Suriye’nin uyuşturucu üretimi ve kaçakçılarla ilgili harekete geçmediği öne sürüldü

Ürdün’den bir kaynak, uyuşturucu üretimi ve kaçakçılarla ilgili olarak Suriye’ye bilgi verildiğini ancak Şam rejiminin ‘parmağını dahi kıpırdatmadığını’ vurguladı.

Ürdün’ün Suriye’nin güneyindeki Suveyda kentine düzenlediği hava saldırısı yıkıma yol açtı. (Reuters-Suveyda 24)
Ürdün’ün Suriye’nin güneyindeki Suveyda kentine düzenlediği hava saldırısı yıkıma yol açtı. (Reuters-Suveyda 24)
TT

Suriye’nin uyuşturucu üretimi ve kaçakçılarla ilgili harekete geçmediği öne sürüldü

Ürdün’ün Suriye’nin güneyindeki Suveyda kentine düzenlediği hava saldırısı yıkıma yol açtı. (Reuters-Suveyda 24)
Ürdün’ün Suriye’nin güneyindeki Suveyda kentine düzenlediği hava saldırısı yıkıma yol açtı. (Reuters-Suveyda 24)

Amman, Suriye Dışişleri Bakanlığı’ndan gelen açıklamaları ‘ciddiye almadı’. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Suriye tarafından gelen resmi açıklamanın, ‘güvenlik toplantıları sırasında üzerinde mutabakata varılan noktaları uygulama konusunda rejimin kurumlarının başarısızlığını ve ciddiyetsizliğini aklamak amacıyla yapıldığını’ aktardılar. Kaynaklar ‘geçen yaz özel teknik düzeylerinde düzenlenen toplantılarda kararlaştırılan hususların, kaçakçılık operasyonlarını ve Suriye topraklarından gelen milislerin sınırdan sızma girişimlerini kontrol altına almaya yansımadığını’ bildirdiler.

Ürdünlü kaynaklar, Suriye’nin açıklamalarını değersiz görerek bunu, Suriye’nin güney bölgelerinde, ‘Suriye rejimini Ürdün’e uyuşturucu kaçakçılığı yapan milislerle ittifak kurup onları desteklemekle suçlayan aşiretlerin ve sakinlerin öfkesini yatıştırma çabası’ olarak nitelendirdiler. Kaynaklar, ‘rejime bağlı tarafların sivillerin güvenliğini tehlikeye attığını ve bunun bir iç kriz teşkil ettiğini’ söylediler.

zxscdfvgr
Suriye-Ürdün sınırından kaçırılan uyuşturucu ve silahlar. (Ürdün Silahlı Kuvvetleri)

Bununla birlikte aynı kaynaklar açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:

“Ürdün, özellikle ordunun kaçakçılık konvoylarına karşı angajman kurallarında değişiklik yaptığını duyurmasının ardından sınırlarını savunma hakkına sahiptir.”

Aynı bağlamda Ürdünlü siyasi bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamalarda, “Suriye tarafının resmi açıklaması, yalan demeyelim de safsatalarla doluydu” dedi. Kaynak, Suriye tarafının ‘iki taraf arasında yapılan bir dizi güvenlik toplantılarının sonuçlarını ve belirlenen tavsiyeleri uygulamaya riayet etmediğini, Suriyelilerin mutabakata varılan hiçbir noktayı uygulamadığını ve bunları uygulama ve verdikleri sözler konusunda apaçık bir çekince ve ihmalkarlık görüldüğünü’ vurguladı. Kaynak, Ürdün askeri ve güvenlik servislerinin Suriyelilere ‘uyuşturucu üretim yerleri ve kaçakçıların adresleri hakkında tam bilgi sağladığını ancak Suriye tarafının geçtiğimiz aylarda parmağını bile kıpırdatmadığını ve buna iyi niyetle yaklaşılamayacağını’ da sözlerine ekledi.

frgt
Ürdün’ün Suriye’nin güneyindeki Suveyda kentine düzenlediği hava saldırısı yıkıma yol açtı. (Reuters-Suveyda 24)

Şarku’l Avsat’a konuşan Ürdün hükümetinden bir kaynak, ülkesinin ‘Suriye rejiminin toprakları üzerinde egemenliğini ve kontrolü sağlamasını ve Suriye’nin güneyindeki uyuşturucu üretim sorununu ortadan kaldırmasını’ istediğini ifade etti. Amman’ın ciddi bir şekilde savunma ve önleyici tedbirler alarak sınır istikrarını desteklemeye ve uyuşturucu akışını durdurmaya çalıştığını belirten kaynak, Amman’ın ‘sınırdan endişe verici mesajlar gönderen İranlı milislerin koruyucusu gibi görünen Suriyeliler ile işleri daha da zorlaştırmak istemediğini’ de sözlerine ekledi. Suriye tarafının resmi açıklamasına karşın Ürdün, Suriye içinden gelen uyuşturucu çetesi saldırılarına karşı savunma pozisyonunu devam ettirmekte kararlı. Resmi kaynaklar, ‘Arap Ordusu’nun Suriye’nin güneyinde herhangi bir askeri operasyon düzenlediğini inkar ediyor. Aynı şekilde Amman da Ürdün Hava Kuvvetleri’nin Dera ve Suveyda’daki uyuşturucu üretim yerlerini hedef alan dört hava saldırısı düzenlediğine ilişkin çıkan haberler hakkında yorum yapmayı reddediyor.

xscdvg
Suriye’den uyuşturucu taşırken Ürdün ordusu tarafından geçtiğimiz temmuz ayında düşürülen bir drone. (Reuters)

Geçtiğimiz günlerde Şarku’l Avsat, Ürdün Silahlı Kuvvetleri’nin silah koruması altında kaçakçılar tarafından eş zamanlı düzenlenen saldırılarla boğuşması ışığında, İranlı milisler, Suriye rejimine bağlı askeri birlikler ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in kardeşi Mahir Esed’e bağlı güçler tarafından desteklenen uyuşturucu kaçakçılığı çeteleri tehdidiyle mücadeledeki dönüm noktasına ilişkin bir haber yayınlamıştı.

Aralık ortasında ordu dokuz kaçakçıyı yakaladı ve bir kısmını da etkisiz hale getirdi. Bu ‘değerli avlanmayla’ birlikte alınan itiraflar sonucunda ülkenin doğu bölgelerinde merkezleri bulunan organize kaçakçılık eylemlerinin ipliği pazara çıkmaya başladı. Bunun ışığında, tehlikeli suçluların ve büyük miktarda uyuşturucu maddenin ve silahın ele geçirilmesiyle sonuçlanan başarılı askeri operasyonlar düzenlendi.

rgth
Suriye’nin güneyindeki çetelerle iş birliği yapan yerel kaçakçılar. (Ürdün Silahlı Kuvvetleri-Arap Ordusu)

Güvenlik güçleri bu ayın başında 15 kaçakçı ve suçluyu yakaladı ve beş kişiyi de etkisiz hale getirdi. Bunu birkaç gün sonra ‘özel kuvvetler’ tarafından yapılan başarılı bir operasyon izledi. Kaçakçılar ve tacirlerin yuvalarına yapılan baskın sonucunda çetelerle bağlantılı yedi kişi yakalandı. Bu sırada, kaçakçılık yapan milislerle iş birliği yaptığından şüphelenilen Ürdünlü iş insanlarının ve siyasi tabakaya bağlı kişilerin isimleri hakkında teyitli olmayan bilgiler yayıldı.

Buna ek olarak, güvenilir kaynaklara göre, Ürdünlülerin Suriye’den gelen bazı kaçakçıların itiraflarını da birkaç güne duyması muhtemel. Bu itiraflar, kaçakçılık operasyonlarının boyutunu ve 375 kilometreyi bulan Suriye-Ürdün sınırının hedef alınmaya devam edilmesinin tehlikesini gözler önüne serecek. Bu itiraflar aynı zamanda, uyuşturucu ekonomisinin Suriye rejiminin kurumları tarafından nasıl korunduğunu da ortaya çıkaracak. Fabrikalara, konvoylara ve kalabalık bir iş birlikçi kitlesine sahip olmaya başlayan bu ekonomi, çalışma sektörlerinden ortaya çıkan geleneksel ekonomiye paralel bir ekonomi oluşturarak önemli miktarda para sağlıyor.



Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
TT

Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)

İran ile ABD-İsrail arasında süren savaşın ilk ayının sona ermesiyle birlikte, Husiler de çatışmalara dahil oldu. Örgüt, Tahran’a destek amacıyla İsrail’e karşı roket saldırıları başlattığını duyurdu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağları bilinen Husilerin bu müdahalesi, Yemen’deki dengelerde derin değişimlerin kapısını aralıyor. Analistler, bu adımın çatışma haritasının yeniden şekillenmesini hızlandırabileceğini ve Kızıldeniz kıyısındaki Hudeyde vilayeti ile limanının kurtarılması amacıyla olası askeri operasyonların yeniden başlamasına yol açabileceğini, hatta daha geniş kapsamlı etkiler doğurabileceğini belirtiyor.

Bu gelişmeler, Birleşmiş Milletler’in (BM) Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu’nu mart sonu itibarıyla sona erdirme kararıyla aynı döneme denk geliyor. Uzmanlar, bunun Batı sahili cephesinin yeniden silahlı çatışma alanına dönme ihtimalini güçlendirdiğini, bölgesel gerilimlerin tırmanması ve barış süreçlerinin yavaşlamasıyla bu riskin arttığını vurguluyor.

Bölgesel ve uluslararası endişeler, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kapatma ihtimaline de odaklanıyor. Bu adımın, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki hareketlerinin bir devamı niteliğinde olabileceği ve stratejik deniz geçitlerine baskıyı artıracağı değerlendiriliyor.

Askeri uzman Adnan el-Ceberni, “BM misyonunun çekilmesi ile Husilerin İran lehine yeni bir savaşa girmesi ve bunun Yemen ile bölge üzerindeki muhtemel etkileri, tüm olasılıkları açık bırakıyor” dedi.

El-Ceberni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Husilerin müdahalesinin, örgütün önceliklerinin ve hareket noktalarının esas olarak İran ve müttefikleriyle bağlantılı olduğunu gösterdiğini belirterek, bunun Yemen halkı ve çıkarları için ciddi bir tehdit oluşturduğunu, ayrıca bölge genelinde de riskleri artırdığını vurguladı.

efdvf
Husilerin bölgesel savaşa dahil olması, Hudeyde vilayetinin ve limanının kurtarılmasına yönelik olası bir operasyona yol açabilir. (Haber ajansları)

El-Ceberni, Husilerin iç politikada ciddi bir tıkanma ve izolasyon yaşadığını belirterek, “Halkın öfkesi ve toplumsal izolasyonları benzeri görülmemiş düzeylere ulaştı. Bu durum, onları dış çatışmalara daha fazla katılmaya zorluyor; bu da örgütün geleceği için yüksek maliyetli olabilir” dedi.

Avrupa Birliği (AB) misyonu ise Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde gemilere yönelik saldırılar düzenleme ihtimalini dışlamayarak, bu bölgeden geçen deniz taşımacılığı için dikkatli olunması uyarısında bulundu.

Öte yandan, BM çatısı altındaki Washington Yemen Araştırmaları Merkezi araştırmacısı Mervan Numan, Hudeyde şehrinin Husilerin elinden alınmasının zamanı geldiğini belirtti. Numan, 2022’de kurulan Başkanlık Konseyi’nin, Yemen krizinin çözümünün ya barış ya da savaş yoluyla olacağını ortaya koyduğunu vurguladı.

Numan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin yakın zamanda Kızıldeniz’de Husilerin tehditlerine karşı uluslararası bir koalisyon kurulmasını talep ettiğini ve bölgedeki yeni gelişmelerin Hudeyde’nin özgürleştirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti.

Numan, Husilerin DMO’nun yönlendirmesiyle İran’ın bölgesel istikrarı bozma ve genişleme hedeflerine hizmet etmesinin, örgütün sonunu hazırlayan adım olduğunu bildirdi.

dvde
Analistlere göre Husiler en kötü dönemini yaşıyor. (EPA)

Yemenli siyaset yazarı Hemdan el-Aliy, Stockholm Anlaşması’nın sona ermesi ve BM misyonunun çekilmesini, Yemenliler, bölge ve uluslararası toplum için Hudeyde’de devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve nihayetinde Sana’ya ulaşma açısından gerçek bir fırsat olarak değerlendirdi.

El-Aliy, Hudeyde ve limanının kurtarılmasının, Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki deniz geçitlerini Husilerin saldırılarından korumaya katkı sağlayacağını belirterek, “Görünüşe göre yeni bir karşılaşma söz konusu… Husilerin herhangi bir yeni ihlali, bu stratejik bölgenin kurtarılmasına yol açabilecek farklı bir aşamayı başlatabilir” dedi.

Yemenli siyaset analisti Abdullah İsmail ise Hudeyde ve Yemen’in diğer bölgelerinin kurtarılması mücadelesinin kaçınılmaz olduğuna dair çok sayıda gösterge olduğunu belirtti, ancak zamanlamanın kritik olduğunu vurguladı. İsmail, “Bana göre Hudeyde ve diğer bölgelerin kurtarılması savaşı gelecekte yaşanacak. Bunun zamanlaması, Husilerin güç toplamasından veya Yemenlileri manipüle etmesinden fayda sağlamalarını önleyecek bir dizi kriter ve düzenlemeye bağlı” ifadelerini kullandı.

İsmail, “Karşı karşıya olduğumuz değişkenler açık; belki de Yemen içindeki ayaklanma belirleyici olacak. Zira birçok kişi grubun kendi eliyle mezarını kazdığını düşünüyor” dedi.

Askerî açıdan ise Yemen Ortak Operasyonlar Komutanı Danışmanı Albay Muhammed Cabir, mevcut yerel ve bölgesel verilerin, ‘İran rejiminin projesiyle sert bir çatışmaya doğru gidildiğini’ gösterdiğini belirtti.

Cabir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Stockholm Anlaşması’nın siyasi ve askerî açıdan çökmesinin ardından Hudeyde ve Batı sahili cephesinin önümüzdeki günlerde açık çatışma alanına dönüşmesine dair net göstergelerin ortaya çıktığını ifade etti.

ervfe
 Batı sahilindeki Ulusal Direniş Güçleri’ne bağlı birlikler (Yemen ordusu)

Cabir, Husilerin 2026 başından itibaren benzeri görülmemiş bir askeri seferberlikle Batı sahilini İran rejiminin bölgesel çatışmalarında kullanılacak bir füze üssüne dönüştürmeyi ve Babu’l Mendeb’i siyasi pazarlık kartı olarak kullanmayı amaçladığını söyledi.

Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani’ye göre, son tırmanışla eş zamanlı olarak, geçtiğimiz hafta DMO liderleri ve uzmanları Sana’ya geldi.

Cabir, meşru hükümet ve askeri komite tarafından, Suudi Arabistan denetiminde yürütülen son hareketlerin, cepheleri ortak bir komuta altında birleştirmek, Husileri caydırmak ve limanları geri almak için ciddi hazırlıklar yapıldığını gösterdiğini belirtti.

Cabir, Husilerin kendi iradeleriyle bölgesel çatışmaya dahil olduklarını, kendilerini DMO ile bağlantılı operasyon odasının bir yürütme aracı olarak sunduklarını ve bölgesel çatışma önceliklerini Yemen’in ve Yemenlilerin çıkarlarının önüne koyduklarını vurguladı. Cabir, bu kararın Husileri hem Yemen halkıyla iç çatışmaya hem de bölgesel ve uluslararası çevreyle doğrudan karşı karşıya bırakacağını, bu durumun örgüt için sonu hızlandırabileceğini ifade etti.


Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, bölgedeki savaşı durdurabilecek tek kişinin ABD Başkanı Donald Trump olduğunu belirtti.

Sisi, Mısır Uluslararası Enerji Konferansı ve Fuarı (EGYPS) açılışında bölgedeki bu savaşı durdurabilecek tek kişinin Trump olduğunu ifade etti.

Sisi, arz eksikliği ve fiyat artışlarının etkisine dikkat çekerek, petrol fiyatının varil başına 200 doları aşabileceğine dair analistlerin endişeleri ve tahminlerin abartılı olmadığını vurguladı.

Sisi, Ortadoğu’daki karışıklıklar nedeniyle gübre kıtlığı ve bunun sonucunda küresel gıda güvenliği krizinin olası olduğunu söyledi. Sisi, “Zengin ülkeler bunu karşılayabilir, ancak orta gelirli ve kırılgan ekonomiler için bu durum ciddi istikrarsızlık yaratabilir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Sisi, Trump’ı Gazze’deki savaşı sona erdirmedeki rolünden ötürü övdü. Sisi, Kasım ayında Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde imzalanan ateşkes anlaşmasından önce de ABD Başkanı’nın tek çözümün kendisi olduğunu söylediğini hatırlattı.

 

Mısır, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kınayarak, bölgesel bir savaşın önlenmesi için diplomatik girişimlerde bulundu.

Buna karşılık, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi video konferansla yaptığı konuşmada uluslararası toplumu hayati deniz yollarını korumaya çağırdı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasını ve enerji altyapısına yönelik saldırılarını kınadı. Budeyvi, İran’ın agresyonunun tüm dünyayı tehdit ettiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump, ABD-İsrail savaşının “İran rejiminde değişim” sağladığını ve mevcut liderleri “çok mantıklı” olarak nitelendirdiğini söyledi. Trump, aynı zamanda İranlılarla bir “anlaşma” yapacağını da belirtti.

Trump, Financial Times’a verdiği röportajda, “İran petrolünü ele geçirmek istediğini” ifade ederek, İran’ın petrol ihracat merkezi olan Hark Adası’nı kontrol edebileceğini söyledi. Trump ayrıca, İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerin geçişine izin verdiğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD’nin aracılar üzerinden ilettiği müzakere mesajlarını “gerçekçi olmayan, mantıksız ve abartılı” olarak nitelendirdi.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed Ishak Dar, dün Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmelerin ardından, İslamabad’ın önümüzdeki günlerde ABD ve İran arasında “ciddi müzakerelere ev sahipliği yapmaya ve bunları kolaylaştırmaya hazır olduğunu” belirtti. Amaç, süregelen çatışmaya kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulmak.


Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
TT

Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyindeki Sur kentinde bir askeri kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında bir askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bu saldırı, Hizbullah ile İsrail arasında çatışmaların başlamasından bu yana ordu noktalarına yönelik ilk doğrudan hedef alma olarak kayda geçti.

Lübnan ordusu tarafından yapılan açıklamada, el-Amiriye bölgesinde, el-Kalile-Sur yolu üzerindeki bir kontrol noktasının hedef alındığı, saldırı sonucu bir askerin yaşamını yitirdiği ve diğer askerlerin yaralandığı belirtildi. Yaralı sayısına ilişkin detay verilmedi.

2 Mart’ta başlayan çatışmalardan bu yana Lübnan ordusu, güney ve doğu bölgelerinde görev yerleri dışında İsrail ateşi sonucu hayatını kaybeden sekiz asker için taziye açıklaması yayımladı.

Öte yandan, İsrail ordusunun yedi mahalle için tahliye uyarısı yapmasının ardından, bu sabah Beyrut’un güney banliyösüne hava saldırısı düzenlendi. Üç gün aradan sonra bölgeye gerçekleştirilen ilk saldırı sonrası hedef alınan noktadan dumanlar yükseldi. Sürekli saldırılar ve tahliye uyarıları nedeniyle bölge sakinlerinin büyük kısmının daha önce göç ettiği belirtildi.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Beyrut’ta Hizbullah’a ait olduğunu öne sürdüğü ‘altyapı hedeflerini’ vurduğunu bildirdi.

sdvsd
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (AFP)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, Beyrut’un güney banliyölerinde yaşayanlara acil tahliye uyarısında bulundu. Adraee, özellikle Haret Hreik, el-Gubeyri, el-Leyleki, el-Hadath, Burc el-Baracne, Tahvita el-Gadir ve eş-Şiyah mahallelerinin hedef alınabileceğini belirtti.

Adraee açıklamasında, “İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki farklı bölgelerde Hizbullah’a ait askeri altyapıyı hedef almaya devam ediyor. Size zarar vermek niyetinde değiliz, bu nedenle güvenliğiniz için derhal tahliye olmanız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’daki ‘tampon bölgeyi genişletme’ talimatı verdiğini duyurdu.

Netanyahu, yayımladığı video mesajda, “Lübnan’da mevcut tampon bölgenin daha da genişletilmesi için orduya talimat verdim” dedi. Bu adımın amacının, Hizbullah mensuplarının olası saldırı riskini tamamen ortadan kaldırmak ve sınır hattında tanksavar füzesi atışlarını engellemek olduğunu ifade etti.