Husiler Batı'nın tehditlerine ve Çin'in endişelerine rağmen saldırılarını sürdürüyor

Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde iki saldırı girişimi bildirildi.

Husilerin saldırılarına karşı operasyonlar gelişmiş araçlar ve radar cihazları ile sürdürülüyor. (AP)
Husilerin saldırılarına karşı operasyonlar gelişmiş araçlar ve radar cihazları ile sürdürülüyor. (AP)
TT

Husiler Batı'nın tehditlerine ve Çin'in endişelerine rağmen saldırılarını sürdürüyor

Husilerin saldırılarına karşı operasyonlar gelişmiş araçlar ve radar cihazları ile sürdürülüyor. (AP)
Husilerin saldırılarına karşı operasyonlar gelişmiş araçlar ve radar cihazları ile sürdürülüyor. (AP)

Washington, Londra ve müttefikleri olan yönetimler, Husilerin kargo gemilerine yönelik tehditlerine karşı harekete geçti. Bir İngiliz heyetinin ABD’li bir yetkilinin açıklamalarına dayandırdığı haberinde dün, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde, kargo gemilerini hedef alan iki füzenin yok edilmesinden saatler sonra iki yeni saldırının gerçekleştiğini bildirdi.

Washington tek başına yaklaşık yedi saldırı gerçekleştirdikten sonra ABD ve İngiltere'nin pazartesi ve salı gecesi, Yemen'in dört vilayetindeki sekiz Husi hedefine 18 ortak saldırılarının ardından gerçekleşen iki yeni saldırı sonucunda herhangi bir hasar olduğuna dair bir teyit gelmedi.

Çin, Kızıldeniz'deki gerginliklerden derin endişe duyduğunu ifade etti. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Wang Wenbin dün düzenlediği basın toplantısında, Çin'in ilgili tüm taraflarla yakın temas halinde olduğunu ve durumu sakinleştirmek için olumlu çaba sarf ettiğini söyledi. AP’nin haberine göre Wang açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Çin, sivil gemilere yönelik taciz ve saldırılara son verilmesi çağrısında bulunuyor ve ilgili tüm tarafları bölgedeki ateşi körüklemekten kaçınmaya ve Kızıldeniz'deki güzergahın emniyetini ve güvenliğini ortaklaşa sağlamaya çağırıyor.

Reuters, Danimarkalı nakliye şirketi Maersk'in, Babü’l Mendeb Boğazı'ndan kuzeye doğru geçen ABD bayrağını taşıyan iki geminin, yakınlarda patlamalar gördükten sonra geri döndüğünü söylediğini aktardı. Maersk, iki geminin yakınlarda patlamalar gördüğünü bildirdiğini ve onlara eşlik eden ABD Donanması gemisinin çok sayıda bombayı imha ettiğini bildirdi. Ayrıca herhangi bir can kaybı ya da hasar meydana gelmediğini ve ABD Donanması'nın Aden Körfezi'ne dönüşleri sırasında kendilerine eşlik ettiğini kaydetti.

cdfv
ABD ve İngiltere, Husiler saldırıları durdurana kadar operasyonlara devam edeceğini vurguladı. (EPA)

ABD verilerine göre Husiler, 19 Kasım'dan bu yana Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki kargo gemilerine 31 saldırı düzenledi. Bunların arasında Galaxy Leader isimli tankeri ele geçirip mürettebatını da esir alması vardı.

Husilerin, Gazze'deki Filistinlileri desteklemek için İsrail'e bağlı gemilerin Kızıldeniz ve Arap Denizleri'nde seyretmesini engellediği iddia edilen deniz taşımacılığındaki gerginlik, Yemen limanlarına yapılan nakliye ve sigorta maliyetlerinin artmasının ardından Yemen'deki yaşam koşullarını daha da kötüleştirdi. Bu aynı zamanda büyük denizcilik şirketlerinin, Süveyş Kanalı'nı kullanmaktan kaçınmalarına da neden oldu.

Washington, ABD-İngiliz saldırısının başlatılmasından yalnızca 26 saat sonra, Husi grubuna karşı 12 Ocak'tan bu yana fırlatılmaya hazır iki füzeyi hedef alan dokuzuncu saldırıyı gerçekleştirdi.

ABD Merkez Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, dün yerel saat ile yaklaşık 2.30'da güney Kızıldeniz’deki gemileri hedef alan ve fırlatılmaya hazır olan iki Husi füzesine saldırı gerçekleştirildi. Açıklamada, ABD güçlerinin iki füzeyi Yemen'de Husilerin kontrolünde olan bölgelerde tespit ederek bunların bölgedeki ticari gemiler ve ABD Donanması gemilerine yakın bir tehdit oluşturduğuna karar verdiği ve meşru müdafaa amacıyla füzeleri imha ettiği belirtildi. ABD kuvvetlerinden yapılan açıklamada "Bu önlem, seyrüsefer özgürlüğünü koruyacak ve uluslararası suları ABD Donanması gemileri ve ticari gemileri için daha güvenli hale getirecek" denildi. Salı günü Husiler, Aden Körfezi'nde bir Amerikan askeri kargo gemisini füzelerle hedef aldıklarını iddia ederken, ABD ordusu bu haberi yalanladı.

Diğer yandan İngiliz Deniz Ticareti Operasyonları kurumu dün, Yemen kıyısı açıklarında, muhtemelen arkalarında Husilerin olduğu iki yeni olay hakkında iki rapor aldığını bildirdi. Kurum, Aden'in 45 deniz mili güneyinde bir kaza raporu aldıklarını ve yetkililerin olayı araştırdığını, Yemen'in Mokha limanının 50 deniz mili güneyinde, bir geminin sağ tarafından yaklaşık 100 metre uzakta bir patlama bildirdiği olayla ilgili de bir rapor aldığını, mürettebatının iyi olduğunu, hasar ve yaralanan olmadığını bildirdi.

dfvb
Husiler, İran'ın İsrail ve ABD’ye karşı açtığı ‘direniş ekseninin’ parçası olduklarını iddia ediyor. (EPA)

Daha önce Washington'ın müttefikleriyle yaptığı ortak açıklamada, İngiltere'nin de katıldığı yeni operasyonların Husilerin Kızıldeniz ve çevredeki deniz güzergahlarından geçen gemilere yönelik pervasız ve yasa dışı saldırılarına yanıt olarak geldiği belirtilmişti. Husilerin uluslararası ticarete ve dünyanın dört bir yanındaki masum denizcilere yönelik saldırılarını sürdürme kabiliyetini sekteye uğratmak, sınırlamak ve gerilimi önleme amacıyla Birleşmiş Milletler Anlaşması’na göre meşru müdafaa hakkı gereğince Avustralya, Bahreyn, Kanada, Hollanda ve Yeni Zelanda tarafından, Yemen'in Husi kontrolündeki bölgelerindeki 8 hedefe yönelik bireysel ve toplu olarak gerçekleştirdiği saldırılara ABD ve İngiliz güçleri tarafından destek verildiği, Husilerin kasım ayı ortasından bu yana ticari ve askeri gemilere yönelik gerçekleştirdiği 31 saldırının, uluslararası deniz taşımacılığına bağlı tüm ülkeler için tehdit oluşturduğu belirtilmişti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Bu saldırıları kınıyor ve durdurulmasını talep ediyoruz. Ayrıca Husilere bu saldırıları gerçekleştirmeleri için silah sağlayanların Güvenlik Konseyi'nin (2216) sayılı kararını ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini de belirtiyoruz. Devam eden Husi saldırılarına 22 Ocak'ta verilen uluslararası tepki, karada seyrüsefer hak ve özgürlüklerini koruma ve denizcileri hukuka aykırı ve haksız saldırılardan koruma konusundaki ortak kararlılığımızı ortaya koydu.

Meşruiyete karşı artan saldırılar

Yemen askeri medyasında yer alan haberlere göre, Husilerin Kızıldeniz ve Umman Denizleri'ndeki nakliye gemilerine karşı saldırıları bununla sınırlı kalmadı. El-Beyda'dan Şebva'ya yönelik geniş çaplı saldırılarıyla meşru sınırlara da sıçradı ancak bu saldırılar püskürtüldü. İran destekli Husi grup, saha saldırılarının yanı sıra birisi Mokha Havalimanı'na, diğeri ise uluslararası Marib Havalimanı'na olmak üzere iki sivil uçağın inişini engelledi.

Resmi basında çıkan haberlere göre Dışişleri ve Yabancılar İşleri Bakanı Ahmed bin Mübarek dün Riyad'da Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg ile Birleşmiş Milletler öncülüğünde yürütülen barış çabaları üzerine Yemen'deki son gelişmeler ve Kızıldeniz’deki gerginliğin yansımalarını görüştü.

Saba haber ajansı, Bakan Mübarek'in, Yemen'deki Husi terörist milislerinin tırmanışına, özellikle de Ma'rib'e giden Birleşmiş Milletler uçaklarını ve Sudan Limanı'ndan Mokha'ya mahsur kalanları taşımak için gelen uçakları hedef alma tehditlerine, bunun Ma'rib'deki kuruluşların çalışmalarına ve Yemen'de kötüleşen insani duruma yansımalarına değindiğini aktardı.

Yemen Dışişleri Bakanı, ülkesinin hükümetinin Birleşmiş Milletler'in Yemen'de barışı sağlama çabalarına verdiği desteği yineledi. Özellikle de 2216 sayılı Güvenlik Konseyi Kararı'na göre, ‘uluslararası toplumun, şiddet ve terörizmi bölgesel ve uluslararası güvenlik ve barışı baltalama yaklaşımı olarak benimseyen Husi milisleriyle ciddi bir şekilde mücadele etmeyi yeniden düşünmesi gerektiğini’ vurguladı.

rmyum
Husiler daha fazla savaşçıyı harekete geçirmek için ABD saldırılarından yararlandı. (AP)

Riyad'daki bir başka toplantıda hükümet medyası, Mübarek'in ABD'nin Yemen Büyükelçisi Stephen Fagin ile ‘terörist Husi milislerinin Kızıldeniz'deki seyir güvenliği ve emniyetine yönelik tehdidiyle ilgili gelişmeleri’ görüştüğünü bildirdi. Resmi Suud medyasında yer alan haberlere göre Yemenli Bakan şu açıklamada bulundu:

Terörist Husi milislerin gerçekleştirdiği terör eylemleri, Kızıldeniz limanlarına gelen ticari sevkiyatların azalmasına, nakliye ve sigorta maliyetlerinin artmasına ve gıda tedariki sıkıntısı tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına neden oldu ve bu da halkın acısını artırdı. Yemenliler ve Yemen'deki insani krizi daha da kötüleştiriyor.

İran Dışişleri Bakanı salı günü ülkesinin Washington'ı Husilere yönelik saldırı tehlikesi konusunda uyardığını belirtirken, Yemen hükümeti Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki saldırıların İran'dan gelen silahlar ve uzmanlar kullanılarak gerçekleştirildiğini söylüyor. Buna ek olarak, Financial Times gazetesi dün ABD’li yetkililerin, ABD'nin Çin'den, Kızıldeniz'de ticari gemilere saldıran Husileri durdurması için Tahran'a baskı yapmasını istediğini söylediğini aktardı. Ancak Pekin'den çok az yardım aldı. Haberde, ABD'nin son üç ay içinde konuyu üst düzey Çinli yetkililerle defalarca gündeme getirdiği belirtildi.

6um
Husi korsanların el koyduğu Galaxy Leader gemisi ile BM Hadide Komisyonu üyeleri. (X)

Gazete, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ve yardımcısı John Viner'ın bu ay Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Uluslararası Departmanı başkanı Liu Jianzhou ile Washington'da yaptıkları toplantılarda konuyu konuştuklarını aktardı.

Haberde, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın da konuyu geçen hafta Pekin’de Çinli mevkidaşı ile gündeme getirdiği ve ABD'li yetkililerin, Çin'in Husileri dizginlemesi için İran'a herhangi bir baskı uyguladığına dair çok az gösterge olduğuna inandıkları belirtildi.

Uluslararası sularda yaşanan Husi gerginliği ile Amerikan ve İngiliz operasyonlarının başlamasından bu yana 15 Husi militanı öldürüldü, 6'sı da yaralandı. Grubun açıklamasına göre, 31 Aralık'ta Kızıldeniz'in güneyinde bir kargo gemisini kaçırmaya çalışırken 10 unsuru öldürülmüştü.

Husilerin gemi taşımacılığına yönelik tehditlerinin ardından Washington, geçen ay Yemen karasularındaki kargo gemilerini korumak için çok uluslu bir koalisyon kurulduğunu duyurdu ve Husileri terörist listelerine aldı.



Irak, İHA’ların DEAŞ militanlarının kaçmasına neden olabileceğinden endişe ediyor

Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)
Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)
TT

Irak, İHA’ların DEAŞ militanlarının kaçmasına neden olabileceğinden endişe ediyor

Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)
Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)

Irak Adalet Bakanlığı dün, Bağdat Havalimanı yakınlarındaki Ebu Gureyb Hapishanesi'nde tutulan DEAŞ üyelerinin, Amerikan danışmanlarının bulunduğu Victoria üssünün füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alınması sonucu kaçma olasılığı konusunda uyarıda bulundu.

Şarku’l Avsat'a konuşan bir güvenlik kaynağı, DEAŞ liderlerinin ve mahkumların her bombalamada "Allahu Ekber" diye bağırarak, tıpkı 2013'te olduğu gibi kaçmayı umduklarını açıkladı. Kaynak, "El-Zeytun" istasyonuna yapılan bombalı saldırının ardından cezaevinin elektriğinin kesildiğini de vurguladı.

Öte yandan, Irak Petrol Bakanlığı, Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve güneyden yapılan petrol ihracatının tamamen durması nedeniyle Erbil'den, Türkiye'nin Ceyhan limanı üzerinden petrol ihracatına yeniden başlamasını istediğini doğruladı. Ancak Erbil bunu reddetti ve bakanlığın "ihracatla ilgisiz" olarak nitelendirdiği şartlar öne sürdü. Kürt bir yetkili, en önemli talepler arasında silahlı grupların bölgeye yönelik saldırılarının durdurulması ve Bağdat'ın bütçesini kısmasının ardından (2014-2018) bölgenin inşa ettiği boru hattıyla ilgili borçların ödenmesi için mali tazminat sağlanmasının yer aldığını belirtti.


Lübnan ile İsrail arasında “doğrudan müzakereler” olasılığı azaldı

Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)
TT

Lübnan ile İsrail arasında “doğrudan müzakereler” olasılığı azaldı

Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)

Lübnan ile İsrail arasında önümüzdeki çarşamba günü, Fransa tarafından sunulan ve bir ‘saldırmazlık anlaşmasına’ dönüşebileceği düşünülen plan çerçevesinde doğrudan müzakerelerin başlayabileceğine dair haberlerin gelmesine rağmen İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, önümüzdeki günlerde herhangi bir müzakere planlanmadığını açıkladı. Fransa Dışişleri Bakanlığı ise herhangi bir girişimleri olmadığını belirtti.

Tel Aviv'deki siyasi kaynaklar, Sa'ar'ın sözlerinin geleneksel bir manevra biçimi olduğunu belirterek Hizbullah, saldırılarını durdurmadan İsrail'in müzakerelere başlamayacağına işaret ettiler. İsrail basını, müzakerelerin Lübnan'ın İsrail'i tanıması karşılığında İsrail'in Lübnan topraklarının bütünlüğünü tanımasını içeren bir ‘siyasi bildiri’ üzerine yürütüleceğini, savaşın durdurulması ve İsrail'in kademeli çekilmesiyle başlayıp anlaşmanın imzalanmasıyla tam çekilmeye varacak şekilde düzenleneceğini ve önerinin Fransız hükümeti tarafından hazırlandığını bildirmişti.

Öte yandan Hizbullah, başkent Beyrut’un bazı bölgelerini güvenlik bölgelerine dönüştürerek bölge sakinlerine kendi şartlarını dayatıyor. Son olarak işyeri sahiplerine, okullara ve inşaat komitelerine güvenlik kameralarını tamamen kapatmalarını, internet bağlantısını kesmelerini ve hatta elektriklerini keserek kameraların tamamen çalışmaz hale getirilmesini emretti.

Hizbullah, bu talebin nedenlerini açıklamamış olsa da bu durum hem suç ve hırsızlıkların önlenmesi hem de Hizbullah üyelerinin yerleşim bölgelerine sızarak bu bölgeleri İsrail saldırılarına daha fazla maruz bırakması açısından birçok güvenlik endişesini beraberinde getirdi.


Hizbullah, Beyrut’un güvenlik zaaflarını ortaya çıkardı ve gözetleme kameralarının kaldırılması talimatı verdi

Bu ay içinde Beyrut’un Burc Hammud bölgesinde bir apartman dairesini hedef alan İsrail saldırısının izleri (Reuters)
Bu ay içinde Beyrut’un Burc Hammud bölgesinde bir apartman dairesini hedef alan İsrail saldırısının izleri (Reuters)
TT

Hizbullah, Beyrut’un güvenlik zaaflarını ortaya çıkardı ve gözetleme kameralarının kaldırılması talimatı verdi

Bu ay içinde Beyrut’un Burc Hammud bölgesinde bir apartman dairesini hedef alan İsrail saldırısının izleri (Reuters)
Bu ay içinde Beyrut’un Burc Hammud bölgesinde bir apartman dairesini hedef alan İsrail saldırısının izleri (Reuters)

Hizbullah, başkent Beyrut’un bazı bölgelerini güvenlik bölgelerine dönüştürdü ve bu alanlarda yaşayanlara kendi şartlarını dayatmaya başladı. Son olarak örgütün, Basta el-Fevka, Basta et-Tahta ve Nuveyri hattındaki mahallelerde, ayrıca bu bölgelerden Hendek el-Gamik ve el-Başura’ya kadar uzanan ara sokaklarda bulunan ticari işletmeler, okullar ve apartman yönetimlerine talimat gönderdiği bildirildi. Söz konusu talimatta, güvenlik kameralarının tamamen kapatılması, internet ağından çıkarılması ve nihayetinde elektriğinin kesilerek tamamen çalışamaz hale getirilmesi istendiği ifade edildi.

Güvenlik sorunu ve suçların yaygınlaşması

Hizbullah’ın bu talebinin gerekçeleri açıklanmazken, söz konusu adımın güvenlik güçlerinin suçla mücadele kapasitesi üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor. Üst düzey bir güvenlik kaynağı, yaşananların ciddi bir güvenlik sorunu yaratacağını belirterek, suçların yaklaşık yüzde 90’ının ‘kameraların tespiti ve bir sokaktan diğerine yapılan takip sayesinde ortaya çıkarıldığını’ söyledi. Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Kameralara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Özellikle de yoğun yerinden edilme hareketleri ve sokak ile mahallelerde yaşanan olaylar nedeniyle güvenlik durumunun zorlaştığı bu dönemde” dedi. Aynı kaynak, bazı olaylarda savaş silahlarının da kullanıldığını ve buna bağlı olarak suç oranlarında artış ihtimali bulunduğunu belirterek, “Kameraların kapatılması ve devre dışı bırakılması kaçınılmaz olarak suçun yayılmasına yol açacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail’in saldırılarına ilişkin endişeler

Beyrut Menarti Derneği Başkanı Avukat Mervan Selam da Hizbullah’ın tutumuna ilişkin endişelerini dile getirdi. Selam, Beyrut sakinlerinden kendisine ulaşan başvurularda, Hizbullah’a bağlı güvenlik unsurlarının bazı dükkân ve bina sahiplerinden ‘güvenlik kameralarını sökmelerini ya da kapatıp internet ağından ayırmalarını’ istediğinin aktarıldığını söyledi.

sdvd
İsrail’in düzenlediği ve Hamas hareketinden bir liderin ölümüne yol açan hava saldırısının ardından Sayda’daki bir binadan duman yükseliyor. (EPA)

İsrail’in, Hizbullah yöneticilerini apartman daireleri ve mahallelerde hedef alarak takip ettiği bir dönemde, söz konusu uygulamanın bölge sakinlerinde kaygı yarattığını belirten Selam, “Mahalle halkı, bu önlemlerin Hizbullah yetkilileri ve mensuplarına bölgelerinde serbest hareket alanı sağlayacağından ve bunun da İsrail hava saldırılarıyla hedef alınma riskini artıracağından endişe ediyor” dedi. Selam, bu adımın özellikle kuyumcular, döviz büroları ve süpermarket gibi ticari işletmeler arasında ciddi bir tedirginliğe yol açtığını belirterek, “İşletme sahipleri, kameraların devre dışı kalmasını fırsat bilen çetelerin hırsızlık ve soygun girişiminde bulunmasından korkuyor” ifadesini kullandı. Aynı kaygının, binalara girip çıkanları bu kameralar aracılığıyla takip eden apartman yönetimleri için de geçerli olduğunu vurgulayan Selam, bilinmeyen kişilerin binalara sızması ve bunun güvenlik riskleri doğurması ihtimaline dikkat çekti.

Selam, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Vatandaşların endişelerini İçişleri ve Belediyeler Bakanı Ahmed el-Haccar’a ilettik. Kendisi konunun yakından takip edildiğini, ayrıca Lübnan İç Güvenlik Kuvvetleri bünyesindeki Bilgi Şubesi ve Lübnan Ordusu İstihbarat Müdürlüğü ile de sürecin izlendiğini bildirdi. Olayın gerçek boyutunun ortaya çıkarılması ve sorumluların belirlenmesi için derhal soruşturma başlatılmasını talep ettik” dedi.

Hizbullah’ın hareket özgürlüğü

Hizbullah’ın bu adımı atmasının arkasında birden fazla neden olabileceği belirtiliyor. Bilgi teknolojileri ve iletişim alanında uzman Amir et-Tabaş, Lübnan piyasasında yaygın olarak kullanılan birçok gözetim ekipmanının teknik olarak siber saldırılara açık olduğunu söyledi. Tabaş, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, buna güvenlik kameraları ve bunlara bağlı kayıt cihazlarının (NVR) da dahil olduğunu belirterek, “Bu kameralar yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; yüksek hassasiyetli lenslere sahip olmalarının yanı sıra, ses kaydı yapabilen mikrofonlar da içeriyor” dedi. Tabaş’a göre, ‘düşman bir tarafın’ -özellikle İsrail’in- bu cihazlara sızması durumunda, söz konusu sistemler bulundukları sokaklarda veya kapsama alanı içindeki yerlerde olup biteni doğrudan ses ve görüntüyle aktaran bir araca dönüşebilir. Bu da kameraların fiilen hareketleri izlemek için kullanılabilecek bir gözetim aracına dönüşmesi anlamına geliyor.

sdvds
İki yerinden edilmiş kişi, Beyrut’taki bir mülteci kampına sünger yatak taşıyor. (EPA)

Tabaş, meselenin aynı zamanda sahadaki bilgilerin doğrulanmasıyla da ilgili olduğunu belirterek, “Örneğin hedef alınma ihtimali bulunan bir konvoyun geçtiği durumda, sokaklardaki çeşitli gözetim araçları aracılığıyla bunun askeri varlığı doğrulanabilir” dedi. Ona göre, yalnızca o noktadan geçen kişiler bile hedefin kimliğinin tespit edilmesine katkı sağlayabilir.

Tabaş, yüzün gizli olduğu durumlarda yüz tanıma teknolojisinin kullanılamayacağını, ancak başka yöntemlere başvurulabileceğini ifade etti. Bunlar arasında ‘kişinin konuşmasının kameralarca kaydedilmesi durumunda ses izi analizi, vücut hareketlerinin ve beden yapısının incelenmesi ile kimliğin doğrulanmasına yardımcı olabilecek çeşitli teknik göstergeler’ bulunuyor. Tabaş ayrıca sokaklardaki güvenlik kameralarının ‘canlı yayın (live feed)’ sağlayabildiğini ve bu sayede izlenen kişilerin hareketlerinin anbean takip edilebildiğini belirterek, bunun aynı anda bölge üzerinde uçan insansız hava araçlarıyla (İHA) eş zamanlı kullanılabileceğine dikkat çekti. Ona göre İHA’lar havadan görüntüleme ve gözetleme imkânı sunarken, sokak ve dar mahallelerdeki kameralar çok daha ayrıntılı bir izleme imkânı sağlayabiliyor.

fdvfd
Lübnan Dağı’nın Armon bölgesinde bir apartmanın vurulduğu yerin yakınında bulunan yerinden edilmiş kişiler (AFP)

Söz konusu tedbirler, 7 Mayıs 2008 Beyrut Olayları olarak bilinen olayları da hatırlatıyor. Bu olayların patlak vermesinin nedenlerinden biri, o dönem Lübnan hükümetinin Hizbullah’a ait özel telekomünikasyon ağıyla ilgili aldığı ve örgütün müdahale edilmesini reddettiği karardı. Aynı dönemde hükümetin, İçişleri Bakanlığı aracılığıyla Beyrut’ta görece yüksek gözetim kapasitesine sahip güvenlik kameraları kurmayı planlaması da gerilimi artıran bir diğer unsur olmuştu. Tabaş, bu adımların Hizbullah tarafından hareket alanını izlemeye yönelik bir girişim olarak değerlendirildiğini belirterek, bunun sonucunda Beyrut’un askeri olarak ele geçirilmesine yol açan gelişmelerin yaşandığını ifade etti. Tabaş ayrıca, Hizbullah’ın eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın, 2024 yılında yaşanan son savaşın ilk haftasında akıllı telefonların kapatılması çağrısı yaptığını hatırlattı. Nasrallah’ın o dönemde akıllı telefonların düşman tarafından izleme ve takip faaliyetlerinde kullanılabilecek bir araca dönüşebileceği uyarısında bulunduğunu ve görüntü çekimi ile kamera kullanımına karşı da uyarı yaptığını belirtti.