Libya’daki iki hükümet kararlar çıkarma konusunda yarışırken, seçim süreci için hiçbir adım atılmıyor

Siyasetçiler, her iki hükümet tarafından yapılan açıklamaların ‘vatandaşın değil, daha çok kendi politikaları lehine’ olduğunu düşünüyorlar

UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
TT

Libya’daki iki hükümet kararlar çıkarma konusunda yarışırken, seçim süreci için hiçbir adım atılmıyor

UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)

Libya’da birbiriyle rekabet eden iki ayrı hükümet, farklı kararlar yayınlayarak ve açıklamalar yaparak siyaset sahnesinde ağırlıklarını artırmaya çalışıyor. Libyalı siyasetçiler ise bu durumu ertelenen seçimlerin yapılmasına yönelik herhangi ciddi bir adım atmadan iktidarda kalma çabası olarak değerlendirdi.

Libyalı Milletvekili Ammar el-Ablak, iki hükümet arasında ‘vatandaşların lehine olmaktan ziyade, kendi politikaları lehine kararlar alındığını ve açıklamalar yapıldığını, yoğun rekabetin onların ve müttefiklerinin iktidardaki konumlarını koruma çabasından ibaret olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Milletvekili Ablak, devletin yönetiminde siyasi ve mali bir başarısızlık olduğunu, kimsenin devleti tehdit eden risklerin farkında olmadığını ve yolsuzluk vakalarının giderek arttığını vurguladı.

Libya'da Mart 2022’den bu yana iki hükümet iktidar mücadelesi veriyor. Bu hükümetlerden biri, başkent Trablus merkezli, Abdulhamid ed-Dibeybe’nin başbakanı olduğu geçici Ulusal Birlikte Hükümeti (UBH). Diğeri ise Usame Hammad’ın başbakanı olduğu ve Temsilciler Meclisi (TM) tarafından desteklenen, merkezi Libya'nın doğusunda bulunan paralel İstikrar Hükümeti.

dve
Paralel İstikrar Hükümeti Başbakanı Usame Hammad (İstikrar Hükümeti)

Her iki hükümet de ülkenin meşru hükümeti olduğunu iddia ederken, başta denetim olmak üzere ülkenin yürütme otoritesi ile bu otoriteye bağlı kurumların birleştirilmesini gerektiren temel sorunlara bazı geçici çözümlere bel bağlıyor. Her iki hükümetin aldığı kararlar, seçimlerin yapılacağı tarih açıklanmadan daha fazla zamana ihtiyaç duyarken, seçim tarihini açıklamak ise onların değil, TM ve Devlet Yüksek Konseyi’nin (DYK) yetkisi dahilinde.

UBH Başbakanı Dibeybe, çeşitli tarafların karşı çıkmasına rağmen, nihayet Hamada petrol sahasının geliştirilmesine yönelik çalışmaların sürdürülmesinin gerekli olduğuna yönelik teknik ve hukuki gözlemlerin ele alınmasını vurguladı ve gerekli talimatları verdi. Bu konuyu değerlendiren Milletvekili Ablak, iki hükümet arasında zaman zaman öne çıkan ikincil meselelerle ilgili çekişmeler ve sekteye uğrayan siyasi süreç meselesinin unutulması nedeniyle Libyalıların dikkatinin dağılmasına karşı uyardı.

Akaryakıt kaçakçılığıyla mücadele etme bahanesiyle akaryakıt sübvansiyonlarını kaldırma kararı alan Dibeybe, halkın çeşitli kesimlerinin verdiği tepkinin ardından geri çekti. İstikrar Hükümeti Başbakanı Hammad da hiç vakit kaybetmeden kararın yansımaları konusunda uyarmış, kararla ilgili bir kamuoyu yoklaması yapılması çağrısında bulunmuştu. İstikrar Hükümeti tarafından yapılan açıklamada, bu tür kararların sonuçları, boyutları ve olası zararları incelenmeden hiç kimse tarafından bu kadar hızlı bir şekilde alınamayacağı vurgulandı.

Her iki hükümet de koltuklara sıkı sıkıya tutunuyor

Libyalı Milletvekili Halife ed-Dağari, yakında ne iki hükümetin de istifa edeceğini ne de seçimler için ciddi hazırlık yapılacağını düşünüyor. Dağari, buna karşın kendilerinin ve çatışmanın ana taraflarından müttefiklerinin mevcut konumlarına sadık kaldıklarının altını çizdi. Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy’nin siyasi bir çözüme ulaşmak için Libyalı tarafları bir müzakere masası etrafında toplamak için başlattığı inisiyatife dikkat çeken Dağari, şartların tüm taraflarca belirlediğini söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Dağari, sözlerini şöyle sürdürdü:

Petrol ihraç ediliyor ve gelirleri ise maaşlar, destek, yeniden yapılanma ya da diğer harcama yapılan kalemler de dahil, genel bütçeye dağıtılıyor. Her hükümet de bunlardan pay alıyor. Haliyle hiçbiri iktidardan ayrılmayacak.

sd
TM ile Merkez Bankası, Daniel Kasırgası'ndan etkilenen şehirlerin yeniden inşası için yapılacak harcama konusunda anlaştı (TM)

Dağari, TM ve Merkez Bankası'nın kısa bir süre önce Daniel Kasırgası'ndan etkilenen şehirlerin yeniden inşası için 3 yıllık bir süre zarfında kademeli olarak yapılacak harcama konusunda anlaşmaya vardıklarını söyledi. Her iki hükümetin liderlerinin, kendi nüfuz bölgelerinde yaşayan vatandaşların bu hükümetler tarafından alınan ve genel olarak seçimlere hazırlanmakla ilgili olmayıp, belirli bir tarafın taleplerinin karşılanması, bazı gıda maddelerinin tedariğinin desteklenmesi ya da küçük hibelerin sağlanması ile sınırlı olan kararlara dikkat çeken Dağari, yapılan çalışmalardan memnun olup olmadıklarını öğrenmek isteyip istemediklerini merak ettiğini dile getirdi.

Dağari, TM ve DYK başkanlıklarının ve üyelerinin çoğunluğunun, gerek seçim yasaları üzerinde fikir birliğine vararak gerekse anayasa taslağı hazırlayarak’ ülkedeki bölünmeyi ele almaya ve siyasi süreçte ilerlemeye yönelik çağrıları görmezden gelmeye devam etmelerini eleştirdi.

İstikrar Hükümeti’nin Yerel Yönetim Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde Derne şehrini vuran Daniel Kasırgası nedeniyle evleri hasar gören 400 aileye tazminat belgelerini dağıttı. Öte yandan UBH’nin medya platformu, son günlerde Başbakan Dibeybe’nin gençlere ve ihtiyaç sahibi ailelere konut sağlama girişimi kapsamında başkent Trablus’un güneyindeki Suvani Bin Adem bölgesinde nakit kredi için aday listelerini açıkladığı aktarıldı.

Libyalı siyasi aktivist Ahmed et-Tevati, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

İki hükümetin de geçtiğimiz yılın başlarında bir şekilde seçim düzenlemeye hazır olduklarını açıklamaları, aralarındaki rekabetin ciddiyeti konusunda şüphe yaratma girişiminden başka bir şey değildi. Bathiliy’nin inisiyatifinin engellenmesiyle birlikte seçimlerle ilgili açıklamalar da azaldı.

Tevati, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, bir şehrin içinde bulunduğu koşulların düzeltilmesi, belirli bir kesimin maaşlarının iyileştirilmesi ya da bir okul veya köprü inşa edilmesi gibi her iki hükümetin de yaptığı hizmetlerin Libyalılara asıl hayalleri olan seçimleri unutturmayacağını söyledi.

Libyalıların her iki hükümetin de vaatlerinden yüz çevirdiklerini ve kararlarının gerekçeleri konusunda şüphe duyduklarını belirten Tevati, İstikrar Hükümeti Başbakanı Hammad'ın, Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Mareşal Halife Hafter'in oğlu Belkasım'ı Derne ve kasırga felaketinden etkilenen diğer şehirler ve bölgeler için İcra Direktörü olarak atama kararı sonrası başlayan tartışmalara dikkati çekti.

Tüm taraflara halkın gösterdiği sabra daha fazla güvenmemeleri tavsiyesinde bulunan Tevati, özellikle mali ve düzenleyici kurumların raporlarının, geçtiğimiz yıl ülkenin yasama ve yürütme organlarına yapılan toplam harcamalardaki artışa ilişkin ortaya çıkardığı sonuçların gerilimi tırmandığını hatırlattı. Tevati, UBH’nin Maliye Bakanlığı tarafından yayınlanan Aydınlatma ve Şeffaflık Raporu'na göre, toplam harcamaların 3 milyar 855 milyon dinar (Libya’da 1 dolar 4,81 dinar) olarak gerçekleştiğini de sözlerine ekledi.



Zeydi, silahların kontrol altına alınması girişiminin başarısız olacağı uyarısında bulundu

Başbakan Ali ez-Zeydi’nin katıldığı “Koordinasyon Çerçevesi” toplantısından (Irak Haber Ajansı)
Başbakan Ali ez-Zeydi’nin katıldığı “Koordinasyon Çerçevesi” toplantısından (Irak Haber Ajansı)
TT

Zeydi, silahların kontrol altına alınması girişiminin başarısız olacağı uyarısında bulundu

Başbakan Ali ez-Zeydi’nin katıldığı “Koordinasyon Çerçevesi” toplantısından (Irak Haber Ajansı)
Başbakan Ali ez-Zeydi’nin katıldığı “Koordinasyon Çerçevesi” toplantısından (Irak Haber Ajansı)

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, Şii “Koordinasyon Çerçevesi” güçlerini, silahların devlet kontrolünde toplanmasına ilişkin belirlenen takvimlere uymamanın doğuracağı sonuçlar konusunda uyardı. Zeydi, “hükümet kabinesinin tamamlanması da dahil olmak üzere bütün dosyaların sonuçlandırılması ve böylece devletin egemenliği ile ülke ve bölgedeki güvenliğin istikrarının güçlendirilmesi” gerektiğini vurguladı.

Konuya yakın bir kaynak Şarku’l Avsat’a, “Zeydi ayrıca gruplarla müzakereler yürüten komitenin çalışmalarının desteklenmesi ve üzerinde mutabık kalınan takvim doğrultusunda silahların teslim edilmesine ilişkin nihai bir anlaşmaya varılması gerektiğini vurguladı. Zeydi, son Washington ziyaretinde ABD yönetimiyle görüştüğü başlıca konuları ve bu sürecin başarısız olması halinde Irak’ın karşı karşıya kalabileceği ekonomik, siyasi ve güvenlik sonuçlarını da ele aldı” dedi.

Öte yandan Zeydi, “Egemenlik Günü” etkinlikleri kapsamında Bağdat’taki “Tahrir Meydanı”nda düzenlenen askerî geçit sırasında Haşdi Şabi bünyesindeki bazı grupların ABD bayrağına yönelik eyleminin ayrıntılarını ortaya çıkarmak üzere bir soruşturma komisyonu kurulması talimatını verdi.


Yemen, devletin yeniden tesis edilmesi için operasyon başlattı; koalisyon destek veriyor

El-Alimi 
El-Alimi 
TT

Yemen, devletin yeniden tesis edilmesi için operasyon başlattı; koalisyon destek veriyor

El-Alimi 
El-Alimi 

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, dün İran’la müttefik olan Husilere karşı, cumhuriyet topraklarının geri kalanını yeniden ele geçirmek, devlet otoritesini ve kurumlarını ülkenin tamamında tesis etmek amacıyla askerî operasyonların başlatıldığını duyurdu.

Alimi’nin açıklamasından saatler sonra, “Meşru Hükümete Destek Koalisyonu” Komutanlığı, Yemen güçlerine tam operasyonel destek sağlanacağını ve “devlet ile kurumları yeniden tesis edilene, terörist Husi milislerinden kurtuluna ve deniz seyrüseferine yönelik tehdid sona erdirilene kadar” meşru hükümetin yanında olunacağını açıkladı.

Koalisyon güçleri Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki yaptığı açıklamada, “Terörist Husi milislerinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları... terörist Husi milislerinin saldırgan eylemlerini caydırmak amacıyla gerekli ve zorunlu tedbirlerin sürdürülmesini gerektiriyor. Bu tedbirler, Krallığın güvenlik ve egemenliğinin yanı sıra bölgesel ve uluslararası güvenliği korumayı amaçlıyor” ifadelerini kullandı.

Alimi operasyonların, “görev tamamlanıncaya kadar” onaylanan planlar doğrultusunda sürdürüleceğini belirtirken, söz konusu açıklama, Husilerle gerilimi düşürme ve barış sağlama girişimlerinin sonuçsuz kalmasının ardından hazırlık ve seferberlik aşamasından açık askerî harekât aşamasına resmî geçiş anlamına geliyor.

Alimi, Yemen halkına hitaben yaptığı konuşmada, silahlı kuvvetler, güvenlik güçleri ve tüm askerî birliklere görevlerini yerine getirmeleri yönünde talimat verildiğini belirtti. Alimi, savaşın devlet kurumlarını yeniden tesis etmeyi amaçladığını, Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayanlara, herhangi bir mezhep veya kabileye karşı yürütülmediğini vurguladı.

Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayanlara askerî mevzilerden, askerî toplanma noktalarından ve ikmal yollarından uzak durmaları çağrısında bulunan Alimi, ailelerden çocuklarının çatışmalara sürüklenmesini engellemelerini istedi. Alimi ayrıca silah bırakarak Husiler safında savaşmayı bırakanlara yönelik güvenli dönüş ve ilan edilen af politikasına bağlı kalacaklarını yineledi.

Hükümet güçlerine ve direniş gruplarına yönelik mesajında Başkanlık Konseyi Başkanı, görevin “yalnızca toprakları geri almak değil, devleti de bu topraklara yeniden götürmek” olduğunu vurguladı. Alimi, sivillerin ve malların korunması ile hukuka uyulması çağrısında bulunarak intikam, misilleme veya masumlara yönelik saldırılara izin verilmeyeceğini belirtti.

Alimi’nin açıklaması, Taiz vilayetindeki çatışmaların şiddetlendiği bir dönemde yapıldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Husiler, Taiz kentini güney kırsalı ve hükümetin kontrolündeki Lahic ve Aden gibi bölgelerle bağlayan yolları kesme amacıyla kentin güneybatısındaki kırsal kesimlere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Çatışmalar nedeniyle Turba ile Taiz kenti arasındaki yolun ulaşıma kapandı. Bu gelişmenin, Taiz kentinin güney çevresi ve aralarında Aden’in de bulunduğu hükümet kontrolündeki bölgelerle bağlantısının kesilmesi riskini artırdığı belirtiliyor.


Lübnan içinde Hizbullah’ın hangi müttefikleri kaldı?

Hizbullah destekçileri, örgütün eski genel sekreterleri Hasan Nasrallah ve Haşim Safiyuddin’in öldürülmelerinin ikinci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma töreninde (DPA)
Hizbullah destekçileri, örgütün eski genel sekreterleri Hasan Nasrallah ve Haşim Safiyuddin’in öldürülmelerinin ikinci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma töreninde (DPA)
TT

Lübnan içinde Hizbullah’ın hangi müttefikleri kaldı?

Hizbullah destekçileri, örgütün eski genel sekreterleri Hasan Nasrallah ve Haşim Safiyuddin’in öldürülmelerinin ikinci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma töreninde (DPA)
Hizbullah destekçileri, örgütün eski genel sekreterleri Hasan Nasrallah ve Haşim Safiyuddin’in öldürülmelerinin ikinci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma töreninde (DPA)

Hizbullah’ın iki eski genel sekreteri Hasan Nasrallah ve Haşim Safiyuddin’in öldürülmelerinin ikinci yıl dönümü, örgütün Lübnan içindeki karşı karşıya olduğu tabloyu ortaya koydu. Anma etkinliğinde, 2024 savaşından önce Hizbullah’ın müttefiki olan bazı isimlerin ilk kez yirmi yıl aradan sonra görülmemesi, örgütün ülkedeki müttefik ağını kaybettiğini gösterdi.

Suikastların üzerinden iki yıl geçerken, Hizbullah’ın durumunu yakından takip edenlere göre örgüt yalnızca kapasitesini yeniden inşa etme ve saflarını toparlama sorunuyla karşı karşıya değil; aynı zamanda yıllar içinde oluşturduğu ittifak ağının da aşınmasıyla mücadele ediyor. Bazı siyasi güçlerin, ülke içindeki ve bölgedeki güç dengelerinin değişmesi karşısında Hizbullah’la ilişkilerini sürdürmenin faydasını yeniden değerlendirdiği görülüyor.

Hasan Nasrallah’ın oğlu Muhammed Mehdi, babasının öldürülmesinin ikinci yıl dönümü anma töreninde iki davetlinin arasında, Beyrut’un güney banliyölerinde (Reuters)
Hasan Nasrallah’ın oğlu Muhammed Mehdi, babasının öldürülmesinin ikinci yıl dönümü anma töreninde iki davetlinin arasında, Beyrut’un güney banliyölerinde (Reuters)

Nasrallah’ın anma töreninde eski müttefiklerinden öne çıkan isimler arasında yalnızca, Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın seçilmesinden önce Hizbullah’ın cumhurbaşkanı adayı olan Marada Hareketi lideri Süleyman Franciyye yer aldı. Törende ayrıca Hizbullah’ın Şii siyasi “ikilisi”ndeki ortağı Emel Hareketi’ni temsil eden liderler de hazır bulundu.

Siyasi destek ağı çözülüyor

Hizbullah, 2006 yılında Özgür Yurtsever Hareket ile mutabakat belgesini imzalamasından itibaren Lübnan’daki çok sayıda mezhep ve siyasi çevreye uzanan geniş bir ittifak ağı kurmayı başarmıştı. Örgütün muhaliflerine göre bu ağ, Hizbullah’a silahlarını elinde tutması ve nüfuzunu artırması için “siyasi örtü” sağladı ve zamanla devlet kurumlarının yanında paralel bir yapı oluşturmasına imkân verdi.

Ancak bu ağ, “Gazze’ye destek savaşı”nın ardından Hizbullah’ın askeri gücünde yaşanan büyük gerileme ve Lübnan’daki konumunun değişmesiyle birlikte aşamalı olarak çözülmeye başladı. Bunun en belirgin göstergelerinden biri, başta Hristiyan siyasi sahnesindeki Özgür Yurtsever Hareket olmak üzere önemli müttefiklerin Hizbullah’tan uzaklaşması ve Sünni ve Dürzi çevrelerdeki müttefiklerinin etkisinin azalması oldu.

Müttefiklerin Hizbullah’tan uzaklaşması yalnızca savaş sonrasında değişen güç dengeleriyle açıklanmıyor. Hizbullah’a yakın olmanın beraberinde getirdiği siyasi ve mali riskler de etkili. ABD’nin Hizbullah’la bağlantılı olduğu veya örgüte destek sağladığı gerekçesiyle bazı kişi ve kuruluşlara uyguladığı yaptırımların yanı sıra, yaptırım listesinin başka siyasi müttefikleri ve isimleri de kapsayacak şekilde genişletilebileceği yönündeki tehditler, bazı müttefikleri hesaplarını yeniden yapmaya itti. Böylece Hizbullah’la ilişki, bazıları açısından siyasi nüfuz kaynağından yaptırım ve maliyet riskine dönüşmeye başladı.

Çıkar temelli ittifaklar

Beyrut Amerikan Üniversitesi siyaset bilimi profesörü Hilal Haşan’a göre Hizbullah’ın siyasi hayata girmesinden itibaren oluşturmaya çalıştığı “mezhepler üstü ağ” esasen “sınırlı” bir niteliğe sahipti. Haşan, örgütün uzun süre askeri gücünü geniş siyasi nüfuz oluşturmak için kullandığını ve kendisini İsrail karşısında denge kurabilecek bir güç olarak sunduğunu belirtiyor.

 Hizbullah destekçileri, Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümü anmasında sloganlar atıyor (DPA)
Hizbullah destekçileri, Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümü anmasında sloganlar atıyor (DPA)

Haşan’a göre Hizbullah yıllar boyunca, bazı parti ve güçlere siyasi koruma sağlarken, karşılığında kendi politikaları ve silahları için siyasi destek elde etti. Bu nedenle birçok ittifak, kalıcı siyasi veya ideolojik ortaklıklardan ziyade çıkar ve karşılıklı menfaat ilişkilerine yakındı.

Haşan, örgütün bu ilişkileri yönetmesini sağlayan güç dengesinin bozulmasının, eski ittifak ağını yeniden kurmasını son derece zorlaştıracağını düşünüyor. Ona göre, geçmişte Hizbullah’la ittifaktan siyasi kazanım ve koruma elde edeceğini düşünen güçler artık farklı bir tabloyla karşı karşıya. Haşan, önümüzdeki dönemde Şii toplumunun siyasi liderliğinin yeni yüzler aracılığıyla Emel Hareketi’ne geçebileceğini öngörüyor.

Uzaklaşmanın artması bekleniyor

Siyasi yazar ve Cenubiye internet sitesinin genel yayın yönetmeni Ali el-Emin ise Hizbullah’ın uzun yıllar boyunca müttefikleri ve siyasi himaye ilişkileri açısından bir çekim merkezi olduğunu, ancak “Gazze’ye destek savaşının” başlamasından üç yıl sonra artık aynı konumda bulunmadığını belirtiyor.

El-Emin, örgütün bugün müttefiklerden yoksun olduğunu ve hem içeride hem dışarıda baskıyla karşı karşıya bulunduğunu belirtiyor. El-Emin’in Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamaya  göre bu durum, eski genel sekreterleri Nasrallah ve Safiyuddin’in ölüm yıl dönümündeki törende açık biçimde görüldü; geçmişte ön sıralarda yer almak için birbirleriyle yarışan isimlerin büyük çoğunluğu bu kez etkinlikte yoktu.

El-Emin, Hizbullah’a yönelik bu uzaklaşmanın artabileceğini düşünüyor. Silah meselesinin ise örgütün rolü ve Lübnan’daki konumuyla bağlantılı ayrı bir konu olduğunu belirten el-Emin, Hizbullah’ın yaşadığı gelişmelere rağmen İran’daki dini liderliğin belirlediği hesaplara bağlı bir yapı olarak hareket etmeyi sürdürdüğünü ifade ediyor.

Çağrı cihazı patlamalarında yaralanan bir Hizbullah mensubu, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın fotoğrafının bulunduğu telefonu, Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümü anmasında taşıyor (AFP)
Çağrı cihazı patlamalarında yaralanan bir Hizbullah mensubu, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın fotoğrafının bulunduğu telefonu, Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümü anmasında taşıyor (AFP)

El-Emin’e göre mevcut siyasi ve güvenlik koşullarında ve Hizbullah’ın yeni gerçeklikle örtüşmeyen söylemini sürdürmesi halinde, örgütün kendi tabanı dışında destek bulması zorlaşacak. Bazı siyasi çevrelere gerçekleştirdiği ziyaretlerin de eski ittifaklarını veya siyasi dostluklarını yeniden tesis ettiğini gösterecek bir sonuç doğurmadığını belirten el-Emin, bunun örgütün devlet merkezli bir zeminde yeniden yapılanmasını daha da güçleştirdiğini kaydetti.

El-Emin, mevcut koşullar altında Hizbullah’ın çatlayan ittifaklarını onarmasının kolay görünmediğini; aksine bu ittifakların daha da zayıflaması ve dağılması riskinin bulunduğunu belirtti.