Libya’daki iki hükümet kararlar çıkarma konusunda yarışırken, seçim süreci için hiçbir adım atılmıyor

Siyasetçiler, her iki hükümet tarafından yapılan açıklamaların ‘vatandaşın değil, daha çok kendi politikaları lehine’ olduğunu düşünüyorlar

UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
TT

Libya’daki iki hükümet kararlar çıkarma konusunda yarışırken, seçim süreci için hiçbir adım atılmıyor

UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)

Libya’da birbiriyle rekabet eden iki ayrı hükümet, farklı kararlar yayınlayarak ve açıklamalar yaparak siyaset sahnesinde ağırlıklarını artırmaya çalışıyor. Libyalı siyasetçiler ise bu durumu ertelenen seçimlerin yapılmasına yönelik herhangi ciddi bir adım atmadan iktidarda kalma çabası olarak değerlendirdi.

Libyalı Milletvekili Ammar el-Ablak, iki hükümet arasında ‘vatandaşların lehine olmaktan ziyade, kendi politikaları lehine kararlar alındığını ve açıklamalar yapıldığını, yoğun rekabetin onların ve müttefiklerinin iktidardaki konumlarını koruma çabasından ibaret olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Milletvekili Ablak, devletin yönetiminde siyasi ve mali bir başarısızlık olduğunu, kimsenin devleti tehdit eden risklerin farkında olmadığını ve yolsuzluk vakalarının giderek arttığını vurguladı.

Libya'da Mart 2022’den bu yana iki hükümet iktidar mücadelesi veriyor. Bu hükümetlerden biri, başkent Trablus merkezli, Abdulhamid ed-Dibeybe’nin başbakanı olduğu geçici Ulusal Birlikte Hükümeti (UBH). Diğeri ise Usame Hammad’ın başbakanı olduğu ve Temsilciler Meclisi (TM) tarafından desteklenen, merkezi Libya'nın doğusunda bulunan paralel İstikrar Hükümeti.

dve
Paralel İstikrar Hükümeti Başbakanı Usame Hammad (İstikrar Hükümeti)

Her iki hükümet de ülkenin meşru hükümeti olduğunu iddia ederken, başta denetim olmak üzere ülkenin yürütme otoritesi ile bu otoriteye bağlı kurumların birleştirilmesini gerektiren temel sorunlara bazı geçici çözümlere bel bağlıyor. Her iki hükümetin aldığı kararlar, seçimlerin yapılacağı tarih açıklanmadan daha fazla zamana ihtiyaç duyarken, seçim tarihini açıklamak ise onların değil, TM ve Devlet Yüksek Konseyi’nin (DYK) yetkisi dahilinde.

UBH Başbakanı Dibeybe, çeşitli tarafların karşı çıkmasına rağmen, nihayet Hamada petrol sahasının geliştirilmesine yönelik çalışmaların sürdürülmesinin gerekli olduğuna yönelik teknik ve hukuki gözlemlerin ele alınmasını vurguladı ve gerekli talimatları verdi. Bu konuyu değerlendiren Milletvekili Ablak, iki hükümet arasında zaman zaman öne çıkan ikincil meselelerle ilgili çekişmeler ve sekteye uğrayan siyasi süreç meselesinin unutulması nedeniyle Libyalıların dikkatinin dağılmasına karşı uyardı.

Akaryakıt kaçakçılığıyla mücadele etme bahanesiyle akaryakıt sübvansiyonlarını kaldırma kararı alan Dibeybe, halkın çeşitli kesimlerinin verdiği tepkinin ardından geri çekti. İstikrar Hükümeti Başbakanı Hammad da hiç vakit kaybetmeden kararın yansımaları konusunda uyarmış, kararla ilgili bir kamuoyu yoklaması yapılması çağrısında bulunmuştu. İstikrar Hükümeti tarafından yapılan açıklamada, bu tür kararların sonuçları, boyutları ve olası zararları incelenmeden hiç kimse tarafından bu kadar hızlı bir şekilde alınamayacağı vurgulandı.

Her iki hükümet de koltuklara sıkı sıkıya tutunuyor

Libyalı Milletvekili Halife ed-Dağari, yakında ne iki hükümetin de istifa edeceğini ne de seçimler için ciddi hazırlık yapılacağını düşünüyor. Dağari, buna karşın kendilerinin ve çatışmanın ana taraflarından müttefiklerinin mevcut konumlarına sadık kaldıklarının altını çizdi. Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy’nin siyasi bir çözüme ulaşmak için Libyalı tarafları bir müzakere masası etrafında toplamak için başlattığı inisiyatife dikkat çeken Dağari, şartların tüm taraflarca belirlediğini söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Dağari, sözlerini şöyle sürdürdü:

Petrol ihraç ediliyor ve gelirleri ise maaşlar, destek, yeniden yapılanma ya da diğer harcama yapılan kalemler de dahil, genel bütçeye dağıtılıyor. Her hükümet de bunlardan pay alıyor. Haliyle hiçbiri iktidardan ayrılmayacak.

sd
TM ile Merkez Bankası, Daniel Kasırgası'ndan etkilenen şehirlerin yeniden inşası için yapılacak harcama konusunda anlaştı (TM)

Dağari, TM ve Merkez Bankası'nın kısa bir süre önce Daniel Kasırgası'ndan etkilenen şehirlerin yeniden inşası için 3 yıllık bir süre zarfında kademeli olarak yapılacak harcama konusunda anlaşmaya vardıklarını söyledi. Her iki hükümetin liderlerinin, kendi nüfuz bölgelerinde yaşayan vatandaşların bu hükümetler tarafından alınan ve genel olarak seçimlere hazırlanmakla ilgili olmayıp, belirli bir tarafın taleplerinin karşılanması, bazı gıda maddelerinin tedariğinin desteklenmesi ya da küçük hibelerin sağlanması ile sınırlı olan kararlara dikkat çeken Dağari, yapılan çalışmalardan memnun olup olmadıklarını öğrenmek isteyip istemediklerini merak ettiğini dile getirdi.

Dağari, TM ve DYK başkanlıklarının ve üyelerinin çoğunluğunun, gerek seçim yasaları üzerinde fikir birliğine vararak gerekse anayasa taslağı hazırlayarak’ ülkedeki bölünmeyi ele almaya ve siyasi süreçte ilerlemeye yönelik çağrıları görmezden gelmeye devam etmelerini eleştirdi.

İstikrar Hükümeti’nin Yerel Yönetim Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde Derne şehrini vuran Daniel Kasırgası nedeniyle evleri hasar gören 400 aileye tazminat belgelerini dağıttı. Öte yandan UBH’nin medya platformu, son günlerde Başbakan Dibeybe’nin gençlere ve ihtiyaç sahibi ailelere konut sağlama girişimi kapsamında başkent Trablus’un güneyindeki Suvani Bin Adem bölgesinde nakit kredi için aday listelerini açıkladığı aktarıldı.

Libyalı siyasi aktivist Ahmed et-Tevati, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

İki hükümetin de geçtiğimiz yılın başlarında bir şekilde seçim düzenlemeye hazır olduklarını açıklamaları, aralarındaki rekabetin ciddiyeti konusunda şüphe yaratma girişiminden başka bir şey değildi. Bathiliy’nin inisiyatifinin engellenmesiyle birlikte seçimlerle ilgili açıklamalar da azaldı.

Tevati, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, bir şehrin içinde bulunduğu koşulların düzeltilmesi, belirli bir kesimin maaşlarının iyileştirilmesi ya da bir okul veya köprü inşa edilmesi gibi her iki hükümetin de yaptığı hizmetlerin Libyalılara asıl hayalleri olan seçimleri unutturmayacağını söyledi.

Libyalıların her iki hükümetin de vaatlerinden yüz çevirdiklerini ve kararlarının gerekçeleri konusunda şüphe duyduklarını belirten Tevati, İstikrar Hükümeti Başbakanı Hammad'ın, Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Mareşal Halife Hafter'in oğlu Belkasım'ı Derne ve kasırga felaketinden etkilenen diğer şehirler ve bölgeler için İcra Direktörü olarak atama kararı sonrası başlayan tartışmalara dikkati çekti.

Tüm taraflara halkın gösterdiği sabra daha fazla güvenmemeleri tavsiyesinde bulunan Tevati, özellikle mali ve düzenleyici kurumların raporlarının, geçtiğimiz yıl ülkenin yasama ve yürütme organlarına yapılan toplam harcamalardaki artışa ilişkin ortaya çıkardığı sonuçların gerilimi tırmandığını hatırlattı. Tevati, UBH’nin Maliye Bakanlığı tarafından yayınlanan Aydınlatma ve Şeffaflık Raporu'na göre, toplam harcamaların 3 milyar 855 milyon dinar (Libya’da 1 dolar 4,81 dinar) olarak gerçekleştiğini de sözlerine ekledi.



Burhan, Washington’ı ‘kimyasal silah’ iddialarını soruşturmaya çağırdı

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hartum’daki Ordu Genel Komutanlığı’nda bir grup medya mensubuna hitap ederken (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hartum’daki Ordu Genel Komutanlığı’nda bir grup medya mensubuna hitap ederken (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)
TT

Burhan, Washington’ı ‘kimyasal silah’ iddialarını soruşturmaya çağırdı

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hartum’daki Ordu Genel Komutanlığı’nda bir grup medya mensubuna hitap ederken (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hartum’daki Ordu Genel Komutanlığı’nda bir grup medya mensubuna hitap ederken (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, ABD’ye, savaş sırasında silahlı kuvvetlerin kimyasal silah kullandığını iddia ettiği bölgelerden herhangi birine soruşturma ekibi göndermesi çağrısında bulundu. Burhan, Hartum yönetiminin daha önce Washington’a bu yönde davet gönderdiğini ancak herhangi bir yanıt alamadığını belirtti.

Burhan, Hartum’daki ordu karargâhında medya mensuplarıyla gerçekleştirdiği geniş kapsamlı toplantıda, Sudan’ın kimyasal madde üretimi yapan fabrikalara sahip olmadığını söyledi. Uluslararası düzenlemeler ve teamüller uyarınca sivil amaçlarla kullanılmak üzere kimyasal maddelere sahip olma hakkının bulunduğunu ifade etti.

Burhan bu kapsamda, eski ABD Başkanı Bill Clinton döneminde 1998 yılında Hartum Bahri’deki Şifa İlaç Fabrikası’nın ABD tarafından bombalanmasını hatırlattı. Saldırı, fabrikanın kimyasal silah üretimiyle bağlantılı maddeler barındırdığı yönündeki suçlamaların ardından gerçekleştirilmişti. Sudan hükümeti ise söz konusu suçlamaları o tarihten bu yana reddediyor.

bgrb
Daha önce zehirli madde kullandığı suçlamaları nedeniyle hedef alınan el-Ceyli petrol rafinerisi (X)

Burhan’ın açıklamaları, Euronews’in, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’nde (OPCW) görev yapmış eski yetkililerin öncülük ettiği bir ekip tarafından hazırlanan rapora dayanan bir soruşturma yayımlamasından günler sonra geldi. Soruşturmada, başta Hartum’un kuzeyindeki el-Ceyli petrol rafinerisi olmak üzere, zehirli maddelerin kullanıldığından şüphelenilen olaylara ilişkin tanıklıklar ve görüntüler yer aldı. Washington Post ve New York Times gazeteleri de klor yüklü mühimmat geliştirmeye yönelik olduğu öne sürülen gizli bir program hakkında soruşturmalar yayımladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Nisan 2025’te Sudan ordusunun 2024 yılı içinde kimyasal silah kullandığı sonucuna varmış ve daha sonra Sudan’a yaptırım uygulamıştı. Ancak Washington, bu sonuca ilişkin ayrıntılı kanıtları yayımlamadı. Hartum suçlamaları reddederken, OPCW de şu ana kadar iddiaları doğrulayan veya çürüten bağımsız bir teknik sonuç açıklamadı. Bu süreçte, sahada uluslararası bir soruşturma yürütülmesi yönündeki çağrılar sürüyor.

Cidde Bildirgesi’ne bağlılık

Burhan, Cidde Bildirgesi’ne bağlılıklarını yineleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) sivil bölgelerden çekilmesi gerektiğini vurguladı. Burhan, Sudan halkına karşı işlendiğini söylediği ‘ihlaller ve vahşetlerin’ ardından HDK’nin devletin geleceğinde herhangi bir rolünün olmayacağını belirtti.

cdfh
Mayıs 2023’te Cidde Bildirgesi’nin imzalanması sırasında Sudan’daki çatışmanın iki tarafının temsilcileri (Reuters)

Burhan, uluslararası arabulucular tarafından insani ateşkes sağlanması amacıyla sunulan girişimlerin, kendi değerlendirmesine göre HDK’yi yeniden siyasi sahneye taşımayı hedeflediğini söyledi. Son girişimde önce ateşkes uygulanmasının, ardından güçlerin kontrol ettikleri bölgelerden çekilmesi için bir takvim belirlenmesinin önerildiğini aktaran Burhan, “Bu öneriyi reddettik” dedi.

Burhan ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde Darfur’a uygulanan silah ambargosunun Sudan’ın tamamını kapsayacak şekilde genişletilmesine yönelik girişimlere değindi. Birçok ülkenin Hartum’un tutumunu desteklediğini ve ambargonun kapsamının genişletilmesine karşı çıktığını söyledi.

BM Güvenlik Konseyi, Darfur’a yönelik yaptırımları; silah ambargosu, mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasağı da dahil olmak üzere bir ay süreyle uzatmış, ancak ABD’nin yaptırımların ülkenin tamamını kapsayacak şekilde genişletilmesi önerisini kabul etmemişti. Kararın, önerilen tedbirlerin kapsamı konusunda Konsey üyeleri arasındaki görüş ayrılıkları ve yeni müzakerelere imkân tanınması çerçevesinde alındığı belirtilmişti. Burhan ise silah ambargosunun genişletilmesine yönelik herhangi bir kararın, silahlı kuvvetleri veya ordunun askeri operasyonlardaki sahadaki tutumunu etkilemeyeceğini söyledi.

Helikopterle çıkış

Burhan ilk kez, aylar boyunca kuşatma altında kaldığı Genel Komutanlık Karargâhı’ndan nasıl ayrıldığına ilişkin ayrıntıları açıkladı. Burhan, karargâhtan bir helikopterle ayrıldığını ve operasyondan yalnızca hava üssü komutanı ile helikopter pilotunun haberdar olduğunu söyledi.

Savaşın ilk aylarını, HDK’nin Zırhlı Birlikler dışında çok sayıda askeri mevziyi ele geçirmesinin ardından ‘zorlu’ olarak nitelendiren Burhan, ordunun karargâhta ve diğer bölgelerde kuşatma altında bulunan birliklere gıda, ilaç ve askeri ihtiyaçları ulaştırmak için havadan ikmal yöntemine başvurduğunu belirtti.

Burhan, savaşın Nisan 2023’te başlamasından bu yana, adını vermediği bazı ülkelerin orduya ihtiyaç duyduğu hava ikmal paraşütlerini satın alma girişimlerini engellemekle suçladı. Hartum’un geri alınması operasyonunun altı muharip birlik tarafından gerçekleştirildiğini belirten Burhan, ordunun başkentteki mahallelerden HDK’yi çıkarmayı başardığı ana kadar çatışmaların seyrini operasyon odasından takip ettiğini aktardı.

Burhan ayrıca komşu ülkeleri savaşın içine dahil olmakla suçlamayı sürdürdü. Bazı ülkelerin havaalanlarının kullanılmasına izin verdiğini ve toprakları içinde askeri kamplar kurulmasına müsaade ederek HDK’ye askeri teçhizat sevkiyatının gerçekleştirilmesine olanak sağladığını söyledi.

HDK’nin silahlandırılması

Savaş öncesindeki döneme ilişkin konuşan Burhan, görevden uzaklaştırılan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir’den birçok kez HDK’nin silahlandırılmasını durdurmasını ve silahlanmanın yalnızca orduyla sınırlı tutulmasını istediğini söyledi.

Burhan, bu konuyla ilgili eski Savunma Bakanı Abdurrahim Muhammed Hüseyin’in de katıldığı bir toplantı yapıldığını belirtti. Hüseyin’in, HDK Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu’nun (Hamideti) Beşir’e karşı darbe yapabileceği uyarısında bulunduğunu aktaran Burhan, Beşir’in ise “Hamideti benim cebimde” yanıtını verdiğini ve ikisinden de söz konusu güçlerin işlerine müdahale etmemelerini istediğini söyledi. Burhan, eski rejimi orduyu dağıtmaya ve HDK’ye entegre etmeye çalışmakla suçladı. Rejimin bu düzenlemelerin hayata geçirilmesine yardımcı olmaları için Rus uzmanlardan da yararlandığını öne sürdü.

vf
Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Reuters)

Burhan ayrıca, ordunun başkomutanlığı görevini üstlenmesinden bu yana HDK mensuplarından hiçbirine askeri rütbe vermediğini belirtti. Söz konusu güçlerin askere alma faaliyetlerini yurt dışından aldıkları paralarla finanse ettiğini ifade etti.

Sivil dönüşüm

Siyasi konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Burhan, 25 Ekim 2021’de alınan kararları “devrimin rotasını düzeltmeye yönelik bir adım, darbe değil” olarak nitelendirdi. Eski Başbakan Abdullah Hamduk’un ilk hükümetinin devlet kurumlarını oluşturmakta başarısız olduğunu ve resmî kurumlar pahasına siyasi partilerin etkinliğini artırmaya çalıştığını savundu.

Burhan, Hamduk’un yürütme organının feshedilmesi ve devlet kurumlarının inşası ile geçiş sürecinin ilerletilmesini üstlenecek yeni bir hükümet kurulmasını kabul ettiğini öne sürdü. Ayrıca Özgürlük ve Değişim Güçleri’nin önde gelen isimlerinden Meryem Sadık el-Mehdi, Halid Ömer Yusuf ve Babeker Faysal’ın da aralarında bulunduğu bir grubun kendisine sunduğu, Çerçeve Anlaşması’na alternatif bir anlaşma taslağı hazırlama teklifini reddettiğini açıkladı. Burhan, 15 maddeden oluşan söz konusu öneride, bu isimlerin iktidardaki konumlarını korumalarının ve HDK’nin 10 yıl içinde orduya entegre edilmesinin öngörüldüğünü, buna karşılık kendisinin devletin başında kalmasının teklif edildiğini söyledi.

fgthyj
Eski Başbakan Abdullah Hamduk, son Addis Ababa toplantılarına katıldı (Ulusal Ümmet Partisi Basın Bürosu)

Burhan, sivil ve demokratik yönetime geçişi ve Sudanlıların kendilerini kimin temsil edeceğini seçmesini desteklediğini vurguladı. Ancak “Dünyada hiçbir güç Hamduk’u veya onun temsil ettiği kişileri yeniden iktidara getiremez” dedi. Ordu yönetimi ile Hamduk liderliğindeki Sivil Demokratik Devrim Güçleri İttifakı (Sumud) arasında herhangi bir iletişim bulunduğunu da reddetti.

Burhan, beklenen Sudan-Sudan diyaloğunun siyasi ve sivil güçleri kapsayacağını, ancak askeri güçlerin bu sürecin dışında tutulacağını söyledi. “Hiçbir grubun silah kullanarak siyasi kazanımlar elde etmesine izin vermeyeceğiz” diyen Burhan, fraksiyonların ve silahlı hareketlerin güçlerinin orduya entegre edilmesi gerektiğini vurguladı. Burhan, “Savaşın sona ermesiyle birlikte devlet içinde hiçbir milis bulunmayacak” dedi.


Yemen hükümet güçleri Husilere yönelik operasyonlarını sürdürüyor

Husilerin yükselttiği gerilim, Yemen’in farklı bölgelerinde binlerce ailenin yerinden edilmesine yol açtı. (AFP)
Husilerin yükselttiği gerilim, Yemen’in farklı bölgelerinde binlerce ailenin yerinden edilmesine yol açtı. (AFP)
TT

Yemen hükümet güçleri Husilere yönelik operasyonlarını sürdürüyor

Husilerin yükselttiği gerilim, Yemen’in farklı bölgelerinde binlerce ailenin yerinden edilmesine yol açtı. (AFP)
Husilerin yükselttiği gerilim, Yemen’in farklı bölgelerinde binlerce ailenin yerinden edilmesine yol açtı. (AFP)

Yemen hükümet güçleri dün, Husilerin çeşitli cephelerdeki mevzileri ve askeri yığınaklarına yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Bu gelişme, Husilerin Marib ve Taiz’deki askeri hareketliliğini artırdığı ve Cevf vilayetinde kuşatma altındaki unsurları üzerindeki baskının sürdüğü bir dönemde yaşandı.

Askeri kaynaklara göre hava saldırıları, topçu ateşi ve insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen operasyonlarda, güney, kuzey ve batı cephelerindeki Husilere ait mevziler ve toplanma noktaları hedef alındı. Husiler ise Sana’dan onlarca araç ve personelden oluşan takviye birliklerini vilayete sevk etti.

Cevf’te hükümet güçleri, Husilere bağlı unsurları Labanat Askeri Kampı içinde altıncı gününde de kuşatma altında tutmaya devam etti. Bunun yanı sıra el-Hazm kentinin doğusundaki Husilere ait takviye birlikleri ve mevziler hedef alındı. Operasyonların, son günlerde elde edilen saha kazanımlarının pekiştirilmesini amaçladığı ifade edildi.

Taiz’de ise saha kaynakları Şarku’l Avsat’a Husilerin Samia, ed-Dimne, eEr-Rahide ve Cebel Habeşi’nin bazı bölgelerinde askeri yığınak yaptığını bildirdi. Vilayetin batısında çatışmalar ve Husilere yönelik askeri baskı sürerken, Batı Sahili’nde düzenlenen hava saldırıları el-Muha ve Zubab’daki Husilere ait mevzilere odaklandı. Saldırılarda liman, havaalanı ve Nar Dağı’nın yanı sıra “Babülmendeb”e giden yoldaki askeri hareketlilik de hedef alındı.


En az bin 400 kişi çatışmalardan kaçarak Yemen’den Cibuti’ye sığındı

Husilerin Hudeyde vilayetindeki el-Huha ve el-Muha kentlerine yönelik saldırılarından kaçarak Aden’e gelen Yemenli yerinden edilmiş kişiler, geçici bir barınakta. (AP)
Husilerin Hudeyde vilayetindeki el-Huha ve el-Muha kentlerine yönelik saldırılarından kaçarak Aden’e gelen Yemenli yerinden edilmiş kişiler, geçici bir barınakta. (AP)
TT

En az bin 400 kişi çatışmalardan kaçarak Yemen’den Cibuti’ye sığındı

Husilerin Hudeyde vilayetindeki el-Huha ve el-Muha kentlerine yönelik saldırılarından kaçarak Aden’e gelen Yemenli yerinden edilmiş kişiler, geçici bir barınakta. (AP)
Husilerin Hudeyde vilayetindeki el-Huha ve el-Muha kentlerine yönelik saldırılarından kaçarak Aden’e gelen Yemenli yerinden edilmiş kişiler, geçici bir barınakta. (AP)

Cibuti makamları, Yemen hükümet güçleri ile Husiler arasında eylül ayından bu yana devam eden çatışmalar nedeniyle, yaklaşık bin 400 kişinin Yemen’den Cibuti’ye kaçtığını açıkladı.

Yemen’de 2014’ten bu yana hükümet güçleri ile ülkenin geniş kesimlerini, başkent Sana dahil, kontrolü altında tutan Husiler arasında savaş devam ediyor.

Husiler, bir hafta süren sürpriz saldırının ardından cuma günü Yemen’in Kızıldeniz kıyısındaki batı sahillerinin kontrolünü ele geçirdi.

Husiler ayrıca, savaşın başlamasının ardından İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla önemi daha da artan ve deniz taşımacılığı açısından kritik bir geçiş noktası olan Babülmendeb bölgesindeki dört adayı da kontrol altına aldı.

Husilerin perşembe günü el-Muha kentini ele geçirmesi, kentin güneyindeki diğer kıyı bölgelerine doğru ilerlemelerinin önünü açtı.

Cibuti Ekonomi Bakanı İlyas Musa Duvale, X platformundaki paylaşımında, “Son 24 saat içinde Yemen’den bin 400 mülteci Cibuti’ye ulaştı” ifadelerini kullandı.

Yemen’in karşısında, Afrika Boynuzu bölgesinde yer alan küçük bir ülke olan Cibuti, Aden Körfezi ile Kızıldeniz’i birbirine bağlayan ve Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin önemli bir bölümünün geçtiği Babülmendeb Boğazı’na hâkim konumda bulunuyor.

Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) insani yardım koordinatörü Safiye İbrahim yaptığı açıklamada, gelenler arasında “kadınlar ve çocukların” da bulunduğunu belirtti.

İbrahim, yerinden edilen kişilerin Cibuti’nin kuzeyindeki Obok’a ulaştığını ve “önümüzdeki günlerde daha fazla kişinin gelmesinin beklendiğini” söyledi.

Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Göç Örgütü, temmuz ayından beri Yemen’deen az 76.000 kişinin yerinden edildiğini bildirdi.

Kuruluş, bu kişilerin dörtte birinin geçtiğimiz hafta içinde yerinden edildiğini kaydetti.