Gazze’deki Hamas liderliği, İzzeddin El Kassam Tugayları ve hareketin yurtdışındaki liderliğiyle nasıl iletişim kuruyor?

Gazze Şeridi’ndeki Hamas lideri Yahya Sinvar 2022 yılına ait bir fotoğrafta (DPA)
Gazze Şeridi’ndeki Hamas lideri Yahya Sinvar 2022 yılına ait bir fotoğrafta (DPA)
TT

Gazze’deki Hamas liderliği, İzzeddin El Kassam Tugayları ve hareketin yurtdışındaki liderliğiyle nasıl iletişim kuruyor?

Gazze Şeridi’ndeki Hamas lideri Yahya Sinvar 2022 yılına ait bir fotoğrafta (DPA)
Gazze Şeridi’ndeki Hamas lideri Yahya Sinvar 2022 yılına ait bir fotoğrafta (DPA)

İsrail’in Gazze Şeridi’nde 3 ayı aşkın süredir devam eden savaşının koşulları, Hamas hareketinin liderliğini, Gazze’deki siyasi liderlik içinde, hareketin silahlı kanadı olan İzzeddin El Kassam Tugayları liderliğiyle ve ayrıca hareketin yurtdışındaki liderliğiyle iletişim sürecinde daha sıkı güvenlik önlemleri almaya zorladı.

Hamas yetkililerinin savaş, ateşkes önerileri ve takas anlaşmaları ile ilgili istişarede bulunmak ve kararlar almak için birbirleriyle yakın iletişim kurması gerekiyor.

Hareketin Gazze’deki liderliği, herhangi bir teklif veya anlaşmanın kaderini belirliyor ve bu da onları sürekli görüşmelere itiyor.

Ancak bunu, hareketin iç koridorlarında olup bitenler hakkında bilgilerin sızmasını önlemek için gizli bir şekilde yapmaları gerekiyor.

Liderlik, bunu sağlamak için özel karasal iletişim sistemiyle başlayan ve daha sonra saldırılar sonucu insanlar arasında yazılı mesajlar yoluyla ilkel bir iletişim yöntemine varan gizli bir iletişim sistemi kullanıyor.

sxdve
Han Yunus’ta bir Hamas tüneli. Tüneller aynı zamanda hareketin liderleri arasında güvenli iletişimi de kolaylaştırıyor (AFP)

Şarku’l Avsat’a konuşan Hamas liderliğine yakın kaynaklara göre, hareketin liderleri, Gazze Şeridi’ndeki bölgelerde iletişim ve internetin neredeyse sürekli olarak kesilmesi nedeniyle, kendi aralarında, özellikle de yurt dışındaki liderlerle iletişim kurmak ve İsrail’in takibini önlemek için özel bir mekanizma kurdu.

Savaşın başlangıcında, Hamas ve İzzeddin El Kassam liderleri, Hamas’ın askeri kanadındaki mühendislerin 2009’da icat ettiği hareketin karasal iletişimine güveniyordu.

Zaman zaman Gazze dışından getirilen teknolojiyi kullanarak, büyük olasılıkla Mısır sınırındaki tünellerden kaçırarak, onu geliştirmeye başladılar.

Kaynaklar, İzzeddin El-Kassam Tugayları’nın yer üstünde belirli noktalara çok eski sabit hatlı telefonlara bağlı yer altı santralleri kurduğunu, bunların sızmaları önlemek için sürekli kontrol edildiklerini ve aylık periyodik bakımlarının yapıldığını bildirdi.

zswfeg
Hamas’ın yurtdışındaki liderlerinden biri olan Salih Aruri 2 Ocak’ta Beyrut’ta düzenlenen hava saldırısında suikasta kurban gitti (Reuters)

Kaynaklar, ister siyasi ister askeri olsun, liderliğin çeşitli seviyelerindeki her liderin, acil durumlarda iletişimin yürütüldüğü, belirli bir numaraya sahip kendi irtibat noktasının bulunduğunu anlattı.

Ayrıca, İsrail’in bu sistemden haberdar olduğunu, defalarca hack’lemeye çalıştığını, ardından da hava saldırılarıyla hedef almaya çalıştığını bildirdiler.

Kaynaklara göre, İsrail Mayıs 2018’de, Gazze Şeridi’nin merkezindeki Zavayda’nın batısında bir iletişim santralini havaya uçurmayı başardı.

Bu saldırı sırasında, o noktada meydana gelen bir güvenlik açığını ortaya çıkarmaya çalışan, İzzeddin el-Kassam’dan bir grup mühendis hayatını kaybetti.

İsrail, bu tarihten önce ve sonra da birçok kez bu sisteme sızmayı denedi.

İsrail özel kuvveti, Gazze’de Hamas’ın iletişim sistemine sızma girişimi de dahil olmak üzere bir dizi görev gerçekleştirdi.

Kasım 2018’de Han Yunus’un doğusundaki bir görev sırasında deşifre oldular ve açılan ateşte iki İsrail askeri öldü.

sefgr
Hamas liderlerinden Musa Ebu Marzuk, Salih El Aruri’nin cenazesine katılırken (AP)

İşgal ordusunun bazı iletişim noktalarını hedef almaya odaklanmasına, bazılarını yok etmesine ve önemli iletişim araçlarını içeren bazı tünelleri imha etmesine rağmen, Hamas’ın bu iletişim biçimini Gazze Şeridi’ndeki mevcut savaşın başlangıcında da koruduğu görülüyor.

Kaynaklara göre, iletişim ağındaki hasara rağmen, hareketin liderliği, 7 gün süren insani ateşkese karar verilen yoğun iletişim de dahil olmak üzere, tüm temaslarını bu iletişim yoluyla yönetmeye devam etti.

İzzeddin El-Kassam Tugayları’nın mühendisleri, daha sonra bu bölümlerin bir kısmını yeniden çalışır hale getirebildi ve yeni iletişim noktalarını etkinleştirdi.

Ateşkes görüşmeleri, Gazze’deki liderlik içerisinde yapıldı ve ardından yanıtlar hareketin yurtdışındaki liderlerine iletilmek üzere birisi görevlendirildi.

Çok sayıda İsrailli rehine ve Filistinli mahkumun serbest bırakılmasını öngören ateşkes müzakereleri, Hamas ve İzzeddin El Kassam’ın bazı liderleri arasında karasal iletişim yoluyla gerçekleşiyordu.

Daha sonra, elektronik çiplere bağlı internet ve hareketin yurt dışından satın aldığı şifreli programları kullanmak da dahil olmak üzere, üzerinde anlaşılan şeyleri çeşitli yöntemlerle hareketin yurt dışındaki liderliğine aktarmak üzere biri görevlendirildi.

scev
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Hamas tünelinin önünde duran iki İsrail askeri (AFP)

Bazı durumlarda hareketle hiçbir ilgisi olmayan, ama harekete yakın olan ve birçok başkentte bulunan kişilerle temasa geçildi ve onlar da bu mesajları Doha ve Beyrut’taki liderliğe iletti.

Hamas, daha önce gerektiğinde iletişim kurması için bazı temas noktaları sağladıktan sonra İslami Cihad hareketiyle iletişim kurmak için de özel iç iletişimleri kullandı.

Bu muhtemelen son ateşkes sırasında, rehinelerin teslim edilme sürecinde, İzzeddin El Kassam ve İslami Cihad hareketinin askeri kanadı Kudüs Tugayları’nın nasıl ortak hareket ettiğini açıklıyor.

Çatışmaların yeniden başlaması ve insani ateşkesin uzatılamaması üzerine, İsrail Hamas hedeflerine daha şiddetli bir şekilde saldırdı.

Bu saldırılar sırasında, Hamas iletişim için belirlenen tünellerin çoğunu kaybetti ve aynı zamanda yer üzerindeki belirli iletişim noktalarının çoğu da imha edildi.

Kaynaklara göre, bu durum, Gazze Şeridi’ndeki Hamas ve İzzeddin El Kassam liderliğini, savaş devam ederken müzakereleri ve diğer örgütsel konuları yönetmek için eski yöntemlerle birbirleriyle iletişim kurmaya sevk etti.

Hamas sıkı güvenlik önlemleri altında, el yazısı mesajlarını bir kişiden diğerine, bir yerden başka bir yere aktarmak için bazı üyelerinden veya kendisine yakın olan ancak tanınmayan kişilere başvurdu.

Bu yazılı mesajlar, hareketin yurtdışındaki liderliğiyle çeşitli yollardan bağlantısı olan kişilere de aktarıldı.

Hareketin yurtdışındaki liderliği, savaşla ilgili her türlü karar için Gazze içindeki liderliğin onayına ihtiyaç duyuyor.

Kaynaklara göre, herhangi bir anlaşmaya son dokunuşları yapanlar Gazze’deki Hamas ve İzzeddin El Kassam liderleri.

Hareketin yurtdışındaki liderliği, Gazze Şeridi’ndeki liderliğin, özellikle de Hamas’ın Gazze’deki lideri Yahya Sinvar’ın onayı olmadan herhangi bir karar almıyor.

Hamas liderleri arasındaki iletişim süreçleri, henüz Yahya Sinvar, kardeşi Muhammed Sinvar, İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın lideri Muhammed ed-Dayf ve yardımcısı Mervan İsa’ya ulaşmayı başaramayan İsrail güvenlik teşkilatında pek çok tartışmaya yol açıyor.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.