Mısır'ın ‘Ortak Arap Savunması’ kapsamında Somali'ye müdahalesinin sınırları neler?

Sisi, Addis Ababa'yı Mogadişu'nun egemenliğinden taviz vermemesi konusunda uyardı.

Somali ve Mısır cumhurbaşkanları Kahire'de gerçekleşen görüşmede. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Somali ve Mısır cumhurbaşkanları Kahire'de gerçekleşen görüşmede. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'ın ‘Ortak Arap Savunması’ kapsamında Somali'ye müdahalesinin sınırları neler?

Somali ve Mısır cumhurbaşkanları Kahire'de gerçekleşen görüşmede. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Somali ve Mısır cumhurbaşkanları Kahire'de gerçekleşen görüşmede. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin Somali'ye destekten bahsederken Ortak Arap Savunma Anlaşması’na değinmesi, 70 yıl önce imzalanan ve 1973 Ekim Savaşı'ndan bu yana kullanılmayan anlaşmayı hatırlattı. Gözlemcilere göre, bu anlaşmadan bahsedilmesi, çeşitli çağrışımlar ve mesajlar taşıyor.

Sisi, Somalili mevkidaşı Hasan Şeyh Mahmud ile Kahire'de pazar günü yaptığı görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında, “Mısır'ın, Somali devletine yönelik herhangi bir tehdide izin vermeyeceğini” söyledi. Sisi, “Somali, Arap Birliği'ne üye bir devlet. Birlik tüzüğü uyarınca, kendisine yönelik herhangi bir tehdide karşı ortak savunma haklarına sahip” ifadelerini kullandı.

Mısır'ın tutumu, Kahire'nin, Etiyopya hükümetinin bu ayın başında Somaliland ile imzaladığı mutabakat zaptını reddetmesini vurgulayan önceki pozisyonların devamı niteliğindeydi. Söz konusu mutabakat zaptına göre, Addis Ababa, Somaliland'ın bağımsızlığının resmi olarak tanınması karşılığında, Kızıldeniz kıyısındaki Berbera Limanı’ndaki 20 kilometrelik kıyı şeridini Etiyopya deniz kuvvetlerinin burada konuşlandırılması için 50 yıl süreyle kullanma hakkı elde ediyor. Uluslararası alanda türünün ilk örneği olacak bu anlaşmayla Etiyopya Havayolları'nın hisselerinin de yüzde 20'si Somaliland’e verilecek.

Ortak Arap Savunma Anlaşması hakkındaki söylemlerin yeniden canlandırılması, özellikle anlaşmanın 74 yıl önce imzalanmasından bu yana birçok soruyu gündeme getirdi. Söz konusu anlaşma, 1950 yılında Mısır'ın başkentinde 7 Arap ülkesi (Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen) tarafından imzalandı. Anlaşmaya 1974'te Somali Cumhuriyeti de dahil oldu. Arap ülkelerinin geri kalanı sonraki yıllarda art arda katılmaya devam etti.

Meşru müdafaa hakkı

Anlaşma 13 madde içeriyor ve protokolü imzalayan herhangi bir devlete yönelik herhangi bir saldırının, diğer eyaletlere yönelik bir saldırı olarak değerlendirileceğini belirtiyor. Yani anlaşmayı imzalayan ülkelerden birine yapılan herhangi bir saldırı, anlaşmayı imzalayan diğer ülkelere yapılmış açık bir saldırı olarak değerlendiriliyor.

Anlaşmada ayrıca, kuruluşunun meşru müdafaa hakkı uyarınca (bireysel ve toplu olarak), saldırıya uğrayan devlet veya devletlerin yardımına koşulması, bireysel ve toplu olarak derhal her türlü tedbirin alınması, saldırıyı püskürtmek, güvenlik ve barışı yeniden tesis etmek için silahlı kuvvet kullanmak da dahil olmak üzere eldeki tüm araçların seferber edilmesi taahhüt ediliyor.

Anlaşma, taraf devletlerden herhangi birinin toprak bütünlüğü, bağımsızlığı veya güvenliği tehdit edildiğinde, taraf devletlerden herhangi birinin talebi üzerine kendi aralarında istişarede bulunmalarına izin veren bir hüküm içeriyor. Buna göre, yakın bir savaş tehlikesi veya ani ve korkulan bir uluslararası durumun ortaya çıkması halinde imzacı devletler, durumun gerektirdiği önleyici ve savunma tedbirlerini almak için planlarını ve çabalarını derhal birleştiriyorlar.

Anlaşmanın sonuçlanmasının ardından, anlaşmanın hükümlerinin Arap Birliği çatısı altında etkinleştirilmesi için çalışacak iki kuruluş kuruldu. Bunlardan biri, üçte iki çoğunlukla alınan kararların tüm üyeler açısından bağlayıcı olduğu Ortak Savunma Konseyi. Diğeri ise 1980 yılında Ekonomik ve Sosyal Konsey olarak yeniden adlandırılan Ekonomik Konsey.

Askeri danışma organı

Anlaşmanın askeri ekinde, anlaşmanın beşinci maddesinde öngörülen daimî askeri komiteyi denetlemek üzere, taraf devletlerin ordularının genelkurmay başkanlarından bir askeri danışma organının oluşturulması da öngörülüyor.

Anlaşmanın beşinci maddesinde öngörülen Daimî Askeri Komite, bir veya daha fazla taraf devlete veya kuvvetlerine karşı meydana gelebilecek her türlü tehlike veya silahlı saldırıya karşı askeri planların hazırlanmasından sorumlu. Bu planlar, Ortak Savunma Konseyi'nin belirlediği esaslara göre hazırlanıyor.

Arap Birliği'nin resmi internet sitesinde, birlikte çalışan kuruluşlar arasında Ortak Savunma Konseyi’ne herhangi bir atıf yapılmaması dikkat çekiyor. Tarihi bir belge olarak Arap Birliği’nin çalışma tüzüğü çerçevesi dışında Ortak Arap Savunma Anlaşması’ndan söz edilmiyor. Siteye göre, bu tüzüğün son güncellemesi 2013 yılında yapılmış.

Arap Birliği'nin internet sitesinde yer alan belgede, anlaşmaya 19 ülkenin (Yemen Krallığı ve 1990 yılında Yemen Arap Cumhuriyeti ile birleşerek Yemen Cumhuriyeti'ni oluşturan Güney Yemen'in adı olan Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti dahil) katıldığı belirtiliyor. Bunlardan sonuncusu ise 1978'de katılan Birleşik Arap Emirlikleri’ydi (BAE).

Anlaşmanın aktif hale gelmesinin, İsrail ile iş birliği yapan ülkelere petrol tedariğinin durdurulması kararına ek olarak, 1973 Ekim Savaşı sırasında Mısır ve Suriye'den gelen Arap kuvvetlerinin teknik teçhizat, kuvvet ve fon gibi çeşitli yollarla katılımıyla gerçekleşmesi dikkat çekicidir.

Ancak İsrail'in 1982'de Lübnan topraklarını işgal etmesi sırasında, anlaşmayı imzalayan ülkeler arasında Lübnan olmasına rağmen anlaşma devreye girmedi. 1990 yılında Irak'ın Kuveyt'e yönelik saldırganlığını durdurmak için anlaşmayı kullanma çabaları da başarısızlıkla sonuçlandı ve Kuveyt'in özgürleştirilmesi süreci, ABD liderliğindeki uluslararası koalisyon çatısı altında yürütüldü.

Ortak Arap Gücü

2015 yılı, anlaşmayla ilgili yeni bir gelişmeyi de beraberinde getirdi. Zira o yıl Ortak Arap Gücü oluşturulmasına yönelik bir protokol oluşturuldu. Arap Birliği, o yılın 29 Mart'ında zirve düzeyinde, Arap Birliği Tüzüğü ve Ortak Arap Savunma Anlaşması ve birlik içindeki ekonomik iş birliği de dahil olmak üzere ilgili Arap belgeleriyle uyumlu olarak Arap ulusal güvenliğini korumak için Ortak Arap Gücü kurulması konusunda anlaşmaya vardı. Değişikliğin üçüncü maddesi, ortak Arap kuvvetlerinin görevlerini belirliyordu. Bu görevler içinde “Savunma Konseyi tarafından kararlaştırılan diğer görevlere ek olarak, yardım operasyonlarının ve insani yardımın güvence altına alınmasına katılım, silahlı çatışmaların çıkmasından kaynaklanan acil durumlarda veya doğal afetlerde sivilleri korumak ve zorluklarla yüzleşmek, terör tehditleri, kara, deniz ve hava taşımacılığı ile arama kurtarma operasyonlarının korunması ve güvenliğinin sağlanması” yer alıyordu. Ancak söz konusu kuvvet, kuruluşundan bu yana faaliyete geçirilmedi.

Ulusal güvenliğe tehdit

Mısır Temsilciler Meclisi'nin Savunma ve Ulusal Güvenlik Komitesi Başkanı Tümgeneral Ahmed el-Avadi, Mısır Cumhurbaşkanı'nın Ortak Arap Savunma Anlaşması'na atıfta bulunmasını ‘önemli bir gösterge’ olarak görüyor. “Somali'nin egemenliğine yönelik saldırının, sadece Somali’ye değil Arap ulusal güvenliğine yönelik bir tehdit olduğuna” dikkat çeken el-Avadi, “Sisi’nin açıklamaları, bir Arap ülkesi olarak Somali'nin topraklarının birliğini ve bütünlüğünü tehdit eden bir tehlikeye maruz kaldığında anlaşmayı devreye sokma hakkının hatırlatılması anlamına geliyor” dedi.

vrvb
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Somalili mevkidaşı Hasan Şeyh Mahmud'u İttihadiyye Sarayı'nda karşıladı. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

El-Avadi, Şarku'l Avsat'a verdiği demeçte, Etiyopya hükümetinin ayrılıkçı Somaliland bölgesiyle yaptığı anlaşmayı “Mısır ve Arap ulusal güvenliğine ciddi bir tehdit” olarak nitelendirdi. “Mısır'ın güvenliğine zarar verilmesine izin vermeyeceğini” vurgulayan el-Avadi, “Arap Birliği, kolektif eylem çerçevelerinin gerektirdiği şekilde ve Mısır liderliğinin durum değerlendirmesine göre belirlediği araçları kullanarak kendi güvenliğini korumak ve kardeşlerine destek olmak için var gücüyle hareket edecek” dedi.

Mısır, Etiyopya ile Somaliland arasındaki anlaşmayı kınadı ve bu anlaşmayı ‘Somali ulusal egemenliğinin ve uluslararası hukukun ihlali’ olarak nitelendirdi. Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, geçen hafta Arap Birliği Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısında, Etiyopya'nın “bölgesel çevrede kaos tohumlarının kaynağı haline gelen tek taraflı politikalarının” sonuçları konusunda uyarıda bulunmuştu.

Diyalog ve müzakere yok

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ise dün yaptığı açıklamada, “Etiyopya ile Somaliland arasında yapılan anlaşma konusunda diyalog veya müzakereye yer olmadığını” söyledi. Şeyh Mahmud, Kahire Haber’e verdiği röportajda, “Mısır'la ortaklığımız hiçbir tarafın çıkarlarıyla çelişmiyor” ifadesini kullandı.

Somali hükümeti anlaşmayı şiddetle reddetti. Şeyh Mahmud daha önce anlaşmayı Somali egemenliğinin Addis Ababa tarafından “meşru olmayan bir ihlali” olarak tanımlamış ve “hiç kimsenin Somali topraklarından bir santim bile koparamayacağını” vurgulamıştı. Ayrıca Mogadişu, istişarelerde bulunmak üzere Etiyopya Büyükelçisi’ni geri çağırdı ve Somali Cumhurbaşkanı daha sonra anlaşmayı iptal eden yasayı onayladı.

Etiyopya'ya güçlü mesaj

Mısır Dışişleri Konseyi Genel Sekreteri ve eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Ali el-Hafni, Sisi'nin Etiyopya'nın Somaliland ile imzaladığı anlaşmaya ilişkin ifade ettiği tutumunu “kararlı ve caydırıcı” olarak nitelendirdi. Bu açıklamaları “Etiyopya'ya güçlü bir mesaj” ve Somali topraklarını ele geçirme girişiminin kabul edilemezliğine ilişkin açık bir uyarı olarak değerlendirdi. El-Hafni, Somali'nin bir Arap ülkesi olarak Ortak Arap Savunma Anlaşması’na üye ülkelerden destek isteme hakkına sahip olduğunu sözlerine ekledi.

El-Hafni, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Mısır'ın rolünün ister ikili düzeyde, ister kolektif Arap, Afrika ve İslami işbirliği çerçevesinde Somali'ye birçok açıdan destek sağlayabileceğini ifade etti. Söz konusu anlaşmanın bir Arap ülkesinin ulusal güvenliğine sızma tehlikesini ve bunun Kızıldeniz ülkelerinin, özellikle de Mısır'ın güvenliğine yönelik oluşturduğu tehdide değindi.

El-Hafni, Somali'nin, Etiyopya tarafından egemenliğinin ihlal edilmesinin ardından mevcut krizde kendisini desteklemek için Mısır'a güvendiğine inanıyor. Zira Somali, Kahire'nin, uluslararası hukuk ilkelerini, uluslararası sözleşme ve normlara saygıyı destekleme konusundaki tutumunun, çevresinin ve özellikle de Afrika kıtasının istikrarı konusundaki kararlılığına güveniyor. El-Hafni ayrıca, Addis Ababa'nın dünyadaki hiçbir ülke veya kuruluş tarafından tanınmayan Somaliland’ı tanımasının, Etiyopya'nın Somali topraklarının ayrılması ve bölünmesine verdiği desteği gösterdiği uyarısında bulundu. Bu, “Afrika Boynuzu bölgesinde, bölgenin güvenliği ve istikrarı üzerinde olumsuz etkilere yol açmadan önce durdurulması gereken ciddi bir ihlal ve gerilimin artması” anlamına geliyor.



İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde bir askerinin öldüğünü duyurdu

İsrail askerleri, Lübnan'ın güneyindeki askeri operasyonlar sırasında (İsrail Ordusu)
İsrail askerleri, Lübnan'ın güneyindeki askeri operasyonlar sırasında (İsrail Ordusu)
TT

İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde bir askerinin öldüğünü duyurdu

İsrail askerleri, Lübnan'ın güneyindeki askeri operasyonlar sırasında (İsrail Ordusu)
İsrail askerleri, Lübnan'ın güneyindeki askeri operasyonlar sırasında (İsrail Ordusu)

İsrail ordusu yaptığı açıklamada, İsrail ve Hizbullah'ın birbirini ihlal etmekle suçladığı ateşkesin ortasında, Lübnan'ın güneyinde dün bir askerinin öldüğünü ve bazı askerlerin yaralandığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ordu açıklamasında, bir subay ve dört askerin yaralandığı olayda 19 yaşındaki bir çavuşun öldüğünü belirtti.

17 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkesin ardından Hizbullah, İsrail'in baskınlarına, bombalamalarına ve binaların yıkımına karşılık olarak güney Lübnan'daki İsrail güçlerini hedef alan operasyonlar düzenleyeceğini veya kuzey İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) fırlatacağını defalarca duyurdu.


Irak'ta hükümet açısından "anayasal boşluk" yaşanıyor

Irak'ta hükümet açısından "anayasal boşluk" yaşanıyor
TT

Irak'ta hükümet açısından "anayasal boşluk" yaşanıyor

Irak'ta hükümet açısından "anayasal boşluk" yaşanıyor

Irak’ta, başbakan adayının belirlenmesi için tanınan 15 günlük sürenin dolmasıyla birlikte bugün hükümet düzeyinde anayasal bir boşluk sürecine girildi. “Koordinasyon Çerçevesi” olarak bilinen siyasi ittifakın, cumartesi akşamı yaptığı toplantıda tek bir isim üzerinde uzlaşamaması, sürecin tıkanmasına yol açtı. Bu durum, geçen yılın sonlarında yapılan parlamento seçimlerinin üzerinden beş aydan fazla, Nizar Amedi’nin cumhurbaşkanı seçilmesinin üzerinden ise yaklaşık yarım ay geçmesine rağmen hükümetin kurulamamasına neden oldu.

“Koordinasyon Çerçevesi”, siyasi ve seçim ağırlıkları farklılık gösteren 12 Şii liderden oluşuyor. Bu durum, mevcut Başbakan Muhammed Şiya al-Sudani’nin yerine geçecek yeni ismin belirlenmesini zorlaştırıyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre başbakanlık için 40’tan fazla adayın bulunuyor ama buna rağmen uzlaşı sağlanamaması dikkat çekiyor.

Gözlemciler, ülkenin anayasal boşluğa girmesinin Şii “Koordinasyon Çerçevesi” için ciddi bir siyasi baskı oluşturduğunu belirtirken, bazı ittifak üyeleri ise bu durumu, söz konusu boşluk için herhangi bir cezai yaptırım bulunmadığı gerekçesiyle savunmaya çalışıyor.


Mısır'da yüzlerce mahkum cumhurbaşkanlığı affından yararlandı

Dün serbest bırakılan mahkumlardan biri ailesinin yanında (Mısır İçişleri Bakanlığı)
Dün serbest bırakılan mahkumlardan biri ailesinin yanında (Mısır İçişleri Bakanlığı)
TT

Mısır'da yüzlerce mahkum cumhurbaşkanlığı affından yararlandı

Dün serbest bırakılan mahkumlardan biri ailesinin yanında (Mısır İçişleri Bakanlığı)
Dün serbest bırakılan mahkumlardan biri ailesinin yanında (Mısır İçişleri Bakanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi dün, çeşitli davalardan hüküm giymiş 602 mahkum hakkında af kararı aldı.

Mısır İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada “Sina Yarımadası'nın kurtuluş yıl dönümü kutlamaları vesilesiyle ve Cumhurbaşkanı Sisi'nin af koşullarını karşılayan bazı mahkûmlar hakkında aldığı af kararı doğrultusunda Toplumsal Koruma Dairesi (eski adı Cezaevleri Dairesi), af hakkını kazanan mahkumları belirlemek amacıyla ülke genelindeki cezaevlerinde tutuklu dosyalarını incelemek üzere komisyonlar kurdu" ifadelerine yer verildi.

Bakanlığın açıklaması şöyle devam etti:

“Komisyon çalışmaları, 602 tutukluya af kapsamında tahliye kararının uygulanabilir olduğu sonucuyla tamamlandı.”

Mısır, her yıl 25 Nisan'da Sina Yarımadası’nın kurtuluşunu kutluyor. Bu tarih, 1982 yılında İsrail'den geri alınan Sina Yarımadası'nda Mısır bayrağının göndere çekildiği ve barış antlaşması gereği son İsrail askerinin de bölgeden çekildiği tarih.

vfgthyj
Mısır'da cumhurbaşkanlığı affı kapsamında tahliye edilen mahkumlar (Mısır İçişleri Bakanlığı)

İçişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, tutukluların tahliyesinin Bakanlığın modernite anlayışıyla ceza politikasını uygulamaya, Islah ve Rehabilitasyon Merkezleri sakinlerine çeşitli bakım hizmetleri sunmaya ve topluma yeniden kazandırılmaya hazır hale getirilen mahkûmların serbest bırakılması yöntemlerini etkin biçimde uygulamaya verdiği önemin bir yansıması olduğu vurgulandı.

Mısır İçişleri Bakanlığı tarafından daha önce yapılan bir açıklamada, tüm Islah ve Rehabilitasyon Merkezleri'nin, ceza sisteminde uluslararası insan hakları standartlarının en üst düzeyine uygun olarak gerçekleştirilen gelişme ve modernleşme süreci çerçevesinde tahliye olan hükümlülere eksiksiz yaşam ve sağlık imkânları sunduğunu ve bu merkezlerin yargı denetimine tabi olduğunu teyit edilmişti.