Libya’daki iki hükümet kararlar çıkarma konusunda yarışırken, seçim süreci için hiçbir adım atılmıyor

Siyasetçiler, her iki hükümet tarafından yapılan açıklamaların ‘vatandaşın değil, daha çok kendi politikaları lehine’ olduğunu düşünüyorlar

UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
TT

Libya’daki iki hükümet kararlar çıkarma konusunda yarışırken, seçim süreci için hiçbir adım atılmıyor

UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)

Libya’da birbiriyle rekabet eden iki ayrı hükümet, farklı kararlar yayınlayarak ve açıklamalar yaparak siyaset sahnesinde ağırlıklarını artırmaya çalışıyor. Libyalı siyasetçiler ise bu durumu ertelenen seçimlerin yapılmasına yönelik herhangi ciddi bir adım atmadan iktidarda kalma çabası olarak değerlendirdi.

Libyalı Milletvekili Ammar el-Ablak, iki hükümet arasında ‘vatandaşların lehine olmaktan ziyade, kendi politikaları lehine kararlar alındığını ve açıklamalar yapıldığını, yoğun rekabetin onların ve müttefiklerinin iktidardaki konumlarını koruma çabasından ibaret olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Milletvekili Ablak, devletin yönetiminde siyasi ve mali bir başarısızlık olduğunu, kimsenin devleti tehdit eden risklerin farkında olmadığını ve yolsuzluk vakalarının giderek arttığını vurguladı.

Libya'da Mart 2022’den bu yana iki hükümet iktidar mücadelesi veriyor. Bu hükümetlerden biri, başkent Trablus merkezli, Abdulhamid ed-Dibeybe’nin başbakanı olduğu geçici Ulusal Birlikte Hükümeti (UBH). Diğeri ise Usame Hammad’ın başbakanı olduğu ve Temsilciler Meclisi (TM) tarafından desteklenen, merkezi Libya'nın doğusunda bulunan paralel İstikrar Hükümeti.

dve
Paralel İstikrar Hükümeti Başbakanı Usame Hammad (İstikrar Hükümeti)

Her iki hükümet de ülkenin meşru hükümeti olduğunu iddia ederken, başta denetim olmak üzere ülkenin yürütme otoritesi ile bu otoriteye bağlı kurumların birleştirilmesini gerektiren temel sorunlara bazı geçici çözümlere bel bağlıyor. Her iki hükümetin aldığı kararlar, seçimlerin yapılacağı tarih açıklanmadan daha fazla zamana ihtiyaç duyarken, seçim tarihini açıklamak ise onların değil, TM ve Devlet Yüksek Konseyi’nin (DYK) yetkisi dahilinde.

UBH Başbakanı Dibeybe, çeşitli tarafların karşı çıkmasına rağmen, nihayet Hamada petrol sahasının geliştirilmesine yönelik çalışmaların sürdürülmesinin gerekli olduğuna yönelik teknik ve hukuki gözlemlerin ele alınmasını vurguladı ve gerekli talimatları verdi. Bu konuyu değerlendiren Milletvekili Ablak, iki hükümet arasında zaman zaman öne çıkan ikincil meselelerle ilgili çekişmeler ve sekteye uğrayan siyasi süreç meselesinin unutulması nedeniyle Libyalıların dikkatinin dağılmasına karşı uyardı.

Akaryakıt kaçakçılığıyla mücadele etme bahanesiyle akaryakıt sübvansiyonlarını kaldırma kararı alan Dibeybe, halkın çeşitli kesimlerinin verdiği tepkinin ardından geri çekti. İstikrar Hükümeti Başbakanı Hammad da hiç vakit kaybetmeden kararın yansımaları konusunda uyarmış, kararla ilgili bir kamuoyu yoklaması yapılması çağrısında bulunmuştu. İstikrar Hükümeti tarafından yapılan açıklamada, bu tür kararların sonuçları, boyutları ve olası zararları incelenmeden hiç kimse tarafından bu kadar hızlı bir şekilde alınamayacağı vurgulandı.

Her iki hükümet de koltuklara sıkı sıkıya tutunuyor

Libyalı Milletvekili Halife ed-Dağari, yakında ne iki hükümetin de istifa edeceğini ne de seçimler için ciddi hazırlık yapılacağını düşünüyor. Dağari, buna karşın kendilerinin ve çatışmanın ana taraflarından müttefiklerinin mevcut konumlarına sadık kaldıklarının altını çizdi. Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy’nin siyasi bir çözüme ulaşmak için Libyalı tarafları bir müzakere masası etrafında toplamak için başlattığı inisiyatife dikkat çeken Dağari, şartların tüm taraflarca belirlediğini söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Dağari, sözlerini şöyle sürdürdü:

Petrol ihraç ediliyor ve gelirleri ise maaşlar, destek, yeniden yapılanma ya da diğer harcama yapılan kalemler de dahil, genel bütçeye dağıtılıyor. Her hükümet de bunlardan pay alıyor. Haliyle hiçbiri iktidardan ayrılmayacak.

sd
TM ile Merkez Bankası, Daniel Kasırgası'ndan etkilenen şehirlerin yeniden inşası için yapılacak harcama konusunda anlaştı (TM)

Dağari, TM ve Merkez Bankası'nın kısa bir süre önce Daniel Kasırgası'ndan etkilenen şehirlerin yeniden inşası için 3 yıllık bir süre zarfında kademeli olarak yapılacak harcama konusunda anlaşmaya vardıklarını söyledi. Her iki hükümetin liderlerinin, kendi nüfuz bölgelerinde yaşayan vatandaşların bu hükümetler tarafından alınan ve genel olarak seçimlere hazırlanmakla ilgili olmayıp, belirli bir tarafın taleplerinin karşılanması, bazı gıda maddelerinin tedariğinin desteklenmesi ya da küçük hibelerin sağlanması ile sınırlı olan kararlara dikkat çeken Dağari, yapılan çalışmalardan memnun olup olmadıklarını öğrenmek isteyip istemediklerini merak ettiğini dile getirdi.

Dağari, TM ve DYK başkanlıklarının ve üyelerinin çoğunluğunun, gerek seçim yasaları üzerinde fikir birliğine vararak gerekse anayasa taslağı hazırlayarak’ ülkedeki bölünmeyi ele almaya ve siyasi süreçte ilerlemeye yönelik çağrıları görmezden gelmeye devam etmelerini eleştirdi.

İstikrar Hükümeti’nin Yerel Yönetim Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde Derne şehrini vuran Daniel Kasırgası nedeniyle evleri hasar gören 400 aileye tazminat belgelerini dağıttı. Öte yandan UBH’nin medya platformu, son günlerde Başbakan Dibeybe’nin gençlere ve ihtiyaç sahibi ailelere konut sağlama girişimi kapsamında başkent Trablus’un güneyindeki Suvani Bin Adem bölgesinde nakit kredi için aday listelerini açıkladığı aktarıldı.

Libyalı siyasi aktivist Ahmed et-Tevati, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

İki hükümetin de geçtiğimiz yılın başlarında bir şekilde seçim düzenlemeye hazır olduklarını açıklamaları, aralarındaki rekabetin ciddiyeti konusunda şüphe yaratma girişiminden başka bir şey değildi. Bathiliy’nin inisiyatifinin engellenmesiyle birlikte seçimlerle ilgili açıklamalar da azaldı.

Tevati, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, bir şehrin içinde bulunduğu koşulların düzeltilmesi, belirli bir kesimin maaşlarının iyileştirilmesi ya da bir okul veya köprü inşa edilmesi gibi her iki hükümetin de yaptığı hizmetlerin Libyalılara asıl hayalleri olan seçimleri unutturmayacağını söyledi.

Libyalıların her iki hükümetin de vaatlerinden yüz çevirdiklerini ve kararlarının gerekçeleri konusunda şüphe duyduklarını belirten Tevati, İstikrar Hükümeti Başbakanı Hammad'ın, Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Mareşal Halife Hafter'in oğlu Belkasım'ı Derne ve kasırga felaketinden etkilenen diğer şehirler ve bölgeler için İcra Direktörü olarak atama kararı sonrası başlayan tartışmalara dikkati çekti.

Tüm taraflara halkın gösterdiği sabra daha fazla güvenmemeleri tavsiyesinde bulunan Tevati, özellikle mali ve düzenleyici kurumların raporlarının, geçtiğimiz yıl ülkenin yasama ve yürütme organlarına yapılan toplam harcamalardaki artışa ilişkin ortaya çıkardığı sonuçların gerilimi tırmandığını hatırlattı. Tevati, UBH’nin Maliye Bakanlığı tarafından yayınlanan Aydınlatma ve Şeffaflık Raporu'na göre, toplam harcamaların 3 milyar 855 milyon dinar (Libya’da 1 dolar 4,81 dinar) olarak gerçekleştiğini de sözlerine ekledi.



El-Alimi, devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve silah kullanımının tekelini devlete kazandırma konusundaki kararlılığını yineledi

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi ile bir araya geldi. (Reuters)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi ile bir araya geldi. (Reuters)
TT

El-Alimi, devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve silah kullanımının tekelini devlete kazandırma konusundaki kararlılığını yineledi

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi ile bir araya geldi. (Reuters)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi ile bir araya geldi. (Reuters)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, ülkesinin devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve silah kullanımının meşru tekelini devlete kazandırma konusundaki kararlılığını yineledi. El-Alimi ayrıca, Yemen’de adil ve kalıcı bir barışın inşa edilmesi ve ülke topraklarının komşu ülkelere ve uluslararası deniz yollarına yönelik tehditlerde kullanılmasının önlenmesi gerektiğini vurguladı. Bu açıklamalar, Husilerin ülkenin batı kıyısı, Marib, Taiz ve Hudeyde’nin güneyinde tırmandırdığı saldırıların sürdüğü bir dönemde geldi.

El-Alimi, Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi’yi kabulünde, Tokyo’nun Husilerin sivil tesisler ve limanlar ile ticari gemilere yönelik saldırılarını kınayan tutumundan Yemen’in memnuniyet duyduğunu belirtti. El-Alimi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi, darbenin sona erdirilmesi ve silah kullanımının devletin tekeline alınmasının, uygulanabilir herhangi bir siyasi çözümün temelini oluşturduğunu vurguladı.

Motegi ise Husilerin son dönemde gerçekleştirdiği saldırı dizisini şiddetle kınadı. Yemen’de barışın sağlanmasının önemine yeniden dikkat çeken Motegi, Babu’l Mendeb Boğazı’na kıyısı bulunan Yemen’in istikrarının, Ortadoğu’nun ve bir bütün olarak uluslararası toplumun istikrarı ve kalkınmasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.

Resmi medyada yer alan habere göre el-Alimi, Japonya’nın Yemen hükümetine, özellikle sahil güvenlik alanında sağladığı destekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. El-Alimi, bu desteğin eğitim, gözetleme, keşif ve istihbarat, arama-kurtarma, terörle mücadele, kaçakçılığın önlenmesi ve organize suçla mücadele alanlarını da kapsayacak şekilde geliştirilmesini beklediklerini ifade etti.

csdfgth
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi’yi kabulünden (SABA)

Motegi, Japonya’nın Yemen hükümetine desteğini sürdüreceğini ve deniz hukukunun uygulanması alanındaki kapasitesini güçlendirmeye devam edeceğini söyledi. Motegi, ülkesinin temmuz ayında onayladığı gıda yardımlarının yanı sıra Yemen’deki Birleşmiş Milletler (BM) Özel Temsilciliği Ofisi’ne sağlanan mali destek ve personel katkılarına da dikkat çekti.

Japonya, Yemen Deniz Güvenliği Ortaklığı’nın temel üyelerinden biri olarak öne çıkıyor. Tokyo, sahil güvenliğe yönelik desteğini, özgür ve açık bir Hint-Pasifik bölgesi vizyonuyla ilişkilendiriyor. Bu destek, Husilerin saldırıları nedeniyle Kızıldeniz ve Babu’l Mendeb Boğazı’nda uluslararası deniz taşımacılığını tehdit eden risklerin arttığı bir dönemde önem taşıyor.

El-Alimi daha önce Japonya ile deniz güvenliği, iletişim, altyapı, insan kaynaklarının geliştirilmesi ve insani güvenlik alanlarında iş birliğinin genişletilmesi çağrısında bulunmuştu. El-Alimi ayrıca, acil müdahale aşamasından toparlanmanın desteklenmesine, istihdam ve üretim imkanlarının oluşturulmasına geçilmesi gerektiğini ifade etmişti.

Hazırlıklı olmak

El-Alimi’nin açıklamaları, Yemen Ulusal Savunma Konseyi’nin el-Alimi başkanlığında gerçekleştirdiği toplantıda, ülkenin çeşitli cephelerindeki askeri ve güvenlik hazırlıklarının en üst seviyede tutulması, erken uyarı sisteminin güçlendirilmesi ve kritik tesislerle sivil unsurların korunması talimatını verdiği bir dönemde geldi.

Konsey, Marib ile Taiz vilayetinin batı kıyısındaki cephelerde Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin performansını övdü. Ordunun Husilerin tırmanan saldırılarına karşı koyma, saldırıları başarısızlığa uğratma ve örgüte personel ile askeri teçhizat bakımından kayıplar verdirmedeki kapasitesine dikkat çeken Konsey, yerinden edilmiş kişilerin kamplarının, sivil unsurların ve ekonomik tesislerin hedef alınmasının Husilere sahada herhangi bir kazanım sağlamayacağını vurguladı.

Konsey ayrıca, tehdit kaynaklarına yönelik hava ve füze caydırıcılık operasyonlarının genişletilmesi, hücreler ile kaçakçılık ve ikmal ağlarının takibi amacıyla istihbarat ve güvenlik çalışmalarının yoğunlaştırılması talimatını verdi. Bu adımlara paralel olarak hükümetin, Husi saldırılarının yol açtığı zararların giderilmesi ve yaralılar ile hayatını kaybedenlerin ailelerine destek sağlanmasına yönelik çalışmalar yürüttüğü belirtildi.

Konsey, uluslararası toplumun Husi saldırılarına yönelik kınayıcı açıklamalarını, örgütü caydıracak ve finansman ile silah kaynaklarını kurutacak daha etkili adımlara dönüştürmesi gerektiği yönündeki tutumunu da yineledi. Bu çağrı, cephelerde eş zamanlı olarak gerilimin tırmandığı bir dönemde geldi.

Husilerin gerilimi artırması

Sahadaki gelişmelere ilişkin Yemen Silahlı Kuvvetleri, üç gün içerisinde Husi örgütünün unsurları ve askeri kapasitesine yönelik yaklaşık 400 saldırı operasyonu düzenlendiğini açıkladı. Operasyonlarda çok namlulu roketatarlar, topçu birlikleri ve insansız hava araçlarının (İHA) yanı sıra temas hatlarında konuşlanan ordu birlikleri kullanıldı.

Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin açıklamasına göre operasyonlarda, çeşitli cephelerde devam eden Husi tırmanışına karşılık olarak örgütün tehdit kaynakları ve askeri kapasitesi hedef alındı. Son saatlerde temas hatlarında çatışmaların ve sızma girişimlerinin de sürdüğü bildirildi.

cdvfghyj
Hudeyde’nin güneyindeki Hays’e yönelik Husi İHA saldırısının ardından, yaralı bir kız çocuğunu kucağında taşıyan bir Yemenli (AFP)

Taiz’in batısındaki Cebel Habeşi ilçesine bağlı el-İneyn cephesinde hükümet güçleri, Husi unsurlarının ordu mevzilerine doğru gerçekleştirdiği sızma girişimini püskürttü. Askeri birliklerin sızmaya çalışan unsurların hareketliliğini tespit etmesinin ardından Husiler geri çekilmek zorunda kaldı.

Gelişmeler, Husilerin ülkenin batı kıyısı ve Marib’te saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde yaşanıyor. Örgüt daha önce askeri mevziler, sivil tesisler ve yerleşim bölgelerine yönelik füze ve İHA saldırılarını yoğunlaştırmıştı. Yemen hükümeti, bu sürecin çatışmaların yeniden genişlemesi riskini beraberinde getirdiği uyarısında bulunmuştu.

Tırmanışın sonuçlarından biri olarak dün Hudeyde’nin güneyindeki Hays kırsalında bir Husi İHA’sının bir ailenin evinin içinde patlaması sonucu iki kız çocuğu yaralandı. Yerel kaynaklar, 5 yaşındaki Rüya ile 10 yaşındaki Diyala’nın şarapnel parçalarıyla yaralandığını ve durumlarının ağır olması nedeniyle Huhayha’dan el-Muha kentine sevk edilerek tedavi altına alındıklarını bildirdi.

Yerleşim bölgeleri ve sivil tesislerin yeniden hedef alınması, özellikle son haftalarda el-Muha kenti, limanı ve çevresindeki bölgelere yönelik Husi saldırılarının tekrarladığı batı kıyısında, tırmanışın siviller üzerindeki etkilerinin genişleyeceğine ilişkin endişeleri yeniden gündeme taşıdı.

Yemen hükümeti, Husi saldırılarının sürmesinin yalnızca ülke içindeki gerilimi tırmandırmakla kalmadığını, uluslararası deniz taşımacılığının güvenliğine yönelik riskleri de artırdığını belirtiyor. Hükümet, özellikle örgütün faaliyetlerini ticari gemilere ve Babu’l Mendeb çevresindeki deniz yollarına genişletmesinin bu tehdidi daha da büyüttüğüne dikkat çekiyor.


Haşdi Şabi, füze ve İHA kaçakçılığı ağının sorumlusunun sorgulanmasını engelledi

Abbas Hüseyin Ali el-Yakubi'nin sosyal medyada dolaşımdaki bir fotoğrafı
Abbas Hüseyin Ali el-Yakubi'nin sosyal medyada dolaşımdaki bir fotoğrafı
TT

Haşdi Şabi, füze ve İHA kaçakçılığı ağının sorumlusunun sorgulanmasını engelledi

Abbas Hüseyin Ali el-Yakubi'nin sosyal medyada dolaşımdaki bir fotoğrafı
Abbas Hüseyin Ali el-Yakubi'nin sosyal medyada dolaşımdaki bir fotoğrafı

Iraklı yetkili kaynaklar, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) çatısı altındaki grupların ve siyasi güçlerin uyguladığı yoğun baskıların, komşu ülkelere karşı kullanılmak veya o ülkelere kaçırılmak üzere füzelerin İran'dan Irak'a taşınmasından sorumlu olduğundan şüphelenilen bir ağın yöneticisinin sorgulanmasını engellediğini açıkladı.

Kaynaklar, Irak İstihbarat Servisi'ne bağlı bir gücün pazartesi sabaha karşı adli bir karara dayanarak Zikar vilayetinde Abbas Hüseyin Ali el-Yakubi'yi tutukladığını açıkladı. Yakubi, Nuceba Hareketi’ne bağlı Haşdi Şabi 14. Tugayı'nın İstihbarat Müdürü görevini yürütüyor.

Yakubi’nin füzeleri ve insansız hava araçlarını (İHA) İran'dan Irak'a taşıyan bir ağı yönettiğine inanılıyor. Bu silahların bir kısmı geçtiğimiz dönemde komşu ülkelere karşı kullanılmıştı. Ayrıca Yakubi’nin ağı, bu tür silahları Suriye ve Lübnan'a kaçırma faaliyetleri de yürütüyor.

Kaynaklar, Başbakan Ali ez-Zeydi ve Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan'a yönelik yoğun baskıların yanı sıra tehditlerin ve eylem çağrılarının, tutuklunun Haşdi Şabi’ye teslim edilmesiyle sonuçlandığını ortaya koydu. Bu da onun sorgulanmasının engellendiği anlamına geliyor.


Rapor: Ebu ed-Zuhur saldırısı Trump ile Netanyahu arasındaki gerilimi artırdı

Kuzey Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü, dün İsrail tarafından hedef alınmasının ardından. (Reuters)
Kuzey Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü, dün İsrail tarafından hedef alınmasının ardından. (Reuters)
TT

Rapor: Ebu ed-Zuhur saldırısı Trump ile Netanyahu arasındaki gerilimi artırdı

Kuzey Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü, dün İsrail tarafından hedef alınmasının ardından. (Reuters)
Kuzey Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü, dün İsrail tarafından hedef alınmasının ardından. (Reuters)

ABD ve İsrailli yetkililer, İsrail’in İdlib’deki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne düzenlediği son saldırının, Şam’ın üsse Türk askerlerinin konuşlandırılmasını kabul etmesine yanıt olarak gerçekleştirildiğini ABD Başkanı Donald Trump yönetimine bildirdiğini söyledi. İsrail, bu konuşlandırmayı güvenliği açısından “tehdit” olarak görüyor. Ankara ise bu iddiaları reddetti.

Axios haber sitesine göre, alışılmadık nitelikteki saldırı, ABD’nin en yakın üç müttefiki olan İsrail, Suriye ve Türkiye arasındaki bölgesel gerilimi daha da artırdı. Trump yönetimi ise gerilimin daha fazla yükselmemesi için yoğun çaba harcıyor.

Trump, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara hükümetine yönelik politikasını bir dış politika başarısı olarak görüyor. ABD Başkanı’nın Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile de yakın ilişkileri bulunuyor. İsrail ise ABD’nin yakın müttefiklerinden biri. Ancak Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki ilişkiler son aylarda ciddi gerilimlere sahne oldu.

İsrail’in bu saldırgan hamlesi Beyaz Saray ve üst düzey ABD’li yetkililer arasında rahatsızlık yarattı.

İsrail başlangıçta saldırının sorumluluğunu üstlenmedi. Resmî bir açıklama yapılmadan uzun saatler geçmesinin ardından Netanyahu’nun ofisi, Şam ve Washington’un gün içinde İsrail’i saldırıyla suçlamasının ardından, İsrail’in sorumluluğuna dolaylı biçimde işaret etti.

Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, “İsrail ve Suriye güvenlik konularında mevcut durumun korunması konusunda anlaşmıştı. Suriye, Halep yakınlarındaki bir hava üssüne Türk güçlerinin konuşlandırılmasını kabul ederek bu durumu ihlal etmenin eşiğine geldi” denildi.

Açıklamada, “İsrail, Suriye’yi böyle bir konuşlandırmanın İsrail’in güvenliğini tehdit edeceği konusunda defalarca uyardı. Suriye bu uyarıları görmezden gelmeyi seçti” ifadeleri kullanıldı.

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, X hesabından yaptığı açıklamada, saldırıyı İsrail’in düzenlediğini doğruladı. Barrack, Trump yönetiminin “son derece kaygılı” olduğunu belirterek, saldırıyı “gereksiz bir gerilim ve bölgenin istikrarına katkı sağlamayan” bir adım olarak nitelendirdi.

Suriye ve Türkiye hükümetleri de saldırıyı kınadı

Bir Türk yetkili, “Hava üssünde herhangi bir Türk varlığı bulunmadığını” belirterek, İsrail’i “komşu ülkeleri bombalamak ve bölgenin istikrarını bozmak için bahaneler uydurmakla” suçladı.

Şarku’l Avsat’ın konu hakkında bilgi sahibi bir kaynaktan aldığı bilgiye göre, Suriye hükümeti İsrail’in üsse ilişkin endişelerinden bir süredir haberdardı. Şam’ın, pistin yakın zamanda yeniden inşa edilmesinin gerekçelerini açıklayan ve herhangi bir saldırgan niyet taşımadığını belirten mesajları İsrail tarafına ilettiği kaydedildi.

ABD’li ve İsrailli kaynaklar, Tel Aviv’in saldırı konusunda Beyaz Saray’ı önceden bilgilendirdiğini açıkladı. Kaynaklara göre saldırının temel amacı, Türkiye’yi hava üssüne gelişmiş silah sistemlerinden oluşan bir sevkiyat göndermekten caydırmak ve üssün Türkiye’nin askeri varlığını güçlendireceği bir merkeze dönüşmesini engellemekti.

Saldırıdan yaklaşık üç saat önce Trump, Erdoğan ile telefonda görüştü. Ancak görüşmede bu konunun ele alınıp alınmadığı netlik kazanmadı.

Saldırı, Washington ile Tel Aviv arasındaki yakın ittifaka rağmen, Netanyahu ile Trump arasındaki ilişkilerde ciddi gerilim yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.

Buna karşılık ABD’li yetkililer, Suriye hükümetinin İsrail’e karşı düşmanca adımlar atmadığını, aksine son aylarda sınırdaki gerilimi azaltmak amacıyla yeni bir güvenlik anlaşmasına ulaşmaya çalıştığını belirtiyor.

ABD’li bir yetkili, Şam’ın haftalar boyunca ABD ve İsrail ile bu tür olayları yönetmek ve gerilimi önlemek amacıyla Ürdün’de ortak bir koordinasyon merkezi kurulmasını öngören bir anlaşmanın hayata geçirilmesi için girişimlerde bulunduğunu söyledi. Ancak İsrail’in merkezin faaliyete geçirilmesini reddettiği ve buna karşılık Suriye’nin güneyindeki askeri operasyonlarını artırdığı belirtildi.

Bir başka ABD’li yetkili, “Bir noktada Suriye hükümeti tutumunu değiştirmeye başladı ve İsrail’in saldırganlığı karşısında kendisini savunması gerektiğine inandı” ifadelerini kullandı.

ABD’li yetkililer ayrıca Trump yönetiminin Suriye hükümetinden itidal göstermesini istediğini ve bu meselenin İsrail seçimlerinden sonra ele alınmasının daha kolay olacağını düşündüğünü belirtti.