Libya’daki iki hükümet kararlar çıkarma konusunda yarışırken, seçim süreci için hiçbir adım atılmıyor

Siyasetçiler, her iki hükümet tarafından yapılan açıklamaların ‘vatandaşın değil, daha çok kendi politikaları lehine’ olduğunu düşünüyorlar

UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
TT

Libya’daki iki hükümet kararlar çıkarma konusunda yarışırken, seçim süreci için hiçbir adım atılmıyor

UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)

Libya’da birbiriyle rekabet eden iki ayrı hükümet, farklı kararlar yayınlayarak ve açıklamalar yaparak siyaset sahnesinde ağırlıklarını artırmaya çalışıyor. Libyalı siyasetçiler ise bu durumu ertelenen seçimlerin yapılmasına yönelik herhangi ciddi bir adım atmadan iktidarda kalma çabası olarak değerlendirdi.

Libyalı Milletvekili Ammar el-Ablak, iki hükümet arasında ‘vatandaşların lehine olmaktan ziyade, kendi politikaları lehine kararlar alındığını ve açıklamalar yapıldığını, yoğun rekabetin onların ve müttefiklerinin iktidardaki konumlarını koruma çabasından ibaret olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Milletvekili Ablak, devletin yönetiminde siyasi ve mali bir başarısızlık olduğunu, kimsenin devleti tehdit eden risklerin farkında olmadığını ve yolsuzluk vakalarının giderek arttığını vurguladı.

Libya'da Mart 2022’den bu yana iki hükümet iktidar mücadelesi veriyor. Bu hükümetlerden biri, başkent Trablus merkezli, Abdulhamid ed-Dibeybe’nin başbakanı olduğu geçici Ulusal Birlikte Hükümeti (UBH). Diğeri ise Usame Hammad’ın başbakanı olduğu ve Temsilciler Meclisi (TM) tarafından desteklenen, merkezi Libya'nın doğusunda bulunan paralel İstikrar Hükümeti.

dve
Paralel İstikrar Hükümeti Başbakanı Usame Hammad (İstikrar Hükümeti)

Her iki hükümet de ülkenin meşru hükümeti olduğunu iddia ederken, başta denetim olmak üzere ülkenin yürütme otoritesi ile bu otoriteye bağlı kurumların birleştirilmesini gerektiren temel sorunlara bazı geçici çözümlere bel bağlıyor. Her iki hükümetin aldığı kararlar, seçimlerin yapılacağı tarih açıklanmadan daha fazla zamana ihtiyaç duyarken, seçim tarihini açıklamak ise onların değil, TM ve Devlet Yüksek Konseyi’nin (DYK) yetkisi dahilinde.

UBH Başbakanı Dibeybe, çeşitli tarafların karşı çıkmasına rağmen, nihayet Hamada petrol sahasının geliştirilmesine yönelik çalışmaların sürdürülmesinin gerekli olduğuna yönelik teknik ve hukuki gözlemlerin ele alınmasını vurguladı ve gerekli talimatları verdi. Bu konuyu değerlendiren Milletvekili Ablak, iki hükümet arasında zaman zaman öne çıkan ikincil meselelerle ilgili çekişmeler ve sekteye uğrayan siyasi süreç meselesinin unutulması nedeniyle Libyalıların dikkatinin dağılmasına karşı uyardı.

Akaryakıt kaçakçılığıyla mücadele etme bahanesiyle akaryakıt sübvansiyonlarını kaldırma kararı alan Dibeybe, halkın çeşitli kesimlerinin verdiği tepkinin ardından geri çekti. İstikrar Hükümeti Başbakanı Hammad da hiç vakit kaybetmeden kararın yansımaları konusunda uyarmış, kararla ilgili bir kamuoyu yoklaması yapılması çağrısında bulunmuştu. İstikrar Hükümeti tarafından yapılan açıklamada, bu tür kararların sonuçları, boyutları ve olası zararları incelenmeden hiç kimse tarafından bu kadar hızlı bir şekilde alınamayacağı vurgulandı.

Her iki hükümet de koltuklara sıkı sıkıya tutunuyor

Libyalı Milletvekili Halife ed-Dağari, yakında ne iki hükümetin de istifa edeceğini ne de seçimler için ciddi hazırlık yapılacağını düşünüyor. Dağari, buna karşın kendilerinin ve çatışmanın ana taraflarından müttefiklerinin mevcut konumlarına sadık kaldıklarının altını çizdi. Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy’nin siyasi bir çözüme ulaşmak için Libyalı tarafları bir müzakere masası etrafında toplamak için başlattığı inisiyatife dikkat çeken Dağari, şartların tüm taraflarca belirlediğini söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Dağari, sözlerini şöyle sürdürdü:

Petrol ihraç ediliyor ve gelirleri ise maaşlar, destek, yeniden yapılanma ya da diğer harcama yapılan kalemler de dahil, genel bütçeye dağıtılıyor. Her hükümet de bunlardan pay alıyor. Haliyle hiçbiri iktidardan ayrılmayacak.

sd
TM ile Merkez Bankası, Daniel Kasırgası'ndan etkilenen şehirlerin yeniden inşası için yapılacak harcama konusunda anlaştı (TM)

Dağari, TM ve Merkez Bankası'nın kısa bir süre önce Daniel Kasırgası'ndan etkilenen şehirlerin yeniden inşası için 3 yıllık bir süre zarfında kademeli olarak yapılacak harcama konusunda anlaşmaya vardıklarını söyledi. Her iki hükümetin liderlerinin, kendi nüfuz bölgelerinde yaşayan vatandaşların bu hükümetler tarafından alınan ve genel olarak seçimlere hazırlanmakla ilgili olmayıp, belirli bir tarafın taleplerinin karşılanması, bazı gıda maddelerinin tedariğinin desteklenmesi ya da küçük hibelerin sağlanması ile sınırlı olan kararlara dikkat çeken Dağari, yapılan çalışmalardan memnun olup olmadıklarını öğrenmek isteyip istemediklerini merak ettiğini dile getirdi.

Dağari, TM ve DYK başkanlıklarının ve üyelerinin çoğunluğunun, gerek seçim yasaları üzerinde fikir birliğine vararak gerekse anayasa taslağı hazırlayarak’ ülkedeki bölünmeyi ele almaya ve siyasi süreçte ilerlemeye yönelik çağrıları görmezden gelmeye devam etmelerini eleştirdi.

İstikrar Hükümeti’nin Yerel Yönetim Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde Derne şehrini vuran Daniel Kasırgası nedeniyle evleri hasar gören 400 aileye tazminat belgelerini dağıttı. Öte yandan UBH’nin medya platformu, son günlerde Başbakan Dibeybe’nin gençlere ve ihtiyaç sahibi ailelere konut sağlama girişimi kapsamında başkent Trablus’un güneyindeki Suvani Bin Adem bölgesinde nakit kredi için aday listelerini açıkladığı aktarıldı.

Libyalı siyasi aktivist Ahmed et-Tevati, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

İki hükümetin de geçtiğimiz yılın başlarında bir şekilde seçim düzenlemeye hazır olduklarını açıklamaları, aralarındaki rekabetin ciddiyeti konusunda şüphe yaratma girişiminden başka bir şey değildi. Bathiliy’nin inisiyatifinin engellenmesiyle birlikte seçimlerle ilgili açıklamalar da azaldı.

Tevati, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, bir şehrin içinde bulunduğu koşulların düzeltilmesi, belirli bir kesimin maaşlarının iyileştirilmesi ya da bir okul veya köprü inşa edilmesi gibi her iki hükümetin de yaptığı hizmetlerin Libyalılara asıl hayalleri olan seçimleri unutturmayacağını söyledi.

Libyalıların her iki hükümetin de vaatlerinden yüz çevirdiklerini ve kararlarının gerekçeleri konusunda şüphe duyduklarını belirten Tevati, İstikrar Hükümeti Başbakanı Hammad'ın, Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Mareşal Halife Hafter'in oğlu Belkasım'ı Derne ve kasırga felaketinden etkilenen diğer şehirler ve bölgeler için İcra Direktörü olarak atama kararı sonrası başlayan tartışmalara dikkati çekti.

Tüm taraflara halkın gösterdiği sabra daha fazla güvenmemeleri tavsiyesinde bulunan Tevati, özellikle mali ve düzenleyici kurumların raporlarının, geçtiğimiz yıl ülkenin yasama ve yürütme organlarına yapılan toplam harcamalardaki artışa ilişkin ortaya çıkardığı sonuçların gerilimi tırmandığını hatırlattı. Tevati, UBH’nin Maliye Bakanlığı tarafından yayınlanan Aydınlatma ve Şeffaflık Raporu'na göre, toplam harcamaların 3 milyar 855 milyon dinar (Libya’da 1 dolar 4,81 dinar) olarak gerçekleştiğini de sözlerine ekledi.



Lübnan Meclis Başkanı Berri, tampon bölgelerin kurulmasını ve ateş altında müzakere yapılmasını reddetti

Geçtiğimiz perşembe günü İsrail bombardımanına hedef olan Arabsalim kasabasındaki evini inceleyen bir kadın (AP)
Geçtiğimiz perşembe günü İsrail bombardımanına hedef olan Arabsalim kasabasındaki evini inceleyen bir kadın (AP)
TT

Lübnan Meclis Başkanı Berri, tampon bölgelerin kurulmasını ve ateş altında müzakere yapılmasını reddetti

Geçtiğimiz perşembe günü İsrail bombardımanına hedef olan Arabsalim kasabasındaki evini inceleyen bir kadın (AP)
Geçtiğimiz perşembe günü İsrail bombardımanına hedef olan Arabsalim kasabasındaki evini inceleyen bir kadın (AP)

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ateş altında İsrail ile doğrudan müzakere yapmayı reddederek, 7 turluk müzakere sürecinin hiçbir sonuç vermediğini, aksine bu süre zarfında İsrail’in işgal altındaki alanların kapsamının genişlettiğini, yıkımı artırdığını ve daha fazla insan öldürdüğünü belirtti. Berri ayrıca ‘Çerçeve Anlaşma’yı ve her türlü gizli eki reddettiklerini vurguladı.

Berri, İmam Musa es-Sadr'ın kayboluşunun 48. yıl dönümünde yaptığı konuşmada bazı kırmızı çizgileri dile getirdi. Bunların başında Lübnan ordusunun geldiğini ifade eden Berri, ordunun rolünün sorgulanmasını veya ‘herhangi bir bahaneyle Lübnan'ın güneyinde bir tampon bölge ya da güvenlik kuşağı’ oluşturulmasını reddetti. Ayrıca Lübnan’ın güneyinin yeniden inşasının ‘devletin sorumluluğunda’ olduğunu ve coğrafyasının ‘nehrin kuzeyi ile güneyi arasında bölünmeyi kabul etmediğini’ vurguladı.

İsrail ile yürütülen savaşın bir iç çatışmaya dönüştürülmesi konusunda uyarıda bulunan Berri, ‘İsrail'in hedefinin Hizbullah, onun silahları, Emel Hareketi veya Şii toplumu olmadığını, asıl hedefin birliği ve iç barışıyla bizzat Lübnan olduğunu’ vurgulayarak ‘Lübnan'ı iç savaşlara kurban etmeme’ çağrısında bulundu. Berri ayrıca ‘Taif Anlaşması’na bağlılığını yineleyerek bölünmeyi ve federalizmi reddetti.


Süveyda’daki çatışmalarda güvenlik güçlerinden 10 kişi yaralandı

Şam kırsalındaki Suriye askerleri, (AFP)
Şam kırsalındaki Suriye askerleri, (AFP)
TT

Süveyda’daki çatışmalarda güvenlik güçlerinden 10 kişi yaralandı

Şam kırsalındaki Suriye askerleri, (AFP)
Şam kırsalındaki Suriye askerleri, (AFP)

Suriye İç Güvenlik Güçlerinden 10 personel, dün gece ülkenin güneyindeki, nüfusunun çoğunluğu Dürzilerden oluşan Süveyda’da yerel silahlı gruplarla çıkan çatışmalarda yaralandı.

Şarku’l Avsat’ın Suriye resmi medyasından aktardığına göre çatışmalar, Süveyda kentinin batısında yerel silahlı gruplarla hükümet güçleri arasında yaşanan ve iki sivilin hayatını kaybettiği çatışmaların ertesi günü meydana geldi.

Suriye devlet televizyonu, “Yasadışı grupların Süveyda’nın batı kırsalındaki Tel Hadid bölgesi ile Vulga hattında güvenlik noktalarını hedef alması sonucu İç Güvenlik Güçleri arasındaki yaralı sayısı 10’a yükseldi” bilgisini verdi.

Devlet televizyonu daha önce yaralı sayısını 4 olarak duyurmuştu.

Süveyda kenti ve güneydeki vilayetin bazı bölgeleri yerel silahlı grupların kontrolünde bulunuyor. Buralar, 2024’te eski Devlet Başkanı Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından ülkenin tamamında hâkimiyet kurmaya çalışan yeni Suriye yönetiminin kontrolü dışında kalan son bölgeler olarak öne çıkıyor.

Bu gruplar arasında Dürzi Şeyh Hikmet el-Hicri’ye bağlı “Ulusal Muhafızlar” da bulunuyor.

Grup dün Facebook üzerinden yayımladığı açıklamada, hükümet güçlerini “kent merkezinin batısındaki hat boyunca ve birden fazla noktadan, sivillere zarar vermek amacıyla top mermileri atmakla” suçladı. Açıklamada, saldırılarda bir çocuğun da yaralandığı belirtildi.

Açıklamada, “Hattaki mevzilerimiz, ateş açılan kaynaklara uygun yöntemlerle karşılık veriyor” denilirken, “Bu saldırılar, bölgenin ve halkının güvenliğini sağlayacak uygun bir karşılık verilmeden geçiştirilmeyecek” uyarısında bulunuldu.

Süveyda vilayetinde Temmuz 2025’te mezhep temelli şiddet olayları yaşanmış, yetkililerin oluşturduğu soruşturma komisyonunun kayıtlarına göre olaylarda en az bin 760 kişi hayatını kaybetmişti.


İsrail, Suriye’de dört büyük darbe aldı… Beşincisi geliyor

Süveyda’da Hicri destekçileri, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun fotoğrafını Şeyh Hikmet el-Hicri’nin fotoğrafıyla birlikte taşıyor. (Arşiv)
Süveyda’da Hicri destekçileri, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun fotoğrafını Şeyh Hikmet el-Hicri’nin fotoğrafıyla birlikte taşıyor. (Arşiv)
TT

İsrail, Suriye’de dört büyük darbe aldı… Beşincisi geliyor

Süveyda’da Hicri destekçileri, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun fotoğrafını Şeyh Hikmet el-Hicri’nin fotoğrafıyla birlikte taşıyor. (Arşiv)
Süveyda’da Hicri destekçileri, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun fotoğrafını Şeyh Hikmet el-Hicri’nin fotoğrafıyla birlikte taşıyor. (Arşiv)

İbranice yayımlanan bir gazete, Suriye hükümeti ile SDG arasında imzalanan ve örgütün askeri yapısının feshedilerek unsurlarının devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören anlaşmanın, İsrail’in Suriye’deki iç bölünmelerden yararlanma stratejisini zayıflattığını yazdı.

Tel Aviv’de, iktidardaki sağ kesimler de dahil olmak üzere, İsrail’in mevcut politikasını değiştirmesi gerektiğine yönelik sesler yükseliyor. Bu çağrılar, Suriye’deki son gelişmeler, Kürtlerle çatışmanın çözüme kavuşturulması ve Kürtlerin ülke yapısına bütünüyle entegre edilmesi, Dürzi toplumunun ayrışmasını savunan Şeyh Hikmet el-Hicri’nin projesinin başarısız olması, ABD’nin ülkenin nüfuz bölgelerine bölünmesine karşı çıkması ve Suriye’nin birlik içinde tutulmasına yönelik yaklaşımın güçlenmesinin ardından daha da arttı.

Haaretz gazetesinde dün yayımlanan makalesinde Dr. Tzvi Barel, Beşşar Esed yönetiminin devrilmesinin ardından İsrail’in Kürtleri ve Dürzileri, Türkiye’nin siyasi ve askeri desteğini alan “cihatçı” bir yönetimin kontrolündeki birleşik Suriye fikrini zayıflatabilecek stratejik dayanaklar olarak gördüğünü yazdı.

İsrail bu yaklaşımını, Suriye’deki Kürtler ile güneydeki Süveyda vilayetinde bulunan bazı Dürzi milisler arasındaki askeri iş birliğini teşvik ederek ve her iki grubun da yeni Suriye yönetimine karşı başlangıçta sergilediği ortak muhalefeti destekleyerek güçlendirdi.

 Süveyda kentindeki Ankud Kavşağı’nda, öğrencilerin Süveyda kırsalındaki sınav merkezlerine gitmesini engelleyen “Ulusal Muhafız” (Hicri) mensupları, (Suveyda 24)
Süveyda kentindeki Ankud Kavşağı’nda, öğrencilerin Süveyda kırsalındaki sınav merkezlerine gitmesini engelleyen “Ulusal Muhafız” (Hicri) mensupları, (Suveyda 24)

Süveyda’da Temmuz 2025’te yaşanan ve çoğunluğu Dürzilerden oluşan yaklaşık bin 700 kişinin ölümüne yol açan mezhep çatışmaları ile daha önce sahil bölgesinde Alevilerle yaşanan çatışmalar, korku üzerine kurulu mezhepsel bir ittifakın oluşmasına zemin hazırladı. Barel’e göre bu durum, İsrail’in teşvik ettiği yaklaşımı güçlendirdi.

 Mazlum Abdi ve İlham Ahmed, Başkan Al-Şara ile birlikte (Facebook)
Mazlum Abdi ve İlham Ahmed, Başkan Al-Şara ile birlikte (Facebook)

Bu anlayışa göre Suriye yönetiminin etrafının mezhepsel duvarlarla çevrilmesi, Şam’ın ülkenin tamamı üzerindeki kontrol kapasitesini azaltacak ve İsrail’i Suriye siyasi sahnesinde başlıca aktörlerden biri haline getirecekti.

İsrail’e Suriye’de dört darbe

Haaretz, İsrail’in Suriye’de dört büyük darbe aldığını yazdı. Şarku’l Avsat’ın Haaretz’den aktardığına göre bunlar; SDG’nin Suriye devletine entegre edilmesiyle bölünme projesinin sona ermesi, Suriye’nin teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarılmasıyla “terörist yönetim” anlatısının zayıflaması, Şeyh Hikmet el-Hicri’nin Süveyda’daki desteğinin gerilemesiyle Süveyda kartının etkisizleşmesi ve Suriye’ye yatırımların akması olarak sıralandı.

Gazeteye göre bu gelişmeler Suriye’nin “başarısız devlet” niteliğini ortadan kaldıracak. İsrail’den Suriye’ye yönelen bazı büyük projeler de bu değişimin göstergeleri arasında yer alıyor. Bunlardan biri fiber optik kablo döşeme projesi.

“Beşinci darbe” ise yolda: ABD’nin Şam’daki büyükelçiliğini yakında yeniden açma kararı.

Barel’e göre beklendiği üzere, Kürtlerle yapılan anlaşmanın mimarı olan ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Kürt güçlerinin feshedildiğinin açıklanmasını “tarihi bir adım” olarak nitelendirdi.

Ülkenin bütünlüğünün sağlanmasının ardından İsrail’in stratejisi Kürtler olmadan Süveyda’daki Dürzi varlığına dayanmaya başladı. Dürzilerin önde gelen ruhani lideri Hikmet el-Hicri ise kısa süre önce Dürzilerin kendilerini İsrail Devleti’nin bir parçası olarak gördüklerini ve İsraillilerle “aynı inancı paylaştıklarını” söyledi.

Ancak Hicri bile ABD’nin İsrail’e politikasını değiştirmesi yönünde baskı yapmayacağını ve Trump’ın yönlendirmesiyle, Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’ın da etkisi altında Barrack’ın yürüttüğü Suriye’nin bütünleşme sürecine İsrail’in müdahalesini durdurmasını istemeyeceğini garanti edemiyor.

Dürzi konferansından Hicri’ye sert tepki

Hicri, geçen cumartesi günü projesine yönelik önemli bir darbeyle karşılaştı. İsrail’in Yukarı Celile bölgesindeki Dürzi köyü Beyt Cin’de, önde gelen aktivistlerin girişimiyle bir konferans düzenlendi.

İşgal altında bulunan Golan’daki Ulusal Hareket ile İletişim İçin İlerici Hareket’in girişimiyle düzenlenen konferansa onlarca kişi katıldı. Toplantıda, Suriye’deki kriz ve bunun bölgesel etkileri çerçevesinde Arap Dürzilerin kimliği ve aidiyeti ile bu kimliğe yönelik müdahale girişimleri ele alındı.

Toplantının sonuç bildirisinde, konferansın neden düzenlendiği açıklanırken Suriye’de yaşanan hızlı gelişmelere, özellikle Süveyda vilayetindeki katliamlara ve bunların bölgedeki Dürziler üzerinde yarattığı siyasi, sosyal ve insani sonuçlara dikkat çekildi. Bildiride ayrıca İsrail’in artan müdahalesinin ve yaşanan olayları Dürzilerin ulusal ve Arap çevreleriyle ilişkilerini yeniden şekillendirmek için kullanma girişimlerinin altı çizildi.

İşgal altındaki Golan Ulusal Hareketi ile İletişim İçin İlerici Hareket’in girişimiyle Yukarı Celile’deki Beyt Cin’de düzenlenen konferans. (İsrail’deki Arapça siteler)
İşgal altındaki Golan Ulusal Hareketi ile İletişim İçin İlerici Hareket’in girişimiyle Yukarı Celile’deki Beyt Cin’de düzenlenen konferans. (İsrail’deki Arapça siteler)

Katılımcılar Hicri’nin projesini reddetti. Sonuç bildirisinde, Şeyh Hikmet el-Hicri’nin Dürzilerin “İsrail Devleti’nin ayrılmaz bir parçası” olduğu ve İsraillilerle “inanç bakımından dahi ortaklık” taşıdıkları yönündeki açıklamaları en sert ifadelerle kınandı.

Bildiride, bu açıklamaların Dürzilerin inanç mirası, tarihi ve Arap-İslami kimliği konusunda “ağır bir cehaleti” ortaya koyan sorumsuz bir söylem olduğu savunuldu. Dinin İsrail’le bağ kurmayı gerekçelendirmek için kullanılmasının, İsrailli destekçilerini memnun etmeye yönelik “çaresiz ve utanç verici bir girişim” olduğu ileri sürüldü.

 Mazlum Abdi, Halk Sarayı'ndan yaptığı açıklamada SDG'nin feshedildiğini duyurdu, (SANA)
Mazlum Abdi, Halk Sarayı'ndan yaptığı açıklamada SDG'nin feshedildiğini duyurdu, (SANA)

Katılımcılar, bu tutumların Dürzileri, inançlarını, tarihlerini veya ulusal ve Arap aidiyetlerini temsil etmediğini belirterek Hicri’nin ve bu görüşleri benimseyen ya da destekleyen herkesin tutumlarını kesin biçimde reddettiklerini açıkladı.

İsrail, bölünme hayalinden vazgeçmeli

Dr. Tzvi Barel, Suriye konusunda kaleme aldığı makalesinin sonunda, Kürt güçlerinin feshedilmesinin yalnızca Suriye içindeki bir uzlaşma olmadığını, aynı zamanda İsrail için bir uyarı niteliği taşıdığını belirtti.

Barel’e göre azınlıklara, Şam yönetiminin zayıflatılmasına ve Suriye’nin bölünmesi umuduna dayanan İsrail politikası artık bölgesel gerçeklikle ve ABD’nin yaklaşımıyla doğrudan çelişiyor.

Barel, İsrail’in nüfuzunu korumak istiyorsa “bölünme yanılsamasından vazgeçmesi” ve Suriye yönetimine yalnızca bir düşman olarak değil, aynı zamanda çözüm sürecinde potansiyel bir ortak olarak bakmaya başlaması gerektiğini savundu.