik kasıtlı ve sistematik saldırıların yanı sıra Suudi Arabistan’a ait gemilerin Kızıldeniz’in güneyi ve Babülmendep Boğazı’nda hedef alınmaya çalışıldığını kaydetti.

Bu saldırıların, Husi milislerinin düşmanca eylemlerini caydırmak ve Suudi Arabistan’ın güvenliği ile egemenliğini korumak amacıyla gerekli önlemlerin sürdürülmesini zorunlu kıldığını belirten Maliki, bunun aynı zamanda bölgesel ve uluslararası güvenliğin korunması açısından da gerekli olduğunu vurguladı.

Tümgeneral Maliki, Suudi Arabistan’ın egemenliğini savunma, güvenliğini koruma ve Husi milislerini caydırmak ve ağır ihlallerine son vermek için gerekli tüm operasyonel önlemleri alma konusunda asli hakkının bulunduğunu yineledi.

Maliki, bu tutumun Suudi Arabistan’ın İki Kutsal Mescid’e, vatandaşlarına, ulusal kaynaklarına ve ülkesinde yaşayanlara karşı taşıdığı ulusal sorumluluk doğrultusunda şekillendiğini ifade etti.

Suudi Arabistan’ın Yemen ve Yemen halkının yanında olmaya, devletin ve kurumlarının yeniden tesis edilmesine ve Husi milislerinin ortadan kaldırılmasına kadar desteğini sürdüreceğini belirten Maliki, Husilerin Kızıldeniz’in güneyi ile Babülmendep Boğazı’nda deniz ulaşımının serbestisini tehdit etmesine de son verilmesi gerektiğini söyledi.

Maliki, söz konusu tehdidin bölgesel ve uluslararası güvenliği zayıflattığını, deniz taşımacılığı ve uluslararası ticaretin serbestisini tehdit ettiğini ve küresel ekonominin can damarını oluşturan ticaret yollarını hedef aldığını belirtti. Bu tehdidin aynı zamanda bölgesel ve uluslararası güvenliğin yanı sıra tüm ülkelerin ulusal çıkarlarını da riske attığını vurguladı.


Yemen’den Husilere karşı operasyon kararı: Koalisyon tam destek verdi

Yemen’den Husilere karşı operasyon kararı: Koalisyon tam destek verdi
TT

Yemen’den Husilere karşı operasyon kararı: Koalisyon tam destek verdi

Yemen’den Husilere karşı operasyon kararı: Koalisyon tam destek verdi

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Husilerin kontrolündeki bölgelerin geri alınması ve ülkenin kalan topraklarında devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi amacıyla askeri operasyon başlatıldığını açıkladı. Alimi, Husilerle gerilimi düşürmeye yönelik tüm fırsatların tükenmesinin ardından bu adımın atıldığını belirtti.

Alimi, televizyondan yayımlanan konuşmasında, “Başlatacağımız askeri operasyonlar Sana, Hudeyde ve Saada’daki halkımıza karşı bir savaş değildir. Herhangi bir mezhebe veya kabileye karşı da savaş yürütmüyoruz” dedi.

Öte yandan Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyon güçleri sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, koalisyon ortak kuvvetler komutanlığının Yemen Silahlı Kuvvetlerine tam operasyonel desteğini sürdüreceğini açıkladı.

Maliki, koalisyonun meşru Yemen hükümeti ve Yemen halkının yanında olmaya devam edeceğini belirterek darbenin sona erdirilmesi, devletin ve ulusal kurumların yeniden tesis edilmesi ve Yemen’in geleceğinin inşa edilmesi için desteğin süreceğini vurguladı.

Sahada ise Yemen ordusu, Sana ve Saada vilayetlerindeki Husilere ait hedeflere yönelik saldırılar düzenlediğini açıkladı.

Bu sırada Husiler, başkent Sana’da gözaltı ve takip operasyonlarını yoğunlaştırdı. Husi milisleri, hükümet güçlerini ve Taiz’deki Halk Direnişi’ni desteklemekle ya da vilayette yaşanan askeri tırmanışı eleştirmekle suçladıkları vatandaşları hedef aldı.


Irak Başbakanı, Koordinasyon Çerçevesi’ni silahların sadece devletin elinde tutulmamasının doğuracağı sonuçlar konusunda uyardı

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin de katıldığı Koordinasyon Çerçevesi toplantısından (INA)
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin de katıldığı Koordinasyon Çerçevesi toplantısından (INA)
TT

Irak Başbakanı, Koordinasyon Çerçevesi’ni silahların sadece devletin elinde tutulmamasının doğuracağı sonuçlar konusunda uyardı

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin de katıldığı Koordinasyon Çerçevesi toplantısından (INA)
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin de katıldığı Koordinasyon Çerçevesi toplantısından (INA)

ABD, Irak’la ekonomik ortaklığın ilerlediğini teyit ederken, Başbakan Ali ez-Zeydi, Şii Koordinasyon Çerçevesi güçlerini silahların devletin kontrolüne alınmasına ilişkin belirlenen takvimlere uymamanın doğuracağı sonuçlar konusunda uyardı.

Ez-Zeydi, cumartesiyi pazara bağlayan gece Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin toplantısına ev sahipliği yaptı. Toplantıda, ‘hükümet kabinesinin tamamlanması ile silahların devletin kontrolüne alınması ve düzenlenmesi dosyası da dahil olmak üzere tüm dosyaların sonuçlandırılması ve böylece devletin karar alma mekanizmasının egemenliği ile ülke ve bölgedeki güvenliğin istikrarının güçlendirilmesi’ gerektiğini vurguladı.

fbghyjuı
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, 23 Eylül 2026 tarihinde New York’ta ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya geldi. (Hükümet medyası)

Şarku’l Avsat’a konuşan bilgi sahibi bir kaynak, ez-Zeydi’nin ayrıca gruplarla müzakerelerden sorumlu dört taraflı komitenin çalışmalarının desteklenmesi gerektiğini belirttiğini ve üzerinde mutabık kalınan takvim doğrultusunda silahların Haşdi Şabi (Halk Seferberlik Güçleri) teşkilatına teslim edilmesi konusunda nihai bir anlaşmaya varılmasını istediğini söyledi. Kaynak, ez-Zeydi’nin son Washington ziyareti sırasında ABD yönetimiyle görüştüğü başlıca konuları ve bu sürecin gerçekleştirilememesi halinde ülkenin karşı karşıya kalacağı ekonomik, siyasi ve güvenlik sonuçlarını da ele aldığını aktardı.

Rubio...

Bu uyarı, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Egemenlik Günü dolayısıyla ez-Zeydi’ye gönderdiği tebrik mesajında yaptığı açıklamalarla eş zamanlı geldi. Rubio, mesajında başbakanın geçen temmuz ayında Washington’a gerçekleştirdiği ziyarete ve Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesine değinerek, ziyaretin ‘iki ülke arasındaki dostluğun gücünü ve güçlü ve müreffeh bir gelecek inşa etme yönündeki ortak kararlılığı yansıttığını’ belirtti.

Rubio, “Bu ziyaret sırasında açıklanan ekonomik ortaklıklar, Amerikan ve Iraklı şirketler arasındaki ticaret ve yatırım iş birliğinin geniş potansiyelini ortaya koyuyor” ifadesini kullandı. Rubio ayrıca, Irak’ın egemenliğini güçlendirmek ve Ortadoğu’da güvenlik ile istikrarın tesisine katkıda bulunmak için sürdürdüğü çabaları memnuniyetle karşıladığını belirtti.

csd
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, Egemenlik Günü dolayısıyla 2 Ekim’de Bağdat’ta düzenlenen konferansta bir konuşma yapıyor. (Reuters)

Şarku’l Avsat’a konuşan bilgi sahibi bir kaynağa göre ABD, ez-Zeydi’nin silah sahibi gruplarla ve siyasi güçlerle ilişkilerinde karşılaştığı zorlukları anladı. Kaynak, siyasi güçlerin bazılarının, hatta Koordinasyon Çerçevesi içerisinde yer alan bazı aktörlerin dahi ez-Zeydi’nin sunduğu formül doğrultusunda bu seçeneğe sıcak bakmadığını belirtti.

Kaynak, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin silahların teslimi için görece uzun süreler öngörme yönündeki tutum değişikliğinin, ez-Zeydi ile Trump arasında Irak heyetinin diğer üyelerinin katılmadığı baş başa görüşmenin ardından gerçekleştiğini söyledi. Kaynak ayrıca Trump’ın, ez-Zeydi’nin İran uçaklarına Necef Havalimanı’na iniş izni verilmesine yönelik muafiyet talebine olumlu yanıt verdiğini belirtti.

Ez-Zeydi... Silah elimde

Ez-Zeydi’nin Egemenlik Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada, Irak’ın ‘kendi kararlarını alan, topraklarını ve hava sahasını koruyan, silahların ise silahlı kuvvetler başkomutanının kontrolünde olduğu’ bir devlet olduğunu vurguladığı belirtildi. Ez-Zeydi, Uluslararası Koalisyon’un askeri görevinin sona ermesiyle Irak devletinin egemenliğini 30 Eylül 2026’da tamamladığını ifade etti. Siyasi istikrarsızlığın ülkeyi birçok kalkınma fırsatından mahrum bıraktığını ve kendi ifadesiyle ‘sıfırdan başlama’ noktasına tekrar tekrar dönülmesine yol açtığını söyledi.

Hükümetinin “Irak’ın çıkarlarını, güvenliğini, egemenliğini ve ulusal kararını bölgedeki çatışmanın etkilerinden koruma sorumluluğunu üstlendiğini” belirten ez-Zeydi, Irak’ın ‘üstün ulusal çıkarları gözeten dengeli bir dış politika izlediğini, ilişkilerini karşılıklı çıkar ve saygı temelinde kurduğunu’ vurguladı.

Ekonomi alanında ise hükümetin ekonomiyi çeşitlendirmek, özel sektörü güçlendirmek, kamu harcamalarını sonuçlarla ilişkilendirmek ve 1 milyon konut arsası girişimini hayata geçirmek için çalıştığını söyledi. Ez-Zeydi ayrıca gelecek nesillerin güvence altına alınması amacıyla Gelecek Nesiller Fonu’nun kurulacağını, ekonomik şehirler inşa edileceğini ve Kalkınma Yolu Projesi’nin hayata geçirileceğini belirterek, Irak’ın ticaret yolu, enerji koridoru, yatırım merkezi ve Doğu ile Batı arasında köprü haline getirilmesinin hedeflendiğini ifade etti.

as
İran yanlısı silahlı grupların destekçileri, geçtiğimiz eylül ayının sonunda Bağdat’ta koalisyon güçlerinin Irak’tan çekilmesini kutlamak amacıyla düzenlenen yürüyüşte bir araya geldi. (AFP)

Ez-Zeydi, “Sorumluluğumuz, egemenliği reformun önünü açan bir yola dönüştürmektir” diyerek, “Irak halkının birlik ve ulusal ve toplumsal uyumu sayesinde krizlerle mücadele etmekten geleceği inşa etmeye geçeceğiz” ifadesini kullandı.

Bu bağlamda siyasi ve stratejik konular araştırmacısı Hani Aşur Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “ABD güçlerinin yanı sıra Uluslararası Koalisyon güçlerinin de Irak’tan ayrılmasının ardından, özellikle grupların elindeki silahların devletin kontrolünde toplanması ve ardından güvenlik kurumları ile silahlı kuvvetlerin güçlendirilmesi konusunda Irak’ın güvenlik stratejisinin yeniden yapılandırılması zorunlu hale geldi” dedi.

Aşur, “Bu dosyaları karmaşıklaştırabilecek çok sayıda sorun olduğu açık. Bunların başında, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından Irak’taki ekonomik durum geliyor. Bu durum, hükümetin ülkeyi koruyabilecek güçlü bir silahlı yapı oluşturmak için çok miktarda silah ithal etmesine imkân vermiyor. İkinci olarak Iraklı siyasi güçler, silahlı gruplarla diyaloga dayalı bir yaklaşımı dayatmaya çalışıyor. Bu da diyaloğun uzayabileceği ve ABD-İran çatışmasına ve bunun yansımalarına bağlı kalabileceği anlamına geliyor. Böyle bir durum, silahlı gruplara İran’a bağlılıklarını ortaya koymaları için yeni bir fırsat sunabileceği gibi, ülkeyi korumak amacıyla silahlarını ellerinde tutmaları yönündeki söylemin yeniden gündeme gelmesine de yol açabilir” ifadelerini kullandı.