Husiler Batı'nın tehditlerine ve Çin'in endişelerine rağmen saldırılarını sürdürüyor

Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde iki saldırı girişimi bildirildi.

Husilerin saldırılarına karşı operasyonlar gelişmiş araçlar ve radar cihazları ile sürdürülüyor. (AP)
Husilerin saldırılarına karşı operasyonlar gelişmiş araçlar ve radar cihazları ile sürdürülüyor. (AP)
TT

Husiler Batı'nın tehditlerine ve Çin'in endişelerine rağmen saldırılarını sürdürüyor

Husilerin saldırılarına karşı operasyonlar gelişmiş araçlar ve radar cihazları ile sürdürülüyor. (AP)
Husilerin saldırılarına karşı operasyonlar gelişmiş araçlar ve radar cihazları ile sürdürülüyor. (AP)

Washington, Londra ve müttefikleri olan yönetimler, Husilerin kargo gemilerine yönelik tehditlerine karşı harekete geçti. Bir İngiliz heyetinin ABD’li bir yetkilinin açıklamalarına dayandırdığı haberinde dün, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde, kargo gemilerini hedef alan iki füzenin yok edilmesinden saatler sonra iki yeni saldırının gerçekleştiğini bildirdi.

Washington tek başına yaklaşık yedi saldırı gerçekleştirdikten sonra ABD ve İngiltere'nin pazartesi ve salı gecesi, Yemen'in dört vilayetindeki sekiz Husi hedefine 18 ortak saldırılarının ardından gerçekleşen iki yeni saldırı sonucunda herhangi bir hasar olduğuna dair bir teyit gelmedi.

Çin, Kızıldeniz'deki gerginliklerden derin endişe duyduğunu ifade etti. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Wang Wenbin dün düzenlediği basın toplantısında, Çin'in ilgili tüm taraflarla yakın temas halinde olduğunu ve durumu sakinleştirmek için olumlu çaba sarf ettiğini söyledi. AP’nin haberine göre Wang açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Çin, sivil gemilere yönelik taciz ve saldırılara son verilmesi çağrısında bulunuyor ve ilgili tüm tarafları bölgedeki ateşi körüklemekten kaçınmaya ve Kızıldeniz'deki güzergahın emniyetini ve güvenliğini ortaklaşa sağlamaya çağırıyor.

Reuters, Danimarkalı nakliye şirketi Maersk'in, Babü’l Mendeb Boğazı'ndan kuzeye doğru geçen ABD bayrağını taşıyan iki geminin, yakınlarda patlamalar gördükten sonra geri döndüğünü söylediğini aktardı. Maersk, iki geminin yakınlarda patlamalar gördüğünü bildirdiğini ve onlara eşlik eden ABD Donanması gemisinin çok sayıda bombayı imha ettiğini bildirdi. Ayrıca herhangi bir can kaybı ya da hasar meydana gelmediğini ve ABD Donanması'nın Aden Körfezi'ne dönüşleri sırasında kendilerine eşlik ettiğini kaydetti.

cdfv
ABD ve İngiltere, Husiler saldırıları durdurana kadar operasyonlara devam edeceğini vurguladı. (EPA)

ABD verilerine göre Husiler, 19 Kasım'dan bu yana Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki kargo gemilerine 31 saldırı düzenledi. Bunların arasında Galaxy Leader isimli tankeri ele geçirip mürettebatını da esir alması vardı.

Husilerin, Gazze'deki Filistinlileri desteklemek için İsrail'e bağlı gemilerin Kızıldeniz ve Arap Denizleri'nde seyretmesini engellediği iddia edilen deniz taşımacılığındaki gerginlik, Yemen limanlarına yapılan nakliye ve sigorta maliyetlerinin artmasının ardından Yemen'deki yaşam koşullarını daha da kötüleştirdi. Bu aynı zamanda büyük denizcilik şirketlerinin, Süveyş Kanalı'nı kullanmaktan kaçınmalarına da neden oldu.

Washington, ABD-İngiliz saldırısının başlatılmasından yalnızca 26 saat sonra, Husi grubuna karşı 12 Ocak'tan bu yana fırlatılmaya hazır iki füzeyi hedef alan dokuzuncu saldırıyı gerçekleştirdi.

ABD Merkez Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, dün yerel saat ile yaklaşık 2.30'da güney Kızıldeniz’deki gemileri hedef alan ve fırlatılmaya hazır olan iki Husi füzesine saldırı gerçekleştirildi. Açıklamada, ABD güçlerinin iki füzeyi Yemen'de Husilerin kontrolünde olan bölgelerde tespit ederek bunların bölgedeki ticari gemiler ve ABD Donanması gemilerine yakın bir tehdit oluşturduğuna karar verdiği ve meşru müdafaa amacıyla füzeleri imha ettiği belirtildi. ABD kuvvetlerinden yapılan açıklamada "Bu önlem, seyrüsefer özgürlüğünü koruyacak ve uluslararası suları ABD Donanması gemileri ve ticari gemileri için daha güvenli hale getirecek" denildi. Salı günü Husiler, Aden Körfezi'nde bir Amerikan askeri kargo gemisini füzelerle hedef aldıklarını iddia ederken, ABD ordusu bu haberi yalanladı.

Diğer yandan İngiliz Deniz Ticareti Operasyonları kurumu dün, Yemen kıyısı açıklarında, muhtemelen arkalarında Husilerin olduğu iki yeni olay hakkında iki rapor aldığını bildirdi. Kurum, Aden'in 45 deniz mili güneyinde bir kaza raporu aldıklarını ve yetkililerin olayı araştırdığını, Yemen'in Mokha limanının 50 deniz mili güneyinde, bir geminin sağ tarafından yaklaşık 100 metre uzakta bir patlama bildirdiği olayla ilgili de bir rapor aldığını, mürettebatının iyi olduğunu, hasar ve yaralanan olmadığını bildirdi.

dfvb
Husiler, İran'ın İsrail ve ABD’ye karşı açtığı ‘direniş ekseninin’ parçası olduklarını iddia ediyor. (EPA)

Daha önce Washington'ın müttefikleriyle yaptığı ortak açıklamada, İngiltere'nin de katıldığı yeni operasyonların Husilerin Kızıldeniz ve çevredeki deniz güzergahlarından geçen gemilere yönelik pervasız ve yasa dışı saldırılarına yanıt olarak geldiği belirtilmişti. Husilerin uluslararası ticarete ve dünyanın dört bir yanındaki masum denizcilere yönelik saldırılarını sürdürme kabiliyetini sekteye uğratmak, sınırlamak ve gerilimi önleme amacıyla Birleşmiş Milletler Anlaşması’na göre meşru müdafaa hakkı gereğince Avustralya, Bahreyn, Kanada, Hollanda ve Yeni Zelanda tarafından, Yemen'in Husi kontrolündeki bölgelerindeki 8 hedefe yönelik bireysel ve toplu olarak gerçekleştirdiği saldırılara ABD ve İngiliz güçleri tarafından destek verildiği, Husilerin kasım ayı ortasından bu yana ticari ve askeri gemilere yönelik gerçekleştirdiği 31 saldırının, uluslararası deniz taşımacılığına bağlı tüm ülkeler için tehdit oluşturduğu belirtilmişti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Bu saldırıları kınıyor ve durdurulmasını talep ediyoruz. Ayrıca Husilere bu saldırıları gerçekleştirmeleri için silah sağlayanların Güvenlik Konseyi'nin (2216) sayılı kararını ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini de belirtiyoruz. Devam eden Husi saldırılarına 22 Ocak'ta verilen uluslararası tepki, karada seyrüsefer hak ve özgürlüklerini koruma ve denizcileri hukuka aykırı ve haksız saldırılardan koruma konusundaki ortak kararlılığımızı ortaya koydu.

Meşruiyete karşı artan saldırılar

Yemen askeri medyasında yer alan haberlere göre, Husilerin Kızıldeniz ve Umman Denizleri'ndeki nakliye gemilerine karşı saldırıları bununla sınırlı kalmadı. El-Beyda'dan Şebva'ya yönelik geniş çaplı saldırılarıyla meşru sınırlara da sıçradı ancak bu saldırılar püskürtüldü. İran destekli Husi grup, saha saldırılarının yanı sıra birisi Mokha Havalimanı'na, diğeri ise uluslararası Marib Havalimanı'na olmak üzere iki sivil uçağın inişini engelledi.

Resmi basında çıkan haberlere göre Dışişleri ve Yabancılar İşleri Bakanı Ahmed bin Mübarek dün Riyad'da Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg ile Birleşmiş Milletler öncülüğünde yürütülen barış çabaları üzerine Yemen'deki son gelişmeler ve Kızıldeniz’deki gerginliğin yansımalarını görüştü.

Saba haber ajansı, Bakan Mübarek'in, Yemen'deki Husi terörist milislerinin tırmanışına, özellikle de Ma'rib'e giden Birleşmiş Milletler uçaklarını ve Sudan Limanı'ndan Mokha'ya mahsur kalanları taşımak için gelen uçakları hedef alma tehditlerine, bunun Ma'rib'deki kuruluşların çalışmalarına ve Yemen'de kötüleşen insani duruma yansımalarına değindiğini aktardı.

Yemen Dışişleri Bakanı, ülkesinin hükümetinin Birleşmiş Milletler'in Yemen'de barışı sağlama çabalarına verdiği desteği yineledi. Özellikle de 2216 sayılı Güvenlik Konseyi Kararı'na göre, ‘uluslararası toplumun, şiddet ve terörizmi bölgesel ve uluslararası güvenlik ve barışı baltalama yaklaşımı olarak benimseyen Husi milisleriyle ciddi bir şekilde mücadele etmeyi yeniden düşünmesi gerektiğini’ vurguladı.

rmyum
Husiler daha fazla savaşçıyı harekete geçirmek için ABD saldırılarından yararlandı. (AP)

Riyad'daki bir başka toplantıda hükümet medyası, Mübarek'in ABD'nin Yemen Büyükelçisi Stephen Fagin ile ‘terörist Husi milislerinin Kızıldeniz'deki seyir güvenliği ve emniyetine yönelik tehdidiyle ilgili gelişmeleri’ görüştüğünü bildirdi. Resmi Suud medyasında yer alan haberlere göre Yemenli Bakan şu açıklamada bulundu:

Terörist Husi milislerin gerçekleştirdiği terör eylemleri, Kızıldeniz limanlarına gelen ticari sevkiyatların azalmasına, nakliye ve sigorta maliyetlerinin artmasına ve gıda tedariki sıkıntısı tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına neden oldu ve bu da halkın acısını artırdı. Yemenliler ve Yemen'deki insani krizi daha da kötüleştiriyor.

İran Dışişleri Bakanı salı günü ülkesinin Washington'ı Husilere yönelik saldırı tehlikesi konusunda uyardığını belirtirken, Yemen hükümeti Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki saldırıların İran'dan gelen silahlar ve uzmanlar kullanılarak gerçekleştirildiğini söylüyor. Buna ek olarak, Financial Times gazetesi dün ABD’li yetkililerin, ABD'nin Çin'den, Kızıldeniz'de ticari gemilere saldıran Husileri durdurması için Tahran'a baskı yapmasını istediğini söylediğini aktardı. Ancak Pekin'den çok az yardım aldı. Haberde, ABD'nin son üç ay içinde konuyu üst düzey Çinli yetkililerle defalarca gündeme getirdiği belirtildi.

6um
Husi korsanların el koyduğu Galaxy Leader gemisi ile BM Hadide Komisyonu üyeleri. (X)

Gazete, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ve yardımcısı John Viner'ın bu ay Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Uluslararası Departmanı başkanı Liu Jianzhou ile Washington'da yaptıkları toplantılarda konuyu konuştuklarını aktardı.

Haberde, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın da konuyu geçen hafta Pekin’de Çinli mevkidaşı ile gündeme getirdiği ve ABD'li yetkililerin, Çin'in Husileri dizginlemesi için İran'a herhangi bir baskı uyguladığına dair çok az gösterge olduğuna inandıkları belirtildi.

Uluslararası sularda yaşanan Husi gerginliği ile Amerikan ve İngiliz operasyonlarının başlamasından bu yana 15 Husi militanı öldürüldü, 6'sı da yaralandı. Grubun açıklamasına göre, 31 Aralık'ta Kızıldeniz'in güneyinde bir kargo gemisini kaçırmaya çalışırken 10 unsuru öldürülmüştü.

Husilerin gemi taşımacılığına yönelik tehditlerinin ardından Washington, geçen ay Yemen karasularındaki kargo gemilerini korumak için çok uluslu bir koalisyon kurulduğunu duyurdu ve Husileri terörist listelerine aldı.



Şam’da kadın polis enstitüsü açıldı… Muhalif subaya albay rütbesi verildi

Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Şam’da kadın polis enstitüsü açıldı… Muhalif subaya albay rütbesi verildi

Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab, Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışını gerçekleştirdi. Bu adımın, kadınların polis ve güvenlik alanındaki rolünü güçlendirmeyi ve farklı uzmanlık alanlarında daha geniş katılımını sağlamayı hedeflediği belirtildi.

Enstitünün açılışına paralel olarak Suriye İçişleri Bakanlığı, “el-Anud” lakabıyla bilinen ve daha önce rejimden ayrılan subay Yüsra Diyab el-Kata’na’nın albay rütbesine terfi ettirildiğini duyurdu. Kata’na’nın kökeninin Dera kırsalındaki el-Lecat bölgesine dayandığı ve Suriye devriminin ilk dönemlerinde eski rejim ordusundan ayrıldığını açıklayan ilk subaylar arasında yer aldığı ifade edildi.

İçişleri Bakanı Enes Hattab, cumartesi günü açılışta yaptığı konuşmada, enstitünün donatılması ve eğitim programlarının hazırlanmasının yaklaşık bir yıl süren yoğun bir çalışma sonucunda tamamlandığını söyledi. Hattab, bu süreçte uzman bir ekibin modern polislik gereksinimlerine uygun bir eğitim ortamı oluşturmak ve kursiyerler için öğrenme ile mesleki eğitim imkânlarını sağlamak amacıyla büyük çaba harcadığını belirtti.

gth
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü yöneticileri İçişleri Bakanı’nı karşılarken (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan, enstitünün güvenlik alanında görev alacak kadın kadroların yetiştirilmesi ve eğitilmesi için uzmanlaşmış bir merkez olacağını vurguladı. Ayrıca kursiyerlere görevlerini etkin ve yetkin biçimde yerine getirebilmeleri için gerekli bilgi, disiplin ve mesleki becerilerin kazandırılacağını ifade etti.

Hattab, İçişleri Bakanlığı’nın “kurtuluştan” sonraki ilk günden itibaren kadınların güvenlik ve polislik çalışmalarına ile toplumsal hizmetlere katılımını güçlendirmeyi görev edindiğini belirterek, bunun kadınların haklarını ve mahremiyetini koruyacak şekilde, toplumsal değerler ve mesleki standartlarla uyumlu biçimde yürütüleceğini söyledi.

gh
Albay rütbesine terfi ettirilen muhalif subay Yüsra Diyab el-Kata’na (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan ayrıca, halkının yanında yer almayı seçen, özgürlük ve adalet değerlerini destekleyerek eski rejimden ayrılan kadın subayları memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Bu subayların bugün kuruma katılmasının kurumun deneyimine önemli katkı sağladığını ve ülke çıkarlarını ve topluma hizmeti her şeyin üzerinde tutan herkese kapı açan ulusal bir sürecin somut göstergesi olduğunu ifade etti.

Enstitü Müdürü Tuğgeneral Hüda Mahmud Sercavi ise enstitünün kurulmasının, polislik çalışmalarını geliştirmeyi ve mevcut dönemin ihtiyaçlarıyla uyumlu şekilde modernize etmeyi amaçlayan ulusal bir vizyonun parçası olduğunu söyledi. Sercavi, enstitünün çeşitli toplumsal meselelerle başa çıkabilecek kadın polis kadrolarının yetiştirilmesi için uzmanlaşmış bir eğitim platformu olacağını kaydetti.

vfgbh
Kadın Polis Enstitüsü Müdürü Tuğgeneral Hüda Mahmud Sercavi (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Sercavi ayrıca enstitünün, devletin kadınların yeteneklerine ve toplumun korunması ile istikrarın güçlendirilmesindeki rollerine duyduğu inancı yansıtan kurumsal bir model oluşturma yolunda önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Açılış törenine çok sayıda güvenlik ve idari yetkili katıldı. Etkinliğin, polis kurumlarının geliştirilmesi ve en yüksek mesleki standartlara göre eğitilmiş kadın kadrolarla güçlendirilmesi çabalarının bir parçası olduğu ifade edildi. Bu adımın güvenlik sisteminin desteklenmesine ve topluma hizmetin güçlendirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

İçişleri Bakanı ayrıca enstitünün çeşitli bölümlerinde incelemelerde bulundu. Ziyaret sırasında eğitim ve hazırlık salonları ile yönetim ofisleri ve idari birimler gezildi.

67ı
İçişleri Bakanı Enes Hattab ile birlikte Kadın Polis Enstitüsü’nde inceleme yapan bazı Suriye güvenlik yetkilileri (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan, enstitü yöneticilerinden uygulanan eğitim programları ile kursiyerlerin polislik görevine hazırlanması ve eğitilmesine ilişkin mekanizmalar hakkında bilgi aldı. Tuğgeneral Sercavi de enstitüde yürütülecek çalışma planları hakkında kapsamlı bir sunum yaptı.

Enstitünün, kursiyerleri polis ve hukuk bilimleri ile saha becerilerini kapsayan uzmanlaşmış eğitim programları aracılığıyla yetiştirmeyi hedeflediği belirtildi. Ayrıca kadın polis varlığının gerekli olduğu toplumsal meselelerle başa çıkmaya yönelik yöntemler konusunda da eğitim verileceği ifade edildi.


Batı Şeria’da İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu aynı aileden dört kişi hayatını kaybetti

Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
TT

Batı Şeria’da İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu aynı aileden dört kişi hayatını kaybetti

Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde bir Filistinli erkek, eşi ve iki küçük çocuğunun bugün İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu hayatını kaybettiğini açıkladı.

Filistin Kızılayı da ekiplerinin, Tubas’ın güneyindeki Tamun beldesinde İsrail güçlerinin ateş açtığı bir araçtan iki yetişkin ile iki çocuğun cansız bedenlerini çıkardığını bildirdi.

İsrail ordusu ise AFP’ye olaya ilişkin haberleri soruşturduğunu açıkladı.

Ramallah merkezli Filistin Sağlık Bakanlığı yaptığı açıklamada, ‘Tamun’da açılan ateş sonucu aynı aileden dört şehidin Tubas’taki Türk Devlet Hastanesi’ne ulaştığını’ belirtti.

Açıklamada hastaneye 37 yaşındaki bir erkek, 35 yaşındaki bir kadın ile 5 ve 7 yaşlarında iki çocuğun cenazelerinin getirildiği, hepsinin kurşun yaraları bulunduğu ifade edildi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise çiftin diğer iki çocuğunun, 8 ve 11 yaşlarında olduklarını ve kurşun parçalarıyla yaralandıklarını aktardı. Ajans, İsrail güçlerinin bugün erken saatlerde ailenin bulunduğu araca ateş açtığını bildirdi.

İsrail, Batı Şeria’yı 1967 yılından bu yana işgal altında tutuyor. Bölgede şiddet, 7 Ekim 2023’te başlayan Gazze savaşından bu yana artış gösterdi.

Yerleşimci şiddeti de artış gösterdi. Özellikle İsrail tarihinin en sağcı hükümetlerinden biri olarak nitelendirilen mevcut hükümetin, yerleşim faaliyetlerini hızlandırmasıyla bu artış dikkat çekti. Hükümetin 2025 yılında 54 yeni yerleşim biriminin inşasına onay verdiği, bunun da rekor bir sayı olduğu belirtildi.

Gazze Şeridi’nde 10 Ekim’den bu yana yürürlükte olan ateşkes anlaşmasına rağmen şiddetin seviyesi düşmedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Gazze savaşının başlamasından bu yana Batı Şeria’da bazıları savaşçı olmak üzere bin 45’ten fazla Filistinli, İsrail askerleri veya yerleşimciler tarafından öldürüldü.

Aynı dönemde resmi İsrail verilerine göre, Filistin saldırılarında ya da İsrail askeri operasyonları sırasında aralarında siviller ve askerlerin de bulunduğu en az 45 İsrailli hayatını kaybetti.


El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
TT

El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.

Irak’ta Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Ebu Hüseyin el-Hamidavi’nin akıbetine ilişkin çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Bazı kaynaklar, dün sabaha karşı Bağdat’ın Kerade semtinde örgüte ait bir evi hedef alan saldırıda Hamidavi’nin öldürüldüğünü ileri sürerken, bazıları ise saldırıdan kurtulduğunu belirtti. Olayın ardından sosyal medyada paylaşılan bir videoda, Hamidavi olduğu düşünülen bir kişinin başından yaralandığı görüldü. Peki yıllardır ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak anılan bu isim kim?

Eski Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis tarafından kurulan Ketaib Hizbullah, Irak’ta önemli bir nüfuza sahip. 2021 yılında Bağdat Havalimanı yakınlarında düzenlenen ABD saldırısında öldürülen el-Mühendis’in kurduğu örgüt, hem Haşdi Şabi içindeki ana silahlı yapılardan birini oluşturması hem de Irak’taki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırılardaki rolüyle dikkat çekiyor. Buna karşın örgütün önde gelen isimleri, medyada görünmemeleri ve üst düzey kadrolar için uygulanan sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle uzun süredir büyük bir gizlilik ve belirsizlik perdesiyle çevrili bulunuyor.

İran’ın gizemli adamı

Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi’nin adı, son yıllarda Irak’ta meydana gelen birçok olayla ilişkilendiriliyor. ‘Ebu Hüseyin’ lakabıyla bilinen bu isim hakkında dolaşan bilgilerin çoğu ise kişiliğine dair kesin bir tablo ortaya koymuyor. Babası Muhsin el-Hamidavi’ye ait olduğu belirtilen fotoğraflar zaman zaman dolaşıma girse de, Ebu Hüseyin’in görüntüsü yıllardır medyada yer almıyor.

frgbth
Bağdat’ta, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Hamidavi hakkında paylaşılan bilgilere göre 1971 yılında Bağdat’ta doğdu. Ailesinin Irak’ın güneyindeki Meysan vilayetinden geldiği, 1950’li ya da 1960’lı yıllarda başkent Bağdat’a göç etmiş olabileceği belirtiliyor.

Bazı rapor ve analizler ise Hamidavi’nin örgüt içinde etkili bir aileye mensup olduğunu öne sürüyor. Buna göre oğlu Zeyd el-Hamidavi’nin, örgütün X platformu üzerinden yayımlanan açıklamalarını paylaşan ve ‘Ebu Ali el-Askeri’ adıyla bilinen hesabı yöneten kişi olduğu düşünülüyor. Kardeşlerinin de silahlı grupta üst düzey görevlerde bulunduğu ifade ediliyor.

Haşdi Şabi’ye yakın kaynaklar, Hamidavi’nin son derece güçlü bir güvenlik hassasiyetine sahip olduğunu belirtiyor. Bu kaynaklara göre Hamidavi cep telefonu veya elektronik cihazları doğrudan kullanmıyor; yalnızca güvendiği yardımcıları aracılığıyla iletişim kuruyor. Hareketlerini ise genellikle çok dar bir çevre dışında kimse bilmiyor.

gtrhbtg
4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde düzenlenen bir hava saldırısında öldürülen Ketaib Hizbullah üyesi için Bağdat’ta düzenlenen cenaze töreninden (AFP)

Hamidavi hakkındaki gizemli tabloya rağmen, birçok çevrede ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak nitelendiriliyor. Yıllardır yürüttüğü askeri faaliyetler de onu ABD’nin hedef listesine sokmuş durumda. ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamidavi’yi Şubat 2020’de ‘özel olarak belirlenmiş küresel terörist’ (SDGT) olarak listeye aldı. Bu kararın, Washington tarafından 2009’dan bu yana terör örgütü olarak sınıflandırılan Ketaib Hizbullah’ın liderliğindeki rolü nedeniyle alındığı belirtiliyor.

Ketaib Hizbullah’ın sicili

Ketaib Hizbullah ve lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi, 2019 yılında Irak’ta düzenlenen protesto hareketlerine katılan bazı gruplar tarafından, bazı aktivistlere yönelik cinayet ve suikastlara karışmakla suçlanıyor.

Örgütün, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ile Amerikan güçlerinin bulunduğu bölgeler ve askeri kamplara yönelik çok sayıda saldırının arkasında olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Bazı Şii çevreler ise Ketaib Hizbullah’ı İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) talimatlarına bağlı hareket eden en güçlü Iraklı silahlı gruplardan biri olarak nitelendiriyor.

ABD Hazine Bakanlığı Kasım 2023’te Iraklı silahlı grupların bazı liderlerini hedef alan ek yaptırımlar uyguladı ve örgütün bir numaralı sorumlusu olarak görülen Hamidavi’ye yönelik kısıtlamaların sürdüğünü duyurdu.

Benzer bir adım Ocak 2024’te de atıldı. Bu kapsamda örgüt mensupları arasında yer alan kişiler yaptırım listesine alındı. Listede Hamidavi’nin kardeşi Ukad el-Hamidavi de yer aldı. Söz konusu kişilerin, örgüte lojistik destek sağlamak ve operasyonel faaliyetlerin yürütülmesini kolaylaştırmakla suçlandığı belirtildi.