İsrail, Gazze'deki camileri yıktı ama ezan sesi kesilmedi

Savaşın başlamasından bu yana Gazze'deki bin camiye yapılan bombardımana rağmen, enkazın üzerinden hala namaz çağrısı yapılıyor ve yerinden edilmişler, molozların arasında namazlarını kılıyorlar

İsrail Gazze'de bin camiyi yıktı (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
İsrail Gazze'de bin camiyi yıktı (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
TT

İsrail, Gazze'deki camileri yıktı ama ezan sesi kesilmedi

İsrail Gazze'de bin camiyi yıktı (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
İsrail Gazze'de bin camiyi yıktı (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

Bera, İsrail uçaklarının Gazze savaşında yıktığı Halil-ür Rahman Camii'nin önünde şaşkınlık içinde durdu.

İbadetlerini devam ettirmek ve enkaz üzerinde ezan okuyup namaz kılmak için bir yol düşünmeye başladı.

Dağılmış enkazdan sağlam taşlar topladı ve yıkılmış caminin minaresinin yerine bunları üst üste koyarak geçici bir minare oluşturdu.

Bu minareye çıkıp, enkaz altında kalan hoparlör olmadan, ellerini ağzına koyarak güçlü sesiyle "Allahu Ekber, Allahu Ekber" diyerek ezan okudu.

Ezanı bitirdikten sonra, büyük bir bez parçası getirip, yıkılmış caminin enkazının düz bir alanına serdi ve namaz kılmak için toplanan cemaati beklemeye başladı.

Bu, enkaz yığınına dönen cami üzerinde kılınan bir namazdı.  

Enkaz üzerinde namaz

Dindar bir Müslüman olan Bera, Gazze'de her sokakta cami bulunduğu ve kendi yaşadığı bölgede 3 cami olmasına rağmen, hepsinin İsrail'in savaş makinesi tarafından yıkıldığını ve İsrailin mabetleri özellikle hedef aldığını belirtti.

Bera, devam eden saldırılar nedeniyle Gazze'deki çoğu camiden ezan sesinin duyulmadığını söyledi. Zira camiler yıkıma uğradı ve insanlar göç etmeye başladı. 

Sadece 200 cami ayakta kaldı

Bera'nın sözleri doğruydu; Gazze'de Müslümanlar ve Hristiyanlar için eskiden her sokakta bulunan mabetler, şimdi azaldı.

İsrail ordusu birçok camiyi yıktı, aynı şekilde kiliseler de büyük zarar gördü.

Dini İşler ve Vakıflar Bakanlığı verilerine göre, Gazze Şeridi'nin tüm bölgelerinde bin 205 mabet var.

Bunların 5'i farklı mezheplere ait Hristiyan kiliseleri, geri kalanı ise Müslümanlara ait olan camiler.

Dini İşler ve Vakıflar Bakanlığı Müsteşarı Abdulhadi el-Agha'ya göre, İsrail Gazze'de bin camiyi yıktı ve sadece 200 cami ayakta kaldı.

Bu camilerde ibadetler zorlukla sürdürülüyor ve nadiren ezan okunuyor.

El-Agha, tamamen yıkılan camilerin çoğunun Gazze'nin kuzeyinde, geri kalanının ise güneydeki Han Yunus'ta olduğunu, diğer bölgelerdeki camilerin de bu savaşta zarar görmediği anlamına gelmediğini belirtti.

İsrail'in bombardımanı camilerin kutsallığını gözetmedi (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
İsrail'in bombardımanı camilerin kutsallığını gözetmedi (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

"İsrail saldırılarından Hristiyan tesisleri de zarar gördü" diyen Vakıflar Müsteşarı, İsrail ordusunun Baptist Kilisesi'ne (Protestanların tek kilisesi), Yunan Ortodoks Kilisesi'ne ve Latinlerin Kutsal Aile Kilisesi'ne saldırdığını belirtti.

Bazı saldırılar, kilisede çocuklarıyla birlikte dua eden sivillerin olduğu sırada gerçekleşmiş, bu da kiliselerinin bir kısmının yıkılmasına ve içeridekilerin ölmesine veya yaralanmasına yol açmış.

El-Agha, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ndeki tarihi camileri yıktığına ve bu camilerin dünyanın en eski kilise ve camilerinden bazılarını içeren bir bölgenin uzun geçmişine tanıklık ettiğine üzüntüyle dikkat çekiyor.

Fakat bu tarihi yapıların eski olması, onları geniş çaplı yıkımdan koruyamadı.

Kültürel miras niteliğinde dini yapılar

İsrail tarafından yıkılan önemli camilerden biri de Gazze'nin en eski, en köklü ve en büyük camisi olan Büyük Ömer Camii.

Bu caminin yaklaşık 5 bin metrekarelik bir alanı ve bin metrekareden fazla bir avlusu vardı.

Eski bir kilise olan bu yapı, Gazze Piskoposu Porphyrius tarafından Kraliçe Eudocia'nın finansmanıyla inşa edilmişti.

Seyyid Haşim Camii, Hz. Muhammed'in dedesi Haşim bin Abdümenaf'ın mezarına ev sahipliği yapıyor.

Bu mekan, Gazze şehriyle özdeşleşmiş ve Gazze Haşim olarak bilinir.

Gazze'nin tarihi ibadethaneleri arasında en güzellerinden biri olan bu cami, ortasında açık bir avlu ve çevresinde 4 sundurmadan oluşuyor, en büyüğü kıble sundurması.

Batı sundurmasına açılan odada ise türbe bulunuyor.

İsrail tarafından yıkılan Hristiyan anıtları arasında en dikkat çekici olanı, 5'inci yüzyılın başında inşa edilen Aziz Porphyrios Kilisesi.

Bu kilise, büyük duvarları ve mermer sütunlarıyla öne çıkıyor ve içinde Aziz Porphyrios'un mezarı yer alıyor.

Ayrıca 444 yılında inşa edilen Bizans Kilisesi de bölgenin en önemli anıtlarından biri olarak kabul edilir.

Bu kilise, eski Yunanca'da yazılmış 16 temel metni içeriyor ve Filistin'de inşa edilen ilk Hristiyan manastırı olan Hidr Türbesi'ni de barındırıyor.

Uluslararası hukuk açısından

El-Agha, ibadet yerlerinin savaş hukuku ve uluslararası anayasalarca korunan yerler olduğunu vurguladı.

Ayrıca, 1954 Lahey Sözleşmesi, Filistinliler ve İsrailliler tarafından imzalanmış olup, ibadet yerlerini savaşın yıkımından koruyor.

El-Agha'nın uluslararası teamüller hakkında yaptığı açıklamalar, kasıtlı olarak dini yapıların çatışma sırasında hedef alınmasının savaş suçu olduğunu belirten uluslararası insani hukuk metinleriyle örtüşüyor.

Bu durumun tek istisnası, bu yerlerin askeri amaçlar için kullanılması, ancak bu durumun olmadığı birden fazla yöntemle kanıtlandı.

İsrail'in cevabı

İsrail, ibadet yerlerinin yıkımını, Hamas'ın buraları askeri üs olarak kullandığını iddia ederek savunuyor.

İsrail ordusu sözcüsü Daniel Hagari, "Hamas liderleri ve üyeleri bu camilerde saklanıyor ve hareket, 100 caminin yakınına roket fırlatma platformları kurdu" dedi.

İsrail, Büyük Ömer Camii'ni bombaladı (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
İsrail, Büyük Ömer Camii'ni bombaladı (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

Hagari, sözlerine şunları ekledi:

Hamas militanları, ibadet yerlerini sığınak ve saldırı başlatma noktası olarak kullanıyor. Biz, hareketin askeri ve idari kapasitesini çözmek ve korunan yerlere zarar verme riskini azaltmak için uluslararası hukuka uygun hareket ediyoruz.

İsrail ordusunun uluslararası hukuka bağlılığından bahsetmesine rağmen, İsrail askerleri tarafından sosyal medyada paylaşılan videolarda, dini yerlerin kutsallığına saygı göstermedikleri ve yıkımı övdükleri görülüyor.

Videolardan birinde, yıkılmış bir minare önünde duran bir asker, üzerine İbranice "Tapınak iyi bir şekilde inşa edilecek" yazmış.

Hagari, bu konuda şunları söyledi:

Videodaki askerlerin gösterdiği davranış tehlikeli ve İsrail ordusunun değerleriyle uyumlu değil. Olayla ilgili soruşturma yürütüyoruz ve bu kişilere yönelik disiplin işlemleri hakkında karar verilecek. Böyle bir şeyin tekrarlanmaması için çalışıyoruz.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Irak, Ortadoğu savaşı nedeniyle 60 milyar dolarlık zarara uğradı

Bağdat’taki Şorca Pazarı, 13 Ekim 2026 (AFP)
Bağdat’taki Şorca Pazarı, 13 Ekim 2026 (AFP)
TT

Irak, Ortadoğu savaşı nedeniyle 60 milyar dolarlık zarara uğradı

Bağdat’taki Şorca Pazarı, 13 Ekim 2026 (AFP)
Bağdat’taki Şorca Pazarı, 13 Ekim 2026 (AFP)

Irak, Ortadoğu savaşının başlaması ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin aksaması nedeniyle petrol gelirlerinde yaşanan sert düşüşün ardından yaklaşık 60 milyar dolar kayba uğradı. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, bu açıklamayı Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin yaptı.

Şubat ayında savaşın başlamasından bu yana ekonomik kriz yaşayan Irak’ın, gelirlerinin yüzde 90’ını karşılayan petrol ihracatı birkaç ay boyunca ciddi ölçüde geriledi. Bu durum hükümeti iç borçlanmaya yönelmek zorunda bıraktı. Tüketim mallarının fiyatları yükselirken ülkenin döviz rezervleri yaklaşık 20 milyar dolar azaldı.

Hüseyin, perşembe akşamı Roma’da İtalyan mevkidaşıyla yaptığı görüşmede, “Irak, ABD ile İran arasında yaşanan son savaş sırasında yaklaşık 60 milyar dolar zarara uğradı” dedi. Açıklama, Hüseyin'in ofisinden yapılan duyuruda yer aldı.

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyesi Irak, savaş öncesinde günde yaklaşık 4 milyon varil petrol üretiyor, bunun yaklaşık 3,5 milyon varilini ihraç ediyordu. Petrol ihracatının büyük bölümü ülkenin güneyinden Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştiriliyordu.

dfvgyju
Irak’tan gelen ve Suriye’deki Baniyas Petrol Terminali’ne doğru yol alan petrol tankerleri, 14 Mayıs 2026 (Reuters)

Ancak savaşın başlamasından bu yana İran, küresel enerji arzı açısından kritik öneme sahip bu boğazdaki deniz trafiğini kısıtladı. Bu durum, depolama tanklarının dolması üzerine Irak’ı petrol sahalarının büyük bölümünde üretimi durdurmak zorunda bıraktı. Irak ayrıca, Suriye üzerinden tankerlerle sınırlı miktarda petrol ihraç etmeye, Türkiye’ye ise boru hattı aracılığıyla petrol göndermeye yöneldi.

Irak’ın petrol ihracatında yaşanan sert düşüşün ardından ihracat son dönemde yeniden artış gösterdi. Petrol Bakanlığı’nın verilerine göre, 1-21 Eylül döneminde günlük 2,6 milyon varile ulaştı.

Uluslararası Para Fonu (IMF) bu hafta yaptığı açıklamada, Irak’ın savaş nedeniyle ulaşımda yaşanan aksamalardan en fazla etkilenen ülkeler arasında yer aldığını belirtti.

Ekonomik krizin derinleşmesi üzerine Irak Merkez Bankası geçen hafta, üç yılı aşkın sürenin ardından ilk kez doların resmî döviz kurunu yükseltti.

dvfh

Irak, ithalatı finanse etmek, dinarın istikrarını sağlamak ve kamu çalışanları ile emeklilerin maaşlarını ödemek için büyük ölçüde petrol satışlarından elde ettiği döviz gelirlerine bağımlı. Kamu çalışanları ve emekliler, nüfusu 46 milyonu aşan ülke halkının yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor.

Irak yönetimi, ekonomik kaynaklarını çeşitlendirmeyi ve petrol dışı gelirlerin toplam gelirler içindeki payını 2037 yılına kadar yüzde 10’dan yüzde 45’e çıkarmayı hedefliyor.


Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
TT

Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)

Fas, işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan öğrencilerle normal işiten öğrencileri aynı sınıflarda buluşturan, mesleki ve sosyal entegrasyonu hedefleyen benzeri görülmemiş bir üniversiteyi hayata geçirerek eğitim alanında yeni bir model başlattı.

Bu adım, beşerî sermayenin yeniden şekillendirilmesi, bilimsel mükemmeliyetin geliştirilmesi ve sağlık alanında inovasyonun teşvik edilmesi çerçevesinde atıldı. Klinik tedavileri, teknolojik eğitimi ve mesleki formasyonu bir araya getiren yeni bir akademik modelin önünü açan girişim, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte 2030 Dünya Kupası gibi büyük uluslararası organizasyonlara hazırlandığı bir dönemde gerçekleşiyor. Bu organizasyonlar, farklı ihtiyaçlara sahip ziyaretçilerin ağırlanması konusunda ülkeye önemli sorumluluklar yüklüyor.

Tıp, teknoloji ve mesleki eğitimi buluşturan akademik model

Lalla Esma Üniversitesi, yaklaşık 3 bin 500 öğrenciyi ağırlayacak şekilde tasarlanan dört ana okuldan oluşuyor. Üniversite bünyesinde, mesleki eğitim sertifikasından temel yeterliliklere ve yüksek lisans derecesine kadar uzanan, işitme bilimleri alanında tamamen ücretsiz bir eğitim programı sunulacak.

Eğitim kurumunun bünyesinde, konuşma ve dil terapisi, klinik psikoloji ve bilişsel davranışların uygulamalı analizi alanlarında eğitim veren İşitme Bilimleri, İletişim ve Klinik Sinir Bilimleri Okulu da bulunuyor. Ayrıca kulak burun boğaz cerrahlarına ileri düzey koklear implant cerrahisi alanında uzmanlık diplomaları verilecek.

İşaret Dili, Sözlü Çeviri ve Erişilebilirlik Okulu ise kapsayıcı medya ve özel eğitim alanlarında uzmanlar yetiştirecek. Sistemin diğer bileşenlerini, yapay zekâ ve dijital sanat tasarımına odaklanan Kapsayıcı Teknolojiler Okulu ile mutfak sanatları, pastacılık ve çikolata üretimi alanlarında eğitim veren Kapsayıcı Meslekler Okulu oluşturacak.

Paris, Chicago, Leuven ve Montpellier’deki kurumlarla uluslararası iş birlikleri

Üniversitenin bilimsel yönetimi ve araştırma faaliyetleri, geniş bir uluslararası akademik ve hastane iş birliği ağına dayanıyor.

Bu iş birliklerinin başında, Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan ve Avrupa’nın işitme ile konuşma alanındaki ilk uzmanlaşmış merkezlerinden biri olarak tanımlanan Reconnect Üniversite Hastanesi Enstitüsü ile kurulan stratejik ortaklık geliyor. Institut Pasteur’ü ve Paris Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı üç hastaneyi —Necker Çocuk Hastanesi, Pitié-Salpêtrière Hastanesi ve Lariboisière Hastanesi— bir araya getiren bu ortaklık sayesinde sağırlığın gen tedavisi ile çocuk ve yetişkin işitme sağlığı alanlarındaki ileri araştırmaların aktarılması hedefleniyor.

İş birliği ağı, Batı dünyasında faaliyetlerini sürdüren en eski tıp fakültesinin mirasını taşıyan Fransa’daki Montpellier Üniversitesi’nin yanı sıra Audiocampus ve Cochlear Academy kurumlarını da kapsıyor. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bu ortaklıklarla koklear implant alanındaki uzmanlık eğitiminin aktarılması amaçlanıyor.

Belçika ile imzalanan niyet mektubu da uluslararası iş birliklerinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Leuven Katolik Üniversitesi, Léonard de Vinci Yüksekokulu ve Fransızca konuşulan Belçika’nın ilk koklear implant merkezi olan Saint-Luc Üniversite Klinikleri arasındaki iş birliği, koklear implant uygulamalarına ilişkin Fransızca klinik eğitimin güçlendirilmesini hedefliyor.

Chicago’daki bir Amerikan akademik kurumuyla yapılan ortaklık ise uygulamalı davranış analizi alanında bilimsel uzmanlık sağlanmasını öngörüyor.

Uluslararası ortaklıklar, Muhammed V Üniversitesi ve Fas Ulusal Radyo ve Televizyon Şirketi ile yürütülen yerel iş birlikleriyle tamamlanıyor. Bu çalışmalarla kapsayıcı mesleki ve medya alanlarında yeni kariyer yollarının oluşturulması amaçlanıyor.

İnovasyonu destekleyen 7 bilimsel ve uygulamalı laboratuvar

Uluslararası iş birliklerini, üniversite kampüsünde kurulacak yedi gelişmiş bilimsel ve uygulamalı laboratuvar tamamlıyor.

Bunlar arasında, işaret dilleriyle iletişim kurmayı öğrenen insansı robotların ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yönelik inovasyon laboratuvarı öne çıkıyor. Kamu yayıncılığı kurumunun desteğiyle donatılan hareket laboratuvarında ise dijital görüntüleme, sanal karakter üretimi ve eğitsel video içeriklerinin hazırlanması üzerinde çalışılacak.

Üniversite bünyesinde ayrıca girişimciliğe, beceri geliştirmeye ve iş kurma süreçlerine odaklanan bir iş geliştirme merkezi bulunacak. Anatomi laboratuvarları ile ileri işitme testlerinin gerçekleştirileceği birimler de karmaşık cerrahi işlemlerin simüle edilmesine ve yardımcı işitme cihazlarının gerçek uygulama öncesinde ayarlanmasına imkân sağlayacak.

Erişilebilirlik hedefi ve uluslararası organizasyonlara hazırlık

Kapsayıcı üniversitenin hedefleri yalnızca akademik eğitimle sınırlı kalmıyor. Kurum, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte düzenleyeceği 2030 FIFA Dünya Kupası öncesinde ülkenin organizasyon kapasitesini geliştirmeyi amaçlayan stratejik bir rol de üstleniyor.

Üniversitenin 2027 yılına kadar Fas’ın farklı bölgelerinden ve yurt dışından öğrencilere kapılarını açması planlanıyor. Kurum, otelcilik, ulaşım, bankacılık ve spor tesisleri gibi sektörlerde çalışacak profesyonelleri ve karşılama personelini eğiterek işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan ziyaretçilerle doğrudan iletişim kurabilecek uzmanlar yetiştirmeyi hedefliyor.

Bu yaklaşım, eğitim altyapısını kamu hizmetlerinin, stadyumların ve diğer tesislerin erişilebilirliğini artıracak önemli bir araca dönüştürüyor. Böylece Fas’ın, yaklaşan uluslararası organizasyonlarda beklenen küresel erişilebilirlik standartlarına uygun biçimde insan kaynağını geliştirmesi amaçlanıyor.


İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
TT

İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)

İsrail, yerel tüccarlarla Hamas arasında vergiler konusunda yaşandığını belirttiği anlaşmazlık nedeniyle Gazze Şeridi’ne ticari ürün girişinin durduğunu açıkladı. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bu durum, halkın yardımlara bağımlı olduğu bölgede gıda ve diğer temel ihtiyaç maddelerinin önemli bir tedarik kanalını kesintiye uğrattı.

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki insani yardım işlerini denetleyen askerî birimi olan COGAT (Bölgelerdeki Hükümet Faaliyetlerini Koordinasyon Birimi), çarşamba günü yayımladığı açıklamada, Gazze’deki tüccarların ticari ürünlerin girişine ilişkin koordinasyonu durdurma kararı aldığını bildirdi.

COGAT, Gazze’deki tüccarların bu kararı, Hamas’ın bölgeye giren her kamyon için 10 bin İsrail şekeli (3 bin 220 dolar) tutarında ücret talep etmesine ve Gazze’deki toplam satışlarının yüzde 30’unun nakit olarak yapılmasını istemesine tepki olarak aldıklarını kendilerine ilettiklerini belirtti.

Hamas ise daha sonra 10 bin şekellik ödemenin, Gazze’deki varlıklı kişilerin ihtiyaç sahiplerine, özellikle dul kadınlara ve yetimlere destek sağlamak amacıyla oluşturulan ulusal fona gönüllü katkılarından oluştuğunu açıkladı. Hareket ayrıca, savaşın harap ettiği bölgede ciddi nakit sıkıntısı yaşandığını öne sürerek, nakit ödemelerin teşvik edildiğini bildirdi.

Üç yıldır devam eden savaş, tekrarlanan zorunlu yerinden edilmeler ve İsrail’in insani yardım sevkiyatına yönelik sıkı kısıtlamaları nedeniyle Gazze halkının büyük bölümü yardımlara bağımlı durumda.

Küresel açlık izleme kuruluşlarından biri, temmuz ayında yaptığı uyarıda Gazze nüfusunun üçte ikisinden fazlasının yıl sonuna kadar akut açlıkla karşı karşıya kalabileceğini bildirmişti. Yaklaşık 2 milyon kişinin yaşadığı Gazze Şeridi’nde halkın çoğu geçici barınaklarda hayatını sürdürüyor.

Gazze Özel Taşımacılık Birliği Başkanı Nahid Şehber, dün İsrail’den ticari ürün taşıyan hiçbir kamyonun Gazze’ye girmediğini söyledi. Ancak İsrail’in kontrolündeki bir sınır kapısından insani yardım taşıyan kamyonların yanı sıra Mısır’dan ticari ürün getiren araçların da giriş yaptığını belirtti.

COGAT, Gazze’deki tüccarların koordinasyonu durdurma kararının, bölgeye giren insani yardım ve ticari ürün taşıyan kamyonların toplam sayısını günlük yaklaşık 300’e düşürebileceğini bildirdi. Bu sayı, mevcut toplamın yarısına karşılık geliyor.

Diplomatlar, Gazze’ye günlük giren kamyon sayısının normalde de 600’ün oldukça altında olduğunu belirtiyor. Şehber ise gerçek sayının yaklaşık 300 olduğunu ve bunların üçte ikisinin ticari ürün taşıdığını ifade etti.

ABD arabuluculuğunda varılan anlaşma uyarınca İsrail’in Gazze’ye günde en az 600 insani yardım kamyonunun girişine izin vermesi gerekiyor. Bununla birlikte İsrail, yükümlülüğünün yalnızca 600 kamyonun girişine izin vermek olduğunu savunuyor ve ticari ürünlerin insani yardımları tamamlayıcı nitelik taşıdığını belirtiyor.