İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları Arakanlı Müslümanların maruz kaldığı trajediyi hatırlatıyor

İsrail güçlerinin, abluka altındaki Gazze Şeridi'ne yönelik yıkıcı saldırıları ve Gazze'deki Filistinlileri zorla yerinden etme planları, akıllara Arakanlı Müslümanların da yıllardır yaşadığı trajediyi getiriyor

(AA)
(AA)
TT

İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları Arakanlı Müslümanların maruz kaldığı trajediyi hatırlatıyor

(AA)
(AA)

Her iki halk da soykırıma, topraklarını ele geçirmek ve orada sadece işgalcilere hizmet eden, asıl sakinlerini de haklarından mahrum eden iktisadi projeler geliştirmek için kasıtlı zorla yerinden etme girişimlerine maruz kalıyor.

Söz konusu iki halkın da geliştirilebilecek muazzam bir servete sahip olduğu biliniyor.

Birleşmiş Milletlere (BM) bağlı insan hakları örgütlerine göre Arakanlı Müslümanlar, onlarca yıldır ordu yetkililerinin elinde acımasız suçlar ve zulümlerle karşı karşıya kalıyor. Tıpkı İsrail'in elindeki Filistin halkının onlarca yıldır savaş suçlarından ve apartheid rejiminden çektikleri gibi.

İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırıları

İsrail, yaklaşık 2 milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze Şeridi'ni 2006'dan bu yana kara, deniz ve havadan abluka altında tutuyor.

BM ve Gazze Şeridi'ndeki makamlara göre, İsrail ordusu 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de çoğu çocuk ve kadın olmak üzere on binlerce kişinin ölümüne ve yaralanmasına, altyapının yıkımına ve benzeri görülmemiş bir insani felakete yol açan yıkıcı saldırılar yürütüyor.

Güney Afrika Cumhuriyeti'nin, İsrail’in Gazze’deki fillerinin Soykırım Sözleşmesi'ni ihlal ettiği gerekçesiyle Uluslararası Adalet Divanında (ICJ) açtığı davayla karşı karşıya olan İsrail, bunu reddediyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'nde altyapıyı, mahallelerin tamamını sistematik olarak yok etmesi, camileri, hastaneleri ve arkeolojik alanları yıkması ve bölgedekilere yönelik tehcir çağrıları, Myanmar'daki cunta yönetiminin, Arakan'da yaptıklarını akıllara getiriyor.

Gazze saldırılarının hedefleri

İsrail, küresel ticaret hacminin yaklaşık yüzde 10'u, Asya ile Avrupa arasındaki deniz yoluyla yapılan konteyner ticaretinin yüzde 100'ünün yapıldığı Süveyş Kanalı'na alternatif bulmanın hayalini kurdu.

İsrail'in hayali olan proje, adını İsrail'in kurucu babası David Ben-Gurion'dan alan, Kızıldeniz ile Akdeniz'i birbirine bağlamayı amaçlayan Ben Gurion Kanalı projesi.

Gözlemciler, İsrail'in kanal projesini yıllardır hayata geçirmeyi planladığını ancak maliyetinin yüksek olması nedeniyle başarısız olduğunu belirtiyor. Ayrıca İsrail'in bu proje için beklenen geliri Gazze'nin tamamını ele geçirmeden karşılayamadığını kaydediyor.

İngiliz gazeteci ve yazar Yvonne Ridley yazısında, "Gazze, bölgedeki ikinci ana kanal için önerilen güzergahın önünde duruyor olabilir. Yeni proje fikrinin yeniden canlanmasını engelleyen tek şey Filistinlilerin Gazze'deki varlığıdır." ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (ESCWA) eski Genel Sekreter Vekili, ekonomi uzmanı Atıf Kıbrısi, "İsrail'in Gazze ve Filistinlilere yönelik savaşının amacı sadece siyasi değil aynı zamanda ekonomik." dedi.

(AA)

İsrail'in Gazze Şeridi kıyısındaki bir doğal gaz sahasını Filistinlilerin kullanmasını engellemeyi düşündüğünü söyleyen Kıbrısi, şöyle devam etti:

Süveyş Kanalı'nın yerine Ben Gurion Kanalı'nı getirmek istiyor. Gazze'yi halkından arındırmadıkça etkili, rahat ve var olamaz. İsrail, bu kanalın inşasını da kapsayacak şekilde Gazze'yi boşaltmaya çalışıyor.

Husilerin Yüksek Siyasi Konsey Üyesi Muhammed Ali el-Husi daha önce Kızıldeniz'de iki İsrail gemisini hedef almalarının ardından X sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımla, Mısır'a, İsrail'in Ben Gurion Kanalı kurma projesinin "geçmişte kaldığı" mesajını göndermişti.

Süveyş Kanalı'na alternatif oluşturması halinde İsrail dünyadaki en önemli nakliye hatlarını kontrol edebilecek ve böylece İsrail limanları Asya ile Avrupa arasındaki bağlantı haline gelecek.

Böylece petrol ve doğal gaz ihraç eden ülkelerin çıkarları, İsrail'in çıkarlarının korunmasıyla bağlantılı hale gelecek.

Gemilerin bir yönden diğerine gittiği tek bir deniz koridoruna bağlı olmayacak olması bunun yerine İsrail'in Kızıldeniz'den Akdeniz'e, Akdeniz'den Kızıldeniz'e olmak üzere iki bağımsız kanalın bulunacak olması Ben Gurion Kanalı projesini Süveyş Kanalı'ndan ayırıyor. Bunun da gemilerin transit sürelerini azaltacağı öngörülüyor.​​​​​



Hamas, Siyasi Büro Başkanı seçimi sürecine yeniden ivme kazandırıyor

Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)
Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)
TT

Hamas, Siyasi Büro Başkanı seçimi sürecine yeniden ivme kazandırıyor

Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)
Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)

Hamas’a yakın iki kaynak dün, hareketin, tüm büro üyelerinin seçimi tamamlanana kadar, yeni bir Siyasi Büro Başkanı seçme sürecine yeniden başladığını bildirdi.

Bu adım, hareketin başkanlık yarışına yeniden ivme kazandırırken, ocak ve şubat aylarında en az iki kez aksayan süreci canlandırıyor.

Gazze içinden bir kaynak, “Doğrudan seçimlerin yapılmasını engelleyen durumlardan artık kurtulundu ve seçim sürecinin yeniden başlatılması için fırsat doğdu” dedi.

Kaynak, ‘engellenen durumların’ bazılarının, Gazze Şeridi’ndeki iç organizasyonel çatışmalarla ilgili olduğunu belirterek, bu sorunların çözülmesinin ardından seçim sürecinin yeniden başlatılmasına karar verildiğini, ayrıca hareketin yürüttüğü dış siyasi ve güvenlik müzakerelerinin de süreci etkilediğini ifade etti.

Görsel kaldırıldı.
Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü ekipleri, İsrail füzesinin isabet ettiği bir aracı inceliyor. (EPA)

Hamas, 1987 yılında kurulduğundan bu yana karşılaştığı en büyük krizi yaşıyor. 7 Ekim 2023’teki saldırıdan sonra başlayan İsrail operasyonları, hareketin farklı kanatlarına ve kademelerine ulaşarak, bir dizi örgütsel ve mali krize yol açtı.

Tahminlere göre, Hamas’ın yurt dışındaki Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal ve Gazze’deki Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye, siyasi büro başkanlığına gelme konusunda en güçlü adaylar olarak öne çıkıyor.

İç ve dış Hamas çevrelerinde yapılan değerlendirmelere göre el-Hayye, Gazze’deki hareketin unsurları ve Hamas’ın askeri kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından destekleniyor. Öte yandan, Halid Meşal’in ise Batı Şeria ve yurt dışındaki Hamas çevrelerinde destek kazandığı belirtiliyor.

Bir dış kaynak, Şarku’l Avsat’a, “Hamas'ın yeni başkanının seçimi, mevcut koşullar ve imkanlar doğrultusunda Gazze Şeridi, Batı Şeria ve yurt dışında mevcut tüm alanlarda yapılacak ve bu süreç kısa süre içinde netleşecek” şeklinde açıklama yaptı.

Yaklaşık bir buçuk yıldır Hamas’ın işlerini yürüten Liderlik Konseyi, 2023 yılı başında, hareketin kalan siyasi büro dönemi (2025'te sona ermesi bekleniyordu ancak bir yıl uzatıldı) boyunca yeni bir başkan seçme sürecini başlattı. Bu seçim, yıl sonu veya gelecek yılın başında yapılacak genel seçimlere kadar geçici bir başkanlık işlevi görecek.

Hareketin başkanlık seçimi için şubat ayında bir girişim olmuş, ancak o dönemdeki ABD-İsrail-İran savaşının başlaması nedeniyle bu girişim engellenmişti.

Seçimler yalnızca iç ve dış Hamas’ı yönetecek yeni bir siyasi büro başkanının seçilmesiyle sınırlı olacak. Siyasi büro için kapsamlı bir seçim ise yıl sonu ya da 2027’nin başına kadar yapılmayacak.

Mevcut Liderlik Konseyi, Gazze Şeridi, Batı Şeria ve yurt dışındaki Hamas liderleriyle Şura Konseyi Başkanı Muhammed Derviş’in başkanlık yaptığı bir yapıdan oluşuyor. Bu konsey, Hamas’ın iç ve dış meselelerini izleyen ve bu meseleler hakkında üyeler arasında istişarelerde bulunan bir danışma organına dönüştürülecek.


Şara, Filistin Başkan Yardımcısı başkanlığındaki bir Filistin heyetini kabul etti

Şara, Filistin Başkan Yardımcısı başkanlığındaki bir Filistin heyetini kabul etti
TT

Şara, Filistin Başkan Yardımcısı başkanlığındaki bir Filistin heyetini kabul etti

Şara, Filistin Başkan Yardımcısı başkanlığındaki bir Filistin heyetini kabul etti

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Şam'daki Halk Sarayı'nda Filistin Başkan Yardımcısı Hüseyin el-Şeyh başkanlığındaki bir Filistin heyetini kabul etti.

Toplantıya Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani katıldı; Filistin tarafından ise Ulusal Konsey Başkanı Rawhi Fattouh, Merkez Komite üyesi Samir al-Rifai ve danışman Wael Lafi hazır bulundu.

Toplantıda, Cumhurbaşkanlığı'nın resmi platformlarında belirttiği üzere, iki kardeş halkın çıkarlarına hizmet edecek şekilde iki ülke arasındaki ikili ilişkileri güçlendirme yolları ele alındı.

dfd

Filistin Devlet Başkan Yardımcısı Hüseyin el-Şeyh görüşmenin ardından "X" platformunda yaptığı paylaşımda, hükümetinin Suriye topraklarının birliğini ve Gazze Şeridi, Batı Şeridi ve Kudüs'teki son gelişmeleri destekleme konusundaki kararlı tutumunu teyit etti.

Geçtiğimiz yıl Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve beraberindeki heyeti Şam'daki Halk Sarayı'nda ağırladı.

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’nun internet sitesinden aktardığına göre, bu gelişme, ülkedeki Filistinli mültecilerin durumuna ilişkin gelişmelerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşti. Suriye Cumhurbaşkanlığı, geçen yıl Eylül ayında, ülkede yaşayan Filistinlileri tanımlamak için kullanılan “ve benzerleri” ifadesinin yeniden gözden geçirileceğini açıklamış, bunun Suriye’deki Filistinlilerin tekrarlanan taleplerine yanıt olduğu belirtilmişti.

Bu kapsamda, söz konusu grubun Suriyeli vatandaşlara uygulanan yasal düzenlemelere dahil edilmesini incelemek üzere bir hükümet komitesi kuruldu. Bu adım, son dönemde bazı Filistinlilerin “ikamet eden” ya da “yabancı” olarak tanımlanmasına yol açan idari değişikliklerin ardından ortaya çıkan hukuki sorunları çözme girişimi olarak değerlendirildi. Söz konusu tanımlamalar, Filistinlilerin haklarına ilişkin endişelere neden olmuştu.

Habere göre, Suriye’deki Filistinliler tarihsel olarak özel bir hukuki statüye sahip bulunuyor. 1956 tarihli 260 sayılı yasa kapsamında, siyasi haklar dışında Suriyelilerle büyük ölçüde benzer sivil haklardan yararlanan Filistinliler, son yıllarda ortaya çıkan idari zorluklara rağmen ülkenin toplumsal yapısının temel unsurlarından biri olmayı sürdürüyor.


Tuaregler Mali'deki hükümeti devirmekle tehdit ediyor

Libya'nın güneybatı sınırında devriye gezen askeri araçlar (Genel Komutanlık Medya Birimi)
Libya'nın güneybatı sınırında devriye gezen askeri araçlar (Genel Komutanlık Medya Birimi)
TT

Tuaregler Mali'deki hükümeti devirmekle tehdit ediyor

Libya'nın güneybatı sınırında devriye gezen askeri araçlar (Genel Komutanlık Medya Birimi)
Libya'nın güneybatı sınırında devriye gezen askeri araçlar (Genel Komutanlık Medya Birimi)

Mali'deki ayrılıkçı Tuareg isyancıları, dün yaptıkları açıklamada, Cemaat Nusrat el-İslam ve-l Muslimin (CNİM)) ile koordineli olarak yürüttükleri saldırılar karşısında askeri cuntanın "çöküş" yaşayacağı tehdidinde bulundu.

Tuareg isyancılarının sözcüsü Muhammed Mevlut Ramazan, Paris ziyareti sırasında AFP'ye yaptığı açıklamada,demeçte, "Bu sistem er ya da geç devrilecek. Bir yanda Azavad Kurtuluş Cephesi'nin kuzeydeki hamleleri, diğer yanda silahlı grupların Bamako ve diğer şehirlere yönelik saldırıları karşısında iktidarda kalmalarının imkanı yok" ifadelerini kullandı.

Rus Güçlerinin Geri Çekilmesi İddiası

Tuaregler, kuzeydeki Kidal bölgesinde bulunan Rus "Afrika Kolordusu" askerlerinin geri çekilmesini öngören bir "anlaşmaya" varıldığını ileri sürdü. Sözcü Ramazan, temel hedeflerini "Rusların Azavad'dan ve tüm Mali topraklarından kalıcı olarak çıkarılmasıdır" şeklinde özetledi.

Fransa Gelişmeleri Uzaktan İzliyor

Öte yandan, bölgedeki nüfuzunu kaybeden Fransa, Mali'deki gelişmeler karşısında etkisiz kalmış görünüyor. Şarkul Avsat’ın edindiği bilgiye göre Paris yönetimi, vatandaşlarına "vakit kaybetmeden" ülkeyi terk etmeleri çağrısında bulundu.

Eski sömürgesindeki kaosu uzaktan izleyen Fransız hükümetinin, kendisini ülkeden çıkaran mevcut askeri cuntayı kurtarmaya niyetli olmadığı belirtiliyor. Ancak isyanın Senegal ve Fildişi Sahili gibi Fransa ile yakın bağları olan Batı Afrika ülkelerine sıçrama riski, Paris'teki endişeleri artırmaya devam ediyor.