Mısır nükleer reaktörü: Yeni bir idari adım için resmi hazırlık

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ed-Daba'daki ‘dördüncü reaktörün’ açılış törenine katılacak.

Mısır'daki ed-Daba Nükleer Santrali’nde ilk ağır nükleer ekipman. (Mısır Nükleer Santraller Kurumu Facebook sayfası)
Mısır'daki ed-Daba Nükleer Santrali’nde ilk ağır nükleer ekipman. (Mısır Nükleer Santraller Kurumu Facebook sayfası)
TT

Mısır nükleer reaktörü: Yeni bir idari adım için resmi hazırlık

Mısır'daki ed-Daba Nükleer Santrali’nde ilk ağır nükleer ekipman. (Mısır Nükleer Santraller Kurumu Facebook sayfası)
Mısır'daki ed-Daba Nükleer Santrali’nde ilk ağır nükleer ekipman. (Mısır Nükleer Santraller Kurumu Facebook sayfası)

İlk nükleer santralini Akdeniz kıyısındaki ed-Daba şehrinde kurma konusunda yeni bir idari adıma doğru ilerleyen Mısır, santraldeki dördüncü reaktörün açılış törenine katılmak üzere Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i kabul etmeye hazırlanıyor. Şarku'l Avsat'ın görüştüğü uzmanlar, bu ziyaretin, “Moskova'nın izolasyonunun sona erdirilmesine vurgu” ve “bölgede daha büyük bir rol üstlenmeye yönelik çaba” da dahil olmak üzere çeşitli anlamlar taşıdığını söyledi.

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Putin'in ed-Daba Nükleer Santrali’ndeki dördüncü nükleer reaktörün açılış törenine katılmasının planlandığını bildirdi. Peskov, cuma günü bir gazetecinin sorusuna, “Evet, bunun için (Putin’in törene katılması) zaten hazırlıklar yapılıyor ve bu tören çok önemli” yanıtını verdi.

dfergvt
Kasım 2023'te reaktör çekirdek tuzağının kurulumu gerçekleşti. (Mısır Nükleer Santraller Kurumu)

Rus RT Arabic kanalının haberine göre, Peskov, “Mısırlı ortaklarla çeşitli alanlarda iş birliğinin sürdürüldüğünü” belirtti ve Kahire'yi “çok önemli bir ortak” olarak değerlendirdi. Peskov, “ülkenin nükleer endüstride küresel düzeydeki yeteneklerine” dikkat çekerek, ülkesinin “rekabet edilmesi çok zor olan daha iyi, daha ucuz ve daha kaliteli hizmetler sunduğunu” söyledi.

Dört adet 3+ nesil reaktör

Mısır, 2015 yılında Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom ile Akdeniz kıyısındaki ed-Daba şehrinde basınçlı suyla çalışan dört adet 3+ nesil reaktörü içeren bir nükleer santral kurmak üzere anlaşma yapmıştı. Her biri 1.200 megavat olmak üzere toplam 4.800 megavat kapasiteli, maliyeti 30 milyar dolara varan projenin yüzde 85'i 25 milyar dolarlık Rusya kredisiyle finanse ediliyor.

Nükleer santralin dördüncü ünitesinin temeli olarak kullanılacak beton levhanın dökülmesi süreci, hazırlık aşamasının sona erdiğini ve projenin temel aşamasının başlangıcına geçiş anlamına geliyor.

Kahire'nin eski Moskova Büyükelçisi ve Mısır Dışişleri Konseyi Direktörü Büyükelçi İzzet Saad, Şarku'l Avsat'a şunları söyledi:

“Putin'in Kahire ziyareti, Mısır ile Rusya arasındaki ilişkilerin spesifikliğine ve ed-Daba projesinin temsil ettiği nükleer enerjinin barışçıl kullanımı alanında iş birliğinin önemine vurgu da dahil olmak üzere birçok sembol ve çağrışım taşıyor. Ziyaret, iki ülke arasındaki önemli ve sürdürülebilir stratejik iş birliğinin kanıtıdır ve sıradan görülmemelidir.”

gfbrt
Mısırlı ve Rus yetkililer ed-Daba sahasındaki reaktör çekirdek tuzağı önünde. (Mısır Nükleer Santraller Kurumu)

Kahire Üniversitesi'nden Siyaset Bilimi Profesörü Nurhan eş-Şeyh de Saad ile aynı fikirde. Şarku'l Avsat'a konuşan eş-Şeyh, “Putin'in ziyareti, Mısır ile Rusya arasında son iki yıldır durmayan ve önceden belirlenen takvime göre ilerleyen stratejik iş birliğinin gücünü gösteriyor” dedi.

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom, geçtiğimiz günlerde Kahire'de bir şube açacağını duyurdu. Rosatom’un Mısır'daki ofisinin bölge müdürü Murad Aslanov, “Şirket, Mısır'daki tüm yurt dışı ofislerinin birleştirilmesiyle yurt dışındaki projelerinin altyapısını birleştirmek için büyük ölçekli bir girişim başlattı” dedi. Ed-Dabaa Nükleer Santrali, şirketin Afrika'daki ‘en büyük’ projesi.

Ed-Daba, Mısır'daki ilk nükleer tesis ve Kahire'nin yaklaşık 300 kilometre kuzeybatısında, Akdeniz kıyısındaki Matruh vilayetinde yer alıyor. Kuruluş anlaşması, Rusya'nın 10 yıl süreyle teknik destek, bakım ve eğitim hizmetleri sağlamasını kapsıyor.

rfvgtbh
Ed-Daba Nükleer Santrali sahası. (Mısır Nükleer Santraller Kurumu)

Putin'in ziyareti, Mısır'la siyaset ve nükleer enerji alanlarındaki ikili iş birliğinin boyutlarının görüşülmesiyle sınırlı kalmayacak. Görüşmenin başka amaçları da var. Bunu, “Rusya'nın küresel stratejideki konumuyla ilgili” olarak özetleyen İzzet, şunları söyledi:

Putin'in yaklaşan Kahire ziyareti, Ukrayna'ya karşı savaşın ikinci yılının tamamlanmasından önce gerçekleşiyor. Bu da özellikle Putin'in hem Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) hem de Suudi Arabistan'a yaptığı son ziyaretten sonra, Moskova'nın izolasyonuna ilişkin her türlü konuşmanın kesinlikle saklı tutulması gerektiği anlamına geliyor.

Eş-Şeyh ise “Putin'in Suudi Arabistan ve BAE ziyaretiyle Moskova’nın Rusya'ya uygulanan izolasyonu kırdığını ve Kahire'yi ziyaret ederek bunu doğrulayacağını” ifade etti. Eş-Şeyh, “Bu şu anlama geliyor: Rusya Devlet Başkanı, dost ülkelerle yapılan anlaşmalara ve gündemlere göre hareket ediyor. Yaptırımların, hatta Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) kararının bile hiçbir etkisi yok.” dedi.

Putin'in izole edilmesi

Şubat 2022'de Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşının başlamasından bu yana ABD ve Avrupa, Putin'i izole etmeye çalıştı. Söz konusu izolasyonu kırmak isteyen Putin, geçtiğimiz aralık ayında Suudi Arabistan ve BAE'yi ziyaret etti.

Eş-Şeyh’in belirttiği, Putin'in Kahire ziyaretinin bir başka göstergesi de “Moskova'nın Ortadoğu’ya olan ilgisinin teyit edilmesi” ile ilgili. “Hamas hareketinden bir heyetin Moskova'yı ziyaretine ve Rusya'nın İran ile Pakistan arasındaki gerilimi yatıştırmak için müdahalesine” dikkat çeken eş-Şeyh, sözlerini şöyle sürdürdü:

Moskova, Ortadoğu ve Afrika'daki rolünü artırıyor. Gazze Savaşı, Sisi ve Putin'in görüşmelerinin gündeminde yer alacak önemli dosyalardan biri. Askeri operasyonların durdurulması sonrasında Gazze Şeridi’nin geleceği, savaşın sonuçları ve ayrıca Kızıldeniz bölgesindeki gerginlikler de görüşmede yer alacak.

sebgtrh
Ed-Daba Nükleer Santrali’nin kurulmasına ilişkin anlaşmanın iki ülke cumhurbaşkanlarının huzurunda imzalanması. (Arşiv)

Eş-Şeyh, “Moskova, Kızıldeniz'le ilgileniyor ve Sudan'ın Flamingo bölgesinde askeri üs haline getirmeyi umduğu bir toplama noktasına sahip. Dolayısıyla Amerikan ve İngiliz kuvvetlerinin bu su yolunda ne yaptığıyla ilgileniyor. Kızıldeniz, Kuşak ve Yol Girişimi'nin önemli bir parçası olduğundan, bu askeri operasyonların sadece Husileri değil Rusya ve Çin'i hedef aldığının farkında” ifadelerini kullandı.

Rusya Devlet Başkanı'nın ziyareti

İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki savaşının ışığında, Yemenli Husiler, Kızıldeniz'den geçen ve İsrail’e ait olduğunu söylediği gemilere saldırılar düzenledi. Bunun sonucunda ABD, Babu’l Mendeb Boğazı'ndaki su yolunu korumak amacıyla Refahın Koruyucusu Koalisyonu’nu kurdu. Washington ile Londra, Yemen'de Husilere ait bölgelere saldırılar düzenledi.

“Birçok bölgesel konunun, Sisi ve Putin'in gündeminde olacağını” vurgulayan İzzet, şu ifadeleri kullandı:

Rusya Devlet Başkanı'nın ziyareti uluslararası ve bölgesel gerçekler ışığında okunmalı. ABD, Ortadoğu politikası konusunda kendisini önemli ölçüde gözden geçirmeli. Washington'un İsrail'in bakış açısını dinlemekteki ısrarı ve Gazze'de ateşkesi sağlayamaması, güvenilirliğinin önemli ölçüde erozyona uğramasına yol açtı.

“Rusya'nın bölgedeki krizlere ilişkin tutumunun onu bölge ülkeleriyle yakınlaşmaya itebileceğine” dikkat çeken İzzet, “Moskova’nın Ukrayna'ya karşı savaşla ve iç ekonomik kaygılarla meşgul olması, bölgedeki Afrika kurtuluş hareketlerini savunan bir geçmişi olan büyük bir güç olarak ortaya çıkmasına engel değil” dedi.

“Rusya Ortadoğu'nun istikrarıyla ilgileniyor. Gerilimi tercih eden ABD'nin aksine bölgedeki istikrarı, kendi çıkarları için bir adım olarak görüyor” diyen eş-Şeyh, “Washington'un giderek azalan kamuoyu kabulüyle karşılaştırıldığında, Rusya'nın bölgesel konulara yönelik politikasının popülaritesinin son zamanlarda arttığına” dikkat çekti.

Son yıllarda Moskova, Afrika ve Ortadoğu ülkeleriyle olan ticari varlığını güçlendirirken, bir yanda ABD ve Avrupa, diğer yanda Rusya ve Çin arasında Afrika'da nüfuz kazanmak için yoğun bir rekabet yaşandı.



Suriye, İran savaşında ne kadar tarafsız kalabilecek?

Ahmed Şara, Suriye'nin bölgedeki çatışmaların içine çekilmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi (AFP)
Ahmed Şara, Suriye'nin bölgedeki çatışmaların içine çekilmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi (AFP)
TT

Suriye, İran savaşında ne kadar tarafsız kalabilecek?

Ahmed Şara, Suriye'nin bölgedeki çatışmaların içine çekilmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi (AFP)
Ahmed Şara, Suriye'nin bölgedeki çatışmaların içine çekilmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi (AFP)

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'tan beri yürüttüğü İran savaşı, Suriye yönetimini de tehdit ediyor.

Irak'taki Şii milislerin ve Tahran destekli Hizbullah'ın saldırılarının hedefindeki Suriye, İran savaşında tarafsız kalmaya çalışıyor.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Birleşik Krallık'a (BK) gerçekleştirdiği bu haftaki ziyaretinde Başbakanı Keir Starmer'la bir araya geldi.

Londra yönetiminden yapılan açıklamada, iki ülkenin de Hürmüz Boğazı'nın yeniden tam kapasite faaliyet göstermesi için uygulanabilir bir planın gerekliliği üzerinde durduğu belirtildi.

Şara, BK merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'un düzenlediği etkinlikte ülkesini savaşın dışında tutmak istediğini yineleyerek, "Yeterince savaş yaşadık. Başka bir savaş deneyimine hazır değiliz" dedi.

14 yıl süren yıkıcı iç savaşın ardından Suriye'yi yeni bir çatışmanın içine sokmak istemediğini vurgulayan lider, şöyle devam etti:

Suriye herhangi bir tarafın hedefi haline gelmedikçe, herhangi bir çatışmaya dahil olmayacak. Suriye'nin bir savaş alanı haline gelmesini istemiyoruz. Ancak ne yazık ki bugün işler akıllı kişiler tarafından yönetilmiyor. Durum istikrarsız ve öngörülemez.

Ancak Financial Times'ın analizinde, İran savaşının başından bu yana Suriye topraklarına düzenlenen saldırıların ülkenin tarafsızlık politikasını zora soktuğuna dikkat çekiliyor.

Beyrut'taki düşüne kuruluşu Carnegie Ortadoğu Merkezi'nden Suriye uzmanı Kheder Khaddour, savaşın uzamasıyla Şam yönetiminin çatışmalara çekilebileceğine işaret ediyor:

Suriye ne kadar süre tarafsız kalabilir? Bu savaş ne kadar uzun sürerse, bu çatışma ne kadar yayılırsa Suriye'ye sıçrama riski de o kadar artar.

Reuters'ın geçen ay yayımladığı haberde, ABD'nin Lübnan'daki Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına yönelik operasyonlara katılması için Şara yönetimine baskı yaptığı öne sürülmüştü.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ise iddiaları yalanlayarak "ABD'nin, Suriye'yi Lübnan'a asker göndermeye teşvik ettiği yönündeki haberler yanlış ve gerçeğe aykırıdır" demişti.

Khaddour da "Suriye silahlı kuvvetlerinin böyle bir şey yapma imkanı yok. Kendi topraklarını zar zor koruyacak kadar güce sahipler" diyor.  

Diğer yandan Şam yönetimi, İran savaşının yarattığı krizi kullanarak yatırım çekmeyi de amaçlıyor.

Avrupa temaslarında Almanya'yı da ziyaret eden Şara, Berlin'deki iş insanlarının yer aldığı toplantıda, Hürmüz Boğazı'ndaki durumun yarattığı enerji krizinde Suriye'nin "güvenli bir alternatif rota" oluşturduğunu söyledi:

Suriye güvenli bir liman işlevi görebilir. Stratejik konumu sayesinde tedarik zincirlerinin güvenliğini sağlayabileceği gibi, Akdeniz kıyıları üzerinden enerji tedarikini de güvence altına alabilir.

Irak da yıllar sonra Suriye üzerinden karayoluyla petrol ihracatına bu hafta başladı. Politico'nun aktardığına göre Iraklı yetkililer, kamyonlarla sevkıyatın başarılı olması halinde Kerkük-Baniyas boru hattının tamir edilerek yeniden kullanılabileceğini söylüyor.

Analizde, İran savaşının yarattığı krizde Şara'nın "farklı bir yol çizmeye çalıştığı" yazılıyor. Medya kuruluşuna konuşan kaynaklardan biri şu ifadeleri kullanıyor:

Savaş, Ortadoğu'yu farklı şekilde düşünmeye zorluyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Politico, SANA


"Devlet terörizmi"... Cezayir ile gerilimin azaltılması yolunu raydan çıkarmakla tehdit eden bir Fransız hukuk emsali

Cezayir Cumhurbaşkanı, iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşmeden önce Fransız mevkidaşını kabul etti (AFP)
Cezayir Cumhurbaşkanı, iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşmeden önce Fransız mevkidaşını kabul etti (AFP)
TT

"Devlet terörizmi"... Cezayir ile gerilimin azaltılması yolunu raydan çıkarmakla tehdit eden bir Fransız hukuk emsali

Cezayir Cumhurbaşkanı, iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşmeden önce Fransız mevkidaşını kabul etti (AFP)
Cezayir Cumhurbaşkanı, iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşmeden önce Fransız mevkidaşını kabul etti (AFP)

Cezayir-Fransa ilişkileri, dün Fransa'daki Ulusal Terörle Mücadele Birimi Başsavcı Yardımcısı Olivier Christen'in kışkırtıcı bir basın açıklaması yapmasıyla, zaten gergin olan bir kriz ve gerilim dönemine girdi. Bu açıklama, Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nunez'in, iki ülke arasında, haklarında idari sınır dışı kararı çıkarılmış düzensiz Cezayirli göçmenlerin kabulü konusunda güvenlik iş birliği ve koordinasyonunun yeniden başlatıldığını duyurmasıyla eş zamanlı olarak geldi.

 Fransa'da terörizmle mücadele konusunda uzmanlaşmış adli birimin başkanı (Fransız medyası)Fransa'da terörizmle mücadele konusunda uzmanlaşmış adli birimin başkanı (Fransız medyası)

France Info radyosuna verdiği röportajda Olivier Christen, "devlet terörizmi" olarak nitelendirdiği konularla ilgili devam eden soruşturmalara değinerek özellikle Cezayir, Rusya ve İran'ı örnek gösterdi. Ulusal Terörle Mücadele Savcılığı'nda şu anda bu üç ülkeyi hedef alan sekiz açık "devlet terörizmi" davası bulunduğunu belirtti.

Fransız yargı yetkilisi, Fransa'da yoğun bir şekilde gündeme gelen konulara yanıt verirken, savcılık Bank of America'nın Paris'teki genel merkezine yönelik saldırı planına karışmakla suçlanan dört kişiye dava açtı.

Kristen, “İran devlet terörizmiyle ilgili olarak, şu anda soruşturma altında olan üç vakamız var” dedi ve “başta Rusya ve Cezayir olmak üzere beş vaka daha var” diye ekledi. Devam eden soruşturmaların “aynı mantık çerçevesinde” olduğunu belirten Kristen, “bu yabancı devletler Fransız nüfusuna karşı doğrudan operasyonlar yürütmek yerine, Fransız topraklarında yaşayan muhaliflerini hedef alıyorlar. Fransız nüfusunun açıkça hedef alındığı tek durum İran'dır; İran, özellikle Yahudi topluluğu olmak üzere, düşman olarak gördüğü Fransız toplumunun bir kesimini hedef alıyor” şeklinde açıklama yaptı.

 Fransa İçişleri Bakanı, geçen şubat ayında Cezayir'e yaptığı ziyaret sırasında Cezayirli mevkidaşı ile (Cezayir İçişleri Bakanlığı)Fransa İçişleri Bakanı, geçen şubat ayında Cezayir'e yaptığı ziyaret sırasında Cezayirli mevkidaşı ile (Cezayir İçişleri Bakanlığı)

Şarku’l Avsat’ın Cezayirli gözlemcilerden aktardığına göre Cezayir'e yöneltilen suçlamalar ciddi ve gerilimi azaltma çabalarını baltalayarak, tarihi ve siyasi anlaşmazlıkların ateşine benzin dökebilir. Cezayirli gözlemciler, Cezayir'e atıfta bulunarak "devlet terörizmi" teriminin kullanılmasının, ilişkileri geri dönüşü olmayan bir noktaya itebilecek yasal ve medya açısından bir emsal oluşturduğuna inanıyorlar.

Geri dönüşü olmayan bir noktaya

Fransa terörle mücadele savcısı, Fransa'da bulunan ve ülke yetkilileri tarafından hedef alındığı iddia edilen Cezayirli "muhaliflerin" isimlerini açıklamadı; ancak bir yıldır süregelen tartışmaya bakılırsa, bunun Fransız-Cezayir ilişkilerinde "kriz içinde kriz" oluşturan muhalif YouTuber Amir Boukhors ile ilgili olması muhtemel.     

Muhalif YouTuber Amir Boukhers (kişisel sosyal medya hesabı)Muhalif YouTuber Amir Boukhers (kişisel sosyal medya hesabı)

Nisan 2025'te Fransız savcılar, Paris'te görevli bir Cezayir konsolosluk çalışanını, Nisan 2024'te "Amir DZ" olarak bilinen Boukhors'un kaçırılması ve alıkonulmasıyla bağlantılı olarak "terörizm"le suçladı. Soruşturma süresince gözaltında tutulmasına karar verildi. Geçen hafta, Paris'teki bir soruşturma hakimi, gözaltı süresini bir yıl daha uzattı; bu durum Cezayir'i öfkelendirdi ve iki ülke arasındaki son yakınlaşmayı, özellikle Sahel'deki terörizmle ilgili güvenlik iş birliğine getirilen yasağın kaldırılması konusunda, resmen baltalamakla tehdit etti. Cezayir ayrıca, Fransa'dan sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya olan vatandaşlarının ülkeye girişini reddetme kararını geri almakla da tehdit etti.

Fransa'nın bu yeni gerilime karşılık olarak, Fransa'daki terörle mücadeleden sorumlu adli makamların başkanının açıklamalarından 24 saat sonra Cezayir tarafından tam bir resmi sessizlik olması dikkat çekicidir.

Herhangi bir acil tepkinin olmaması göz önüne alındığında, gözlemciler Cezayir makamlarının sessizliğinin, özellikle çözülmemiş sorunların birikmesi ve ardı ardına gelen krizleri kontrol altına alma konusunda ortak arzuya dair gerçek bir işaretin olmaması nedeniyle, fırtına öncesi sessizlik olabileceğine inanmaktadır.

Paris ile eski sömürgesi Cezayir arasındaki gelişen anlaşmazlıkları yakından takip eden Cezayirli gazeteci Ali Boukhalef'e göre "Devlet terörizmiyle ilgili bu açıklamalar, özellikle ciddi sonuçları göz önüne alındığında, iki ülke arasındaki gerilimi daha da artıracaktır." Fransız Le Point dergisinin Cezayir muhabiri Adlane Meddi ise Fransız yetkililerin "Emir DZ'nin tarafını seçtiklerini ve şimdi kararlarının sonuçlarına katlanmak zorunda olduklarını" ifade etti.

Cezayir haber sitesi Interlignes ise şu ifadeleri kullandı: "Cezayir ve Paris arasındaki ilişkileri iyileştirme girişimlerinin her biri bir engelle karşılaşıyor. İlginçtir ki, bu engel her zaman aynı kaynaktan geliyor." Ayrıca, Olivier Christen'in devlet terörizmiyle ilgili soruşturmalar, özellikle de Cezayir'i ilgilendiren açıklamalar, "durumu sakinleştirmeye katkıda bulunmayacaktır."

Resmi gerilimi azaltma ile medyanın gerilimi tırmandırması arasındaki fark

Hükümet yanlısı haber sitesi "Algeria 54", Cezayir'in adının İsrail ve Amerikan müttefiki tarafından yürütülen bir savaşla işaretlenen jeopolitik bir bağlama sürüklenmesinin, "Fransız derin devletinin Cezayir'e karşı beslediği açık düşmanlığın bir parçası" olduğunu belirtti. Bu yeni hedef alma olayı, bizi Fransız derin devleti ve sömürge dönemine duyulan nostaljinin kalıntıları tarafından Cezayir halkına ve kurumlarına karşı yürütülen Kara On Yıl'da tanık olunan düşmanlık kampanyalarına geri götürüyor."

Tutuklu Fransız gazeteci Christophe Gleize (Sınır Tanımayan Gazeteciler)Tutuklu Fransız gazeteci Christophe Gleize (Sınır Tanımayan Gazeteciler)

Aynı kaynak şöyle devam etti: “Olivier Christen’in bu bariz ihlali, Cezayir ve halkına yönelik neo-kolonyal modelinin kurbanı olan, ölmekte olan bir Fransız rejiminin gerçek yüzünü ortaya koymaktadır. Bu durum Belçika, İsviçre, Portekiz, İspanya ve İtalya gibi diğer Avrupa ülkelerinin, Ortadoğu'daki devam eden savaşın sonuçları bağlamında Cezayir gazına yönelik artan Avrupa talebine atıfta bulunarak, Cezayir ile ilişkilerini güçlendirme ve sağlamlaştırma çabalarını hızlandırdığı bir dönemde gerçekleşmektedir.”

İronik bir şekilde bu yeni gerilim dönemi, İçişleri Bakanı Laurent Nunez'in geçen şubat ayındaki Cezayir ziyaretinin olumlu sonuçlar vermeye başladığını teyit ettiği gün yaşandı. Nunez, Fransız BFM TV kanalına verdiği röportajda, Elysee Sarayı'nın Fas'ın Sahra üzerindeki egemenliğini tanımasının ardından patlak veren ve 18 aydan fazla süren ciddi diplomatik krizin ardından Cezayir ile ilişkilerin "kademeli olarak yeniden başlama aşamasına girdiğini" belirtti.

Fransız yetkili, ikili iş birliğinin omurgasını oluşturan üç stratejik eksen olan güvenlik, adalet ve düzensiz göçle mücadele alanlarında etkin koordinasyonun yeniden başlatılmasını ele aldı. Bu yönde bir açıklama yapan Nunez, "Polis ve adli iş birliğiyle Cezayir ile göç konusunda koordinasyon yeniden ilerlemeye başlıyor" dedi.

Cezayir Cumhurbaşkanı, 18 Şubat'ta Fransa İçişleri Bakanı ile yaptığı görüşme sırasında (Cezayir Cumhurbaşkanlığı)Cezayir Cumhurbaşkanı, 18 Şubat'ta Fransa İçişleri Bakanı ile yaptığı görüşme sırasında (Cezayir Cumhurbaşkanlığı)

Bu açıklığın aksine, Nunez, Cezayir'de "terörizmi yüceltmek" suçlamasıyla hapsedilen Fransız gazeteci Christophe Gleize'nin davası gibi son derece hassas siyasi dosyaların ayrıntılarına girmekten kaçındı ve bunları "Dışişleri Bakanlığı'nın münhasır yetki alanına giren egemen dosyalar" olarak değerlendirdi.


Suriye Dışişleri Bakanlığı, diplomatik misyonlara yönelik her türlü saldırıyı reddettiğini teyit etti

Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP- Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP- Arşiv)
TT

Suriye Dışişleri Bakanlığı, diplomatik misyonlara yönelik her türlü saldırıyı reddettiğini teyit etti

Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP- Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP- Arşiv)

Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, "Suriye'de akredite edilmiş büyükelçiliklere ve diplomatik misyonlara yönelik her türlü saldırıyı veya yaklaşma girişimini kesin ve kararlı bir şekilde reddettiğini" teyit ederek, bu misyonların "uluslararası hukuk ve diplomatik anlaşmalar kapsamında korunduğunu ve devletler ile halklar arasındaki ilişkilerin sembolü olduğunu" vurguladı.

Suriye resmi haber ajansı SANA'ya göre bakanlık ayrıca "ülkelere hakaret eden veya sembollerini zedeleyen her türlü slogan veya eylemi kategorik olarak reddettiğini ve kınadığını" ifade ederek, bu davranışın karşılıklı saygı ve uluslararası iş birliği ilkelerine aykırı olduğunu vurguladı.

Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi: “Vatandaşların görüşlerini ifade etme haklarına saygı çerçevesinde, Bakanlık, kamu güvenliğinin korunmasına tam bağlılıkla, yürürlükteki yasa ve yönetmelikler çerçevesinde bu hakkın kullanılmasının önemini teyit eder ve istikrarı bozabilecek veya elçilikleri ve akredite diplomatik merkezleri etkileyebilecek veya bunlara yaklaşabilecek her türlü uygulamadan uzak durulmasını şart koşar.”

Bu açıklama, İslamcı bir fraksiyonun destekçilerinin, eski rejime karşı ayaklanma sırasında silahlı bir gruba komuta eden Suriyeli bir liderin tutuklanmasını protesto etmek için Şam'daki BAE büyükelçiliği önünde gösteri düzenlemesinden bir gün sonra yapıldı. Protesto sırasında büyükelçilik binasına taş atıldı.