Suriye’nin uyuşturucu üretimi ve kaçakçılarla ilgili harekete geçmediği öne sürüldühttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/4810421-suriye%E2%80%99nin-uyu%C5%9Fturucu-%C3%BCretimi-ve-ka%C3%A7ak%C3%A7%C4%B1larla-ilgili-harekete-ge%C3%A7medi%C4%9Fi-%C3%B6ne
Suriye’nin uyuşturucu üretimi ve kaçakçılarla ilgili harekete geçmediği öne sürüldü
Ürdün’den bir kaynak, uyuşturucu üretimi ve kaçakçılarla ilgili olarak Suriye’ye bilgi verildiğini ancak Şam rejiminin ‘parmağını dahi kıpırdatmadığını’ vurguladı.
Ürdün’ün Suriye’nin güneyindeki Suveyda kentine düzenlediği hava saldırısı yıkıma yol açtı. (Reuters-Suveyda 24)
Suriye’nin uyuşturucu üretimi ve kaçakçılarla ilgili harekete geçmediği öne sürüldü
Ürdün’ün Suriye’nin güneyindeki Suveyda kentine düzenlediği hava saldırısı yıkıma yol açtı. (Reuters-Suveyda 24)
Amman, Suriye Dışişleri Bakanlığı’ndan gelen açıklamaları ‘ciddiye almadı’. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Suriye tarafından gelen resmi açıklamanın, ‘güvenlik toplantıları sırasında üzerinde mutabakata varılan noktaları uygulama konusunda rejimin kurumlarının başarısızlığını ve ciddiyetsizliğini aklamak amacıyla yapıldığını’ aktardılar. Kaynaklar ‘geçen yaz özel teknik düzeylerinde düzenlenen toplantılarda kararlaştırılan hususların, kaçakçılık operasyonlarını ve Suriye topraklarından gelen milislerin sınırdan sızma girişimlerini kontrol altına almaya yansımadığını’ bildirdiler.
Ürdünlü kaynaklar, Suriye’nin açıklamalarını değersiz görerek bunu, Suriye’nin güney bölgelerinde, ‘Suriye rejimini Ürdün’e uyuşturucu kaçakçılığı yapan milislerle ittifak kurup onları desteklemekle suçlayan aşiretlerin ve sakinlerin öfkesini yatıştırma çabası’ olarak nitelendirdiler. Kaynaklar, ‘rejime bağlı tarafların sivillerin güvenliğini tehlikeye attığını ve bunun bir iç kriz teşkil ettiğini’ söylediler.
Suriye-Ürdün sınırından kaçırılan uyuşturucu ve silahlar. (Ürdün Silahlı Kuvvetleri)
Bununla birlikte aynı kaynaklar açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:
“Ürdün, özellikle ordunun kaçakçılık konvoylarına karşı angajman kurallarında değişiklik yaptığını duyurmasının ardından sınırlarını savunma hakkına sahiptir.”
Aynı bağlamda Ürdünlü siyasi bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamalarda, “Suriye tarafının resmi açıklaması, yalan demeyelim de safsatalarla doluydu” dedi. Kaynak, Suriye tarafının ‘iki taraf arasında yapılan bir dizi güvenlik toplantılarının sonuçlarını ve belirlenen tavsiyeleri uygulamaya riayet etmediğini, Suriyelilerin mutabakata varılan hiçbir noktayı uygulamadığını ve bunları uygulama ve verdikleri sözler konusunda apaçık bir çekince ve ihmalkarlık görüldüğünü’ vurguladı. Kaynak, Ürdün askeri ve güvenlik servislerinin Suriyelilere ‘uyuşturucu üretim yerleri ve kaçakçıların adresleri hakkında tam bilgi sağladığını ancak Suriye tarafının geçtiğimiz aylarda parmağını bile kıpırdatmadığını ve buna iyi niyetle yaklaşılamayacağını’ da sözlerine ekledi.
Ürdün’ün Suriye’nin güneyindeki Suveyda kentine düzenlediği hava saldırısı yıkıma yol açtı. (Reuters-Suveyda 24)
Şarku’l Avsat’a konuşan Ürdün hükümetinden bir kaynak, ülkesinin ‘Suriye rejiminin toprakları üzerinde egemenliğini ve kontrolü sağlamasını ve Suriye’nin güneyindeki uyuşturucu üretim sorununu ortadan kaldırmasını’ istediğini ifade etti. Amman’ın ciddi bir şekilde savunma ve önleyici tedbirler alarak sınır istikrarını desteklemeye ve uyuşturucu akışını durdurmaya çalıştığını belirten kaynak, Amman’ın ‘sınırdan endişe verici mesajlar gönderen İranlı milislerin koruyucusu gibi görünen Suriyeliler ile işleri daha da zorlaştırmak istemediğini’ de sözlerine ekledi. Suriye tarafının resmi açıklamasına karşın Ürdün, Suriye içinden gelen uyuşturucu çetesi saldırılarına karşı savunma pozisyonunu devam ettirmekte kararlı. Resmi kaynaklar, ‘Arap Ordusu’nun Suriye’nin güneyinde herhangi bir askeri operasyon düzenlediğini inkar ediyor. Aynı şekilde Amman da Ürdün Hava Kuvvetleri’nin Dera ve Suveyda’daki uyuşturucu üretim yerlerini hedef alan dört hava saldırısı düzenlediğine ilişkin çıkan haberler hakkında yorum yapmayı reddediyor.
Suriye’den uyuşturucu taşırken Ürdün ordusu tarafından geçtiğimiz temmuz ayında düşürülen bir drone. (Reuters)
Geçtiğimiz günlerde Şarku’l Avsat, Ürdün Silahlı Kuvvetleri’nin silah koruması altında kaçakçılar tarafından eş zamanlı düzenlenen saldırılarla boğuşması ışığında, İranlı milisler, Suriye rejimine bağlı askeri birlikler ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in kardeşi Mahir Esed’e bağlı güçler tarafından desteklenen uyuşturucu kaçakçılığı çeteleri tehdidiyle mücadeledeki dönüm noktasına ilişkin bir haber yayınlamıştı.
Aralık ortasında ordu dokuz kaçakçıyı yakaladı ve bir kısmını da etkisiz hale getirdi. Bu ‘değerli avlanmayla’ birlikte alınan itiraflar sonucunda ülkenin doğu bölgelerinde merkezleri bulunan organize kaçakçılık eylemlerinin ipliği pazara çıkmaya başladı. Bunun ışığında, tehlikeli suçluların ve büyük miktarda uyuşturucu maddenin ve silahın ele geçirilmesiyle sonuçlanan başarılı askeri operasyonlar düzenlendi.
Suriye’nin güneyindeki çetelerle iş birliği yapan yerel kaçakçılar. (Ürdün Silahlı Kuvvetleri-Arap Ordusu)
Güvenlik güçleri bu ayın başında 15 kaçakçı ve suçluyu yakaladı ve beş kişiyi de etkisiz hale getirdi. Bunu birkaç gün sonra ‘özel kuvvetler’ tarafından yapılan başarılı bir operasyon izledi. Kaçakçılar ve tacirlerin yuvalarına yapılan baskın sonucunda çetelerle bağlantılı yedi kişi yakalandı. Bu sırada, kaçakçılık yapan milislerle iş birliği yaptığından şüphelenilen Ürdünlü iş insanlarının ve siyasi tabakaya bağlı kişilerin isimleri hakkında teyitli olmayan bilgiler yayıldı.
Buna ek olarak, güvenilir kaynaklara göre, Ürdünlülerin Suriye’den gelen bazı kaçakçıların itiraflarını da birkaç güne duyması muhtemel. Bu itiraflar, kaçakçılık operasyonlarının boyutunu ve 375 kilometreyi bulan Suriye-Ürdün sınırının hedef alınmaya devam edilmesinin tehlikesini gözler önüne serecek. Bu itiraflar aynı zamanda, uyuşturucu ekonomisinin Suriye rejiminin kurumları tarafından nasıl korunduğunu da ortaya çıkaracak. Fabrikalara, konvoylara ve kalabalık bir iş birlikçi kitlesine sahip olmaya başlayan bu ekonomi, çalışma sektörlerinden ortaya çıkan geleneksel ekonomiye paralel bir ekonomi oluşturarak önemli miktarda para sağlıyor.
Gazze’de bayram: Hacı adayları Gazze Şeridi’nden çıkamıyor... Kurbanlık hayvanlar ise nadirhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5277410-gazze%E2%80%99de-bayram-hac%C4%B1-adaylar%C4%B1-gazze-%C5%9Feridi%E2%80%99nden-%C3%A7%C4%B1kam%C4%B1yor-kurbanl%C4%B1k-hayvanlar
Gazze’de bayram: Hacı adayları Gazze Şeridi’nden çıkamıyor... Kurbanlık hayvanlar ise nadir
Kurban Bayramı, üst üste üçüncü kez Gazze sakinlerinin hac ibadetinden mahrum kaldığı bir dönemde karşılanıyor. 2023 yılındaki Hamas saldırısı ve ardından başlayan savaş nedeniyle, Gazze halkı 2023’ten bu yana hac farizasını yerine getiremiyor. Geçtiğimiz yıl ekim ayında ateşkes konusunda anlaşma sağlandığının duyurulmasına rağmen İsrail, çeşitli gerekçeler öne sürerek Gazzelilerin sınır kapılarından çıkışını engellemeyi sürdürdü.
İsrail’in Gazze halkına yönelik kısıtlamalarının yalnızca bölgeden çıkışları engellemekle sınırlı kalmadığı, sınırlı sayıdaki tıbbi tahliyeler dışında geçişlere izin verilmediği ifade ediliyor. Ayrıca kurban etlerinin girişinin de engellendiği, ticari ürünler ile insani yardımların bölgeye ulaştırılmasının ise yavaşlatılıp zorlaştırıldığı kaydediliyor.
Gazze kentinin kuzeyindeki Şeyh Rıdvan mahallesi sakinlerinden 61 yaşındaki Ramazan Ebu Ziyade, savaş öncesinde hacca gitmeyi umut ettiğini ancak her yıl yapılan kura çekimlerinde adının bir türlü çıkmadığını söyledi. Ebu Ziyade, 2023 yılında Hac için Gazze’den çıkan son kafilenin ardından her yıl yeniden bu fırsatı beklediğini dile getirdi.
Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nda bir otobüse binen Filistinli hacılar, 12 Haziran 2023 (AFP)
Ebu Ziyade, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ateşkes ilanı ve Refah Sınır Kapısı’nın kısmen açılmasının ardından İsrail’in Gazze halkının Hac ibadetini yerine getirmesine izin vereceğini umut ettiğini, ancak bunun gerçekleşmediğini söyledi. Ebu Ziyade, “Bayram atmosferine dair her şeyden mahrum bırakıldık. Allah’ın evini ziyaret etmemize bile izin verilmedi. Sanki nefes almamızın ve en temel insani haklarımızın engellendiği bir hapishanede yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
Gazze’deki Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı verilerine göre, Gazze Şeridi’ne her yıl 2 bin 508 kişilik hac kotası ayrılıyor. Bu durum, son üç yılda 7 bin 500’den fazla Filistinlinin hac ibadetini yerine getiremediği anlamına geliyor. Bakanlık ayrıca, 2023 yılındaki kura çekiminde isimleri belirlenen 2 bin 473 hacı adayının o tarihten bu yana seyahat etmeyi beklediğini, ancak şimdiye kadar bölgeden çıkamadıklarını açıkladı. Açıklamada, söz konusu kişilerden 31’inin doğal nedenlerle ya da savaş sırasında düzenlenen İsrail saldırılarında hayatını kaybettiği belirtildi.
Ebu Ziyade, Gazze halkının gelecek yıl Hac ibadetini yerine getirebilmesini umut ettiğini ifade etti. Kişisel beklentisinin ise son üç yılda kurada adı çıkan ancak hayatını kaybeden kişilerden birinin yerine Hac hakkı elde etmek olduğunu söyledi.
Az sayıda kurban
Gazze halkının Hac ibadetinden mahrum bırakılmasıyla başlayan sıkıntılar, üçüncü yıl üst üste kurban kesememe sorunuyla daha da derinleşiyor. İsrail’in, Gazze Şeridi’nin doğusunda yoğunlaşan hayvancılık çiftliklerini hedef alması sonucu bölgedeki binlerce büyükbaş ve küçükbaş hayvanın telef olduğu belirtiliyor. Savaşın başlamasıyla birlikte düzenlenen saldırılarda çok sayıda besi çiftliğinin yok edildiği, bunun da Gazze’de kurbanlık hayvan sıkıntısını ağırlaştırdığı ifade ediliyor.
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kentinin batısında bulunan küçük bir çiftlikte yaşayan genç Ahmed en-Neccar, geçmişte babasına özellikle Kurban Bayramı döneminde satışa sunulmak üzere koyun yetiştiriciliğinde yardım ettiğini anlattı. Ancak Neccar, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kendileri gibi yüzlerce çiftlik sahibinin savaş süresince düzenlenen İsrail bombardımanları nedeniyle tüm hayvanlarını kaybettiğini söyledi.
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan nadir küçük çiftliklerden biri kurbanlık hayvan sağlıyor, ancak fiyatları yüksek (Şarku’l Avsat)
Neccar, ellerinde yalnızca savaş sürecinde çoğalan birkaç küçük koyunun kaldığını belirterek, kendisi ve babasının mevcut hayvanları korumaya çalıştığını söyledi. Bu sayede şu anda ellerinde iyi durumda çok sayıda koyun bulunduğunu ifade eden Neccar, çevresel koşulların zorluğuna ve yem sıkıntısına rağmen hayvanların sağlıklı kalabildiğini dile getirdi. Neccar, hayvanların bakımının ciddi maliyet oluşturduğunu, bunun da Gazze genelinde kurbanlık fiyatlarının yükselmesine neden olduğunu kaydetti.
İsrail’in, Kurban Bayramı öncesinde satış ya da yetiştiricilik amacıyla canlı hayvan girişine izin vermediğini belirten Neccar, yalnızca dondurulmuş et ürünlerinin sınırlı aralıklarla bölgeye girişine müsaade edildiğini ve bu ürünleri taşıyan tırların geçiş koordinasyonu için yüksek ücretler talep edildiğini söyledi.
Gazze’de bir koyunun fiyatının kalite ve ağırlığına göre değişmekle birlikte ortalama 5 bin dolar civarında olduğu ifade ediliyor.
Neccar ayrıca, ailesinin geçmişte Han Yunus’un doğusunda büyük bir çiftliğe sahip olduğunu, ancak mevcut durumda yalnızca yaşadıkları çadırların yakınında küçük bir çiftliklerinin kaldığını anlattı. Söz konusu çiftliğin ‘bölge halkının ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini’ söyledi.
Piyasa kaynakları ise İsrail’in yem ile canlı hayvan girişine yönelik süregelen kısıtlamaları nedeniyle Gazze’de faaliyet gösteren hayvancılık çiftliklerinin sayısının ciddi biçimde azaldığını, bölgede kalan çiftlik sayısının 10’u geçmediğini belirtiyor.
Neccar, “İçinde bulunduğumuz koşullar nedeniyle fiyatlar çok yüksek. Buna karşılık gerçek anlamda bir talep de yok. Sadece bazı kurumlar alım yapıyor ancak onlar da artık kurbanlık yerine halka dağıtmak üzere dondurulmuş et satın alma gibi alternatif çözümler aramaya başladı” dedi.
Müşterisi olmayan mallar
Gazze’de bayram döneminde düşük alım gücü yalnızca et ürünleriyle sınırlı kalmıyor. Bölgenin farklı pazarlarında, geçen yıl ekim ayında ilan edilen ateşkesin ardından Gazze’ye giren çeşitli ticari ürünler bulunmasına rağmen, fiyatların hâlâ oldukça yüksek olduğu ve halkın acil ihtiyaç duyduğu ürünleri dahi satın almakta zorlandığı belirtiliyor.
Gazze kentinde bir mağazada çalışan Halil Bekir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kurban Bayramı ve Ramazan Bayramı atmosferinin savaş nedeniyle tamamen kaybolduğunu söyledi. Bekir, savaş öncesinde halkın bayram dönemlerinde kıyafet başta olmak üzere tüm ihtiyaçlarını karşılamak için alışveriş yaptığını, ancak bugün hem ekonomik koşulların hem de piyasadaki ürün fiyatlarının büyük ölçüde değiştiğini ifade etti.
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta düzenlenen bir gösteride, su sıkıntısını ifade etmek için boş bidonları havaya kaldıran Filistinliler, 25 Mayıs 2026 (AFP)
Bekir, savaş öncesindeki bayram dönemlerini hatırlatarak, “Bu günlerde iş yoğunluğu çok yüksek olurdu. Satış ve alışveriş hareketlenir, çok sayıda müşteri ağırlardık. Bayram hazırlıkları bir hafta önceden başlardı” dedi. Ancak savaşla birlikte durumun tamamen değiştiğini belirten Bekir, geçmişte 100 şekel ile bir kişinin temel giyim ihtiyaçlarını karşılayabildiğini, bugün ise aynı miktarın neredeyse hiçbir ihtiyacı karşılamadığını söyledi. Bekir, savaş öncesinde yaklaşık 30 şekele satılan bir gömleğin bugün 70 şekel veya daha yüksek fiyatlara ulaştığını, bunun temel nedeninin ise ticari geçiş ve koordinasyon maliyetlerindeki artış olduğunu kaydetti.
İsrail, sınırlı miktarda ticari mal ithalatına izin verilen tüccarlara, ‘koordinasyon’ adı altında bazı mallar için astronomik rakamlara ulaşan meblağlar ödemelerini zorunlu kılıyor; bu da fiyatların yükselmesine neden oluyor.
Hayat artık farklı
Han Yunus sakinlerinden İbrahim Ebu Cami, Gazze Şeridi’ndeki durumu ‘zor ve felaket boyutunda’ olarak nitelendirdi. Bölge halkının, su sıkıntısı, çadırlarda yaşam ve evlerle tarım arazilerinin kaybı nedeniyle artık insanca bir yaşam hissini yitirdiğini söyledi.
Ebu Cami, her yıl imkânları ölçüsünde kurban kesebildiğini ancak son üç yıldır ağır ekonomik koşullar ve aşırı yükselen fiyatlar nedeniyle bunu gerçekleştiremediğini belirtti. Ebu Cami, “Üç yıl önce hayat farklıydı, bayramları heyecanla beklerdik. Bugün ise insanlar ailelerine bir kilo et dahi almakta zorlanıyor” ifadelerini kullandı.
Gazze sakinlerinden Teysir el-Ağa da Ebu Cami’nin görüşlerine katılarak, bölgede yaşamın tamamen değiştiğini ve bayram atmosferinin kaybolduğunu söyledi. El-Ağa, geçmişte zengin ya da yoksul ayrımı olmaksızın herkesin kurban etine ulaşabildiğini, ancak bugün herkesin aynı ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi.
Gazze’de küçük bir dükkân sahibi olan Abdurrauf Safi, bayramda bölge sakinlerine sattığı çikolataları sergiliyor. (Şarku’l Avsat)
Gazze sakini Vela Ebu’l Hayr ise savaş öncesinde halkın bayramı güzel bir atmosfer içinde karşıladığını, çocuklar için yeni kıyafetler alındığını ve sokaklarda dolaştırılan kurbanlık hayvanların bayram coşkusunun bir parçası olduğunu anlattı. Ebu’l Hayr, bugün ise insanların bayramın geldiğini yalnızca tekbir seslerinden anlayabildiğini belirterek, savaşla birlikte koşulların ağırlaştığını ve çok sayıda ailenin çocuklarını kaybettiğini söyledi. Gazze’de hayatın yeniden normale dönmesini ve bölge halkının dünyanın geri kalanındaki insanlar gibi yaşayabilmesini umut ettiğini ifade etti.
Tüccar Abdurrauf Safi de savaş öncesinde kurbanlıklar ve ticari ürünlerin uygun fiyatlarla kolayca bulunabildiğini, ancak bugün fiyatların ciddi şekilde arttığını kaydetti. Buna rağmen insanların bayram şartlarına uyum sağlamaya çalıştığını belirten Safi, savaş öncesinde 90 şekel olan çikolatanın kilogram fiyatının bugün 150 şekele yükseldiğini, bunun da birçok kişinin bu ürünlerden uzak durmasına yol açtığını söyledi.
Bayram ve gerginlik
Kurban Bayramı, üçüncü yıl üst üste Gazze’de aralıksız süren İsrail saldırılarının gölgesinde karşılanıyor. Ateşkes ilanından bu yana 900 Filistinlinin hayatını kaybettiği belirtilirken, bölgede insani krizin daha da derinleştiği ifade ediliyor.
İsrail’in son günlerde yeniden yoğun yerleşim alanlarını hedef aldığı, bunun da sivillerin yaşadığı sıkıntıları artırdığı kaydediliyor. Saldırılar nedeniyle, evleri tamamen yıkılmayan ya da kısmen hasar gören bazı ailelerin geri dönerek yaşamaya çalıştıkları konutlarını yeniden terk etmek zorunda kaldıkları belirtiliyor. Gazze’de çok sayıda ailenin, çadırlarda süren zorunlu göç yaşamı yerine kısmen ayakta kalan evlerinde kalmayı tercih ettiği, ancak son saldırılarla birlikte bu seçeneğin de ortadan kalktığı ifade ediliyor.
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan Nasır Hastanesi’nde bir baba, kızının cenazesinin başında ağlıyor, 25 Mayıs 2026 (EPA)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı sakini Edhem el-Hams, iki gün önce evini kaybettiğini belirterek, İsrail ordusunun yaşadıkları bölge için tahliye çağrısı yapmasının ardından yakınlardaki bir evin hedef alındığını söyledi. El-Hams, düzenlenen saldırıda en az sekiz evin yıkıldığını, çok sayıda konutun da ağır hasar alarak yaşanamaz hale geldiğini ifade etti. Saldırıların yüzlerce ailenin yeniden yerinden edilmesine neden olduğunu belirten el-Hams, insanların çadırlarda yaşamak zorunda kaldığını kaydetti. Daha önce evlerinin güvenli olması nedeniyle göç yaşamından uzak kalabildiklerini söyleyen el-Hams, son saldırılarla birlikte bu imkânı da kaybettiklerini dile getirdi.
El-Hams, “Hangi bayramdan, hangi ateşkesten söz ediyorlar? Biz burada hâlâ savaşın içindeyiz. İsrail işgali ve sivillere yönelik saldırıları nedeniyle artık ne bayramlarımızı ne de acılarımızı hissedebiliyoruz. Bu savaşta hiçbir payımız olmamasına rağmen bütün yükünü biz taşıyoruz” ifadelerini kullandı.
Ürdün Kralı II. Abdullah: Ürdün, tüm koşullara rağmen sınırlarını ve güvenliğini korumuşturhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5277405-%C3%BCrd%C3%BCn-kral%C4%B1-ii-abdullah-%C3%BCrd%C3%BCn-t%C3%BCm-ko%C5%9Fullara-ra%C4%9Fmen-s%C4%B1n%C4%B1rlar%C4%B1n%C4%B1-ve-g%C3%BCvenli%C4%9Fini
Ürdün Kralı II. Abdullah: Ürdün, tüm koşullara rağmen sınırlarını ve güvenliğini korumuştur
Ürdün Kralı II. Abdullah (Reuters)
II. Abdullah, Ürdün’ün tüm zorluklara rağmen sınırlarını ve güvenliğini koruduğunu, demokratik sürecini sürdürdüğünü ve ekonomisini krizlerin etkilerinden uzak tutmayı başardığını söyledi.
Ürdün Krallığı’nın 80. Bağımsızlık Günü kutlamalarında halka hitap eden Kral Abdullah, “Özgüven, zorlukları inkâr etmek ya da görmezden gelmek değil; onları bilinç ve sorumlulukla karşılamaktır” dedi.
Kral Abdullah, “Yol ne kadar uzun ve zor olursa olsun bizi çalışmaktan alıkoyamayacaktır. Her aşamada her türlü engeli aşabilecek güce sahibiz” ifadelerini kullandı. Bu yılki kutlamaların yalnızca elde edilen başarılarla değil, ülkenin sahip olduğu irade ve kapasiteyle ilgili olduğunu belirten Abdullah, “Amacımız övünmek değil, bu vatana olan güvenimizi pekiştirmektir” diye konuştu.
Ürdün’ün kendi kimliğini, yönünü ve tercihlerini bildiğini söyleyen Kral Abdullah, “Karşılaşılan zorluklar ülkemizi daha dirençli ve kararlı hale getirdi. Bu topraklardan doğan insanlar yenilmez ve yılmaz” ifadelerini kullandı.
Ürdün halkına seslenen Abdullah, “Bağımsızlığımızın dokuzuncu on yılına Allah’a güvenerek birlikte ilerliyoruz. Kendimize daha çok inanıyor, Ürdün ve halkına yakışır bir gelecek inşa etme konusunda daha güçlü hissediyoruz” dedi.
Kral Abdullah, Ürdün’ün insanlık tarihinde hiçbir zaman sıradan bir ülke olmadığını belirterek, “Bu topraklar medeniyetlerin yurdu ve uyumun merkezi oldu. Hazreti İsa Ürdün Nehri’nde vaftiz edildi; sahabeler ve onları takip edenler bu topraklarda yaşadı. Burada kurulan medeniyetler dünyaya direnç ve dayanıklılık dersleri verdi” diye konuştu.
Duygusal ifadeler de kullanan Ürdün Kralı, “Bu vatan yüce değere sahip, cömert, Arap kimliğine bağlı bir ülkedir. Halkı, talep gelmeden ‘baş üstüne’ demeyi bilir ve evlatlarının omuzlarının hiçbir zaman küçülmeyeceğine inanır” dedi.
Abdullah ayrıca, “Seksen yıldır umut, köklü değerlere bağlı güçlü bir halka dayanıyor. Bu yürüyüşün her adımında vatan bizim için bir sığınak ve yön olmuştur” ifadelerini kullandı.
Bu yılki bağımsızlık kutlamalarının, Ürdün ve Körfez ülkelerinde son dönemde yaşanan gelişmeler ile İran’ın hayati tesisler ve askeri üsleri hedef alan saldırıları nedeniyle ayrı bir sembolik önem taşıdığı belirtildi.
Savaş günlerinde İran’dan doğrudan gelen tehditlerle karşı karşıya kalan Ürdün’ün hava savunma sistemleri, ülke hava sahasına giren çok sayıda füze ve insansız hava aracını (İHA) düşürmüştü.
Ürdün yönetimi ayrıca bölgedeki gerilimin artmasının, İsrail’in Batı Şeria ve Kudüs’te yerleşim faaliyetlerini genişletmesine ve Filistinlilerin haklarını daha fazla kısıtlamasına zemin hazırladığı uyarısında bulundu. Açıklamada, Gazze Şeridi’nde insani yardımın yavaş ulaşması nedeniyle insani krizin sürdüğüne de dikkat çekildi.
El-Mahmudi beraatinden sonra: Libya'da yeni bir sayfa açalımhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5277305-el-mahmudi-beraatinden-sonra-libyada-yeni-bir-sayfa-a%C3%A7al%C4%B1m
El-Mahmudi beraatinden sonra: Libya'da yeni bir sayfa açalım
Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce
Bağdadi el-Mahmudi, devrik lider Muammer Kaddafi dönemindeki son başbakan olarak, tüm Libyalılara “kardeşlik ve birlik temelinde yeni bir sayfa açma, acı ve bölünme yıllarını geride bırakma” çağrısında bulundu.
Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu açıklama, Mahmudî’nin 18 Mayıs’ta eski rejimden 30 diğer yetkiliyle birlikte “17 Şubat Devrimi göstericilerini bastırma” suçlamasından beraat etmesinin ardından yaptığı ilk açıklama oldu. Mahmudî’nin sözleri Libya’da geniş yankı uyandırdı.
Kaddafi döneminde “Genel Halk Komitesi” başkanlığını yürüten Mahmudî, “Günler ne kadar uzun sürerse sürsün, gerçeklerin gömülemeyeceğini ve adaletin gecikse de yok olmayacağını kanıtladı” dedi.
Mahmudî’nin Facebook hesabından yapılan açıklamada ise “Bölünmeler ülkemizi yordu, anlaşmazlıklar gücümüzü zayıflattı. Yaraların üzerine çıkmanın ve Libya’yı her şeyin önünde tutmanın zamanı geldi” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada ayrıca, “Libyalılar arasında kazanan yalnızca vatan olabilir; fitneden kazanç sağlayanlar ise ancak ülkenin düşmanlarıdır” denildi.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة