Lübnan ve yeni ‘cihatçı örgütlerin’ ortaya çıkışı: Siyasi eylemleri ve rollerinin sınırları

İzzetu’l-İslam Tugayları adlı örgüt Suriye'nin güneyinden mi geldi?

Güney Lübnan’daki Kuleyle beldesi yakınlarında 19 Ocak’ta İsrail yürüyüşüne düzenlenen baskında öldürülen bir Hamas savaşçısının cenazesi (AFP)
Güney Lübnan’daki Kuleyle beldesi yakınlarında 19 Ocak’ta İsrail yürüyüşüne düzenlenen baskında öldürülen bir Hamas savaşçısının cenazesi (AFP)
TT

Lübnan ve yeni ‘cihatçı örgütlerin’ ortaya çıkışı: Siyasi eylemleri ve rollerinin sınırları

Güney Lübnan’daki Kuleyle beldesi yakınlarında 19 Ocak’ta İsrail yürüyüşüne düzenlenen baskında öldürülen bir Hamas savaşçısının cenazesi (AFP)
Güney Lübnan’daki Kuleyle beldesi yakınlarında 19 Ocak’ta İsrail yürüyüşüne düzenlenen baskında öldürülen bir Hamas savaşçısının cenazesi (AFP)

Samir Zureyg

İzzetu’l-İslam Tugayları adlı bir örgüt 15 Ocak’ta basın ve sosyal medya ağları üzerinden yayınlanan açıklamayla kurulduğunu ve Şeba Çiftlikleri'nin bulunduğu Lübnan’ın dar sınır şeridinde İsrail ordusuna karşı bir operasyon gerçekleştirdiğini duyurmasıyla Güney Lübnan'da sahneye yeni bir aktör çıkmış oldu. Böylece bölgede faaliyet gösteren örgütlere ve silahlı gruplara katılan İzzetu’l-İslam Tugayları, halen gizemini korumaya devam ediyor. Bu yeni aktör, Filistinli mi, Lübnanlı mı? Hizbullah'ın Lübnan'ın cihad sahnesinin tamamını kontrol etmesi bakımından hangi amaçla ortaya çıktı?

Cihatçı ‘dükkanları’

Öncelikle şunu belirtelim, eğer bu açıklama olmasaydı İzzetu’l-İslam Tugayları’ndan kimsenin haberi olmayacaktı, bu da ortaya çıkmasının dahi başlı başına kasıtlı ve amaçlı bir eylem olduğu anlamına geliyor. Açıklamaya göre İzzetu’l-İslam Tugayları savaşçılarının sınır çitini aşmayı başarması ve İsrail askerlerinden oluşan bir devriyeyle sıfır mesafeden çatışmaya girmesi ve bunun sonucunda 3 savaşçısının öldürülmesi dikkat çekici görünüyordu. Açıklamada üç kişilik öncü bir gözetleme grubunun onlardan önce bölgeye sızdığı ve iki gün önce İsrail'in aynı noktayı bombalaması sonucu öldürüldükleri de belirtiliyordu.

Her ne kadar yeni örgütün ve savaşçılarının kimliği, özellikle Hizbullah, Hamas Hareketi ve Lübnan’daki Cemaati İslam tarafından onaylanıp onaylanmadığı belirsizliğini korusa da onlardan biri değil. Örgütün ölen üyelerinin cesetleri İsrail ordusunun eline geçse de kimliklerini ve hedeflerini belirlemek için güvenilebilecek bazı işaretler ve sızdırılan bilgiler var.

Bu işaretlerin başında Hizbullah'ın tüm sınır bölgesini kontrol etmesi ve silahlı kişilerin çatışma bölgelerinin derinliklerine onun onayı olmadan ulaşmasının imkansız değilse de oldukça güç olması geliyor. Hizbullah, savaşın başlarında başkent Beyrut'un güney banliyösündeki karargahında bir operasyon odası kurdu. Bu operasyon odasının görevi, Güney Lübnan’daki operasyon sahasını organize etmek ve orada kimlerin bulunabileceğini belirlemek için Lübnan güvenlik servisleriyle koordinasyon sağlamaktı.

Hizbullah, savaşın başlarında başkent Beyrut'un güney banliyölerindeki karargahında görevi, Güney Lübnan’daki operasyon sahasını organize etmek ve orada kimlerin bulunabileceğini belirlemek için Lübnan güvenlik servisleriyle koordinasyonu sağlamak olan bir operasyon odası kurdu.

İkinci olarak İzzetu’l-İslam Tugayları’nın açıklaması, İran'ın askeri ve siyasi nüfuza sahip olduğu ülkelerde, özellikle de benzer onlarca örgütün faaliyet gösterdiği Suriye’nin kuzeyinde çok sayıda örgüt ve silahlı grup kurarak izlediği stratejiyle karşılaştırılmalı. İran, bu örgüt fazlalığını herhangi bir doğrudan siyasi sonuç doğurmadan baskı ve müzakere kartı olarak kullanma konusunda uzman. Gerektiğinde bir örgütü kolayca reddedilebilir ya da ortadan kaldırılabilir. Bu örgütlerin küçük boyutlarda olmaları da kendilerine belirlenen çerçeveden sapmalarına engel teşkil ediyor. Aynı strateji Lübnan’da Hizbullah tarafından izleniyor. Hizbullah, kendisine karşı herhangi bir gerçek muhalifin ya da rakibin ortaya çıkma ihtimalini önlemek amacıyla, özellikle Sünni sahnede varlığı ve nüfuzu sınırlı, solmuş örgütlerden oluşan geniş bir örgüt ağını destekliyor. Bu strateji, Lübnan'da alışveriş yapılan küçük boyutlu yerler olan ‘dükkanlar’ adıyla anılıyor.

Beyrut’taki Amerikan Üniversitesi'nden siyasi araştırmacı ve öğretim görevlisi Makram Rabah bir televizyon kanalında yaptığı yorumda şunları söyledi:

Güney Lübnan’daki her askeri eylemin Hizbullah tarafından onaylanması gerekiyor, çünkü operasyon sahasını kontrol ediyor. Bu yüzden ancak o onaylarsa yeni silahlı örgütler (diğer bir deyişle cihatçı dükkanları) ortaya çıkabilir.

Rabah, İran ile ABD arasındaki müzakereler için şartların iyileştirilmesi amacıyla en-Nur Tugayları benzeri daha fazla örgütün ortaya çıkmasını bekliyor.

Örgütün üyeleri Filistin diasporasının başkentinden

Öte yandan İzzetu’l-İslam Tugayları üyelerinin nereden geldiğine dair bilgiler çelişkili. Hizbullah'a yakın kaynaklar, bu kişilerin ‘güney sınırına Lübnan’ın içinden değil, Suriye'nin güneyinden geldiklerini, burada Lübnan’ın ve Suriye’nin güneyi ile işgal altındaki Filistin toprakları arasındaki sınırların kesiştiği noktalardan birinden Şeba Çiftlikleri'ne girdiklerini’ söylüyorlar.

Aynı kaynaklar bu kişilerin Filistinli olduklarını ve Hizbullah’ın bu yeni aktörlerin ortaya çıkmasıyla hiçbir ilgisinin olmadığını belirttiler.

Hizbullah'a yakınlığıyla bilinen siyasi yazar Daoud Rammal, Rusya merkezli haber sitesi Sputnik'e yaptığı açıklamada, “Bu tür örgütlerin ortaya çıkışından en başta Hizbullah zarar görüyor. Ancak Suriye hükümetinin eli kolu bağlı olduğu işgal altındaki Filistin topraklarının kuzeyine komşu olan Suriye sınır bölgelerinin kontrolü İran ve ona bağlı güçlerin elinde” dedi.

fdvbgrth
Hamas liderlerinden Salih el-Aruri’nin 2 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail’in suikastına uğradığı daire (Reuters)

Diğer taraftan güvenlik kaynaklarından sızdırılan bilgiler, bu örgütün üyelerinin Güney Lübnan'ın Sayda şehrindeki Ayn el-Hilve Mülteci Kampı’ndan Filistinliler olduğuna işaret ediyor. Bu durum bize, geçtiğimiz eylül ayında Lübnan'daki Filistinlilerin yaşadığı en büyük mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’de, Lübnan devletiyle yapılan bir anlaşma çerçevesinde kampların güvenliğinden sorumlu olan Fetih Hareketi (El Fetih) ile radikal İslamcı örgütler arasında kampta Filistin Ulusal Güvenlik Güçleri adıyla bilinen örgütün liderinin suikasta uğramasından sonra yaşanan olayları ve çatışmaları hatırlatıyor. Filistin Ulusal Güvenlik Güçleri’nin, Hamas Hareketi ve Hizbullah'tan lojistik ve siyasi destek aldığı biliniyor.

Hizbullah, yeni kurulan örgütleri destekledi ve onları, Filistin diasporasının başkenti olarak görülen Ayn el-Hilve Mülteci Kampı’nın güvenliğinin sağlanmasında ortak güç haline getirmeyi başardı. Böylece ‘terör eylemleri gerçekleştirdikleri’ suçlamasıyla haklarında adli soruşturma açılmasını engelledi.

Çatışmalar, El Fetih’in, Hizbullah'a bağlı Filistinli radikal İslamcı örgütlerin kampın güvenliğinin sağlanmasında görev almalarını kabul edene kadar durmadı. El Fetih kampın güvenliği bahanesiyle ilk kez baskı görmüyordu. Hizbullah, 1994 yılının Kasım ayında Oslo Anlaşması'nın imzalanmasının ardından bazı El Fetih üyelerinin hareketten ayrılmasını ve radikal İslamcı örgütler kurulmasını destekledi. Bu örgütleri başta Ayn el-Hilve olmak üzere Filistinlilerin kaldığı mülteci kamplarının kontrolünü Fetih Hareketi’nin elinden almaları için cesaretlendirdi. Bunun üzerine çok kısa sürede kıyasıya bir mücadele başladı. El Fetih eski Filistin lideri Yaser Arafat'ın doğrudan emriyle girdiği çatışmaların sonucunda tüm mevzilerini geri aldı.

Hizbullah, yeni kurulan örgütleri destekledi ve onları, Filistin diasporasının başkenti olarak görülen Ayn el-Hilve Mülteci Kampı’nın güvenliğinin sağlanmasında ortak güç haline getirmeyi başardı. Böylece ‘terör eylemleri gerçekleştirdikleri’ suçlamasıyla haklarında adli soruşturma açılmasını engelledi.

İzzetu’l-İslam Tugayları’nın Hamas’a bağlılığının işaretleri

İzzetu’l-İslam Tugayları adı ile Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın adıyla olan benzerliği örgütün Hamas'la bağlantısı olduğunu açık bir göstergesidir. İzzetu’l-İslam Tugayları tarafından yapılan açıklamada, İsrail’e karşı Lübnan sınırından düzenlenen eylemin, İsrail'in Hamas Siyasi Bürosu Başkan Yardımcısı Salih el-Aruri ve beraberindeki liderlere yönelik suikastına misilleme olduğu belirtildi. Ancak açıklamada Aruri’nin bir araya geldiği ve vakit geçirdiği Cemaati İslam’ın Lübnan'daki askeri kolu olan Fecr Kuvvetleri liderlerinin adı hiç anılmadı. Aynı şekilde Aruri'nin öldürülmesinden sadece birkaç gün sonra öldürülen Hizbullah'ın önde gelen liderinden Visam et-Tavil’in adı da açıklamada geçmedi.

Burada, Hamas'ın 4 Aralık'ta Lübnan'da Aksa Tufanı İzcileri adlı bir örgüt kurulduğunu duyurduğunu hatırlatmakta fayda var. Duyuru, Lübnan'da yoğun siyasi eleştirilerin yapılmasına neden olmuş, Hamas liderleri örgütün neden kurulduğunu izah etmek için sık sık açıklamalarda bulunmak zorunda kalmıştı.

Lübnan’da bulunan Hamas'ın Medya Sorumlusu Velid Kilani, gazetecilere yaptığı açıklamada, yeni örgütün kurulmasındaki amacın, Hamas Hareketi’nin Aksa Tufanı Operasyonu sonrasında kazandığı büyük sempatiyi ve insanların Hamas saflarına katılma arzusunu karşılamak olduğunu söyledi. Hamas'ın Lübnan'daki temsilcilerinden Ahmed Abdulhadi, gençlerin ilgisinin Hamas’ı, onların ulusal ve dini şahsiyetlerini inşa etmek için Aksa Tufanı İzcileri’ni kurmaya ittiğini açıkladı.

Aksa Tufanı Operasyonu’nun halkta büyük bir coşku yarattığına şüphe yok. Bu da Hamas'ı Sünni yelpazenin çeşitli renkleriyle, özellikle Selefi çevrelerle iletişim kanallarını genişletmeye çalışmaya motive etti.

Ancak bu konuda hiçbir zaman geri adım atmadı. Hamas'ın üst düzey yöneticilerinden Ali Baraka, Aksa Tufanı İzcileri örgütünün kurulduğunun açıklanmasından önce kasım ayı başlarında Güney Lübnan'ın Tire şehrindeki bir konferansta ‘kurtuluş ve geri dönüş savaşına hazırlık için askeri kanatların oluşturulması’ çağrısında bulunmuştu. Tüm bunlar İzzetu’l-İslam Tugayları’nın Hamas'ın siyasi ve askeri açıdan kullanmaya çalıştığı bir çocuğu olduğunu gösteriyor. Burada “İzzetu’l-İslam Tugayları Hamas’ın tek çocuğu mu, yoksa başka çocukları da var mı?” sorusu ortaya çıkıyor.

sdvferb
Lübnan topraklarını bombalayan bir topçu birliğinin yakınlarındaki bir İsrail askeri, 15 Ocak (Reuters)

Aksa Tufanı Operasyonu’nun halkta büyük bir coşku yarattığına şüphe yok. Bu da Hamas'ı çeşitli Sünni çevrelerle, özellikle Selefi çevrelerle ve gençlerle iletişim kanallarını genişletmeye ve ‘direniş ekseniyle’ yakınlaşmaya çalışmaya motive etti. Dini söylem, özellikle cihadı teşvik eden Kur'an ayetleri ve hadislerin sık sık kullanılmasıyla genel olarak gençler arasında cihadın popülerlik kazanmasına katkıda bulundu.

Hamas, profesyonel olmayan kişileri askeri koluna dahil edemediğinden ve Aksa Tufanı İzcileri’nin kurulmasına yönelik olumsuz tepkileri aldıktan sonra, Hizbullah tarzında küçük gruplar oluşturarak onları eğiterek ve teşvik ederek cihatçı gruplara kitlesel katılımı cazip hale getirme fırsatı yakalamaya çalıştı.

Cihat atmosferin çocukları

İzzetu’l-İslam Tugayları’nın kurulduğunun duyurulmasına birkaç gün kala İsrail’in Metula yerleşim bölgesi yakınlarında bir yerde 18 yaşında ayağı kesilmiş bir gencin cesedi bulundu. Lübnan’ın Sayda şehrinden olan bu genç iki ay önce evinden ayrılmıştı ve kendisinden haber alınamıyordu. Yarı resmi anlatıya göre genç bir silah satın aldı ve ‘düşmanla’ savaşmak için tek başına yola koyuldu. Bir öğrencinin silahı nereden aldığı, kimin silah kullanması için eğittiği ve aradan geçen bu iki ayı nerede geçirdiği ise belirtilmiyor. Emniyet kaynakları, genç çocuğun mevcut cihatçı atmosferden etkilendiğini ve bu yüzden kendisini eğiten ve ona silah veren Filistinli gruplardan birinin kampına katıldığını söylüyorlar.

Güvenlik kaynaklarından sızdırılan bilgilere göre pazartesi günü çoğunluğu Lübnan'ın kuzeyindeki Trablusşam ve Akkar şehirlerinden olan birkaç gençten oluşan bir grubun kurulduğu ortaya çıktı. Kendi aralarında küçük bir tekne satın almak için anlaşan gençler, İsrail'in derinliklerinde bir eylem gerçekleştirmek üzere Lübnan’ın güneyindeki Sayda şehrinin kıyısından yola çıktılar, ancak grup üyelerinden biri aynı zamanda güvenlik servislerinden birinin muhbiriydi ve tutuklanmalarına yol açan bilgiyi sızdırdı. Peş peşe gelen bu olaylar Lübnan basınında “Radikal gruplar İsrail'le savaşma bahanesiyle Lübnan'a baskı yapmak için geri mi döndüler?” sorusunun sorulmasına neden oldu.

Hizbullah, kendisini İsrail'e karşı direnişin destekçisi olarak sunarak Sünnileri kendi tarafına çekmeyi başardı. Ancak bu durum, Hıristiyanların endişelerini ve radikal İslamcı grupların geri dönüşü tehlikesini artırdı.

Tüm bunların Hizbullah'ın büyük başarısı olduğu düşünülebilir. Zira kendisini İsrail'e karşı direnişin destekçisi olarak sunarak Sünnileri kendi tarafına çekmeyi başardı. Şarku'l Avsat'ın Majalla'dan aktardığı analize göre bu durum bir yandan Hıristiyanların endişelerini ve radikal İslamcı grupların geri dönüşü tehlikesini artırırken, diğer yandan Hizbullah’ın savaşmak için Suriye'ye girmesinden sonra inşa ettiği anlatıyı destekliyor.

​Her şeyden önemlisi kendisiyle anlaşmanın tek alternatifinin sadece Hizbullah’ın ‘cihatçı dükkanları’ kaosunu ve cihatçı sayısındaki patlamayı durdurabileceğinin ve özellikle Salih el-Aruri ve arkadaşlarının cenazesinde ortaya çıkan ve özellikle Hıristiyanlar arasında Lübnan'daki Filistin diasporasının geçmişin mirasını yeniden canlandırmasına ilişkin kaygıyı artıran sahnelerin ve sembollerin ortaya çıkmasından sonra, kuruluşundan bu yana ilk kez Lübnan'da açıkça askeri eylem yapan Hamas, durumu kontrol edebileceğinin anlaşılmasını sağlayarak elini güçlendirdi.

Bu gençler ve üyesi oldukları küçük grupların Filistin davasına hizmet ettiklerine ve Allah rızası için çabaladıklarına inanırken, yalnızca siyasi masada etkililer. Daha büyük silahlı grupların ise İsrail'le mücadelede ya da Gazze'deki cehennemi hafifletmede hiçbir rolleri yok. Tıpkı cihatçı yıldızı hiç yükselmemiş olan Cemaati İslami’nin yaptığı gibi içeride istikrarı bozmaya ve muhalif sesleri bastırmaya yönelik bir silah olmaktan ibaretler. Hatta Cemaati İslami, silahlı gösterilerini daha çok örgüt içine ve genel olarak Sünnilere yönelik mesajlar vermek için kullanıyor.

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir.



Hamas, Gazze anlaşmasını yeniden canlandırmak için Kahire'de temaslarda bulunuyor

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda çamurlu bir sokakta yürüyen yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda çamurlu bir sokakta yürüyen yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk (AFP)
TT

Hamas, Gazze anlaşmasını yeniden canlandırmak için Kahire'de temaslarda bulunuyor

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda çamurlu bir sokakta yürüyen yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda çamurlu bir sokakta yürüyen yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk (AFP)

İsrail’in İran’la süren çatışmalara odaklanarak Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşması ve yükümlülüklerinden uzaklaştığı bir dönemde, Hamas Kahire’de yeni bir diplomatik hareketlilik yürütüyor. Hareket, ocak ayı ortasında ilan edilen ikinci aşamadan bu yana ilerleme kaydedilemeyen süreci aşmak için çözüm arıyor.

Uzmanlara göre Hamas, devam eden İran savaşı nedeniyle oluşan mevcut tıkanıklığı aşacak bir açılım umuyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yürütülen temasların Gazze anlaşmasını yeniden rayına oturtmayı, ihlalleri durdurmayı ve İsrail ablukasının yol açtığı günlük krizlere çözüm bulmayı hedeflediğini belirtti.

sdwegr
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat’ta bir eve düzenlenen İsrail saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenaze törenine katılanlar (Reuters)

Hamas heyeti, Mısır Genel İstihbarat yetkilileriyle bir dizi görüşme gerçekleştirirken, Birleşmiş Milletler temsilcisi Nikolay Mladenov ile de bir araya geldi. Görüşmelerde Gazze dosyasına ilişkin siyasi ve sahadaki gelişmeler ele alındı. Bu bilgiler, Mısır ve Katar medyasında yer alan haberlerde de doğrulandı.

İhlaller ve güvenlik düzenlemeleri gündemde

Hamas’a yakın iki kaynak, salı günü Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Nizar Avadallah başkanlığındaki ve Gazı Hamad’ın da yer aldığı heyetin Mısırlı güvenlik yetkilileri ve Barış Konseyi temsilcileriyle görüştüğünü aktardı. Görüşmelerde İsrail’in anlaşma ihlalleri, Hamas personelinin polis teşkilatına entegrasyonu, Refah Sınır Kapısı’nın işletilmesi ve Gazze’yi devralması öngörülen yönetim komitesinin çalışmaları ele alındı.

Kaynaklardan biri, Hamas’ın silahsızlandırılması konusunun da gündeme geldiğini ancak bu başlığın Filistin polisi ile uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasına kadar ertelendiğini belirtti. Aynı kaynak, Hamas’ın Gazze anlaşması için ABD’den destek ve İsrail’in ihlallerini durdurmasını beklediğini ifade etti.

fbf
Gazze Şeridi’nin güneyinde İsrail’in askeri bombardımanı sonucu yıkılan bir binanın üzerinde bulunan Filistinli bir aile (AFP)

Öte yandan Gazze Yönetim Komitesi’nden bir yetkilli, Hamas heyetiyle henüz görüşme yapılmadığını doğruladı ancak gerekçe paylaşmadı.

ABD bağlantılı temaslar ve Refah Kapısı

Reuters’a konuşan kaynaklar, ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi temsilcilerinin hafta başında Kahire’de Hamas yetkilileriyle görüştüğünü ve ateşkesi korumayı amaçladığını bildirdi. Kaynaklar, hafta içinde yeni toplantılar yapılmasının beklendiğini ancak tarihlerin netleşmediğini aktardı.

Görüşmenin ardından İsrail, pazar günü yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından kapatılan Refah Sınır Kapısı’nı yakında yeniden açacağını duyurdu. Reuters’a konuşan kaynak, bu kararın Hamas ile Barış Konseyi arasındaki görüşmenin doğrudan sonucu olabileceğini ifade etti.

Monte Carlo Uluslararası Radyosu da Hamas’ın, bölgedeki güvenlik gerilimine rağmen Kahire’de yeni bir müzakere turuna hazırlanarak, İran savaşı nedeniyle duran ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasını yeniden canlandırmayı hedeflediğini aktardı.

Anlaşma hâlâ gündemde mesajı

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver, Hamas heyetinin ziyaretinin kritik bir dönemde gerçekleştiğini belirterek, Kahire’deki temasların anlaşmanın hâlâ geçerliliğini koruduğu yönünde güven verdiğini söyledi. Enver, görüşmelerde ihlallerin yanı sıra Gazze yönetim komitesinin işleyişi ve silahsızlanma gibi başlıkların da ele alındığını kaydetti.

Filistinli siyaset analisti Eymen er-Rakab ise Kahire’deki görüşmelerin Gazze Anlaşması için yeni bir ivme oluşturduğunu ve Mısır’ın süreci gündemde tutmaya çalıştığını vurguladı. Rakab, mevcut tıkanıklığın aşılması için bu diplomatik hareketliliğin süreceğini öngördü.

Ocak ayı ortasında Washington, Trump planının ikinci aşamasına geçildiğini duyurmuştu. Bu aşama; İsrail’in Gazze’den kademeli çekilmesini, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve bölgede uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor. Ancak İsrail ordusu hâlen Gazze’nin yarısından fazlasında kontrolünü sürdürürken, Hamas silah bırakmayı reddediyor.

İsrail Kamu Yayın Kurumu ise uluslararası gücün mayıs ayı itibarıyla Gazze’de konuşlandırılmasının planlandığını bildirdi.

xcvf
Trump planına göre Gazze’den çekilme aşamalarını gösteren harita (Beyaz Saray)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de pazartesi günü yaptığı açıklamada, Gazze’yi yönetecek ulusal komitenin sahada görevine başlamasının hızlandırılması gerektiğini belirterek bunun geçiş sürecinin yönetimi ve ateşkesin kalıcı hâle gelmesi için kritik olduğunu vurguladı.

Uzmanlara göre mevcut temaslar, İran savaşı nedeniyle oluşan küresel dalgalanmalara rağmen Gazze anlaşmasını yeniden işler hâle getirecek yeni bir yol haritası oluşturma çabası olarak değerlendiriliyor. Mısır’ın arabuluculuğunda yürütülen bu diplomatik trafiğin önümüzdeki günlerde de sürmesi bekleniyor.


Askeri gerilim ve İsrail’in Güney Lübnan’da düzenlediği ‘sınırlı’ kara operasyonu

İsrail ordusunun, ön savunma hattının kapsamını genişletmek amacıyla Güney Lübnan’daki önemli mevzileri hedef alan sınırlı bir kara harekâtı düzenlediğini duyurmasının ardından, Lübnan sınırında İsrail askeri araçları görüldü. (Reuters)
İsrail ordusunun, ön savunma hattının kapsamını genişletmek amacıyla Güney Lübnan’daki önemli mevzileri hedef alan sınırlı bir kara harekâtı düzenlediğini duyurmasının ardından, Lübnan sınırında İsrail askeri araçları görüldü. (Reuters)
TT

Askeri gerilim ve İsrail’in Güney Lübnan’da düzenlediği ‘sınırlı’ kara operasyonu

İsrail ordusunun, ön savunma hattının kapsamını genişletmek amacıyla Güney Lübnan’daki önemli mevzileri hedef alan sınırlı bir kara harekâtı düzenlediğini duyurmasının ardından, Lübnan sınırında İsrail askeri araçları görüldü. (Reuters)
İsrail ordusunun, ön savunma hattının kapsamını genişletmek amacıyla Güney Lübnan’daki önemli mevzileri hedef alan sınırlı bir kara harekâtı düzenlediğini duyurmasının ardından, Lübnan sınırında İsrail askeri araçları görüldü. (Reuters)

Lübnan cephesindeki gerilim, İsrail’in kara operasyonlarını genişletme hazırlığı kapsamında 450 bin yedek askerin seferber edilebileceğine dair açıklamalarıyla eş zamanlı olarak tırmanıyor. Bu süreçte Güney Lübnan, Bekaa Vadisi ve Beyrut’un güney banliyölerine yoğun hava saldırıları düzenlendi.

İsrail ordusu yaptığı açıklamada, son günlerde 91. Tümen’e bağlı birliklerin Güney Lübnan’da ‘ileri savunma hattını genişletmek amacıyla’ sınırlı kara faaliyetlerine başladığını duyurdu. İsrail radyosu, ordunun daha geniş çaplı bir kara harekâtına hazırlık kapsamında 450 bin yedek askerin çağırılması için onay talep edeceğini aktardı. Yedioth Ahronoth ise bir askeri yetkiliye dayandırdığı haberinde, çatışmaların mayıs ayı sonuna kadar sürebileceğini bildirdi.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz da kara operasyonunun başladığını açıklayarak, Güney Lübnan sakinlerinin ‘İsrail’in kuzeyindeki yerleşimlerin güvenliği sağlanmadan geri dönemeyeceğini’ ifade etti. Katz, İsrail ordusunun sınır köylerinde tehdit olarak görülen yapıların imhasıyla görevlendirildiğini belirtti.

vvfde
Askeri gerilimin artmaya devam ettiği Lübnan sınırına askeri araçlar konuşlandırıldı. (Reuters)

Bu gelişmeler, Hizbullah ile sınır hattının farklı noktalarında süren çatışmalarla aynı döneme denk geldi. Yerel medya, Adise-Taybe hattında İsrail’in sızma girişimiyle birlikte çatışmaların yaşandığını aktardı. İsrail ordusunun Rab Selasin’de evleri havaya uçurduğu, ayrıca Yaron ve Marun er-Ras çevresinde askeri araçların ilerleyişinin gözlendiği bildirildi.

Tampon bölge ve ileri operasyon üslerinin kurulması

Askerî gelişmelere ilişkin değerlendirmede bulunan emekli Tuğgeneral Said Kazh, ‘450 bin civarında İsrail askerinin göreve çağrılmasından söz edilmesinin, sınır hattındaki sınırlı operasyonların ötesine geçecek geniş çaplı bir askerî harekâta hazırlık anlamına geldiğini’ belirtti.

Kazh, öngörülebilecek en düşük senaryonun, ‘Lübnan toprakları içinde 5 ila 10 kilometre derinliğinde bir tampon bölge oluşturmayı hedefleyen kara operasyonu’ olduğunu ifade etti. Bu ihtimalin, sahadaki gelişmelerle örtüştüğünü ve İsrail’in çeşitli sınır noktalarındaki hareketliliğiyle desteklendiğini kaydetti.

Kazh, ‘gündemdeki bilgilerin, bu tampon bölgenin ez-Zehrani Nehri’ne kadar genişletilebileceğine işaret ettiğini’ belirterek, bunun Lübnan toprakları içinde yaklaşık 40 kilometrelik bir ilerleme anlamına gelebileceğini söyledi. Kazh, “Eğer hedef gerçekten Zehrani bölgesine ulaşmaksa, bu ölçekte bir askerî yığınak daha gerçekçi hale gelir” dedi.

vfdev
Güney sınırındaki el-Hıyam kasabasında İsrail bombardımanı sonucu hedef alınan bir binadan yükselen dumanlar (AFP)

Sahadaki mevcut göstergelerin, ‘İsrail’in sınır hattı boyunca 2 ila 4 kilometre derinlikte ileri askerî noktalar tesis etmeye çalıştığını’ ortaya koyduğunu dile getiren Kazh, bu hatların el-Hıyam tepelerinden el-Lebune’ye kadar uzandığını, Marun er-Ras ve Aytarun üzerinden geçtiğini ifade etti. Bu noktaların, ileride gerçekleştirilebilecek daha geniş çaplı bir kara harekâtı için çıkış üsleri niteliği taşıyabileceğini söyledi.

Kazh’a göre yaklaşık 10 kilometre derinliğinde bir tampon bölge oluşturulmasının temel amacı, sınır yerleşimlerini tanksavar silahlar ve kısa menzilli doğrudan saldırılardan korumak. Derinliğin 40 kilometreye kadar genişlemesi halinde ise hedefin, menzili yaklaşık 40 kilometre olan Grad tipi orta menzilli roketlerin tehdidini bertaraf etmek olacağı değerlendiriliyor.

Askeri birliklerin konuşlandırılması

İsrail basınında yer alan haberlere göre, Güney Lübnan’daki operasyonlara birden fazla askerî birlik katılıyor. Maariv, 91. ve 36. tümenlerin bölgede eş zamanlı olarak faaliyet yürüttüğünü, bu operasyonların yoğun hava saldırıları ve topçu atışlarıyla desteklendiğini aktardı. Gazete, 91. Tümen’e bağlı özel operasyon birimi 769’un, Givati Tugayı ile koordinasyon içinde devreye alındığını belirtti. Ayrıca İsrail Hava Kuvvetleri ve topçu birliklerinin, kara birliklerinin ilerleyişini desteklemek ve operasyon sahasını hazırlamak amacıyla yoğun bombardıman gerçekleştirdiği ifade edildi.

Geniş bölgelere yoğun hava saldırıları

Sahada ise askerî tırmanışın sürmesiyle birlikte İsrail savaş uçakları, pazar gece yarısından itibaren Güney Lübnan’daki birçok yerleşime yoğun hava saldırıları düzenledi. Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), saldırıların Cibal el-Batm, Yatar, es-Sultaniye, Sarbin, Burc Kalaviye, Şakra, Bint Cubeyl, Miyfdun ve et-Taybe’nin yanı sıra Yatar ile Beyt Lif arasındaki bölgeyi hedef aldığını bildirdi.

Ayrıca hava saldırılarında Kafr Sır beldesinde bir ev vuruldu ve bir kişi hayatını kaybetti. Sarbin’de boş bir evin de hedef alındığı aktarıldı. Nebatiye kentinde ise eski Saray Mahallesi’nde bulunan Ebu’l Fazl Abbas Camii çevresi hava saldırısına maruz kaldı; çevredeki binalarda büyük hasar meydana geldi. Bölgede el-Hıyam beldesi de saldırıların hedefi olurken, Arabsalim ile Habuş arasındaki alan da vuruldu. Gece saatlerinde Cezin ilçesine bağlı Reyhan beldesine yönelik bir başka hava saldırısının daha düzenlendiği kaydedildi.

rf
İsrail’in Güney Lübnan’daki Burc Kalaviye kasabasına düzenlediği bombardıman sonucu yıkılan bir bina (DPA)

Hava saldırılarına, Vadi es-Seluki, Debbin beldesinin çevresi ve Hardali Nehri civarını hedef alan topçu atışları da eşlik etti. İsrail topçusunun ayrıca Kafr Şuba, Halta Çiftlikleri, el-Mecidiye ve Vadi Hansa üzerinde aydınlatma fişekleri kullandığı bildirildi.

Lübnan Sağlık Bakanlığı Acil Operasyonlar Merkezi tarafından yapılan açıklamada, Mercuyun ilçesine bağlı el-Kantara beldesine düzenlenen İsrail hava saldırılarında ilk belirlemelere göre aralarında iki çocuğun da bulunduğu dört kişinin hayatını kaybettiği duyuruldu.

İsrail tarafında ise İsrail İç Cephe Komutanlığı, Yukarı Celile’deki Mesgav Am yerleşiminde sirenlerin çaldığını bildirdi.

Öte yandan Hizbullah yaptığı açıklamalarda, savaşçılarının Kiryat Şmona yerleşimindeki Beit HaHayal merkezini gelişmiş bir füze ve kamikaze insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldığını duyurdu. Örgüt, günün ilerleyen saatlerinde yayımladığı iki ayrı açıklamada ise aynı hedefin roketlerle iki kez daha vurulduğunu açıkladı.

Saldırılar ve uyarılar

İsrail savaş uçakları, 48 saatlik sükûnetin ardından dün sabaha karşı Beyrut’un güney banliyösünde yer alan Haret Hreik bölgesine iki hava saldırısı düzenledi. Batı Bekaa’daki Yahmur beldesinin çevresi de hedef alınırken, saldırılarda can kaybı ya da yaralanma bildirilmedi. Güneyde bazı belediye başkanlarının, beldelerinin tahliye edilmesi yönünde uyarı telefonları aldığı aktarıldı.

y6ku
Lübnan’ın güneyindeki Burc Kalaviye kasabasında saldırıya uğrayan bölgelerden birinde yere düşmüş bir kitap (DPA)

Bu gelişmeler, pazar akşamı Bekaa’daki Şutura’da bulunan Şems Center binasının ihtiyati olarak tahliye edilmesi ve Beyrut’taki Ramlet el-Beyda bölgesinde bir binanın boşaltılmasının ardından yaşandı. Söz konusu tahliyelerin, Al-İnsaf Exchange şirketinin sahibi Ali Şems’in, Beyrut’taki iş yeri ve konutunu terk etmesi yönünde tehdit içerikli bir mesaj almasının ardından gerçekleştiği belirtildi. İsrail’in, 2024 yılında aynı şirkete ait el-Hamra’daki merkezi hedef aldığı ve şirketi Hizbullah’a finans aktarımı yapmakla suçladığı biliniyor.

UNIFIL güçlerine saldırı

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) pazar akşamı, Yatar, Deyr Kifa ve Kalaviye bölgelerindeki devriye görevleri sırasında üç ayrı olayda ateş açıldığını duyurmuş, bu eylemin muhtemelen ‘devlete bağlı olmayan silahlı gruplar’ tarafından gerçekleştirildiğini belirtmişti.

Lübnan Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı ‘tehlikeli ve kabul edilemez’ olarak nitelendirerek, bunun uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararlarının ihlali anlamına geldiğini vurguladı. Bakanlık ayrıca, 2 Mart 2026 tarihli Bakanlar Kurulu kararına atıfta bulunarak, Hizbullah’ın askerî ve güvenlik faaliyetlerinin yasaklandığını ve silahlarını devlete teslim etmekle yükümlü olduğunu hatırlattı. Kararın ‘açık ve net’ olduğu, devletin egemenliğini sağlamaya ve silahların yalnızca meşru kurumların elinde olmasını güvence altına almaya kararlı olduğu belirtildi.


Güvenlik kaynakları: Bağdat'taki ABD büyükelçiliği İHA ve füzelerle hedef alındı

Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında, İHA ve füzelerle yapılan saldırının ardından çıkan yangın ve duman (Reuters)
Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında, İHA ve füzelerle yapılan saldırının ardından çıkan yangın ve duman (Reuters)
TT

Güvenlik kaynakları: Bağdat'taki ABD büyükelçiliği İHA ve füzelerle hedef alındı

Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında, İHA ve füzelerle yapılan saldırının ardından çıkan yangın ve duman (Reuters)
Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında, İHA ve füzelerle yapılan saldırının ardından çıkan yangın ve duman (Reuters)

Iraklı güvenlik kaynakları, bu sabah Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği'nin en az beş insansız hava aracı (İHA) ve roket saldırısına maruz kaldığını belirtti ve bu saldırıyı, ABD-İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaşın başlangıcından bu yana en yoğun saldırı olarak nitelendirdi.

Reuters haber ajansından bir tanık, en az üç İHA’nın büyükelçiliğe doğru ilerlediğini gördü. Tanık, “C-RAM” hava savunma sisteminin bunlardan ikisini düşürdüğünü, üçüncüsünün ise büyükelçilik kompleksinin içine düştüğünü ve orada alev ve dumanların yükseldiğini gördüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bir başka görgü tanığı, Irak başkentinde şiddetli bir patlama sesi duyulduğunu söyledi.

Daha sonra güvenlik kaynakları, Bağdat havaalanı yakınlarındaki bir ABD diplomatik tesisinin roketlerle hedef alındığını ve siren seslerinin duyulduğunu açıkladı.

Reuters ajansı yorum almak için aradığında, ABD Büyükelçiliği'ndeki telefonlar kapalıydı.

İran destekli silahlı gruplar, 28 Şubat'ta başlayan savaşa tepki olarak Irak'taki ABD menfaatlerine saldırılar düzenliyor.

İran destekli Ketaib Hizbullah, dün grubun üst düzey bir komutanının öldüğünü duyurdu. Haşdi Şabi  Güçleri, Suriye sınırına yakın Irak'ın Kaym kentinde düzenlenen hava saldırılarında en az 8 savaşçısının öldüğünü ve saldırının İsrail tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı. I

rak güvenlik güçleri başkentin bazı bölgelerine konuşlandırıldı ve hükümet binaları ile ABD Büyükelçiliği de dahil olmak üzere diplomatik misyonların bulunduğu, ağır güvenlik önlemleriyle korunan Bağdat'taki Yeşil Bölge kapatıldı.