Libya’daki iki hükümet kararlar çıkarma konusunda yarışırken, seçim süreci için hiçbir adım atılmıyor

Siyasetçiler, her iki hükümet tarafından yapılan açıklamaların ‘vatandaşın değil, daha çok kendi politikaları lehine’ olduğunu düşünüyorlar

UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
TT

Libya’daki iki hükümet kararlar çıkarma konusunda yarışırken, seçim süreci için hiçbir adım atılmıyor

UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)
UBH Başbakanı Dibeybe’nin Ulusal Petrol Şirketi (NOC) başkanıyla görüşmesinden (UBH)

Libya’da birbiriyle rekabet eden iki ayrı hükümet, farklı kararlar yayınlayarak ve açıklamalar yaparak siyaset sahnesinde ağırlıklarını artırmaya çalışıyor. Libyalı siyasetçiler ise bu durumu ertelenen seçimlerin yapılmasına yönelik herhangi ciddi bir adım atmadan iktidarda kalma çabası olarak değerlendirdi.

Libyalı Milletvekili Ammar el-Ablak, iki hükümet arasında ‘vatandaşların lehine olmaktan ziyade, kendi politikaları lehine kararlar alındığını ve açıklamalar yapıldığını, yoğun rekabetin onların ve müttefiklerinin iktidardaki konumlarını koruma çabasından ibaret olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Milletvekili Ablak, devletin yönetiminde siyasi ve mali bir başarısızlık olduğunu, kimsenin devleti tehdit eden risklerin farkında olmadığını ve yolsuzluk vakalarının giderek arttığını vurguladı.

Libya'da Mart 2022’den bu yana iki hükümet iktidar mücadelesi veriyor. Bu hükümetlerden biri, başkent Trablus merkezli, Abdulhamid ed-Dibeybe’nin başbakanı olduğu geçici Ulusal Birlikte Hükümeti (UBH). Diğeri ise Usame Hammad’ın başbakanı olduğu ve Temsilciler Meclisi (TM) tarafından desteklenen, merkezi Libya'nın doğusunda bulunan paralel İstikrar Hükümeti.

dve
Paralel İstikrar Hükümeti Başbakanı Usame Hammad (İstikrar Hükümeti)

Her iki hükümet de ülkenin meşru hükümeti olduğunu iddia ederken, başta denetim olmak üzere ülkenin yürütme otoritesi ile bu otoriteye bağlı kurumların birleştirilmesini gerektiren temel sorunlara bazı geçici çözümlere bel bağlıyor. Her iki hükümetin aldığı kararlar, seçimlerin yapılacağı tarih açıklanmadan daha fazla zamana ihtiyaç duyarken, seçim tarihini açıklamak ise onların değil, TM ve Devlet Yüksek Konseyi’nin (DYK) yetkisi dahilinde.

UBH Başbakanı Dibeybe, çeşitli tarafların karşı çıkmasına rağmen, nihayet Hamada petrol sahasının geliştirilmesine yönelik çalışmaların sürdürülmesinin gerekli olduğuna yönelik teknik ve hukuki gözlemlerin ele alınmasını vurguladı ve gerekli talimatları verdi. Bu konuyu değerlendiren Milletvekili Ablak, iki hükümet arasında zaman zaman öne çıkan ikincil meselelerle ilgili çekişmeler ve sekteye uğrayan siyasi süreç meselesinin unutulması nedeniyle Libyalıların dikkatinin dağılmasına karşı uyardı.

Akaryakıt kaçakçılığıyla mücadele etme bahanesiyle akaryakıt sübvansiyonlarını kaldırma kararı alan Dibeybe, halkın çeşitli kesimlerinin verdiği tepkinin ardından geri çekti. İstikrar Hükümeti Başbakanı Hammad da hiç vakit kaybetmeden kararın yansımaları konusunda uyarmış, kararla ilgili bir kamuoyu yoklaması yapılması çağrısında bulunmuştu. İstikrar Hükümeti tarafından yapılan açıklamada, bu tür kararların sonuçları, boyutları ve olası zararları incelenmeden hiç kimse tarafından bu kadar hızlı bir şekilde alınamayacağı vurgulandı.

Her iki hükümet de koltuklara sıkı sıkıya tutunuyor

Libyalı Milletvekili Halife ed-Dağari, yakında ne iki hükümetin de istifa edeceğini ne de seçimler için ciddi hazırlık yapılacağını düşünüyor. Dağari, buna karşın kendilerinin ve çatışmanın ana taraflarından müttefiklerinin mevcut konumlarına sadık kaldıklarının altını çizdi. Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy’nin siyasi bir çözüme ulaşmak için Libyalı tarafları bir müzakere masası etrafında toplamak için başlattığı inisiyatife dikkat çeken Dağari, şartların tüm taraflarca belirlediğini söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Dağari, sözlerini şöyle sürdürdü:

Petrol ihraç ediliyor ve gelirleri ise maaşlar, destek, yeniden yapılanma ya da diğer harcama yapılan kalemler de dahil, genel bütçeye dağıtılıyor. Her hükümet de bunlardan pay alıyor. Haliyle hiçbiri iktidardan ayrılmayacak.

sd
TM ile Merkez Bankası, Daniel Kasırgası'ndan etkilenen şehirlerin yeniden inşası için yapılacak harcama konusunda anlaştı (TM)

Dağari, TM ve Merkez Bankası'nın kısa bir süre önce Daniel Kasırgası'ndan etkilenen şehirlerin yeniden inşası için 3 yıllık bir süre zarfında kademeli olarak yapılacak harcama konusunda anlaşmaya vardıklarını söyledi. Her iki hükümetin liderlerinin, kendi nüfuz bölgelerinde yaşayan vatandaşların bu hükümetler tarafından alınan ve genel olarak seçimlere hazırlanmakla ilgili olmayıp, belirli bir tarafın taleplerinin karşılanması, bazı gıda maddelerinin tedariğinin desteklenmesi ya da küçük hibelerin sağlanması ile sınırlı olan kararlara dikkat çeken Dağari, yapılan çalışmalardan memnun olup olmadıklarını öğrenmek isteyip istemediklerini merak ettiğini dile getirdi.

Dağari, TM ve DYK başkanlıklarının ve üyelerinin çoğunluğunun, gerek seçim yasaları üzerinde fikir birliğine vararak gerekse anayasa taslağı hazırlayarak’ ülkedeki bölünmeyi ele almaya ve siyasi süreçte ilerlemeye yönelik çağrıları görmezden gelmeye devam etmelerini eleştirdi.

İstikrar Hükümeti’nin Yerel Yönetim Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde Derne şehrini vuran Daniel Kasırgası nedeniyle evleri hasar gören 400 aileye tazminat belgelerini dağıttı. Öte yandan UBH’nin medya platformu, son günlerde Başbakan Dibeybe’nin gençlere ve ihtiyaç sahibi ailelere konut sağlama girişimi kapsamında başkent Trablus’un güneyindeki Suvani Bin Adem bölgesinde nakit kredi için aday listelerini açıkladığı aktarıldı.

Libyalı siyasi aktivist Ahmed et-Tevati, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

İki hükümetin de geçtiğimiz yılın başlarında bir şekilde seçim düzenlemeye hazır olduklarını açıklamaları, aralarındaki rekabetin ciddiyeti konusunda şüphe yaratma girişiminden başka bir şey değildi. Bathiliy’nin inisiyatifinin engellenmesiyle birlikte seçimlerle ilgili açıklamalar da azaldı.

Tevati, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, bir şehrin içinde bulunduğu koşulların düzeltilmesi, belirli bir kesimin maaşlarının iyileştirilmesi ya da bir okul veya köprü inşa edilmesi gibi her iki hükümetin de yaptığı hizmetlerin Libyalılara asıl hayalleri olan seçimleri unutturmayacağını söyledi.

Libyalıların her iki hükümetin de vaatlerinden yüz çevirdiklerini ve kararlarının gerekçeleri konusunda şüphe duyduklarını belirten Tevati, İstikrar Hükümeti Başbakanı Hammad'ın, Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Mareşal Halife Hafter'in oğlu Belkasım'ı Derne ve kasırga felaketinden etkilenen diğer şehirler ve bölgeler için İcra Direktörü olarak atama kararı sonrası başlayan tartışmalara dikkati çekti.

Tüm taraflara halkın gösterdiği sabra daha fazla güvenmemeleri tavsiyesinde bulunan Tevati, özellikle mali ve düzenleyici kurumların raporlarının, geçtiğimiz yıl ülkenin yasama ve yürütme organlarına yapılan toplam harcamalardaki artışa ilişkin ortaya çıkardığı sonuçların gerilimi tırmandığını hatırlattı. Tevati, UBH’nin Maliye Bakanlığı tarafından yayınlanan Aydınlatma ve Şeffaflık Raporu'na göre, toplam harcamaların 3 milyar 855 milyon dinar (Libya’da 1 dolar 4,81 dinar) olarak gerçekleştiğini de sözlerine ekledi.



Kaynaklar, Kahire’deki Fetih-Hamas görüşmelerinin perde arkasını Şarku’l Avsat’a anlattı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kenti yakınlarında bulunan Balata Mülteci Kampı’nda bir Filistinli, çarşamba günü İsrail işgal ordusuna ait bir araca taş atarken (EPA)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kenti yakınlarında bulunan Balata Mülteci Kampı’nda bir Filistinli, çarşamba günü İsrail işgal ordusuna ait bir araca taş atarken (EPA)
TT

Kaynaklar, Kahire’deki Fetih-Hamas görüşmelerinin perde arkasını Şarku’l Avsat’a anlattı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kenti yakınlarında bulunan Balata Mülteci Kampı’nda bir Filistinli, çarşamba günü İsrail işgal ordusuna ait bir araca taş atarken (EPA)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kenti yakınlarında bulunan Balata Mülteci Kampı’nda bir Filistinli, çarşamba günü İsrail işgal ordusuna ait bir araca taş atarken (EPA)

Filistinli kaynaklar, Fetih Hareketi’nden üst düzey bir heyetin birkaç gün önce Mısır’ın başkenti Kahire’de Hamas başta olmak üzere Filistinli grupların temsilcileri ve yöneticileriyle gerçekleştirdiği görüşmelerin ayrıntılarını açıkladı. Görüşmelerin, yakın zamanda yeniden bir araya gelinmesi konusunda anlaşmaya varılmasıyla sona erdiği belirtildi.

Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan, biri Hamas’tan diğeri başka bir Filistinli gruptan iki kaynak, İsrail’de gelecek salı günü yapılacak Knesset seçimlerinin ardından görüşmelerin sürdürülmesine ve bir anlaşmaya varılmasına karar verildiğini söyledi.

Hamaslı kaynak, hareketin Batı Şeria’daki siyasi büro başkanı Zahir Cebbarin ile siyasi büro üyeleri Gazi Hamad ve Hüsam Bedran’ın yer aldığı heyetin, Cibril Recub başkanlığındaki Fetih heyetiyle iki görüşme gerçekleştirdiğini belirtti. Fetih heyetinde Muhammed Iştiyye de yer aldı. İlk görüşmeye Mısır İstihbarat Teşkilatı’nda Filistin dosyasından sorumlu Tümgeneral Ahmed Abdülhalik’in katıldığı kaydedildi.

Hamaslı kaynak ilk görüşmeyi olumlu olarak nitelendirirken, Fetih’ten bir kaynak ile görüşmelerin sonuçları hakkında bilgilendirilen iki Filistinli grubun temsilcisi, toplantının sonuçlarının beklentileri karşılamadığını ifade etti. Kaynaklardan biri görüşmeyi başarısız olarak tanımladı.

Söz konusu kaynaklara göre görüşmede somut bir uzlaşmaya varılamadı ve üzerinde ilerleme sağlanabilecek herhangi bir mutabakat ortaya çıkmadı. Bununla birlikte, tarafların birbirlerinin taleplerini dinlemeye istekli olması ve toplantının genel atmosferi olumlu değerlendirildi.

Dört kaynak, ilk görüşmede Hamas heyetinin Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) yeniden yapılandırılması, Yüksek Mahkeme, kamu görevleri, Gazze’deki kamu çalışanlarının durumu ve pasaportlar gibi başlıkları gündeme getirdiğini aktardı. Hamas ayrıca, Batı Şeria’da Filistin Yönetimi’ne bağlı güvenlik birimlerinin hareket mensuplarına yönelik uygulamalarına itiraz etti.

cdvfgbhj
Mısır Dışişleri Bakanı, Nisan 2025’te Kahire’de Fetih Hareketi heyetini kabul ederken (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Hamas heyeti, bölünmüşlüğün sona erdirilmesine zemin hazırlayacak bu önemli meselelerin tümüne çözüm bulunması gerektiğini vurguladı. Bununla birlikte görüşmelerde özellikle FKÖ meselesine ağırlık verildi. Filistin ulusal projesiyle ilgili konuların ve bu projenin geleceğinin ele alınması gerektiği ifade edildi.

Kaynakların çoğunun daha önemli ve ciddi olarak nitelendirdiği ikinci görüşmede ise Fetih heyeti, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın hazırladığı ve Hamas’ın kabul etmesini şart koştuğu belgeyi sundu.

Şarku’l Avsat, geçen ayın sonunda söz konusu belgede yer alan maddelerin ayrıntılarını yayımlamıştı. Belgede şu talepler yer alıyordu:

  • Gazze’deki darbe sonuçlarının ortadan kaldırılması.
  • Tek sistem, tek hukuk ve meşru silah ilkesine bağlı kalınması.
  • Filistinlilerin tek meşru temsilcisi olarak FKÖ’ye ve örgütün programına bağlılık gösterilmesi.
  • Barışçıl halk direnişinin benimsenmesi.
  • Uluslararası meşruiyet kararlarına dayanan iki devletli çözüm temelindeki siyasi çözüme bağlı kalınması.
  • Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın kararıyla bir teknokratlar hükümetinin kurulması ve bu hükümetin Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze Şeridi’nde görev yapması.
  • Kapsamlı bir barış anlaşmasına ulaşmaya yönelik müzakerelerin FKÖ’nün sorumluluğunda yürütülmesi.

Hamas'ın çekinceleri

Hamas’tan bir kaynak ile başka bir Filistinli gruptan bir kaynak, hareketin Abbas’ın belgesindeki üç maddeye itiraz ettiğini ve üç konuda çekince ileri sürdüğünü belirtti.

Kaynaklar, Hamas’ın FKÖ’yü ve örgütün programını tanımaya karşı olmadığını, ancak örgütün özellikle İsrail’i tanıma, İsrail’le güvenlik koordinasyonu yürütme ve Filistinlileri İsrail’e bağlayan diğer siyasi yükümlülüklerini kabul etmeyeceğini vurguladı.

xcd
Fetih Hareketi Merkez Komitesi Genel Sekreteri Cibril Recub (AFP)

İki kaynağa göre anlaşmazlık yaratan bir diğer konu, Hamas’ın iki devletli çözümü kabul etmeden, 4 Haziran 1967 sınırlarında bir Filistin devletinin kurulmasını kabul edip etmeyeceği meselesiydi. Hamas, İsrail’i ikinci bir devlet olarak tanımayı reddettiği için iki devletli çözüm formülüne karşı çıkıyor.

Son anlaşmazlık ise direnişin yalnızca barışçıl yöntemlerle sınırlandırılması talebiyle ilgiliydi. Hamas heyeti, diğer direniş biçimlerini dışlamayacak başka bir ifadenin kullanılmasını istedi.

Aynı kaynaklar, bu konuların çözüme kavuşturulamadığını belirtti. Fetih heyetinin, söz konusu meseleleri hareket içinde ve Devlet Başkanı Abbas’la görüşmek üzere gündemine alacağını Hamas heyetine bildirdiği aktarıldı. Abbas’ın ise Hamas’ın belgede yer alan bütün maddeleri kabul etmesi konusunda ısrarcı olduğu değerlendiriliyor.

Diğer Filistinli gruplarla görüşmeler

Fetih ve Hamas heyetleri, İslami Cihad, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi ve Fetih’ten ayrılan Muhammed Dahlan’ın liderliğindeki Fetih Demokratik Reform Akımı da dahil olmak üzere diğer Filistinli gruplarla da görüşmeler gerçekleştirdi. Toplantılarda aynı meseleler ele alındı.

Fetih heyeti ile Dahlan’ın liderliğindeki akım arasındaki görüşmede ise iç uzlaşı konusu öne çıktı. Dahlan’a bağlı heyet, hareketten ihraç edilen tüm üyelerin yeniden Fetih’e alınmasını, maaşları kesilen kişilerin ödemelerinin tekrar başlatılmasını ve bütün üyelerin Merkez Komitesi ile Devrim Konseyi gibi hareketin çeşitli organlarına yeniden dahil edilmesini talep etti.

Fetih heyeti başkanı Cibril Recub, söz konusu talepleri Devlet Başkanı Abbas’a ileteceğini belirtti.

Fetih heyeti ayrıca İslami Cihad yönetimiyle bir görüşme yaptı. Her iki hareketten kaynaklar, toplantının son derece olumlu geçtiğini ifade etti.

Fetih’ten bir kaynak, İslami Cihad’ın ulusal uzlaşı çerçevesinde varılacak tüm anlaşmalara bağlı kalacağını teyit ettiğini söyledi. Ancak İslami Cihad’ın da direniş kavramına ilişkin ifadenin değiştirilmesini ve direnişin yalnızca barışçıl halk direnişiyle sınırlandırılmasını talep ettiği belirtildi.

Hamas ve diğer Filistinli gruplardan dört kaynak, Mısırlı yetkililerin görüşmeler sırasında Kahire’nin ulusal diyalog çağrısı yapma görevi bulunmadığını, bu yöndeki kararın Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas tarafından alınması gerektiğini vurguladığını aktardı. Mısır’ın ise böyle bir diyaloğa ev sahipliği yapmaya tamamen hazır olduğu ifade edildi.

Aynı kaynaklara göre Mısır tarafı, ikili görüşmelerin kapsamlı ulusal diyalog öncesinde tüm meselelerde uzlaşmaya varılmasının önünü açması gerektiğini belirtti. Yeni bir başarısızlığa izin verilmemesi gerektiğini vurgulayan Mısırlı yetkililer, genel diyalog sürecine geçilmeden önce bütün temel konularda mutabakat sağlanmasının zorunlu olduğunu kaydetti.

Kaynaklar, kapsamlı diyalog toplantısının tüm Filistinlilerin yanı sıra Arap ve İslam ülkelerinin, Avrupa ülkelerinin ve ABD’nin de yakın takibinde olacağını belirtti. Toplantının, önümüzdeki dönemde Filistinlilerin seçeneklerini ve geleceklerini belirlemeye yönelik, uluslararası destek gören bir siyasi sürecin önünü açabileceği değerlendiriliyor.


Saddam Hafter’in Libya’nın güneyindeki askeri üs hamlesi ve arkasındaki boyutlar

Ulusal Ordu" Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, güneydeki el-Vav Askeri Üssü'nde incelemelerde bulunuyor (Ulusal Ordu)
Ulusal Ordu" Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, güneydeki el-Vav Askeri Üssü'nde incelemelerde bulunuyor (Ulusal Ordu)
TT

Saddam Hafter’in Libya’nın güneyindeki askeri üs hamlesi ve arkasındaki boyutlar

Ulusal Ordu" Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, güneydeki el-Vav Askeri Üssü'nde incelemelerde bulunuyor (Ulusal Ordu)
Ulusal Ordu" Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, güneydeki el-Vav Askeri Üssü'nde incelemelerde bulunuyor (Ulusal Ordu)

Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Korgeneral Saddam Hafter’in ülkenin güneybatısındaki Vav Askerî Üssü’ne gerçekleştirdiği ziyaret, güneydeki Fizan bölgesinin sınır güvenliği alanında karşı karşıya olduğu sorunları yeniden gündeme taşıdı.

Geçen şubat ayından bu yana askerî noktalara yönelik saldırıların tekrarlanması, güvenlik endişelerini artırıyor. Söz konusu saldırıların, Muhammed Verdagu’nun liderlik ettiği silahlı grup tarafından gerçekleştirildiği belirtiliyor. Grubun faaliyetlerinde gerileme yaşanmasına rağmen, yerel basında yer alan son haberlerde Batı Libya’daki ittifaklar aracılığıyla nüfuzunu yeniden tesis etmeye çalıştığı öne sürülüyor.

Saddam Hafter, pazartesi günü gerçekleştirdiği ziyaretin amacını vurgulayarak bunun sınır güvenliğini sağlama ve Libya’nın egemenliğini koruma çalışmalarını yerinde takip etmeye yönelik saha ziyaretleri kapsamında yapıldığını belirtti. Üste görev yapan subay ve askerlerle bir araya gelen Hafter, personelin bölgenin güvenliğini sağlama ve sınır aşan suç örgütleriyle mücadele kapsamında üstlendiği görevler hakkında bilgi aldı.

Hafter, ziyaretin ardından yaptığı açıklamalarda, kaçakçılık ve organize suçlarla mücadelenin sürdürülmesinin önemine de dikkat çekti. Genel Komutanlığın güney bölgesine yönelik vizyonunun yalnızca sınırların korunmasıyla sınırlı olmadığını belirten Hafter, güvenliğin pekiştirilmesi, kalkınmanın desteklenmesi ve ekonomik faaliyetlerin canlandırılmasının da bu yaklaşımın devamı olduğunu ifade etti.

Verdagu’nun Batı Libya’daki temasları gündemde

Genel Komutanlığa yakınlığıyla bilinen askerî araştırmacı Muhammed Terhuni, Muhammed Verdagu ve liderliğini yaptığı, “Güneyi Kurtarma Harekât Odası” olarak bilinen yapının Batı Libya’daki silahlı gruplarla gerçekleştirdiği toplantı ve temaslara ilişkin haberlere dikkat çekti.

Terhuni, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ismini vermediği bazı tarafların güneydeki dengeleri yeniden değiştirmeye çalıştığını savundu. Terhuni, bu girişimlerin Libya’daki siyasi sürecin ilerletilmesi ve bölünmüşlüğün sona erdirilmesi amacıyla uluslararası düzeyde yakınlaşma işaretlerinin görüldüğü bir eş zamanlı olduğunu belirtti.

Yerel basında daha önce de Verdagu ile Batı Libya’daki Ulusal Birlik Hükümeti arasında bağlantılar bulunduğuna ilişkin haberler yayımlanmıştı. Ancak hükümetten üst düzey bir yetkili, daha önce Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bu yöndeki iddiaları reddetmişti. İki taraf arasındaki ilişkilerin niteliğini kesinleştirecek bağımsız kanıtlar ise ortaya konmuş değil.

Vav Üssü stratejik konumuyla öne çıkıyor

Libya’nın güneybatısında, Nijer ve Çad sınırlarına yakın çöl bölgesinde bulunan Vav Askerî Üssü, kontrol edilmesi güç geniş bir güvenlik sahasının parçası olması nedeniyle önem taşıyor. Sınır aşan hareketlilik, kaçakçılık faaliyetleri ve silahlı grupların varlığı, bölgedeki güvenlik sorunlarını daha da karmaşık hâle getiriyor.

Geçen şubat ayından itibaren orduya bağlı üs ve stratejik noktalara yönelik saldırılar tekrarlandı. Bu saldırıların bir kısmı, Verdagu’nun liderliğindeki grupla ilişkilendirildi. Nijer sınırındaki Tüm Sınır Kapısı’na düzenlenen saldırı, grubun faaliyetleriyle bağlantılı öne çıkan operasyonlardan biri olarak kayda geçti. Bazı Libya aşiretleri ve belediyeler de daha önce söz konusu gruba atfedilen saldırıları kınamıştı.

Saddam Hafter’in Vav Üssü ziyareti sırasında sınır güvenliği konusu ön plana çıktı. Hafter, bir Türk şirketi ile yürütülmesi kararlaştırılan proje kapsamında sınırların korunması, yönetilmesi ve gözetlenmesine yönelik sistemin geliştirilmesi çalışmalarının sürdürüleceğini belirtti.

Geçen temmuz ayında Libya’nın güney sınırlarında yaşanan istikrarsızlık ve silah ile uyuşturucu kaçakçılığındaki artış, Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanlığını, geniş bir alana yayılan sınır hattında kontrolü güçlendirmek amacıyla Türk şirketiyle iş birliğini genişletmeye yöneltmişti.

Güneydeki Harawa Belediyesi ileri gelenleri, Korgeneral Saddam Hafter'i karşılıyor (Genel Komutanlık)
Güneydeki Harawa Belediyesi ileri gelenleri, Korgeneral Saddam Hafter'i karşılıyor (Genel Komutanlık)

Güvenlik ve kalkınma birlikte ele alınıyor

Saddam Hafter’in açıklamaları yalnızca askerî konularla sınırlı kalmadı. Hafter, altyapı yatırımlarına ilişkin projelere de değindi. Bu kapsamda Sirte-Sukna-Sebha uluslararası kara yolu, Sirte Serbest Bölgesi, güneyde bulunan şehirler arasındaki yolların bakımı ve yıllardır âtıl durumda olan tarım projelerinin yeniden canlandırılması öne çıktı.

Hafter, söz konusu projelerin ülkenin kuzeyi ile güneyi arasındaki bağlantıyı güçlendirmeyi, ayrıca Afrika’daki komşu ülkelerle ticaret ve yatırım imkanlarını geliştirmeyi amaçladığını söyledi.

Fizan bölgesindeki toplumsal kesimlere de övgüde bulunan Hafter, bu kesimlerin güneyin güvenliğini tehlikeye atmaya yönelik girişimleri reddettiğini ifade etti. Bölge halkına desteğin sürdürüleceğini kaydeden Hafter, hizmetlerin iyileştirilmesi ve yaşam koşullarının geliştirilmesi yönündeki çalışmaların devam edeceğini belirtti.

Güvenlik ile kalkınmanın birlikte ele alınması, güney Libya’da istikrarın yalnızca askerî birliklerin konuşlandırılmasıyla değil, altyapının iyileştirilmesi ve ekonomik fırsatların artırılmasıyla da sağlanabileceği yaklaşımını yansıtıyor.

Hafter Hırava’da aşiret temsilcileriyle görüştü

Genel Komutanlık, dün Saddam Hafter’in Hırava Belediyesine gerçekleştirdiği ziyaretin ayrıntılarını da paylaştı. Hafter, bölgede Süleyman, Cemaat ve Amamra aşiretlerinin şeyhleri ve ileri gelenleri tarafından karşılandı.

Genel Komutanlığın açıklamasına göre aşiret temsilcileri, Genel Komutan Yardımcısı’nın ziyaretinden duydukları memnuniyeti dile getirerek, Silahlı Kuvvetler Genel Komutanlığının güvenlik ve istikrarın korunmasındaki rolünü takdir etti. Temsilciler ayrıca ülkenin korunması, egemenliğinin savunulması ve birliğinin sürdürülmesine yönelik çabalara desteklerini bildirdi.

Saddam Hafter ise Süleyman, Cemaat ve Amamra aşiretlerinin “millî rolüne” övgüde bulundu. Aşiretlerin tarih boyunca sergilediği tutumları takdir eden Hafter, “Kerame Muharebesi” sırasında silahlı kuvvetlere verdikleri desteğe, toplumsal bütünlüğün korunmasına ve ulusal uzlaşı çabalarına katkılarına dikkat çekti.


Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
TT

Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)

Irak’ta yürütme ve yasama organları, dün “silahların devletin kontrolünde toplanması” projesine karşı çıkanlara yönelik yaptırım uygulanabileceği uyarısında bulundu. İktidardaki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, silah meselesinin 30 Haziran 2027’ye kadar çözüme kavuşturulmasını öngören anlaşmaya bağlılığını teyit etti.

Irak hükümeti de kurumlarına yasaları uygulama ve “silahların devlet kontrolünde toplanmasına ilişkin devlet kararlarını engelleyen, bu girişimlere katılan veya katkıda bulunan herkes hakkında cezai şikâyet süreçlerini başlatma” talimatı verdiğini açıkladı.

Irak Meclis Başkanı Heybet el-Halbusi de iç barışın korunması, hukukun uygulanması ve silahların devletin kontrolünde toplanması amacıyla hükümetin attığı adımlara destek verdiğini bildirdi.

Ankara’dan Irak ve Suriye açıklaması

Öte yandan Türkiye Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye’nin “komşuları Suriye ve Irak ile sınırlarının güvenliği tamamen sağlanana kadar” bu ülkelerdeki askerlerini tutmaya devam edeceğini söyledi.

Güler, “Kuvvet yapımız ve konuşlanmamız; terör tehdidinin gelişimine, sınır güvenliğimize ve sahadaki gelişmelere göre belirleniyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Iraklı bazı silahlı grupların, silahların devlet kontrolünde toplanması planına katılmayı kabul etmeleri karşılığında öne sürdükleri şartlardan biri de Türk askerlerinin Irak’tan çekilmesiydi.